Bay Sommer'in Öyküsü

Konu 'Kitap Özetleri' bölümünde karamelek tarafından paylaşıldı.

  1. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.692
    Beğenileri:
    458
    Ödül Puanları:
    36

    Kitabın Adı Bay Sommer'in Öyküsü
    Kitabın Yazarı Patrick SUSKIND
    Yayınevi ve Adresi Can Yayınları, İstanbul
    Basım Yılı 1994
    KİTABIN ÖZETİ

    Hikayeyi kahramanımızın dilinden dinliyoruz. Kahramanımız küçük bir çocuk. Bir gölün çevresinde sıralanmış bir sıra köyün birinde Unternsee'de, annesi, babası, ağabeyi ve kız kardeşi ile birlikte yaşamaktadır. Okula gitmekte, bütün boş zamanını ise ağaç tepesinde geçirmektedir. Ağaç tepesinde olmak onun için uçmak kadar güzeldir. Ağaç tepesindeyken onu rahatsız eden her şeyden uzaktadır. Ne annesinin rahat bozan ne de ağabeyinin görev yükleyen sesini duymaktadır oradayken. Ağaç tepesinde ders çalışmakta, yemek yemektedir. Bir ağaç evi yapmış, yaşlanınca bile ağaç tepelerinden vazgeçmeyeceğini düşünmektedir.
    Kahramanımızın asıl anlatmak istediği köylerinde yaşayan ilginç bir ihtiyar, Bay Sommers. Onu Bay Sommers diye tanıyor herkes. İlk adını, mesleğini yada nereden geldiğini kimse bilmiyor. Yine de gölü çevreleyen köylerde sorsanız tüm gününü yürüyerek geçiren Bay Sommers'ı tanımayan yoktur. Bayan Sommers bütün haftasını bezden bebekler yaparak geçirmektedir. Hazırladığı bebekleri her Cumartesi bir kutu içerisinde postahaneye götürmekte, dönüşte de evin bir haftalık alışverişini yapmaktadır. Bay Sommers ise sürekli yürümektedir. Elinde boyundan uzun bir değnek, sırtında, içinde bir dilim yağlı ekmek ve yağmurlu havalarda giyilmek üzere uzun bir muşamba bulunan bir sırt çantası, hava aydınlanmadan evden çıkıp kar kış demeden hiç durmadan yürüyüp akşam hava karardıktan sonra eve dönmektedir. Dinlendiğini, harhangi bir yerde durup bir şey incelediğini her hangi birine selam verdiğini gören yoktur. Tam bir cümle söylediğini duyan bile olmamıştır.
    Bir Pazar günü kahramanımız babasıyla atyarışı izlemekten dönmektedir. Babası hiç at yarışı oynamamasına rağmen çok büyük bir at yarışı meraklısıdır. Yarışları takip eder, her yılın şampiyonlarını ezbere sayabilmektedir. Yarış sonrası arabayla eve dönerken korkunç bir fırtınaya yakalanırlar. Önce kara bulutlar gökyüzünü kaplar. Daha sonra iri iri taneler düşmeye başlar. Yağmur öylesine artar ki yol bir anda su içinde kalır. Silecekler yağmurun hızına yetişememektedir. Derken yağmur doluya çevirir. Yer gök binlerce buz tanesiyle dolmuştur. Arabayı durdurup korku içinde dolunun dinmesini beklerler ve biraz sonra fırtına etkisini kaybeder ve tekrar yola devam ederler. Kahramanımız yolun ilerisinde bir karaltı görür. Biraz yaklaştıklarında bu karaltının elinde sopasıyla yürümekte olan Bay Sommers olduğunu görürler. Üzerinde muşambası olmasına rağmen sırılsıklam olmuş fakat her zamanki hızıyla yürümektedir. Arabayla yaklaşıp Bay Sommers'i evine bırakmayı önerirler ama Bay Sommers hiç istifini bozmaz. Israr ederler ve hiç beklemedikleri bir şey olur, Bay Sommers durur, onlara döner ve " E beni rahat bıraksanıza artık" der ve tekrar yola koyulur. Arabayla oradan uzaklaşırken kahramanımız arka pencereden Bay Sommers'a bakar. Onun koca koca açılmış gözlerle, çenesinden sular akarak yürürkenki yüz ifadesini bir daha unutamayacaktır.

    O ağaç tepelerinde dolaşan çocuk artık büyümektedir. Bisiklete binmeyi öğrenmiştir, kendisi için çok büyük olmasına rağmen, annesinin olan bisikletini kulanarak bitişik köye piyano derslerine gitmektedir. Piyano öğretmeni yaşlı, bekar bir bayandır ve çok sert bir öğretmendir. Bir gün elinde olmayan sebeplerle derse geç kalır. Öğretmeni onu dinlemeden azarlamaya başlar. Derste iyi geçmez, bir türlü parçayı öğretmeninin istediği gibi çalamaz ve sonuçta iyice sinirlenen öğretmeni onu dersten kovar. İyice üzülen kahramanımız hayatın adaletsizliğine isyan eder ve intihar etmeye karar verir. Tabi ki aklına gelen tek yol yüksek bir ağacın tepesinden kendini boşluğa bırakmaktır. Bölgedeki en yüksek ağaca gider. Uygun bir dala çıkar ve yavaş yavaş dalın ucuna doğru ilerlemeye başlar. Bir yandan da kendi cenazesini hayal etmektedir. Bütün köy mezarı başında toplanacak ve ona yaptıkları adaletsizliklerden ötürü pişmanlıklarını dile getireceklerdir. Dalın ucuna gelip tam kendini boşluğa bırakacakken aşağıdaki açıklığa birisinin geldiğini fark eder. Gelen Bay Sommers'dir. Önce ağacın etrafını turlayan Bay Sommers etrafta kimsenin olmadığından emin olunca sırt çantasından ekmeğini çıkarır ve yer. Daha sonra ağacın kökleri arasında yere uzanır ve tüyler ürperten bir sesle inler. Daha sonra hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalkar, sırt çantasını kaptığı gibi yürümeye devam eder.
    Aradan beş yıl geçmiştir. Köy televizyonla tanışmış ancak henüz her eve girmemiştir. Bayan Sommers ölmüş, Bay Sommers'ta yakındaki bir çatı katına taşınmış, yürüyüşlerine devam etmektedir. Artık köy halkı Bay Sommers'in haline alışmıştır. Bir akşam kahramanımız arkadaşının evinde televizyon seyrettikten sonra bisikletle hızla eve dönmektedir. Süratle ilerlerken birden bisiklet zincir atar, onu tamir ettikten sonra göl kıyısındaki çalılarda elini temizlerken gölün kıyısında birinin dikilmekte olduğunu görür. Bay Sommers beline kadar suya girmiş karşı kıyıya bakmaktadır. Kahramanımız önce ne olduğunu anlamaz. Bay Sommers'ın gölde bir şey aradığını düşünür. Derken Bay Sommers azimle derin sulara doğru yürümeye başlar. Su yavaş yavaş yükselir ve Bay Sommers suların içinde kaybolur. Kahramanımız öylece olanları izlemektedir, bırakın koşup yardım çağırmayı, olduğu yerden kıpırdıyamaz. Aklında sadece o fırtınalı günde Bay Sommers'ın yüzünde gördüğü acı dolu ifade ile ağacın tepesinde kendisini boşluğa bırakmak üzereyken duyduğu tüyler ürperten inleme vardır. Hiç bir şey olmamış gibi eve geri döner. Kimseye birşey söylemez. Bay Sommers'in yokluğunu önce ev sahibi hisseder kira geçikince. Köy halkı bir süre konuşur Bay Sommers'a neler olduğunu ve ilk defa onun ilk ismini öğrenirler gazetelerdeki kayıp ilanından. Bay Sommers'dan bir daha haber alınamaz. Nereden geldiğini bilmedikleri yaşlı adamın nereye gittiğini de hiç bir zaman öğrenemeyeceklerdir.

Sayfayı Paylaş