Aşk kendine doymayan şizofren bir açlık mı leyl?

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde berna_66 tarafından paylaşıldı.

  1. berna_66

    berna_66 Üye

    Katılım:
    1 Eylül 2008
    Mesajlar:
    326
    Beğenileri:
    63
    Ödül Puanları:
    29

    devrikebir bir makamın infiradında seni asıyorum kirpiklerime ah leyl...

    Yağmurun ayak sesinde uyuyan kalbimin
    ağrı molalarında hiç doğmuş sancıları döküyorum sesimden.
    Tüllenen grinin hüzzamı kirpiğime iniyor yavaş yavaş.
    Avazımın göçebe hüsranları dokunuyor
    giz’imin kuytularına.
    Fırtına başımın üstünde.
    Mecnun’un dolaştığı çöllerde yalnız kalıyor yıldızlar.
    Lapa lapa yağıyor deniz avuçlarıma.
    Hangi sesini dinlesem aşkın gece yine siyah kalıyor gök/yüzüme.
    **ümü öldürsem kaç yıllık ölümlülüğe çarptırılır bedenim ya leyl?

    G ö z l e r i n d i r h e l a l i m.

    Vuslatı çağıran ayrılıklarda büyüterek aşka mahfuz düşleri
    kalbimi yokluyorum sende can veriyor mu diye.
    Kahrın kavurganlığıyla
    intizarın velvelesi arasında kayboluyor
    perçemine ´gün´ vurmayan uykular.
    Sefilim. Zelilim.
    Kurşun kadarım gövdeme.
    Alnımdaki aşk izine dokunma.
    Kırılır yar çehresine harını resmettiğin cehennemin şeddesi.
    Kesme saçlarını ben üşümeyeyim diye.
    Bas gözlerini içime tuz niyetine ya leyl!
    BiLiyorsun yar/adır bütün Sızlanmalar.


    A h L e y l
    acım tufanımın sırtında.
    Kambur ruhları taşıyorum
    nun’a varmadan ağlayan dervişin duasında sırlanan kavlime.
    Döşümde ezgisel yankıların iz/düşümü uğulduyor.
    Bak kulaklarımda asılı kalıyor yabani kuş çığlıkları.
    Pencere önlerinde biriktiriyorum isyana dönük gelişlerini.


    Y a L e y l!
    Yıkılsın aşk muammalı yalnızlık oyunu.
    Perde kana boyanmadan
    sahne arkalarında boğmadan dilimin altındaki sahici repliklerimi
    bu kez tut elimden.
    Azalan denizlere kanat çırpmadan hüznüme yuvalanan rüzgar
    savurmadan saçlarıma ölü kadınların öykülerini
    bu kez tut elimden Leyl.

    Nasıl olsa
    meyilliyiz morg gecelerinde aşk üzere ****rmeye.
    Vakte ermeyen sesin niyetsiz fırtınalarda dalgalanışında
    uyutuyorum küflü yağmur yaramı.
    Mahşer kalabalığında çırpınan tenhalığım
    huysuz ağlayışların kaosunda yırtılıyor.
    Eziliyor göğsüm kâbusların ıssız kanayışlarında boydan boya.
    Yabanıl yakıcılığın dağlanışıyla savuruyorum giz’ime
    güle değmeden ufalanan devşirme kederi.
    Muğlâk cümlelerin eşkıyalığına yatıp
    uykumun derinliğinde küfürbaz katilliğimin adını saklıyorum yanağıma
    adıma yok kala.
    Salkım saçak yorgunluğumla kapındayım leyl.
    Öp beni kırıkları acıtan düşlerimin sızısından.
    Kalbimde zevale eyvah
    nara sürgün ‘gün’ izin var.
    Çıkar/sana beni beyhude ağıtlarımdan ağlatmadan.
    Aşktan haberdar bu rüzgâr leyl.
    Baksana ölüm sızıyor feverana çekilen gözkapaklarından.

    A h L e y l
    gülüşün uçurum gibi ziyan etmeye yakın duruyor.
    Ya leyl!
    Şehir korkakları bekliyor kalbimi.
    Her defasında cesaretim (el) altından satılıyor.
    Zaman zamansızlığı tetikleyen iç yangın inşirahsızlığının
    zulmünde büyütüyor kahkahasını.
    Daüssıla yorgunu bakışlarımdan
    zift kokan devrik hecelerin tutsaklığı düşüyor.
    Devrikebir bir makamın hüzünbazlığına sere serpe gömülüyor şarkılar.
    Aşkın koridor boşluklarında
    intihara gönüllü yalnızlığın hükümranlığına yabancılaşıyor aşina suskularım.




    Ya leyl!
    El vurulmuyor yaralara bu mevsim.
    Dayanılacak yanı yok hasretinin
    hep mahva mülteci gözlerine düşüyorum.
    Şiir olup dökemez misin dizelerini kanayışlarımın kıyısına?
    Tükenirken şakağımdan aşağı kayan hüsran birikintileri
    kirli kasırgalarım yıkanmaz mı ellerinin duru denizinde?
    Aşk kimliğimde yangın gibi ağlıyor.
    Suretimden gecenin onulmazlığı akarken
    kırılmasın şarap kızılı uykuların hevesi diye.
    Düşsen seferi ağrıların kirpiğine
    ayet diye tanımlanacak yüzün.

    Aşk kendine doymayan şizofren bir açlık mı leyl?

Sayfayı Paylaş