Atatürk'ün kişilik özellikleri ve bunu destekleyen anı

Konu 'Sosyal Bilgiler 8. Sınıf' bölümünde hakkihakan tarafından paylaşıldı.

  1. hakkihakan

    hakkihakan Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2010
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar ben atatatürkün kişilik özellikleri ve bunu destekleyen anılar hakkında bir konuyla ödevlendirildim.bulursanız lütfen cevap yazın.:330:
  2. ela_göslüm

    ela_göslüm Üye

    Katılım:
    15 Mart 2010
    Mesajlar:
    57
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM

    Afyonkarahisar'ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı.
    - Binbaşı mısınız?
    - Hayır.
    - Albay mı?
    - Hayır.
    - Korgeneral mi?
    - Hayır.
    - Peki nesiniz?
    - Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
    - Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..
  3. ela_göslüm

    ela_göslüm Üye

    Katılım:
    15 Mart 2010
    Mesajlar:
    57
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    İZMİR SUİKASTI

    İzmir'de hazırlanan o alçakça suikastın sonuçsuz kalmasından sonra bir gün bize şu olayı anlatmıştı:
    - "Ziya Hurşit'in beni **dürmeye memur ettiği iki zavallı vardı. Sorguları yapıldıktan sonra bunların birisini yanıma çağırdım. Odada kimse yoktu. Kendisine sordum:
    - Sen Mustafa Kemal'i **dürecekmişsin, öyle mi?
    - Evet, dedi. Ben yine sordum:
    - Mustafa Kemal ne yapmıştı ki onu **dürecektin?
    - Fena bir adammış o. Memlekete çok fenalık yapmış. Sonra bize onu **dürmek için para da vereceklerdi.
    - Sen Mustafa Kemal'i tanıyor musun?
    - Hayır.
    - O halde tanımadığın bir adamı nasıl **dürecektin?
    - Geçerken işaret edecekler, Mustafa Kemal işte budur, diyeceklerdi. Biz de **dürecektik.
    O zaman cebimdeki tabancayı çıkararak kendisine uzattım:
    - Mustafa Kemal benim, haydi al eline tabancayı, **dür, dedim.

    Herif benden bu karşılığı alınca yıldırımla vurulmuş gibi oldu. Bir süre şaşkın şaşkın yüzüme baktıktan sonra diz üstü kapanarak hüngür hüngür ağlamaya başladı.
  4. ela_göslüm

    ela_göslüm Üye

    Katılım:
    15 Mart 2010
    Mesajlar:
    57
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    MUTSUZ LİDER

    Bir akşam sofrasının hararetli bir döneminde Mustafa Kemal, kişisel özgürlüğünün birçok b**ümlerinden yoksun bırakılması acısını hüzün dolu sözlerle şöyle anlattı:

    - "Şimdi siz buradan ayrılır, istediğiniz yerde gezer dolaşırsınız. Benim gözümde bunun ne büyük mutluluk olduğunu bilemezsiniz. Halime bakın, sahip olduğunuz bu özgürlükten yoksunum, cumhurbaşkanıyım ama köşeye atılmış ve özgürlüğü sınırlı bir insanım. Bütün eğlencem, akşamları soframa topladığım arkadaşlara ayrılmıştır. Haydi şimdi buradan ayrılıp bol bol dolaşın, istediğiniz yerlere girip çıkın, arzu ettiğiniz gibi eğlenin. Ben de bunun hayaliyle avunurum." dedi.

    O akşam hepimiz masadan erken ayrıldık.
    sait20 bunu beğendi.
  5. ela_göslüm

    ela_göslüm Üye

    Katılım:
    15 Mart 2010
    Mesajlar:
    57
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    KİTAP OKUMAK

    “Bir gün Atatürk, tarihle ilgili bir kitap okuyordu. Öylesine dalmıştı ki, çevresini görecek hali yoktu. Bir sürü yurt sorunu dururken devlet başkanının kendini kitaba vermesi Vasıf Çınar’ın biraz canını sıkmış olacak ki Atatürk’e şöyle dediğini duydum :

    “- Paşam, tarihle uğraşıp kafanı yorma. 19 Mayısta kitap okuyarak mı Samsun’a çıktın?”

    Atatürk, Vasıf Çınar’ın bu içten yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık verdi :

    “- Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım...”
    sait20 bunu beğendi.
  6. ela_göslüm

    ela_göslüm Üye

    Katılım:
    15 Mart 2010
    Mesajlar:
    57
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    YENİLSEYDİK SORUMLU BEN OLACAKTIM

    Bir aralık konu İstiklâl Savaşı'na geldi Dikkat ettim, Binbaşılar dahil her komutanın hangi birliğe komuta ettiğini,
    nerede bulunduğunu, -bir gün önce olmuş gibi- hatırlıyordu O savaş ki araç, gereç,
    personel kıtlığı bugün güç tasavvur edilirdi Tümenlere binbaşılar, Kolordulara yarbaylar komuta ediyordu!
    Fakat, bu kadro canını dişine takmış bir ekipti Var olmak ya da olmamak bu savaşın sonucuna bağlıydı 30 Ağustos bu ruh haletinin eseriydi Böyle bir dramı, hem yazarı, hem baş aktörünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu O anılar Ata'yı coşturdukça coşturuyordu Anlatmalarında abartma yoktu Ama bu anlatış öylesine canlı, öylesine plastikti ki, hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk Anlatışlarını şöyle bağladı:
    - İşte büyük zafer böyle ortak bir eserdir Şerefler de ortaktır
    Bu alçakgönüllülük şaheseriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk Bu arada

    Atatürk bir duraklama yaptı Sonra içine dönük, adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti:
    - Ama yenilseydik sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı
    Bu belagat karşısında gözyaşımı tutamadım Tarihin, zaferleri kendine maleden, yenilgileri ise maiyetine yükleyen
    sahte kahramanlarını hatırladım
    sait20 bunu beğendi.
  7. ela_göslüm

    ela_göslüm Üye

    Katılım:
    15 Mart 2010
    Mesajlar:
    57
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    YAPACAKLARIMDAN SÖZ EDİN

    Bir soruşturma dolayısıyla,Atatürk'ün başardığı işlerden Vasıf Çınar söz açmıştı
    Kendisine Sordu:
    -Sizin en büyük eseriniz hangisidir?
    Atatürk'ün kısa cevabı şu olmuştu:
    -Benim yaptığım işler,biri ötekine bağlı gerekli olan işlerdirFakat,bana yaptıklarımdan değil,
    Yapacaklarımdan söz edin
    sait20 bunu beğendi.
  8. ela_göslüm

    ela_göslüm Üye

    Katılım:
    15 Mart 2010
    Mesajlar:
    57
    Beğenileri:
    20
    Ödül Puanları:
    0
    bu kadar yeter heralde =)
    sait20 bunu beğendi.
  9. hakkihakan

    hakkihakan Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2010
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    çok teşekkür ederim
  10. hakkihakan

    hakkihakan Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2010
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM

    Afyonkarahisar'ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı.
    - Binbaşı mısınız?
    - Hayır.
    - Albay mı?
    - Hayır.
    - Korgeneral mi?
    - Hayır.
    - Peki nesiniz?
    - Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
    - Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..
    Genişletmek için tıkla...
    bu hangi özelliği ile alakalı

Sayfayı Paylaş