Atatürk'ün Bilinmeyenleri

Konu 'Atatürk'ün Hayatı' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38

    Ne yazık ki tarihimizi yeterince anlayamadığımız gibi Atatürk’ü de yeterince araştırıp anlayamadık onu sanki Allah tarafından Türkiye’yi kurtarmak için gönderilmiş bir insan gibi gördük ve kafalarımızın içinde de öyle bir yere oturttuk ki bugün bile Türkiye’nin içinde bulunduğu çıkmazlardan kurtulması için halk arasında “Keşke Atatürk gibi biri tekrar gelse” sözü sıkça söylenir hale geldi .
    Mustafa Kemal nasıl Atatürk olmuştur? , niçin Mustafa Kemal’in aynı dönemde birlikte okuduğu, arkadaşlık ettiği, birlikte savaştığı insanlar arasından kendi gibi bir insan çıkmamıştır?
    Onu diğerlerinden ayıran ve sonuçta “Atatürk” yapan özelliği neydi? Atatürk’ü diğerlerinden ayırıp büyük bir lider yapan özelliği “HAVA” tabiatlı olmasından kaynaklanmaktadır. Sahip olduğu hava tabiatının etkisiyle en olmadık zamanlarda bile hiç kimseye danışmadan çok çabuk ve etkili kararlar vererek bu kararların harfiyen uygulanmasını sağlamıştır.
    Sakarya Meydan Savaşı’nda “hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır bu satıh bütün vatandır” diyerek askerleri çok ümitsiz oldukları bir dönemde bütün imkansızlıklara rağmen zafere koşturması, Kurtuluş Savaşında 26 Ağustos’ta “ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri!” diyerek zafer için 15 gün zaman tanıması ancak büyük taarruzun bu çok kısa zaman biriminden bir gün önce 9 Eylül’de sona ermesi buna örnek gösterilebilir .
    Atatürk büyük bir asker olma özelliğini yine büyük bir devlet adamı olarak devam ettirmiş, imkansız gibi görülen değişimleri çok kısa bir süre içerisinde büyük bir cesaret ve kararlılıkla yapmıştır. 600 yıllık Saltanatın, 400 yıldan beri devam eden halifeliğin, 1000 yıl kullanılan Arapça harflerin bir günde kaldırılması dünya tarihinde çok ender belki de hiç görülmeyen bir durumdur . Atatürk’ün “hava” tabiatlı olması onun bir aile kurup çocuk sahibi olmasına da engel olmuştur.
    Atatürk de savaş bittikten sonra veya cumhurbaşkanı olduktan sonra “ben artık bir köşeye çekilip eşimle çocuğumla sıradan bir hayat geçireyim” şeklinde normal insanlar gibi düşünebilirdi.
    Sadece bir defa Latife Hanım’la evlenerek böyle bir aile kurma girişimi olmuş ancak böyle bir hayatın kendisine göre olmadığını kısa süre içerisinde farkederek eski hayatına geri dönmüştür.
    Çünkü o hava tabiatlı olduğundan asla sıradan olamazdı ve sahip olduğu karakter onun her zaman büyük işler yapmasını ve başarmasını gerektiriyordu . Daha birçok büyük işlere imza atması gereken Atatürk’ü çok genç bir yaşta yakalanmış olduğu “siroz” hastalığı nedeniyle kaybettik. Atatürk daha hayatındayken “beni Türk hekimlerine emanet ediniz” demişti ama doktorlarının çabaları hastalığının tedavisi konusunda yetersiz kaldı. Siroz karaciğerden kaynaklanan bir rahatsızlıktır.
    Eğer doktorları Atatürk’ün sahip olduğu hava tabiatı nedeniyle karaciğer hastalıklarına meyilli ve sıcak tabiatlı olması nedeniyle soğuk tabiatlı bitkilerle tedavi edilmesi gerektiği konusunda yeminini etmiş oldukları Hipokrat’ın ve 11.yüzyılda yaşamış ünlü tıp bilgini İbni Sina’nın eserlerini ve tedavi yöntemlerini araştırıp uygulamış olsalardı o büyük insan belki daha fazla yaşayabilirdi

Sayfayı Paylaş