"Aşık Edebiyatının" Özellikleri ve Örnekler..

Konu 'Dil ve Anlatım Ders Notları' bölümünde Özlem tarafından paylaşıldı.

  1. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya

    AŞIK EDEBİYATI


    Âşık, Türk Halk Edebiyatında XVI. yy'ın başından itibaren görülen şair tipidir. Âşığın şairlik gücünü rüyasında pirin sunduğu "âşk badesini" içmekle ve "sevgilisinin hayalini" görmekle kazandığına inanılır. Rüya da genellikle âşık adayının karşısına bir sevgili veya saz çıkmaktadır. Rüyaların süsü ak sakallı bir derviş ve bazen bir bazen üç dolu bardaktır. Bardağın rüyada tas halinde görülmesine de sık sık rastlanır. Ozanlara rüyada sunulan tasların içindeki mayilere aşk dolusu denir. Fars Edebiyatı'nın etkisiyle bâde adını da almaktadır. Bunlar; erlik, pirlik ve âşk badesi diye adlandırılırlar.
    Âşıklarımız genellikle bir usta âşığın yanında yetişirler. Ondan hem usta deyişlerini hem de sanatın icrasına ilişkin yol ve yöntemleri öğrenirler. Âşık meclislerinde, kahvelerde bu ustaların sanatlarını icra ediş biçimlerini yeterince kavradıktan sonra, ustalaşan ozanlarda kendilerine çırak alırlar ve gelenek bu şekilde devam eder.
    Âşık, bilgi, duygu ve becerisini yaptığı atışmalarda gösterir. Atışmalardaki amaç; yarışmak ve kazanmaktır. Atışmalarda en az iki âşık karşı karşıya gelir. Mecliste bulunan saygın bir kişinin ya da usta bir ozanın ayak söylemesiyle atışma başlar. Ayağa uygun dörtlük söyleyemiyen âşığın yenilgisiyle atışma sona erer.
    Âşık Edebiyatının başlıca unsurlarından birisini hikâye anlatma oluşturur. Saz şairleri içerisinde geleneğe bağlı olanların çoğu âşık meclislerinde hikâye anlatırlar. Bir kısım usta saz şairleri ise, bir yandan usta malı halk hikâyeleri anlatırken bir yandan da kendi düzdükleri hikâyeleri anlatırlar. Çıldırlı Âşık Şenlik, Ercişli Emrah, Sabit Müdami geleneğe bu yanıyla katkıda bulunmuş saz şairleridir.
    Tonguzların Şaman, Moğol ve Baryatlar'ın Bo veya Bugue, Yakutların Oyun, Oğuzların Ozan dedikleri bu geleneğin temsilcileri toplumun yaşam biçimlerini düşünce ve duygularını, olaylara bakış açılarını şiirleriyle dile getirmişlerdir.
    Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Köroğlu, Dadaloğlu, Karacaoğlan, Erzurumlu Emrah, Ercişli Emrah, Dertli, Aşık Veysel bu geleneğin en önemli temsilcileri olmuştur.
    Aşıklık geleneği Anadolu coğrafyasında bugün de canlı olarak yaşatılmaktadır.


    AŞIK EDEBİYATI NAZIM ŞEKLİ

    Koşma:

    ..Halk edebiyatımızda doğa, aşk, ölüm, ayrılık, yiğitlik, toplumsal olaylar gibi konuların işlendiği en sık kullanılan şiir türü. Dörder dizelik bendlerden oluşur. Bend sayısı genellikle 3, 5 arasındadır. Hece ölçüsünün 6+5 veya 4+4+3 duraklı 11'li kalıbıyla yazılır. Şair koşmanın son bendinde ismini ya da mahlasını söyler. Koşmalar dile gitirilen duygular ve söylenişlerine göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt gibi isimler alır. Karşılıklı konuşma şeklinde yani "dedim" "dedi" diye başlayan dizelerle de söylenebilir. Bu tür koşmalara "mürâcaa" ismi verilir. Bütün kafiyeleri cinaslı olan koşmalara "tecnis" denir.

    Koşmaya örnek:

    Yiğidin eyisini nerden bileyim
    Yüzü güleç, kendi yaman olmalı
    Kasavet serine çöktüğü zaman
    Gönlünün gâmını alan olmalı
    Benim sözüm yiğit olan yiğide
    Yiğit olan muntazırdır öğüde
    Ben yiğit isterim fırka dağında
    Yiğidin başında duman olmalı
    Yiğit olan yiğit kurt gibi bakar
    Düşmanı görünce ayağa kalkar
    Kapar mızrağını meydana çıkar
    Yiğidin ardında duran olmalı
    Sâfi güzel olan, şol bazı kötü
    Yiğidin densizi ey'olmaz zati
    Gayet durgun ister silahı atı
    Yiğit el çekmeyip viran olmalı
    Karac'oğlan der ki çile çekilmez
    Hozan tarlalara sümbül ekilmez
    Sak yabancı ile başa çıkılmaz
    İçinden sıdk ile yanan olmalı
    Tecnis koşmaya örnek:
    Derd-i dilim arttı yârimin derdim
    Seksende doksanda yüzde seyr eyle
    Gonca güllerini yârimin derdim
    Gerdanda dudakta yüzde seyr eyle
    Sel gelince yıkılırmış yar dedim
    Al hançeri vur sineye yâr dedim
    Yeter cevr ü cefa etme yâr dedim
    Cism ü bedenimi yüz de seyr eyle
    Çeşmîyâ bin gazel yazdım dîvâne
    El bağladım yâre durdum dîvâne
    Dedi var yıkıl git behey dîvâne
    Aşkın deryasında yüz de seyr eyle
    ÇEŞMİ

    ..Koşmalar ezgilerine göre ve yapılarına göre olmak üzere ikiye ayrılır.

    Ezgilerine göre koşmalar: Özel bir zegiyle okunurlar ve hece sayısı dikkate alınmaz. Ankara koşması, Acem koşması, Kerem, kesik Kerem, Gevherî, Sümmâni koşması gibi.

    Yapılarına göre koşmalar: Koşmalar yapılarına göre 7'ye ayrılır.
    Düz koşma: Âşık edebiyatında en sık kullanılar tür. Adi koşma olarak da adlandırılır.

    Yedekli koşma: İki şekli vardır. İlki koşma-mani halidir. Koşma bendlerinin arasına aynı kafiyede bir bayati bendi ya da 7 heceli bend girer. İkincisi yedekli 5'li koşma diye adlandırılır. 8'li hece ölçüsüyle yazılır. İlk bend 5, ikinci ve yedek sayılan bend 4 dizelidir.

    Zülâlî

    Musammat koşma: Divan edebiyatındaki musammat gazele benzer. İç kafiyeli koşmalardır. Her dizenin birinci ve ikinci kısımları kafiyelidir. 6+5 duraklı kalıpla yazılır. Örnek:

    Ey cemâli parlak kadi toparlak
    Lebleri bal kaymak sükker misin sen
    Boynuma lâle tak hele bir yol bak
    Bu kadar yalvarmak ister misin sen
    Lebler kırmızı la'l kaşları hilâl
    Gözler âhû misâl bulunmaz emsâl
    Bilmem bu ne hayâl bilmem bu ne hâl
    Bu ne parlak cemâl ülker misin sen
    Mir'âtî hem-vâre yanıktır yâre
    Yüreğimde yâre oldu bin pâre
    Gönül başka yere düşmez ne çâre
    Bir başka nigâre benzer misin sen
    Mir'âtî

    Ayaklı koşma: İlk bendin dize sonlarına, diğer bendlerin ise sadece son dizelerine ziyade eklenerek oluşturulur. Ziyadeler 5 hecelidir. Genellikle musammat koşma şeklinde yazıldıklarından musammat ayaklı koşma da denir. Örnek:

    Ey benim cânânım can içre canım
    Şûh nev-civânım olma bî-vefa
    Rahm eyle bana
    Ben sana kurbanım gel kes gerdanım
    Dök yerlere kanım tek ol aşina olma bî-vefa
    Nar-ı aşkın serde düştüm yek derde
    Şeklin perilerde yoktur kişverde
    Ellerin hançerde zerrin kemerde
    Her gördüğün yerde gel bakma kıya can sana feda
    Sevdim sen dil-beri hûblar serveri
    Gördüm şeklin peri oldum müşteri
    Çeksen de hançeri kessen bu seri
    Gayri şimden geri sen şah ben Gedû Kul oldum sana
    Gedavî

    Zincirleme koşma: Bendlerinin dördüncü dizesinin kafiyesi bir sonraki bendin ilk dizesinin başında tekrarlanan koşmalardır. Genellikle destanlarda kullanılır. Örnek:

    O ki yaratıldık turab-ı Tûr'dan
    Perverdigâr Hak Subhan'ı biliriz
    Turabın aslını yarattın nurdan
    Nurdan evvel bir mekânı biliriz
    Mekanda var iken nice bin şeher
    Anı ziynet kıldı murg-u meher
    Günde yetmiş kere eyledi teher
    Ekl ettiği rızk u nânı biliriz
    Rısk-u nâne visâl eyledi Hûdan
    Yoktan var edildi o zaman Âdem
    Cinandan cihana bassan da kadem
    Anı nisbet dü cihanı biliriz
    Du cihanda yer gök çarh u felekler
    Hesaba muntazır suda semekler
    Arş-ı Alâ Mühteha'da melekler
    Ne zikirde kelâm kânı biliriz
    Kelâm kânı zikir ederler gayet
    Yalan değil günü bugün bir hayat
    Altı bin altı yüz altmış âyât
    Emr-i haktan biz Furkan'ı biliriz
    Furkan'da nice âyet yerince
    Nice sinek nice murg u karınca
    Mağrip meşrik kûh-ı Kaf'a varınca
    Hükmeyleyen Süleyman biliriz
    Zülâlî şevketten ummaz hiç bac'ı
    İzhar eder günahkara ilacı
    Başına örterler mürüvvet tacı
    Fahr-î âlem şah sultanı biliriz
    Zulâlî

    Zincirleme ayaklı koşma: Zincirleme koşmalara ziyadeler eklenerek yazılır.

    Koşma şarkı: Her bendinin dördüncü dizelere aynı olan kavuştaklı koşmalardır.

    Semai:


    ..Halk şiirinde hecenin sekizli ölçüsü ile koşma biçiminde düzenlenen ve özel bir ezgi ile söylenen şiirlerdir. Genellikle en az üç, en fazla beş dörtlükten oluşurlar. Çoğunlukla doğa, güzellik, ayrılık. kavuşma gibi duygusal ve lirik temaları işlerler. Semainin hece ölçüsünün yanında aruz kullanılarak yazılanları da vardır. Örnek:

    İncecikten bir kar yağar
    Tozar Elif Elif diye
    **** gönül abdal olmuş
    Gezer Elif Elif diye
    Elif'in uğru nakışlı
    Yavru balaban bakışlı
    Yayla çiçeği kokuşlu
    Kokar Elif Elif diye
    Elif kaşlarını çatar
    Gamzesi bağrıma batar
    Ak elleri kalem tutar
    Yazar Elif Elif diye

    Varsağı:

    ..Özel bir ezgiyle söylenen koşmaya denir. Önce Güney Anadolu'da yaşayan Varsak Türkleri tarafından söylendiği için bu adla anılır. Semâiye benzer. Hece ölçüsünün en çok sekizli kalıbıyla yazılır. 4+4 duraklı veya duraksız olur. Kafiye şeması şöyledir: Xaxa bbba ccca.
    ..Semâiden ezgi yönüyle ayrılır. Varsağı yiğitçe bir havayla okunur. Çokluk içinde "bre", "hey", "hey gidi", gibi ünlümler yer alır. Bu ünlemlerin bulunmadığı varsağılar ezgisiyle fark edilir. Örnek:

    Bre ağalar bre beyler
    **meden bir dem sürelim
    Gözümüze kara toprak
    Dolmadan bir dem sürelim
    Amen hey Allahım aman
    Ne aman bilir ne zaman
    Üstümüzde çayır çemen
    Bitmeden bir dem sürelim
    Bana felek derler felek
    Ne aman bilir ne dilek
    Âhir ömrümüze helâk
    Etmeden bir dem sürelim
    Karacaoğlan der cânân
    Güzelim sözüme inan
    Bu ayrılık bize heman
    Ermeden bir dem sürelim
    Karacaoğlan

    Selis:

    ..Halk edebiyatında aruz ölçüsü kullanılarak yazılan şiirlerdir. Genellikle 19'uncu yüzyıl aşıkları tarafından kullanılan selisin en fazla yazılan tipi gazeldir. Hece ölçüsünün on beşli kalıbına da uyan selislerin en belirgin özellikleri farklı bir ezgiye sahip olmalıdır.
    Güzelleme
    ..Âşık edebiyatında insan ve doğa güzelliklerini işleyen koşmalar. Genellikle aşık olunan kadın, kız, gelin, dağ ağaç, hayvan, çiçek gibi unsurlar işlenir. Örnek:

    Nasıl vasfedeyim güzelim seni
    Rumeli Bosna'yı değer gözlerin
    Dünyaya gelmemiş eşin akranın
    İzmir'i Konya'yı değer gözlerin
    Kimsede görmedim sendeki nazı
    Tunus Trablus Mısır Hicaz'ı
    Kars'ı Kağızman'ı Acem Şiraz'ı
    Girid'i Yanya'yı değer gözlerin
    Yüzümde görünür Yusuf nişanı
    Yüzünü görenler çeker efganı
    Büsbütün Gürcistan Erzurum Van'ı
    Belh-ı Buhaça'ya değer gözlerin
    Ruhsat'ım eyledim senin de mehdin
    Al yanaktan bir buse ver himmetin
    Yüzbin sarraf gelse bilmez kıymetin
    Âhirî dünyayı değer gözlerin
    Ruhsatî

    Kalenderî:

    ..Halk şairleri tarafından aruzun mef'ûlü mefâ'îlü kalıbıyla gazel, murabba, muhammes, müseddes biçiminde söylenen şiire denir. Özel bir ezgiyle okunur. Ezgisi bakımından düz kalenderî, Acem kalenderisi, Emrah kalenderisi gibi çeşitlere ayrılır. Kafiye düzeni divan ve semaî ile aynıdır. Bu tür şiirler 3+4+3+4 veya 7+7 şeklinde ondört heeceli iken, sonradan yerine aruz vezninin geçtiğini ileri sürenler vardır. Örnek:

    İçtin mi a cânım yine mestâne durursun
    Gamzen gibi âşıklara bîgâne durursun
    Kimden söz işittin ki celâ hakkına dâir
    Böyle güzelim hâtırı vîrâne durursun
    Geç şâhım otur başımın üstünde yerin var
    El bağlı efendim kime divâne durursun
    Bir çift idiniz vuslat-ı devlette geçen gün
    Nettin eşini ey peri bir dâne durursun
    Sen al ile başımdan alıp aklımı şimdi
    Ey rind-i felek-meşreb edibane durursun
    **dürmek ise Nûri kulun kasdına böyle
    Çek hançeri öldür a paşam ne durursun
    Tokatlı Nuri

    Kavuştak:

    ..Halk edebiyatında bentler arasında tekrarlanan dizelerdir. Bağlama ve nakaratla aynı anlamdadır. Türkülerde sık kullanılır. Örnek:

    Keklikte gelek olmaz
    Sen boyda melek olmaz
    Gözünü sevdiğim yâr
    Her yerde henek olmaz
    Gel gel yanıma keklik
    Kadan canıma keklik
    Kınalı parmakların
    Batır kanıma keklik
    Tüyünü döker gelir
    Ayağın seker gelir
    Yâri arzulayan da
    Dağları söker gelir
    Gel gel yanıma keklik
    Kadan canıma keklik
    Kınalı parmakların
    Batır kanıma keklik

    Koçaklama ..Konusu savaş, yiğitlik, kahramanlık olan halk edebiyatı şiirleri. Çoşkun ve yüksek tempolu söyleyişleri vardır. Halk edebiyatımızda bu türün en güzel örneklerini Köroğlu ile Dadaloğlu vermiştir.

    Örnek:

    Benden selam olsun Bolu Beyi'ne
    Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
    Ok gıcırtısından kalkan sesinden
    Dağlar seda verip seslenmelidir
    Düşman geldi bölük bölük dizildi
    Alnımıza kara yazı yazıldı
    Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu
    Eğri kılıç kında paslanmalıdır
    Köroğlu düşer mi hele şanından
    Çogunu ayırır er meydanından
    Kırat köpüğünden düşman kanından
    Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır
    Köroğlu
  2. Özlem

    Özlem Bu ülke sizi de unuttu(!) - SOMA Özel Üye

    Katılım:
    15 Ekim 2009
    Mesajlar:
    4.040
    Beğenileri:
    3.106
    Ödül Puanları:
    113
    Yer:
    Konya
    Konuyu yanlışlıkla yanlış yere açmışım bunu 9. Sınıf edebiyata taşır mısınız lütfen?

Sayfayı Paylaş