Bediüzzaman'a Göre Boş Zamanı Kullanmanın Ölçüsü

Konu 'İslam' bölümünde Lethe tarafından paylaşıldı.

  1. Lethe

    Lethe Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    12 Nisan 2010
    Mesajlar:
    8.551
    Beğenileri:
    8.201
    Ödül Puanları:
    113

    [​IMG]


    Günümüz yaşantısında teknolojinin hayatımıza girmesiyle birçok alışkanlıklarımız değişti. Televizyon, internet, akıllı cep telefonları hayatımızın vazgeçilmez birer parçası oldular. Teknolojinin hayatımıza getirdiği kolaylıklar yanında birçok götürüsüde oldu. Yalnızlaşan bireyler, iletişimsiz aileler, televizyon ve internet karşısında boşa geçirilen saatler toplumumuzu yalnızlaştırdığı kadar bi o kadar bencilleştirdi.

    Peki günümüz insanı yoğun çalışma temposundan arta kalan zamanları nasıl değerlendirmeli? Yada bu soruyu değiştirerek soralım. İnsanın heveslerine hitap edecek yüzlerce meşguliyetin bulunduğu günümüzde, insan bu meşgalelere ne kadar zaman ayırmalı? Ve bunun ölçüsü ne olmalı?

    RADYONUN ŞÜKRÜ İMAN HAKİKATLERİNİN DERSİYLE OLUR !

    Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Emirdağ Lahikası’nda bu konuya değinmiş. Radyonun Türkiye’de yeni yayılmaya başladığı bir dönemde radyonun insanlığa nasıl hizmet edebileceğini açıklıyor. Evet çevresinde olan her gelişmeyi imana nasıl hizmet eder mülahazasıyla bakan Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri şu ifadelere yer veriyor ;

    “Güzel sözler Ona yükselir.” (Fatır Suresi, 35:10). ayetinin sırrıyla güzel ve manidar ve imani ve hakikatli kelimelerin kalem-i kaderin istinsahıyla ve izn-i İlahi ile intişar etmesiyle, bütün küre-i, havadaki melaike ve ruhanilere işittirmek ve Arş-ı Azam tarafına sevk etmek için,kudret-i İlahi kaleminin mütebeddil bir sahifesi olmaktır. Madem havanın kudsi vazifesinin, hikmet-i hilkatinin en mühimmi budur. Ve ru-i zemini radyolar vasıtasıyla bir tek menzil hükmüne getirip nev-i beşere pek büyük bir nimet-i İlahiye olmaktır. Elbette ve elbette, beşer, bu pek büyük nimete karşı bir umumi şükür olarak o radyoları herşeyden evvel kelimat-ı tayyibe olan kelamullahın, başta Kur’an-ı Hakim ve hakikatleri ve imanın ve güzel ahlakların dersleri ve beşerin lüzumlu ve zaruri menfaatlerine dair kelimatları olmalı ki, o nimete şükür olsun. Yoksa nimet böyle şükür görmezse, beşere zararlı düşer.

    KEYİFLİ HEVESAT BEŞTE BİR OLMALI

    Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin de belirttiği gibi böyle büyük bir nimet olan radyonun şükrü yerine getirilmezse insanların zarara düşeceğini belirtiyor. Bu radyo örneğini günümüzde televizyona, internette de veya diğer kitle iletişim araçlarıylada örnekleyebiliriz. Bediüzzaman Hazretleri, bu çarpıcı tespitin ardından bu gibi yayınların ne kadar olması gerektiğini, ölçüsünü ve insan hayatına da bakan bir örnekle şöyle açıklıyor ;

    Evet beşer, hakikate muhtaç olduğu gibi, bazı keyifli hevesata da ihtiyacı var. Fakat bu keyifli hevesat, beşte birisi olmalı. Yoksa havanın sırr-ı hikmetine münafi olur. Hem beşerin tembelliğine ve sefahetine ve lüzumlu vazifelerinin noksan bırakılmasına sebebiyet verip beşere büyük bir nimet iken, büyük bir nikmet olur,beşere lazım olan sa’ye şevki kırar.

    Bu ifadelerde “Evet beşer, hakikate muhtaç olduğu gibi, bazı keyifli hevesata da ihtiyacı var. Fakat bu keyifli hevesat, beşte birisi olmalı.” Diyerek insanın şahsi hayatına bakan yönünü ele alıyor.

    Tabi belirtilen diğer bir husus ise, insanın bu ölçüyü kaçırması halinde lüzumlu vazifelerini noksan bırakarak, insanın çalışmaya olan şevkini de kıracağıdır.

    Günümüz insanının bu ölçülere ne kadar uyduğu tartışılsa da Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin yaptığı tespitler çok çarpıcı görünüyor.

Sayfayı Paylaş