Atasözleri Açıklamaları [Konu Anlatımı]

Konu 'Türkçe Ders Notları' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38

    Aba-Açlık

    Abanın kadri yağmurda bilinir.
    Bir şeyin gerçek değeri, ancak ona gereksinim duyuldu*ğu zaman daha iyi anlaşılır.

    Aba vakti aba, yaba vakti yaba.
    Kişi kendisine gerekli olan her şeyi zamanından önce ve ucuzken almalıdır.
    Abdala (yoksula) "kar yağıyor" demişler, "titremeye hazırım" demiş.
    Varlık içinde yaşamaya alışmış olan için sıkıntılı bir du*rum, yoksulluk içinde yaşayanlar için kaygı verecek bir şey değildir. Onlar bu yaşama zaten alışıktırlar.

    Abdal, ata binince bey, şalgam aşa girince yağ oldum sanırr.
    Değersiz ve görmemiş kişiler rastlantı sonucu layık ol*madıkları duruma kavuşurlarsa, kendilerini bir şey sanıp, ap*talca böbürlenirler.

    Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.
    Eğitim ve zevk düzeyi bakımından yeterli seviyeye ulaş*mamış kişiler, çok sevdikleri, zevk aldıkları şeyleri sık sık yapmaktan, usanmazlar.

    Abdalın' dostluğu köy görününceye kadar.
    Çıkarcı kişiler, insanlara çıkarları için yanaşırlar. İste*diklerini elde edince dostluklarını da, ilgilerini de keserler.

    Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır. (Yolda olur).
    Çıkarcı kişilerin dostlukları işleri bitinceye kadardır.
    Abdalın yağı çok olursa kâh borusuna çalar, kâh gerisi*ne. (Çobanın yağı çok olursa çarığına sürer.)
    Akılsız, hesapsız kişiler, ellerine geçen malları gereksiz yerlere harcayıp kısa zamanda bitirirler.

    Abdal Tekkede, hacı Mekke'de bulunur.
    Herkes, kendisine yakışan, uygun yerde ve işte,bulunur.

    Acele ile menzil alınmaz.
    Gereksiz yere acele etmek, işleri kolaylaştırmaz, tersine zorlaştırır.

    Acele işe şeytan karışır.
    Aceleyle, gereksiz telaşla yapılan iş, bozuk ya da yanlış olur. Acele yapılan işten hayır gelmez.

    Acemi katır,kapı önünde yük indirir.
    Beceriksiz ve anlayışsız kişi. kendisine yaptırılan işi en kötü evresinde yüzüstü bırakır.

    Acemi nalbant eşeğinde (öğrenir, usta olur) dener kendi*ni.
    Mesleğinde ustalığa erişememiş, acemi kişiler, ilk dene*melerini önemsenmeyen malzeme üzerinde yaparlar.

    Acı acıyı keser (bastırır), su sancıyı, (Acı acıya, su sancı*ya).
    Bir güçlüğü yenmenin yolu, başka bir güç yola başvur*maktır.

    Acıkan doymam (sanır), susayan kanmam sanır.
    Uzun süre bir şeyin yokluğunu çeken kimse, o şeyden ne kadar çok elde etse de yine kendisine yetmeyeceğini sa*nır, gözü doymaz.

    Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler, (Acıkan ne yemez, acıyan ne demez).
    Geçim sıkıntısı çekeri bir kişi, yaşamını sürdürmek için her türlü yolu dener. Canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.

    Acıklı başta akıl olmaz.
    Büyük acılar, sıkıntılar içinde bulunan kimsenin yaptığı işte mantık aranmamalı, kusurları hoş görü ile karşılanmalı*dır,

    Acıkmış kudurmuştan beterdir.
    Uzun süre bir nesnenin yokluğunu çeken, özlemini duyan kişi, istediği şeye kavuşunca kudurmuş gibi ona saldırır. Ondan başka bir şey görmez.

    Acından kimse ölmemiş.
    Kişi, ne kadar züğürt olsa, parasız ve işsiz kalsa da yaşa*mak zorundadır. Aç yaşanmayacağı için kendisine bir geçim yolu bulur.

    Acındırırsan arsız, acıktırırsan hırsız olur
    Sürekli ve olur olmaz yerde acıyarak koruduğumuz kışı, buna alışarak arsız olur, acıma duygumuzu kötüye kullanır. Emeğinin tam karşılığını vermediğimiz, haksızlığa uğrattığı*mız kışı de hırsız olur.

    Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
    İşe yaramayan kötü kişilerin bozulacak yönlen kalma*dığı için zararlı etkenler onları etkilemez.
    Çok dert çekmiş, dertle yoğrulmuş kişilere küçük dert*ler, sıkıntılar etkili olmaz.

    Acı (kötü) söz insanı dininden çıkarır, (Tatlı söz yılanı ininden çıkarır), (Tatlı dil, yılanı ****ğinden çıkarır.
    Kötü söz bir kimseyi çileden çıkarınca daha kötü yapar, fena davranışlara sürüklenir.
    Tatlı dil ise her kapıyı açar, en kötü kışılen bile yola ge*tirir.

    Acıyan uyumuş, acıkan uyumamış.
    Her türlü acıya, sıkıntıya dayanılır, açlığa dayanılmaz.

    Aç, aç ile yatınca arada dilenci doğar.
    Yoksul, yoksulla evlenirse bunlardan doğacak çocuk da yoksul olacaktır.

    Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
    Aç insanla çocuk, isteklerine karşı hiç bir mazeret kabul etmez, beklemek bilmezler.

    Aç anansa (atansa) da kaç.
    Fakirlik istenmeyen bir durumdur. Kimse fakir olmak istemez. Fakirlerden herkes kaçmaya çalışır.

    Aç aslandan tok domuz yeğdir.
    İşe yaramayan, karın doyurmayan soyluluk geçersizdir. Soyluluğu ile övünüp çalışmayan bir kişiden, soylu olmayıp da çalışıp kazanan bir kişi daha üstündür.

    Aç (arık) at yol almaz, aç (arık) it av almaz.
    Yanınızda çalıştırdığınız, kazanç sağladığınız kişi ya da hayvanı yeterince doyurmaz, emeğinin karşılığını ödemezseniz onlardan istediğiniz yaran elde edemezsiniz.

    Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme yüzsüz edersin.
    Yönetimin altında bulunan kişilere yerli yersiz, haklı haksız söylenip karışır, gereksiz cezalar verirsen onları kötü davranışlara sevkedersin. Sonunda ya arsız ya da hırsız olur*lar.

    Aç domuz darıdan çıkmaz
    Karakterleri kötü olan kişilerin gözü doymaz. Kendi çı*karları için başkalarının uğradığı zararlan düşünmezler.

    Aç elini kora sokar.
    Açlık, tüm canlılar için en kötü, en zor şeydir. Aç kalan insan ya da hayvan yaşayabilmek için gerekirse hayatını teh*likeye atmaktan çekinmez.

    Ar esner, aşık gerinir
    Herkesin içinde bulunduğu duruma göre bir sıkıntısı vardır. Kişiler durumlarına uygun ayrı ayrı davranışta bululurlar.

    Aç gözünü, açarlar gözünü.
    Hayatta uyanık olmaz, gözünü dört açmazsan çok zorlu*klarla karşılaşır, aldatılırsın. O halde hayatta kötülüklerle karşılaşmadan gözümüzü açmalı, iyiyi, kötüyü ayırmalıyız.

    Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış.
    - Karnı aç olana, karnını doyurmadan ne türlü rahatlık sağlanırsa sağlansın yine uyuyamaz, rahat edemez.
    - Bir sıkıntısı, gereksinimi olan kişi ancak onun gideril*mesiyle huzurlu olur.
  2. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Açık ağız aç kalmaz.
    - Ne istediğini bilen, bunu yerinde ve yoluyla söylemek*ten usanmayan kimse aç kalmaz, isteğine ulaşır.
    Yaşamak için her canlı ne yapıp eder geçim yolunu bulur.

    Açık kaba it değer.
    Saklanması, gizli kalması gereken şeyleri ortada bırakır, herkese açarsak olur olmaz kişilerden zarar göreceğimiz ke*sindir.

    Açık yaraya tuz ekilmez
    Acısı, derdi bulunan kişilerin durumlarını gereksiz söz ve davranışlarla artırmaktan, yenilemekten kaçınmalıyız. İyi insan başkalarının dertlerini tazelemekten kaçınır.

    Açılan solar, ağlayan güler.
    Hiç bir şey olduğu gibi kalmaz. Mutluluk da, mutsuzluk da varlık da yokluk da değişebilir. Hasta iyileşir, sağlam hastalanır, genç yaşlanır...

    Açın gözü ekmek teknesinde olur.

    Kişiler en çok neyi elde etmek istiyorlarsa sürekli onu düşünür, onun peşinde koşarlar.

    Açın imanı olmaz.
    Aç olan kişi, karnını doyurmak için gerekirse başkaları*na zarar vermekten, kuralları yıkmaktan çekinmez.

    Açın karnı doyar, gözü doymaz
    - Uzun süre açlık çeken bir kişi, bol yiyeceğe kavuşsa da yine aç kalırım korkusuyla gözü doymaz. Aç gözlülük yapar.
    - Herhangi bir şeye karşı aşırı düşkünlüğü (tutkusu) olan kişiler, elde ettikleriyle doyma, yetinme bilmezler.

    Açın koynunda ekmek durmaz (eğleşmez).
    Zorlukla geçimini sağlayan kişi, eline geçenle ancak kendisini geçindirebildiği için yakınları ve kendisine birikim yapamaz.

    Açın kursağına çörek dayanmaz.
    Yoksulluk içinde bulunan kişilerin durumları az şeyler*le, kolayca giderilemez. Bir eksiği giderilse, bir başka eksik çıkar.

    Aç ile dost olayım diyen peşin karnım doyursun.
    İhtiyaç duyacağımız şeyleri ilişki kuracağımız kişiler sağlamayacak durumda iseler, onlara güvenmeden kendimiz sağlamalı, tedbirimizi almalıyız.

    Aç ile eceli gelen söyleşir.
    Aç ile uğraşmaya, önüne engel koymaya gelmez. O, karnını doyurabilmek için kötülük yapmaktan, hatta öldür*mekten çekinmez.

    Av köpek fırın (fırın damı, duvar) deler (yıkar).
    Aç insan, yaşamak için her tehlikeyi, gerekirse ölümü göze alır. Kendisinden güçlü olanlarla da boğuşup yaşamını sürdürmeye çalışır.

    Aç kurt yavrusunu yer
    Aç olan, karnını doyurmak için en korkunç şeyleri bile yapmaktan çekinmez.
    Açlık ile tokluğun arası yarım yufka (bir dilim, bir lok*ma ekmek).
    Yoksulluğa yerinmemeli. Küçük bir şey en büyük gereksinim duygumuzu gidermeye yeter. Mutsuzluktan mutluluğa geçmek için bazen çok küçük şeyler yeterlidir

    Açma sırrını (sırrını açma) dostuna, (dostunun dostu vardır) o da söyler dostuna.
    Bir sır, en yakın dosta dahi açılmamalıdır. Çünkü dostu*muzun da bir dostu vardır. O da kendi dostuna söyler. Böy*lece sırrımız sır olmaktan çıkar, etrafa yayılır. Biz de güç du*rumlara düşeriz.

    Aç ne yemez, tok ne demez
    Yoksul kişi, eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz. Varlık içinde olanlar da sıkıntı çekmedikleri için her şeyde kusur ararlar.

    Aç ölmez gözü, kararır susuz ölmez, benzi sararır.
    Yoksulluk insanı öldürmez ama insanı üzüntü ve sıkıntı*larla yıpratır. Yoksulluk çeken kişiler bedensel ve ruhsal yönden dert sahibi olurlar.

    Aç tavuk (düşünde) kendini buğday (arpa, darı) amba rında sanır (görür).
    Yoksul kişinin kurduğu hayallerde hep bolluk vardır. Varlıklı olma umuduyla hayaller kurup tasanlar yapar.

    Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.
    Sebepsiz yere karşısındaki kötü kişilere bulaşıp, seninle ilgili fena sözler söylemelerine yol açma.

    Aç yanında sarpın kurcalanmaz.
    Bir eksikliği olan kişinin yanında dikkatli konuşmalıdır. Kısmin eksikliğini duyduğu şeylerden söz ederek onu üzmemelidir.

    Ada bana, adayım sana
    Önce özveride bulunmayı öğren. Sonra başkalarından özveri bekle.
    Adam adama (gene, her zaman) gerek olur, (iki serçeden börek olur).
    İnsanlar her zaman birbirlerine muhtaç olurlar. Daima güçlerini, zekalarını birleştirerek iyi şeyler oluştururlar. (Ser*çenin eti çok azdır. Ancak birkaç serçenin eti birleşince işe yarar.)

    Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil. Adam adama yük olmaz).
    Bu dünyada her şey geçicidir. En değerli canımız bile sürekli gövdemizde kalmayacaktır. Bir gün öleceğimiz ke*sindir, öyleyse konuk olarak ya da iş için ya ımıza gelen nisanlara iyi davranmalı, onları yüksünmemeliyiz.

    Adam adamdan korkmaz, utanır (hatır sayar)
    Bir kimse başka bir kişiye hak ettiği sert karşılığı vermiyorsa kötülük yapmıyorsa korktuğundan değil, hatır saydığındandır.

    Adam adamdır, olmasa pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu (atlastan olsa çulu).
    Kılık kıyafet, zenginlik insanların değerini artırmaz veya eksiltmez. Değersiz kişi, kılık kıyafetle değer kazanmaz. Eşeğe altın semer taksak eşek, yine eşektir, değişmez.

    Adam adamı bir kere aldatır
    Bil kimse, başkasını bir kez aldatır, ikinci kez aldata*maz Çünkü aldatılan kişi birinciden ders almış, akıllanmıştır

    Adama dayanma ölür, ağaca dayanma kurur.
    Hiçbir işinde kimsenin desteğine, yardımına güvenme. Başkasından gelecek yardım sürekli olmaz. Önce kendine ve kendi gücüne güvenmeli.

    Adamak kolay, ödemek güçtür.
    Bir şeyi vaad etmek kolaydır. Yerine getirmek ise zor*dur Yerine getirilmesi güç olan sözleri vermekten sakınma*lıdır.

    Adamakla mal tükenmez (Hak saklasın vermesinden).
    Yerine getirmedikten sonra verilen sözler, yapılan vaadler işe yaramaz. Bazı kişiler yardımsever görünmek amacıy*la vaadlerde bulunurlar ama asıl niyetlen yardımda bulun*mamaktır.

    Adamın iyisi alışverişte belli olur.
    Birçok insan çıkarları için alışverişte başkalarını aldat*maktan çekinmez. Bir kişinin dürüstlüğünü kanıtlayan dav*ranışlardan biri de alışverişteki tutumudur. İyi insan hile yapmaz, başkalarını aldatmaz.

    Adamın (insanın) kötüsü olmaz, meğer züğürt ola.
    Toplum içinde her kişinin bir değeri yardır. Ancak zü*ğürt kişilerin değeri azdır.

    Adamın yere bakanından, suyun yavaş akanından kork, (suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork).

    Yavaş akan sular genellikle defin ve tehlikelidir. İnsanın ela düşünce ve dugularînı belli etmeyeni tehlikelidir.

    Adam (adamın iyisi) iş başında belli olur
    Bir insanın gerçek değeri, iş başında gösterdiği başarı ve çevresindekilere karşı davranışlarıyla ölçülür.

    Adam olana bir söz yeter
    Anlayışlı insan bir söz veya bir davranıştan kendisinden ne istendiğini anlar, ona göre davranır. Anlayışsız insan ise bin defa söyleseniz anlamaz, davranışını düzeltmez.
  3. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Ağa borç öder, uşak harç
    Efendisi borç içindeyken uşak halden anlamaz. Bazı insanlar da böyledir. Aileleri, yakınları sıkıntı içindeyken onların hallerinden anlamaz, kendi dilediklerini yapmaya çalışırlar

    Ağaca balta vurmuşlar "sapı bedenimden" demiş.
    Bir kimseye en zor gelen kötülük, nankör olan yakınlarından ve kendi yetiştirdiklerinden gelen kötülüktür.

    Ağaca çıkan keçinin dala bakan (ağaca çıkan) oğlağı olur.
    Çocukllar ana ve babalarından, küçükler büyüklerinden gördüklerini yapmaya özenirler. Bu nedenle yetişkinlerin iyi küçüklere iyi örnek olmaları gerekir.

    Ağacı kurt, insanı dert yer.
    Kurt insanı nasıl içinden yiyerek yavaş yavaş çürütürse, dert ve üzüntü de insanı öyle hırpalar, yıpratır.
    Ağacın kurdu içinde olur.
    Bir toplumu çökertip yıkacak öğeler, sinsi sinsi içeride çalışırlar.

    Ağaç kökünden yıkılır.
    Her şeyin temeli önemlidir. Ayrıntıların değişmesiyle düzen bozulmaz. Düzenin bozulması, temelin yıkılmasıyla olur.

    Ağaç, meyvesi olunca başını aşağı salar
    Faydalı eser veren, verimli, erdemli, bilgili insan, alçak gönüllü olur, kimseye tepeden bakmaz.

    Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez.
    Mer insanın belirli bir yeteneği olduğu için, belirli bir yükselme sınırı vardır. Ne kadar zorlanırsa zorlansın bu sını*rı aşamaz, daha fazlasına yükselemez.

    Ağaç maşa olmaz.
    Yeteneksiz, beceriksiz kimse, önemli işlerde kullanıl*maz.

    Ağaç yaprağıyla gürler (güzeldir).
    İnsan, akrabası, eşi dostu, yakınları ile varlığını gösterir; önemli işler yapabilir. İyi, kötü günlerini çevresiyle paylaşır.

    Ağaç yaş iken eğilir.
    Eğitim, çocuklara küçük yaşta daha kolay verilir. Yetiş*kin insan zor eğitilir.
    Ağalık (beylik) vermekle, yiğitlik vurmakla (-dır).
    Çevrende hatırı sayılır, sözü geçer bir kişi olmak ister*sen, gereken yerlere bol para yardımında bulunacaksın. Yiğit olarak anılmak istersen, savaşta da barışta da vurucu olacak*sın.

    Ağanın alnı terlemezse, ırgatın burnu kanamaz.
    İşin sahibi, işçilerle çalışıp yorulmazsa, işçi var gücüyle işe sarılmaz

    Ağanın gözü ata tımardır
    Ağanın gözü, atının üzerinden eksik olmazsa ata iyi ba*kılır. İş sahipleri de işlerini sürekli denetleyip, takip ederler*se işleri düzgün gider, verimli olur.

    Ağanın gözü öküzü (ineği) semiz eder
    Ana babalar çocuklarına, mal sahipleri mallarına iyi ba*karlarsa istedikleri sevindirici sonucu alırlar.

    Ağanın gözü, yiğidin sözü.
    Bir yerin yöneticisi, büyüğü için önemli olan işleri iyi denetlemesidir. Yiğit için ise önemli olan şey, sözünün eri Olmasıdır.

    Ağanın malı çıkar, uşağın canı
    İşveren mal sahibi olur ama bu uğurda işçi de canı çıkıncaya kadar çalışmıştır.
    Bir afeti önlemek için zengin malını, fakir canını verir.

    Ağaran baş, ağrıyan göz gizlenmez.
    Belirtilen açıkça olan bir şey gizlenemez. Yaşlılık da izleri ortada duran üzüntü de ne yapılsa örtülemez.

    Ağası güçlü olanın kulu asi olur, (Ağası yiğit olanın etba sarhoş gezer)
    Kuvvetli, dişli birisine dayanan, ondan güç alan kişiler,herkese kafa tutar; kabadayıca işler yapar.
    Haksızlık ve zorbalık eden yöneticilere, patronlara çalışanlar, sonunda başkaldır
    .
    Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter
    Doğada herkesin bir hissesi vardın Allah her yaratığın rızkınıda birlikte yaratır.

    Ağır basar, yeğni kalkar.
    -Yerinde davranmasını, konuşmasını bilen kişilere her*kes saygı gösterir. Ağır başlı olmayan kişilere ise kimse de*ğer vermez.
    - Ağır başlı insanla, hafif insan davranışlarından belli olur.
    - Değerli kişi, herkesin beğendiği eylemi gerçekleştirince değersiz kişinin yaptıkları etkisiz kalır.

    Ağır git ki yol alasın.
    Tuttuğu işte, yolda ilerlemek isteyen, ağır ağır, acele et*meden güvenilir adımlarla ilerlemelidir. Böyle olursa işi sağ*lam olur.

    Ağır kazan geç kaynar.
    - Kalın kafalı insanlar bir konuyu geç anlarlar. Tembel kişinin elinden iş geç çıkar.

    Ağır başlı insan çabuk öfkelenmez.
    Ağır ol batman gel (döv, gelesin, dövesin)

    Hareketlerini, davranışlarını tartarsan, ağır başlı olursan değerin artar.

    Ağır otur ki bey (aga, molla) desinler.
    Hoppalık hafiflik, züppelik etme ki sana büyüğümüz di*ye saygı göstersinler;

    Ağır taş, batman döver (yerinden oynama).
    Ağır başlı, oturaklı kişiler, kimsenin alay konusu, oyun*cağı olmaz. Onları hırpalamaya kimsenin gücü yetmez.

    Ağır yongayı yel kaldırmaz.
    Ağır başlı, oturaklı kişilere değme olaylar zarar verip et*kili olamaz.

    Ağız yer, yuz utanır.
    Karşılık beklenerek verilen armağanı alan kişi, armağanı verenin dileğini yerine getirmek zorunda kalır; işini yapar.

    Ağlamakla yâr ele girmez.
    Çok istediğimiz şeyi elde etmek için yâlnızca çok iste*mek yetmez. Onu elde etmenin yollarını arayıp bulmalıyız.

    Ağlama ölü için, ağla **** (diri) için
    **en yakınımız ölüp gitmiştir. Ona her gün ağlamak öleni geri getirmez. Yakınlarımızdan birisi **** ise, yahut dertli ise, acı çekiyorsa asıl ağlanacak durum bunlarınkidir.Çünkü her gün durumlarıyla bizi de üzerler.

    Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
    Hak'kını aramayana, sesini yükseltmeyene kimse getirip hakkını vermez. Haklı olduğumuz her konuda hakkımızı aramalıyız.

    Ağlarsa anam ağlar, gerisi (kalanı, gayrisi) yalan ağlar.
    Kişinin derdini, sıkıntısını yürekten paylaşan kişi anasıdır.kimse anamız kadar bizim derdimize yanmaz.

    Ağlatan gülmez.
    Başkalrına eziyet kötülük eden er geç cezasını çeker.
  4. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Ağrılarda göz ağrısı her kişinin öz ağrısı
    Her kişinin kendi derdi, kendi hastalığı kendisi için bütün ağrılardan daha acı vericidir.

    Ağrısız baş mezarda gerek (olur), (Gailesiz baş, yerin al*tında)? (Rahat ararsan mezarda).
    Bu dünyada yaşayan herkesin mutlak bir derdi vardır. Sıkıntıların, beklentilerin bitmesi, hayatın da bitmesi demek*tir. Yani insanın derdi ancak ölünce biter.

    Ağustosta beyni kaynayanın, zemheride kazanı kaynar.
    Yazın sıcak günlerinde tarlada çalışan kişi, kışın soğuk günlerinde geçim sıkıntısı çekmez. Gençliğinde çalışan, yaş*lılığında rahat eder.

    Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar
    Zamanında çalışıp geleceğini düşünmeyen, keyfe, zevke dalan kişi ileride aç kalmaya, sürünmeye mahkumdur. Ağus*tos böceğiyle karınca masalında olduğu gibi.

    Ağustosun yarısı yaz, yarısı kıştır
    Ağustos ayının ortalarında yaz sıcakları azalır, serinlik başlar. İnsanlar, yavaş yavaş kışa hazırlık yapmalıdırlar. Ağustosun adına aldanmamalıdır.

    Ağustosta yatanı, zemheride büğelek tutar.
    Fırsatı, gücü varken çalışıp ihtiyaçlarını temin etmeyen kişi, fırsat elden gittikten sonra sıkıntılar içinde kıvranır.

    Ağzı eğri, gözü şaşı ensesinden (arkasından) belli olur (bellidir).
    Kişilerin kusurlarını, huylarını tutum ve davranışları belli eder.

    Ah alan onmaz.
    Kötülük yaparak masumların beddualarını alan kişi iflah olmaz. Ettiğini bir gün bulur.

    Ahlatın (armut) iyisini (dağda) ayılar yer.
    Güzel şeyler, çoğu kez, ona layık olmayan kimselerin eline geçer.

    Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.
    Ahmaklara, arsız kişilere ne yüz, ne de söz vermeye gel*mez. Bir kez yakayı kaptırırsanız bir daha böyle kişilerden başınızı alamazsınız.

    Ahmak gelin, yengeyi halayığı sanır.
    Ahmak kimse, kendisine yardımcı olan kişiye, hizmeti*ne verilmiş gözüyle bakar, saygısızca davranırsa, çevresin*deki iyi niyetli, yardımcı kişilerden yoksun kalır.

    Ahmak (şaşkın) misafir, ev sahibini ağırlar.
    Herkes, kendi görevini yapmalıdır. Başkasının işine ka*rışıp görev ve yetkilerini üstlenmeye kalkan kişiler gülünç duruma düşerler.

    Akacak kan damarda durmaz.
    Bir zarara uğramak kaderimizde varsa ne yapsak önle*yemeyiz.

    Ak akçe, kara gün içindir.
    Paranın asıl değeri sıkıntıya düşüp ona ihtiyaç duyduğu*muz gün belli olur. Kazanmasını bildiğimiz gibi dar günü*müzde paramızı harcamayı da bilmeliyiz.

    Akan su yosun tutmaz.
    Akara kokara bakma, çuvala girene bak.
    îyi, kötü diye beğenmemezlık etme; mal ve para biriktir.

    Akar su çukurunu kendi kazar, (su yatağını bulur)
    İçinde çalışıp bir şeyler yapma isteği olan kişi, ne yapıp eder, kendisine uygun bir iş ve çalışma alanı bulur.

    Akar su pislik tutmaz.
    Eski bir inanışa göre akarsu-ne kadar kirletilirse kirletilsin temiz kalır.

    Akar suya inanma, el oğluna dayanma.
    Ne kadar yavaş akarsa aksın, akar suya girmek tehlikeli dir. Su, insanı sürükleyip boğabilir. Suya güvenmek olmaz. Bunun gibi her iyi görünen el oğluna güvenmek de doğru değildir. Görünüşteki iyi davranışların ardında bize zarar verecek düşünce ve tutumlar olabilir.

    Akçe akıl, don yürüyüş öğretir.
    Parası olan insanın kendine olan güveni de artar. Para bilgisinin, görgüsünün artmasına yardımcı olur. Gezme, görme, araştırma, okuma hep paraya dayanmaktadır. Kılıksız olduğu içine topluma girmekten çekinen kişiler, güzel giyimli oldukları zaman daha güvenli ve doğal davranırlar.
    Ak göt (don, bacak), kara göt (don, bacak) geçil başındı) (hamamda) belli olur.
    Kimin iyi, kimin kötü kimin başarılı, kimin başarısı olduğu birlikte girilecek olan sınavda belli olur.

    Ak gün ağartır, kara gün karartır.
    Mutluluk insanları neşeli, dinç, iyimser yapar. Mutsuz*luk, üzüntü içindeki bir yaşam ise kişileri sinirli, karamsar yapar.

    Akıl akıldan üstündür
    İnsanlar akıl ve bilgi bakımından daima birbirlerinden farklıdırlar. Bir kişi diğerinden mutlaka üstündür. Bizim dü*şünemediğimiz bir şeyi bir başkası düşünüp bizi aydınlatabi*lir. Her zaman danışmakta yarar vardır.

    Akıl için tarik (yol) birdir.
    Bilime dayalı, doğru ve iyi düşünme kişilere göre değiş*mez. Bilinmeyenleri çözen kişilerin hepsi de mantık yolunu kullanmışlardır. Mantık dışı yollar, insanları yanıltır, yanlış yola götürür.

    Akıl, kişiye (adama) sermayedir.
    İnsanın yaptığı işlerde baş araç ve etken aklıdır.
    Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını al*mış (beğenmiş).
    Her insan kendi aklını, görüşünü, davranışını başkalarınınkinden daha üstün bulur. Bir konuda kendi görüşünün dı*şında ne kadar düşünce, ortaya atılsa da kişiler yine kendi akıllarını beğenirler..Bu yüzden çoğu kişiler eleştiriye daya*namazlar.

    Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır
    Akılsız kimse davranışlarının nereye varacağını, ne so*nuçlar doğuracağını düşünemez. İstemeden de olsa dostları*na zararı dokunur. Akılsız düşmanla mücadele etmek de zor*dur. Çünkü akılsızın davranışlarını hesap edip tedbirini al*mak zordur. Oysa akıllı düşmanın ne yapacağını sezmek, ge*reken tedbiri almak daha kolaydır.

    Akıllı, düşününceye kadar **** oğlunu everir.
    Daha az düşünen ama çabuk karar veren kimse, çok dü*şünüp de karar veremeyen kimseden daha iyi iş görür. Çok düşünüp sonuç elde etmeyince o düşünme işe yaramaz.

    Akıllı, köprü arayıncaya dek **** suvu geçer
    Tedbirli kişi, yapacağı işlerde sağlam yol arar. Bunun için de sonucu almakta gecikir. Gözü pek, atak kişi ise kü*çük tehlikeleri göze alarak işe girişir ve çabuk sonuç alır.

    Akıllı oğlan neyler ata malını, akılsız oğlan neyler ata malını, (Hayırirevlat neylesin malı, hayırsız evlat neyle*sin malı), (oğlum **** malı neylesin, oğlum akıllı malı neylesin).
    Bir evlat iyi eğitilmişse, akıllı ise malı kendisi kazanır, baba malına gerekseme duymaz. Akılsız ise, babası ne kadar çok mal bırakırsa bıraksın, altından girer üstünden çıkar ve malsız kalır. Buna göre çocuklara mal bırakmaya çalışmak tansa onları iyi eğitmeye çalışmak daha hayırlıdır.

    Akıl olmayınca ne yapsın sakal
    İnsan"sadece yaşlanmakla olgunlaşmaz. Eğer akılsız ve eğitimsiz ise çocukça işler hatalar yapar.

    Akıl para ile satılmaz
    Akıl para ile alınıp satılan bir şey olsaydı, dünyadaki bütün zenginlerin akıllı, fakirlerin ise akılsız olması gerekir di. ****ce iş yapan zenginler olduğu gibi çok akıllı davranan fakirler de vardır.

    Akılsız başın cezasını (zahmetini) ayak çeker
    - iyi düşünmeden yaptığımız işlerin sonunda zarara uğrayıp, düzeltmek için çaba gösteririz. Oraya buraya koşup yorulmak zorunda kalırız.
    - Yöneticilerin düşünmeden verdikleri kararların sıkıntı*sını, idareleri altında çalışan kişiler çeker.

    Akılsız kasabın gerisine kaçar masadır
    İşini bilmeyen, kafası çalışmayan kişi, elindeki fırsatı kullanmak şöyle dursun, onun kendi aleyhine dönmesine yol açar.

    Akılsız köpeği yol kocatır, (Ahmak iti yol kocatır).
    Gerekli araç gereci hazırlanmadan, iyice düşünülüp yo*lu, yöntemi, programı çizilmeden yapılmaya çalışılan işin, yarı yolda aksaklıkları ortaya çıkar. Aksaklığı düzeltmek için tekrar malzeme, emek ve zaman harcanır. Bu durum da zaman kaybına ve gereksiz yorgunluklara yol açar.

    Akıl yaşta değil, baştadır
    Bir kimsenin yaşı büyümekle aklı ve olgunluğu artmaz. Nice gençler vardır ki, yaşlı kişilerden daha doğru düşünüp hareket ederler.
  5. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Ak koyunu (ala keçiyi) gören, içi dolu yağ sanır
    Dış görünüş aldatıcı olabilir. Tüm konularda gerekli in*celemeyi yapmadan dıştan görünüşe bakarak karar verenler aldanırlar.

    Ak koyunun kara kuzusu da olur.
    İyi ana babadan kötü çocuklar da olabilir.

    Ak köpeğin (itin) pamuk pazarına (pamuğa, pamukçuya) zararı vardır
    Görünüşü iyi olan ama aslında kötü olan şeylerin veya
    kişilerin iyi şeylere zararı dokunur. Onların değerinin azal*masına sebep olur.

    Akla gelmeyen eğelen) başa gelir.
    İnsanların başlarına zaman zaman rüyada görseler inan*mayacakları olaylar gelebilir.

    Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.
    İyice düşünmeden, sonunu düşünmeksizin.

    Akmasa da damlar.
    Bir işi, bir geliri küçümsememek gerekir. Küçükse da zamanla büyür, artar.

    Akşama karşı gitme, tana karşı yatma.
    Elden geldiğince yolculuğa gece değil, sabah erkenden çıkılmalıdır.
    Akşamın hayrından sabahın şerri'' iyidir, (yeğdir/, (sa*bah ola, hayr ola).
    Özellikle önemli işlerinizi gece yerine sabah yapın. Çünkü gece yapılan işler aksak olabilir. Gündüz sağlanan olanaklar gece sağlanamaz.

    Akşam ise yat, sabah ise git, (Akşam oldu kon, sabah ol du göç).
    - Yolculukta akşam ulaştığın yerde yat, yoluna sabah devam et.
    Alacağım olsun da alakargada olsun, (Alakargada alaca*ğım olsun, alamazsam gönlümü oysun)
    Alma umudu az olsa, borçlu ile mücadele etmek gerekse bile alacaklı olmak, her zaman borçlu olmaktan iyidir.

    Alacakla verecek (borç) ödenmez.
    Bir yerden alacağınızı umut ettiğiniz para ile başka yere olan borcunuzu ödenmiş saymak tedbirsizliktir. Çünkü ala*cağımızı alamayabiliriz ama borcumuzu ödemek zorundayız.

    Ala keçi her vakit,püsküllü oğlak doğurmaz
    Değerli bir şeyden her zaman iyi verim alınmaz.
    Alçacık eşeğe herkes biner, (Alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay).
    Güçsüz ve koruyucusuz kişiyi buyruk altına almak, hır*palamak, yenmek kolaydır.

    Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar
    Alçak gönüllü olan, büyüklük taslamayan Kişiler, saygı görür, yükselirler. Kibirli kişiler, kendisini herkesten üstün görenler ise sevilmez, toplum içinde iyi bir yer edinemezler.

    Alçak yerde tepecik kendini dağ sanır, (Alçak yerin tepeciği dağ görünür).
    Bilgili kişilerin az bulunduğu bir toplulukta az bilgili ki*şiler, kendilerini dâhi sanırlar.

    Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır
    insan, kendi durumuna çevresine uygun bir yaşayış sürmelidir; Dostlarını da kendisine uygun olanlardan seçmeli*dir. Durumumuzun çok üstünde bir yaşayışa özenmek, ya da çok altında bir yaşayış sürmek bize zarar verir.

    Alçak yer, yiğidi hor gösterir.
    Yetenekli kişiler, yeteneklerini, becerilerini göstereme*yecekleri, takdir edilmeyecekleri bir ortamda veya görevde bulunurlarsa, yetenekleri kaybolup gider. Çevrelerinde basit bir kimse sayılırlar.

    Al elmaya taş atan çok olur
    İyileri, güzelleri, değerli kişileri çekemeyen, onlara sata*şıp kötüleyen çok olur.

    Alet işler, el övünür
    İnsan ne kadar usta olursa olsun, gerekli araçlar olma*dıkça kusursuz iş yapamaz.

    Al giyen alınır
    - Göz alıcı giysi giymiş güzelin isteklisi çok olur.
    - Bir işin yapılışıyla ilgili olan kimse, o iş üzerindeki eleştirmeyi kendisi için olmasa bile üzerine alınır.

    Al gömlek gizlenemez
    Herkesin dikkatini çekecek iş yapan kimse, bunun gizli kalacağını sanmamalıdır.
    Alın yazısı değişmez
    Kişi ne yapsa kaderini değiştiremez. Başına gelecekleri görse de, zorlama ile kaderini değiştiremez.

    Al ile aslan tutulur, güç ile sıçan (gücügen)tutulmaz. (Al aslan tutar, güç sıçan tutamaz).

    Zekânın gücü her zaman diğer güçlere üstün gelmiştir. Çelimsiz ama zeki bir kimse, güçlü fakat düşünme gücü az olan kimseyi rahatlıkla yener. Zekâsız güç, en basit şeyleri bile yapamaz.

    Âlim unutmuş, kalem unutmamış
    İnsan ne kadar akıllı olursa olsun öğrendiklerinin tümü*nü aklında tutamaz. Zamanla unutur. Oysaki yazıya geçirilen bilgiler yüzyıllar boyunca unutulmaz. Oluşturulan kitaplar*dan da herkes okuyarak faydalanır.
    Al kaşağıyı gir ahıra, yarası (yağrısı) olan gocunur (gocunsun).
    Bir suçun, yolsuzluğun sorumluları aranırken o işte ku*şum bulunan kişi telaşa düşer.

    Allah, balmumu yakana balmumu, yağmumu yakana yagmumu verir.
    Allah cam isteyene cam, mum isteyene mum verir)
    Halk arasındaki inanışa göre Tanrı, herkese isteğine gö*re verir. Az isteyene az, çok isteyene çok. Gerçekte bunun sebebi şudur: Çok harcamak isteyen bunu elde etmek için çok çalışır. Az isteyen ise az çalışır.

    Allah bilir ama kul da sezer
    Bir işin gerçek yüzünü ancak Allah bilir ama insan da aklını kullanarak sezinleyebilir, bir tahminde bulunabilir. Gerçekleri kafasını kullanarak ortaya çıkarabilir.

    Allah dağına göre kar verir (verir kışı).
    Allah, herkesin dayanabileceği kadar dert ve sıkıntı ve*rir.

    Allah doğrunun yardımcısıdır.
    Doğruluktan ayrılmayana Allah her zaman yardım eder. Doğru insanların değeri er ya da geç mutlaka bilinir.

    Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz.
    Allah, insanlara verdiği ömrü süresi dolmadan almaz. Eceli gelmeden kimse ölmez.

    Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar
    Her sıkıntının sonunda mutlaka bir aydınlık vardır. Bu nedenle umutsuzluğa düşmemelidir. Tanrının eskisinden da*ha iyi imkanlara kavuşturacağına inanmalıdır.

    Allah'ın bildiği kuldan saklanmaz.
    İnsan, işlediği suçtan dolayı önce tanrıya ve vicdanına karşı sorumludur. Her şeyi Tanrı bildiğine göre kuldan sak*lamak anlamsız olur.

    Allah'ın ondurmadığını peygamber sopa ile kovalar.
    Bir kişinin kaderi kötü ise, işleri bu" kez ters gitmişse ya*nındakiler de onu terk eder. Başvurduğu bütün kapılar yüzü*ne kapatılır.

    Allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış.
    Geçim konusunda kimse kimseye yük olmamalıdır En yakınlarımızın bile kazançlarına güvenmemeli, kendi başı*mızın çaresine bakmalıyız. Birbirlerine çok yakın olan kar*deşlerin bile ayrı hayatları olduğu için kazançlarının da ayrı olması normaldir.

    Allah kulundan geçmez
    Tanrı dar zamanlarında kullarına yardım eder. Sıkıntıya düştüğümüz zaman kendimizi kötümserliğe kaptırmamalıyız.

    Allah kulunu kısmeti ile yaratır
    Bu dünyada herkesin az ya da çok bir geçim yolu vardır. Önemli olan bunu çalışarak çoğaltmaktır.

    Allah sabırlı kulunu sever.
    Sabırlı kimse sıkıntıları atlatır, güçlükleri yener. Sabır güzel bir huydur. Allah sabırlı kuluna yardım eder.

    Allah sağ eli sol ele muhtaç etmesin.

    Hayatta en güzel şey insanın kendi kendisine yetmesidir. Maddi ve manevi olarak en yakınımız bile olsa başkala*rına muhtaç olmak çok zordur. Allah kimseyi en yakınına bi*le muhtaç etmesin.

    Allah sevdiğine dert verir,
    Allah sabredenleri, derdin kendisinden geldiğine inana*rak yakınmayanları, mutlaka ödüllendirir.

    Allah son gürlüğü versin
    Gençlikte sıkıntılara daha kolay dayanılır, daha kolay atlatır. Önemli olan kişinin ihtiyarlık yıllarını bolluk ve ra*hatlık içinde geçirmesidir.

    Allah'tan sıska, ne yapsın muska
    - Yaradılıştan yeteneksiz olan kişi çaba ile yetenekli kı*lınamaz.
    - Temelinde, bozuk olan şeylere, birtakım desteklerle, çabalarla büyük bir güç kazandırılamaz.

    Allah'tan umut kesilmez
    En umutsuz durumlarda bile karamsarlığa kapılmamalı*dır. Her şeyin mutlaka bir çıkar yolu vardır. Ayın bile onbeşi karanlıksa, onbeşi aydınlıktır.

    Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir.
    Allah, yarattığı canlılara yeteneklerine göre bir yaşama düzeni vermiştir. Her canlı, doğada kendi yapısına uygun ya*şama imkanı bulur.

    Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez.
    İyi gün de, kötü gün de fakirliğe zenginliğe bakmaz. Al*lah dilerse yoksulu zengin, zengini fakir yapabilir.

    Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir.
    Allah bir kimseyi zengin etmeyi dilerse, onun şansını açarsa o kimseye hiç umulmadık yerlerden para, mal gelir. Ummadığı anlarda işleri kolaylaşır. Ummadığı anlarda elindekiler yok olur gider. . . .
  6. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Alma alı, sat yağızı, bin doruya besle kırı.
    Biniciler atlarını iyi seçmelidirler. Renkler atın cinsini belirlemeye yardım eder. Doru ve kır donlu (renkli) atlar de*ğerli sayılırlar.

    Almadan vermek, Allaha mahsus (yaraşır)
    Her şey karlışıklıdır. İnsan bir şey kazanmamışsa, elinde yoksa başkasına ne verebilir? Karşılık almaya ihtiyacı olma*dan verebilen tek varlık, Allah'tır.

    Almadığın hayvanı kuyruğundan unutma
    Yapamayacağın bir şeye, işinde çalıştırmayacağın kim*seye yapacakmışsın, çalıştıracakmışsın gibi ilgi gösterip, umut verme.

    Al malın iyisini çekme kaygısını
    İyi, kaliteli mal hiçbir zaman insaflı rahatsız etmez. Ka*litesiz mal alırsak ya çabuk eskir ya da sık sık bozularak ba*şımızı ağrıtır.

    Alma mazlumun ahım çıkar aheste aheste
    Kötülük ve işkence yapmak insanlığa yakışmaz. İnsan yaptığı kötülüğün cezasını gerek yasalar önünde gerekse vic*danında mutlaka çeker.

    Alma sarı, satma sarı, kapındaysa tutma sarı.
    Sarı donlu (renkli) atı ne beslemeli ne de alıp satmalıdır.

    Alna yazılan (alında yazılı olan) başa gelir, (başa yazılan gelir)
    Kişi iyi veya kötü kaderinde ne varsa onu yaşar.

    Alt değirmen güçlü akar.

    Kaynaklan köklü ve bol olan kuruluşlar sağlam, sürekli ve verimli olurlar.

    Altın anahtar her kapıyı açar
    Para bütün güçlükleri yener, engelleri ortadan kaldırır. Para ile istenilen şey elde edilir.

    Altın ateşte, insan mihnette belli olur
    Altına benzeyen bir maddenin altın olup olmadığı, ateşe dayanıklılık derecesi ile anlaşılır. Bir kişinin değeri de sıkın*tılara katlanmak, zorlukları yenme ve benliğini koruma gücü ile ölçülür.

    Altın eli bıçak kesmez.
    Zenginlik de, fakirlik de, yüksek mevkiler de sürekli değildir. Gün gelir, zengin fakirleşir; fakir zenginleşir. Kimin kime ne zaman muhtaç olacağı belli olmaz. Bu nedenle iyi durumumuza aldanıp insanlan horlamamalıyız.

    Altının kıymetini (kadrini) sarraf bilir.
    Bir kimsenin, bir şeyin değerini, ancak bu konularda uz*manlaşan kişiler bilir

    Altın leğenin kan kusana ne faydası var
    Kişi ağır hasta, ya da çok dertli ise zenginliğinin tadına varamaz. Böyle bir kimse, zengin olmuş neye yarar?

    Altın pas tutmaz, (**** yas tutmaz)
    Şerefli, temiz insana, hiç kimse leke süremez. (Tasasız kimse hiç bir şeye üzülmez).

    Altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz
    Üstün değer taşıyan kişi ya da nesne, ne türlü uygunsuz koşullar içinde bulunursa bulunsun değerini, niteliğini yitir*mez.

    Altın yere düşmekle pul olmaz.
    Değerli kişiler, varlıklar en kötü koşullarda bile erdem*lerinden kalitelerinden bir şey kaybetmezler.

    Altı olur, yedi olur, hep Allah'ın dediği olur.
    Bazı işlerde önceden yapılan hesaplar, planlar tutmaz. Sonunda iş olacağına varır, Allah'ın dediği olur.

    Aman diyene kılıç kalkmaz.
    Mertliğimize kuvvetimize sığınan ve af dileyen güçsüz kişilere el kalkmaz, kötülük yapılmaz. .

    Amcam (emmim) dayım herkesten (hepsinden) aldım payım.
    İnsan yalnızca kendisine güvenmeli, Kimseden yardım beklememeli. Kişiye en yakınlarının bile yardım etmediği zamanlar olur..

    Anadan olur daya, hamurdan olur maya
    Hiç bir bakıcı annenin yerini tutamaz. Hamurun mayası yine kendisindendir. O halde kusursuz, verimli bir iş yapmak istiyorsak. O işin özüne uygun olan en iyi araç gereç ve mal*zemeyi kullanmamız gerekir. Derme çatma araçlarla yapılan işlerden iyi sonuç alınmaz.

    Ana gibi yâr olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz.
    Bir kişi için kendisine annesinden daha yakın kimse yoktur. Analar çocukları için canlarını feda etmekten çekin*mezler.

    Ana ile kız, helva ile koz
    Koz helvasının içindeki ceviz ile helva nasıl bir birini tamamlıyor ise, ayırmak zorsa, ana ile kızı da birbirinden ayırmak zordur. Çünkü kız çocuklar ile anaları birbirlerinin sırdaşıdırlar.

    Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar
    Ana baba, kızlarına rahat mutlu bir yaşayış sağlayabilir*ler. Ancak geleceğini etkileyemezler. Çünkü kızın mutlulu*ğunu sağlayacak olan kocasıdır. Aileler kızlarına her şeyi sağlasalar da mutlu bir evlilik veremeyebilirler.
    Analık ferahlık (kara yamalık)

    En iyi üvey analık "bile öz annenin yerini tutamaz. Halk arasında üvey analar kötülük sembolü olarak (beyaz elbiseye yamanmış kara bir yama gibi uyumsuzdurlar) kabul edilirler.

    Analı kuzu, kınalı kuzu
    Anası sağ olan çocuk her yönü ile bakımlı ve mutludur. Anası olmayan çocuk ise analı çocuklara göre daha bakımsız ve sevgiden yoksundur. Çünkü anneler bütün sıkıntılara kat*lanarak çocuklarını mutlu etmeye çalışırlar.

    Anamın (babamın) öleceğini bilseydim kulağı dolu darı ya satardım (acı soğana değişirdim).
    Kişi en değerli bir malının karşılıksız olarak elinden çı*kacağını önceden bilebilse onu yok denilecek kadar az para*ya Satardı.

    Anan güzel idi, hani yeri, baban zengin idi, hani yeri
    Bu dünyada hiç bir şey sürekli değildir. Her şey değişe*bilir. Gençlik, güzellik, zenginlik de sonuna kadar güvenil*meyen, sürekli olmayan şeylerdir.

    *****n bahtı kızına.
    Bir annenin yaptığı mutlu ya da mutsuz evlilik kızının evlilik hayatını da olumlu veya olumsuz yönde etkiler.

    *****n bastığı yavru (civciv) incinmez (ölmez)
    Annelerin acı sözleri, bedduaları çocuklarını etkilemez, çünkü anneler bunları yürekten söylemezler. Bir anne çocu*ğunu dövse de, bağırsa da bunları onun iyiliği için yapar. Hiç bir anne çocuğunu kıyasıya dövüp incitmez.

    Anasına bak kızını ak kenarına (kıvısına) bak bezini al.
    Çocukların, özellikle kız çocuklarının eğitiminde anne*lerin önemi büyüktür. Nitekim bir kızın özelliklerini öğren*mek isteyenler, annesine benzeyeceğini düşünürlerse yanıl*mamış olurlar. Bir kumaşın bile özelliğini anlamak için bir parçasına bakmak yeterlidir.

    An beni bir kozla oda çürük çıksın.
    Arkadaşlar, tanıdıklar arasında karşılıklı verilen arma*ğanlar sevgiyi, dostluğu pekiştirir. Armağanın maddi değeri önemli değildir. Armağan, bir kişinin hatırlandığını belirt*mesi bakımından değerlidir

    Anlavana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az
    Anlayışlı, arif kişiler, üstü kapalı sözleri de, davranışları da hemen anlarlar. Anlayışı kıt olan kışilerse ne kadar açık söylense de, tekrarlansa da anlamazlar. Anlayışlı kişilere kü*çük bir imâ yeterlidir.

    *****a malum olur
    Tanrı'ya yaklaşmış kişilerin bazı şeyleri önceden sezdi*ğine inanılır. (Ancak bu söz, böyle keşiflerde bulunduğunu söyleyen kişilerle alay etmek için söylenir).

    Apdestsiz sofuya namaz mı dayanır?
    Gerekli koşulları yerine getirmeden, sonuçtaki verimi düşünmeden, az zamanda pek çok iş yapılabilir. Yararsız çok iş yapmaktansa, az yapıp öz yapmak daha faydalıdır.
  7. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Araba devrilince (kırılınca) yol gösteren çok olur.
    Kötü olayları önceden haber verip ikaz eden olmaz. An*cak kötü sonuç meydana geldikten, iş işten geçtikten sonra herkes akıl vermeye, yol göstermeye kalkar. "Şöyle yapsaydın, böyle yapsaydın..." diye akıl satan çok olur. .

    Araba ile tavşan avlanmaz
    Her işin yapılışının kendisine özgü aracı gereci, yöntemi vardır. İlgili yöntemler kullanılmazsa başarıya ulaşılmaz.

    Arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer. (Ön tekerlek nereye giderse art tekerlek de oraya gider).
    Çocuklar daima en yakınlarındaki büyüklerini kendileri*ne örnek alırlar. Bu nedenle büyükler, küçüklere iyi örnek olmaya çalışmalıdır.

    Arayan Mevlâsını da bulur, belâsını da.
    Kişi iyilik ararsa iyilik, kötülük ararsa kötülük bulur. Bir kimse hangi amaca ulaşmak için çalışırsa, ona ulaşır.

    Ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz
    Ardıç ağacının ateşi dayanıksızdır, çok çabuk kül olur. Yalancı insanın da sözü böyledir, güvenilmez.

    Ar dünyası değil, kâr dünyası.
    Kişiler, iş beğenmezlik ederlerse kâr edemezler. Geçin*mek için namuslu olmak koşuluyla her iş yapılmalıdır.

    Arı, bal alacak çiçeği bilir.
    Açıkgöz, dalkavuk kişiler çıkar sağlayacakları, dolandı*racakları yeri ve kimseleri bilirler.

    Arı, bal olan kovana üşer.
    Halk, kendisine önderlik edecek kişinin çevresinde top*lanır.
    Arı gibi eri olanın dağ kadar yeri olur.
    Çalışkan kişileri olan aile ve toplumlar her zaman kalkı*nırlar ve bol kazanç elde ederler.

    Arık ata kuyruğu da yüktür
    Güçsüz kişi değil başkasına, en yakınlarına bile yardım edecek durumda değildir. Kendi ihtiyaçlarını gidermek bile ona zor gelir.

    Arık etten yağlı tirit olmaz
    Değersiz kişiden yararlı iş, verimsiz maldan bol ürün beklenemez.

    Arı kızdıranı sokar
    Kişi, sebepsiz yere başkasına saldırmaz. Ancak kızdırı*lır, haksızlığa uğratılırsa gözü hiç bir şey görmez ve karşı*sındakine zarar verir. (Arının soktuktan sonra öldüğü söyle*nir).

    Arık öküze bıçak olmaz (çalınmaz)
    - Çok az yararlar için kişilere ya da canlılara eziyet edil*memelidir.
    Güçsüz kimseyi ezmek yiğitlik değildir.

    Arı söğüdü, akıllı öğüdü sever.
    Herkes işine yarayan şeyi benimser.
    Arife günü yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayram günü kara çıkar (olur).
    Bir sözün yalan olduğu çabuk anlaşılır ve söyleyen kişi çevresinde utanılacak bir duruma düşer, değerini kaybeder.

    Arkadaşını söyle kim olduğunu söyleyeyim

    Kişilerin karakterlerini seçtikleri kişiler ele verir. Çünkü herkes kendi yapısına uygun kişilerle arkadaşlık ku*rar. Dolandırıcı, dürüst kişiyle arkadaşlık edemez. Bu neden*le birisini tanımak için onun arkadaşını tanımak yeterlidir.

    Armudun önü, kirazın sonu
    Armut ilk çıktığı zaman, kiraz da biteceği zaman daha lezzetli olur.

    Armudu soy ye, elmayı say ye
    Armut, kabuğu soyularak, elma da aşırı gidilmeyerek yenilmelidir.

    Armut dalının dibine düşer
    - Bir kimse, önce yakınlarına yararlı olur. Çocuk soyuna, ailesine çeker; çırak ustasının yolundan gider.
    Arnavuta sormuşlar: "Cehenneme gider misin?" diye, "aylık kaç?" demiş.
    Parayı güç kazanan veya para canlısı olan kişiler bol pa*ra karşılığında her türlü ağır işi yapmayı kabul ederler.

    Arpacıya borç eden, ahırını tez satar
    Sermayesiz borç para ile kurulan iş, kısa zamanda iflas eder.

    Arpa eken buğday biçmez.
    Kötü davranışın karşılığı hiç bir zaman iyi olmaz.

    Arpa samanı ile, kömür dumanı ile
    Kusursuz insan ve nesne olmaz. Sevdiğimiz kişileri, ya*rarlandığımız nesneleri kusurları ile birlikte kabullenmeliyiz.

    Arpa unundan kadayıf olmaz
    Kötü malzeme ve gereçle iyi şey yapılamaz. Her işin özelliğine uygun malzeme kullanılmalıdır.

    Arpa verilmeyen at, kamçı zoru ile yürümez.
    Çalıştırılan kişilerin hakkı verilmezse, zorlamakla, sıkış*tırmakla iş görülmez.
    Arsızın yüzüne tükürmüşler, "Yağmur yağıyor" demiş.
    Onursuz, arsız kişiler ne kadar ağır hakaret görseler de aldırış etmez; işi pişkinliğe vururlar, kötü sözden etkilen*mezler.

    Arsız neden arlanır, çul da giyer sallanır.
    Arsız kişiler hiç bir şeyden utanmazlar. Onlar için görü*nüşleri de önemli değildir. En kötü giysilerin içinde bile ra*hatça dolaşırlar.

    Aslan kocayınca sıçan ****ği gözetir.
    Zamanında güçlü ve önemli işler yapmış, büyük kazanç*lar elde etmiş kişiler, yaşlanıp güçten düşünce küçük işlerle oyalan ular.

    Aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir.
    Güçlü kişilerin sadece korkutucu sözleri bile güçsüzleri korkutup sindirmeye yeter

    Aslan postunda, gönül dostunda
    Canlı, cansız her varlığın göze hoş görünen bir düzeni, şekli vardır. Varlıklar, kendilerine has özelliklerini yitirirlerse önemleri kalmaz.

    Aslan yatağından (yattığı yerden) bellidir (belli olur).
    Bir kimsenin kişiliği yaşadığı yerin düzeninden,temizliğinden bellidir. Yaşadığı ortamın tertibi, temizliği o kişinin karakterini yansıtır.

    Arşın malı kantar ile satılmaz
    - Her nesnenin değerini anlamaya yarayan ölçüm ayrı*dır Bir nesne için kullanılan ölçü, diğeri için kullanılmaz.
    - Her işin kendisine özgü yolu yöntemi vardır.

    Artık (fazla) mal göz çıkarmaz
    Asıl azmaz, bal kokmaz.
    Değerli, soylu şeyler, ne kadar hırpalansalar, değişikliğe uğrasalar da özlerindeki değeri yitirmezler. Sağlam karakter li bir insanı hiçbir etken yozlaştıramaz.

    Asil ile taş taşı, bedasıl ile yeme aşı.
    Temiz süt emmiş, dürüst kişilerle en zor işler bile kolay*lıkla yapılır. Kötü kişilerle de en kolay işler dahi zorlaşır.

    Astar bol olmayınca yüze gelmez.
    Bir iş yaparken gerekli olan şeyleri santimi santimine hesaplayarak değil, biraz fazla tutmalıdır. Çünkü beklenme*dik etkenlerle daha çok harcama yapmamız gerekebilir.

    Aslını saklayan (inkar eden), haramzadedir
    Kişi olduğu gibi görünmelidir. Ailesinden, soyundan utanmak onlara sahip çıkmamak yanlıştır. Kişiyi değerli kı*lan kendi karakteri, çabasıdır. İyi bir ailedenkötü kişiler çı*kacağı gibi kötü bir aileden de iyi kişiler çıkabilir. Kişi, top*lum içindeki yerini kendisi hazırlar.
  8. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Âşığın gözü kördür (kör olur).
    Kendisini aşka kaptıran kişi, ne sevgilisinin kusurlarını görür, ne de çevresinde olup bitenlerle ilgilenir. Her konuda*ki aşın, tutkular insanların gerçekleri görmelerini engeller.

    Aşıka Bağdat uzak (ırak) değil (gelmez), (dervişe 'Bağ*dat'ta pilav var" demişler, "yalan değilse, ırak değil" demiş).
    Bir şeyi elde etmek için içinde taşkın bir istek bulunan kişiye bu uğurda katlanacağı sıkıntılar, fedakârlıklar güç gel*mez.

    Âşık âlemi kör, dört yanını duvar sanır.
    Aşktan gözü kararmış kişi, hoş olmayan aşırı davranış*larda bulunur. Kendisini öylesine yitirmiştir ki, bu davranış*ları hiç kimse görmez, işitmez sanır.

    Âşık daima bey oturmaz.
    Şans, her zaman kişilere yardım etmez. Birkaç kez işi rast giden kişi, bunun sürekli olacağını sanıp şansa güvenmemelidir.

    Aşını, eşini, işini bil.
    Mutlu bir yaşam sürmek isteyen kişi, her türlü aşırılık*lardan kaçınmalıdır. Bunun için de yiyeceğine dikkat etme*li, işini, arkadaşını iyi seçmelidir.

    Aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur
    iyi, güzel işler, iyi araç ve gereçler kullanılarak elde edilir. Kişinin hüneri kadar gereçlerin de önemi vardır. İyi malzeme işi yapanın yüzünü ağartır, övünç vesilesi olur.

    Aşk ağlatır, dert söyletir.
    Aşk, çoğu kez kişilere üzüntü kaynağı olur. Aşık, hü*zün içindedir. Dertli kişiler ise, teselli bulmak amacıyla her*kese dertlerini dökerler. Dertsiz kişiler, şikayette bulunmaz*lar. Ancak derdi olan, bir çare umuduyla dertlerini anlatır.

    Aşk olmayınca meşk olmaz
    Yapacağı, öğreneceği işe karşı aşırı istek ve sevgisi bulunmayan kimse o işi öğrenemez.

    Aş taşınca kepçeye paha olmaz.
    Her aracın yerine göre önemi vardır. Önemsiz gibi gö*rünen bir araç, istenmeyen bir durumu önlemeye yaradığı zaman değer kazanır.

    Aş tuz ile tuz oran ile.
    Bir şeyin hoşa gitmesi için özelliklerinin uyumlu ve karannda olması gereklidir.
    **çüsüz ve aşın nitelikler o şeyi tatsız, zevksiz yapar. tuzsuz yemek kadar aşırı tuzlu yemek de hoşa gitmez.

    Aşure yemeye giden kaşığını taşırır.
    Zevk alacağı, yararlanacağı bir iş peşinde olan kimse, o işin gerektirdiği araçları hazırlamış olmalıdır.

    Ata arpa, yiğide pilav.
    Her canlının gelişmesini sağlayan, gücünü anıran şey*ler farklıdır.
    Ata binen nalını mıhını ara
    Bir işin yürümesinde, kullanılacak bir aygıtta önemsiz gibi görünen küçük ayrıntılar da önemlidir. Yapılacak işle*rin tam. olması için ayrıntılarına dikkat etmelidir.

    Ata binersen Allah'ı, attan inersen atı unutma.
    Çeşitli yönlerinden faydalandığımız hayvanlara eziyet etmemeli, onların gerekli bakımını da ihmal etmemeliyiz. Hayvanlara eziyet edenleri Tanrı da sevmez.

    Atta da soy gerek, ite de.
    Bütün yaratıkların soylusu üstün niteliktedir.

    At, adımına göre değil, ad***** göre vurur
    Atın yürüyüşü binicisinin ustalığına bağlı olduğu gibi, bir işin yürüyüşü de yöneticisinin bilgi ve becerisine bağlı*dır.

    Ata dost gibi bakmalı, düşman gibi binmeli
    Atın her türlü bakımını iyi yaparsanız yorulmasından korkmadan rahatça binebilirsiniz.
    Çalıştırılan araçların, işçilerin gücü de iyi bakımlanyla artırılır.

    Ata dostu, oğula mirastır
    Gerçek dost olan baba dostları, babadan kalan miras kadaı değerlidirler. İyi ve kötü günlerimizde yanımızda olurlar.

    Ata eyer gerek, eyere er gerek.
    Bir kuruluştan işletmeden istenilen verimi alabilmek için önce gerekli her türlü donanımın, tesisin yapılması, sonra da iyi bir yöneticiye teslim edilmesi gerekir.

    Atalar çıkarayım der tahta, döner dolaşır gelir bahta.
    Ana babalar çocuklarının geleceği, mutluluğu için her türlü çabayı harcarlar. Ama çoğu kez çocuklarının mutsuz*luğunu, kaderini önleyemezler.

    Atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar
    Toplumun kurallarına, geleneklerine uymayan, büyük*lerin yol gösterici öğütlerine önem vermeyen kişiler, toplum dışına atılırlar. Toplumda sevilmeyen, başarısız kişifolurlar.

    Ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek
    Baba malına güvenmemek gerekir. Kendi kazancı ol*mayan kişi, baba malını çabuk tüketir. Sürekli olan kazanç, kişinin çalışarak elde ettiği kazançtır.
    Atanın (babanın), sanatı oğula miras tır

    At aralıkla, yiğit gariplikle.
    At zayıf iken, kişi garip iken çetin sınavlarını verirler. Zorluklar içinde kişiliğini yitirmemış görevlerini yapmış ki*şiler üstün nitelikli kişilerdir.

    Atasını tanımayan Allahı'nı tanımaz.
    Babasına, anasına saygı göstermeyen kişi. Tanrı'yı ta*nımıyor demektir. Çünkü, Allah, ana babayı sevnleyi say*mayı emreder.

    At, at oluncaya kadar sahibi mat olur.
    Bir çocuk, bir işçi, bir canlı yetiştirmek, onları eğitmek çok emek ve zaman ister, onlar yetişir ama, yetiştiren kişi de her bakımdan yorulur, yıpranır
    .
    At beslenirken, kız istenirken.
    At, besili, bakımlı olduğu zaman hem gösterişli, hem faydalıdır. Satılacaksa o zaman satılmalıdır. Kız da körpeli*ği güzelliği geçmeden, isteyenleri varken evlendirilmelidir. Kısacası her iş, zamanında ve tavında yapılmalıdır.

    At binenin (iş bilenin), kılıç kuş*****n.
    - Her şey, onu gereği gibi kullanmasını, ondan yarar*lanmışını bilene yakışır.
    - Kendisinden yararlanılan şey kimin elinde ise onun sayılır; başkasının malı olsa da.

    At binicisini tanır (bilir).
    İşçi veya yönetilen kişi yöneticisinin işten anlayıp, an*lamadığını, yeterli olup olmadığını bilir ve çahşmalar'ını ona göre yöneltir.

    At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bu*lunmaz.
    Bir işi başarabilmek için gerekli olan koşullar her za*man eksiksiz olarak ele geçmez. Biri bulunursa öteki bulun*maz; öteki bulunursa beriki bulunmaz.

    Ateş demekle ağız yanmaz.
    Kişi, zararlı bir eylemin sözünü etmekle kendisini za*rara sokmuş olmaz.

    Ateş düştüğü yeri yakar.
    Felâket kimlerin başına gelirse onları yakar, kavurur, sürekli bir acı içinde bırakır. Başkalarının acıması üzülmesi yüzeyseldir.

    Ateşle barut (barutla ateş) bir yerde durmaz (olmaz).
    Birbirini etkileyici şeylerin bir arada bulunması isten meyen sonuçlar doğurabilir.

    Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
    Gerçekte olmayan bir şeyin kolay kolay belirtisi hisse*dilmez. Eğer bir olay varsa onun az da olsa belirtileri, söy*lentileri vardır. Olmayan bir şeyin belirtisi de yoktur.

    Atı a taşıyla, katırı anasıyla.
    Bitkilerde, hayvanlarda olduğu gibi insanlarda da kö*ken ve soy önemlidir. İyi tohumdan iyi ürün elde edildiği gibi soyu temiz ailelerden de sağlam karekterli insanlar ye*tişir.

    Atılan ok geri dönmez.
    İyice düşünülmeden söylenilen sözlerin, yapılan işlerin doğuracağı olumsuz sonuçlan sonradan düzeltmek mümkün olmaz. Bu nedenle son sözümüzü önceden söylememeliyiz.

    Atım tepmez, itim kapmaz deme (Atın tepmezi, itin kap*mazı olmaz).
    Hiç bir şeye tam anlamıyla güvenilmez. Her canlının iyi huylarının yanında, kötü huyları da vardır. Bize çok bağ*lı olan kişiler bile zaman zaman bizi incitebilirler.

    Atına bakan ardına bakmaz.

    Kendisi için, işi için gerekli olan araçlara iyi bakan iyi kullanan kişi güç duruma düşmez. Görevini tam yapan, araç'annı iyi kullanan hiç bir zaman kötü duruma düşmez.

    Atın bahtsızı arabaya düşer
    Toplumda nice'değerli kişiler vardır ki şansızlıklar so*nucu, layık oldukları yere gelememişlerdir.

    Atın dorusu, yiğidin ****si.
    Atın doru renkli olanı, kişinin de cesur olanı makbul*dür.
    Atın ölümü arpadan olsun.

    Bazı kişiler sevdikleri şeylerde sonuçta zarar görecekle*rini bilseler de. aşırıya gitmekten kaçınmazlar.

    Atın ürkeği, yiğidin korkağı.
    Kişiler, uyanık ve dikkatli olmalıdırlar. Gereksiz yerde gösterilen cesaret, belâ getirir.

    Atın varken yol tanı, ağan varken el tanı.
    Yaş geçmeden, elde olanaklar varken gezip görmeli, bilgi, görgü ve eş dost edinmeli.

    At ile avrat yiğidin bahtına.
    Bazı şeylerin sonuçlan önceden tam olarak kestirile*mez. Aldığımız bir malın kalitesini kullanınca anlarız. Evli*lik de böyledir. Kişiler birbirlerini ancak birlikte yaşamaya başlayınca gerçek olarak tanırlar.

    Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz.
    Herkes kendi kapasitesini ve toplum içindeki yerini bilmelidir. Kişi, değerinin üstünde ilgi ve iş beklerse hayal kırıklığına uğrar.

    Atlar tepişir, arada eşekler ezilir
    Güçlü kişilerin mücadelelerinde, aradaki güçsüzler za*rar görür.

    Atlıya saat sorulmaz.
    Elinde bol imkanları olan kimse, en zor, en uzun za*man alabilecek işleri bile kısa zamanda yapar.

    At ölür, itlere bayram olur.
    Değerli veya mevki sahibi kişilerin ölümü, ya da görev den ayrılması, kötü düşünceli kişilerin işine yarar. İyi kişiler ortadan çekilirse, meydan kötülere kalır.

    At ölür meydan (nah) kalır, yiğit ölür şan (nam) kain
    Her insan ölümlüdür. Önemli olan öldükten sonra ismi mizı yaşatmak, iyi anılmaktır. Bunun için de topluma fayda*lı olmak, unutulmaz eserler bırakmak gerekir.

    At sahibine (ağasına), biniciye göre (eşer)-kişner
    Çalışanların ya da bir toplumun başarılı olması yöneti*cilerinin tutumuna ve becerisine bağlıdır. İyi idare edileme*yen kişilerden de, toplumlardan da istenilen verim alınamaz.

    Atta, avratta uğur vardır.
    Toplumdaki inanışa göre eve getirilen at ve kendisi ile evlenilen kadın eve uğur getirir.

    Atta karın, yiğitte burun.
    İyi koşan atın karnı, yiğit erkeğin burnu büyük olur. (Toplumdaki inanışa göre).

    Attan düşüne yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek
    Karekterli, soylu kişilerle kurduğumuz ilişkilerde uğra*yacağımız zarar azdır. Oysa ki soysuz, kötü karakterli kişi*lerle olan ilişkilerimiz yüzünden başımız pek çok derde gi*rebilir ve daha çok zarara uğrayabiliriz.

    At yedi günde, it yediği günde (belli olur, semirir).
    Değerli kişiler, zamanla gelişir. Kısa zamanda beliren kişilikler gerçek değer taşımayanlardır.

    At yiğidin yoldaşıdır.
    At, tarihler boyu Türk'ün vazgeçemediği bir hayvandır. Savaşta ve barışta onun en iyi yardımcısıdır. Türkler ata çok değer vermiş, onun için özel terimler ve sözler oluşturmuştur.
    Türkler atı soyluluğun, inceliğin, vefanın sembolü saymışlardır.
  9. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Ava gelmedik kuş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.
    En özgür, en uzak yörelerde yaşayan kuşiaı bîie bir gün avlanabilirler. İnsanlar da böyledir: Hiç ummadığımız zamanda ve yerde, beklemediğimiz felaketler başımıza ge*lebilir.

    Ava giden avlanır.
    Tehlikeli, başkalarına zarar verecek işlerden yarar uman kişiler, sonunda kendileri de zarar görebilirler. Kişi, başkasına zarar vererek geçinmeye çalışırsa, bir gün kendi*sine de zarar veren çıkar.

    Av avlayanın, kemer bağlayanın.
    Bir şey, onu elde etme yolunu bilenin, bir şeyden ya*rarlanma, onu kullanmasını becerebilenin hakkıdır.

    Avcı ne kadar al bilse, ayı o kadar yol bilir.
    Kişiler kendilerini çok kurnaz ve çok akıllı sanmamalı*dırlar. Daima kendilerinden daha uyanık ve kurnaz insanlar bulunabileceğini düşünmelidirler. Birçok hilenin birçok da kaçış yolu olduğu unutulmamalıdır.

    Av köpeği avdan kalmaz.
    Hazıra konmaya alışmış kişiler her zaman bu yolu izle*meye çalışırlar.

    Avradı eri saklar, peyniri deri.
    Herşey, durumuna uygun yöntemlerle korunur.

    Avrat (kadın), malı, kapı mandalı, (kan malı hamam tokmağıdır).
    Erkekler, evlenecekleri kadınlarda para değil, kişilik aramalıdırlar. Bir erkek, para için bir kadınla evlenirse her gün kapı mandalı gibi başına kakılacağım bilmelidir.

    Avrat var, arpa unundan aş yapar; avrat var, buğday unundan keş yapar
    Kadın, eğitim ve yönetim bakımından ailenin direğidir iş bilmeyen, beceriksiz, müsrif kadınlar ailenin gelişmesini engeller. Akıllı, becerikli kadınlar ise ellerindeki kısıtlı im*kanlar ile ailelerini çekip çevirirler.

    Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.
    Ailenin mutluluğunun, düzeninin korunmasında kadı*nın rolü çok önemlidir. Bazı kadınlar varlıklarıyla aileye mutluluk, bazıları da mutsuzluk getirirler.

    Av vuranın değil, alanın.
    Bir şeyin sahibi ondan yararlanamıyor da başkası ya*rarlanıyorsa, asıl sahip yararlanan kişi demektir

    Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut düşün*me derin
    Mutlu yaşamanın temeli sağlıklı olmaktır. Bunyn için de sağlığımızı korumalıyız. (Özellikle bir çok hastalığın ayağ; üşütmekten ileri geldiğine inanılır). İnsanın beden ve ruh sağlığını bozan etkenlerin başında aşırı sıkıntı ve kurun*tu gelir. Bu nedenle her şeyi kendimize dert etmemeliyiz.

    Ayağını yorganına göre uzat
    İnsan dâima olanaklarına ve bütçesine göre hareket et*melidir.

    Ayağını yöneten baştır.
    Her kademedeki yöneticinin yetenekli çalışkan olması toplumun, çalışanların verimli olmasını sağlar. Halkın yöne*timinde de yöneticilerin önemi büyüktür.

    Ayak olmadık (ayağa değmedik) taş olmaz, başa gelme*dik iş olmaz. (Başa gelmez iş olmaz, ayağa değmez taş olmaz).
    İnsan hayatta her türlü sıkıntıyla, sorunla, beklenmedik güçlüklerle karşılaşabilir.

    Ay ayakta çoban yatakta, Ay yatakta çoban ayakta.
    Aydınlıkta sürüye hırsız gelmez. Onun için çoban uyu*yabilir. Yani kişiler işlerinin gerektirdiği özelliklere, zama*na dikkat ederek çalışmalıdırlar.

    Ay görmüşün yıldıza minneti (itibarı) yoktur.
    Bir şeyin en iyisini, en güzelini görmüş olan kim şeye ondan daha az değerde olanını beğendirmek zordur.

    Ayı görmeden bayram etme,(Ay gördünse bayram et).
    İş gerçekleşmeden umutlanıp, oldu gözü ile bakmamalıdır. Her zaman sonucu almadan sevinmek, kişiyi hayal kırıklığına uğratabilir.

    Ayıpsız yâr araya(dost isteyen), yârsız (dostsuz) kalır

    Kusursuz insan, kusursuz güzel olmaz. Her şeyde bir kusur arayan eşsiz dostsuz, işsiz kalır. İnsanlar biraz hoşgö*rülü olmalıdır.

    Ayı sevdiği yavruyu hırpalar.
    Kişinin nazı sevdiklerine geçer. Bu yüzden de zaman zaman yakınlarını hırpalar, üzer.

    Ay ışığında ceviz silkilmez.
    Her işin yapılacağı uygun zaman ve koşullar vardır. Aksi halde yapılacak işten beklenen sonuç alınamaz.

    Ayıyı (maymunu) fırına (ateşe) atmışlar, yavrusunu ayağının altına almış.
    Bencil, duygusuz insanlar, kendilerim kurtarmak için en yakınlarını bile tehlikeye atmaktan çekinmezler.

    Ay (gün) var yılı besler, yıl var ayı (günü) beslemez.
    Öyle zaman olur .ki küçük kazançlarla az imkânlarla çok şeyler yapılabilir. Öyle zaman da olur ki büyük kazanç ve imkânlarla küçük şeyler bile yapılamaz.
    Ayyar tilki art ayağından tutulur. İşini hile kurnazlık ile yürüten kişinin sonu gelmez. So*nunda eştiği kuyuya düşüp yakayı ele verir. Aza demişler: "-Nereye? " -Çoğun yanına" demiş.
    Az, her zaman çoğa uyar, ya da onun ermine girer. Büyük sermaye, küçük sermayeye iş bırakmaz, azınlık, çoğun*luğa boyun eğer.

    Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.
    Büyük şeyler, küçük şeylerin birikiminden meydana gelir. Küçük şeyleri beğenmeyenler, büyük şey edinme fır*satını kaçırırlar.

    Azan kurda kızan köpek.
    Belâlı kişinin hakkından ondan daha belalı olan kişi gelir.

    Az ateş çok odun yakar.
    En küçük bir tehlike bile ihmâl edilmemelidir. El verişli ortam bulununca, büyüye büyüye önüne geçilmez durum alır. Bir sigara bütün bir ormanı yakabilir. Bir suçlu pek çok insanın başını belaya sokabilir.

    Az el aş kotarır, çok el iş kotarır. (Az eli aşta gör, çok eli işte gör).
    Süresi belirli plan bir işi çok kişi de yapsa zamanından önce halledemez. Örneğin; bir çok kişi uğraşsa da pişme za*manından önce yemeği ortaya koyamaz.

    Azıcık aşım, kaygısız (ağrısız, kavgasız) başım.
    - Azlık olan yerde, iş de, uğraşma da az olur.
    - Zenginliğin, yüksek mevkilerin getirdiği pek çok da zorluk vardır. Orta halli bir yaşantının sıkıntıları daha azdır.

    Azıksız yola çıkanın iki gözü el torbasında kalır.
    Gerek yolculukta, gerek diğer işlerde gereken şeyleri hazırlamaz tedbirli olmazsak, zamanı gelince başkalarınınkine hevesleniriz.

    Az kaz, uz kaz, boyunca kaz.
    Birisi için kötülük düşündüğün zaman aynı şeyin kendi başına gelebileceğini de düşün. Sana yapılmasını istemedi*ğini başkasına yapma. Yaptığın kötülük bir gün başına ge*lir.

    Az olsun, uz (öz) olsun
    Her şeyin az fakat öz olanı makbuldür.

    Azrail gelince oğul uşak sormaz
    Azrail, kişilerin durumlarını gözetmez. Büyük küçük demez; eceli gelenin canını alır. Kısacası ölüme söz geçiril*mez.

    Az söyle, çok dinle.
    Çok konuşan, konuştukça hatalara düşer, Çok dinleyen hem çok şey öğrenir, hem de çevresini rahatsız etmez.

    Az tamah, çok ziyan (zarar) getirir.
    Elde ettikleri ile yetinmeyerek çok daha fazlasının pe*şinde koşanlar, ellerindekini de yitirip daha çok zarara uğ*rarlar

    Az veren candan çok veren maldan.
    Armağanın maddi değeri önemli değildir. Önemli olan içtenlikle verilmiş olmasıdır. Varlıklı kimse çok şey verebi*lir. Bu, onun için fedakârlık sayılmaz. Yoksul bir kimsenin içinden gelerek verdiği küçük şeyler daha değerlidir.

    Az yiyen az uyur çok yiyen güç uyur.
    Açlık kadar çok yemek de insanı rahatsız edip uykusu bırakır. Her şevin olduğu gibi yemenin de kararını bilmeli*dir.
  10. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Baba (evlat, oğul) ekmeği zindan ekmeği, koca (er) ek*meği meydan ekmeği.
    Bir kadın için en rahat edeceği yer, koca evi, en rahat harcayacağı para, kocasının parasıdır. Çocuğunun ya da ba*basının eline bakmak ona zor gelir.

    Baba himmet, Oğul hizmet.
    Küçüklerin, büyüklerden yardım istemeleri için, yar*dımları hak etmeleri, kendilerine düşen görevleri yapmaları gerekir.

    Baba koruk (erik, ekşi elma) yer, oğlunun dişi kamaşır (baba eder, oğul öder).
    Büyüklerin yanlış tutum ve davranışları, küçükleri ya da kendilerinden sonra gelenleri güç duruma düşürür. Bü*yüklerin günahını küçükler çeker.

    Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana.
    Babadan kalan mala mülke güvenerek çalışmayan, bu malı, parayı tez tüketir. Babadan kalan mala güvenmemeli. Akıllı evlât, çalışarak kazanır, mal mülk edinir.

    Babanın (atanın) sanatı oğla mirastır.
    Çocuklar, daha küçük yaşta ister istemez babalarının sanatı ile karşılaşır, ilgilenirler. Giderek bu sanatı öğrenir. Büyüyünce de bu sanatı yürütür. Böylece babasının sanatını oğlu devam ettirir.

    Baba oğluna bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş.
    Ana babalar evlâtları için her türlü özveride bulunur*lar. Yemez yedirirler, giymez giydirirler. Evlâtlar ise çoğu kez büyüdükten sonra, onlar için küçük bir sıkıntıya bile girmezler. Bu nedenle toplumda kınanırlar. Başka koruyu*cular ve korunanlarda da durum budur.

    Babasından mal kalan, merteği içinden bitmiş sayar
    Malı, kendi emeğiyle değil, miras yoluyla elde eden kişi, onun ne büyük sıkıntılar çekilerek, ne büyük çabalar harcanarak kazanılmış olduğunu bilmez.

    Baba vergisi görümlük, koca vergisi doyumluk.
    Bir babanın kızı için harcadığı para, göstermelik olan çeyiz içindir. Bir kıza ömür boyu bakacak olan ise kocasıdır

    Baca eğri de olsa duman doğru çıkar.
    Yaradılıştan iyi ve doğru olan kişi ya da nesne, ne den*li uygunsuz ortam içinde bulunursa bulunsun, niteliğini yi*tirmez.
    Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun, (Bağda izin olsun, üzüm yemeye yüzün olsun )
    Emeksiz verim olmaz. Kişi bir maldan gereği gibi ya*rarlanmak, bol verim almak istiyorsa ona çok iyi bakması, gereken harcamaları yapması lâzımdır. Aksi halde hiçbir şey beklemeye yüzü olmaz.

    Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı
    Bağ ve zeytin ağacının bol ürün vermesi için uzun süre geçmesi gerekir. Zeytin ağacı ile bağ kütüğü yaşlandıkça ürünü artar. .

    Bağ bayırda, tarla çayırda.
    Her şey, kendisi için en uygun ortamda daha verimli olur. Örneğin; bağ, fazla suyu sevmez. Yamaçta daha bol ürün verir. Sulak yerde bulunan tarla ise, daha verimlidir.

    Bağı ağlayanın yüzü güler.
    Bağdan bol ürün almak için mutlaka budamak gerekir. Bu işlem, bahara girerken yapılır. (Budanan yerden öszu damlar).

    Bağın taşlısı, kadının saçlısı.
    Taşlı yerdeki bağ, daha verimli ve değerlidir. Uzun saç*lı kadın da daha gösterişli ve sevimlidir.

    Baht (akıl) olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta.
    Kişi, şansız (akılsız) olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz. El attığı her şey kurur.

    Bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu.
    Kişi, bir kez şanssız olmaya görsün. Tüm işleri ters gi*der. Gökten yağan yağmur bile, talihsiz kişiye fayda yerine zarar verir.

    Bakan göze bağ (yasak) olmaz.

    Herkesin gözü önünde, ortada bulunan şeye herkes ba*kar. Bakılmasını engellemeye çalışmak boşunadır.

    Bakan yemez,kapan yer.
    Bir şey, sadece bakmakla elde edilmez. Onu elde et*menin yollarını aramak, bu uğurda davranmak, çalışmak ge*rekir.

    Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur
    Bakılmayan bir mal, çok verimli de olsa, zamanla ve*rimsiz hale gelir. Oysaki çalışmakla, gerekeni yapmakla ve*rimsiz şeyler bile verimli hale getirilir.
    Bakmakla usta olunsa (öğrense), köpekler (kediler) ka sap durdu (kasaplığı öğrenirdi)
    Öğrenmenin temel ilkesi, yapmak, uygulamaktır. Yal*nızca bakmakla ya da okumakla öğrenme olmaz. Beceri, ba*ka baka değil, yapa yapa kazanılır. Sözgelimi, bisikleti eline almayan, düşe kalka denemeyen kişi yıllarca baksa bisiklete binmeyi öğrenemez.

    Baktın kor havası, eve gel kör olası.
    Tehlikeli bir durum doğunca, ondan uzaklaşmanın çare*leri aranmalıdır.
    Bal bal demekle ağız tatlanmaz (tatlı olmaz)
    Güzel sözler söylemekle, düş kurmakla güzel so*nuç elde edilemez. Önemli olan sonuca ulaşmak için gereklidir

    Balı olan bal yemez mi?
    Üreterek sattığımız, başkalarının yararlandığı mala biz de gereksinme duyabiliriz.
    Balı parmağı uzun (olan) yemez, kısmetlisi yer (yeme*miş, kısmeti olan yemiş).
    Güzel bir şey onu isteyen ve elde edecek gibi görünen herkesin eline geçmez. Bu nedenle ondan daha kolay sağla*yabilen değil, eline geçirebilen kişi yararlanır. Bir bakıma kısmeti olan elde eder.

    Bal ile kaymak yenir ama, her keseye göre değil.
    Güzel şeyleri daha da güzelleştirecek şeyler vardır. An*cak bunları gerçekleştirmek paraya dayanır.

    Bal olan yerde sinek de olur (bulunur).
    Bir yerde güzel ve değerli şeyler varsa bu şeylerin etra*fında da bunlardan yararlanmak isteyen birtakım a*****lar bulunur.

    Balta değmedik ağaç olmaz.
    Acılarla, felaketlerle karşılaşmamış kişi yoktur. Ancak bu acıların dereceleri farklıdır.

    Bal tutan parmağını yalar.
    Kişi, kendine teslim edilen ya da başkaları için çalıştığı işten pay umar, yararlanır. Bu da doğaldır.

    Bana dokunmayan (beni sokmayan) yılan bin yaşasın.
    - Bazı insanlar, kendilerine zarar vermeyen "bir kişinin, başkalarına zararı olsa da ona göz yumarlar.
    - Zararlı olduğu bilnen bir kişiye kimsee kötülüğü do*kunmadığı sürece ilişilmemeli.

    Baskıdaki altından, askıdaki salkım yeğdir.
    Kullanılan, işe yaratılan az değerli nesne, saklanan, kul*lanılmayan nesneden daha iyidir.

    Baskın basanındır.
    Savaşta veya diğer olaylarda karşı tarafa fırsat verme*den baskın yapan kazançlı çıkar.

    Baskısız (çivisiz) tahtayı yel (el) alır yel yel almazsa sel (yel) alır. (Baskısız yongayı yel alır; sahipsiz tarlayı sel alır).
    Aşırı baskı kadar başıboş bırakılmak da çocuklar ve gençler için zararlıdır. Disiplin altına alınmayan çocuklar ve gençler, zararlı etkenlerle istenmeyen yollara yönelebilirler.

    Başa gelen çekilir.
    Bütün çabalarımıza karşın düştüğümüz kötü durumları kabullenmemiz gerekir. Elimizden bir şey gelmiyorsa, sa*bırlı olup katlanmaktan başka yol yoktur.

    Başa gelmeyince bilinmez.
    Başkasının uğradığı bir felâketin ne kadar acı olduğu*nu, başımıza böyle bir felâket gelmeyince, gereği gibi anla*yamayız.

    Baş ağır gerek, kulak sağır.
    Davranışlarımızda ölçülü, ağır başlı olmalı, dedikodu*ları dinlemekten kaçınmalıyız.
    Baş başa bağlı, baş da şeriata (yasaya, padişaha).
    Toplum içinde tam anlamıyla bağımsız kişi yoktur. Herkesin sorumlu olduğu, bağlı bulunduğu bir yer veya makam vardır. Biz yöneticilere bağlıyız, yöneticiler de kanun*lara bağlıdır.

    Baş dille tartılır.
    Kişinin aklı, söylediği sözlerle ölçülür.

    Başına gelen başmakçıdır.
    Başından bir iş geçmiş olan kimse o işte tecrübeli olur. Uğradığı zarara bir daha uğramamak için tedbir alır.

    Başın başı, başın da başı vardır
    Başta bulunan her kişinin üstünde daha büyük bir baş, (yönetici) onun da üstünde kendisinden büyük bir baş var*dır.
    Başlını acemi berbere teslim eden, pamuğunu cebinden eksik etmez (etmesin).
    Deneyimsiz ve yeterince ustalık kazanmamış kişiye iş yaptıran bir kimse, tatsız sonuçlar almaya hazır olmalıdır. Yöneticileri becereksiz olan toplumlarda böyledir.

    Başın sağlığı, dünya (nın) varlığı.
    Sağlıklı, hastalıksız bir yaşam, dünyanın bütün zengin*liğine değer. En büyük zenginlik sağlıklı olmaktır.

    Baş kes, yaş kesme.
    Yararlan saymakla bitmeyecek ağaçları, özellikle fi*danları kesmek, bir insan başı kesmek kadar zararlı ve vahşicedir.

    Baş nereye giderse ayak da oraya gider.
    Ailede büyükler ya da işbaşindakiler nasıl bir yol izler*lerse çocuklar ve yönetilenler de doğal olarak aynı yolu iz*lerler. Bundan dolayı büyüklerin ve yöneticilerin iyi örnek olmaları gerekir.

    Baş olan boş olmaz.
    Bir topluluğu yönetme katına yükselmiş kişiler, böyle bir yere gelebildiklerine göre, bunların bir birikimi, bir de*ğeri vardır. Öte yandan bu gibi kişilerin işleri çok olduğun*dan boş zamanları yoktur.

    Baş ol da eşek başı (soğan başı) ol.
    Nerede ve hangi işte olursa olsun, başta bulunmak, yö*netilmekten iyidir. Çünkü insana sağlayacağı yararlan çok*tur.

    Baş sallamakla kavuk eskimez.
    Söyleneni doğrulamaktan, bir kimsenin suyuna gitmekten zarar gelmez.
    Baş yarılır börk içinde, kol kırılır kürk (en) içinde.
    Bir ailede, akrabalar arasında çıkabilecek birtakım an*laşmazlıkları başkalarına duyurmamak gerekir. Kişiler, so*runlarını içlerinde halletmelidirler.

    Baş yastığı baş derdini bilmez.
    insanın derdi, içindedir. En yakınlan bile onun derdinin inceliğine inemezler. Bazen derdinin farkında bile olmazlar.

Sayfayı Paylaş