Bati edebİyatinda edebÎ akimlar

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde sementa.38 tarafından paylaşıldı.

  1. sementa.38

    sementa.38 Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2009
    Mesajlar:
    645
    Beğenileri:
    363
    Ödül Puanları:
    64
    Yer:
    kayseri

    BATI EDEBİYATINDA EDEBÎ AKIMLAR
    Bu bölümde Rönesans’tan sonra Batı edebiyatların- da ortaya çıkan
    edebî akımlar ve bu akımların temsil- cileri üzerinde Durulacaktır.
    Rönesans’tan (yeniden doğuş) Montaigne, Cervantes ve Shakespeare
    çok etkilendiler.
    Avrupa klâsik edebiyatı Rönesans’la başlamıştır.
    Rönesans’la birlikte ortaya çıkan hümanizm, eski Yunan sanatına ve
    edebiyatına yöneldi.
    Hümanistler, insan sevgisini ve değişmeyen temel insanı ele aldılar.
    İtalyan Dante, hümanizmin temsilcisi sayılır.
    KLÂSİSİZM
    17. yy.da Fransa'da ortaya çıkmıştır.“1660 ekolü”diye de bilinir.
    “Klâsisizm”, kuralcı sanat yolu demektir.Eski klâsik edebiyatların
    yeniden işlenmesi ve yorumlanması sonucu 17. yüzyılın ortaları ve 18.
    yüzyılın sonunda bu akım görüldü.
    -Tiyatro ve şiirde başarılı olmuştur.
    -Sanatçılar, Eski Yunan ve Lâtin edebiyatlarını kendilerine örnek
    olarak seçmişlerdir. Klâsik edebiyat, Yunan ve Lâtin edebiyatlarına
    bağlıdır. İşlenen konular da bu çevredendir.
    -Gerçek, sadece akıl yoluyla bulunur. Duygular aldatıcı ve gelip
    geçicidir, akıl ise daimi ve en değerli şeydir. Bundan dolayı edebiyatta
    da akıl ve sağduyu ön plânda olmalıdır. Bir edebî eserin değeri ve
    güzelliği akla ve sağ duyuya uygun olmasından kaynaklanır.
    -Diğer önemli kavram tabiattır. Sanatçı tabiatı taklit etmeye
    çalışmalıdır. Tabiat gerçektir; gerçekten daha güzel bir şey olamaz.
    Ama klâsisizmde dış dünya ve tabiatla değil, insanın tabiatı ve iç âlemi
    ile ilgilenilmiştir. Bütün insanlarda ortak olan, değişmez davranışlar ele
    alınmıştır. bütün insanlarda ortak olan davranışlar gerçektir. Bu sebeple
    eserlerde değişmez tipler ortaya konmuştur. ---Ama bu tiplere
    toplumda rastlama ihtimali yoktur.Klâsisizmde taklit önemlidir.
    -Bu edebiyattaki eserlerde özellikle insan ön plândadır. İnsan dışındaki
    varlıklar, giyim kuşam, dekor, dünya ikinci plândadır.
    -Kahramanlar toplumun üst tabakasından, aristokrat kesimden
    seçilmiştir. -Kusurlu, sakat kişilere rastlanmaz. Seçkin ve olgun
    insanların ruh hâlleri incelenir. Tiyatroda da yüksek zümre hayatı ve
    mitoloji konu edilmiştir.
    -Sanat eserinde ahlâka uygunluk önemli bir kıstastır.
    -Seçkin bir üslûp, eserlerin biçimce kusursuzluğu dikkat edilen
    hususlardandır. --Üslûp kaygısı ve biçim ön planda olduğu için "sanat
    için sanat" ilkesi benimsenmiştir. Dil ince ve süzme bir dildir;
    bayağılıktan, kaba sayılabilecek sözlerden uzaktır. Aydınların
    kullandığı dil esas alınmıştır.
    -Konunun gerçeğe uygun olmasına dikkat etmişlerdir.
    -Konu değil, konunun işleniş biçimi önemli olduğu için aynı konu,
    başka yazarlar tarafından tekrar işlenmiştir.
    -Bu dönemde didaktik şiir gelişmiş, lirik şiir duraklama dönemine
    girmiştir.
    -Yazarlar eserlerinde kişiliklerini gizlemişler, duygu ve düşüncelerini
    açığa vurmamışlardır.
    Tiyatroda üç birlik kuralına (olayda, mekânda, zamanda birlik)
    uyulmuştur.
    Önemli temsilcileri
    Trajedide: J. Racine, P. Corneille
    Komedide: Moliere
    Fablda: La Fontaine
    Eleştiride: Boileau
    Romanda: Fenolen
    Denemede: Le Bruyere
    Türk edebiyatında
    Konuların eski Yunan ve Lâtin kaynaklı olmasından dolayı klâsisizm
    pek ilgi görmemiştir. Akla değer verdiği için Şinasi ve Moliere’den
    yaptığı adaptasyonlarla Ahmet Vefik Paşa klâsisizmden etkilenen
    sanatçılardır.
    ROMANTİZM
    Klâsisizme tepki olarak,
    19. yüzyılın birinci yarısında (1830’lu yıllar)
    İngiltere’de ortaya çıkmış ve bütün Avrupa'da, özellikle Fransa,
    İngiltere ve Almanya'da çok gelişmiştir.
    Klâsik akımın bütün kural ve şekilleri kırılmıştır.
    Klâsisizmin aksine duygulara, hayallere, içgüdülere ve tutkulara aşırı
    derecede yer verilmiştir.
    Dilde ve ifadede serbest davranılmış, sanatlı ve süslü bir dil
    kullanılmıştır. Dilde de konuda olduğu gibi tezada yer verilmiştir.
    Konular eski Yunan ve Lâtin kaynaklarından alınmak yerine, millî
    tarihten ve günlük hayattan alınmıştır. Yunan mitolojisi yerine
    Hıristiyanlık ve millî efsaneler işlenmiştir.
    Klâsisizmin ihmal ettiği din duygusuna önem verilmiştir.
    Klâsisizmin tersine Romantizmde tabiat önem kazanmış, büyük bir
    sevgiyle uzun uzun tabiat tasvirleri yapılmıştır.
    İnsanlar çevreleri içinde işlenmiştir. Ancak tabiat, sadece bir fon olarak
    kullanılmıştır.
    Yazarlar, eserlerinde kişiliklerini gizlememiş; kendi duygularını,
    sevinçlerini, üzüntülerini, öfkelerini, izlenimlerini anlatmış, öğüt verip
    okuyucuyu duygulandırmışlardır.
    Fransız İhtilâli sırasında dökülen kanlar romantiklerde derin bir
    melânkoliye sebep olmuştur. Bu yüzden yaşamayı acı çekmek
    saymışlar, acındırmaya önem vermişlerdir. Veremi, intiharı, genç yaşta
    ölmeyi moda hâline getirmişlerdir.
    Tezat önemlidir; tabiatta ve hayatta zıt olan her şey sanata sokulmuştur.
    İdeal insanlar kullanıldığı gibi, iyi-kötü, güzel-çirkin, yanlış-doğru
    çatıştırılmış, kahramanlar ya iyi ya da kötüyü temsil etmişlerdir. Soyut
    tipler yerine, somut, yaşayan tipler seçilmiştir.
    Üç birlik kuralı kırılmış ve bu da tiyatroda dram türünü geliştirmiştir.
    Bu akımda özellikle şiir (lirik şiir), tiyatro, deneme, gezi ve roman
    türleri çok gelişmiştir.
    Başlıca temsilcileri
    Fransa'da: Chateaubriand, J. J. Rousseau, Victor Hugo (akımın
    öncüsü; şiir, roman ve dramda), A. Dumas, A. de Musset, A. de Vigny;
    Almanya'da: Goethe, Schiller;
    İngiltere'de: Lord Byron, Shelley; (Shakespeare romantizmin kaynağı
    sayılır)
    Türk edebiyatında;
    Bu akımda geniş hayallere, millî ruha ve tabiata verilen önem
    sebebiyle Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan, Ahmet Mithat (bir
    ölçüde), Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret (ilk dönem şiirleri
    ile) bu akımı benimsemiş veya eserlerinde yansıtmışlardır
    REALİZM
    19. yy.ın ikinci yarısında Romantizme tepki olarak doğmuş ve
    gelişmiştir.
    Daha çok roman ve hikâye türünde gelişmiştir.
    Sanatın sanattan başka gayesi yoktur. Dinî, ahlâkî ve sosyal amaçları da
    yoktur.
    Beş duyuyla algıladıklarımızı var sayan Pozitivizm felsefesinden
    etkilenmiş; tabiatı, toplumu, olayları ve gerçeği olduğu gibi anlatma
    yolunu tutmuştur.
    Gerçeğin yansıtılmasında gözleme başvurulmuştur. Tarafsız bir şekilde
    tasvir yapılmasına önem verilmiştir.
    Olayların oluşumunda etkili olan sosyal nedenler incelenmiştir.
    İnsan kişiliğinin oluşmasında çevrenin önemli olduğu düşünülmüş ve
    çevre bütün ayrıntılarıyla işlenmiştir. Bu yüzden kahramanlar,
    karakterlerine, yaşlarına ve çevrelerine göre tanıtılır. Karakter tasvirleri
    ve töreler önemlidir.
    Kahramanlar, hemen her yerde ve her zaman karşılaşabileceğimiz
    kişilerdir.
    Duyguların yerini insan ve toplum gerçekleri almıştır. Sanatçı eserinde
    kendini gizler, kendi görüş ve duygularını eserine yansıtmaz. His ve
    hayale kapılmadan toplum gerçeklerini olduğu gibi ve tarafsız olarak
    yansıtır.
    Biçim güzelliği konu kadar önemlidir. Edebî güzelliğe ve üslûba önem
    verilmiş, kelimelerin seçiminde özen gösterilmiştir. Üslûp yağmacıksız
    ve kusursuz olmalıdır.
    Önemli temsilcileri
    Fransa'da: Honore de Balzac (kurucusu), G. Flaubert, Stendhal,
    Goncourt Kardeşler;
    Rusya'da: Tolstoy (kurucusu), A. Çehov, Dostoyevski
    Türk edebiyatında
    Recaizade (ilk realist roman ve hikâye yazarı), Samipaşazade Sezai,
    Nabizade Nazım, Halit Ziya (en önemlisi), Ömer Seyfettin, Refik Halit
    Karay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu
    PARNASİZM
    19. yy.ın sonlarında,şiirde romantizme tepki olarak Fransa’da
    doğmuştur.Realizm ve natüralizmin şiire uygulanmasıdır.Şiirde,
    şairin şahsi duygular gizlenerek, tabiat manzaraları ve felsefî
    düşünceler anlatılmıştır. Tasvirler oldukça canlı ve başarılıdır.
    Parnasyenler, toplumun problemleri ile ilgilenmemiş; dış görünüşe,
    doğal güzelliklere, gözlem ve tasvire önem vermiş, yabancı ülkelerin
    sanata elverişli, egzotik güzellikleri ile de ilgilenmişlerdir.
    Parnasçılara göre şiirin temel amacı güzelliktir. Bundan
    dolayı sanat için sanat görüşünü benimsemişlerdir.
    Düşünceye, şekil ve söyleyiş güzelliğine önem vermişlerdir. Ölçü
    ve kafiye önemlidir. Kelime seçimine, sıralanışına ve bununla sağlanan
    ahenge büyük önem verilmiştir. Bu bakımdan mısraın özünde bir
    duygu aranmamıştır.
    Tarihi olaylar, kişiler, uygarlık ve kültürler şiire konu edilmiştir.
    Kendi tarihlerindeki üstün dönemlere ve yükselişlere özlem
    duymuşlardır.
    Yunan, Lâtin kültür ve mitolojisine geri dönülmüştür.
    Önemli temsilcileri
    Th. Gatier, Lisle, S. Prudhomme, François Coppe, Banville, Heredia,
    Türk edebiyatında
    Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Yahya Kemal
    NATÜRALİZM
    19. yy.ın ilk yarısında Fransa’da doğmuştur.Daha çok nesirde görülmüş
    bir akımdır.Realizme tepki olarak değil, realizmin gerçekçilik oranını
    yetersiz bulduğu için doğmuş bir akımdır.
    Edebiyata gözlem ve deneyin bağlı olduğu determinizmi
    sokmuştur. Determinizme göre tabiatta aynı sebepler, aynı şartlarda
    aynı sonuçları doğurur. Natüralistler determinizmi topluma ve insana
    uygulamışlardır.
    Toplum büyük bir lâboratuar, insan denek, sanatçı da
    bilgindir.
    Natüralistler, insanın bütün özelliklerini bilim çıplaklığı ile ortaya
    çıkarmayı amaçlamışlardır.
    İnsanların davranışlarını soya çekime bağlı içgüdülerin
    belirle- diğine inanmışlardır.
    Sanatçı tam bir bilim adamı tarafsızlığıyla davranmak
    zorundadır. Bu yüzden seçilen kişiler tam bir bilim adamı
    tarafsızlığıyla konuşturulurlar. Kahramanlar yetiştikleri çevreye göre
    konuşurlar.
    Natüralistler "sanat toplum içindir" anlayışıyla sanatı, toplumun
    yaralarını deşip çirkinlikleri ortaya çıkaracak bir araç olarak
    görmüşlerdir.
    Çevre tasvirleri çok önemli değildir. İğrenç, çirkin ve bayağı sahneler
    dahi tasvir edilmiştir. Onlara göre hayat bayağı, çirkin, aşağılık iç
    güdülerden ibarettir. Bedende ruh da yoktur. Kötü çevreler kötü kişileri
    yetiştirir. Bunda kişilerin günahı yoktur. Kişiliği çevre oluşturduğu için
    çevrenin iyi gözlemlenmesi ve tasvir edilmesi önemlidir.
    Natüralist eserlerde aşırı bir kötümserlik hakimdir.Eserler
    genellikle bir felâketle biter.
    Üslupta titiz değildirler, çirkin sözlere sık sık yer verirler. Dilleri
    her seviyedeki insanın anlayabileceği bir dildir.
    Önemli temsilcileri
    Kurucusu Emile Zola’dır. Diğer temsilcileri: Alphonse Daudet, Guy de
    Maupassant, J. Steinbeck,
    Türk edebiyatında
    Beşir Fuat (ilk), Nabizade Nazım, Hüseyin Rahmi
    AKIMLARIN TEMSİLCİLERİ VE ÖNEMLİ ESERLERİ
    Hümanizm:
    Dante (ilahi Komedya)
    Rönesans
    Montaigne (Denemeler)
    Cervantes (Don Kişot)
    Shakespare (Venedik Taciri,Hamlet,Othello)
    Klasizm
    Boileu (Hiciv şairidir)
    Lope de Vega
    Descartes (Felsefecidir)
    Corneille (Trajedi yazarıdır)Lecid,Horace
    Racine (Trajedi yazarıdır)Androm**ue
    Molliere (Komedi yazarıdır)Cimri,Hastalık Hastası
    Lafontaine (Fabl yazarıdır)
    Pascal
    Fenelon
    Romantizm:
    Lamartine
    George Sand
    Musset
    Hugo (Sefiller,Cromvell, Hernani ,Notre Dame de Paris)
    Goethe: Faust,Werther
    JJ.Rosusseu (Emile,İtitaflar,Toplum Sözleşmesi)
    Schiller : (Wilhem Tell)
    Chateubriand (Atala,Rene)
    A.Duma Pere: (Üç Silahşörler,Monte Kristo Kontu)
    Realizm
    Balzac (Goriot Baba.Vadideki Zambak)
    Stendal (Kırmızı ve Siyahi, Parma Manastırı)
    Flaubert (Madam Bovary
    Maupassant (Hikayeleri ünlüdür)
    Tolstoy (Harb ve Sulh,Anna Karenina
    Dostoyuevsky (Suç ve Ceza,Kramazov Kardeşler,Budala, Kumarbaz)
    Concurt Kardeşler
    Gogol
    Turgenyev
    Mark Twain
    Steinbeck
    Natüralizm
    Emile Zola (Toprak
    Maupassant (Hikayeleriyle ünlüdür)
    Çehov (Vanya Dayı,Martı,Üç Kız Kardeş)
    Alphonse Doudet
    Sembolizm:
    Rimbaud
    Mallerme
    Baudelaire(Elem Çiçekleri)
    Verlaine
    Paule Valery

Sayfayı Paylaş