Bireyci sanat

Konu 'Kültür-Sanat' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38

    Bireyci sanat
    Sanat - Sanat Yazıları

    Sanatçı kendi zevkini tatmin için çalışır, sanat eseri, sanatçı dediğimiz kişinin duygu ve düşünce ihtiyacını ıkarşılayan bir oyun âletidir. Sanatçı oyununu dilerse tek başına oynar, dilerse herkesle beraber. Oyunun kurallarını yalnız kendisi bilir, kendisi uygular.», diyen Nuri Tarhan, diyalog tarzındaki bir yazısında bireyci sanata şöyle değinir :

    —Ama siz sanatçıyı toplumun dışında soyut bir varlık mı sanıyorsunuz; bir insandır o da, bizden biridir. Nasıl bizler işimizi, sırf kendi özel menfaatimizle göre yürütemiyor, büyük ölçüde toplum gereklerini hesaplamak zorunda kalıyorsak, sanatçı da kendi işinde aynı kurallara uyacaktır.

    — Yani güdümlü sanat.

    — Hayır gerçekçi sanat. Sanatçının işine karışmak, ona yol göstermek sayılmaz bu. Yaşadığı çevreyi ve zamanı düşünmeyen, gerçekleri hiçe sayan bir kişiye sanatçı diyemem doğrusu.

    — Nasıl olur, hem bir takım şartlar öne sürüp, bunlara uymayanları sanatçı olarak kabul etmiyorsunuz, hem de bu şartların sanatçının işine karışmak, ona yol göstermek sayılmayacağını söylüyorsunuz

    .— Çelişme yok ki bunda, sanatçı bir Robinson olmadığına göre, toplum kuralları dışında yaşayamaz.

    — Toplumun, daha doğrusu toplum yöneticilerinin dilediği gibi çalışsın, eser versin, maksat bu mu? Öyleyse, güdümlü sanat deyince, neden kızıyorsunuz? Açık söyleyin, şu, günün modası faydacılık, sosyal gerçekçilik değil mi istediğiniz?

    — Ya sizin istediğiniz de fildişi kuleye çekilip hayal avcılığı ile gönül eğlendirmek değil mi?

    — Ne münasebet!— Sanatta fertçilik başka türlü nasıl açıklanabilir peki?

    — Sanatta fertçilik, toplumculuk diye bir ikilik olamaz, sonra faydacılık da acayip bir şey. Nasıl fayda? Ne demek bu?

    —- Kelime üstünde durup oyalanıyorsunuz, anlamaya çalışın biraz.

    — Benim anladığım, faydacılık, toplumculuk gibi kayıtlamalar tamamiyle sanat dışıdır. Bu gibi gayretkeşlikler sanatçının kişiliğini öldürüyor. Zaten istenen de bu. Kişilik ortadan kalkmalı ki tek tip eser imâl edilebilsin. Sanatın bir insan işi olduğunu unutuyorsunuz. Bu alanda henüz robotlar, ısmarlama fabrika mamulleri devri gelmedi.

    — Bakıyorum toplumu hiç kaale almıyorsunuz siz. Halk varmış, yokmuş, farkında değilsiniz. Öyle ya madem ki sanat sanatçıyı eğlendiren bir oyun, sanat eseri de sadece bir oyuncak.

    — Sadece yaşadığı çevre ve zamanın adamı değildir sanatçı. Topluma saygıdan ne kastediyorsunuz? Unutmayın ki dehâ topluma karşıdır. Sanatçı belli bir zümrenin sözcüsü olamaz, onun kuralla?-ına bağlanamaz. Sorumluluk duygusunu da buna göre tayin edebilirsiniz. Sizin görüşünüz hakim olsaydı sanat alanında, bugün ne Flaubert'i okuyabilirdik, ne de Stendhal'i.

    — İyi ama ben sanatçı yalnızca yaşadığı çağın ve toplumun adamıdır demedim ki.

    — Sanatçıyı ille toplumcu olacaksın diye kayıtlı şartlı bir çalışmaya zorlamak bu demektir. Bir şey sorayım size. Sait Faik'in iyi bir hikayeci olduğuna inanır mısınız?

    — Şüphesiz, büyük bir yazar.

    — Ya Nurullah Ataç?

    — O da öyle. Peki niye soruyorsunuz bunu?

    — Bu iki koyu fertçi yazar, size göre iki fildişi kule sanatçısı, bütün o toplumcu sanatçılarımızın topundan daha canlı, daha gerçek.

Sayfayı Paylaş