Atatürk'ün milli kültüre verdiği önemle ilgili anıları

Konu 'Türkçe 7. Sınıf' bölümünde capakcur tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. capakcur

    capakcur Üye

    Katılım:
    19 Mart 2009
    Mesajlar:
    36
    Beğenileri:
    17
    Ödül Puanları:
    0

    Atatürk'ün milli kültüre verdiği önemle ilgili anılarını istiyorum.
  2. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    Milli Kültürün Önemi
    Büyük Önder Atatürk'e göre “Millet, aynı kültürden insanların oluşturduğu toplumdur”. Demek ki, “milli kültür”, bir devleti ayakta tutan unsurların en önemlisidir. Çünkü, milli kültür oluştuğunda ortaya millet çıkar. Millet ise mutlaka bir devlet oluşturur.
    Dünya tarihine baktığımızda, milli kültüre sahip olmanın önemi daha iyi anlaşılır. Tarihe gözatıldığında, milli kültüre sahip halkların her türlü zorluğa karşı varlıklarını korudukları görülecektir. İkinci Dünya Savaşı'ndan enkaz halinde çıkmalarına rağmen kısa sürede önemli birer güç haline gelen Almanya ve Japonya bunun en güzel örneğidir.
    Aynı şekilde, İstiklal Savaşı'nda Türklere yeni zaferler kazandıran, Türk Milletinin Atatürk milliyetçiliği ile tamamlanan milli kültürünün sağlamlığıdır.
    Milli kültür, milli ve manevi değerlerin öğretildiği eğitim kurumlarında oluşmaya başlar. Eğitim kurumlarında, milli ve manevi değerleri öğrenen gençler ise bu değerlere sahip çıktıkları ölçüde devleti, milli birliği ve beraberliği güçlendirirler.
    Atatürk'ün sözleri, ortak bir kültür oluşturan eğitimin milli birlik ve beraberlik açısından önemini açıkça ortaya koyar:
    “Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırları ne olursa olsun, ilk önce ve herşeyden önce Türkiye'nin bağımsızlığına, kendi benliğine, milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada uluslararası duruma göre böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevi unsurlara sahip olmayan kişiler ve bu nitelikte kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur. Çocuklarımızı aynı eğitim derecesinden geçirerek yetiştireceğiz. Kesinlikle bilmeliyiz ki iki parça halinde yaşayan milletler zayıftır, hastadır. Çocuklarımıza vereceğimiz öğrenim sınırı ne olursa olsun onlara esas olarak şunları öğreteceğiz: Milletine, Türkiye Devleti'ne, TBMM'ne düşman olanlarlarla mücadele; bu mücadelenin sebep ve vasıtaları ile donatılmayan millet için yaşama hakkı yoktur.” (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, 1952, Türk İnkılap Tarihi Enstitü Yayınları)
    Atatürk, bu sözlerle, alınan eğitimin, mahiyeti her ne olursa olsun, milli değerleri yücelten ve her zaman korunması gerekli unsurlar olarak ön planda tutan bir üsluba sahip olması gerektiğini vurgular. Çünkü, bir devletin sağlam temellere oturması için öncellikle milli birlik ve beraberliğini koruması gerekir. Bir devlet ne kadar gelişmiş olursa olsun, ne kadar güçlü olursa olsun eğer ortak bir kültüre sahip değilse parça parça demektir. Böyle bir devlet ise tüm gücünü kaybeder.
    Milleti oluşturan unsurların en temel noktasında bireyler karşımıza çıkmaktadır. Bireylere milli beraberliğin ne olduğunu öğretmek ve milli şuuru kazandırmak ise ancak eğitimle gerçekleşebilir. Bireylere milleti için çalışmanın önemi öğretilmediği takdirde milli eğitim amacına ulaşmamış olur. Birey devletine ve dolayısıyla milletine faydasız bir insan haline gelir. Atatürk'ün vurguladığı gibi eğitimin mahiyeti ve düzeni her ne olursa olsun, gençler milli şuurun aşılayıcısı olan milli kültürümüzü öğrenecek şekilde eğitilmelidir. Ayrıca, milli kültürün temellerini Büyük Önder Atatürk'ün “İlke ve İnkılapları”nın oluşturduğu gençlere anlatılmalıdır.
    Eğitim insanlara milli şuurdan başka daha birçok şey kazandırır. İnsanın hayata bakışını, prensiplerini, sanat anlayışını, ideallerini, yaşam şeklini belirler. İnsanların aileleri, dini, ülkesi, cinsiyeti, yaşam seviyesinin standartları her ne olursa olsun verilen iyi bir eğitimle aradaki tüm farklar bir anda kalkabilir. Böylece insanlar aynı ortak amaçta birleşmiş olurlar. Milli şuur da buna eklendiğinde bireyler tamamen kaliteli, yüksek ahlaklı, devletine bağlı ve faydalı bir hale gelirler. Bir birey için devletine bağlı ve faydalı olmak, kendisinin ve gelecek nesillerin en iyi yaşam standartlarına ulaşmasına katkıda bulunmak demektir. Sonuç olarak, eğitimin amacı, Atatürk ilke ve inkılaplarını kendilerine ilke edinmiş, devletini ve milletini tüm değerlerin üzerinde tutan gençler yetiştirmek olmalıdır.

    [​IMG]
    Milli kültürün her çığırda açılarak
    yükselmesini, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel dileği olarak temin edeceğiz.
    Mustafa Kemal Atatürk, 1932
    djyavuz422 bunu beğendi.
  3. elma kurdu

    elma kurdu Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2009
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Gaziyi Görmeye Gelen Ana
    Maxicep.com - Atatürk'ün Anıları
    Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına
    rastladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.
    - Merhaba nine
    Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
    - Merhaba dedi.
    - Nereden gelip nereye gidiyorsun?
    Kadın şöyle bir duralayıp,
    - Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
    Paşa gülümsedi.
    - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin
    malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi
    nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?
    Kadın başını salladı.
    - Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği,
    atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet
    aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.
    - Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?
    - Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da... Benim iki
    oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi
    bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa.
    Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı
    Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte
    ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
    - Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı?
    Kadının birden yüzü sertleşti.
    - Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı
    gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin
    mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun
    sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur
    dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı?
    Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm.
    Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek.
    Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı
    bulacağım yeri deyiver.
    Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı
    her halinden belliydi. Bana dönerek,
    - Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim
    vefalı Türk anamdır bu.
    Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım
    dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara
    kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor. Köylü
    kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere
    fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu.
    İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana
    oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü
    atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük
    bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri.
    Bunu Atatürk'e uzattı;
    - Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye
    getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.
    Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi.
    Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
    "Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne
    götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."
    Sakal Üzerine...

    Atatürk Amasya ziyaretinde.Vali konağında yörenin ileri gelenleri ile sohbette. Bir ara tam karşısında oturan birine takılır gözleri. Yaşı ellinin üzerinde bu adam beline kadar inen sakalıyla Atatürk'ün dikkatini çeker. Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar;
    - Kimdir bu?
    Vali yanıt verir;
    - Efendim kendisi Şıh'tır. Yörede çok hatırlısı vardır.
    Atatürk Şıh'ı yanına çağırır ve;
    - Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir. Şunu rica etsem de en azından Peygamber efendimizinki gibi kısaltsan der ve eliyle de boyunaltı hizasını gösterir.
    Şıh;
    - Emrin olur Paşam diyerek yerine çekilir.
    Aradan zaman geçer, bir akşam Atatürk Amasya'daki Şıh'ı hatırlar ve Vali'yi telefonla arayıp durumu sorar. Vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, Şıh'ın sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır. Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve az sonra Nazırını çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya Valiliği'ne tebliğ etmesini ister. Ertesi gün Amasya'dan bir haber gelir ki Şıh Efendi Ata'yı görmek üzere Ankara'ya yola çıkmış...
    Şıh gelir, Ata'nın karşısına çıkar. Sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir tıraş olunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafet baştan sona değiştirilmiş, bambaşka bir görünüme bürünülmüştür. Atatürk'ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata'ya sorarlar;
    - Aman Paşam, o Şıh ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız?
    Ata gülümser, sonra da yanındakilere dönüp;
    - Dün akşam Amasya Valiliği'ne bir yazı gönderdim ve Şıh'ı Afyon'a vali atadığımı bildirdim der.
    Ardından da yeni bir yazı hazırlayıp Nazırına bu yazıyı da Şıh'a vermesini söyler. Yazıda şöyle yazmaktadır;
    - İnancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim. Valilik meselene gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık sakalından vazgeçebilen yarın başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir.


    inş.işine yarar:)
    djyavuz422 bunu beğendi.
  4. djyavuz422

    djyavuz422 Üye

    Katılım:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    çok sağolun performans ödevimi yapmamda yardımcı oldunuz birde size performans ödevi versem cevabını alabilir miyim??:shy:
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş