Bir sorum var ?

Konu 'Coğrafya 9. Sınıf' bölümünde ayse sena tarafından paylaşıldı.

  1. ayse sena

    ayse sena Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2010
    Mesajlar:
    22
    Beğenileri:
    23
    Ödül Puanları:
    0

    İnsanlar geçmiş dönemlerde uzay ve uçak olmadan nasıl dünyanın haritalarını çizdiler?
    :eek:
  2. Moderatör Sevgi

    Moderatör Sevgi Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    13 Aralık 2010
    Mesajlar:
    630
    Beğenileri:
    1.190
    Ödül Puanları:
    0
    EMİNİM ARADIĞIN CEVAP BURADA VARDIR OKURSAN BULABİLİRSİN :)

    lkçağ haritacılığının uygarlığın bir fonksiyonu olarak M.Ö. 4000 yıllarında başladığı düşünülmektedir. Babil kentinin, bu dönemlerden kalma ve tablet üstüne çizilmiş bir kadastro haritası bulunmuştur. Bugünkü Dicle-Fırat nehirleri arasında kalan ve M.Ö. 3800 yıllarında ilk çağın en ileri uygarlıklarının kurulduğu Mezopotamya'da Fırat Nehrinin akışını gösteren balçık üzerine yapılmış haritalarla, Mısır'da bulunan haritalar, araştırmalara göre ilk haritadır. M.Ö. 3000 yılında ise bilgin Yu-Kong, Çin'in bir haritasını çizmiştir. Bu haritaların yanısıra M.Ö. 1300 yıllarında Mısır'da Hamamat Vadisi'nin doğusunda bir maden ocağını gösteren papirüs üzerine çizilen harita da ilk haritalardandır.

    Gayrımenkullerden alınan verginin adil ve hakkaniyet ilkelerine uygun olması için taşınmazın yüzölçüm ve kıymetinin tespitine yönelik mali nitelikli harita ve kadastro çalışmaları da M.Ö. 1878 yıllarında uygulanmaya başlanmıştır.
    Yunanlıların harita yapımında daha ileri bir aşamaya geçtikleri M.Ö. 550 yılında Anaxamandros'un oldukça geliştirilmiş haritalar çizdiği görülüyor.

    İskenderiye'li Ptolemaios (Batlamyus) M.Ö. II. Yüzyılın ilk yarısında dünyanın yuvarlaklığını hesaba katarak yaptığı haritasında ilk kez konik projeksiyon (izdüşüm düzlemi) sistemini kullanmış, boylam ve enlem dairelerini çizmiştir.

    Romalılar harita bilim ve sanatı konusunu belli maksatlara hizmet edici bir araç olarak almışlar ve geniş imparatorluklarının yönetimi için gerekli askeri harekete yardım edecek yol haritaları çizmişlerdir. Bununla birlikte M.Ö. 60 yılında Krates ve M.S. 80 yılında Pompanius Mela tarafından dünya haritaları çizildiği görülüyor.

    Ortaçağ haritacılığında, bu dönemin felsefesine uygun olarak efsanelerin ve dogmaların etkisi görülüyor. Bu haritalarda Hıristiyan topografyası ve kozmoponisi yer almaktadır. Avusturyalı rahip Beatus'un 778 tarihini taşıyan haritasında Cennetin katları açıklanmaktadır.

    950 yılında ise Coğrafyacı Ebu İshak İstikrari geometrik bir dünya haritası çizmiştir. Türk asıllı Biruni'nin XI. Yüzyılın ilk yarısında çizdiği denizler haritası önemli bir çalışmadır. Kaşgarlı Mahmut'un 1072-1074 yılları arasında yazdığı "Divanü Lügat-üt Türk" adlı eserinde yeralan daire biçimindeki dünya haritası Türk Bilginlerinin yaptığı ilk harita olarak kabul edilmektedir.

    Ortaçağın sonuna doğru haritacılık alanında gelişmeler olduğu görülmektedir. İdrisi'nin 1154'de Palermo Kralı için çizdiği dünya haritası verdiği ayrıntılar bakımından gelecek dönemin öncü yapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. XIV. Yüzyıl Ortaçağ haritacılığına yenilikler getirmiştir. XIV. Yüzyılın Arap coğrafyacısı İbn Verdi ise 1349 tarihli haritasında kıtaları, denizleri ve gerçeğe uymayan biçimde göstermek geleneğini sürdürmektedir.

    Yeniçağların başında Rönesans bilim anlayışı haritacılığa yeni ve değişik ivme getirmiştir. Yeni keşifler, yeni kıtaların bulunuşu harita yapımında sağlıklı çizimler için daha uygun ortam yaratmıştır. Osmanlı haritacılığı, İmparatorluğun her alanda gelişmişliğinin doruk noktasına ulaştığı XVI. Yüzyılda ciddi aşamalar göstermiştir. Bu yüzyılın hemen başında Piri Reis'in haritaları Akdeniz Bölgesinde uzun zaman yalnız Osmanlılar için değil, batılı harita çizerleri ve denizciler için de önemli bir kaynak olmuştur. Piri Reis'in C. Colombus'un aslı bulunamayan Amerika haritasından çekilmiş paftası da eserin aslına ışık tutması bakımından önemli olduğu kadar yapım tekniği bakımından da o ölçüde önemlidir.

    Bu dönemde dikkat çeken özelliklerden biri de harita çizenlerin dünyayı çeşitli biçimlerde gösterme eğilimidir. J. Honter'in haritasında dünya bir yürek biçimindedir. Lafreri'nin haritasında görülen dünye ise iki yarım elma şeklinde çizilmiştir. 1581'de Huntig'in üç kıtayı bir çiçeğin üç taç yaprağı olarak çizdiği görülüyor.

    Ülkenin baştan başa bir nirengi ağı ile birleştirilerek haritasının çıkarılması düşüncesini ilk kez Hollandalı Snellius önermiş, fakat uygulaması Fransa'da J.D. Cassini tarafından yapılmıştır. Bu tekniği kullanan Fransızlar 1747-1793, İngilizler 1791-1872 yılları arasında ülkelerinin ayrıntılı haritalarını çıkarmışlardır. İtalyanlar, Avusturyalılar aynı işe 1873 yılında başlamışlardır. Türk haritacılığının gelişmesi ve modernize çalışmaları 1883 yılından sonra yavaş yavaş gelişme göstermiştir.

    Dünya Haritacılığı (Detay)

    Tarihin yazı ile başladığı düşünülürse, haritacılık mesleğinin tarihten de eski bir geçmişi olduğu söylenebilir. Gerçekten, bulunan örnekler henüz yazı yazmayı öğrenme düzeyine erişememiş ilkel toplumlarda harita çizebilme yeteneğinin gelişmiş olduğunu kanıtlamaktadır. Büyük Okyanus’taki Marshall adalarında yaşamış olan insanların yaptıkları deniz hantaları bu görüşü kuwetlendirmektedir. Düz ve eğri birçok çubukların bir araya getirilmesiyle yapılan bu haritada, düz çubuklar açık denizi, eğri çubuklar da adalara yaklaşan dalga cephesini temsil etmektedir. Haritada adalar istiridye kabuklarıyİa gösterilmiştir.

    Hudson Körfezinde yaşayan, eğitimsiz, araç gereçten yoksun Eskimo’ların yaptıkları deniz hantaları, ait bulundukları yerlere çok büyük uyum göstermektedir. Belcher adalarının Eskimolar tarafından yapılmış haritasıyla bu bölgenin Admiralty haritası (Resim Menüsünden Şekil 95) de örnek olarak verilmiştir.

    Aztekler tarafından yapılan haritalar da ilk ve önemli örnekler arasındadır. Bu haritalar şekil ve resim kullanarak tarihi olayları canlandırmaktadır.

    Bilinen en eski harita örneği Babillilenn M.Ö. 2500 yıllarında yapmış oldukları haritalardır Mezopotamyada Babil kentinin yaklaşık 350 km kuzeyinde bulunan Ga Sur harabelenndeki kazılardan çıkartılan ve kil tablet üzerine kazınmış bu haritaların yapısı (Resim Menüsünden Şekil 96) da gösterilmiştir. Haritada Fırat nehri ve kolları ile doğuda ve batıda uzanan dağlar yer almaktadır. Ayrıca hantanın doğusu, batısı ve kuzeyi gösterilmiştir. Bu kücük kil tablet Harvard Üniversitesi müzesinde bulunmaktadır. Bu örnekten başka. Babillilerin mermer üzerine çizilmiş kadastro planları da zamanın ileri fen bilgileriyle ortaya çıkarılmış değerli eserlerdir.

    Ilk arazi ölçüsünün, Nil vadisinin ve deltasının kullanılmasını organize etmek amacıyla, eski Mısırlılar tarafından uygulandığı bilinmektedir. Yapılan haritalar yardımıyla Nil sularının yükselmesi sonucu kaybolan arazi sınırları, suların çekilmesinden sonra yeniden bulunabilmekteydi. İleri fen bilgilennin uygulandığı bu devrim, hantacılığın gelişmesine önemli katkıları olmuştur.

    Haritacılık konusunda Çinlilerin de çalışmalar yaptığı bilinmektedir. Elde bulunan en eski örnek M.S. 117 yılında taş üzerine kazınarak yapılan haritadır (Resim Menüsünden Şekil 97). Haritada Büyük Çin Seddi'nin bir kısmı ve onu kesen Sarı Irmak görülmektedir.

    Kartografik çalışmaların ilk temelleri eski Yunan bilginleri tarafından atılmıştır. Yerin büyüklüğü ilk kez bu devirde ölçülmüş; kutup, ekvator, enlem, boylam kavramları ile ilk projeksiyon bu dönemin bilginleri tarafından ortaya atılmıştır. M 0 2 Yüzyılda Yunanlı bilgin Anaximanda’nın yaptığı hanta pek ünlüdür. Sonraki tanhlerde, M 5 130 yıllarında Ptolemaios bir dünya haritası yapmayı başarmıştır

    Romalılar döneminde astronomik çalışmalar yapılmış, hanta projeksiyonu konusunda önemli bilgiler üretilmiş, askeri ve idari hizmetler için çeşitli haritalar yapılmıştır. Dünyayı daire biçiminde temsil eden Roma haritası oldukça ünlüdür.

    Doğa üstü görüşlerin ağır bastığı ortaçağ döneminde haritacılar, dünyayı gerçek biçimiyle gösterebilecek ciddi atılımlarda bulunamamışlardır. Bu dönemde yeryüzü Romalıtarın anlayışı gibi. daire biçiminde temsil edilmiştir. ‘Orbis Terrarum” diye isimlendinlen bu harıtalarda dairenin yarısı Asya kıtasını, gen kalan yarım dairenin yarısı Avrupa’yı, diğer yarısı da Afrika’yt göstermektedir (Resim Menüsünden Şekil 98). Orta Çağın bu klasik görüşünün yani sıra. dünyayı küre gibi gösteren haritalara da rastlanmaktadır.

    Orta Çağ’ın sonlarına doğru slam dünyasında yaşayan bitginlerin astronomi ve matematik gibi pozitif bilim dallarındaki bilgi ve uygulamaları hantacılıkta önemli gelişmelere yardımcı olmuştur. M.S. 1154 yılında Arap kartoğrafiarrndan Idrisi’nirı yaptığı dünya haritası Asya, Avrupa ve Afnka’yı kabaca belirtebilmektedir. 0 dönemde Amerika hakkında bir bilgi bulunmadığından, hantalarda bu kıta yer almamaktadır.

    Bu dönemlerde dünyada denizcilik önem kazanmış, bunun sonucu olarak da deniz seyrinde öneml bir yeri olan “Portolon Haritaları’ nın yapımına başlanmıştır. Portolon haritalrı limanları bütün ayrıntıları ile gösteren, ayrıca denizcilikle ilgili bilgileri içeren ve yapımında dekoratif görünüme de önem veren haritalardır.

    Yeni çağın başlamaasıyla bilim ve teknikteki gelişmeler haritacılığı da etkilemiştir Pusulanın daha önceleri bulunmuş olması açık deniz yolculuklarına olanak sağlamış, bu gibi uğraşlar insanların yeni bilgiler edinmesini ve teknolojide ilertemesini hızlandmıştır. Bu zamana kadar üretilen haritalar elle çoğaltılarak ihtiyaçlar karşılanmıştır. 15. Yüzyılın sonlarına doğru Venedik’te ilk haıita baskısı gerçekleştinlmiştir. Önceleri tahta üzerine kazınan kalıplar kullanılmış, fakat daha sonraları kalıp olarak bakır levhalar kullanılmaya başlanmıştır. Basılan hatritaların renklendinlmesi elle yapılmaktaydı.

    Dünyayı iki yarı küre kiminde ilk gösteren Alman denizci Behaim, bu eserini 1492 yılında tamamlamıştır 15. Yüzyılın sonlarında matematikçiler çeşitli projeksiyon yöntemleri geliştirmiş ve uygulamışlardır.Hollandalı kartoğrafların ustası olarak bilinen Mercator, 15.Yüzyılda, kendi adı verilen projeksiyon yöntemini uygulayarak, bakır levha üzerine bir harita yapmıştır.

    Dünya büyüklüğünün bilimsel yöntemlerle ilk ölçüsü,1617 yılında Fransız bilgini Snellius tarafından yapılmıştır. Bunu izleyen yıllarda Fransız Bilim Akademisi, Laponya ve Peru’da ölçüderi meridyen yayları yardımıyla dünyanın büyüklüğünü beliılemişlerdir. 17. ve 18. Yüzyıllarda gelişen teknik ve araçlar haritacılıktaki ilerlemelen de hızlandımıştır.

    Yirminci yüzyılın ilk yarrınĞa geliştirilen fotogrametnk yöntem hantacılıkta önemli bir dönüm noktası sayar. Bu tarihe kadar bütün evreleri insan yeteneğine ve emeğine dayalı olan haritacılık çalışmaları, fotogrametrik yöntemin uygulamaya konulmasıyla hanta üretiminde mekanizasyondan yararlanma döneminin başlangıcı sayılır.

    20. yüzyılın ikinci yarısında gelişen bilgisayar teknolojisi sayesinde haritacılık, diğer mesleklerde olduğu gibi, tam . otomasyona sokulabilrne olanağına kavuşturulmuştur. Günümüzde arazi ölçülerinden hantanın çizimine kadar bütün işlemler otomatiarda n yararlanarak yapılmaktadır. Son olarak geliştirilen uydu tekniği ve uzaktan algılama yöntemlleriyle oldukça yüksek doğruluklu harita yapımı olanaklı hale gelmiştir.
    ayse sena bunu beğendi.
  3. MaNk3N

    MaNk3N Üye

    Katılım:
    27 Nisan 2011
    Mesajlar:
    7
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    Eskiden uzay yine vardı. sen soruyu yanlış sormuşsun. sanırım "bir hava aracı yokken haritalar nasıl çizilirdi?" olacaktı bu soru. cevabını şöyle vereyim; Ferdinand Magellan adındaki gemicinin 'dünyanın yuvarlak olduğunu' söylemesi üzerine araştırmalar başlamıştır. Zamanla kara parçaları ve okyanusların alanı hesaplanarak çizimler yapılmaya başlanmıştır. haritalar günümüzdeki konumunu teknoloji sayesinde almıştır... (Ferdinand Magellan dünyayı dolaşan ilk insandır)
    ayse sena bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş