Beyin Ö.lümü

Konu 'Sağlık Dersi' bölümünde nazmiye61 tarafından paylaşıldı.

  1. nazmiye61

    nazmiye61 Üye

    Katılım:
    9 Mart 2008
    Mesajlar:
    559
    Beğenileri:
    71
    Ödül Puanları:
    16

    Beyin ölümü tüm beyin fonksiyonlarının geri dönüşsüz kaybıdır. İlk olarak 1968 yılında Harvard'da tanımlanmış ve beyin ölümü kriterleri Harvard Kriterleri olarak yerleşmiştir. Bu nedenle Beyin **ümü tanısı dünyanın her yerinde aynı standartlarda konur.
    Travma ya da hastalık nedeniyle beyin ödemi ya da hipoksi (dokuların oksijensiz kalması) sonucu beyninin nekrozu (hücre ölümü) halinde beyin fonskiyonlarını yapamaz hale gelir.
    Bu durumda bilinç kaybolur refleksler büyük oranda kaybolur ve ek olarak beyin sapının da hasarı ile kendiliğinden solunumun durur göz bebekleri büyür ve EEG aktivite kaybı görülür. Genel olarak başa ya da kalp gibi hayati organlara gelen ağır darbeler yaralanmalar kan kaybı şok oksijensizlik ödem vb. durumlarda gerçekleşir.
    Beyin ölümü tanısını esas olarak 4 branştan oluşan beyin ölümü tespit kurulu koyar. Kurul nöroloji nöroşirürji anestezi ve kardiyoloji uzmanlarından oluşur. Bu tanının konması geri dönüşü mümkün olmayan bir ölüm sürecinin başladığı anl***** gelir. O sırada kalp çarpıyor solunum makineler yardımıyla sürdürülüyor olsa bile beynin kalıcı hasar gördüğü ve kişinin yaşama geri dönme olasılığının kalmadığı kabul edilmiş olur. Eğer yakınlarının da itirazı yoksa organları başka bir insana nakledilebilir.
    Beyin ölümü tanısı ve buna bağlı olarak organ bağışı birçok ülkede yasalarla standardize edilmiş kesin kurallara kanıtlara dayalı kurul kararlarına bağlanmıştır. Fakat halk arasında konu iyi bilinmedigi için birçok spekülasyon ortaya çıkmaktadır. Oysa tamamen bilim dünyasının bilim adamlarının belirlediği prensiplere bağlı olarak işleyen bir tanı süreci söz konusudur. Beyin ölümü kişinin artık yaşama dair neredeyse hiç fonksyonunun kalmadığına dair bir belirteçtir. Kalp durmasa bile kişinin tekrar hayata döndürülmesi imkânsızdır.

Sayfayı Paylaş