Bağışıklık sistemini yeşil renk ile güçlendirin

Konu 'Sağlıklı Yaşam' bölümünde Moderatör Gül tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Gül

    Moderatör Gül Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2009
    Mesajlar:
    2.216
    Beğenileri:
    973
    Ödül Puanları:
    0

    Radyasyondan korunmada ve bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesinde yeşil renkli sebzelerin tüketilmesinin faydalı olduğunu belirtiliyor.



    Uzmanlar ıspanak maydanoz tere roka brüksel lahanası brokoli taze fasulye kabak salatalık bezelye gibi yeşil besinlerin vücutta toksin atımını arttırdığını; bu grup besinlerin kansere karşı koruyucu etki gösterdiğini ve yüksek miktarlarda C vit***** içerdiklerinden dolayı bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini ifade ediyor.


    Radyasyonun zararlı etkilerinden korunma ve bağışıklık sistemini kuvvetlenmesi için yaşamın her döneminde mevsiminde bol yeşil sebze tüketilmesinin önemli olduğu vurgulanıyor.


    Uzman Diyetisyen Banu Topalakçı yaptığı açıklamada çok yoğun radyasyonun ani ölümlere düşüklere kanserlerekatarağa yanıklara sakatlıklara ve ölü doğumlara neden olabildiğini belirtti.


    Radyasyonun doğadaki radyoaktif maddelerden çok nükleer santraller nükleer enerji ile çalışan gemiler nükleer denemeler gibi olaylar sonucunda ortaya çıktığını ifade eden Topalakçı teşhis ve tedavide kullanılan bazı cihazlar tıbbi malzemelerin ve suların dezenfekte edilmesi için kullanılan araçlardan da radyasyon yayılabildiğini anlattı.


    Topalakçı televizyonlar az miktarlarda da olsa radyoaktif madde içeren duman dedektörleri fosforlu saatler paratonerler ve lüks lambası fitilleri gibi bazı tüketici ürünlerin de düşük düzeyde radyasyon yaydığını belirtti.


    Radyasyona maruz kalan hücrenin ölebildiğini veya zamanla doku tarafından onarılarak kurtulabildiğini dile getiren Topalakçı "Eğer kurtulan hücre kromozomlarındaki kırılmalar nedeniyle fiziksel ve kimyasal yapısı değişerek mutasyona uğrarsa bunun sonucunda hücre normal işlevini yapamaz ve ileride kişinin kendisinde (somatik) veya gelecek nesillerde (genetik) zararlar meydana getirebilir" uyarısında bulundu.


    Topalakçı kısa bir süre içinde ve bir defada yüksek dozlara maruz kalınması durumundan hemen sonra meydana gelecek hasarların "erken etkiler (akut ışınlanma etkileri)"; kanser ömür kısalması ve genetik bozukluklar gibi sonradan çıkacak hasarların da "gecikmiş etkiler (kronik ışınlanma etkileri)" olarak tanımlanabileceğini söyledi. Topalakçı hücrelerin radyasyona karşı duyarlılık açısından beyaz kan hücreleri kırmızı kan hücreleri sindirim sistemi hücreleri üreme organı hücreleri cilt hücreleri kan damarları ve doku hücreleri (Kemik ve Sinir Sistemi) şeklinde bir sıra takip ettiğini ifade etti.


    "NÜKLEER ATIKLARIN TOPRAĞA GÖMÜLMESİ ENGELLENMELİ"


    Topalakçı radyasyondan korunma için alınacak başlıca önlemler olduğunu belirterek öncelikle nükleer atıkların toprağa gömülmesinin engellenmesi gerektiğini vurguladı.


    Nükleer sızıntılara neden olabilecek kuruluşlarda yapım ve teknoloji standartları konusunda uluslararası ölçütlere uyulmasının şart olduğuna dikkati çeken Topalakçı "Nükleer atıklar başka ülkelerin topraklarına taşınmamalı toplum bu konuda eğitilmelidir" diye konuştu.


    Topalakçı besinlerin hijyen ve sanitasyon koşullarına uygun olması gerektiğini de ifade ederek çocukların ve büyüme çağındaki gençlerin çok etkilendiğini söyledi.


    Gözlerin radyasyondan en fazla etkilenen organ olduğunu ve görme zayıflığı katarakt göz uyumunun yavaşlamasına yol açtığına dikkati çeken Topalakçı "Bu nedenle göz sağlığını korumak adına yumurta havuç domates ve koyu yeşil yapraklı sebzelerin tüketimi arttırılmalıdır" dedi.


    Topalakçı radyasyona maruz kalınma durumunda ortaya çıkabilecek en önemli sağlık probleminin kanser olduğunu belirterek dolayısıyla kanserden korunmaya yönelik bir beslenme şeklinin yaşamın yaşam biçimi haline gelmesi gerektiğini vurguladı

    .
    Bunun için günlük yağ tüketiminin sınırlandırması ve doymuş yağlar yerine zeytinyağ gibi doymamış yağların tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Topalakçı "Et tüketimi günlük bir porsiyonla sınırlandırmalı ve ağırlıklı olarak beyaz et ve yağsız et tüketilmeli. Et fazla pişirilerek üzerindeki yanık kısımlarla tüketilmemeli. Ayrıca et endüstrisinde bozulmayı önlemek için ete konan nitratlar ve kesim hayvanlarının hormonlarla beslenmesinin de sakıncalı olduğu unutulmamalı. Özellikle sucuk salamsosis gibi ürünlerin tüketilmesinden kaçınılmalı" diye konuştu.



    "YEŞİL RENKLİ BESİNLER TOKSİN ATIMINI ARTIRIYOR"


    Mevsiminde bol miktarda sebze tüketilmesi ve günlük ortalama 3 porsiyon yine mevsiminde meyve yenilmesine özen gösterilmesi gerektiğini belirten Topalakçı’nın verdiği bilgiye göre özellikle koyu renkli sebze ve meyvelerin koruyuculuk özelliğinin daha yüksek olduğunun unutulmaması gerekiyor.


    Ispanak maydanoz tere roka brüksel lahanası brokoli taze fasulye kabak salatalık bezelye gibi yeşil besinler karaciğer enzimleri üzerinde oldukça etkili olduğundan vücutta toksin atımını arttırıcı etki gösteriyor.


    Bu grup besinler yine renklerinden ötürü kansere karşı koruyucu etki göstermekle beraber içerdikleri yüksek miktarlardaki C vit***** içeriğinden ötürü bağışıklık sistemini koruyor.


    Yeşil renkli besinler bunların dışında süt yoğurt grubu dışında kalsiyum içeriği en yüksek yiyecek içecek grubunu oluşturuyor. Et balık deniz ürünleri mantar süt yumurta soğan sarımsak kabak lahana ve tahıl ürünleri gibi selenyumdan zengin besinlerin tüketilmesi öneriliyor.


    Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için kabuklu deniz ürünleri balık ciğer ve yumurta gibi çinkoyu barındıran besinlerin günlük beslenmede mutlaka yer alması tavsiye ediliyor.


    Buğday tohumu tahıl esmer pirinç ve yumurta sarısı baklagiller gibi manganez ve tam tahıldan ve posadan zengin bir beslenme şeklinin benimsenmesi isteniyor. Özellikle kanser ve bağışıklık sistemi için kırmızı üzüm (kurusu da olabilir) ve çekirdeğinde bulunan resveratrol güçlü bir anti-oksidan özelliği taşıyor.


    Pişirme şekli olarak fırında ve buharda pişirme şekli tercih edilmeli kızartılmış gıdalardan uzak durulması gerektiği vurgulanıyor. Fazla tuz tüketiminden kaçınılması isteniyor. Radyasyonun olumsuz etkilerinden korunmak için kullanılması gerekenin tuz değil "potasyum iyodür" olduğu belirtiliyor. Temiz su kaynaklarının tüketilmesi günde en az 2 su bardağı süt içilmesi ya da yoğurt tüketilmesi öneriliyor.

Sayfayı Paylaş