Batı cephesinde kuvayi milliye hareketleri

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi Ders Notları' bölümünde manyak_asli tarafından paylaşıldı.

  1. manyak_asli

    manyak_asli Üye

    Katılım:
    17 Eylül 2008
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    inkilap tarihi dersinden dönem ödewi ve simdiden yapmayı planlıyorum sizinde yardımlarınızla tabi..konu şu ; batı cephesinde kuvayi milliye hareketleri.. ortaya cıkısı nedeni gelişmeleri sonucu önemli özellikleri vs vs ..bulup yazmam lasım 10 sayfa olması lazım nerdeyse ..yardımcı olurmusunuz acaba ? Şimdiden tskler..
  2. masum_gulus

    masum_gulus Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    618
    Beğenileri:
    388
    Ödül Puanları:
    0
    Kuva-yi Milliye Hareketi

    İtilaf Devletleri Mondros Ateşkes Antlaşması’na dayanarak Türk topraklarını işgal etmeye,orduyu terhis etmesi için hükümete baskı yapmaya, silah ve cephaneye el koymaya başlamıştı.Bu durum Türk halkının büyük tepkisine yol açmıştı.Hele Yunanlıların İzmir’i işgali ve ardından da Batı Anadolu’nun iç kesimlerine doğru ilerlemesi milli heyecanın iyice artmasına yol açmıştı.Yerli Rumlarla işbirliği halinde hareket eden yunanlılar,Türk köy ve kasabalarına saldırıyor, halkı acımasızca katlediyordu.Bu durum Türk halkının vatan savunması için silaha sarılmasına neden oldu.Çoğu askeri nitelikli kişilerin öncülüğünde efeler ve zeybeklerden milli teşkilatlar kurulmaya başlandı.Eli silah tutan sivil halk,bölgenin işgalini önlemek ve Yunan vahşetine dur demek için bu milli birliklere katıldı.Kuva-yi Milliye (milli kuvetler) adını alan bu silahlı direniş grupları, Batı Anadoluda ilk cephelerin kurulmasını sağladılar.

    Temmuz 1919 da Balıkesir, Ağustos 1919 da da Alaşehir kongresi toplandı. Bu kongrelerde alınan karalarda, Kuva-yi Milliye’nin insan, silah ve cephane bakımından desteklenmesi uygun görüldü.

    Düzenli ordunun kuruluşuna düşmanın ilerleyişi yer yer durduran ve büyük kayıplar verdiren bu birlikler, Anadolu harekatının teşkilatlanmasın ada zaman kazandırmıştır. Bu teşkilatlanma içinde Ayvalık’dan Denizli’ye kadar uzanan bir cephe oluştu.Başlıca yan cepheleri Ödemiş, Ayvalık, Sema, Akhisar, Salihli ve Aydın cepheleri olan bu geniş cephe sonradan Batı Cephesi adını almıştır. Salihli Cephesi’nde Çerkez Ethem, Aydın Cephesinde Yörük Ali Efe ve Demici Mehmet Efe Kuva-yi Milliyeyi sembolleştiren isimler oldu.

    Batı Anadolu’da oluşan bu Kava-yi Milliyenin anlamı Sivas Kongresi ile genişletildi ve kongre kararı ile bölgenin Kuva-yi Milliye genel komutanlığına 20.Kolordu Komutanı olan Ali Fırat Paşa atandı.

    Güney illerimicin Fransızlar ve Ermeniler tarafından işgali üzerine bu illerimizde de halk teşkilatlanarak Kuva-yi Milliye birlikleri kurmuştu. Kuva-yi Milliyenin güney cephesindeki ilk savunması 11 Aralık 1919 da Dörtyol’da başlatıldı. Daha sonra Adana, Maraş, Urfa ve Antep’de düşmana karşı direnişe geçen Türk halkı daha çok Kuva-yi Milliye birlikleri ile kendi şehir ve kasabalarını kahramanca savunmuşlar ve düşmanı kovmuşlardır.

    Diğer yandan Karadeniz yöresinde Samsun ve Giresun’da Pontusçu Rumlara karşı Trakya’da Yunanlılara karşı oluşturulan Kuva-yi Milliye birlikleri başarılı mücadele vermişlerdir

    Bölgesel direniş hareketi olarak ortaya çıkan ve Türlerin gücünü en zor günlerde düşmana gösteren Kuva-yi Milliye birlikleri,İngiltere gibi dönemin en güçlü devleti tarafından desteklenen düzenli Yunan ordusu karşısında yeterli başarıyı gösteremedi.

    Uzun süre düşmanı oyalayıp milli hareketin güçlenmesi için zaman kazandırdı. Ermeni ve Rum çetelerine karşıköy,kasaba ve şehirleri korudular. Baskınlar düzenleyerek İtilaf devletlerinin kontrölündeki depolardan silah ve cephane edindiler. İç ayaklanmaların bastırılmasında önemli hizmetler yaparak milli bilincin ve direniş azminin güçlenmesinde etkili oldular.

    Ancak belli bir otoriteden yoksun olan bu birlikler, kendi şeflerinin emrinde hareket ediyorlar, ihtiyaçlarının çoğunu kendileri karşılamay çalıyorlardı. Bu duum zaman zaman halkın şikayetine neden oluyordu. Askeri disiplin ve düzenden uzak olan silah ve cephane yönünden yetersiz olan bu birlikler askerlik tekniğini de bilmiyordu.

    Düşmanı ülkeden ssöküp atabilmek için düzenli bir orduya ihtiyaç vardı. Bu nedenle TBMM açılınca düzenli ordunun kuruluşu çalışmalarına hız verildi. TBMM aldığı bir karala Batı Cephesini oluşturmuştu. Tüm Kuva-yi Milliye birliklerinin cephe komutanlığının emrine alınmasına karar verildi. Böylece Kuva-yi Milliye dönemi sona erdi ancak Kuva-yi Milliye ruhu kurtuluş savaşı boyunca Türk milletinin gönlünde yaşamaya devam etti.

    2-Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı ve Milli Bilincin Uyandırılması

    Mondros ateşkes Antlaşması’ndan sonra İstanbul’a gelen Mustafa Kemal, burada vatanın nasılkurtarılacağı konusunda çalışmalaa başladı. Yetkililerle yaptığı görüşmelerde, onların ümitlerini kaybetmiş olduklarını ve İstanbul Hükümetine güvenilemeyeceği anlaşılmıştır. O, güvenliği arkadaşlarıyla yaptığı görüşmelerde, fiilen işgal altına düşmüş olan İstanbul’da kalmakla vatanın kurtuluşunun mümkün olmadığı kanaatine vardı. Ne pahasına olursa olsun Anadolu’ya geçmek ve halkı bilinçlendirerek Milli Mücadele’yi başlatmak gerekiyordu. Ancak bunu sağlamak için önemli görev ve yetkilerle geçmekte büyük yarar vardı.

    Bu sıralarda Samsun ve dolaylarında Pontus Rum çetelerinin saldırıları yoğunlaşmış, Türk halkının da kendilerini savunmal istedikleri bölgede karışıklıkların çıkmasına yol açmıştı. İtilaf devletleri olayın sorumlusu olarak Türkleri görüyorlardı. İngilizlere Osmanlı Hükümetine bölgede asayişin sağlanmasını, aksi halde Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. maddesine dayanarak bölgeyi işgal edeceklerini bildirdi. Aslında bölgedeki düzen 9 Mart 1919 da Samsun’da 200 kişilik ingiliz irliğinin çıkmasından cesaret alan Rumlar tarafından bozulmuştu.
  3. masum_gulus

    masum_gulus Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    618
    Beğenileri:
    388
    Ödül Puanları:
    0
    Kuva-yi Milliye Hareketi

    Kuva-yi Millliye harekatının coğrafi sınırı Gediz Nehri uzanımında Kula’dan güneye doğru Denizli-Köyceğiz hattı batısında kalan Güneybatı Anadolu kesimidir. Kronolojik açıdan ise,1. Bölümde gerekçisinin açıklandığı üzere, 15 Mayıs 1919 tarihinden 1. İnönü muharabesinin yapıldığı 6 Ocak 1921’e kadar olan zaman bölümünü kapsar.
    “Kuva-yi Milliye” deyimi, Milli Mücadele’de iki kullanılmıştır. Birincisincisi,”ulusal kuvvetler”, yani “milis haşık ordusu” anlamındadır. Öteki anlamıysa geniş kapsamlı olup, Milli Mücadeleyi, bir bütün olarak belirtir. Silahlı halk kuvvetleriyle birlikte Mudafaayı hukuk ve Reddi İlhak kuruluşları, heyeti milliyeler, kongreler, Ankara’da kurulmuş olan Millet Meclisi ile, bunlara yardımcı olan bütün organlar ve ordu, Ulusal Kuvvetler, yani Kuva-yi Milliyeydi.
    Bütün bu kuvvetlerin yarattıkları hareketin, galip devletlere mütareke ,imzalamış olan Osmanlı Devleti, ile hukuksal ve siyasal bir ilgisi yoktu. Başta ordu olmak üzere, Kuva-yı Milliye olarak adlandırılan kuvvetler, devlet kuvvetleri olmaktan çıkmış, ulusal mal olmuştu. Gerçektende her türlü hareket, ulusa dayanıyor ve onun adına yapılıyordu. Bu nedenle, Milli Mücadeleye katılan ve taraftar olan herkese “Kuva-yı Milliye” ya da “Millici” deniyordu.
    Milli Mücadelemizin başlangici, klasik anlamda bir teşkilatlanma olmasa da, Kuva-yi Milliye ruhunun uyanişi, şahlanişi ile yurdumuzu işgal eden düşmanlara karşi milletin baş kaldirilmasi, mevzii mücadeleleri ve başarilari oluşturmaktadir. Bu mevzii başarilari Türk milletine, o günleri şartlarina göre gayet modern olan düzenli ordulara karşi, büyük imkansizliklari içerisinde dahi muharebe edilebilecegi fikrini, azmini, inancini vermiştir. Ümitsizlikler ümide dönüşmüştür. Zaten Türk’ün mayasinda, özünde var olan esir olarak yaşamaktansa ölmek yegdir inanci, Kuva-yi Milliyenin teşkili ile en mükemmel şekilde tekrar canlanmiş ve sonuçta, bu ruhla kurulan düzenli ordu ile kesin zafer gerçekleşmiştir.
    Kuva-yi Milliye’nin amaçlarının başında hiç bir devletin ve Milletin egemenliğini kabul etmeyerek, Türk Milletinin kendi bayrağı altında yaşama hakkını ve bağımsızlığını oluşturmak gelmiştir.
    İzmir’in işgali, Yunanlıların zalimce hareketleri, karşısında itilaf Devletlerinden ve Osmanlı hükümetinden hiç bir teşebbüs gelmediğini gören halk, kendi varlığını korumak amacıyla silahlandı.
    Sadece yaşama haklarinin savunulmasi amaciyla yapilan bu hareketiyle yapilan bu hareketin meşru bir davraniş oldugu bütün millet ve ordu tarafindan kabul edildi.
    Değişik kesimden gelme insanlardan oluşan karmaşık bir yapısı vardı. Saflarında ulusal çarpışmalara katılan gönüllülerin yanı sıra Kurtuluş savaşı öncesinde ve savaş sırasında askerlikten, adalatten kaçanlarda yer alıyordu. Komutanlarda; Demirci Mehmet, Yörük Ali gibi ünlü efelerden ipsiz Recep gibi eşkıya reislerine; Kuşçubaşı Eşref, parti pehlivan pios, komitacılardan emekli muvazzafı ordudan ayrılmış subaşları, yedek subaylardan, aydın ve eşraf kesimlerine kadar oldukça farklı bir yapı ve ayrılmak serbest olduğundan, mevcutların sayıları da sürekli değişiyordu.
    Kuva-yi Milliye’ye karşi olan Birinci Divani Harbi örfi, yayimladigi idam listesinde başta 3. Ordudan azledilmiş Mustafa Kemal Paşa olmak üzere pek çok Kuva-yi Milliyeci subayin isimlerine yer veriyordu. Teşkilat, 13 Haziran 1919’da Yunanlilarin ve Rumlarin Bergama’yi işgal etmelerinden 48 saat sonra bir saldiri düzenleyerek işgalcileri bozguna ugratti. 16 Haziran 1919!da, daha önce(29 Mayis) Ayvalik bölgesinde başlayan ilk silahli milli mukavemeti organize etti.
    Kuva-yi Milliye gerilla taktiği ile çalıştığı için Yunanlıların zayıf noktalarına sık sık baskınlar yaparak, bazen de cephe savaşlarıyla Yunanlılara korku salmaktaydı. Yunan işgal kuvvetleri komutanlığı, Venizelos’a gönderdiği bir raporda şöyle diyordu: “Tam bir Türk seferberliği ve kuvvetli bir Jöntürk teşkilatı karşısında bulunuyoruz. Her taraftan saldırıya uğrayarak her gün bir miktar arazi terk etmeye mecbur oluyoruz. Şayet derhal, hiç olmazsa bir tümen gönderilmeyecek olursa, pek yakında İzmir tehdit altında kalacaktır.” Bu ve bunun gibi raporlar Kuva-yi Milliye’nin 30 Hazirana kadar ki etkinliklerinin Yunanlılar üstünde ki korkutucu etkisini göstermeye yetmeyecek dir.
    Ödemiş çevresinde Yunanlilarla savaşti, 28 Hazirana’da Balikkesir’de çevredeki vilayetlerin murahassirlarindan meydana gelen bir Kuva-yi Milliye kongresi toplandi. Özellikle Aydin’da meydana gelen kanli olaylarin Nazilli ilçesinde tekrarlanmasi Kuva-yi Milliyenin halk tarafindan desteklenmesine sebep oldu. Teşkilatin faliyeti sonucu, Yunanlilar, Denizli livasina gelemediler ve Nazilli Ilçesinden çekilmek zorunda kaldilar. 21 Temmuz 1919’da üçüncü kere kabineyi kuran Damat Ferit Paşa, Dahiliye nezareti yoluyla, Kuva-yi Milliye’nin dagitilmasi hakkinda bütün bölgelere telgraflarla emirler verdi.
    Ama teşebbüs tepkiyle karşilandi; Denizli mutassarifi gönderdigi telgrafta, Kuva-yi Milliye’nin düşman saldirisina karşi koymaktan başka amaci olmayan bir savunma teşkilati oldugundan dagilmasinin degil desteklenmesinin gerektigini ve hükümet kuvvetinin onu dagitmaya gücü yetmeyecegini bildirdi; Denizli Kuva-yi Milliye teşkilatinin verdigi cevabi da buna ekledi. Bunun üzerine 23 Temmuz 1919’da Mustafa Kemal Paşanin başkanligi altinda toplanan Erzurum Kongresinde “Kuva-yi Milliyeyi amil ve Milli iradeyi hakim kilmak esasi kabul edildi”
    Çerkez Ethem yayımladığı beyannamesi ile halkı, askerleri ve subayları kandırmak istedi; fakat başarılı olamadı. Çünkü düşmanla bir olanları sözüne kimse inanmazdı.
    Aralık 1920’de Miralay İsmet Bey’in batı cephesi komutanlığını üstlenmesinde sonra merkezi denetimden yoksun, başına buyruk Kuva-yi Milliye çetelerinin Yunan ordusunu yenemeyeceği düşünülerek düzenli ordu aşamasına geçilmesi kararlaştırıldı.
    Bu karar direnen Kuva-yi Seyyare komutanı Çerkez Ethemin yenilgiye uğratılmasından sonra öteki Kuva-yi Milliye güçleri merkez yönetimin denetimine girdiler ve düzenli ordu birliklerine dönüştürüldüler.
  4. noasgs

    noasgs Üye

    Katılım:
    11 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

Sayfayı Paylaş