Attila Jozsef

Konu 'Şairler' bölümünde S. Moderatör Uğur tarafından paylaşıldı.

  1. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36

    Çağdaş Macar şiirinin öncülüğünü yapan Attila Jòzsef , 11 Nisan 1905'te Budapeşte'de doğdu, 3 Aralık 1937'de Balatonszárszó'da öldü. Babası çok küçükken ABD'ye göç edince, annesi evin geçimini sağlamak için çamaşırcılık, bulaşıkçılık yapmak zorunda kaldı. 1918'den başlayarak evin geçimi için Jòzsef bir yandan Okudu, bir yandan çalıştı. 1992'de ilk şiir kitabı Szépség koldusa (Güzellik Dilencisi) çıktı. 1924'te Szeged Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi; şiirleri siyasal açıdan sakıncalı görülerek okuldan uzaklaştırınca Viyana Üniversitesi'nde ve Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürdü. 1930'da Macar Komünist Partisi'ne katıldı. Ancak gerek geçirdiği ruhsal bunalımlar gerekse görüş ayrılıkları nedeniyle partiden çıkartıldı. 1937'de Thomas Mann'la dostluk kurdu, aynı yıl geçirdiği ruhsal bunalım sonucu kendini trenin altına atarak canına kıydı. Attila Jòzsef dışavurumcu ve gerçeküstücü öğelerle birlikte melankolik gerçekçi bir tarzda yazmıştır



    TERTEMİZ YÜREK

    Ne anam var, ne babam.
    Ne yurdum var, ne tanrım.
    Ne beşiğim var, ne kefenim.
    Ne sevgilim, ne aşkım, ne evim barkım.

    Tam üç gün var açım,
    komadım ağzıma bir lokma.
    Veririm ömrümün yirmi yılını,
    gücümü kuvvetimi, varımı yoğumu.

    Kim alacak onları? Hiç kimse.
    Şeytan isteyecek onları benden.
    Bu tertemiz yüreği, bu iyi kalbi
    Ne diye çalıp öldürmemeli?

    Alacaklar gelip bir gün beni,
    koyacaklar kutsal, karanlık toprağa.
    Gelecek bir ot uzanacak alacak
    şu güzelim yüreğimden gücümü.




    FLORA

    Şimdi iki milyarlar zincirlemek için beni
    Benden bir çoban köpeği yapmak niçin kendilerine
    Fakat iyilik, şefkat ve nicelik duyguları
    Göç ettiler onların dünyasından Güney'e.
    Artık ışık içinde göremiyorum bu dünyayı
    Göremiyorum , deney tüpüne bakan bir doktor rahatlığıyla
    Diz çöküyorum, haykırıyorum yenilgimi
    Sevgilim, bir an önce gelmezsen yardımıma

    Köylü nasıl toprağa muhtaçsa
    Yağmura, güneşe nasıl muhtaçsa, muhtacım sana
    Bitki nasıl ışığa muhtaçsa
    Ve klorofile, fışkırmak için topraktan,
    Muhtacım sana, çalışan kalabalık
    Nasıl işe, ekmeğe, özgürlüğe muhtaçsa
    Ve nasıl avuntuya muhtaçlarsa kuşatıldıklarında
    Çünkü gelecek doğmadı daha acılarından.

    Bir köye nasıl okul, elektrik
    Su, taştan evler gerekliyse
    Çocuk nasıl gereksenirse oyuncaklara
    Isıtan bir sevgiye;
    İşçi için bilincin
    Ve gözüpekliğin anlamı neyse
    Yoksul için onurun;
    Ve bulanık çocuklarına bu toplumun
    Bir hayat çizgisi nasıl gerekliyse
    Ve nasıl gerekliyse hepimize
    Akıl, uyanıklık, yol gösteren bir ışık
    Flora! Yüreğimde yerin işte öyle.




    ANNE

    Bütün bir hafta, aralıksız
    Annemin görüntüsü geçti gözlerimden
    Kolunda ağır çamaşır sepeti
    Çatı katına tırmanırken

    Ve ben yaramaz, ****şmen çocuk
    Bağırır, tepinirdim yerimde
    Bıraksın da koca sepeti
    Çatıya beni taşısın diye

    O, söylenmeden, bana bakmadan
    Çıkar, sererdi çamaşırları
    Göz kamaştıran aklıkta çamaşırlar
    Sallanır, döner, hışırdarlardı.

    Ağlamak için çok geç şimdi;
    Annemi uçuşan kır saçlarıyla
    Görüyorum gökyüzü sonsuzluğunda
    Göğün suyuna katarken çivitini.

Sayfayı Paylaş