Bireysel Farklar ve Sosyal Davranışlar

Konu 'Psikoloji' bölümünde zombie tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. zombie

    zombie Üye

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    44
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    6

    Bireysel Farklar ve Sosyal Davranışlar



    Zeka



    Bireyin, gerek sorunları çözerken gerek çevreye uyum sağlarken var olan tüm yetenek ve becerilerini kullanması ile ortaya çıkan düzeydir. Örneğin, bir öğrenci bir matematik problemini çok kısa sürede çözerken bir başkası çok uzun sürede çözebilir. Bir başkası ise problemi çözemeyebilir.



    Zekanın Sınıflandırılması



    Günlük yaşamda zeka, genelde tek bir yetenek veya becerinin sivrilmesi biçiminde anlaşılır. Bu hatalı bir düşüncedir. Çünkü zeka, tanımda da geçtiği üzere pek çok yetenek ve becerinin birlikte kullanımı ile kendini gösterir. Zeka, genel hatlarıyla Thorndike tarafından üç ana farklılık çerçevesinde sınıflandırılmıştır.

    Soyut Zeka : Sembol kullanarak düşünme yeteneğidir. Çocuklukta pek kendini göstermeyen bu zeka, on iki yaş ve sonrasında ağırlıklı olarak kendini gösterir.Soyut zeka, gerçekte var olmayan, ancak var olanlar arasındaki ilişkilerden zihnin soyutlama ve genelleme gücüyle elde ettiği sembollerle uğraşır.


    Mekanik Zeka : Araç, gereç ve makineleri yapıp kullanmada kendini gösterir. Çocukluk yıllarında kendini gösteren bu zeka, bozulan bir oyuncağı tamir ederken, yap-boz türü oyuncaklarla uğraşırken yoğun biçimde kullanılır.


    Sosyal Zeka : Toplumsal çevreye uyum sağlamada, insanlarla iyi ilişkiler kurmada kendini gösterir. Sosyal zekasını iyi kullanan bir insan çevresinde sevilir, sayılır, lider özellikleri ile sivrilip insanları etkiler.


    Zeka Kuramları



    Psikologlar şu soruya yanıt arıyorlar: Acaba, üç zeka türünden birinin sivrilip, diğerlerinin geri kalması ne anlama gelir? Nitekim, soyut zekası gelişmiş bir matematikçi veya sanatçı, mekanik zeka açısından son derece sakar ve beceriksiz, sosyal zeka açısından da başka insanlarla geçimsiz olabilir.

    Bu durumu açıklayan farklı kuramlar vardır :



    Yapısal Kuramlar : Zekanın yapısının nasıl oluştuğunu açıklayan bu kuramların görüşleri başlıca üç başlıkta toplanabilir:


    ü Tek Etmen Kuramı : Zekayı tek bir yeteneğin kendini göstermesi olarak gören psikologlar vardır. Örneğin; Davis, zekayı, edinilen bilgilerden yararlanarak problemleri çözme yeteneği olarak görür. Terman’a göre zeka, soyut düşünme yeteneğidir. Stren ise düşünme yeteneğinden yararlanarak yeni durumlara uyum sağlama yeteneği olarak tanımlar.



    ü Çift Etmen Kuramı : Spearman tarafından savunulan bu görüşe göre zihinsel güç, bir genel yetenek ile çok sayıda özel istidadın (yetenek) kullanılmasından oluşur. Spearman’ın zeka ile anlatmak istediği genel yetenektir. Bu da soyut düşünme biçiminde kendini gösterir. Soyut zeka düşünceler arasında bağlantı kurarak genellemeler yapar. Özel istidatlar ise sanat, spor, matematik gibi alanlarda kendini gösterir.



    ü Çok Etmen Kuramı : Zekayı, pek çok etmenin biçimlendirdiğini savunan psikologların görüşüdür. Thurstone’nun zekayı biçimlendirdiğini kabul ettiği başlıca istidatlar şunlardır :

    - Sözel Anlayış : Sözcükleri tanıma, sözel benzerlikleri bulma, okuduğunu anlama.

    - Sözel Akıcılık : Konuşurken ve yazarken uygun sözcük ve anlatmaları çabuk bulabilme.

    - Sayısal Etmen : Basit matematik işlemleri çabuk ve doğru yapabilme.

    - Mekan (uzay) ilişkilerini kavrama : Nesnelerin uzaydaki durum ve değişimlerini kavrama.

    - Bellek : Geçmişte öğrenilen konularla, yeni durumlar arasında ilişki kurabilme, çağrışımlı düşünme.

    - Algısal Hız : Görsel olarak nesne ve olayların ayrıntılarını görebilme, benzerlik ve farklılıklarını kavrama.



    Bilgi İşleme Kuramları : Zihinsel gelişim sürecindeki aşamalarda çocuğun neleri yapabileceğini açıklayan bu kuramı Jean Piaget geliştirmiştir. Bu kuram çocuğun zihinsel gelişimini dört aşamada inceler :
    ü Duyusal – Devimsel Evre : Çocuğun doğuştan getirdiği fiziksel refleksleri tanıma ve geliştirme evresidir. Çocuk, iki yaşına kadar süren bu tanıma evresinde kendine çekici gelen şeylere karşı eyleme geçer, kendini ayrı bir varlık olarak algılar.

    ü İşlem Öncesi Evre : Çocuğun nesneler ve nesnelere bağlı değişmeleri algılaması evresidir. Altı-yedi yaşına kadar süren bu evrede çocuk nesneleri sözcüklerle ifade etmeyi öğrenir.

    ü Somut İşlemsel Evre : 7-12 yaşları arasındaki bu evrede çocuk, mantık yürüterek nesneler arasındaki benzerlik ve farklılıkları sınıflandırır, zaman ve sayı kavramlarını edinir.

    ü Formel İşlemsel Evre : 12 yaşla yetişkinlik arasında oluşan bu evrede de düşünme yetisi düzenlilik kazanır. Mantıksal düşünme, soyut düşünme, varsayım oluşturma bu evrede gelişir.



    Zekanın Oluşumunda Kalıtım ve Çevre Etkileri



    Yeni doğan bir bebekte zeka, gizil güç (potansiyel) olarak vardır.Bu gizil güç büyüme ve çevre etkenleriyle birleşerek belirli bir düzeye ulaşır.

    Yaygın kanı, zekanın oluşumunda kalıtımın daha etkili olduğu yolundadır. Bunu % 80 kalıtım, % 20 çevre biçiminde oranlayan psikologlar da vardır.

    Yapılan araştırmalara göre çocuğun zekası ile anne-babanın zekası arasında 0,50 civarında bir korelasyonun varlığı saptanmıştır.

    Bu durumda doğuştan gelen zeka gizil gücü, iyi bir sosyo-ekonomik-kültürel çevrede bir miktar artmakta ancak belirli bir sınırın üzerine çıkartılamamaktadır.



    Zekanın Gelişimi



    Zekanın bireyin yaşına bağlı olarak geçirdiği gelişim aşamaları da psikologların başlıca uğraştığı konulardan olmuştur.



    Zekanın Ölçülmesi



    Zeka, zeka testleri aracılığı ile ölçülür. Test, birden fazla insanın davranışlarını ölçmek amacı ile kullanılan sistematik ölçme tekniğidir. Zeka testleri sonucunda zekanın değerlendirilmesinde temel ölçüt olan Zeka Bölümü (IQ) bulunur. Zeka bölümü şu formüle göre saptanır :

    Zeka Yaşı

    Zeka Bölümü (IQ) =Takvim Yaşı *100



    Formülde geçen zeka yaşı, zeka testleri sonucu saptanan yaştır. Takvim yaşı ise içinde bulunulan yaş grubudur.

    Örneğin bu formülü yıl olarak ele alırsak zeka testleri sonucu 10 zeka yaşına sahip 10 yaşındaki bir çocuğun zeka bölümü hesaplanırken,

    10

    Zeka Bölümü = 10 * 100 = 100

    Formülüne göre çocuğun zeka bölümü 100 olarak bulunur.



    Zeka Testinin Özellikleri :



    Zeka testlerinin sonucunda zeka bölümü değerlendirilirken testlerin şu özellikleri taşımasına özen gösterilir :



    Geçerlilik : Test neyi ölçmek istiyorsa onu ölçmek durumundadır. Zekayı ölçmek isteyen bir testin soruları yalnızca zekayı içeren özellikleri amaçlamalıdır.



    Güvenirlik : Aynı testler aynı kişilere benzer koşullarda uygulandığında da aynı sonuçları vermelidir. Örneğin, aynı kişiye birkaç gün arayla aynı koşullarda test uygulandığında farklı sonuçlar elde ediliyorsa test güvenilir değildir.



    Normlar : Aynı yaş grubunda çok sayıda deneğe uygulanan çok sayıda sorudan en çok denek tarafından doğru yanıtlanan sorular o yaş grubunun zeka normunu oluşturur. Örneğin, 10 yaşındaki 100 çocuğa yöneltilen 20 sorudan çocukların çoğunluğu 12 soruya doğru yanıt vermişse 10 yaş grubundaki çocukların zeka normu 12 ‘dir.



    Standardizasyon : Test soruları hazırlanırken kültürel farklılıklar göz önüne alınmalı, her toplumun kendi kültürel özelliklerine göre sorular hazırlanmalıdır. Örneğin Amerika kültürel ortamında hazırlanan test soruları, Türkiye kültürel ortamında yetişen insanlara doğrudan uygulanırsa o testin sonuçlarına güvenmemek gerekir.

    Öte yandan test uygulanan insanlar teste alınırken normal yaşam koşullarında olmalarına dikkat edilir.

    Örneğin aşırı heyecanlı, aşırı aç, aşırı korkmuş, aşırı sevinçli insanları o durumları ile teste alırsanız sonuçları gene güvenilir değildir.



    O halde sağlıklı bir test için;

    1. Testin, norm grubuna uygun standartlara göre hazırlanması,

    2. Testin, güvenilirliğinin yüksek olması,

    3. Testin, geçerliliğinin sınanmış olması,

    4. Test sorularının kültürel standartlara uygun olması,

    5. Test uygulanan insanların normal yaşam koşullarında teste alınması,

    6. Testi uygulayan insanların gerek uygulamada, gerek değerlendirmede uzman olmaları gerekmektedir.



    Zeka Testlerinin Sonuçlarının Değerlendirilmesi



    Zeka bölümü saptandıktan sonra elde edilen puanlara göre zeka sınıflandırması yapılır. Örneğin;

    Puan
    Zeka Bölümü

    140 - 160
    Deha

    130 - 139
    Çok üstün zekalı

    120 - 129
    Üstün zekalı

    110 - 119
    İleri zekalı

    90 - 109
    Normal zekalı

    80 - 89
    Tutuk zekalı

    70 - 79
    Düşük zekalı

    50 - 69
    Moron – Debil

    20 - 49
    Embesil

    0 - 19
    İdiot


    biçiminde zeka sınıflandırılır.



    Zeka Testlerinin Yararları



    Zeka testleri sonucu zeka bölümünün saptanması toplumsal ve bireysel anlamda son derece önemlidir. Zeka bölümünü bilmenin başlıca iki temel yararı vardır:

    - Geri ve üstün zekalıları erken saptayıp özel eğitime tabi tutmak

    - Zeka testleri de yetenek testleri gibi bireyi mesleğe yönlendirmede ve meslek seçmede kullanılabilir.



    Zekanın Toplumsal Dağılımı



    Toplumda insanların büyük çoğunluğu normal zekalı ya da ona yakın niteliktedir. İdiot, embesil gibi geri zekalıların ve çok üstün zekalıların oranı olukça düşüktür.



    Zeka Yönünden Özel Gruplar

    Zeka Geriliği : Zekası normalin altında olup, bunun davranışlarına yansıması sonucu davranış bozukluğu gösteren insanların durumudur. Bunların içinde şunlar vardır :
    - İdiot (Aptal) : Yaklaşık 0 – 19 zeka bölümüne sahip insanlardır. Bunlar sürekli bakıma muhtaçtırlar. Kendi başlarına hiçbir gereksinimlerini karşılayamazlar. İleri yaşlarda biel yaklaşık 1 – 2 yaş grubundaki çocukların düzeyinde davranırlar.

    - Embesil (Budala) : Yaklaşık 20 – 49 zeka bölümüne sahiptirler. Belirli oranlarda da olsa gereksinimlerini karşılayabilirler. Yeme, içme, giyinme, soyunma gibi becerileri kazanabilirler. İleriki yaşlarda da 5 – 6 grubundaki çocukların davranışlarını gösterirler.

    - Moron (Debil-Ahmak) : Zeka bölümü yaklaşık 50 – 69 dolayında olanlardır. Okuma – yazma öğrenebilir, basit matematik işlemleri yapabilirler. Soyut düşünmenin gerekli olmadığı kolay işlerle uğraşabilir, basit beceriler geliştirebilirler. Yaklaşık 10 – 12 yaşlarındaki çocukların davranışlarını gösterirler.

    Geri zekalılığın nedenleri :

    Doğuştan gelen geri zekalılık : Aile bireylerinden kalıtsal olarak geçen geri zekalılıktır.

    Sonradan olan geri zekalılık : Çocuğun anne karnındayken yaşadığı olumsuz etkilenimler, doğumdan sonra özellikle bebeklikte geçirilen yüksek ateşli hastalıklar ya da doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması, kaza gibi etkenlerle beyinde oluşan hasarlar da geri zekalılığa yol açabilir.

    Doğuştan gelen geri zekalılık genelde bireyin fizyolojik yapısına da yansır. Buna “Down sendromu” ya da “mongolizm” denir.

    Üstün Zekalılık :Genelde Zeka Bölümü 130’un üzerinde olanlardır. Bunlar düşünce tutarlılıkları, öğrenme hızlılığı, algılama kapasiteleri ile kendilerini gösterirler. Yapılan araştırmalar üstün zekalı çocukların büyük çoğunluğunun ailelerin yüksek öğrenim yapmış olduğunu göstermiştir. Üstün zekalı olmasına karşın çevre koşulları nedeni ile yaşamda başarılı olamayan insanlara da az da olsa rastlanmaktadır.


    Özel Yetenekler : Bireyin herhangi bir işi başarabilme gücünü kullanmasına yetenek denir. Özelleştirilmiş etkinlik alanlarında kullanılan başarma gücüne de özel yetenek denir. Müzik, resim, sanat, spor, mimarlık gibi alanlar özel yetenek alanlarıdır. Özel yetenek alanları genel ve özel yetenek testleri ile ölçülür.
    Genel yetenek testleri, bireyin çok sayıda yetenek alanlarından hangisine yatkın olduğunu ölçer. Özel yetenek testleri ise bireyin belirli bir alanda yeteneğinin derecesini ölçer.

    Zeka ve Yaratıcı Düşünme : Yeni bir şey bulmaya ve keşfetmeye yönelik yaratıcı düşünme, zekanın etkin kullanımı ile gerçekleşir. Yaratıcı insanlar genelde zekidirler.


    Kişilik



    Kişilik, bir insanı diğer insanlardan ayırıp kendine özgü kılan bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerinin bütünüdür. Kişiliğin kökeninde, insanları birbirlerinden ayıran duygu, düşünce ve davranışlardaki benzerlik ve farklılıklar vardır.

    Kişilik Kavramları :
    ü Huy (Mizaç) : Kişiliğin doğuştan gelen, genelde fizyolojik kaynaklı ve kolay kolay değişmeyen yanıdır. Örneğin, içe dönüklük, karamsarlık, sinirlilik, heyecanlılık, dışa dönüklük gibi kişilik özellikleri huyu anlatır. “Can çıkar, huy çıkmaz”, “Huylu huyundan vaz geçmez” gibi atasözleri, huyun ne denli zor değişebileceğini ifade eder.

    ü Karakter : Kişiliğin, topluma ve toplumsal değer yargılarına, toplumun da bireye verilmiş olduğu değere göre ortaya çıkan yanıdır. Özellikle de içinde yaşanılan toplumun değer yargılarından, eğitim anlayışından, sosyo-ekonomik özelliklerinden etkilenerek biçimlenir. Örneğin, dürüstlük, yalancılık, yardımseverlik, yurtseverlik, zalimlik ağırlıklı olarak karakter özellikleridir.

    ü Benlik : İnsanın, kendi kişiliğine ilişkin kanıları, kendini tanıma ve değerlendirme biçimidir. Kişiliğin iki yönü vardır. Birinci yönü, dışa yansıyan, daha çok başkaları tarafından değerlendirilen ve davranışlarına yansıması ile de ölçülebilen yandır. İnsanın bu yönü nesneldir. Kişiliğin ikinci yönü ise dışarıya pek yansımayan yani bireyin kendini tanımladığı biçimidir. İşte kişiliğin, bu öznel yönü benliktir ve benlik ölçülerek değil, yorumlanarak anlaşılabilir.

    Benliğin Bilincinin Oluşum Aşamaları

    Birinci aşama, bireysel benlik oluşumudur. Bu aşamada birey kendini merkeze koyar, bedenini tanır, eşit paylaşma ve hakka saygı göstermeyi bilmez.

    İkinci aşama, toplumsal benlik oluşumudur. Toplumsal yaşam sürecinde insan, başkalarını tanır, onlarla ilişki kurar, yaşam deneyimleri edinir, başkalarını örnek alarak kendi tutum ve davranışlarını biçimlendirir.

    Kişilik Oluşumunu Biçimlendiren Etmenler :
    ü Biyolojik Etmenler : Kişilik oluşumunun alt yapısını oluşturur. Doğuştan gelen ve kalıtımla biçimlenen bedensel özellikler, cinsiyet, içinde bulunulan yaş grubu kişiliği biçimlendirir.

    ü Çevresel Etmenler : Döllenmeden başlayarak insanı etkileyen çevresel etmenler yaşam boyu bu etkisini sürdürür. Doğumdan sonra ise çevresel etmenler etkisini sürdürür.

    ü Sosyo-kültürel Etmenler : İnsanın, toplumsal bir varlık oluşundan ölümüne dek yaşadığı toplumun, eğitim, inanç ve değerlerinden etkilenerek kişiliğinin biçimlenmesidir. Bu süreçte insan, yaşam deneyimleriyle edindiği öğrenmelerle, aldığı eğitimle kişiliğini oluşturur.

    Kişilik Kuramları : Kişiliğin oluşumu sırasında neyin daha etkili olduğu konusunda psikologlar farklı görüşler ileri sürmüşler ve böylece kişilik kuramları doğmuştur. Başlıca kişilik kuramları :
    ü Temel Eğilim Kuramları (Beden yapısına göre yapılan sınıflandırmalar) : Bu kuramı savunan psikologlar bireyin beden yapısı, beden kimyası ile kişiliği arasında ilişki kurarlar. Beden yapısının kişiliği biçimlendiren temel etken olduğunu savunan yaklaşımlara tip kuramları denir. Krestschmer insanları, üç temel beden yapısına ayırır ve bu yapılara göre farklı kişilikler oluştuğunu ileri sürer. Buna göre;

    - Piknik Tip : Kısa boylu, kısa kol ve bacaklı şişmanca kişiler “piknik tip” tir. Bu tipler manik-depresif psikoza, duygusal dalgalanmalara yatkındır.

    - Atletik Tip : Geniş omuzlu, dar kalçalı olan kişiler “atletik tip” tir. Bu tipler akıl hastalıklarına daha az yatkındır.

    - Astenik Tip : ince, uzun gövdeli, uzun kol ve bacaklı, zayıfça kişiler “astenik tip” tir. Bu tipler şizofreniye yatkındır.

    Sheldon da aynı biçimde şu üç beden yapısı tiplemesi yapar :

    - Endomorf : Endomorf tiplerin beden yapısı yuvarlak ve yumuşaktır. Bu tipler rahatı, zevki, yemek yemeyi ve toplumsal ilişkileri severler.

    - Mezomorf : Mezomorf tiplerin kas ve kemik yapıları gelişmiştir, güçlü ve adalelidirler. Bu tipler, hareketli, enerjik, atılgan ve saldırgandırlar.

    - Ektomorf : Ektomorf tipler, ince, uzun ve narin yapılıdırlar. Bu tipler de içe dönük, duygusal ve entelektüeldirler.

    ü Psikodinamik Kuramlar : Freud’un psikanaliz yaklaşımından kaynaklanan kuramlardır. Freud’a göre kişilik, id, ego, süperego arasındaki etkileşime göre gelişir. İd doyurulması gereken temel gereksinimlerin karşılanması için egoya baskı yapar. Süperego ise bilinçaltına itilen destek ve arzuların bilince çıkmasını denetler. İd ve süperegoyu dengeleyen ego, bu dengeyi sağlarken kişilik yapısına göre davranır. Freud’a göre, cinsel içerik taşıyan biyolojik kökenli dürtüler kişilik oluşumunda belirleyici rol oynar.

    ü Öğrenme Kuramları : Daha çok davranışçı psikologların geliştirdiği kuramlardır. Bu kuramın savunucuları kişiliğin bireyin toplumla etkileşimi sonucu öğrenme sürecinde biçimlendiğini ileri sürerler. Bu görüşü savunan Skinner, kişiliğin klasik ve edimsel koşullanmalarla, Bandura ise taklit ve gözlemle biçimlendiğini savunur.

    ü Varoluşçu Kuramlar : Varoluşçu felsefeden etkilenen bu kurama göre, yaşama anlam veren insanın kendisidir. Evrende bir tek insan kendi varlığını kendisi yapar. İnsan çevresinin ürünü değil, yaratıcısıdır. Kendini var eden insan hem özgür hem sorumludur.

    ü Hümanistik Kuramlar : İnsanın temelde “iyi” olduğunu savunan bu görüşler; insanların olumlu yönde güdülenerek, daha yüksek işlevlere doğru yönelerek olumlu kişiliğe ulaşacağını savunur. Umut, mizah, yaratıcılık, sevgi gibi etkenler insan kişiliğini zenginleştirirken, suçluluk duygusu, katı disiplin, düşmanlık, umutsuzluk sağlıklı bir kişiliğin gelişmesine engel olur. Bu kuram hümanistik yaklaşımın görüşlerinden etkilenmiştir.



    Kişiliğin Ölçülmesi : Çok sayıdaki etmenden etkilenerek biçimlenen kişiliği ölçmenin güç olduğu ortadadır. Bu yüzden pek çok kişilik ölçme yöntem ve teknikleri geliştirilmiştir. Başlıca kişilik ölçme yöntem ve teknikleri şunlardır :
    ü Görüşme ve Gözlem : Kişiliği ölçülen insanla çoğunlukla yüz yüze soru-yanıt biçiminde ve sözlü olarak gerçekleştirilir. Bu teknik, kişilik sorunları olan, psikolog ya da psikiyatriste başvuran insanlara uygulanabileceği gibi, işe personel alımlarında iş deneyimlerini, yatkınlığını ölçmek amacı ile de kullanılır. Ancak, kişilerin kendilerini anlatırken genelde nesnel olmaları beklenmediğinden bu ölçme tekniği, ölçmede aranılan geçerlik, güvenirlik, normlar ve standardizasyonlar açısından yetersiz kalabilir.

    ü Kişilik Anketleri : Önceden hazırlanmış soruların kişiliği ölçülen insanlara sözlü ya da yazılı olarak uygulanmasıdır. Anketler genelde kişilik envanterleri biçiminde uygulanır. Kişiliği ölçmeye yönelik çok sayıdaki kısa soru, “doğru” ya da “yanlış” biçiminde işaretlemeye dayanan bir teknikle deneğe sunulur. Anketler ve envanterler daha çok bireyin güçlü ve zayıf yanlarını saptar, akıl sağlığı ile ilgili pek çok özellik ortaya çıkarılır. Ancak, bu ölçekler, kişiyi çok yönlü değerlendirmede, yetersiz kalır.

    ü İlgi Testleri : Zeka testlerinden esinlenerek hazırlanan kişilik testleri genelde kişilerin farklı çalışma alanlarındaki ilgilerini, nelerden hoşlanıp hoşlanmadığını, neleri tercih edip etmediğini ölçmeye çalışır.

    ü Projektif (Yansıtma) Testler : Kişinin testlerdeki sorulardan etkilenmeden özgürce kendi düşünce, duyu ve davranışlarını yansıtmalarını sağlayan testlerdir. Diğer kişilik ölçme testlerinde sorular belirin olduğu için kişiliği ölçülen kişi kendini denetleyebilmekte, kendi özelliklerinden çok, herkese uygun gelebilecek yanıtları vermektedir. Projektif testler bu sakıncayı gidermek üzere geliştirilmiştir. Başlıca projektif testler şunlardır :

    - Tematik Algı Testleri (T.A.T.): Kişiliği ölçülen bireye resimler gösterilir ve resimlerle ilgili öyküler anlatması istenir. Kişi resimlerle ilgili öyküyü geliştirirken duygu, düşünce, istek ve çatışmalarını yansıtır.

    - Mürekkep Lekesi Testleri (Rorschach Testi): Kağıtlara gelişigüzel dökülen mürekkepler katlanarak kurutulur. Çıkan şekilde neler gördüğü kişiliği ölçülen kişiye sorulur ve alınan yanıtlar değerlendirilir.

    UYARI : Kişiliği ölçmek son derece zordur. Çünkü kişilik konuyu işlerken de görüldüğü gibi iç salgı bezlerinden bedensel özelliklere, cinsiyetten yaş grubuna, doğal çevreden kültürel çevreye pek çok etkenden etkilenmektedir. Bu yüzden, kişilik testlerinin tümü, bireyin kişiliğini öğrenmede bilgiler verse bile, tümüyle anlatmakta yetersiz kalır.

    Sosyal Davranış



    Tek başınızayken yaptığınız bir davranışı, her durumda, çevrenizde başka insanlar varken de yapabiliyor musunuz?

    Bireyin toplumdan etkilenerek davranışlarını değiştirmesi, toplumun bireyi etkileyerek değiştirmesi, bir uyarıcıya ortak ya da benzer tepkiler göstermesi sürecini inceleyen bilime sosyal psikoloji denir.

    Sosyal psikolojinin bir ucunda toplum, yani sosyoloji, diğer ucunda birey, yani psikoloji vardır.

    Sosyal psikolojinin ilgilendiği konunun bir yönü sosyal davranıştır.

    Sosyal davranış bireyin başka kişi ya da kişilerden etkilenerek davranışta bulunmasıdır.



    Sosyal Etki ve Uyma Davranışları



    Toplumun , bireyin davranışlarının biçimlenmesine ve değişmesine yaptığı etki sosyal etkidir. Sosyal etki genelde iki biçimde gerçekleşir.

    Birey, başka kişi ya da kişilerle yüzyüze ilişkiler içindeyken etkilenir ve davranışlarını biçimlendirir.
    Birey, başka kişi ya da kişilerin fiziksel varlığı olmaksızın onların önceden oluşturduğu duygu ve düşüncelerinden etkilenerek davranışlarını biçimlendirir.
    Sosyal etki sonucunda bireylerde gruba uyma davranışı oluşur. Bireyin düşünce ve davranışlarını, üyesi olduğu grubun düşünce ve davranışlarına göre biçimlendirmesine gruba uyma denir.

    O halde, bireylerin içinde bulundukları gruba uygun olarak konuşmaları, giyinmeleri, birer gruba uyma davranışıdır.



    Uyma Davranışını Etkileyen Etkenler



    Grup büyüklüğü : Grupta uyma davranışı gösteren birey sayısı ne kadar çoksa gruba uyma artar. Örneğin; İşportacının başında toplanan insan sayısı ne kadar çoksa çevreden geçen insanların gruba katılması o denli artar.

    Grubun söz birliği yapması : Grup, uyma davranışında anlayış birliği yapmışsa, grup üyeleri kendilerini gruba uymada daha zorunlu hisseder.

    Grupta saygın ve güvenilir kişilerin bulunması : Grubu oluşturan bireyler arasında konusunda uzman ve saygın kişiler varsa, grup güven veriyorsa uyma davranışı artar.

    Yüz yüze ilişkide bulunma : Grubu oluşturan insanlarla fiziki olarak aynı ortamda bulunmak, grup üyesinin uyma davranışını artırır.



    Gruba Uyma Biçimleri



    İkna olma : Grup, üyelerinde gruba uymayı gerçekleştirirken onları grubun kararları konusunda ikna edebilir. Örneğin, öğretmen çalışmayan bir öğrencisini çalışmanın sağlayacağı yararları anlatıp, onun çalışması konusunda ikna edebilir.



    İtaat etme (Boyun eğme) : Bireyin kendi istemediği halde başkaları istiyor diye ödül beklentisi ya da ceza korkusu ile gruba uymasıdır. Örneğin; istemediği halde öğretmenden korktuğu için ders çalışan öğrenci itaat ediyordur.



    Özdeşleşme : Bireyin özendiği, beğendiği bir kişiye öykünerek gruba uyması özdeşleşmedir. Örneğin; Öğretmenini seven, takdir eden biri sınıfta onun gibi davranıyorsa gruba uymada özdeşleme etkili olmuştur.



    Benimseme : Bireyin gruba, grubun düşünce ve davranışlarına gerçekten inandığı için uymasıdır. Örneğin; Öğrenci sınıfta kurallara uymanın doğru bir davranış olduğuna inanarak davranışlarını biçimlendirebilir.



    Grubun Birey Davranışı Üzerindeki Etkileri



    Birey gruba uyma davranışı yüzünden gruptan etkilenebildiği gibi, grup içindeyken tek başına olduğundan farklı davranışlarda bulunabilir. Grubun, birey davranışları üzerindeki etkilerinden bazıları şunlardır :



    - Sosyal Hızlandırma : İçinde yaşanılan grubun bireyin performansını artırmasıdır. Sosyal hızlandırma daha çok grup bireyleri arasında yarışmacı bir özelliğin olması durumunda gerçekleşir. Örneğin, öğrencilerin daha iyi not almak için yarıştığı gruba katılan yeni bir öğrenci ortamdan etkilenerek kendini başarılı olmaya zorlar.

    - Sosyal Ket Vurma : İçinde yaşanılan grubun bireyin performansını düşürmesidir. Bazı durumlarda diğer insanların varlığı başarıyı azaltabilir. Sosyal ket vurma daha çok tutucu gruplarda gerçekleşir. Örneğin; Başkalarının yanında kendini göstermenin ayıp sayıldığı köy gruplarında birey, var olan yetenekleri ortaya koymaktan çekinebilir.

    - Riske Girme : Bireyin grup içindeyken kendini riske atmasıdır. Riske girme bireyin yaptığı davranışlarla büyük kazançlara ulaşmanın yanında büyük kayıpları da göze almayı gerektirir. Birey grup içindeyken bunu daha çok göze alır. Çoğu kez birey tek başınayken riski göze alamaz. Örneğin; Yüksek bir tramplenden havuza atlamayı tek başınayken göze alamayan birey, çevresindeki insanların varlığından etkilenerek bu davranışı yapabilir.

    - Kimlik Belirsizliği : Bireyin tek başınayken yapamadıklarını grup içinde yapmasıdır. Örneğin; Tek başınayken korkak ve çekingen olan bir genç, mahalle arkadaşları ile birlikteyken kavgacı ve kabadayıca davranışlar gösterebilir.

    Grup Çeşitleri



    Birden fazla insanın iletişim ve etkileşimi içinde amaçlı, örgütlü ve kurallı bir biçimde bir araya gelmesi grup oluşturur. Sosyal psikoloji açısından grup çeşitleri :



    Grup içinde yer alan bireylerin iletişim ve etkileşimdeki derece biçimlerine, üyelerin gruba katkılarına, iş verimi ve sorumlulukların farklılaşmasına göre gruplar farklı biçimlerde oluşurlar.



    Başlıca grup biçimleri şunlardır :



    - Daire biçimi gruplar : Yönetici ya da önderin bulunmadığı, üyelerinin görev ve sorumluluk sınırların belirginleşmediği gruplardır. Bu tür gruplarda arkadaşlık ilişkileri güçlü, iş verimi ve başarı düşüktür. Grup üyeleri arasında dayanışma güçlü, ortak davranış kalıpları etkilidir.

    - Zincir biçimi gruplar : Grup üyeleri arasında teke tek ilişkiler vardır grubun bütününün iletişimi yoktur.

    - Y biçimi gruplar : Bir önder ya da yönetici ile iletişim içinde bulunan ve iki, üç kişilik alt gruplardan oluşan gruptur.

    - Tekerlek biçimi gruplar : Doğrudan ya da dolaylı olarak merkezdeki bir önder ya da yöneticiye bağlı olan gruplardır. Bu tür gruplarda önder üyelerin görev ve sorumluluk alanlarının sınırlarını belirler. Grubun başarısı ve verimi yöneticinin grupla kurduğu iletişim dercesine bağlıdır.

    Liderlik



    İçinde bulunduğu grup ya da toplumu, tutum, davranış ve düşünceleri ile etkileyip yönlendiren kişi lider (önder) dir.



    Otokratik (yetkeci) liderlik : Geleneksel bağların güçlü olduğu grup ya da toplumlarda görülen otokratik liderler tüm yetki ve gücü ellerinde tutmak isterler. Grup üyeleri ile ilişkileri sınırlı, astüst ilişkisi önemlidir. Liderin kararları gruba yukardan aşağı uygulanır, disiplin önemlidir, lider eleştirilere kapalıdır.



    Demokratik liderlik : Demokratik grup ya da toplumlarda yetişen demokratik liderler gücünü gruptan alır ve grubun desteği ile etkinliğini sürdürür. Grup üyelerinin lidere karşı güveni ve saygısı vardır. Lider kişisel olarak grup üyelerine anlayışlı ve hoşgörülüdür. Grup kararları grup üyeleri ile tartışılarak birlikte alınır.



    Tutumlar ve Sosyal Davranış



    Kişi, nesne ya da durumla ilgili olarak düzenli ve sürekli olan inanç ve duygulara tutum denir. Önyargı ise, bireyin bir konuda yeterli kanıtı olmaksızın ve karşıt görüşleri destekleyen durumların olmasına karşın, değişmeyen tutumlarıdır.

    - Tutumlar ve önyargılar olumlu da olabilir, olumsuz da.

    - Tutumların ve ön yargıların oluşmasında bireyin içinde yaşadığı grubun özellikleri önemli rol oynar.

    - Tutumlar zamanla değişebilir. Önyargıların değişmesi daha zor olur. Bireyin zaman zaman da tutumuyla davranışı arasında çelişki olabilir.

    Sosyal Algı



    Bireyin içinde yaşadığı toplumun etkisi ile kişi, nesne ya da durumları algılayıp tutumlar oluşturmasına sosyal algı denir. Örneğin, bir genç sempati duyduğu siyasal parti ile ilgili tutumunu ailesinin etkisiyle oluşturabilir.

    Sosyal algı, algı dayanağına göre biçimlenir. Bir inanç, düşünce ve eylemi biçimlendirip bunu denetleyen etkenler algı dayanağıdır.



    Gençlik Dönemi ve Kimlik Oluşumu



    Gençlik Dönemi



    İnsanların çocukluk döneminden çıkıp yetişkinlik dönemine geçişine kadar ki dönemi gençlik dönemidir. Dünya standartları, genelde, bunu 12 – 24 yaş arası kabul eder.

    Gençlik dönemi, insanın yetişkinlik dönemindeki özelliklerini biçimlendiren temel belirleyicidir. Bu dönemde genç, bir yandan bedensel gelişme ve değişme yaşarken öte yandan buna bağlı olarak ruhsal ve toplumsal gelişme ve değişme yaşar.



    Kimlik Oluşumu



    Toplumsal bir varlık olan insanın kendine özgü özelliklerinin toplamı bireyin kimliğidir. Kimlik, bireyin kendisi olmalıdır. Kimlik oluşumu, bireyin yaşamı boyunca biçimlenen bir süreçtir. Ancak, kimlik oluşumunda gençlik dönemi önemli bir yere sahiptir.



    Kimlik Oluşumu İle İlgili Sorunlar



    Kimlik Bunalımı : Bireyin özellikle ergenlik döneminde kendi kimliğini oluşturmak için verdiği mücadeledir.



    Kimlik Kargaşası : Kimlik bunalımının uzun sürmesi sonucu gencin düşünce, duygu, davranış ve tutumlarında kendine özgü bir yol çizememesidir. Ne olacağını, kim olduğunu, nelere inanması gerektiğini belirlemeyen genç kimlik kargaşası yaşar.



    Kimlik ve Ruh Sağlığı : Kimlik kargaşası yaşayan gencin bunu çözememesi sonucu ruh sağlığı bozulur. Kendini değersiz hisseder, irade güçsüzlüğü görülür, yaşam anlamını yitirir, sıkıcılaşır, hatta intihar eğilimleri ortaya çıkar.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş