bi sayfayı tıkla :D

Konu 'Türkçe 8. Sınıf' bölümünde Sena_LeyLa tarafından paylaşıldı.

  1. Sena_LeyLa

    Sena_LeyLa Üye

    Katılım:
    2 Mart 2011
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    Diyarbakırda askerler nasıl uğurlanır ?Perfonmas ödevim lütfen yardımcı olun
  2. Sena_LeyLa

    Sena_LeyLa Üye

    Katılım:
    2 Mart 2011
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    arkadaşar lütfen yardım edin
  3. sevimli hayalet

    sevimli hayalet Üye

    Katılım:
    11 Mart 2010
    Mesajlar:
    217
    Beğenileri:
    62
    Ödül Puanları:
    0
    Askere uğurlamalar:

    Ondokuz yaşına gelen gençler önce yoklama yaptırırlar. Fiziki akli durumları askerlik şubesi personeli ve bir doktor tarafından görülür. Daha sonra eğitim birlikleri belirlenir.
    Özellikle her Türk gencinin gönlünde şerefli bir askerlik yapmak yatar. Halk arasında askerlik yapmayan insanların pek itibarı olmadığı görülmektedir. Bu nedenle askerlik yapmanın önemi büyüktür.
    Pusulası çıkan gençler kendi aralarında birtakım hazırlıklar yapar. Bu hazırlıklar askere gidecek gencin kendi evi ya da köyün herhangi bir yerinde (askere gidecek gençler ortak olarak) eğlence yaparlar ve köyün yaşlıları ziyaret edilir.

    Yörede bazı köylerde askere gidecek gençler bir araya gelerek mevlit okutturulur para toplanır. Toplanan para eşit olarak askere gidecek gençlere dağıtırlar. Daha sonra yöresel oyunlar oynanır gençler kendi aralarında da eğlence düzenleyerek asker olmanın gurur ve şerefini yaşamaya çalışırlar.

    Sıra askere gidecek gençleri uğurlamaya göndermeye daha doğrusu ayrılığa gelir. Askerler ayrılacakları gün köyün belirli bir yerinde toplanırlar kemence ya da davul zurna eşliğinde yöresel oyunlar oynatarak arabaların klaksiyonları (korna) eşliğinde kalabalık bir halk kitlesi tarafından gidecekleri son arabaya kadar neşeyle yürülürler. Gençler birliklerine gidecekleri son arabaya bindiklerinde el sallamalar sevinç ve ayrılık gözyaşları ile hüzün yaşanır.
    Sena_LeyLa bunu beğendi.
  4. sevimli hayalet

    sevimli hayalet Üye

    Katılım:
    11 Mart 2010
    Mesajlar:
    217
    Beğenileri:
    62
    Ödül Puanları:
    0
    1. Askere Uğurlama ve Karşılama Törenleri (K.1, K.2, K.3, K.4, K.7, K.9, K.11, K12, K.13)

    Türk halkı askerliği kutsal bir görev sayar. Askerlik çağına gelmiş delikanlının askere yolcu edilmesi, askerlik dönüşü karşılanması bir gelenektir. Askerlik, delikanlının askere gideceğinin belli olmasından, askere uğurlanmasından, şiirlere konu olmasından, ardından ağıt yakılmasından, gönderdiği mektuplara, karşılanmasına kadar geleneği olan bir geçiş dönemidir. Her törende olduğu gibi askerliğin etrafında da bir âdetler, inanmalar, pratikler zinciri oluşmuştur.

    Türkiye’de askerliğini yapmamış insan yarım insan sayılır. Askerlik bir eğitim yuvası olarak görülür, insan hayatının bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Bu nedenle askere gönderme, karşılama asker mektupları köylerde önemlidir; gururlanılır, ağlanır, duygulanılır.

    Köyde gençleri askere uğurlamak önemli bir olaydır. Askere gidecek olan delikanlı askere gitmeden on, onbeş gün önce bütün işlerden el çektirilir. Delikanlı bu süre dinlenir gezer, eğlenir. Tüm tertipler son günlerinde birbirlerini evlerine davet ederek birbirlerine ziyafet çekerler. Davetlilere çerez ikram edilir, çalıp oynanır. Ailesinin maddi durumu iyi olanlar ise davar kesip mevlit okuturlar. Askere gidecek olan delikanlı askere gitmeden önce bütün akrabalarını ve yakın dostlarını ziyarete gider. Ziyarete çıkmasa bile akraba ve yakın dostlar, genci yemeğe davet ederler. Bu yemeği veda yemeği şeklinde düzenlerler. Ziyaret ettiği akrabalar askere uğurlama sırasında belli bir miktar para verirler. Bu paranın miktarı önemli değildir, önemli olan verilmesidir. Bu bir gelenektir. Delikanlının askere gideceği yerin belli olacağı gün köydeki bütün gençler toplanarak giderler. Askere gidecek genci yalnız bırakmazlar.

    Asker adayı yola çıkmadan bir veya iki gün önce davetlilerle birlikte türbe ziyaretine gidilir. Bu ziyaretlere asker adayının götürülüş amacı, askerden sağ salim gelmesi için yardım dilemektir. Delikanlı kurban adar. Bazı aileler kına törenini yönetecek kına bayraktarını çağırır, bayraktar kına yakılırken kına ve asker duası okur.[1] Askere gidecek gencin ailesinin durumu uygunsa mevlit okutur. Mevlit gencin askerliğini kazasız belasız bitirmesi için okutulur. Mevlit sırasında da bu niyetle dualar edilir. Âdete göre bir kurban kesilir. Kesilen kurbandan yemekler yapılır ve gelen misafirlere ikram edilir. Misafirlerle askere gidecek genç ilgilenir. Askere gidecek gencin askere gitmesine bir kaç gün kala sağ serçe parmağına kına yakılır. Halk kültüründe kına yakılması yaygındır. İnanışa göre koçlara yakılan kına, Allah'a kurban etmek için; kızların saçlarına gelinin ellerine yakılan kına, kocasına kurban etmek için; askere gidecek gencin eline yakılan kına, vatana kurban etmek içindir. Kınada davul zurnayla akraba, yakın dostlar ve köyün gençleri eğlenirler. Kınaya gelenler askere gidecek gence hediyeler getirirler. Kınadan sonra askere gidecek genç ve arkadaşları köyde erkeklerin toplu halde bulunduğu yerlere giderek herkesle tek tek vedalaşıp, helallik ister.

    Askere gideceği gün davul zurna getirtilir, Askere gidecek delikanlının arkadaşları evin önünde oynarlar. Evden ayrılırken üç el ateş edilir. Genci şehre götürecek araba gelin arabası gibi süslenir. Oğlanın koluna kırmızı kurdele bağlanır. Genci genellikle akşam gönderirler, otogarda herkes toplanır. Genç ailesi, yakın akrabaları, dostları ve köyün gençleri tarafından davul zurna eşliğinde uğurlanır. Gençler toplu halde halay çekerek genci oynatırlar. Vedalaşılırken gencin cebine para veya mendil konur. Delikanlının uzun süre ailesinden uzak kalacağı için her isteği yerine getirilir. Otobüse binmeden önce herkesle vedalaşır. Annesiyle vedalaşırken annesi oğluna simitten bir parça ısırttırır, simidi saklar. Simit evde bir odaya asılarak delikanlı askerden gelene kadar saklanır. Kısmetinin onu geri getireceğine inanılır. Genç askerden döndüğünde simit suda ıslatılarak kuşlar yesin diye atılır. Delikanlı eğer sözlüyse, sözlüsü ona bir mendil hediye eder. Bu dantelli mendili genç kız eliyle işler. Delikanlı bu mendili askerde kesinlikle kullanmaz, askerden geldikten sonra da saklar; bu gelenektir. Askere gidecek gencin durumu iyi değilse köyde para toplanarak gence asker harçlığı verilir.

    Askere giden genç adaklıysa iki koç alınır; koçlardan biri mahallede diğeriyse askere gideceği kışlanın önünde kesilir. Etler fakirlere ve askerlere verilir. Bazı köylerde asker annesi saçlarına beyaz güller bezeyerek davul zurna ve zılgıtlarla yalınayak kışla önüne kadar gelerek oğluyla helalleşir. Köylerde eskiden köyün muhtarı askerlik şubesine giderek köyden askere gideceklerin listesini alır, köyde ilan ederdi. Delikanlılar da toplu halde bütün köyü gezerek vedalaşıp helallik alırlardı; herkes asker adaylarına hediye verirdi.

    Asker dönüşü için kurban adanmışsa kurban kesilir. Kurban eti ya eve sokulmadan fakirlere dağıtılır ya da akraba ve komşular çağırılarak yemek verilir. Son yıllarda askere gönderme ve asker karşılama törenleri daha da canlı bir biçimde yapılmaya başlanmıştır.

    2. Adana’da Askerler Üzerine Söylenen Ağıtlar*

    [Tevhide Kaya: Bozdoğan Ağıtları. Ç.Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınlanmamış Lisans Tezi, Adana 1996]
    Sena_LeyLa bunu beğendi.
  5. sevimli hayalet

    sevimli hayalet Üye

    Katılım:
    11 Mart 2010
    Mesajlar:
    217
    Beğenileri:
    62
    Ödül Puanları:
    0
    Askere Giden Gençlerin Arkasından Söylenen Ağıtlar

    Askere Ağıt

    Hikâyesi: Bekir adında bir genç, vedalaşmayı sevmediği için, hiç kimseye veda etmeden askere gitmiş. Bekir’in habersiz askere gittiğini duyan iki çocuklu hamile eşi arkasından şu ağıdı yakmış:

    Üstümdeki sırt[2] büzüldü

    Dizimin bağı çözüldü

    Sana asker olmuş derler

    Söyleycem söz hazırdı

    Ankara’nın yolu hazır

    İçerime çöktü hüzün

    Arkandan da ağlaşıyor

    Bir oğlunla bir de gızın

    Medine’nin dili uzun

    Evimize geldik güzün

    Babasına mektup yazın

    Kara kaşlı doğdu gızın

    Tirenin yolu çok uzun

    Evimize çöktü hüzün

    Sen üzülme güzel oğlum

    Baban gelecek bu güzün

    Askere Ağıt

    Hikâyesi: Dört tane oğlu olan bir kadın, oğullarından birini asker etmiş. Oğlunu askere yolcu ederken şu ağıdı söylemiş.

    Havada bulut ezgin

    Ben söylerim üzgün üzgün

    Kınamayın komşularım

    Ağzımızın tadı bozgun

    Elimi belime verdim

    Birini askere saldım

    Tez gelesen babamoğlu

    Yenice[3] yalınız galdım

    Mustafa’ya Ağıt

    Hikâyesi: Sekiz tane çocuğu olan bir kadının, en küçük oğlu askere gitmiş. Oğlunun askere gidişine dayanamayan kadın şu ağıdı söylemiş.

    Tiren geliyor öte öte

    Dumanını tüte tüte

    Mustafa’yı asker ettik

    İstanbul’dan daha öte

    Tiren gelir güldür güldür

    Tirenin tekerlekleri demir.

    Oğlum seni vermez idim

    Hükümetten geldi emir.

    Askere Ağıt

    Hikâyesi: Askerdeki oğlunu çok özleyen yaşlı bir anne, oğlunu görmek için oğlunun askerlik yaptığı yere gitmiş. Bu sırada oğlu eğitimdeymiş, komutana yaklaşarak halini arz etmiş. Bunun üzerine komutan eğitim yapan askerleri göstererek, seç bakalım bunlardan hangisi demiş, uzaktan oğlunu seçemeyen ana şu ağıdı söylemiş,

    Makasım yok ki biçeyim

    Makinem yok ki dikeyim

    Askerler talime çıkmış

    Oğlumu nasıl seçeyim.

    Atları var at içinde

    Nalı parlıyor kıçında[4]

    Askerler türkü söylüyor

    Benim oğlum yok içinde

    2.2 Askerden Dönen Gençlere Söylenen Ağıtlar

    Askerden Dönen Gence Ağıt

    Hikâyesi: Günün birinde oğlan askere gidince, oğlanın babası gelini kendine almış. Askerden eve dönen genç durumu öğrendikten sonra şu ağıdı söylemiş.

    Oğlan:

    Keten gömlek giymiş, yanı dizinde

    Bedel[5] bedel benleri var yüzünde

    Böyle güzel mi olur köylü gızında

    Baba nerden aldın sen bu gelini

    Baba:

    Pınarın başında destin mi kaldı ?

    Saldığım mektubu eller mi aldı ?

    Oğlum el almasın diye ben aldım

    Burçak burçak kokar teri gelinin

    Oğlan:

    Keten gömlek giymiş yakası nazik

    Kollarını sıkmış altın bilezik

    Öpmeye kıyamaz, sevmeye yazık

    Baba nerden aldın sen bu gelini

    Baba:

    Kaleden kaleye atılamadım

    Terazim kırıldı tartılamadım

    Ne de kahirli kahirli söylüyon

    Babanın elinden kurtulamadın

    Askerden Dönen Gencin Ağıdı

    Hikâyesi: Günün birinde bir genç askere gitmiş, savaşta esir düşmüş. Askere giderken karısı hamileymiş. Yıllar sonra esaretten kurtulup köye, evine gelmiş karısının koynunda yatan bir genç görmüş. Bunun üzerine aşağıdaki ağıdı söylemiş ama daha sonra bu delikanlının oğlu olduğunu öğrenmiş.

    Asker:

    Derede arpa biçersin

    Suyu pınardan içersin

    Etrafını sel alınca

    Nereden geçersin gelin

    Gelin:

    Derede arpa biçerim

    Suyu pınardan içerim

    Etrafımı sel alınca

    Köprü kurar da geçerim

    Asker:

    Akşamını tandır gelin

    Kandilini yandır gelin

    Koynunda yatan yiğidi

    Şimdi bana bildir gelin

    Gelin:

    Akşamımı tandırmışım

    Kandilimi yandırmışım

    Koynumda yatan yiğidi

    Öz sütümle emdirmişim

    Asker:

    Hastayım ata binemem

    Binsem de yere inemem

    Ay karanlık yol gidemem

    Aç kapıyı telli gelin

    Gelin:

    Aşağıdan gelen tatar

    Kamçısını atar tutar

    Garip olan handa yatar

    Yolcu isen git yoluna

    Asker:

    Aşağıdan gelen tatar[6]

    Kamçısını atar tutar

    Garip olan nerde yatar

    Aç kapıyı telli gelin

    Gelin:

    Hastasın ata binersin

    Binsen de yere inersin

    Ay karanlık yol gidersin

    Yolcu isen git yoluna

    Asker:

    İstanbul’dan gelir ferman

    Dizlerimde yoktur derman

    Mehmet Çavuş sana gurban

    Aç kapıyı telli gelin

    Gelin:

    İstanbul’dan gelse ferman

    Dizlerimde vardır derman

    Kolum yastık, saçım yorgan

    Gel içeri Mehmet Çavuş

    2.3 Askerde Ölen Gençler Üzerine Söylenen Ağıtlar

    Askere Ağıt

    Hikâyesi: Adana’nın Kadirli ilçesinin Mehmetli Köyünde, iki jandarma eri eşkiya takip ederken, jandarmalardan biri eşkiya tarafından vurulmuş. Arkadaşı ölen diğer jandarma arkadaşının başında şu ağıdı söylemiş.

    Tepe olmuş delik delik

    Sebebimsin Şırşıroluk[7]

    Ne yatıyon arkadaşım

    Yolumuza gitmeyek mi?

    Şurada var iki kiraz

    Biri senin mezarın mı?

    Mehmetli’ye varamazsak

    Taş Köprü’de[8] yatmayak mı?

    Ergen arkadaşım ergen

    Vurulmuş da olmuş sergen[9]

    Üstüne örtmemiş yorgan

    Sabah oldu kalkmayak mı

    Turgut Hilmi’ye Ağıt

    Hikâyesi: Adana’nın Kadirli İlçesinden Turgut Hilmi ,zabit olarak Galiçya cephesine gitmiş. Bu cephede çok genç yaşta şehit olmuş. Ölmeden yanındaki arkadaşına şunları söylemiş. Nasip olur memlekete varırsanız Turgut Hilmi şehit deyin .Yaşa vatan, yaşa millet.

    Her tarafta yürüyüş var

    Durmaz Osmanlı askeri

    Şehit düşen yaralı var

    Ancak o varmaz ileri

    Kurşun gülle yağar durur

    Kimi atar kimi tutar

    Bir yaralı zabit bitap

    Neferine hitap eder

    Beni bitirdi arkadaş

    Kolumdaki bu yareler

    Benim işim bitti kardeş

    Yüreğimi bu pareler

    3. Asker Mektuplarında Şiirler

    Sıla (K.14)

    Adana’ya gittim başım dönüyor

    Bir yudum su verin içim yanıyor

    Her gören askeri deli sanıyor

    Sıla delisiyim çek kara tiren

    Kara tiren acı acı bağırma

    Anamdan babamdan beni ayırma

    Tez ulaştır beni köye duyurma

    Sılamdan ayrıldım çek kara tiren

    Garip anam garip garip ağlama

    Ağlayıp da karaları bağlama

    Kara tiren beni burda eğleme

    Sılamdan ayrıldım çek kara tiren

    Şubeye vardım sülüsümü aldım

    Asker olduğumu yeni anladım

    Sevine sevine tirene bindim

    Ben de asker oldum çek kara tiren

    Bayram (K.14)

    Yaz gelince çayır çimen sulanır

    Bir senede iki bayram dolanır

    Böyle yerde ana baba aranır

    Ana bayramınız mübarek olsun

    Baba bensiz kurban kesmeyin

    Oğlum da gelmedi diye küsmeyin

    Yalvarırım mektubumu kesmeyin

    Baba bayramınız mübarek olsun

    Bayram gelir herkes eve çekilir

    Benim boynum gurbet elde bükülür

    Ah çektikçe göz yaşlarım dökülür

    Bacı bayramınız mübarek olsun

    Bayram gelir akrabalar gezilir

    Annem babam benim için üzülür

    Bayram için böyle yazı yazılır

    Kardeş bayramınız mübarek olsun

    Gül idim bahçenize ekildim

    Buğday oldum tarlanızdan biçildim

    Asker oldum aranızdan seçildim

    Dostlar bayramınız mübarek olsun

    Hacı’m (K.14)

    Hikâyesi: Genç gelin eşini askere yolladıktan sonra ardından şu şiiri söyler.

    Yarimin gittiği yollar

    Söylüyor yenilmez diller

    Yaz gününde açan güller

    Yarin kokusuna benzer

    Sütü de pişirdim ılık

    Ciğerim delik delik

    Her gün gülüp oynuyordum

    Yar gidince bana n’oluk

    Gene dumanlandı dağlar

    Hacı’m bana deyin dağlar

    Haftada isterim mektup

    Yar bakarsam gönlüm eyler

    Kafasında var aklı

    Alnına düşmüş kekili

    Hasan’ı askere yolluyom

    Kim olsun evin vekili

    Suna Gelin[10]

    Asker oldum gidiyorum

    Eyle beni Suna Gelin

    Üç günde ayırdı felek

    Eyle beni Suna Gelin

    Suna Gelin, Suna Gelin

    Bir mektup yaz gönder gelin

    İzin alam sana gelem

    Eyle beni Suna Gelin

    Verin benim martinimi

    İşte giydim potinimi

    Koyun çantama tütünüm

    Eyle beni Suna Gelin

    Şanlı Askerim [11]

    Bana derler, Çileli Yörük Emine

    Ellere düğün bayram benim neyime

    Askerim gelirse şenlik evime

    Askerim askerim, şanlı askerim

    Gurbette kırk yıl kalsan beklerim

    Beline bağlamış palaska kemer

    Silahı omuzunda nöbet tutar

    Elbet benim yiğidim sılaya döner

    Askerim askerim, şanlı askerim

    Gurbette kırk yıl kalsan beklerim

    Askerim Emine’n bekler yolunu

    Mektubun gelmeyince büktüm boynumu

    Nideyim [12]

    Yine yeşillendi Adana bağı

    Koydular tirene yatsılar çağı

    Emroldu toplandı batı ile doğu

    Giderim gurbete anne nideyim

    Adana’yla İstanbul’un arası

    Çok şehirler geçtim yoktur sayısı

    Daha bitmemiştir hasret yarası

    Geçmez gurbet elde günüm nideyim

    Geldik İstanbul’a gördük tramvay

    Kol kol olmuş gezer bayan ile bay

    Dediler askerlik oldu otuz ay

    Geçmez gurbet ilde günüm nideyim

    Geldik Trakya’ya kurduk mekanı

    Aradım bulmadım derdim bakanı

    Görmedim bir pınar kumsuz akanı

    İçilmez suları sıcak nideyim

    Yemeği sorarsan kereviz çıktı

    Hiç yiyen bulunmaz askerler bıktı

    Bölüklerin çoğu hep yere döktü

    Budur Trakya’nın aşı nideyim

    4. Asker Türküleri

    Türkü (K.5)

    Mudurnu’dan aldık el kadar astar

    Nerde gelin görsem kocası asker

    Beşikte yavrular yavrusun ister

    Onun için arz ederim sılayı

    Askere varınca soyun dediler

    Asker elbisesi giyin dediler

    Karavana tayın nedir bilmezdim

    Getirdiler bize yeyin dediler

    Nizamiyede gece nöbet beklerim

    Sağımdan soluma silah beklerim

    Mektup bekler diye posta beklerim

    Onun için arz ederim sılayı

    Erzurum dağında kargalar öter

    Bir çarşısı var ölümden beter

    Bir kepçe yoğurdu altmışa satar

    Onun için acı acı söylerim

    Türkü (K.6)

    Altı sene askerlik yaptığı

    Nöbette hastalık kaptığım

    Yıkılası Halep şehrinde

    Derde derman bulamam

    Bahar geldi yaz geldi

    Koyun meler kuzu meler

    Feryadım bağrımı deler

    Sultan Navrızlı aziz dağlar

    Herkesin gözü Ali arar

    Babam kalkar posta arar

    Anam evde ciğer kavrar

    Alim evde yok diye

    5. Asker Mektuplarında Maniler

    Oy demirci demirci (K.7)

    Nerden aldın pirinci

    Askerlerin içinde

    Benim abim birinci

    ***

    Dama koydum yakacak (K.9)

    Şimdi tiren kalkacak

    Yar askere gidiyor

    Bize kim bakacak

    ***

    Karpuz kestim yiyen yok (K.9)

    Afiyet olsun diyen yok

    Yarim askerden dönmüş

    Gözün aydın diyen yok

    ***

    Al çemberi pulladım (K.10)

    Saçım uzun salladım

    Orta boylu yarimi

    Van’a asker yolladım

    ***

    Ata binesim geldi (K.11)

    Çayda inesim gelir

    Yarim gitmiş askere

    Yine göresim geldi

    ***

    Sarı yorgan yüzlerim (K.12)

    Üzerini düzlerim

    Kınamayın komşular

    Asker yolu gözlerim

    ***

    Mendilimin dört ucu (K.13)

    Dört ucu da turuncu

    Kurban olayım yarime

    Askerlik vatan borcu

    ***

    Denize suya vardım (K.13)

    Gelirken kuma daldım

    Kara gözlü oğlumdan

    İki mektup birden aldım
    Sena_LeyLa bunu beğendi.
  6. sevimli hayalet

    sevimli hayalet Üye

    Katılım:
    11 Mart 2010
    Mesajlar:
    217
    Beğenileri:
    62
    Ödül Puanları:
    0
    Sonuç

    Asker uğurlama, karşılama Türk halk kültüründe günümüzde de sürdürülen bir gelenektir. Askerlik insan hayatında bir geçiş dönemi olması yönüyle çeşitli aşamaları yüzyıllardır tören olarak kutlanmaktadır. Askerliğe gönderme, karşılama törenleri dinsel, toplumsal ve kişiseldir. Bu törenlerde yemek yeme, ziyafet verme, adak, kurban vb. iç içedir. Bu önemli aşamanın çevresinde bir çok inanç, âdet, töre, tören, ayin, dinsel ve büyüsel işlem kümelenerek söz konusu geçişi bağlı bulunduğu kültürün beklentilerine ve kalıplarına uygun biçimde yönetmektedir. Bunların hepsinin amacı da askere gidecek kişinin yeni durumunu belirlemek, kutsamak, aynı zamanda askere gidecek kişiyi askerlikte yoğunlaştığına inanılan tehlikelerden ve zararlı etkilerden korumaktır. Askere yolcu etme ve karşılama çevresinde kümelenen âdetler, gelenekler, törenler ve bunların içinde yer alan işlemler ve uygulamalar o yörenin geleneksel kültürünü de yansıttığı için önemlidir.

    Halk kültüründe geçiş dönemleriyle ilgili inanç adet ve pratiklerin eski Türk kültürü ve inanç sistemleriyle bağlantısı vardır. Türk kültürü yeni yurt Anadolu’da yeniden şekillenmiştir. Âdet ve inanmaların hayatın her döneminde insan üzerinde büyük bir yaptırım gücü vardır. Toplumsal ve kültürel değişiklikler âdet ve inanmaların değişmesine neden olurlar. Âdetler eski kuşaklarla yeni kuşaklar arasında bir bağlantı zinciridir. Günümüzde ritüel kökenli bir çok inanç İslamiyet’in gereğindenmiş gibi kabul edilip yaşatılmaktadır.

    Adana yöresi geçmişten getirdiği kültür ve inanç izlerini barındırdığı gibi, günümüzde farklı kültür ve inançların birlikte yaşandığı yerdir. Yeni kültüre yeni dine geçildiğinde eski inançlara ait bir çok inanç şekil değiştirerek yaşamaya devam eder. İnsanlar atalarının binlerce yıllık deneyimleri sonucunda oluşan inançları bazen farkında olarak, bazen de farkında olmadan korur, saklar ve gelecek kuşaklara aktarır.

    Adana askere gönderme törenlerini incelediğimizde; tören yapılması, toplu yeme içmenin olması, kurban adanması, askere gidecek delikanlıya kına bayraktarı eşliğinde kına yakılması, mevlit okutulması, askerlik duasının okutulması, kurban kesme, uğurlama sırasında davul zurna eşliğinde toplu halde yörenin halk oyunlarının oynanması, askere giden delikanlıya uğur simgesi olarak koluna kırmızı kurdele bağlanması, kısmetinin askerden delikanlıyı sağ salim getirmesi için ısırttırılan simidin askerlik boyunca saklanması vd. inanç ve pratiklerini görüyoruz. Askere giden delikanlının üzerindeki kötülükleri gidereceği inancı eski inançların kalıntılarının günümüzde de sürdüğünü göstermektedir. İslami inanca dayalı pratiklerle eski inanç kalıntıları iç içedir.

    İnsan hayatında askerlik, askere gideni ve geride kalanı etkiler. Askere gitme, gidip de geri gelememe olgusu ağıtlara, türkülere, maniler vd. türlere konu olmuştur. Asker mektupları, asker manileri, askerlik hayatını yansıtır. Bu şiirlerde; özlem, haberleşme isteği, ana baba özlemi, sitem, asker dönüşü başkasına varan sevgili, asker yolu gözleme, sıla özlemi vd. konular asker için yakılan türkülere konu olur. Adana'da her konuda ağıt yakılabilir. Ağıt yakma geleneğinde asker ağıtları önemli yer tutar. Ağıtları yakanlar genellikle geride kalan eş, ana, kardeş ve askere giden delikanlıdır.

    Her yörede yapılacak bu tür çalışmalar, Anadolu'da bir çok inanç ve bunların etrafında oluşmuş uygulamaların belirlenip ortaya konması bu ritüel diye adlandıracağımız olguların Anadolu'da aldığı şekli belirlememizi sağlayacaktır. Ayrıca bu ritüellerin iç dinamiği, çalışma prensipleri ortaya çıkacaktır. Askere gitme, gidip gelememe olgusu ağıtlara, türkülere, manilere vd. konu olmuştur. Asker mektupları, askerlik sürecinde önemli bir yer tutar. İnsan hayatında askerlik; askere gideni ve geride kalanları etkiler.Asker mektuplarına yazılan maniler;ayrılık, özlem ve dilekleri dile getirmesi yönüyle işlevseldir.

    Bu bildirimizle Türk halk kültüründe ve halk edebiyatında askerlik konulu yapılacak bir çalışmaya katkı sağlamayı amaçladık.
    Sena_LeyLa bunu beğendi.
  7. Sena_LeyLa

    Sena_LeyLa Üye

    Katılım:
    2 Mart 2011
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Çok teşeqqür ederim:D
  8. sevimli hayalet

    sevimli hayalet Üye

    Katılım:
    11 Mart 2010
    Mesajlar:
    217
    Beğenileri:
    62
    Ödül Puanları:
    0
    yardımım dokunduysa ne mutlu
    umarım iyi not alırsın
  9. Sena_LeyLa

    Sena_LeyLa Üye

    Katılım:
    2 Mart 2011
    Mesajlar:
    25
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
  10. sevimli hayalet

    sevimli hayalet Üye

    Katılım:
    11 Mart 2010
    Mesajlar:
    217
    Beğenileri:
    62
    Ödül Puanları:
    0
    çok sevindim tebrikler :)

Sayfayı Paylaş