Bahtiyar VAHABZADE

Konu 'Şairler' bölümünde S. Moderatör Uğur tarafından paylaşıldı.

  1. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36

    Bahtiyar Vahabzadə Mahmud oğlu 1925 de Şekide doğmuştur, 1934 de ailesi ile beraber Bakü ye göçmüşdür. 1942 de orta okulu bitirip, Bakü Devlet Universitetinin filologiya fakultesine dahil olmuş, 1947 de aynı fakulteyi bitirmiştir

    1951 de "S.Vurğunun lirikası" mevzusunda namizedlik, 1964 de ise "S.Vurğunun hayat ve yaradıcılığı" mevzusundaki monografiyasıyle filoloji ilimler doktoru alimlik derecesini almışdır.

    Bahtiyar Vahabzade bedii yaradıcılığa ikinci Dünya savaşı yıllarında başlamış, 1945 de Yazıçılar İttifaginın üyeligine kabul olunmuşdur. B.Vahabzade 40 yıl üniversitede ders vermiş , 1990 dan sonra emekliye ayrılmıştır. 1980 de Azerbaycan ilimler Akademiyasının şeref üyesi seçilmişdir.
    1980 ve 2000 yılları arasında 5 defada milletvekili seçilmiştir.




    Annem **dü Mü?

    Annem **dü Mü?
    Ne hız ellerini üzdün dünyadan
    Balanı tek koyup nereye gittin?
    Nasıl yok oluyormuş bir anda insan
    Sanki bu dünyada hiç yok imişsin..

    Güneş gurup etti... oda karardı...
    Bir anda yok oldun sen hayal gibi.
    Şimdi düşünürüm senden ne kaldı..
    Gönlünde hatıran kara hal gibi...

    Beni boya başa yetirdin anne
    Bize borçlu bildik her zaman seni
    Sen beni dünyaya getirdin anne
    Bense yola saldım dünyadan seni...

    Sen bana beşikte ninni çalmışsın
    Bugün ninni çalsam sana ben de mi?
    Senin şirin şirin ninnilerini
    Sana gaytarayım cenazende mi?

    'Uykun şirin olsun' diyerdin bana
    'Uykun şirin olsun' deyim mi sana
    Gerek ben basına dönüm dolanım,
    Beni hayat için hep uyutanım,

    Söyle ölümçün
    Nasıl uyutayım seni ben bugün?

    Bu nasıl dünyadır anlayamam ben,
    Cilvesi cürbecür, rengi cürbecür
    Dün öz nefesiyle seni işiden
    Bugün buza dönüp, tasa dönüptür

    Bu nasıl dünyadır...
    İnsanoğlunun
    Hayali göktedir kendi yerdedir...
    Sağken omuzunda hayatın yükü
    **ende ceseti çiyinlerdedir...
    Bu nice dünyadır bu nice dünya
    **üm hakikat hayatı rüya
    Derdimin gamımın ortagı sendin
    Niye yüz çevirdin ya niye benden? ...
    'Derdin bana gelsin' hani diyerdin
    Niye dert ekledin derdime ya sen

    Annem, kimse seni darıltmamıstır,
    Ben seni
    Ben seni darıltan kadar.
    Şimdi kime açsam derdimi bir bir
    Kim benim derdime yanar sen kadar?
    Evin her yerinde görülür yerin
    Gözüm ahtarcıdır anne ey anne
    'Ninem' 'hani' diyor küçük azerin
    Ne cevap verem ana ey ana
    Bilmem bilmem bilmem bu ölüm nedir
    Hayat var iken
    Nefesin ey anam hala evdedir
    Kendin yer altinda taşa dönmüşsün

    Bugün yedin oldu...
    Annem yedi gün,
    Bizimle beraber ağlar odalar
    Sana
    Yalniz sana
    Sana demek için
    Gönlümde ne kadar bilsen sözüm var...

    Annem ısmarlandın anne topraga
    Bu ölüm sineme çekti dağ benim
    Sen benim arkamda benzerdin dağa
    Sanki de arkamdan uçtu dağ benim...

    Ömrü başa vurdun altmış yaşında
    Altmışın üstünde durup yaşında
    Artık senin için durudgu zaman
    Benim çün dolaşır
    Gün olur akşam...
    Vakit geçer sen benden uzaklaşirsin
    Ben sana günbegün yakınlaşırım...



    Neylemeli

    Kuş okudu, ferahlandık
    Taş okusa neylemeli?
    Örümcekse ag dokudu
    Cali dokusa neylemeli?

    Dedim, dünya bir temaşa
    Her arzumuz geldi başa
    Dediklerin baştan başa
    Boş ruyaysa neylemeli?

    Sesimiz yok, gürültümüz var
    Okumuz yok, yayımız var
    Deme gelmiş çayımız var
    Şeker yoksa neylemeli?

    Yalanlardan cana doyduk
    Ona uyduk, buna uyduk
    Et kokuştu, tuza koyduk
    Tuz kokarsa neylemeli?


    Adsız Şiir

    Gözümde göllendi, güllendi yaşlar
    Dağıldı başımdan dostlar, tanışlar
    Bedbahtlık- yüreğe çapraz dağ çeken
    Tekliğin zamanda ikiz kardeşi
    Teklik – gönül sıkan, teklik bel büken
    Dünyanın en büyük, en ağır taşı!

    Yalan bin boyalı, gerçek boyasız
    Yalan-kıpkırmızı, gerçek- ak olur
    Yalan kışkırıkçı, yalan hayasız
    Gerçekse her zaman utangac olur.

Sayfayı Paylaş