Biedermeier Üslubu

Konu 'Kültür-Sanat' bölümünde Moderatör Güleda tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113

    Biedermeier Üslubu

    Sanatta özellikle Almanya, Avusturya, Kuzey İtalya ve İskandinav ülkeleri burjuvazisinin beğenisini yansıtan yeni-klasikçilik ve romantizm arsında geçiş dönemi üslubu.
    Napoléon Savaşları’nın ardından 1825-35 arasında Avrupa’da yaşanan yoksulluk döneminde gelişti. Adı, orta sınıfın lüks merakını hicveden “Papa Biedermeier” adlı karikatür kahramanından kaynaklandığından küçültücü bir anlam içermekteydi. Orta sınıf, aile yaş**ına, özellikle mektup yazmak dolayısıyla yazı masası kullanmak ve boş zamanları değerlendirmek gibi kişisel etkinliklere önem veriyordu. Bu tür ailelerde yaygın olarak gece toplantıları düzenleniyor, gece toplantılarının vazgeçilmez ögesi piyano yoksa Biedermeier evi yeterince döşenmiş sayılmıyordu. Bu gece toplantıları, yükselmekte olan orta sınıfın kitap, dans ve şiir okuma gibi kültürel ilgilerinin pekiştirilmesine olanak veriyordu. Bu etkinlikler, ya tür resmi ya da tarihsel resim niteliği gösteren ve çoğunlukla duygusal bir yaklaşımla ele alınan Biedermeier resminin konularını teşkil ediyordu. Bu akımı temsil eden ressamlar arasında Almanya’da Fran Krüger, Georg Friedrich Kersting, Julius Oldach, Carl Spitz**g ve Ferdinand Georg Waldmüller sayılabilir.
    Biedermeier mobilyası temelde ampir ve direktuvar üsluplarından kaynaklanıyordu. Hantal, naif ve grotesk örneklerinin de bulunmasına karşılık bu mobilyalar yalın, ince ve işlevsel nitelikteydi. Biedermeier mobilyaları ampir üslubunun katılığını yumuşatmış, direktuvar üslubunun ağırlığıyla zarafetini sürdürmüştü. Genellikle koyu renk ağaçlardan yapılan, yaldızlı pirinçten dekoratif bordürlerle süslenen görkemli ampir mobilyalara göre, Biedermeier mobilyalar direktuvar üslubuna daha yakındı; hafif, yerli ağaçlardan yapılıyor, ****l bezemelere yer verilmiyordu. Karşıtlık etkisi yaratmak amacıyla ağacın damarlarından, budaklardan yararlanılarak, abanoz ağaçlardan kabartmalar kullanılarak yüzeylere hareketlilik kazandırılıyor, bazen de kakmalar yapılıyordu. Biedermeier mobilyaların, daha sonra art nouveau üslubunu ve modern İskandinav mobilya tasarımlarını etkileyecek olan belirleyici bir özelliği de bunlarda geometrik biçimlerin çok ölçülü kullanılmasıydı. Bazı eşyanın işlevi değişmişti; örneğin masa, odanın ortasında tek başına yer alan bir nesne olmaktan çıkmış, çevresine konan iskemlelerle akşamları bütün aileyi bir araya toplayan bir öge halini almıştı.
    Genelde Biedermeier üslubu, 19. yüzyılın ilk yarısı boyunca klasikçilik ve romantizm arasında süregelen görüş ayrılıklarını ortaya koydu. Zamanla bu üslup romantikleşti; düz çizgiler bükülüp kıvrımlı bir biçim aldı; malzemenin doğal nitelikleri kaybolarak yalın yüzeyler gitgide daha süslü bir görünüm kazandı; insan ölçülerine uygun biçimler fantastik bir hale büründü. Ama hafiflik, işlevsellik ve özgünlük konusunda getirdiği yeni bakış, Biedermeier üslubunun 1960’ların ortalarında yeniden canlanmasına yol açtı

Sayfayı Paylaş