AtasÖzlerİ ve deyİmler

Konu 'Fen Bilgisi 8. Sınıf' bölümünde halide004 tarafından paylaşıldı.

  1. halide004

    halide004 Üye

    Katılım:
    28 Kasım 2010
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0

    Atasöleri ve deyim hikayeleri 3 tana yeter ACİLL!!
  2. *.Sinnlos Ein Sturm.*

    *.Sinnlos Ein Sturm.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    16 Nisan 2010
    Mesajlar:
    905
    Beğenileri:
    6.732
    Ödül Puanları:
    0
    Adam ol baban gibi, eşek olma.

    Vaktiyle Eğitim Bakanlığı da yapmış olan tarihçi Abdurrahman Şeref Bey, Galatasaray Lisesi’ nde müdür iken , birgün Sultan Abdülhamid’ in hizmetkarlarından bir paşanın oğluna kızar. Öğrencilerin arasında çocuğa;

    “Adam ol” der, “baban gibi eşek olma!”

    Çocuk bunu babasına anlatır.

    Babası:

    “Vay, demek ben bugüne bugün padişahımın mahiyetinde bir paşa olayım da, bana eşek desin. Bunu ona soracağım” der.

    Ertesi gün okula gidip hocayı bularak;

    “Beyefendi, sizin bana eşek demeye ne hakkınız var? Ben, padişahın mahiyetinde paşayım” deyince, Abdurrahman Şeref bey;

    “Ne münasebet ben sizi tanımıyorum. Ne zaman eşek dedim”, diye sorar.

    Paşa; baktabul

    “Geçen gün okulda oğluma “adam ol, baban gibi eşek olma” diye bağırmışsınız” der.

    Bunun üzerine Abdurrahman Bey;

    “Doğru, çocuğunuzu payladım. Çalışmıyordu. Sizi örnek göstererek, “adam ol baban gibi! eşek olma! diye söyledim“ der.

    Bu cevap üzerine paşa, hem özür diler, hem de teşekkür eder ve oradan ayrılır.
  3. *.Sinnlos Ein Sturm.*

    *.Sinnlos Ein Sturm.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    16 Nisan 2010
    Mesajlar:
    905
    Beğenileri:
    6.732
    Ödül Puanları:
    0
    Kel başa şimşir tarak

    Şimşir sözcüğü, kılıç anl***** gelir. Deyimde kullanılan şimşir sözünün aslı çok sert ve dayanıklı olduğundan, tarak, cetvel v.b. yapımında kullanılan 'şimşir' ağacından gelmektedir.

    Eskiden zengin bir aile, kızlarını gelin ediyorlarmış. Oğlan evine, adet olduğu üzere, bohça bohça hediyeler gitmiş. Kayınvalide, iki görümce ve eltilere, yaş ve aile içindeki durumlarına göre; altın, gümüş kaplamalı, fil dişi ve şimşir taraklar, diğer armağanlarla birlikte verilmiş.
    Küçük elti ağır ve ateşli bir hastalık geçirdiğinden saçları dökülmüş. Aile içindekilerden başka kimsenin, kadıncağızın kelliğinden haberi yokmuş.

    Kendisine verile verile şimşir tarak verilmesi, küçük eltinin çok canını sıkmış. Kelliğini unutup, armağanları getiren kadına sızlanmış:
    "Herkese altın, gümüş tarak, bana da şimşir öyle mi? Yemi gelin, daha bu eve adımını atmadan benimle uğraşmaya başladı..." Oğlan anası gelininin bu hareketinden utanmış ve üzüntü duymuş. O kızgınlıkla çıkışmış: "Senin ki gibi kel başa, şimşir tarak çok bile" deyivermiş.

    Bu atasözü, yoksul, ya da durumu kötü bir kişinin, vaziyetine uymayan, pahalı, gereksiz şeyler almaya kalkması gibi durumlarda kullanılır.


    İlk göz ağrısı

    Eskiden savaşlar şimdikinden çok olduğu için, Anadolu' nun hemen her köyünden, hemen her hanesinden şu yada bu cephede savaşan bir asker olurmuş.

    Bu askerlerin geride kalan anaları, kardeşleri, hanımları, nişanlıları, yavukluları olurmuş elbette.
    Bu biçareler, vatanını, milletini, dinini muhafaza için cephe cephe koşan yiğitleriyle elbet gurur duyarlarmış ama ağlamadan, göz yaşı dökmeden de gün geçirmezlermiş.

    Bazen aşikar, bazen gizli gizli ağlayan genç kız ve gelinlerimizin göz pınarları kuruyup gözleri çapaklanmaya ve ağrımaya başlarmış.

    Birbirleriyle konuşurken, o zamanın terbiyesi icabı:
    "Senin yavuklun, senin kocan" diyemezler, utanırlarmış.

    "Benim göz ağrımdan hiç mektup gelmiyor, seninkinden haber var mı?" diye sorarlarmış.

    Bu deyim, sevdiklerimiz içinde en birincisi anlamında kullanılır

    Teşekkür et butonuna basman yeterli....

Sayfayı Paylaş