arkadaşlar sayfa 96 ve sonrası

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde angel_tuce tarafından paylaşıldı.

  1. angel_tuce

    angel_tuce Üye

    Katılım:
    8 Mart 2009
    Mesajlar:
    55
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0

    96 ve sonrasını düzenli bir şekilde eklerseniz sevinirim şimdiden tşk ederim:eek:
  2. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    96 -104 Arası..


    3, COŞKU VE HEYECANı DILE GETIREN METINLER (ŞiiR) VE MENSUR ŞiiR
    Hazırlık
    ı. Verilen dörtlük bir resimle ifade edilebilir. Verilen dörtlükte yapılan betim*lemeler, okuyucunun zihninde canlanan bir görüntüye sahiptir. Bu nedenle Servet*i Fünün Döneminde "resim gibi şiir yazma" anlayışı oldukça hakimdir.
    2. Bir dönemde yazılan şiirlerin kendilerinden önceki dönemlere ait şiir şekille*rinden farklı olması, birtakım yeni. edebi türlerin şiire girdiğinin bir göstergesidir .


    İnceleme
    1.Şiirin ritmi aruz ölçüsüyle sağlanmıştır. Ayrıca şiirdeki ses benzerlikleriyle de ahenge yardımcı bir söyleyiş oluşturulmuştur.
    2. Verilen bendin söyleyişine dikkat edilirse, şiirin başlığında olduğu gibi yağ*murun yağış sesi ve ritmi verilmeye çalışılmıştır.
    3. Şiir başta ve sonda birer bent ve arada beyitlerin yer aldığı bir yapıya sahip*tir. Tevfik Fikret bu şiirinde klasik divan şiiri kalıplarını kırmış, söyleyiş ile tema arasında bir yapı meydana getirmiştir.

    4. a Şiirdeki bentler ve beyitler şiirin birimleridir. Birimlerde günümüz Türkçesiyle kısmında da verildiği gibi yağmurun yağışı ve yağmur yaşarken şai*rin izlenimleri dile getirilmiştir .
    . b. Birimlerde anlatılanlar şiirin temasını farklı yönlerden işleyerek bir bü*tün oluşturmaktadır.
    5. a Şiirin başında ve sonunda bent,Lida Dai Dai Hua Jiao Nang bentler arasında ise beyitlerin kullanıl*ması, yağmurun yağışı da düşünülürse, önce hafiften başlayan (ı.bent), daha son*ra hızlanan (beyitler) ve yine bitmeden önce yavaşlayan (sonuncu bent) yağmur sahnesi canlandınlmaya çalışılmıştır.
    b. Şiirin yapısıyla temasıarasındaki ilişkiyi resmediniz.
    1.ETKiNLIK
    ı. Grup: Ahmet Muhip Dıranas'ın Yağmur adlı şiirinin teması, Fikret'in şiirin*de olduğu gibi "yağmur"dur. Tema şairin duyuşuna göre anlatılmıştır.
    2. Grup: Hay-Kay, Japon şiirine ait özel bir nazım şeklidir. İşlenen tema ise yi*ne yağmurdur.
    Bu durum temanın evrensel bir özellik taşıdığını gösterir.
    6. Şiirin temasıyla devrin siyasi ve sosyal gerçekliğiyle bir ili~kisi yoktur. Çün*kü Servet-i Fünun sanatçıları toplumsal konu ve sorunlardan uzak durmuş, birey*sel kanunlara yönelmişlerdir.
    7. Tanzimat Dönemi sanatçılarında görülen toplumsal sorumluluk duygusu, Servet-i Fünun sanatçılarında yoktur. Bu nedenle işlenen temalar Tanzimat Döne*minde toplumsal, Servet-i Fünun Dönemlerinde bireyseldir.
    2.ETKINLIK
    Teması yağmur olan bir yazı yazınız.
    8. Verilen beyitlerde doğal dil, şiİr dilinin birtakım benzetme, mecaz ve sanatla*rıyla kullanılmıştır. Bu durum beyitlerde şiir dilinin ağır bastığını göstermektedir. 9. Şiirdeki bentler ile iki, dört, altı, yedi ve sekizinci beyitlerde anjambman var*dır. Bu durum şiir dilinin nesir (düz yazı) diline yaklaştığını gösterir.
    10. Yağmur şiirinde anlatılanlar, Servet-i Fünun sanatçılarının resim gibi şiir yazma anlayışlarına uygun olduğu için resimle ifade edilebilir. Şiir bu yönüyle parnasizm akımına uymaktadır. Şiirin her birimi birer sahne niteliği taşıdığı için şiirin tamamı parnasizm akımına örnektir.

    PARNASİZM
    Fransa'da şiir türünde ortaya çıkmış bir akımdır. Şiirdeki gerçekçilik diyebile*ceğimiz pamasizm, bir anlamda realizmle natüralizmin şiirdeki sentezinden oluş*muştur. 1886'da "Pamas" adlı derginin yayınlanmasıyla ortaya çıkmıştır (Pamas:
    Mitolojide ilham perilerinin yaşadığına inanılan efsanevi dağın adı).
    Pamasyenler şiiri salt biçim olarak görürler. Bu nedenle biçim güzelliğini her şeyin üstünde tutarlar. Yine aynı nedenlerle ölçü ve uyağa çok önem vermişler, ritmi ön plana çıkarmışlardır. Sözcüklerin birarada kullanılmasından doğacak mü*ziği de şiir için gerekli görmüşlerdir. Pamasizm, rom an tizm e tepki olarak doğdu*ğu için bu akımda duygunun yerini düşünceler almış, pamasyenler şiirde ayrıntılı ve nesnel betimlemelere yer vermişler, duygusallığı reddetmişlerdir.
    Şiiri, ışık, gölge, renk ve çizgilerle sağlamayı düşünürler.
    "Sanat, sanat içindir" görüşünde olan pamasyenler şiirde yarar değil, güzellik ararlar.
    Tarihteki mutIu dönemlere duyulan özlem, yabancı ülkelerin manzara ve gele*nekleri işlenen konulardır.
    Pamasyenler Eski Yunan ve Altın mitolojisine büyük hayranlık duyarlar. Do*layısıyla ele alınan bazı konular klasisizmle benzerlikler taşır.
    Başhca temsilcileri:
    Th. Gautier


    T.D. Banville François Coppee J.Maria de Heredia
    SEMBOLİZM (SiMGECİLİK)
    19.yüzyılın ikinci yarısında pamasizme tepki olarak ortaya çıkmış bir akımdır.
    Pamasyenler insan duygularına, izlenimlere önem vermiyorlardı. Onlar için önemli olan gerçekti, düşüncelerdi.Sembolistler bu anlayışa karşı çıkmış, duygu*sallığa, insanın iç dünyasına yönelmişlerdir. Onlara göre somut varlıklar, dış dün*ya ile insanın duyuları arasında köprü kurmaya yarayan birer simgedir. Çünkü dış gerçek ancak insanın algılayış biçimiyle var olur. Yani insan onu nasıl algılıyorsa öyle değerlendirilir. Sembolistier, semboller aracılığıyla dış çevrenin insan üze*rindeki etkilerini ve izlenimlerini anlatmışlardır.
    Şiiri sessiz bir şarkı olarak tanımlamışlar ve müziği şiirin amacı durumuna ge*tirmişlerdir. Onlara göre şiir düşüncelere değil duygulara seslenmelidir; çünkü şi*ir bir şeyanlatmak için yazılmaz.
    Şiirde anlam kapalı olmalıdır ve herkes kendince yorum getirebilmelidir. Söz-

    cüğün anlam değerinden çok müzikal değeri önemlidir. Anlam kapanıklığı ve farklı çağrışımlar yaratabilme amacı, bol bol mecaz ve istiarelerin kullanılmasına yol açmış, dolayısıyla dil de ağırlaşmıştır.
    Gerçeklerden kaçma, hayale sığınma, çirkinlikleri hayal yardımıyla güzelleş*tirme, bunlara bağlı olarak ortaya çıkan karamsarlık, sembolizmin en belirgin özelliklerindendir.
    Durgun sular, ay ışığı, alacakaranlık, tan ağartısı, perdede gezinen gölgeler ve ölüm başlıca temalarıdır. Lirizm, bu anlayışın en önemli ögesi durumundadır.
    Pamasyenlerin genellikle "sone" nazım biçimini kullanmalarına karşın, sem*bolist1er daha çok serbest nazım biçimlerine yönelmişlerdir.
    Başhes temsilcileri.:
    Baudelaire Rimbaud
    Mallarme Verlaine Puşkin
    1 ı. Yağmur şiirinde tabiat, yağmurun yağmaya başlaması, sokakların durumu, gökyüzününaldığı haJ ile hayvanların hali göz önüne serilerek anlatılmıştır.
    12. Verilen mısradaki "yaslı şarkılar" (nevha-ger mağme-söz) ifadesi gerçek anlamı dışında kullanılmıştır. Çünkü "yaslı" sözcüğü insan için kullanılırken bu dizede şarkı için kullanılmıştır.
    Şiirde ayrıca "çekingen darbeler, ağlaşan seller, can çekişen dalgalanmalar, so*ğuk gölge, sönen heyula, hayalet, solgun, tükenmiş kadın, hazin kuşlar, ruhumun kulağı, soğuk bir sessizlik, heves dolu damlalar" gibi birçok ifade gerçek anlamı dışında kullanılmıştır.
    13. Verilen imgeler Tanzimat Döneminden farklı olarak Servet-i Fünun şairle*rinin yeni ve eski kalıplarından çok farklı imge ve tamlama bulma arzularının yan*sımasıdır.
    14. a.
    "muhteriz darbeler" ~ teşhis (kişiselleştirme)
    "Sokaklarda seyl-abeler ağlaşır" ~ teşhis (kişiselleştirme)
    "gfiş-ı ruhum" ~ teşhis
    "sükun u tanin" ~ tezat
    b. Söz sanatları Yağmur şiirinin ahengini ve söyleyişini yansıtmakta birer araç olarak kullanılmıştır.

    15. Yağmur şiirindeki beyitler ile bentler divan şiiri ve Tanzimat şiiri gelene*ğiyle ilişkilidir. Şiirde hem eski hem de yeni unsurlar bir arada kullanılmıştır. Şi*irdeki tema, şairin duyuş ve gözlemlerini yansıtacak şekilde işlenmiştir.
    16. Yağmur şiiri bireysel duyguların dile getirildiği bir şiir olması dolayısıyla döneminin sosyal şartlarından uzak bir şiirdir. Kültürel anlamda ise ancak Servet*i Fünunun şiir anlayışıyla ilişkilendirilebilir.
    17. Yağmur şiirinde anlatılanların herkeste aynı duygu ve ruh halini yansıtma*nı beklenemez. Şiirde anlatılanlar Fikret'in ruh halini yansıtmaktadır. Bu durum, edebi eserlerin çok anlamlılığıyla ilgilidir.
    18. Yağmur şiirindeki, yağmura atfedilen ifadeler ve yağmurun şairin zihninde yarattıkları hayal unsurları, "yağmur"un kendisi ise bir gerçeklik unsuru olarak yorumlanabilir.
    19. Şiirde anlatılan olaylar, yaşananlar, şairin yani anlatıcının gözlem, duygu ve ruh halini yanısıttığı için ona özeldir. Bu da olaylar ile anlatıcı arasında sıkı bir ili*şiki olduğunun göstergesidir.
    3.ETKINLIK
    Şiirin günümüz Türkçesi bölümünde verilen hali bir düz yazı metni gibi düşü*nülürse, şiirdeki anlamın değil, ahengin, duygu halinin ve şiirin okuyucu üzerin*deki etkisinin kaybolduğu görülmektedir.
    20. Tevfik Fikret
    (24 Aralık 1867, İstanbul - 19 Ağustos 1915), 1888'de Galatasaray Lisesi'ni bi*tirdi ve yine Galatasaray Lisesi'nde öğretmenlik yapmıştır. Devlet dairelerinde memuriyet, okullarda öğretmenlik yaptı. Okul yıllarında başladığı şiirle ilgilen*meyi sürdürdü.
    Servet-i Fünun dergisinin çevresinde şekillenen topluluğa katıldı. İlk kitabı Ru*bab-ı Şikeste (Kırık Saz) 1900'de yayımlandı. Tevfik Fikret'in Türk şiirinin Batılı bir kimlik kazanmasında rolü büyüktür. Fikret Abdülhak Hamit'in ve Galatasaray Sultanisi'nden hocası olan Recaizade Mahmut Ekrem'in tesiriyle Batılı anlayışta*ki şiire yönelmiştir. Fikret'in Servet-i Fünun anlayışına bağlı şiirlerinde işlediği konular özellikle aşk, tabiat ve günlük yaşamda karşılaşılan bazı küçük sorunlar*dır. Fikret, Servet-i Fünun topluluğunun dağılmasından sonra yazdığı şiirlerde toplumsal konulara yönelir.Bu şiirlerinin ana teması "hürriyet" ve "medeniyet"tir. İlk şiirlerinde sanat için sanat düşüncesinde olan şair, daha sonraki şiirlerinde top*lumcu bir anlayışa yönelir. Toplumu sıkan hürriyetsizliğe karşı yazdığı "Sis" şii*ri, büyük yankı uyandırır. Fikret,sanatının bu ikinci döneminde insanları birbirine

    düşürdükleri için bütün dinlere düşmandır. Tarihe ve kutsal değerlere de karşıdır. Fikret şiirlerinde çoğu zaman aruz ölçüsünü kullanmıştır. Şiirde beyit bütünlüğü*nü kırmış,anlamın bir beyitte tamamlanması geleneğini ortadan kaldırmıştır.Naz*mı nesreeşiiri düz yazıya)yaklaştırmıştır. Fransız şiirinden alınan soneyi şiirlerin*de kullanmış, divan şiirinin müstezat nazım şeklini tanınmaz hale getirerek "ser*best müstezat"biçimini geliştirmiştir. Fikret, pamasizm akımından etkilenmiştir ve pamasyenlere bağlıdır.Fikret'in "manzum hikaye" türünde şiirleri vardır;Balık*çılar,Nesrin,Ramazan Sadakası,Hasta Çocuk"gibi. Fikret çocuklar için yazdığı şi*irleri hece ölçüsünü kullanarak yazmıştır ve bu şiirlerini "Şermin "adlı bir kitapta toplamıştır.Şiir1erini "Rübab-ı Şikeste" ve "Haluk'un Defteri" adlı kitaplarda top*lamıştır.
    Tahsin Nahit
    Tahsin Nahit (d. 1887, İstanbul - ö. 12 Mayıs 1919, İstanbul), Galatasaray Spor Kulübü'nün 9 numaralı kurucu üyesidir. Hukuk eğitimi almıştır, şair ve oyun ya*zarıdır. Fecr-i Ati akımının bir üyesidir.
    Eserleri Oyun:
    Hicranlar (1908)
    Jön Türk (1909) Kösem Sultan (1912) Fİrar (1911)
    Şiir:
    Ruh-ı Bfkayd (1911)
    Şiirdeki karamsar ruh halinin Tevfik Fikret'i yansıttığı rahatlıkla söylenebilir.
    Bunun yanında Servet-i Foouncuların genel özelliği olan tablo gibi şiir yazma an*layışıyla, parnasizm aklIDlDlD özellikleri şair ile eseri arasındaki bağlantılardır.

    zrmbilisim katkıları ile 2009 seo yarışmasına katılan herkese başarılar.
    2.METIN
    5.ETKINLIK
    ... uçuş> . -uş: tam kafiye
    .... kuş
    ... kar > -ar: tam kafiye
    ... arar
    ... şeydası ~ -sı: redif

    Şiirin ritmi, aruz ölçüsüyle sağlanmıştır. Ayrıca şiirdeki her türlü ses benzerli*ği şiirin ahengini sağlayan unsurlardandır.
    2. Grup: Elhan-ı Şita adlı şiir üç bent, iki dörtlük ve altı beyitten oluşan hem divan hem de Batı şiiri ile halk şiiri etkilerini taşıyan bir yapıya sahiptir.
    ı. Verilen bentte kar yağışının ritmi sağlanmaya çalışılmıştır. Karın yağış ritmi tüm şiirde verilmiş, tıpkı Yağmur şiirinde olduğu gibi, resim gibi şiir yazma anla*yışına uyulmuştur.
    2. Elhan-ı Şita şiirinin birimleri üç bent, iki dörtlük ve altı beyitten ibarettir. Bu birimler şiirin teması olan "kar"etrafında bir araya gelerek şiiri oluşturmuşlardır. 6.ETKINLIK'
    ı. Grup: Behçet Necatigil'in Kar Kar adlı şiirinde kar ve kar- kinayeli kullanıl*mıştır. Şair, şiirde bu iki sözcüğü tüm şiir boyunca gelişen bir tema içinde işlemiş*tir.
    2. Grup: Herman Hesse'nin şiirinde kış teması işlenmiş ve bu tema şiirde sü*rekli gelişen, üstünde bir şeyler söylenen bir şekilde verilmiştir.
    Farklı dönemlere ve ülkelere ait şiirlerde de aynı temanın işlenmesi, temanın evrensel bir nitelik taşıdığını göstermektedir.

    3. Elhan-ı Şita şiirindeki kar temasıyla, Yağmur şiirindeki yağmur teması Ser*vet-i Fünun Döneminde doğanın ve izlenimlerinin tema olarak seçildiğini gös*termektedir.
    Ayrıca Tanzimat Dönemi şiirlerinden farklı olarak bireysel temalaı:ın, duyuş ve algılayışın ön planda olduğu görülmektedir.
    4. Verilen bentte doğal dil, şairin algılayışla şiir, diline özgü söyleyişlerle, ken*di anlamları dışına taşarak kullanılmıştır.
    5. Elhfin-ı Şitfi şiirinde anjamaman özelliği taşıyan mısralar şunlardır: - Eşini gaib eyleyen bir kuş
    gibi kar
    Geçen eyyam-ı nevbaharı arar
    - Kapladı bir derin sükuta yeri karlar Ki hamilşane dem-b e-dem ağlar
    - Bir beyaz rişe-i cenah-ı melek gibi kar Seni solgun hadikalarda arar
    - Na'şın üstünde şimdi ey mürde Başladı parça parça pervaze karlar
    Ki semadan düşer düşer ağlar
    - Küçücük, ser-sefid baykuşlar gibi kar Sizi dallarda, lanelerde arar
    - Yuvalarda -yetim-i bi-efgan!*Son kalan ma-i tüyleri kovalar karlar Ki havada uçar uçar ağlar
    - Destinde ey sema-yı şita til de tildedir Berg-i semen, cenah-ı kebilter, sehab-ter ... Dök ey sema -revan-ı tabiat gunildedir;*Hak-i siyahın üstüne safi şükilfeler!

    - Her şahsar şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek!*Bir tüde-i zılal ü siyah-reng ü na-ümid ... Ey dest-i asman-ı şita, durma, durma çek Her şahsarın üstüne bir sütre-i sefid!
    - Bir bad-ı hamüşun per-i safında uyuklar Tarzında durur bir aralık, sonra uçarlar.
    - Soldan sağa, sağdan sola lerzan ü girizan, Gah uçmada tüyler gibi, gah olmada rizan.
    - Ezhar-ı baharın yerine berf-i sefidi, Elhan-ı tuyGrun yerine samt-ı ümidi.
    Bu durum şili dilinin nesir diline yaklaştığını göstermektedir.
    6. Elhan-ı Şita şiirindeki tabiatla ilgili ifadeler, betimlerneler (tasvirler) yapıla*rak verilmiştir. Bu özellik resim sanatıyla ilişkilendirilebilir. Bu bakımdan şiir par*nasizm akımının özelliklerini yansıtmaktadır.
    7. Elhan-ı Şim şürindeki yan anlamlı kelime ve ifadeler:
    "Beyaz titreyiş, dumanlı uçuş kalplerin çılgın ezgileri, güvercinlerin şarkıları, derin sessizlik, beyaz melek kanadının saçağı, mavi tüyler, tabiatın ruhu, gölgeler siyahlıklar ve ümitsizlikler yığını, beyaz örtü, emelller gibi yağan kar, hayal gibi koşan kar, sessiz rüzgar, saf kanat, sükut ilahilerinin ezgileri, semanın eli, cömert*liğin eli, kışın eli, kuşların ezgileri, ümit sessizliği."
    8. Verilen imgeler Tanzimat Döneminden farklı olarak Servet-i Fünun şairleri*nin eski kalıplardan çok farklı, yeni imge ve tamlama bulma arzularının yansıma*sıdır. Bu imgelerin kullanılma nedeni bireysel duyuş ve düşünüşü en yeni ve fark*lı biçimde yansıtma arzusudur.
    9. a. Birinci beyitte karlar emellere ve hayallere benzetilerek teşbih; karın koşması ifadesiyle de teşhis sanatı yapılmıştır.
    İkinci beyitte karın uyuklaması ifadesiyle teşhis, rüzgarın kanadı ifadesiy*le istiare sanatı yapılmıştır.
    b. Söz sanatları şiirin ahengini sağlamakla birlikte aynı zamanda anlatıl*mak istenenin de daha etkili anlatılmasını sağlamaktadır.
    10. Elhan-ı Şita şiirinde anlatılanların herkeste aynı duyguları uyandırması beklenemez. Bu durum edebi metinlerin çok anlamlılığıyla ilgilidir. Edebi metin okurun duygu, zevk, kültür düzeyi, bilgi birikimine göre anlam kazanan bir sanat eseridir.

    1 ı. Elhan-ı Şita şiiri döneminin siyasi gerçekliği ile ilişkili değildir, bireysel bir duygunun dile getirilişidir.
    12. Elhan-ı Şita şiirindekiler düz yazı ile ifade edilemez. Şiirin düz yazı ile ifa*de edilmesi onun ahenk ve ritim unsurlarının kaybolmasına neden olacağı için şi*irde anlatılanların da tam olarak ifade edilememesine sebep olur.
    13. Bkz. Hac Yolunda
    Elhan-ı Şita şiiri Türk edebiyatının ahengi, ritmi ve söyleyişi ile nadir eserle*rinden biridir.
    Anlama Yorumlama
    ı. Servet-i Fünun şiirinde yapı bakımından eski kalıplar yıkılmış, söylenmek is*tenene göre yeni ve eski unsurların bir arada kullanıldığı bir yapı oluşturulmuştur. Tanzimat Döneminde ise yapı bakımından eski nazım şekilleri sürdürülmüştür.
    Tanzimat Döneminde toplumsal ve siyasi konular işlenirken Servet-i Fünun Döneminde bireysel konular işlenmiştir.
    Tanzimat Döneminde eskiye göre sade bir dil kullanılırken Servet-i Fünun Dö*neminde sanat için sanat anlayışı benimsendiği için ağır bir dil kullanılmıştır.
    2. a Tevfik Fikret'in şiirindeki, İstanbul'a bir facialar şehri gibi bakış tarzı, Yahya Kemal'in aynı manzara karşısındaki şiirinde yoktur. Bu, şairlerin ruh hal*lerini gösteren en önemli unsurdur. Hastalıklı bir ruh halinin yansıması olan Sis şi*iri döneminin sosyal ve siyasi şartlarının da bir sonucudur. Yahya Kemal'de ise sosyal ve siyasi şartların olumsuz bir etkisinin olmaması, aynı zamanda ruh hali*nin olgunluğu Siste Söyleniş gibi bir şiiri ortaya çıkarmıştır.
    b. Yukarıda da belirtildiği gibi imparatorluğun sosyal ve siyasi durumu, Servet-i Fünun sanatçılarının da psikolojik durumlarını etkilemiş, karamsar ve bedbin bir ruh halinin oluşmasına sebep olmuştur.
    3. Servet-i Fünun Döneminin modem Türk şiirinin başlangıcı sayılması, Tan*zimat Dönemindeki yenilik denemelerinin artık olgun ve Batı'yla eşdeğer bir hal almasından dolayıdır.
    7.ETKINLIK'
    Servet-i Fünun şürinin getirdiği yenilikler ve edebiyatımızdaki yeri konulu bir yazı yanız.

    **çme ve Değerlendirme
    1. (D) (Y) (Y)
    2. .. terza-rima, sone ...
    ... sembolizm ve pamasizm ... ... bireysel...
    3 birinci metin cenap şahabettin
    ikinci metin tevfik fikret
    4Doğru cevap D seçeneğidir.
    5Nazmın nesre yaklaşması, sanat için sanat anlayışının benimsenmesi, yeni kavram ve imgelerin kullanılması, bireysel duyguların öne çıkması, ağır bir dilin kullanılması Servet-i Fünun şiirinin Tanzimat şiirinden ayrılan yönleridir.
    metinoktay, tubis_16, kırlangıç ve diğer 4 kişi bunu beğendi.
  3. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Sayfa 108
    1 y d d
    2……fransız… …servet i fünun…
    3 a

    118-119
    1 y y y
    2batı tarzı… …servet i fünun dönemi…
    3 d
    4 d

    Sayfa 128-129

    1d y y
    2…realizm…
    3 d

    131-132
    1 d d y
    2……edebiyat ı cedide…
    3halit ziya uşaklıgil-kırık hayatlar
    mehmet rauf-siyah inciler
    hüseyin cahit yalçın-hayat ı muhayyel
    4d

    Sayfa 137
    1d y d
    2…”sanat şahsi ve muhteremdir”
    3b
    4e

    Sayfa 141
    1…servet i fünun…
    2 d
    3 a

    Sayfa 142- 143
    1 d y d
    2……tevfik fikret…
    …resim…
    3halit ziya uşaklıgil-bir ölünün defteri
    cenap şahabettin-hac yolunda
    tevfik fikret-tarih i kadim
    4d
    5e
    6a
    7b

    Sayfa 151
    1 d y d
    2…batıcılık…
    3 ziya gökalp-türkçülük
    said halim paşa-islamcılık
    abdullah cevdet-batıcılık

    Sayfa 162
    1y d y
    2…islam sonrası türk…
    …osmanlı…
    3d
    4yahya kemal beyatlı-aziz istanbul
    ziya gökalp- türkçülüğün esasları
    mehmet fuat köprülü- türk edebiyatından ilk mutasavvıflar
    yusuf akçura-üç tarz ı siyaset

    Sayfa 165
    1y d y
    2…mehmet akif ersoy…
    …safahat…
    3e

    Sayfa 170
    1 d y d
    2…… toplumsal…
    …batılı…
    3c

    Sayfa 174
    1 y d d
    2……süleymaniye de bayram sabahı……
    …süleymaniye camii…
    3 b

    Sayfa 179
    1d y d
    2……tevfik fikret… …konuşma
    3a

    Sayfa 192-193

    1……realizm…
    …refik halit karay… …memleket hikayeleri…
    2 d
    3 e

    Sayfa 201

    1y d d
    2d
    3e
    4 sinekli bakkal-halide edip adıvar
    sodom ve gomore- yakup kadri karaosmanoğlu
    sürgün - refik halit karay

    Sayfa 208
    1 d y d
    2…musahipzade celal…
    3 e

    Sayfa 210-211
    1 d y d
    2……ömer seyfettin… … sade… …maupassant…
    3c
    4c
    5d
    6a
    7d
    8b
    metinoktay bunu beğendi.
  4. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Sayfa 180
    4. OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER
    A.Anlatmaya Bağlı Edebi Metinler


    a.Hikaye


    Hazırlık
    Milli Edebiyat dönemi yazarlarının zihniyetleri ve siyasi görüşleri göz önüne alındığında bu döneme ait hikayelerde milli ve milliyetçi temaların sade bir dille anlatıldığı söylenebilir.


    İnceleme


    1.Metin:


    Sayfa 184


    1)-
    2)Hikayede anlatılanlar tarihi bir olay üzerine kurulduğu için karşılaşılabilecek olaylar değildir.Hikayenin tarihi bir olayı anlatması evrensel yönünü,Türk tarihine ait bir olayın anlatılması ise yerli yönünü gösterir.
    3)Kızıl Elma Neresi adlı hikayedeki Kişiler:
    -Kanuni sultan süleyman
    -mahmut
    -ahmet paşa
    -hadım ali paşa
    -sokullu mehmet paşa
    -haydar paşa
    -ayas paşa
    -İskender paşa
    -Fakih
    -Garip
    -yeniçeri askeri
    -Bostancı


    Sayfa 185:



    1. Etkinlik= 1. grup : Kızıl Elma Neresi adlı hikayedeki Kişiler olay örgüsüne bağlı olarak yapıyı oluşturan unsurlardır.Bu bakımdan olay örgüsünün birbirine bağlanmasınıda kullanmışlardır.
    2. grup :Kişiler olay örgüsü çevresinde bütünlük sağlama bakımından birbiriyle ilişkilidir.


    4.a)Yazarın anlattığı kişilerle karşılaşması mümkün değildir.
    b)Ömer Seyfettin’in bu kişileri seçmesi milli bir konuyu dönemin zihniyetine uyarak anlatmak istemesidir.
    5)Hikayedeki temel çatışma halk-devlet üzerine kurulmuştur.
    6)Hikayenin teması , Kızıl Elma’nın neresi olduğudur.Tema ile hikaye adı aynıdır.
    7)Hikaye ilahi bakış açısına sahip,herşeyi bilen , olaylardan haberdar olan anlatıcı tarafından anlatılmaktadır.
    8)Anlatıcı anlatımda, tasvir ve tahlilde doğal dili,edebi dil haline getirerek kullanmıştır.
    9)-
    10)Kızıl Elma, türk milleti için fethedilcek son yer ise fetih tarihinin bitmesiyle modern dünya için bilimsel ve teknik alanda varılacak son nokta olarak sayılabilir.
    11)Kızıl elma neresi adlı hikayede milli bir konunun işlenmesi,Milli edebiyat döneminin zihniyetiyle ilişkilidir.
    12)Kızıl elma neresi adlı hikaye Maupassant tarzı hikayeye göre yazılmıştır. Çünkü yazarın amacı olayı anlatmak , olay üzerine kurmaca bir metin oluşturmaktır.


    13)

    Ömer Seyfettin (1884-1920) Türk edebiyatının en çok okunan hikaye yazarıdır. Asker ve öğretmendir. Türk kısa hikayeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçede sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne çok sayıda eser sığdırmıştır. En tanınan eseri “Kaşağı” isimli öyküsüdür.

    1884 yılında Gönen’de (Balıkesir) doğdu. Hatko Çerkezlerindendir. İyi derecede Adige dili konuşurdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Bey’le, Fatma Hanım’ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen’de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Bey’in görevinin nakli dolayısıyla Gönen’den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık’tan sonra İstanbul’a geldi.

    Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanî’ye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesi’ne kaydedildi. Bu okulu 1896′da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi’ne devam etti. 1900′de İdadî’yi bitirerek İstanbul’a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne’ye başladı. 1903 yılında Makedonya’da çıkan karışıklık üzerine “Sınıf-ı müstacele” denilen bir hakla imtihansız mezun oldu.

    Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik’te bulunan Üçüncü Ordu’nun İzmir Redif Tümeni’ne bağlı Kuşadası Redif Taburu’na tayin edildi. 1906′da İzmir Jandarma Okulu’na öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemlidir; zira bu vesileyle İzmir’deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik’ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçü’den ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı.

    Ömer Seyfettin Ocak 1909′da Selanik Üçüncü Ordu’da görevlendiridi. Selanik’te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncu’nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler’e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911′de Ömer Seyfettin’in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı.

    Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatması’nda esir düştü. Nafliyon’da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. “Mehdi”, “Hürriyet Bayrakları” gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdu’nda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.

    Ömer Seyfettin 1913′te esareti bitince İstanbul’a döndü. 23 Ocak 1913′te Enver Paşa’nın organize ettiği Babıali Baskını’na katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisi’nde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.

    1915′te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey’in kızı Calibe Hanım’la evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü.

    1917′den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920′ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikaye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü.

    Hastalığı 25 Şubat 1920′de artınca yazar, 4 Mart’ta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920′de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı’na defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939′da Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’na nakledildi.

    En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikayelerinİ içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılmıştır ve bu hikayeler günümüzde de okunmaktadır
    metinoktay bunu beğendi.
  5. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    SAYFA 116

    1. hikayedeki mekanlar gerçek hayatta karşılaşılabilecek mekanlardır
    2. köy düğünü adlı hikayede temel çatışma söz konusu değildir. hikaye olaylar üzerine kurulmuş; yaşananların, kurmacanın sınırları içinde anlatılmasından ibaret olduğu için bir temel çatışma yoktur
    3.hikayenin tamamında anlatılanlar insana özgü gerçeklik taşımaktadır. yaşananlar, yaşananların kahraman anlatıcı üzerindeki etkileri bunu en belirgin göstergeleridir
    4.köy düğünü adlı hikayede bir damla kan adlı hikayedeki gibi kahraman anlatıcının bakış açısı vardır
    5.anlatıcı olayları, mekanı ve kişileri anlatırken bir damla kan adlı hikayede olduğu gibi birtakım benzetmeler, tahliller ve tasvirlerle öznel yargılara dayanılıp anlatılmıştır
    6.hikayedeki köy düğünü teması, temanın etkili gözlemlerle anlatılması ve bu yapılırken de dilin edebi kalıplar içinde kullanılması metnin yazıldığı dönemle ilişkilendirilebilir
    7.köy düğünü adlı hikaye, hikaye geleneğine bağlı bir metindir
    8.köy düğünü adlı hikaye maupassant tarzı(olay hikayesi) hikaye özellikleri gösterir. hikayenin olaylar üzerine kurulması bunun göstergesidir. bu nedenle metnin tamamı örnek olarak verilebilir
    9.köy düğünü adlı hikayede anlatılanlar, hikayenin yazıldığı dönemin sosyal özelliklerini yansıtan bir özelliğe sahiptir. bu bakımdan tarihi bir belge olarak da değerlendirilebilecek hikayede anlatılanlar aradan geçen zamanda çoğunlukla bir takım geleneklere ışık tutmaktadır
    10.HÜSEYİN CAHİT YALÇIN

    ——————————————————————————–

    7 Aralık 1875’te Balıkesir’de doğdu. 18 Ekim 1957’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Edebiyat-ı Cedide akımının önde gelen isimlerinden. 1895-6′da Mülkiye Mektebi’ni bitirdi. Maarif Nezareti Mektubi Kalemi’nde memur olarak çalıştı. 1897′den sonra Vefa ve Mercan idadilerinde Fransızca ve Türkçe öğretmenliği, yöneticilik yaptı. Tevfik Fikret’ten sonra Servet-i Fünun dergisinin yönetimini üstlendi. Bir çevirisi nedeniyle yargılanıp aklandı ama dergi kapatıldı. 1908′de 2′nci Meşrutiyet’in ilanından sonra Tevfik Fikret ve Hüseyin Kazım Kadri ile birlikte Tanin Gazetesi’ni çıkardı. Aynı yıl İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden İstanbul mebusu seçildi. 1920′de İstanbul’un İngilizler tarafından işgalinden sonra tutuklanıp Malta Adası’na sürüldü. 1922′de sürgün dönüşü Tanin’i yeniden çıkardı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında çıkarılan yasaları ve bazı uygulamaları eleştirince İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı ve beraat etti. 1925′te ikinci kez yargılandı, Çorum’a süresiz sürgüne gönderildi, Tanin gazetesi kapatıldı. 1926′da af sonucu cezası kalkınca İstanbul’a döndü. 1933-1940 arasında “Fikir Hareketleri” dergisini çıkardı. Atatürk’ün ölümünden sonra tekrar politikaya döndü. 1935-1939 arasında Çankırı, 1943-1946 arasında İstanbul milletvekili oldu. 1943-1947 arasında Tanin gazetesini tekrar yayınladı. Ulus gazetesinde başyazarlık yaptı. Ulus’ta yayınlanan bir yazısı nedeniyle dokunulmazlığı kaldırıldı. 1954′te bu kez Demokrat Parti aleyhindeki yazıları nedeniyle hapse mahkum edildi, ama cumhurbaşkanı tarafından affedildi. Öğrencilik yıllarında yazmaya başladı. Yazıları Mütalaa, Tarik, Sabah ve Saadet gibi gazetelerde yayınlandı. Biçim ve öz bakımından Ahmet Mithat etkisi görülen ilk romanı “Nadide” 1981′de basıldı. İkinci romanı “Hayal İçinde”de gerçekçi bir yaklaşım temelinde ruhsal çözümlemelere yer verdi. Öykülerinde İstanbul’da yaşayan azınlıkları, seçkin kişileri anlattı. Servet-i Fünun dergisinin yanında, Edebiyat-ı Cedide Kütüphanesi’nin kurulmasını sağladı. Ayrıca Servet-i Fünun karşıtı yazarlarla yapılan kalem kavgalarında hep ön planda yer aldı. Çeviriler yaptı, elli kadar eseri Türkçe’ye kazandırdı.

    ——————————————————————————–

    ESERLERİ:

    ROMAN:
    Nadide (1891)
    Hayal İçinde (1901)

    ÖYKÜ:
    Hayat-ı Muhayyel (1899)
    Niçin Aldatırlarmış? (1922)
    Hayat-ı Hakikiye Sahneleri (1909)

    DİĞER:
    Kavgalarım (1910)
    Edebi Hatıralar (1935)
    Siyasal Anılar (1975)
    Talat Paşa (1943)
    Türkçe Sarf ve Nahiv (1908)
    Benim Görüşümle Olaylar (4 cilt, 1945-47)
    Seçme Makaleler (1951)


    sayfa 148 :
    2.a) ulus devlet anlayışı etrafında birleşmekte
    b)dönemin düşünce akımlarının ortaya çıktığını göstermektedir

    sayfa 149 =

    1)Sizler = gül, genç kızların türküsü, bülbül, aşk
    Ben=yılan dişli diken,acı, ses,üç telli saz, çevre(mendil)

    Sayfa 150 =

    Anlama ve yorumlama:
    1.a)ikinci şiirdeki sade dil ve milliyetçilik teması göstermektedir
    b)1. şiir Mithat cemil kuntay, 2.şiir ziya gökalp
    2)dönemin siyasi, sosyal ve fikir yapısında bir çalkantı olduğunu , devletin varlığıını sürdürmesi için çabaların arttığını gösterir
    3)eşitlik ve özgürlük temelinde , sosyal ve güçlü bir hukuk devleti olması gerekir

    **çme ve değerlendirme:
    1)D
    Y
    D
    2)batıcılık
    3)ziya gökalp =türkçülük
    said halim paşa=islamcılık
    abdullah cevdet=türkçülük

    Sayfa 152 153 154


    Hazırlık

    1) öğretici metinlerde dilin göndergesel işlevde kullanılmasına,söylenmek istenenin doğrudan ve söz sanatlarından uzak söylenmesine sebep olmaktadır

    2)milli , milliyetçi, tarihi konular işlendiğini gösterir.

    3)Dil ve kültür birliğidir.

    4)döneminde konuşulan, yazılan , edebi dil ve günlük dil anl***** gelmektedir.

    1. Etkinlik : ikiside milliliğin ve milliyetçiliğin işlenmesi bakımından benzerlik göstermektedir.
    aynı tema farklı metin türlerinde işlenebilir.

    2. Etkinlik : I. grup= Türk kültürü ve hak kültürü yoğun bir biçimde işlenmiştir
    II. grup= tarihten uzak ağır bir dil kullanılmıştır

    3. Etkinlik : Metindeki terimler = coğrafya, lisan, edebiyat,şarkiyet, türkiyat…
    kavramlar= milliyet, milliyetperver,itikat, sömürgecilik…
    gün****k hayat ifadeleri= Hükümet, mesai

    Sorular

    5) Evet uyumludur.

    7)kapalı ve kesinlik taşımayan ifade ve kelimeler yoktur.

    8)Öğretici metin geleneğiyle yazılmıştır

    Sayfa 161 162 163 164 cevapları

    4. Metin

    1)metne göre milliyetçilik milli değerler sistemidir, milli benliğe sahip çıkmaktır. bu yönüyle ırkçılıktan ayrılır

    2)- sosyal ve medeni insan hürriyetidir
    -milli benliğin bilincine ulaşmaktır
    -devletin ayrılmaz bir parçasıdır

    3)-

    Anlama Ve Yorumlama

    1) Tablo

    Başka Milletler Ne Yapıyor ?
    Tema = bilimsel gelişme
    Dil Ve Anlatım=sade dil
    Yazılış amacı = bilgilendirmek
    Metnin türü = Makale

    Muharebeyi Kazananlar :
    Tema = türk askeri
    Dil Ve Anlatım=sade dil
    Yazılış amacı = bilgilendirmek
    Metnin türü = fıkra

    Ya Vedüd :
    Tema = ya vedüd
    Dil Ve Anlatım= sade dil
    Yazılış amacı = bilgilendirmek
    Metnin türü = sohbet

    2) çok uzun olduğu için yazmıyorum….

    3)sosyal, tarihi, fikri ve ilmi temaları sade bir dille doğal bir söyleyişle ifade etmeleridir

    4)günümüzdede ele alınmaktadır

    5)-

    6)-toplumu ve devleti bir arada tutması , bir bütün haline getirmesidir

    **çme Ve Değerlendirme

    1)Y
    D
    Y

    2)islamiyet sonrası türk ……osmanlı

    3)D

    4)Yahya kemal = aziz istanbul
    ziya gökalp= türkçülüğün esasları
    Mehmet fuat = türk edebiyatında ilk mutasavvıflar
    yusuf akçura = üç tarzı siyaset

    5)milli benliğine sahip çıkamayanların birliklerini çok çabuk kaybedeceğini söylüyor
    metinoktay ve tubis_16 bunu beğendi.
  6. Hera.

    Hera. Kuşlara takılıp gidiyor aklım. Yönetici Moderatör

    Katılım:
    11 Kasım 2008
    Mesajlar:
    6.610
    Beğenileri:
    806
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Eskişehir.
    Hazırlık
    3)adındanda anlaşılacağı gibi yaşanmaması gereken bir aşkı anlatıyor

    sayfa 126 3.soru = romanın kurgusunun temelini oluşturan olayların merkezidir

    sayfa 126 karakter tip

    Karakterin/tipin en belirgin özlelliği

    Bihter
    Hırslı,zeki ve güçlü bir kadın

    Behlül
    Çapkın ve yozlaşmış zübbe bir tip

    Nihal
    Duygusal ve iyi yetişmiş bir genç kız

    Adnan bey
    Batılaşmayla beraber ortaya çıkan modern Osmanlı insanı

    Karakte/tip olaylar karşısında nasıl bir tavır takınmaktadır

    Bihter
    İhtirasları ve duyguları arasında kalmıştır.zenginlik için evlilik yapmıştır
    Behlül
    Ahlaki sorumluluk sahibi değil.insanları kullanıyor.

    Nihal
    Etkilenen tiptir.aldatılır fakat o behlül ü gerçekten sevmiştir.

    Adnan bey
    Olaylardan olumsuz etkilenir.konağından olanlardan habersiz yaşamaktadır.

    Romandaki olayları dikkate aldığımızda en güçlü karakte/tip

    En güçlü kahramanlar Nihal ve bihterdirikisi birbirine tam zıt karaktelerdir.bihter daha alt sınıftan gelmenin çelişkilerini yaşar.nihal daha sağlam bir kişiliğe sahiptir.iyi eğitim görmiş ve asildir

    Sosyal ortam ve çevre bu karakteri/tipi nasıl etkiler
    Bihter
    Annesi gibi olmaktan korktuğu için olumsuz etkilenir

    Behlül
    Bihter ve firdevs hanımdan dolayı kötü etkilenir

    Nihal
    Behlül ve bihterin yaşattıklarından dolayı kötü etkilenir

    Adnan bey
    Konaktaki tüm olaylar ve kişilerden dolayı olumsuz

    Sayfa 128 – 129

    128 de ölçme değerlendirmeyi yaptım sadece onuda burdan yaptım zaten.yazıyım genede =
    1-
    D
    Y
    Y

    2-realizm
    3-D

    13)geleneğin ne kadar güçlü olduğunu gözteriyor.kadın ve erkek toplumda aynı ölçüde değerlendirilmiyor.geleneksel ve modern değerlerin çatışmasının sonucudur.

    14)
    a. biçim yönüyle Batı ve Türk romanının başlangıcıdır.geleneksel türlerden etkilenmemiştir
    b. realizmin etkisi görülür.

    15)realizmin etkileri
    -gerçek hayattan kesit anlatılmıştır.bu tiplere gerçek hayatta da rastlayabiliriz.
    -yazar roman içinde fikirlerine yer vermemiştir.yorum yapmamıştır sadece betimlemekle yetinmiştir.
    -roman yazıldığı dönemle güçlü bi bağ içindedir

    16)batılı anlamda ki ilk türk romanıdır.

    SAYFA 128-129
    Ö.LÇME VE DEĞERLENDİRME
    1)D
    Y
    Y
    2)realizm
    3)D
    metinoktay ve tubis_16 bunu beğendi.
  7. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    Sabit Konularda Var Oradan Bulabilirsin.
    tubis_16 bunu beğendi.
  8. angel_tuce

    angel_tuce Üye

    Katılım:
    8 Mart 2009
    Mesajlar:
    55
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    sabit konularda yarım yamalak üstelikte hepsi yoktu teşekkürler

Sayfayı Paylaş