BehÇet NecatiGiL ŞiirLeri..

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde S. Moderatör Uğur tarafından paylaşıldı.

  1. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36

    [​IMG]

    Abdal

    Yürür asfalt ovalarda abdal.
    Vitrinlerin düşen kepenklerinde
    Hep hüzün çeşmeleri: lambalar.

    Yüzer gibi önce bir tulum yavaşça
    Yanaşır kıyımıza eski diclelerden
    Ve fırlar ilk bedevi, dalar çadırımıza.
    Nerde bu leylâ, aslı nerde?
    Çıkartmalar, yağma ve leylâ!
    Vurur ferhat dağlarında abdal-
    Bir fener olacak ilerde bir yerde.

    Sığ sularda dönen yorgun gemiler
    Yangın ve tütün içinde arar da
    Görmez geçer sönmüş eski feneri
    Bir ses çınlar karanlıkta: Kayalar!

    Ateşin daha yeni bulunduğu çağlarda
    Yine böyle yanardı lambalar,
    Sonra asfalt ovalarda
    Akan seller ve abdal..
  2. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    Aile

    Sağ çıkıp günlük savaştan
    Evin yolunu tutmuşum
    Yemek yedik, çocuklarım uyudu
    İniyor üstüme yavaştan
    Allah’ın bembeyaz bulutu
    Kederlerimi unutmuşum.

    Hayatta olduğuma
    Seviniyorum şimdi
    Kavuştum çoluk çocuğuma
    Koltuğuma uzandım, rahatım
    Kahvem içime sindi
    Başladı gecelik saltanatım.
  3. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    Astar


    Siz hiç eski tahtalara yağlı boya yaptınız mı?
    Bütün iş ilk çekilen boyadadır, astarda.
    Astar düzgün değilse tepserir boya
    Islak duvarlar gibi dökülür pul pul.

    Bir hava kabarcığı alttan doğru yavaş
    Taşır bazı şeyleri dipten yüze.
    Çıkar suya yukarı, döner bir zaman yavaş
    Söner suyun üstünde.

    Daha demin titrek dokuyordu aşkı
    Konuşan bakışlar, ince gülüşler
    Daha demin vardı.

    Sustunuz ikiniz de, gözleriniz daldı:
    Boğdu sevincinizi sularda kıskanç
    Bir hava kabarcığı.
  4. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    Aşk Duyarlığı


    Uzanır fildişi turlarına
    Perdeleri çekili odaların birinde
    Sabırsız, gergin ve usta parmaklar
    Ve çalınır kızlığı, dolendo.
    Gecenizde ansızın duyduğunuz sestir bu.
    Hep kendi dünyasında olacak biliyordu,
    Üstelik ne kadar var görmedi.
    Nasıl duyar? Duyar
    Ve alınır yalnızlığı, dolendo
    Gecenizde ansızın döktüğünüz yastır bu.
  5. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    Aşk Gelmiş Cihana


    Kız kaptırdı gönlünü
    Sevdiği oğlan kalpsizin biri
    Alay etti güldü...
    Hiç aşka gülünür mü?

    Ne çare, cahil aklı
    Kız hastalandı, yattı
    Mumda yandı pervane... öldü.

    Oğlan sormakta haklı
    Hiç aşktan ölünür mü?
  6. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    Atatürk'ü Duymak

    Ulu rüzgarlar esmedikçe
    Yaşamak uyumak gibi.
    Kişi ne zaman dinç
    Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.

    Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?
    Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik,
    Ekmek olmak icin önce
    Buğday olmak gibi.

    Silinir sözlüklerden sen hatıra geldikçe
    Cılız sözler: usanmak, yorulmak, durmak gibi.
    Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene,
    Bir ışık-kaynak gibi.

    En yakınlar zamanla fersahlarca uzak gibi;
    Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz
    Daha da yakınsın, daha da sıcak.
    Bıraktığın toprak gibi.

    Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz:
    Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi.
    Ancak senin havanda sağlıklar, esenlikler;
    Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi.
  7. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    Barbaros Meydanı


    Biliyorum ayıp ve mânasız
    Ama peşlerinden gidiyorum
    Gezmeye çıktıkları vakit
    Ana kız.
    Utanır da belki
    Anasının sırtındaki
    Yeldirmeden,
    Kız bir adım önde gider
    Sezdirmeden.
    Beşiktaş'ta Barbaros Meydanı
    Sağı anıt, solu türbe
    Ortası kare şeklinde,
    Parkıdır yoksulların
    Bilhassa yaz ayları.
    Fidanların, mezarların önünde
    Yontulu taşlar çepçevre,
    Yer yer banklar konulmuş,
    Meydana dolmuş millet
    Sıra sıra oturmuş.
    Ah genç kız kalbi,
    Sıralara bakar elbet.
    Meydanın ilerisi deniz kıyısı
    Karaya çekilmiş kayıklar
    İskele gazinosu yanda
    Sulara dökülmüş ışıklar
    Üsküdar şu karşısı.
    O nemli topraklara
    Ana çöker yorgun argın,
    Kalmış gözü arkada
    Kendi ayakta kızın.
  8. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    Başsağlığı


    Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda
    Acılar unutulduktan sonra
    Dönmeliyim.

    **ümlerin karşısında şaşırıyorum
    Ne desem ki
    Düşünüyorum.

    Kalanları ağlıyor gidenin
    Benim gözlerim kuru
    Herkes bana bakıyor, biliyorum
    İçlerinden geçenleri.

    Başsağlığı dilemek
    Garibime gidiyor
    **en öldü, sen yaşa
    Küçültmeye benziyor.

    Beni böyle kitaplar mı yaptı ne
    Kağıtlarda gidenlere içlenip ağlayan ben
    Hayattaki ölümlerde put gibi duruyorum.

    Ben canavar ruhlu muyum
    Bir ölü evinde tek söz söylenmeden
    Put gibi duruyorum

    kimse anlamaz derdimi
    Ben uzaklarda olmalıyım, çok uzaklarda
    Bir yakınım öldümü.
  9. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    Bir Birey, Bir Rapor


    Umutların bittiği, anıların yıkıldığı
    Çokların artık bizden bıktığı
    Anlaşılmıştır.

    Haykırı bu şiire çok aykırı
    Karanlık geçlere kalındığı
    Eski vardiya yalnızlığın arttığı
    Anlaşılmıştır.
  10. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    Bir Kış Akşamı


    Pencereye kar düşünce
    Çalar akşam çanı uzun,
    Evi düzen içinde
    Hazır sofrası çoğunun
    Gezgin-göçebe kimi de
    Gelir karanlık yollardan kapıya
    Toprağın serin özsuyu
    Açar altın, kemer ağacında.
    Yolcu girer içeri sessiz,
    Eşiği taş yapar acı.
    Duru aydınlıkta, sofrada
    Ekmek, şarap parıltısı.

Sayfayı Paylaş