Azraİlİn gÜzellİĞİ

Konu 'Dini Hikayeler' bölümünde REYY@N tarafından paylaşıldı.

  1. REYY@N

    REYY@N Üye

    Katılım:
    28 Ocak 2009
    Mesajlar:
    394
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    0

    -Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra...
    Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.<?XML:NAMESPACE PREFIX = O /><O:p></O:p>
    Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak: <O:p></O:p>


    -''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin?" diye sordum.

    -"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?"

    Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:
    --"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."


    Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:


    -"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"

    -"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."

    O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek: <O:p></O:p>

    -"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?.

    İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim. <O:p></O:p>

    Ertesi gün O'na:

    -"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin

    Ve Serap<?XML:NAMESPACE PREFIX = U1 /><U1:p></U1:p> bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:

    <U1:p></U1:p><U1:p>-</U1:p>"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?"<U1:p></U1:p>

    <U1:p>-</U1:p>"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir<U1:p></U1:p> prens gibi gelecektir."


    Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca<U1:p></U1:p> hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla<U1:p></U1:p> perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası<U1:p></U1:p> ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:<U1:p></U1:p>


    <U1:p>-</U1:p>"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!"<U1:p></U1:p> dedi ve devam etti:


    -Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması<U1:p></U1:p> imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz<U1:p></U1:p> kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek<U1:p></U1:p> vefat etmeden biraz önce de:<U1:p></U1:p>


    <U1:p>-</U1:p>Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!..
    <SMALL>
    </SMALL>
  2. !...Kbrr...!

    !...Kbrr...! Üye

    Katılım:
    27 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    586
    Beğenileri:
    313
    Ödül Puanları:
    16
    çok güzelmiş...çok teşekkürler..
  3. arzu_asi

    arzu_asi Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    29 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.141
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    36
    başlığı düzeltir misin hepsi küçük olsun lütfen...
  4. ◊ΘGöKKuŞΘ◊

    ◊ΘGöKKuŞΘ◊ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Aralık 2007
    Mesajlar:
    915
    Beğenileri:
    649
    Ödül Puanları:
    16
    Çok güzel birşey bu. :)
  5. REYY@N

    REYY@N Üye

    Katılım:
    28 Ocak 2009
    Mesajlar:
    394
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    0
    okuduğunuz için ben teşekkür ederim...sağolun:)
  6. babygirl->seda

    babygirl->seda Üye

    Katılım:
    1 Mart 2009
    Mesajlar:
    657
    Beğenileri:
    235
    Ödül Puanları:
    44
    çok güzelmiş bizede nasip olur öyle inşallah
  7. REYY@N

    REYY@N Üye

    Katılım:
    28 Ocak 2009
    Mesajlar:
    394
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    0
    inşallah canım nasip olur...

Sayfayı Paylaş