Birinci İnönü Savaşı ve Zaferi (Uzun Anlatım)

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 11. Sınıf' bölümünde Moderatör Gizem tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Gizem

    Moderatör Gizem Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    22 Eylül 2012
    Mesajlar:
    637
    Beğenileri:
    356
    Ödül Puanları:
    63

    Birinci İnönü Savaşı ve Zaferi (06–11 Ocak 1921)

    Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilaf Devletleri Türklere çok ağır şartlar içeren bir antlaşma imzalattılar. Birinci Dünya Savaşı sırasında Çanakkale’yi geçemeyen galipler, savaştan sonra silah kullanmadan Anadolu’yu işgale başladılar.

    İşte böyle bir zamanda “Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir... Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi, mutlak o milletin hürriyet ve istiklaline sahip olması ile mümkündür. Ben yaşayabilmek için müstakil bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple Millî istiklal bence bir hayat meselesidir.” diyen Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde başlatılan Türk İstiklal Savaşı tüm dünyaya Türk milletinin haysiyetiyle ve şerefiyle yaşamak istediğini göstermişti. Bu süreçte atılan önemli adımlardan birisi de düzenli ordunun kurulmasından sonra kazanılan Birinci İnönü Zaferi’dir.

    Birinci İnönü Muharebesi’nden önce; Anadolu’daki Millî Kuvvetlere karşı harekete geçmek için uygun fırsat kollayan Yunanlılar, Çerkez Ethem Ayaklanması’nın da yarattığı bunalımdan yararlanmak istiyorlardı. Bu sırada yeni kurulmuş olan düzenli ordunun daha fazla güçlenmesine fırsat vermeden, Sevr Antlaşması’nı zorla kabul ettirmek ve bu anlaşmadan paylarına düşeni bir an önce elde etmeyi hedeflemişlerdi. Yunanlılar ayrıca müttefiklerine Venizelos’un iktidardan düşmesinin Anadolu’daki saldırgan politikalarını etkilemeyeceğini de göstermek istiyorlardı.

    Henüz kuruluş aşamasında olan Türk Ordusu’nun Yunanlılara karşı önceden hazırlanmış bir harekât planı yoktu. Bu durumda tek çare, Batı Anadolu’da düzenli ordu kuruluncaya kadar Yunanlılara karşı stratejik savunmada kalmaktı. Ayrıca yer yer baş gösteren iç ayaklanmalar da bunu zorunlu kılmaktaydı.

    6 Ocak 1921 günü Bursa’dan Eskişehir yönüne, Uşak’tan Afyon yönüne iki kol hâlinde ileri harekâta başlayan Yunanlılar, 9 Ocakta İnönü mevzilerine kadar geldiler. 9 Ocak 1921 günü mevzii ilerisindeki Türk emniyet kuvvetleriyle Yunan öncü kuvvetleri arasındaki muharebeler karanlık basıncaya kadar bütün şiddetiyle devam etti.

    Yunan kuvvetleri 10 Ocak 1921 günü saat 06.30’da Adalar Tümeni ile Kovalca-Akpınar,İzmir Tümeni ile de Yeniköy-Teke-Hayriye savunma hattına taarruza başladı. Bir kısım kuvvetleriyle de Söğüt-Gündüzbey doğrultusunda ilerliyordu.

    Havanın çok sisli olmasından faydalanan Yunan birlikleri, özellikle demir yolu güneyindeki 11’inci Tümen bölgesinde hızla ilerleyerek İntikam Tepe’yi ele geçirdi. Buradaki muharebeler saat 14.00’e kadar devam etti.

    10 Ocak 1921 günü saat 16.00’da Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın teklifi ve Fevzi Paşa’nın emriyle Türk birlikleri Beşkardeşdağı-Zemzemiye-Oklubalı hattına alındılar. Cephe karargâhı da Çukurhisar’a taşındı. Aynı saatlerde 4’üncü Tümenin 132’nci Alayı Çukurhisar İstasyonu’na indirilmişti. Bu saatlerde durum gerçekten endişe vericiydi. Özellikle halk, zafer haberleri beklerken iki günden beri süregelen muharebelerde sahra ve ağır topların gürültüleri, Eskişehir’de heyecanla izleniyordu. Akşam karanlığı ile beraber cephedeki muharebe faaliyeti durmuş ve top sesleri kesilmişti.

    Yunan birlikleri Akpınar-Kovalca hattını işgal ettikten sonra taarruzlarını durdurarak bu hatta kaldılar. Cephenin 61’inci Tümenle takviye edilmeye başlanması Türklerin ne pahasına olursa olsun savunmaya devam edeceklerini göstermişti. Bu durum karşısında Yunan kuvvetleri, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra yapılacak taarruzlardan bir netice alamayacakları düşüncesine kapıldılar. Yunanlılar muharebe meydanında Türk Ordusu karşısında tutunamayacaklarını anlayınca 11 Ocak 1921 sabahı İnönü mevzilerinden çekilmek zorunda kalmışlardır.

    Birinci İnönü Muharebesi’ndeki başarı kesin zaferin bir başlangıcını teşkil etmektedir. Bu zaferin önemini Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK şöyle ifade etmiştir:

    “Yeni Türkiye Devleti’nin küçük, fakat millî ülkülü genç ordusu, en dar bir hesapla üç kat üstün düşmanı İnönü Meydan Muharebesi’nde mağlup etti. Strateji sanatının en nazik icabatını isabetle uyguladı. İç hatların kullanılmasında harp tarihine parlak bir misal yazdı...

    ... Birinci İnönü Meydan Muharebesi’ni kazanan Türk Ordusu’nun bütün mensupları, dünya tarihinde unutulmaz şanlı bir menkıbe sahibi olarak ebediyyen yaşayacaklardır.

    Bu münasebetle Türk Ordusu gazilerini hürmet ve minnetle yad ederim. Ve şehitlerimizin aziz ruhlarına takdisatımı takdim eylerim.”

    Birinci İnönü Muharebesi’nin önemli askerî ve siyasi sonuçları olmuştur. Düzenli ordunun ilk zaferi olduğundan Kuvay-ı Milliye’den düzenli orduya geçiş süreci hızlanmış, halkın yeni kurulan Orduya güveni artmıştır. 20 Ocak 1921 tarihinde Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edilmiş, egemenlik kayıtsız şartsız millete, geçmiş, yürütme ve yasama yetkisi TBMM’ye verilmiştir. Böylece padişahlık makamının kaldırılmasına uzanan süreç başlatılmıştır.

    Milli Hükümet’in bu başarısı bütün dünyanın dikkatini çekmiş, Müttefikler, 26 Ocak 1921 tarihinde Osmanlı Devleti’nin Londra’ya bir heyet göndermesini ve bu toplantıya Ankara Hükümet’inden de temsilci bulundurulmasını istemek zorunda kalmışlardır.

    İtilaf Devletleri’nden Fransa ve İtalya, savaş sonrası Millî Hükümet’e karşı yakınlaşma göstererek, Türk Kurtuluş Hareketi’ne karşı daha anlayışlı bir tutum içine girmişlerdir.

    Savaş öncesi gergin olan Türk-Sovyet ilişkileri, Birinci İnönü Muharebesi’nde kazanılan başarıdan sonra yumuşama göstermiş, bunun sonucu olarak Sovyetler Birliği, Türkiye üzerindeki siyasetini baştan gözden geçirmek ihtiyacını duymuştur.

    6 Ocak 1921’den 11 Ocak 1921’e kadar süren bu muharebede Türk Ordusundan; 4 subay, 117 er şehit; 12 subay, 85 er yaralı; 5 subay 29 er esir olmak üzere toplam 252 kişi kayıp verilmiştir.

    Sonuç olarak; Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin kurduğu düzenli ordu ile kazandığı bu ilk zafer, onun içte ve dışta tanınmasını sağlayıp, saygınlığını artırmıştır. Daha sonra kazanılacak zaferlerin de bir başlangıcı olmuştur. Çerkez Ethem İsyanı’na da son veren bu başarı sayesinde, Türk milletinin kendine ve Ordusuna olan güveni büsbütün artmış, Türk ulusunun varlığı ve savaş gücü yeniden kanıtlanmıştır. Yunanlılar ne kuvvetlerimizi yok edebilmişler ne de Eskişehir’i zapt edebilmişlerdir. Bu muharebe Yunan Ordusu’nun maneviyatını sarsıntıya uğratmıştır.

    Kaynakça:

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    Son düzenleyen: Moderatör: 12 Ocak 2014
    Moderatör Barış bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş