Azrail'in Güzelliği

Konu 'Dini Hikayeler' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38

    Azrail'in Güzelliği

    Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra...

    Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla
    karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek
    özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size
    nakletmek istiyorum.

    Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanıbulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım.Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütündiğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi
    gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için
    İzmir'e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi
    şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz
    bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış.

    Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken,hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:

    -''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin?" diye sordum.

    -"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü,
    ahireti anlatmıyorsunuz?"

    Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında
    oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:
    --"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine
    tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."

    Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını
    salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve
    saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler
    "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün
    ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta
    kala:

    -"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"

    -"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."

    O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi
    telefon ederek:

    -"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." dedi. "Sabahlara kadar
    inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?.

    İşte Serap, böyle bir hanımdı.
    Bu arada benden istihareye yatmamı ve
    eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde
    morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma
    gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.

    Ertesi gün O'na:

    -"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin

    Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da
    sordu:

    -"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?"

    -"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir."

    Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:

    -"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:

    -Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.
    Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet
    getirerek vefat etmeden biraz önce de:

    -Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!..
    Lethe bunu beğendi.
  2. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.551
    Beğenileri:
    8.201
    Ödül Puanları:
    113
    Harika..

    Demek ki neymiiiş? Dine en uzak görünen insanın bile içinde iman tohumları yatıyormuş. Bunları açığa çıkarmak da hepimizin görevi olsa gerek. Yoksa Peygamberlik tebliğ üzerine kurulmazdı herhalde :}


    Teşekkürler.

  3. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Kesinlikle..

    Rica ederim.

Sayfayı Paylaş