AtaSözLerimiz Ve AnLamLarı

Konu 'Dil ve Anlatım Ders Notları' bölümünde karamelek tarafından paylaşıldı.

  1. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36

    A

    * Aba vakti yaba, yaba vakti aba; Bir işin vaktini iyi seçmeyen, kışın yaz işi, yazın kış işi yapan kimseler için kullanılır.
    * Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz; Herkes kendine uygun işlerden hoşlanır.
    * Abdal tekkede, hacı mekkede bulunur; Her insan kendine uygun bir yerde oturur.
    * Abdalın karnı doyunca gözü papucundadır; Misafirliğe yalnız yemek için giden görgüsüz kimseler için söylenir.
    * Abdalın yağı çok olursa gah borusuna çalar, gah gerisine; Görgüsüz kimsenin eline fazla mal veya para geçince, olur olmaz işlere sarf eder.
    * Acele işe şeytan karışır; Acele yapılan işten hayır gelmez.
    * Acemi katır kapı önünde yük indirir; İşi münasip şekilde yapmayanlarla alay etmek için söylenir.
    * Acemi nalbant kürt eşeğinde dener kendini; Acemi tecrübesiz kimseler fakir fukarada tatbikat görürler.
    * Acı acıyı bastırır, su sancıyı; Yeni felekatler eskilerinin acısını unutturur.
    * Acı patlicanı kırağı çalmaz; Cefakeş kimselerin ufak tefek rahatsızlıklardan, sıkıntılardan mütessir olmadığını ifade eder.
    * Acı söz insanı dininden, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır; Onuru yaralanan insan şiddetli olarak karşı koyar.
    * Acıkan doymam, susayan kanmam sanır; İhtiyaçları tatmin edilmeden önce insan onlar hakkında mübalağalı düşünür.
    * Acıklı başta akıl olmaz; Müstarip insan makul bir şekilde düşünemez.
    * Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur; Anneler ve babalar çocuklarının maddi ve manevi ihtiyaçları karşısında makul davranmazlarsa onların ahlakını bozarlar.
    * Aç ile yatınca arada dilenci doğar; Evlenenlerin maddi şartları hesaba katmaları lazımdır.
    * Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez; Aç da çocuk da akla göre hareketler etmez.
    * Aç ayı oynamaz; İnsan ve hayvan, her şeyden önce karnını doyurmayı düşünür.
    * Aç doymam tok acıkmam sanır; İnsan içinde bulunduğu halin değişmeyeceğini sanır.
    * Aç tavuk kendini arpa ambarında sanır; İhtiyacı olanlar kendilerini o iğtiyaca cevap veren hayallere kaptırırlar.
    * Aç gözünü açarlar gözünü; Dikkatli olmayan hayatta acı tecrübelerle karşılaşır.
    * Aç köpek fırın deler; Aç insan ahlak ve kanun tanımaz.
    * Aç kurt arslana saldırır; Açlar hiç bir şeyden korkmaz.
    * Aç kurt yavrusunu yer; Açlık insanı en yakınlarına karşı bile vahşice davranmağa sevk eder. Açlık, hiç bir şeye karşı saygılı değildir.
    * Aç ne yemez, tok ne demez; İhtiyacı olan bir insan müşkülpesent değildir, tatmin edilmiş olan bir kimse hiç bir şeyi bağenmez.
    * Aç ölmez gözü kararır, susuz ölmez benzi sararır; İnsan açlıkla susuzlukla hemen ölmez (zarurete bir müddet dayanır).
    * Aç insanın yanından kaç; Aç insan tehlikelidir.
    * Açık ağız aç kalmaz; Bir şeyi ısrarla isteyenler onu elde ederler.
    * Açık kaba it eder; Muhafaza edilmeyen şey kaybolur.
    * Açık yaraya tuz ekilmez; Mustarip insanlara daha fazla acı vermemelidir.
    * Açılan solar, ağlayan güler; Hayatta hiç bir şey aynı şekilde devam etmez.
    * Açın gözü ekmek teknesinde olur; Aç insan yalnız karnını doyurmayı düşünür.
    * Açın imanı olmaz; Aç insan yükset kıymetlere değer vermez.
    * Açın karnında ekmek durmaz; İhtiyacı çok olan kimse elinde bir şey saklayamaz.
    * Açlık ile tokluğun arası yarım yufka; Maddi ihtiyaçların giderilmesi sanıldığı kadar güç değildir. İnsanın karnı az bir şeyle doyar.
    * Ada bana adayım sana; Her şey karşılıklı olur.
    * Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil; Ölümü düşünerek insanlara katlanmalıdır.
    * Adam adamdan korkmaz, utanır; İnsanları ahlaklı davranmağa sevk eden korku değil küçük görülme duygusudur.
    * Adam adamdır, olmasa da pulu, eşek eşektir olmasa da çulu; Maddi şeyler değer ölçüsü değildir. Asıl olan şahsiyettir.
    * Adam olana bir söz yeter; Anlayışlı ve havsiyetli olan bir kimseye bir kere söylemek.
    * Adamakla mal tükenmez; Vaatte bulunmakla hiç bir kayıp söz konusu olmayacağı için insan vaat ederken korkusuzdur.
    * Adamın kötüsü olmaz meğer züğürt ola; Servet ve para insan itibar kazandırır.
    * Adamın yere bakanından suyun sessiz akanından kork; Korkak ve çekingen görünen insanlar işlerini gizli yürütürler.
    * Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez; Her insan, kendinden çok yüksek varlıklar olduğunu bilerek böbürlenmemelidir.
    * Ağaç yaş iken eğilir; Çocuk küçük yaşta iken terbiye edilmelidi. Alışkanlıklar küçük yaşta kazanılır.
    * Ağaca balta vurmuşlar (neyleyim? sapı bendedir) demiş; İnsana en yakını bile kötülük edebilir.
    * Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur; Anne ve baba her hareketlerinde çocuklara örnek olurlar.
    * Ağacı kurt, insanı dert yer; Teselli için her şeyi kendine dert etme manasında kulanılır.
    * Ağacın kurdu içinde olur; Hastalık sebepleri dışardan belli olmaz.
    * Ağacın meyvesi olunca, başını aşağı sallar; Olgun insanlar mütevazı olur.
    * Ağaçtan maşa, abdaldan paşa olmaz; Herşey (herkes) her işe kullanılmaz.
    * Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakla; Ağa cömert, yiğit cesur olmalıdır.
    * Ağanın gözü ata tımardır; Ağanın ilgilenmesi işleri işleri yoluna koyar.
    * Ağanın gözü öküzü semiz eder; iyi kontrol işte başarı sağlar.
    * Ağanın gözü yiğidin sözü; Ağa çevresinde bulunan insanların halini bilmeli, yiğit sözünde durmalıdır.
    * Ağanın malı çıkar uşağın canı; Zenginler sıkıntılı durumdan paraları ve malları ile kurtulabilirler, fakirler ise canlarını feda etmekle.
    * Ağası güçlü olanın, kulu suçlu olur; Kuvvetli kimselerin suçları maiyetindekilere yüklenir.
    * Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter; Tanrı herkesin nasibini verir inancını ifade eder.
    * Ağır kazan geç kaynar; Olgun adam geç hiddetlenir.
    * Ağır ol batman gelesin; Kendilerine güven duygusu verecek şekilde hareket edenler itibarlı olurlar. Hafif meşrep olmayanlara itibar edilir.
    * Ağır ol da molla desinler; Ağır başlı davranan itibarlı olur.
    * Ağır taş yerinden oynamaz; Ağırbaşlı olanlar kararlarını kolay kolay değiştirmezler.
    * Ağır yongayı yel kaldırmaz; Kendine güvenenler dış tesirlere kolay kapılmazlar.
    * Ağlama ölü için, ağla diri için; Ölen için ağlamak meyhudedir, asıl acıyı çekenler geride kalanlardır.
    * Ağlamakla yar ele girmez; Aşk konusunda gözyaşının fazla tesiri yoktur.
    * Ağlamayan çocuğa meme vermezler; Sesini çıkarmayanın işini görmezler.
    * Ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar; Annemizin dışında, kimse bizim için gerçekten üzülmez.
    * Ağlatan gülmez; Zulmedenin kendisi de rahat etmez, huzur içinde yaşayamaz.
    * Ağrılardan göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı; Herkesi en çok ilgilendiren kendi derdidir.
    * Ağrısız baş mezarda olur; Dünyada dertsiz insan yoktur. İnsan ölünce huzura kavuşur.
    * Ağustosta gölge kovan, zemheride karnını ovar; Zamanında tebdir almayan sonra sıkıntı çeker.
    * Ah alan onmaz; Kötülük edenin kendi de iflah olmaz.
    * Ahladın (armudun) iyisini ayılar yer; Dünya nimetleri ekseriya layık olmayanlara kısmet olur.
    * Ahmağa yüz, abdala söz vermeğe gelmez; Akılsız veya muvazenesiz kimselerle fazla samimi olmak, vaatte bulunmak insanın başına iş açar.
    * Ahmak gelin yengeyi halayığı sanır; Akılsız insan kime iş buyuracağını bilmez.
    * Ak akçe kara gün içindir; Sıkıntılı günler için para biriktirmelidir.
    * Ak don kara don geçit başında belli olur; Bir şeyin iyisi kötüsü deneme ile (yerinde) belli olur.
    * Ak gün ağartır, kara gün karartır; Neşeli günler insanı canlandırır, kederli günler çökertir.
    * Ak koyunu gören içi dolu yağ sanır; Görünüş insanı aldatır.
    * Ak koyunun kara kuzusu da olur; İyi insanın kötü işi de olur. İyi kimsenin çocuğu kendine benzemeyebilir.
    * Akacak kan damarda durmaz; Bazı felaketlerin önüne geçmek imkansızdır.
    * Akar su pislik tutmaz; Hareket, kötü şeyleri de alır götürür.
    * Akar suya inanma el oğluna dayanma; Başkalarına fazla güvenmemek lazımdır, dostlukları geçici olabilir.
    * Akara kokara bakma çuvala girene bak; iyiye kötüye değil elde edilene önem ver.
    * Akçe akıl öğretir, don yürüyüş; Zengin olan mevkiinin gerektirdiği muhitlere gire çıka yol yordam öğrenir. Yeni elbise giyen de oturup kalkışına dikkat eder.
    * Akçesi uzun olanın kendisi kıymetli olur; Parayı esirgemeyen hürmet kazanır.
    * Akıl akıldan üstündür; Danışmağa önem vermek gerekir, birinin bilmediğini bir başkası bilebilir.
    * Akıl için tarik birdir; Normal düşünenler için yapılacak şeyler, herhangi bir meselede alınacak tedbirler birdir.
    * Akıl isen açma sırrın dostuna, çünkü dostun dostu vardır, o da söyler dostuna; Bir sırrı en yakınına bile açsan, artık gizli kalmaz.
    * Akıl kişiye sermayedir; Muhim olan para değil akıldır. Akıllı olan para kazanır.
    * Akıl para ile satılmaz; Akıl doğuştandır, sonradan elde edilmez.
    * Akıl yaşta değil baştadır; Kabiliyet ve bilgi yaşa bağlı değildir. Genç bir insan yaşlı bir insandan daha akıllı olabilir.
    * Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını beğenmiş (almış); Herkes kendi aklını (düşüncesini) beğenir.
    * Akıllı düşman, akılsız dosttan yeğdir (hayırlıdır); Akıllı düşmanın ne yapacağı bellidir, ona göre tebdir alınır. Akılsız dostun beklenmedik bir hareketi daha kötü netice verebilir.
    * Akıllı düşününceye kadar deli oğlunu everir; İhtiyatlı kimse karar vermek için fazla düşünür, ilerisini gerisini düşünmeyen o arada aynı işi yapıp bitirir.
    * Akılsız başın zahmetini (cezasını) ayak çeker; Düşünmeden yapılan bir işin neticesi insanı yorar. (Daha ziyade unutkanlık için kullanılmaktadır.)
    * Akılsız köpeği yol kocaltır; Düşüncesiz hareket eden boş yere kendini yorar.
    * Akşam ise yat sabah ise git; Her işi zamanına uygun olarak yap! Zamanına göre hareket et.
    * Akşam kavil, sabah savul; Sözünde durmayan için söylenir.
    * Akşamın hayrından sabahın şerri yeğdir; Bir işe sabah başlanılmasının daha uygun olacağını belirtmek için kullanılır.
    * Al elmaya taş atan çok olur; Gösterişli bir şeyin üstüne düşen çok olur. Değerli kimseler çok tenkit edilir.
    * Al giyen alınır; Gösterişli olan kendini satar.
    * Al ile satan tutulur; Hile ile en kuvvetli bile yakalanır. Hesaplanarak (planlı bir şekilde) en güç işler başarılır.
    * Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunsun; Bir işi umimi yerde konuşan o kalabalıktaki muhtemel suçludan korkmamalı.
    * Al malın iyisin çekme kaygısın; İyi mal al rahat kullan.
    * Ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz; Her zaman (her işten) beklenilen netice elde edilmez.
    * Alacakla verecek ödenmez; Alacağa fazla güvenilmez. Borçlu borcunu vermeyebilir.
    * Alçak eşek binmeğe kolay, öksüz çocuk dövmeğe kolay; İnsanların küçüklere, acizlere gücü kolay yeter.
    * Alçak yer yiğidi hor gösterir; Bulunduğu mevki kötü ise, bir insanın değerini yalnış gösterir, bir insanın değeri yerini bulunca belli olur.
    * Alçak yerde tepecik kendini dağ sanır; Gerçek büyüklerin olmadığı yerde biraz sivrilenler kendini bir şey sanır.
    * Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır; Her işte orta yol hayırlıdır. Çok yüksekte olmanın da, çok aşağıda bulunmasının da ayrı ayrı mahzunları vardır.
    * Alet işler el övünür; Çokluk, şeref, övünme, işi yapandan başkasına ait olur.
    * Alışmış kudurmuştan beterdir; Kötü alışkanlıklarından çok zor vaz geçildiğini belirtmek için söylenir.
    * Alim unutmuş, kelem unutmamış; Yazılmayan (yazı ile tesbit edilmeyen şeyler) unutulmağa mahkumdur.
    * Allah balmumu yakana balmumu, yağmumu yakana yağmumu verir; Allah herkese iğtiyacına göre verir.
    * Allah dağına göre kar verir; Allah herkese yeteneğine, vaziyetine göre sorumluluk yükler. Allah her şeyi ölçülü yaratmıştır.
    * Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz; Ömrün ne kadarsa o kadardır.
    * Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar; Allah insanı bir şeyde mahrum ederse, daha iyi başka bir şeyle memnun eder.
    * Allah kardeşi kardeş yaratmış kesesini ayrı yaratmış; En yakınların bile hesabı (bütçesi) ayrıdır.
    * Allah verince kimin oğlu kimin demez; Allah kulları arasında asalet, mevki veya zenginlik gibi bakımlardan bir ayrım yapmaz.
    * Allahın bildiği kuldan saklanmaz; Malum olan (vaki olan) bir şey gizli kalmaz.
    * Alma mazlun ahını çıkar aheste aheste; Aciz kimselere eziyet etme, yavaş yavaş acısını çekersin.
    * Almadan vermek allah'a mahsustur; Kullar arasında karşılık esastır. Karşılıksız ihsanda bulunmak allah'a mahsustur.
    * Alt değirmen güçlü akar; En aşağıdaki (sondaki) en güçlüdür.
    * Altı olur, yedi olur, hep allah'ın dediği olur; Günler geçer, yine her işte Allah'ın dediği olur.
    * Altın anahtar her kapıyı açar; Para ile helledilmeyecek hiç bir zorluk yoktur.
    * Altın ateşte insan mihnette belli olur; Altının ateşe dayanması gibi insanın da karakteri ıstıraba dayanması ile belli olur.
    * Altın eli bıçak kesmez; Kıymetli marifetli (kudretli) bir kimseye herkes kolay kolay dokunmaz.
    * Altın eşik gümüş eşiğe muhtaçtır; Bir şey ne kadar kıymetli olursa olsun, yine daha az değerde başka şeylerle tamamlanır. İnsan ne kadar mükemmel olursa olsun yine kendisinden aşağı seviyedekilere muhtaçtır.
    * Altın leğenin kan kusana ne faydası var; Sıhhatinin derdinde olan bir kimseye kıymetli malların (lüks eşyanın) bir faydası olmaz.
    * Altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz; Kıymetli ve sağlam şeyler (kimseler) dış tesirlerden, bulundukları kötü durumlardan müteessir olmaz, değerinden kaybetmezler.
    * Altın yere düşmekle pul olmaz; Kıymetli bir şey layık olmadığı bir duruma düşmekle değerini kaybetmezler.
    * Altının kıymetini sarraf bilir; Kıymetli bir şeyin değerini ancak ondan anlayan takdir eder.
    * Aman diyene kılıç kalkmaz; Teslim olana (yardım dileyene) el kaldırılmaz, zarar verilmez.
    * Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz; İnsana en yakın (sevgili) anne, en güzel memleket de vatanıdır.
    * Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar; Anne ne kadar fedakar olsa kız, saadetini kocasında arar ve koca evini ana evine terci eder.
    * Anadan olur daya, hamurdan olur maya; İlk yaşlarda çocuğa annenin bakması gerektiğini belirtmek için söylenir.
    * Ananın bastığı yavru incinmez; Ananın şefkati o kadar çoktur ki yavrusuna asla zararı dokunmaz.
    * Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al; Her şey meydana geldiği esas maddeye benzer, özelliklerini ana kaynaktan, yetiştiği yerden alır.
    * Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az; Anlayışlı insana en küçük ima veya söz yeter.
    * Araba devrilince yol gösteren çok olur; İş işten geçtikten sonra akıl veren çok olur, işin başında sonunu görüp tebdirini düşünen azdır.
    * Arabanın ön tekerliği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer; Bir gurubun öncüleri hangi yolu tutarsa gerisi de oradan gider
    * Arayan mevlasını da bulur mevlasını da; İnsanın başına gelen iyilik ve kötülükler kendi kusuru veya marifetidir.
    * Arı bal olacak çiçeği bilir; Usta olan, verimli olacak şeyi anlar.
    * Arı kızdıranı sokar; Bir insanı kızdırırsak, ondan zarar gelir, kötülük yapınca iyilik beklenmez.
    * Arık ata kuyruğu yüktür; Güçsüze kendi işleri bile ağır gelir.
    * Arık etten yağlı tirit olmaz; İyi iş iyi malzemeden çıkar.
    * Arık öküze bıçak çalınmaz; Zayıfa, acize el kaldırılmaz.
    * Arife günü yalan söyliyenin bayram günü yüzü kara çıkar; Malum olan bir gelecek olay hakkında yanlış konuşan mahçup olur.
    * Armudun önü, kirazın sonu; Armut ilk çıktığında güzeldir, kiraz sonradan tatlanır. Bazı şeyler yeni iken, bazıları eskiyince değerlenir.
    * Arpa eken buğday biçmez; Herkes ne kadar çalışıyor ve iş yapıyorsa ona göre netice alır.
    * Arpa samanıyla, kömür dumanıyla; Her varlığın kendisini belli eden bir özelliği vardır.
    * Arpa unundan kadayıf olmaz; Bir şeyi meydana getirirken ona gerekli olan malzemeyi kullanmalıdır.
    * Arpacıya borç eden ahırını tez satar; Borçla zengin olmağa kalkan elindekinden de olur.
    * Arsızın yüzüne tükürmüşler, (yağmur yağıyor) demiş; Yüzsüz hakareti anlamaz.
    * Arslan postunda, gönül dostunda; Her şey kendi yerinde değer kazanır.
    * Asil azmaz, bal kokmaz; Soyu belli olan bozulmaz, karakteri kuvvetli olan değişmez.
    * Asil ile taş taşı, bedasıl ile yeme aşı; Asil insanla beraber bulunmak her şartta faydalıdır, kötü ve bayağı insandan, en iyi şartları getirse de kaçmak gerekir.
    * Aslını saklıyan haramzadedir; Soyunu inkar eden insan değildir.
    * Aş taşınca kepçeye baha olmaz; Zor bir durumda değersiz bir şey değerlidir.
    * Aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur; Bir işin başarı sebebi her zaman onu yapan değildir.
    * Aşıka bahdat sorulmaz; Aşık her güçlüğe zevkle dayanır.
    * Aşını, eşini, işini bil; İnsan hayatında önemli olan üç şeye dikkati çekmek için söylenmiştir.
    * Aşk ağlatır, dert söyletir; Aşk insanı dertli eder, dert de geveze.
    * Aşk olmayınca meşk olmaz; Bir işi yapmak için ona sevgiyle bağlanmak gerekir.
    * Aşure yemeğe giden kaşığını belinde taşır; Bir şeyi elde etmek isteyen, onun için zahmete katlanmalıdır (hazırlıklı) olmalıdır.
    * At arıklıkla yiğit gariplikle; Atı yorgunluk ve zayıflık, insanı gurbet, yalnızlık pişirir.
    * At at oluncaya kadar sahibi mat olur; Bir varlığı terbiye etmek güçtür, yetiştiricinin kendisinden fedakarlık etmesi gerekir.
    * At binenin kılıç kuşananın; İş bilen başarı kazanır, eğliyetli kimse iş yapabilir.
    * At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz; Birbirini tamamlayan şeyleri bir araya getirmek, her zaman mümkün değildir.
    * At ile avrat yiğidin bahtına; At ile kadının iyisi önceden pek belli olmaz, ne çıkacağı talihine.
    * At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır; Değerli bir at ölünce yeri boş kalır, yiğit ölünce arkasında bir hatıra bırakır.
    * At sahibine göre kişner; İdare edilen, idare edene göre hareket eder.
    * At yedi günde it yediği günde; At asildir, huyunu hemen belli etmez. Köpeğin ne mal olduğu hemen anlaşılır.
    * At yiğidin yoldaşıdır; İyi at binicisine yardımcı olur.
    * Ata da soy gerek ite de; Soyun karakter üzerindeki tesirini belirtmek için söylenmiştir.
    * Ata dostu oğula mirastır; Baba dostu evlada en büyük yardımcı ve koruyucudur.
    * Ata eyer gerek eyere er gerek; Başarıda aletin ve insanın önemini belirtmek için söylenmiştir.
    * Ata malı mal olmaz; Herkes kendi alın teriyle kazanmalıdır. Baba malı insana kendi malı kadar zevk vermez.
    * Atı atasıyle katırı anasıyla; Erkek çocuk babasının, kız çocuk anasının eseridir, onların özelliklerini taşır.
    * Atılan ok geri dönmez; İnsan hareket edince, hareketinin neticelerini kendi kontrolunden çıkar. (Bundan dolayı ilk adımı atarken ihtiyatlı olmalıdır.)
    * Atım tepmez, itim kopmaz deme; hiç bir şeye ve hiç kimseye güvenmemeli, daima tedbirli olmalıdır.
    * Atın bahtsızı arabaya düşer; Adi işler bahtsız insanlara düşer.
    * Atın dorusu yiğidin delisi; Atlardan doru at, yiğitlerden gözü pek olan iyidir.
    * Atın ürkeği yiğidin korkağı; Ürkek attan, korkak insandan fayda gelmez.
    * Atına bakan ardına bakmaz; Atını iyi yetiştiren ona güvenebilir, iyi yetiştirilen varlık kendisini yetiştireni yolda bırakmaz.
    * Attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek; Attan düşen yaralanır yatar, eşekten düşen genellikle ölür, onun için mezarını kazmağa kazma kürek lazım gelir
    * Ateş tüştüğü yeri yakar; Bir ıstırap bir acı ençok onunla alakalı olanı üzer.
    * Ateş olmayan yerden duman çıkmaz; Bir söz yayılmışsa, onun muhakkak bir aslı vardır.
    * Av avlayanın, kemer bağlayanın; Mahareti olan başarıya ulaşır.
    * Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz; Herkes tuzağa düşebilir, her insanın başına çeşitli işler gelebilir.
    * Ava giden avlanır; Başkasına tuzak kuran o tuzağa kendi düşerr.
    * Avcı ne kadar av bilse, ayı o kadar yol bilir; Avlanacak olanın da avlayan kadar aklı vardır, kurtulmanın yolunu bilir, yalnız kendi aklımıza güvenmemeliyiz.
    * Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar; Bir ailenin saadeti de felaketi de kadının tutumuna bağlıdır.
    * Ay görmüşün yıldıza minneti yoktur; Her şeyin en iyisini gören, daha kötüsüne iltifat etmez.
    * Ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz; İnsan yaşadıkça her türlü zorluğa ve derde uğrar.
    * Ayağını yorganına göre uzat; İnsan daima kendi gücüne, imkanları göre hareket etmelidir.
    * Ayıpsız yar arayan yarsız kalır; Herkesin kusuru vardır, kusursuz insan arayan hiç bir zaman dost bulamaz.
    * Ayyar tilki art ayağından tutulur; Kendisini kurnaz zanneden hilekarlar, ne kadar çabalasalar sonunda yakayı ele verirler.
    * Az eli aşta gör, çok eli işte gör; yemekte az el, işte ise çok el müteberdir.
    * Az olsun öz olsun; Sonu olmayan değersiz çalışmalar yerine, az fakat verimli, değerli işler yapmalıdır.
    * Az tamah çok ziyan getirir; Hırslı insan daima zarara uğrar.
    * Az veren candan, çok veren maldan; Geliri çok olmayanın yardımı içtendir. Geliri çok olan için malın kıymeti yoktur. Onun verdiği, içten yardım yapanınki kadar değerli değildir.
    * Az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur; Az yiyen dinç ve rahattır, çok yiyen rahatsızlık hisseder.
    * Aza demişler(nereye?) (çoğun yanına) demiş; Her şeyin azı birike birike çoğalır.
    * Azan kurda kızan köpek; Kızmış hiddetlenmiş bir varlığı, ondan daha saldırgan olan sindirebilir.
    * Azıcık aşım, kaygısız başım; Gözü yüksekte olmayan insan rahat yaşar.

  2. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    B

    * Başa gelen çekilir; Mecbur olunca her zorluğa katlanılır.
    * Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur; Birinin beceriksizliğini belirtmek için kullanılır.
    * Besledik büyüttük danayı, (şimdi) tanımaz oldu anayı; Nankörlü belirtmek maksadıyla kullanılır.
    * Bir buldu iki ister, akça buldu çıkın ister; Hırslı insanlar, hiç bir zaman ellerindeki ile yetinmez, daima daha fazlasını ister.
    * Bir tutam ot deveye hendek atlatır; Ufak bir para veya iyilik insana güç işler yaptırır.
    * Boşa koydum dolmadı, doluya koydum almadı; İşin içinden çıkılmadığını, uygun bir çare bulunmadığını belirtmek için kullanılır.



    C

    * Can boğazdan gelir; Yemeğin hayat bakımından önemini belirtmek için kullanılır.
    * Can canın yoldaşıdır; İnsanlar tek başına yaşayamazlar, muhakkak bir kimseya muhtaçtırlar.
    * Can cümleden aziz; İnsan ilk önce kendini düşünür.
    * Can çıkmadan huy çıkmaz; İnsanları huylarından vaz geçirmek zordur.
    * Cefayı çekmeyen aşık, safanın kadrini bilmez; İnsan her şeyi elde etmenin zorluluğunu bilirse, o şeyin kıymetini anlar.
    * Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler; İnsanlar öğülerek zarara sokulabilir.



    Ç

    * Çıkmadık canda ümit var (dır); İnsan hayatta bir şeyden tamamıyla ümidini kesmemelidir.
    * Çirkefe taş atma, üstüne sıçrar; Kötü insanlara sataşırsan, o seviyeye inmiş olursun.
    * Çivi çiviyi söker; Bir şeyi ancak kendi cinsinden olan bir şey düzelttebilir veya acı bir şeyi daha acı başka bir şey giderir.
    * Çok bilen (söyleyen) çok yanılır; Bilgi, ihtisas alanı genişledikçe yanılma da o nispette artar.
    * Çok naz aşık usandırır; Fazla naz bıktırır.
    * Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma (parasız koyma, çok saklama) hırsız edersin; Fazla ceza vermek, mahrumiyete sokmak, zamanla tesirsiz olur, çocuğun ahlakı bozulur.
    * Çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir; Çok gezen, görgüsü sayesinde çok yaşayan ve duyandan daha çok bilgi sahibi olur.
    * Çürük tahta çivi (mıh) tutmaz; Aslı bozuk olan şeyi ne kadar uğraşırsak düzeltemeyiz.
  3. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    D

    Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz; Bir evde iki ailenin bir arada yaşaması güçtür.

    Dağ daha kavuşmaz, insan insana kavuşur; İnsanlar, birbirlerinden ne kadar uzakta olsalar, yaşadıkları müddetçe kavuşma ümitleri vardır.

    Dağ yürümezse abdal yürür; Dervişler alçak gönüllü olur, bir şeyi gurur meselesi yapmazlar.

    Dam üstünde saksağan, vur beline kazmaylan; Söylenen sözün manasızlığını, saçmalığını belirtmek için kullanılır.

    Damdan düşen, halden bilir; Başına bir felaket gelen, kendi durumuna düşenlerin halini anlar.

    Damlaya damlaya göl olur, (aka aka sel olur); Küçük şeyler birikince büyük şeyler meydana gelir.

    Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz; Her şeyi ancak kendisine en uygun malzemeden yapabilirsiniz.

    Davacısı kadı olanın yardımcısı allah olsun; Kudret sahiplerinin eline düşenler haklarını kolay kolay alamaz.

    Davetsiz gelen döşeksiz oturur; Bir yere çağrılmadan giden, her türlü muameleyi kabule hazır olmalıdır.

    Davul dengi dengine diye çalar; Herkes kendi ayarında olanlarla münasebet kurmalıdır.

    Davulu biz çaldık, parsayı el (başkası) topladı; İşi yapanla kazanç sağlayanın ayrı ayrı olduğunu belirtir.

    Davulun sesi uzaktan hoş gelir; Dıştan cazip gibi görünen bir şeyin içine girdikten sonra ne olduğunun anlaşılması.

    Deli kız düğün etmiş, kendi baş sedire geçmiş; Bir kimsenin usul erkan bilmediğini anlatmak için kullanılır.

    Deliye hergün bayram; Hayatın ciddi tarafları üzerinde düşünmeyen, her şeyi eğlenceli tarafından alanlar için söylenir.

    Demir nemden çürür, insan gamdan; İnsanı yıkan sıkıntı ve üzüntüleridir.

    Demir tavında dövülür; Her işi vaktinde yapmalıdır.

    Denize düşen yılana sarılır; Güçlük içinde kalan, iyi kötü herkesten yardım umar.

    Derdini saklıyan (söylemeyen) derman bulamaz; Derdini açmayan başkalarının yardımını görmez. Tek başın da çaresini bulamaz.

    Dervişin fikri ne ise zikri de odur; İnsanın zihni ne ile meşgulse, hep ondan bahseder.

    Deve boynuz ararken kulaktan olmuş; Hakkından fazlasına tamah edenler ellerindekini de kaybederler.

    Deveden büyük fil var; Her büyüğün daha büyüğü vardır. Onun için yersiz gurura kapılmamalıdır.

    Devlet adama ayağı ile gelmez; Saadeti elde etmek içinaramak, çarelerini bulmak gerekir.

    Dilin cirmi küçük, cürmü büyük; İnsan dili ile birçok kusur işler.

    Dilin kemiği yok; Araştırma zahmetine katlanmadan konuşanlar için söylenir.

    Dinsizin hakkından imansız gelir; Bir kötüyü, daha olan bir başkası sindirir.

    Dişi köpek kuyruğunu sallamayınca, erkek köpek ardına düşmez; Kadın fırsat vermezse, erkek onun için kötü emeller beslemez.

    Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar; Doğru sözden kimse hoşlanmaz.

    Dost acı söyler; Hakiki dost, yalandan yüze gülmez, dostunun kusurunu söyler, gerçeği belirtir.

    Dost dostun ayıbını yüzüne söyler; Dost, dostuna, düzeltmesi için kusurunu açıkça söyler.

    Düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya; İki kişi için yapılan düğünün dedikosunu başkaları yapar.

    Düğüne gider zurna beğenmez, hamama gider kurna beğenmez; Herşeyden şikayet edip bir şey beğenmeyenler için kullanılır.

    Dünya malı dünyada kalır; İnsan ölünce, her şeyi bu dünyada kalır, onun için mala bağlanmamalıdır.

    Dünyanın ucu uzundur; İnsan insana muğtaç olur.

    Düşmanın karınca olsa kendini merdane tut; Düşmen ne kadar zayıf görünse küçümsememelidir.

    Düşmez kalkmaz bir allah; Her insanın kötü ve iyi zamanı olur, kötü duruma düşmeyen yalnız Allah'tır.
  4. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    E

    Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane; Ölüm zamanı gelen insanın, ölüm sebebi önemli değildir.

    Eceli yaklaşan köpek cami duvarına siyer; Aşırı hareket edenler, ölümlerini çabuklaştırırlar.

    Edebi edepsizden öğren; edepsizin hareketleri, edepli davranmanın yollarını kendiliğinde öğretir.

    Eğilen baş kesilmez; Yenilgiyi kabul edene kötü davranılmaz.

    Eğreti ata (el altına) binen tez iner; İnsanın kendine ait olmayan bir şeyden çabuk ayrılmak zorunda kaldığını anlatır.

    Eğri düzü beğenmez, bu da bizi beğenmez; Bir şeyi beğenmeyenlerin kendilerinde kusur olduğunu belirtmek için kullanılır.

    Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını; İyi tohum eken iyi ürün alır. İyi işe başlayan iyi sonuç elde eder.

    Eken biçer, konan göçer; Her işin bir sonucu vardır. Başlangıcı yapan sonucu görür.

    Ekmeden biçilmez; Emek vermeden netice alınmaz.

    El ağzına bakan karısını tez boşar; Başkasının sözü ile hareket edenin yuvası yıkılır.

    El el ile, değirmen yel ile; Bir el diğer bir elin (bir kimse başka bir kimsenin) yardımıyla iş yapabilir.

    El elden üstündür arşa çıkınca; Bir insan kendisinden üstün bir başkasının varlığını bilmeli ve alçak gönüllü olmalıdır.

    El (etek) öpmekle ağız (dudak) aşınmaz; Birisine aşırı saygı göstermenin, maddi bir zarar vermiyeceğini anlatır.

    El için ağlayan iki gözden olur, yer için dövünen dizden olur; Yabancılar için çırpınan, boş yere ziyana uğrar.

    El kazanı ile aş kaynamaz; Ödünç alınan malla işler yürümez.

    Elmayı soy da ye, armudu say da ye; Elmayı kabuğuyla yemek iyi değildir, armudu da çok yemek.

    El yarası onulur, dil yarası onulmaz; Havsiyet kırıcı söz ve hareketler asla unutulmaz.

    El yumruğunu yemiyen, kendi yumruğunu bozdoğan armudu sanır; Başkasından dayak yemeyen kendi attığı dayağın acını takdir edemez.

    Elçiye zeval olmaz; İki taraf arsında haberleşmeyi sağlayan kişi, getirdiği kötü heberden dolayı suçlu değildir.

    Elin ağzı torba değil ki çekip büzesin; İnsanların dedikodusuna mani olunmaz.

    Elle gelen düğün bayram; Ortak acılara ve zorluklara daha kolay katlanılır.

    Elti eltiye eş olmaz, arpa unundan aş olmaz; İki erkek kaedeşin eşleri birbirlerini çekemez.

    Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma; Genç ve tecrübesiz insanların her gördüğü kıza aşık olup evlenmeğe kalkması, karanlıkta alınan bir kumaşın rengini ve desenini, kalitesini anlamadan almağa benzer. İnsan aldanabilir.

    Erim er (yiğidim yiğit) olsun da yerim (durağım) çalı gibi olsun; Kuvvetli erkek, eşini her şartta mesut eder, korur.

    Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını; İhtiyaçlarını elindeki imkanlara göre karşılamağa çalış.

    Erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır; Her işe vaktinde başlayan daima kazançlı çıkar.

    Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez; Eski dost daima dostuna sadıktır. Yeni dostların da her sözüne inanmamalıdır.

    Eskiye itibar olsaydı, bit pazarına nur yağardı; Her şeyin daima yenisi beğenilir ve aranılır.

    Esmere al bağla, karşısına geç ağla; İnsan kendisine yakışanı yapmalı.

    Eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer tanesini bırakır); Anlayışsız insanlar, değerli varlıklardan zevk almazlar, basit şeylerden hoşlanırlar.

    Et tırnaktan ayrılmaz; Ana evladından, kardeş kardeşten ayrılmaz.

    Ev alma, komşu al; Komşuluk münasebetinin önemini belirtmek için kullanılır.

    Evdeki hesap çarşıya (pazara) uymaz; Önceden yapılan planlar her zaman tam olarak uygulanamaz.

    Evi ev eden avrat (yurdu şen eden devlet); Ailede kadının yerini belirtmek için kullanılır.

    Evlenenle ev yapanın Allah yardımcısıdır; Ailenin değerini belirtmek için kullanılır.

    Evli evinde köylü köyünde gerek; Herkes kendi yerinde, yurdunda yaşamalıdır.
  5. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    F

    Faydasız baş mezara yaraşır; Hiç kimseya faydası olmayan bir insanın bu dünyada yaşaması lüzusuzdur.

    Fazla ( artık) mal göz çıkarmaz; İnsanın ne kadar çok malı olursa onun için o kadar iyidir.

    Felek kimine kavun yedirir kimine kelek; İnsanların hiç bir zaman aynı seviyede ve aynı durumda olmayacaklarını belirtmek için kullanılır.



    G

    Garip kuşun yuvasını allah yapar; Kimsesiz, yoksul kişilerin yardımcısı Allah'tır.

    Gelen gideni aratır; Bir iş veya memuriyete sonradan gelenler orada daha önce çalışanlardan daha başarısız oldukları zaman söylenir.

    Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş; Bir işi isteyerek, severek zevk duyarak yapmanın faydasını anlatır.

    Görünen köy kılavuz istemez; Neticesi açıkça görülen bir şey için yol göstermenin gereksiz olduğunu anlatır.

    Gözden ırak olan, gönüldende ırak olur; Ayrılanların zamanla birbirlerinin unuttuklarını anlatır.

    Gülü seven dikenine katlanır; Sevilen insanın kusurları hoş görülür, nazı çekilir.

    Gülme komşuna, gelir başına; Kötü durumlara düşenlere gülme, bir gün aynı duruma sen de düşebilirsin.

    Gün doğmadan neler doğar; Hiç ummadığımız bir zamanda işlerimiz yoluna girebilir.

    Güneş balçıkla sıvanmaz; İyi, mükemmel işleri ve eserleri kötülemekle onların değerini düşürmek mümkün değildir.


    H

    Haydan gelen huya gider; Bedava kazanılan servet yine gereksiz yerlere sarfedilir.

    Her kuşun eti yenmez; Genellikle her güzel kadına sahip olmak isteyene bunun mümkün olmadığını anlatan bir uyarma sözü olarak kullanılır.

    Her horoz kendi çöplüğünde öter; İnsan daima yaşadığı çevrede sayılır ve hükmünü yürütür.

    Her yiğidin bir yoğurt yiğişi vardır; Her kişinin kendine göre bir iş yapma usulü vardır.

    Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar; Her insan içinde geleceğine dair büyük ümitler ve tatlı hayaller yaşatır.

    Horozu çok olan köyün sabahı geç olur; Bir işe çok kimse karışırsa, o iş doğru dürüst yapılmaz. Sonuç geç ve güç alınır.



    I

    Isıramadığın (kıramadığın) eli öp de başına koy; İnsan kendinden kuvvetli olan kimselere menfaati icabı saygı göstermelidir.

    İ

    İki canmaz bir ipte oynamaz; Birbirinden kurnaz iki kişinin aynı konuda ve yerde yarışmayacağını anlatır.

    İki çıplak bir hamamda yakışır; Evleneceklerden birinin mal ve mülk bakımından yeterli durumda olması gerekir.

    İki karpuz bir koltuğa sığmaz; insanın aynı anda birden fazla iş yapamayacağını anlatır.

    İş işten artmaz, dişten artar; Biriktirme, çok çalışmakla kazanıp yemekle değil, kazandıklarımızın bir kısmını bir kenara ayırmakla olur.

    İt ürür kervan yürür; Kötü tenkitlere aldırmadan yoluna devam etmenin iyi olacağını belirtmek için söylenir.
  6. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    K

    Kabahat samur kürk olsa, kimse sırtına (üstüne) almaz; Hiç kimse kabahatli olduğunu kabul etmek istemez.

    Kalp kalbe karşıdır; Birisini seven insan, muhakkak ondan da sevgi görür.

    Kar zararın ortağıdır; Kar eden, bir gün zarar edebileceğini de hesaplamalıdır.

    Kara (kötü) haber tez duyulur; İnsanlar, kara haberi öabucak duyarlar.

    Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış; Kardeş kardeşle ne kadar anlaşmasa, yine ona sevgi duyar.

    Kaş ile göz, gerisi (kalanı, artanı dahası) söz; Yüzde en çok dikkati çeken yerler, kaş ve gözlerdir.

    Kaynayan kazan kapak tutmaz; Kızgın olanları baskı altına almak güçtür.

    Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez; Büyük kazanç getirecek yer veya iş için biraz fedakarlıkta bulunmanın akıllıca bir iş olduğunu belirtmek için söylenir.

    Kazma kuyunu kazarlar kuyunu; Her kötü hareket reaksiyon uyandırır ve yapanın felaketini hazırlar.

    Kedi yetişmediği ciğere pis (murdar) der; İnsanlar, erişemedekleri kıymetleri, küçültmeye çalışırlar.

    Kel ölür, sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur; Bir şey veya insan kaybedildikten sonra olduğundan fazla değerlendirilir.

    Kelin medarı olsa kendi başına olur, (kel ilaç bilse, kendi başına sürer, kelin ilacı olsa başına sürer; Herkes çare söyleyenlere inanmamalıdır. Her işin çaresini bilse o insan dertsiz yaşar.

    Kem söz, kalp akçe sahibinindir; Kötülük yapan, karşısındakinden çok kendisine ziyan verir, itibarını kaybeder.

    Kenarın dilberi nazik de olsa nazenin olamaz; Görgüsüz ve yeteri kadar terbiye görmemiş olanlar ne kadar gayret gösterseler de eksikleri bir yerden belli olur, kendini açığa vurur.

    Kendi düşen ağlamaz; Felaketini eliyle hazırlayan, sonradan dövünmemelidir.

    Keskin sirke küpüne (kabına) zarar; Zamansız ve aşırı öfkeye kapılan en çok kendine zarar verir.

    Kestane kabuğundan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş; Yükselince eski çevresini beğenmeyenler hakkında söylenir.

    Kırkından sonra azanı teneşir paklar (-açare bulunmaz); Yaşlıların ihtirasları ölümlerine kadar sürer.

    Kısa günün karı az olur; Geç kalkarak işe başlayan az kar eder, az iş yapar.

    Kısmetinde ne varsa, kaşığında o çıkar; İnsan, kısmetinden fazlasını elde edemez.

    Kızını dövmeyen dizini döver; Kızını gerektiği gibi terbiye etmeyen, sonra çaresiz kalır.

    Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz; Herkes eceli gelince ölür, başkasının ölümü, diğer bir kimseyi kurtarmaz.

    Korkak bezirgan, ne kar eder, ne ziyan; Korkak olan, teşebbüsten kaçınan tüccar, zarar etmez, ama karını da artıramaz.

    Komşu boncuğunu çalan gece takınır; Hırsızlıkla ele geçirilen şey ele güne çıkarılamaz.

    Komşu hakkı, Tanrı hakkı (dır); Komşunun komşu üzerindeki hakkı. Tanrı'nın kul üzerindeki hakkı kadar kutsaldır.

    Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür (karısı kız görünür); İnsanlar, daima başkalarının elinde olanı kıskanırlar ve onu kusursuz görürler.

    Korkulu rüya (düş) görmektense uyanık yatmak hayırlıdır; İnsanlar, sonradan sıkıntılı durumlara düşmektense, önce tedbirli olmalı olmağa çalışmalıdır.

    Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurahman Çelebi derler; Bir şeyin iyisi yoksa kötüsü itibarda olur.

    Köpeğin duası kabul (makbul) olsaydı, gökten kemik yağardı; Tanrı kötü insanların duasını kabul etmez.

    Köpekle (itle) dalaşmaktan çalıyı dolaşmak yeğdir; Kötü insanlarla münakaşaya tutuşmamak için çareler aramalıdır, sıkıntıya katlanmalıdır.

    Köpeksiz köy bulmuş çomaksız geziyor; Şartlar uygun olunca istediği gibi hareket edenler için kullanılır.

    Köpeksiz sürüye (köye) kurt girer (iner, üşer); Koruyucusu olmayana, kötü niyetliler, fenalık yapmaktan çekinmezler.

    Kör bile düştüğü çukura bir daha düşmez; İnsan bir defa hata yapınca aynı yanlışı tekrarlamaz.

    Körler memleketinde tekgözlü kraldır; Kötüler içinde, daha az kötü olan makbul sayılır. İnsanların değeri çevresindekilere göre ölçülür.

    Körle yatan şaşı kalkar; Değersiz insanlarla dostluk yapan kötü özellikler kapar.

    Kötülük her kişinin karı, iyilik er kişinin karı; Kötülüğü herkes yapabilir, iyilik yapmak ise ancak iyi ve yüksek insanlara vergidir.

    Kul azmayınca Hak yazmaz; Kul kusur etmeden, Tanrı günah yazmaz.

    Kul kusursuz (hatasız) olmaz; Herkesin bir kusuru vardır.

    Kul sıkılmayınca (bunalmadıkça) Hızır yetişmez; İnsan sıkılmadıkça, sıkıntıdan kurtulacak çarelerle karşılaşmaz.

    Kurt dumanlı havayı sever; Kötü niyetleri olanlar, karanlığı, bulanık ortamları seçerler.

    Kurt kocayınca köpeklere maskara olur; İnsanlar yaşlanıp kuvvetten düşünce evvelce kendisinden korkanların alay konusu olur.

    Kurunun yanında yaş da yanar; Suçlunun yanında suçu olmayan da bazen ceza görür.

    Kuzguna yavrusu şahin (anka, şirin) görünür; Herkese kendi evladı kusursuz gelir.
  7. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    L

    Laf lafı açar, laf da tabakayı açar; İnsanlar konuştukça yavaş yavaş sırlarını ortaya döker.

    Laf torbaya girmez; Hiç kimseyi konuşmaktan men edemeyiz.

    Lafla (lakırdı ile) peynir gemisi yürümez; Sadece konuşmakla hiç bir iş başarılamaz.


    M

    Mahkeme kadıya mülk değildir (olamaz); Kimse çalıştığı yere sahip çıkmamalıdır. oradan çekilince başkası işi devralır.

    Mal canın yongasıdır; İnsan için malın bir değeri vardır, ona zarar gelmesini istemez.

    Mal melameti örter; Makı olan insanın kusurları görülmez.

    Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır; Martın vakitsiz soğuklarına insana verdiği zararları anlatmak için kullanılan bir sözdür.

    Mayasız yoğurt tutmaz (çalınmaz); Esası olmayan iş meydana çıkmaz

    Merhametten maraz doğar (hasıl olur); Bir insana çok fazla merhamet edip her kusurunu hoş görür, her eksiğini giderirsek, ona iyilik değil, kötülük etmiş oluruz.

    Meyveli ağacı taşlarlar; Çok şeye sahip olanın düşmanı da çok olur.

    Mızrak çuvala girmez (sığmaz); İnsanıni hatalarını saklayamayacığını belirtmek için kullanılan bir sözdür.

    Minareyi çalan kılıfını hazırlar; Kötü niyet besleyen, onu gizleyerek çareleri de hazırlar.

    Misafir misafiri istemez (sevmez), ev sahibi hiç birini; Misafir kısmetine ortak olduğu için başka misafiri, ev sahibi ise çektiği zahmet yüzünden hiç birini istemez.

    Misafir umduğunu değil bulduğunu yer; Misafir tamahkar olmamalı, gittiği evin şartlarına uymalıdır.

    Mühür kimde ise Süleyman odur; kim yüksek mevsiye geçerse, onun sözü geçer, kudret onda olur.

    Mürüvvete endaze olmaz; iyiliğin haddi yoktur. Gönülden ne koparsa.



    N

    Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz; Bir işle alakası olmayan, ona ait olan şeyler de ilgi duymaz.

    Ne doğrarsan aşına o çıkar karşına; İnsan ne kadar çalışırsa o kadar kazanır.

    Ne ekersen onu biçersin; Yapılan hareketlerin neticesini önceki hareketler hazırlar.

    Ne oldum dememeli ne olacağım demeli; İnsan bu gününe güvenmemeli, geleceğini düşünmelidir.

    Ne verirsen elinle o gider seninle; İnsanın bu dünyada yaptığı bir iyiliğin ahıratte karşılığını göreceğini belirten dini bir inancı ifade eder.

    Nerde çokluk orda bokluk; Kalabalık yerlerde karışıklık çıkar.

    Nerde hareket orda bereket; Çok çalışıp gayret gösteren kimselerin kazançları da çok olur.
  8. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    O

    Oğlan dayıya kız halaya çeker; Doğan çocuğun kızsa halaya, erkekse dayıya çekeceği hakkında bir inancı anlatır.

    Olacakla öleceğe çare yoktur; Alna yazılan mutlaka başa gelir, mani olunmaz.



    Ö

    Ödünç güle güle gider ağlaya ağlaya gelir; Ödünç verilen şey yeni gider yıpranmış döner.

    Öfke baldan tatlıdır; Kızmak insanlara kolay ve tatlı gelir.

    Öfkeyle kalkan zararla oturur; Öfkeye kapılarak yapılan bir iş sonradan pişmanlık gerektirir.

    Ölmüş eşek kurttan korkmaz; Çekinecek bir şeyi olmayan, hiç kimseden korkmaz.

    Ölüm hak miras helal; Ölenin arkasından miras paylaşılmalıdır anlamında kullanılan bir söz.

    Ölürse yer beğensin kalırsa el beğensin; Çocuğunu terbiye etmekte sert davrananların felsefesidir.
  9. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    P

    Papaz her gün pilav yemez; İnsan her zaman aynı şartları bulamaz.

    Para parayı çeker; Parası olanın daha fazla para kazanmağa imkanı vardır.

    Parayı veren düdüğü çalar; İnsan parasını verdikten sonra istediği şeyi elde edebilir.

    Perşenmenin gelişi çarşambadan bellidir; Bir şeyin neticesi başından belli olur.



    R

    Rahvan at kendini yorar; Bir işi işgüzarlık ederek ve gereksiz yere üstünde durarak uzatanın zararı kendisinindir.

    Rençber kırk yılda, tüccar kırk günde; El emeği ve alın teriyle para kazanmanın zorluğunu, buna karşılık uygunsuz yollardan kazanmanın kolaylığını anlatır.

    Rüzgar eken, fırtına biçer; Boyundan büyük işlere karışan veya kendi menfaati için başkalarının işini bozan sonunda zararlı çıkar.

    Paranın yüzü sıcaktır; Para ile her şey yaptırabilir.

    Rüzgar esmeyince yaprak kımıldamaz; Ortaya çıkan her olayın veya durumun bir sebebi vardır.

    Rüzgarlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu; Tehlikeli durumlardan kaçınmalı ve üstüne vazife olmayan işlere karışmamalıdır.

    Pilav yiyen kaşığını yanında (belinde) taşır; Bir işi yapmak isteyen önceden hazır olmalıdır.
  10. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.753
    Beğenileri:
    459
    Ödül Puanları:
    36
    S

    Sabah ola hayır ola; her günün ne getireceği belli değildir. Bir işin daha sonra görüşülmesinin daha iyi olacağını belirtmek için kullanılır.

    Sabır ile koruk helva, dut yaprağı atlas olur; Sabır ile her iş halledilir.

    Sabreden derviş muradına ermiş; Sabretmesini bilenler sonunda istedikleri şeye kavuşurlar.

    Saçın ak mı, karamı? önüne düşünce görürsün; Bir işin iyi veya kötü olduğu, neticesinde belli olur.

    Safa ile yenen cefa ile kazanılır; Parayı kazanmak zor, harcamak kolaydır.

    Sağır işitmez, uydurur (yakıştırır); Sağır duymaz fakat söylene kelimeye en uygununu bulur.

    Sakla samanı gelir zamanı; Her şeyi har vurup harman savurmamalıdır, kıymetsiz bir şey bile zamanında faydalıdır.

    Sakınılan (esirgenen) göze çöp batar; Çok dikkat edilen ve titiz davranılan bir işte muhakkak aksilik olur.

    Sarmısağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış; İnsanları ardan zaman geçmeden tanıyamayız. İnsanlar çok belirli bazı kusurlarını bile bir müddet saklayabilirler.

    Sen zot, ben zot, ineğe kim verecek ot? veya Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa; Herkes üzerine düşen vazifeyi yapmalıdır.

    Serçeden korkan darı ekmez; Bir şeyin sakıncasını düşünen o işi yapmağa kalkışmamalıdır.

    Sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmaz; Durumu çok nazik olan insan konuşurken ileri geri laf etmez, etrafı kollar.

    Sırrını açma (açma sırrını) dosduna çünkü (dostunun dostu vardır) o da söyler dostuna; İnsan sırrını en güvendiği kimseye bile söylememelidir.

    Sinek küçüktür ama mide bulandırır; Bazı küçük olaylar insanı çileden çıkarmak için kafidir.

    Son pişmanlık fayda vermez (etmez); Her şeyin neticesini baştan düşünüp ona göre tedbir almalıdır. Yoksa elden bir şey gelmez.

    Sirkesini, sarmısağını düşünen paçayı yiyemez; Her işe başarabilmek için bazı fedakarlıklara katlanmal lazımdır.

    Sona kalan dona kalır; Her işi vaktinde yapmalıdır.

    Sora sora Bağdat (kabe) bulunur; Başkalarının bilgisinden faydalanarak her şey bilinebilir ve bulunabilir.

    Soydur çeker (boktur kokar); Herkes az çok soyunun özellikllerini taşır.

    Söyleyene bakma, söyletene bak; Her işin yapılmasına sebep olan bir şey vardır.

    Sözünü bil, pişir, ağzını der, devşir; İnsan düşünerek ve sözlerini tartarak konuşmalıdır.

    Su testisi su yolunda kırılır; Kötü işlerde uğraşan kimse yine o işten zarar görür.

    Su uyur düşman uyumaz; İnsan düşmanına güvenmemelidir, ondan gelecek kötülüğe karşı hazırlıklı olmalıdır.

    Suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork; Sinsilerden çekinmelidir.

    Sür git demememişler, gör geç demişler; İnsan çevresiyle ilgilenmeli ve etrafındaki şeyleri tanıyıp öğrenmelidir.

    Sükut ikrardan gelir (sayılır); İtiraz etmemek kabul manasına gelir.

    Sürüden ayrılanı (ayrılan koyunu, kuzuyu) kurt kapar; Bir topluluktan ayrılanın başına türlü felaketler gelir.

    Sütten ağzı yanan, yoğurdu (ayranı) üfleyerek yer (içer); Tecrübeli insan daima ihtiyatlı olur.

Sayfayı Paylaş