Birkaç kimya sorusu...

Konu 'Kimya 9. Sınıf' bölümünde -Yağmur- tarafından paylaşıldı.

  1. -Yağmur-

    -Yağmur- Üye

    Katılım:
    1 Kasım 2009
    Mesajlar:
    103
    Beğenileri:
    39
    Ödül Puanları:
    0

    Aşağıdaki sorular için bana acil yardımcı olabilir misiz ? :cold: :cry: Çok İhtiyacım var ! Lütfen !

    1) eski çağ insanları barınma ihtyacının gidermek için hangi malzemeleri kullanırlardı ?


    2) eski çağ insanları yaptığı kapların daha dayanıklı olabilmesi için ne yaparlardı ?


    3) eski çağ insanlarının kullandığı madenlerin başında ''demir,bakır,kalayın''gelmesinin nedeni nedir ?


    4) insanoğlu bulduğu bazı malzemeleri saf olarak kullanmak yerine neden diğer maddelerle karıştırarak kullanmışlardır ?


    5) altın,tuz ve cıva ilk çağlardan beri çok öenmli olmuştur, bunun nedeni nedir ?


    6) tuz sadece tatlandırma için mi kullanılır ?
  2. KaraKedi

    KaraKedi Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2009
    Mesajlar:
    82
    Beğenileri:
    101
    Ödül Puanları:
    0
    6). Başka amaçlarda da kullanılır
    TuZuN fAyDaLaRı
    *Balığı temizleyip tuzlayın hava almayacak şekilde naylon torba veya alüminyum kağıda sarıp buzdolabında saklayın,böylece taze kalsın,
    *Baklagillerin sertleşmemesi için ocaktan indirmenize yakın tuzunu atın,
    *Soğan kavururken renginin canlı olması için tuz serpin,
    *Tuz fazla kaçarsa,tencere birkaç çiğ patates atın,
    *Tavuğun iyice kızarması için pişmeden kısa bir süre önce tuzlu su sürerek fırına verin,
    *Unlu tatlılara az tuz konursa lezzetli olur,
    *Kızartmalarda sıçramaması için yağına tuz veya bayat ekmek kabuğu koyun,

    *Muhallebinizin lezzetli olması için pişmesine yakın bir tutam tuz atın daha lezzetli olacaktır,
    *Patlıcan pişirmeden önce tuzlu suda bekletin sonra soğuk sütten geçirip kurulayın,daha lezzetli olacaktır,kızartırken bira sirke katarsan yağ çekmez,
    *Sebzeleri tuzlu suda yıkayın daha etkili ve çabuk temizler,
    *Sütlaca pirinç ve şeker biraz kaynadıktan sonra bir çimdik tuz atın tadı çok güzel olur,

    5). Altın Niçin Değerlidir ?
    İlkel insanın altına ilgi duymasının en önemli nedenlerinden biri, belki de birincisi altının katışıksız, başka şeylerle karışık olmaksızın bulunmasıydı. Parlak, kendine has sarı rengi ve ışık ışık göz alması da ilkel insani çekmiş,süs eşyaları yapmak için ona sahip olmak istemişti.

    Çok kolay işlenebilen bir maden olmasının anlaşılmasıyla, altına verilen değer daha artmıştır. Külçe halindeki altın kolayca çekiçlenebilir. İnce yapraklar,çubuklar,hatta teller haline getirilmesi mümkündür. Kırılmaksızın eğilip bükülecek kadar yumuşaktır. Bu niteliklerinden ve özelliklerinden yararlanan ilkel insan,altına dilediği biçimi verebilmiştir. Daha çok eski zamanlardan beri saç tokası diye kullanılması, sonradan "taç" fikrinin doğmasına kaynak olmuştur.

    Topraktan kolaylıkla sağlanabilen altının miktarı sınırlıdır. Bu nedenle, yeteri kadar altını olmayan insanlar altın karşılığında başka şeyler vermek çaresini bulmuşlardı.Böylece, altın değiş-tokuş (mübadele) niteliği taşıyan ticaret ilişkilerinde geçerli ve yüksek bir değer olmuş,çok altına sahip kimseler zengin sayılmıştır. Bir sürüdeki hayvan sayısı ne kadar çok olursa olsun, salgın hastalık onları kırabilir.Sınırsız tarlaları olan çiftçi,kuraklık yüzünden hiç ekin almayabilir. Ürünün fazlalığı, değerinin düşmesine yol açar. Oysa altın için bu tehlikelerden hiçbiri söz konusu değildir. Altın, şimdi olduğu kadar gelecek için,de geçerli, güvenilir, sağlam bir değerdir. Başka şeyleri değerlendirmek için ölçü olması da bu esasa dayanır.

    Bulunuşundan nice yıl sonra para halinde dökülmesi,altına verilen değerin zamanla büsbütün arttığının belirtisidir.Altın paranın değeri, onun ağırlığına ve katışıksızlığına bağlıdır. Başka türlü söylemek gerekirse,ağırlığı ne kadar fazlaysa, kullanılan altın ne kadar safsa,altın paranın değeri o ölçüde fazla olur.

    Daha sonraki yıllarda,bankacılar altını kasalarında saklamış ve bunun karşılığında alındılar (makbuzlar)vermişlerdi. Bu uygulama, hükümetlerin para sistemine temel olmuştur. Halen paranın değerinin altına göre ölçülmesi de bunun sonucudur.

    5). Civa Niçin Önemlidir ?
    Oda sicakliginda sivi halde bulunan tek metal olan civa, sembolu olan ‘Hg’ yi eski zamanlarda ona verilen latince ‘sivi gumus’ anlama gelen ‘hydragyrum’ kelimesinden almistir. Ingilizce ismi olan ‘mercury’ ise merkur gezegeninden gelmektedir.
    Genel olarak termometre, barometre ve difuzyon pompalarinda kullanilir.

    Sivi halde olmasi, yogunlugunun fazla olmasi ve gumus rengi sayesinde oynanmasi en zevkli element olmayi basarmistir. Civa buharinin zehirli oldugu bilinmesine ragmen, kirilan termometrelere uzulmek yerine hafif korkuyla karisik heyecanla yaklasmayan yoktur sanirim. Her ne kadar termometrenin icindeki civa miktarinin insani zehirlemesi zor olsa da, civayi yalniz basina birakmakta yarar var.

    Civanin elementel halinden daha cok korkmamiz gereken metilcivadir. 1950 yillardan baslayarak metilciva yuzunden Japonya’nin Minamata bolgesinde yuzlerce kisinin olmesi ve bir o kadarinin sakat kalmasindan sonra civadan daha da korkulur oldu. Hikaye kisaca soyledir; o bolgede bulunan bir fabrika civa iceren atiklarini hemen yanindaki gole birakir.

    Bizim gibi civayi cok sevmis olacaklar ki, baliklar bu civayi alir ve metalcivaya cevirirler. Metilciva baliklar icin zararsiz olmasina ragmen ayni durum o yorenin baliklarini yiyen halk icin gecerli degildir. Bir de bu yorenin en onemli gecim kaynaginin balikcilik oldugunu dusunurseniz durumun vehameti ortada. Baliklari sevmedigimden degil ama bu konuda size son bir kotu haber daha vermek istiyorum. Degisik yollarla vucudumuza giren civanin yuzde doksani baliklardan gelir.

    Diğerlerini Bulamadım Canım Kolay Gelsin.. :)
    -Yağmur- bunu beğendi.
  3. metin2tr

    metin2tr Üye

    Katılım:
    14 Nisan 2009
    Mesajlar:
    201
    Beğenileri:
    188
    Ödül Puanları:
    0
    3. soruda demir

    Demirin ilk kullanımına dair işaretler, mızrak uçları, bıçak ve süs eşyası şeklinde olup Sümerlere ve eski Mısırlılara kadar (yaklaşık M.Ö. 4000 yılları) dayanmaktadır.

    M.Ö. 3500 ile M.Ö. 2000 yılları arasında, Mezopotamya, Anadolu, ve Mısır civarında ergitilmiş demirden yapılmış objeler daha çok görülmeye başlanır. Bu objelerin içeriğinde nikele rastlanmaması da meteor taşlarından yapılmadıklarının bir göstergesidir. Ancak bunların kullanımlarının daha çok törensel olması, demirin o çağlarda altından bile daha pahalı olmasından dolayıdır. Örneğin İlyada'da savaş silahları bronzdan yapılmasına karşın demir ingotlar ticarette kullanılmaktadır. Bazı kaynaklara göre o çağlarda demir, bakır'ın saflaştırılması sırasında bir yan ürün olarak ('sünger demir') ortaya çıkmakta ve devrin metalurji bilgisi, demiri yeni baştan üretmeye

    M.Ö. 1600 ile M.Ö. 1200 yıllarına gelindiğinde demirin Orta Doğu'da giderek artan bir şekilde kullanıldığı görülür, fakat gene de bronzun yerini alamaz.

    M.Ö. 1200 ile M.Ö. 1000 yıllarında Orta Doğu'da, araç-gereç ve silah yapımında bronzdan demire hızlı bir geçiş yaşanmasının ardında demir işleme teknolojisinde kaydedilen bir gelişme değil, bronz yapımında kullanılan kalayın arzında yaşanan kesinti yatmaktadır. Dünyanın değişik yörelerinde değişik zamanlarda yaşanan bu geçiş süreci, yeni bir çağın, 'Demir Çağı'nın başlangıcının işareti olmuştur.


    Demirin simyacılarca kullanılan simgesi.Bu simge, demirin, silahların metali olduğunu, savaş tanrısı Mars'ı işaret etmekteydi.

    Bronzdan demire geçiş süreci sırasında gerçekleşen bir başka keşif de karbürizasyon olmuştur. Karbürizasyonun kelime anlamı demire karbon ilavesi prosesidir. Demir, sünger demir şeklinde kazanılmış ve tekrarlı bir şekilde katlanarak dövülmek suretiyle içerdiği curufun kütleyi terketmesi ve karbonun oksitlenmesi sağlanmıştır. Ancak dövülmüş dökme demirin çok az karbon içermesi nedeniyle su verme ile sertleştirilmesi pek kolay olmamaktaydı. Orta Doğu insanları, dökme demiri, odun kömürü üzerinde uzun süre ısıtıp daha sonra su veya yağda su vererek çok daha sert bir ürün elde etmeyi başarmışlardır. Elde edilen ürün, çeliğin yüzeyine sahipti ve yavaş yavaş yerini almaya başlayacağı bronzdan çok daha sert ve daha az kırılgandı.

    Çin'de Zhou hanedanının son yıllarına doğru (M.Ö. 550), oldukça gelişmiş ocak teknolojisi nedeniyle yeni bir demir üretim yöntemi ortaya çıktı. 1300 K sıcaklıkları aşan yüksek fırın yapabilmeleri, Çinlilerin dökme demir (veya pik demir) üretmelerini sağladı.

    Hindistan'da demirin kullanılışı M.Ö. 250 yıllarına kadar geri gider. Delhi'de Kutup kompleksindeki ünlü demir direk, saf demirden (%98) yapılmış olup bugüne kadar bozulmadan gelebilmiş ve paslanmamıştır.

    Demir, karbonla birlikte 1420–1470K sıcaklığa kadar ısıtıldığında oluşan sıvı ergiyik %96,5 demir ve %3,5 karbon içeren bir alaşımdır. Bu ürün ince detaylı şekiller halinde dökülebilirse de, içerdiği karbonun çoğunu uzaklaştırmak amacıyla dekarbürize edilmediği sürece, işlenebilmek için fazlasıyla kırılgandır.


    İsveç demir çağından kalma bir balta. Gotland'da (İsveç) bulunmuştur.Avrupa'da dökme demirin gelişimi, ergitme ünitelerinde 1000K nin üzerine çıkılamadığı için epeyce geç olmuştur. Batı Avrupa'da, orta çağın büyük bir kısmında demir, sünger demirin dövülerek dökme demire dönüştürülmesiyle elde edilmiştir. Dökme demirin Avrupa'da ilk ortaya çıkışı İsveç'in Lapphyttan ve Vinarhyttan bölgelerinde 1150 ve 1350 yıllarında olmuştur. Bu gelişimin Moğollar tarafından Rusya üzerinden bu bölgelere getirildiği şeklindeki hipotezler doğrulanmamıştır. 14. yüzyılın sonlarına doğru, top güllelerine olan talep artışıyla birlikte dökme demir pazarı oluşmaya başlamıştır.

    İlk demir izabe (ergitme) işlemlerinde, hem ısı kaynağı hem de redükleme aracı olarak odun kömürü kullanılmıştır. 18. yüzyıl İngiltere'sinde ağaç kaynaklarının azalmasıyla birlikte alternatif olarak kok kömürü kullanılmış ve Abraham Darby'nin bu buluşu endüstri devrimi için gerekli olan enerji kaynağını ortaya çıkarmıştır.
    -Yağmur- bunu beğendi.
  4. -Yağmur-

    -Yağmur- Üye

    Katılım:
    1 Kasım 2009
    Mesajlar:
    103
    Beğenileri:
    39
    Ödül Puanları:
    0
    burda demirin öneminden söz etmiş, ama sanırım, 3.sorunun cevabını tam içermiyor :S acaba neden insanoğlu ilk olarak o maddeleri kullanmaya başlamıştır ? Acaba doğada saf halde bulunduklarından veya kolay işlenebildiklerinden olabilir mi ki ? :S
  5. etütodası.biz

    etütodası.biz Üye

    Katılım:
    16 Ekim 2009
    Mesajlar:
    182
    Beğenileri:
    301
    Ödül Puanları:
    0
    Doğada en çok bulunan maddeler olduğu için olabilir.
    -Yağmur- bunu beğendi.
  6. metin2tr

    metin2tr Üye

    Katılım:
    14 Nisan 2009
    Mesajlar:
    201
    Beğenileri:
    188
    Ödül Puanları:
    0
    Evet aynen çünkü o sıralardadiğer maddeler daha keşfedilmemiştibelki debu yüzdendir sana katılıyorum etütodası.biz
    -Yağmur- bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş