Bitkilerde Dokular,Taşıma ve Beslenme Yardım

Konu 'Biyoloji 11. Sınıf' bölümünde z=x+iy tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. z=x+iy

    z=x+iy Üye

    Katılım:
    27 Ekim 2010
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    Arkadaşlar sınavım yaklaşıyor ve hala ders kitapları yok.Bu konuları içeren bir konu anlatımı bulabilir misiniz? Şimdiden teşekkürler...
  2. sdnr93

    sdnr93 Üye

    Katılım:
    20 Ekim 2010
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    0

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    burada var ama eski müfredata göre anlatılmış yinede yardımcı olur belki...

    bu da konu anlatımı;

    BİTKİLERİN YAPISI ve FİZYOLOJİSİ

    I. BİTKİSEL DOKULAR

    Yüksek yapılı bitkilerdeki dokular; sürgen (meristem) doku ve değişmez doku olmak üzere iki grupta incelenir.
    A. SÜRGEN (MERİSTEM) DOKULAR

    Meristem dokunun kökeni embriyodur.

    Özellikleri :

    Devamlı bölünme yeteneğine sahip hücrelerden oluşur.
    Gelişme ve farklılaşmayı sağlarlar.
    Bitkide enine kalınlaşma ve boyuna uzamayı sağlarlar.
    Hücreleri; canlı, küçük, ince çeperli, bol sitoplazmalı, büyük çekirdekli ve çok küçük kofulludur.
    Hücreler arası boşluklar yoktur. Meristem hücrelerinde mitoz bölünme hızlıdır ve aynı zamanda hormon üretirler.
    1. Birincil (Primer) Meristem

    Bitkiyi meydana getiren ve bitkinin ömrü boyunca bölünme özelliğini kaybetmeyen meristeme denir. Primer meristem, yüksek yapılı bitkilerde kök, gövde ve dallarda yoğunlaşmıştır. Kök ve gövde uçlarındaki bu bölgelere büyüme noktaları denir.



    Şekil : Kök ve Gövde Ucunda Meristem


    2. İkincil (Sekonder) Meristem

    Değişmez doku hücrelerinin, hormonların da etkisiyle sonradan bölünme özelliği kazanmasıyla meydana gelen dokudur. İkincil meristeme örnek olarak, kök ve gövdenin enine büyümesini sağlayan kambiyum ile mantar meristemi (fellojen) verilebilir.

    Büyüme noktalarında (uç meristemler) bulunan meristemler kökte kaliptra ile gövdede ise tomurcuk pullarıyla korunmaktadır.

    B. DEĞİŞMEZ (BÖLÜNMEZ) DOKULAR

    Birincil (primer) ve ikincil (sekonder) meristem dokular, özelliklerini kaybederek veya farklılaşarak bölünmez (değişmez) dokuları meydana getirirler.

    1. Parankima (Temel Doku)

    Bitkilerde diğer doku ve organların arasını doldurur. Dokuyu meydana getiren hücreler canlı, ince zarlı, bol sitoplazmalıdır. Kofulları küçük ve az sayıdadır.

    a. Özümleme Parankiması : Yeşil bitkilerin yapraklarında, genç gövde ve dallarında bulunur. Sitoplazmalarında çok sayıda kloroplast vardır ve organik besin sentezi yaparlar.

    b. Havalandırma Parankiması : Oksijen oranının az olduğu ortamlarda yetişen bitkilerin kök ve gövdelerinde bulunur. Hücrelerinin arasında biriken havayı solunumlarında kullanırlar. Bataklık ve su bitkilerinde hava alma ihtiyacını karşılarlar.

    c. İletim Parankiması : Özümleme parankimasıyla iletim demetleri arasında bulunur. Bu iki doku arasında besin maddesi taşınmasında görevlidirler.

    d. Depo Parankiması : Bitkilerin kök, gövde, tohum ve meyvelerinda bulunur. Örnek : Kaktüste su, cevizde yağ, pancarda şeker, buğdayda nişasta depo eder.

    2. Koruyucu Dokular

    Bu dokunun hücreleri aralıksız dizilmiş ve klorofilsizdir. Koruyucu dokular epidermis ve periderm olmak üzere ikiye ayrılır.

    a. Epidermis : Bitkinin genç bölgelerinin ve yapraklarının üzerini örten çoğunlukla tek tabakalı bir dokudur.

    b. Periderm : Bitki yaşlandıkça epidermis iç ve dış etkilerle parçalanır. Bunun yerini periderm denilen mantar doku alır.

    3. İletim Dokusu

    Bitkilerde maddelerin taşınmasını gerçekleştiren dokudur. İletim dokusu, yapısı ve görevi bakımından ksilem (odun borusu) ve floem (soymuk borusu) olmak üzere iki kısımdan meydana gelir.

    a. Odun (Ksilem) Demeti

    Dört ayrı hücre çeşidinden oluşur. Bunlar trake, trakeit, ksilem parankiması ve ksilem sklerenkimasıdır. Ksilem (odun borusu) hücreleri ölüdür. Madde taşınması köklerden yapraklara doğru tek yönlüdür.



    Şekil : Odun Borularının Oluşumu ve Yapısı


    Su ve suda çözünmüş inorganik maddelerin taşınmasını gerçekleştirir. Madde taşınması hızlıdır. Trake ve trakeit hücrelerinden meydana gelir. Bitkinin odun kısmını meydana getirir.

    b. Soymuk (Floem) Demeti

    Hücreleri canlıdır. Buradaki hücrelerden kalburlu borular çekirdeksizdir. Fotosentez ürünlerinin yapraklardan diğer kısımlara ve köklerde sentezlenen amino asit gibi organik maddelerin yapraklara taşınmasını gerçekleştirir. İki yönlü madde taşınması görülür. Madde taşınması yavaştır.

    Kalburlu borular, arkadaş hücreleri, floem parankiması ve floem sklerenkiması hücrelerinden meydana gelir. Bitkinin kabuk bölgesinde daha çoktur.



    Şekil : Soymuk Borularının Oluşumu ve Yapısı

    4. Destek Doku

    Bitkilerin şeklinin korunmasını ve dış etkilere karşı dayanıklılık sağlar. Otsu bitkiler ile odunsu bitkilerin büyümekte olan genç kısımlarında diklik ve sertlik destek dokuyla değil turgor basıncı ile sağlanır.

    a. Pek Doku (Kollenkima) : Hücreleri canlıdır. Büyümekte olan genç bitkilerde, yapraklarda, çiçeklerde ve meyve saplarında bulunur.

    b. Sert Doku (Sklerenkima): Hücreleri ölü olup çeperleri lignin ve selüloz birikmesiyle kalınlaşmıştır. Sitoplazmaları ve çekirdekleri yoktur. Sklerenkima lifleri ve taş hücreleri olmak üzere iki çeşidi vardır. Kalın çeperli sklerenkima lifleri çok sağlamdır, aynı kalınlıktaki çelik teller kadar yük kaldırabilirler. Taş hücrelerinin sklerenkima liflerinden farkı boylarının uzun olmaması ve yaklaşık olarak boylarının enlerine eşit olmasıdır. Bu hücrelere bitkinin kabuğunda, meyve ve tohumlarında çok sık rastlanır. Armut ve ayvanın meyvelerindeki sert hücreler taş hücreleridir.

    5. Salgı Dokusu

    Salgı dokusunun hücreleri; bol sitoplazmalı, iri çekirdeklidir ve devamlı canlı kalırlar.

    Salgı maddelerinin bitkilere çok önemli faydaları vardır.

    Reçine ve tanen gibi maddeler bitkiyi parazitlerden çürümekten ve sıcaklıktan korur.
    Isırgandaki yakıcı tüyler korunmayı sağlar.
    Böçekçil bitkilerde salgılanan sindirim öz suyu sindirime yardımcı olur.
    II. BİTKİLERDE TAŞIMA SİSTEMİ

    Tek hücreli bitkilerde özel bir taşıma sistemi bulunmaz. Gerekli maddelerin taşınmasını hücre zarlarıyla yaparlar.

    Çok hücreli su yosunları, ciğer otları ve kara yosunlarında da herhangi bir taşıma sistemi yoktur. Bütün vücut yüzeyleriyle madde değişimini sağladıklarından ve küçük vücutlu olduklarından böyle bir sisteme ihtiyaç yoktur. Gerekli taşıma işlemi hücreler arasında difüzyon ve aktif taşıma ile yapılabilmektedir. Bundan dolayı bunlara “damarsız bitkiler” denir.

    Yüksek yapılı bitkilerde bunu sağlayan yaprak, kök ve iletim demetleri bulunur. Ayrıca bunların yanında taşıma işini doğrudan yada dolaylı olarak etkileyen yapılar da vardır.

    A. TAŞIMAYI ETKİLEYEN YAPILAR

    1. Yaprak

    Bir yaprağın kesitinde şu kısımlar bulunur.

    a. Epidermis : Yaprağın alt ve üst yüzeyi epidermis hücreleriyle örtülüdür. Bu hücreler, çoğunlukla tek tabakalıdır. Kloroplast ihtiva etmediklerinden fotosentez yapamazlar ve renksizdirler. Hücreler arasında boşluk yoktur. Yüzeyleri salgıladıkları mumsu kütikula tabakasıyla örtülüdür.

    Epidermis hücrelerinin yüzeyini kaplayan kütikula tabakası şu faydaları sağlar. Bitkinin su kaybını önler. Su içinde ve su kenarlarında yaşayan bitkilerde ince, kurak bölge bitkilerinde kalındır. Yaprağın alt tabakalarına ışığın geçmesini engellemez.



    Şekil : Bir Yapraktaki Tabakalar ve Madde Alış Verişi


    b. Mezofil tabakası: Yaprakta iki epidermis arasında kalan çok hücreli tabakaya denir.

    Mezofil tabakası, Kloroplastlı parankima hücrelerinden meydana gelir. Yaprağın fotosentez yapan dokusudur.

    Bu tabakada palizat ve sünger parankiması olarak adlandırılan iki tip parankima hücresi bulunur. İletim demetlerinin devamı olan yaprak damarları mezofil tabakasında bulunur.

    2. Stoma (Gözenek)

    Fotosentez ve solunum gazlarının alınıp verilmesiyle, su buharı atılmasında görevlidirler. Epidermis hücrelerinin farklılaşması sonucu meydana gelirler.



    Şekil : Stomaların Açık ve Kapalı Durumları


    Bu yapılar, herbiri kloroplastlı iki stoma (= kapatma) hücresinden oluşur. Stoma hücreleri fasulye tanesi şeklinde olup aralarında stoma açıklığı bulunur.

    Stoma hücrelerinin stoma açıklığına bakan çeperleri diğer çeperlerine göre daha kalındır. Mezofil tabakasının stoma bölgesine bakan kısımlarında solunum boşluğu bulunur.

    Stomalar açılıp kapanabilme özelliğine sahiptir. Açılıp kapanma stoma hücrelerindeki turgor basıncının değişimi ile sağlanır.

    Bu olayların sırası şöyledir:

    a.Stoma hücrelerinde ışık şiddeti arttıkça fotosentezle üretilen glikoz miktarı artar.
    b.Glikozun artmasıyla yoğunluk artacağından komşu epidermis hücrelerinden bekçi hücrelerine su geçişi olur.
    c.Su alan stoma hücrelerinde turgor basıncı artar.
    d.Turgor basıncı çeperin ince kısımlarında daha fazla etki ederek, bu kısımları dışarı doğru gerginleştirir ve stomalar açılır.
    e.Karanlıkta glikoz sentezi durur. Glikozlar nişastaya çevrileceğinden yoğunluk azalır, bekçi hücreleri su kaybederler.
    f.Su kaybeden hücrelerin turgor basıncı azalır. Osmotik basıncı artar ve stomalar kapanır.
    Bitkinin yaşadığı ortamlara göre stomalarda bazı değişiklikler görülür:

    Nemli bölgelerde yayılış gösteren bitkilerde stomalar, epidermis yüzeyinden daha yüksekte, epidermisin çıkıntısı üzerinde yer almaktadır.
    Kurak ortam bitkilerinde stomalar, epidermis yüzeyinden daha aşağıda bulunur ve üzerleri tüylerle kaplıdır. Kütikula kalındır.
    Ilıman bölge bitkilerinde stomalar epidermis ile aynı seviyede bulunur.
    3. Lentisel (Kovucuk)

    Bitkide mantar doku hücrelerinden meydana gelen basit açıklıklardır. Ölü hücrelerden meydana gelirler. Stomalarda olduğu gibi açılır – kapanır özelliğe sahip değildirler. Genellikle çok yıllık bitkilerin gövde ve dallarında bulunur. O2 alıp, CO2 atarak gaz difüzyonunu sağlarlar.


    4. Hidatod (Su Savakları)

    Yaprak uçlarında ve kenarlarında bulunur. Terlemenin mümkün olmadığı, havanın neme doyduğu zamanlarda alınan fazla suyun sıvı olarak atıldığı açıklardır. Bu su atma olayına damlama (gutasyon) denir.

    B. TAŞIMA SİSTEMİNİN YAPISI

    Bitkilerde su, mineral maddeler ve organik maddelerin taşınmasını sağlayan iletim sistemi bulunur. İletim sistemi, ksilem (= odun) ve floem (= soymuk) demetlerinden meydana gelir.



    Şekil : Değişik Bitkilerde İletim Demetlerinin Durumu


    İletim demetleri arasında kambiyum tabakası bulunursa, bu tip iletim demetlerine açık iletim demeti, bulunmazsa kapalı iletim demeti denir. Kambiyum tabakası çift çenekli bitkilerin tek yıllık olanlarında basit yapılıdır.


    Bitkilerdeki iletim demetlerinde, floem ve ksilem boruları daima yan yana bulunur.

    C. SU VE MİNERALLERİN TAŞINMASI

    Bitkiler su ve suda erimiş madensel tuzları kökteki epidermis hücrelerinin dışarıya doğru uzaması sonucu meydana gelen emici tüyler vasıtasıyla topraktan temin ederler. Suyun ve mineral maddelerin geçişi osmoz ve difüzyona göre gerçekleşir.

    Kökler vasıtasıyla alınan su, ksilem borularına kadar osmoz ve difüzyonla taşınır. Ksilem elemanlarında ise kılcallık, kök basıncı, terleme ve kohezyon kuvvetlerinin etkisiyle fotosentezin ve terlemenin meydana geldiği yapraklara kadar taşınır.


    Şekil: Köklerden Suyun Emilmesi

    ve Taşınması


    1. Kılcallık Olayı

    Odun borularının kılcal yapıda (mikroskobik borular) olması suyun yükselmesini kolaylaştırır.

    2. Kök Basıncı

    Suyun taşınmasında ilk etkili olan basınçtır. Kök hücrelerindeki su, çevresindeki toprak suyuna oranla daha çok yoğunluğa sahip olduğu için, osmotik basınç farkı kök basıncının meydana gelmesine neden olur.

    3. Kohezyon Kuvveti

    Bitkilerin stomaları aracılığıyla su kaybetmesine terleme (transpirasyon) denir. Terleme sonucu kaybedilen su yapraklarda osmotik basıncın artmasını sağlar. Kökler az yoğun ortamda bulunduklarından, kökten yapraklara doğru büyük bir emme kuvveti doğar.

    Su, odun borularında köklerden ağacın tepesine kadar devamlı bir su sütunu meydana getirir. Su molekülleri, hidrojen bağları ile birbirini çekerek birarada bulunma özelliğindedir. Buna kohezyon kuvveti denir. Suyun yükselmesinde en etkili faktördür.

    4. Terleme (Transprasyon)

    Suyun stomalardan buhar olarak atılmasına terleme denir. Bu olayla bitkiler şu faydaları sağlarlar.

    Fazla ısı vücuttan uzaklaştırılır.
    Metabolizma sonucu oluşmuş fazla su atılır.
    Topraktan minerallerin emilimi devam ettirilir.
    Terleme hızını iki grup faktör etkiler.

    a. Çevresel Faktörler : Işık, nem, sıcaklık, rüzgâr, topraktaki su miktarı.

    b. Bitkisel Faktörler : Stomaların yapısı, büyüklüğü ve dağılışı, yaprak alanı ve yapısı, kütikula tabakasının kalınlığı, yapraktaki tüy miktarı, yaprak hücrelerinin osmotik basıncı, stoma hücrelerinin turgor basıncı, vs.

    D. ORGANİK MADDELERİN TAŞINMASI

    Organik maddeler soymuk borularının canlı hücrelerinde difüzyonla ve gerektiğinde aktif taşıma ile taşınır.

    Soymuk borularında taşınmayı açıklamaya çalışan en iyi teori bitkinin farklı kısımlarındaki sıvı basıncının farklı olması esasına dayanmaktadır. Bu teoriye göre; yaprakta, fotosentez sonucu meydana gelen glikoz ve diğer organik maddeler soymuk hücrelerine geçer. Bu durumda hücrenin yoğunluğu artacağından, hücrenin içine su molekülleri de girer. Böylece soymuk hücrelerindeki su basıncı da artmış olur. Bitkinin diğer kısımlarındaki soymuk borularında glikoz dışarıya çıkarken, suyu da beraberinde çıkarır ve sıvı basıncı düşmüş olur. Yapraktaki soymuk hücrelerinde sıvı basıncı yüksek olduğundan, sıvı basıncının yüksek olduğu yerden az olduğu bölgeye doğru organik madde akışı olur. Köklerde bulunan amino asitler, fosforlu ve azotlu organik bileşikler yapraklara aynı yolla taşınır.


    Bitkilerde Beslenme, Bitkilerin Beslenmesi

    Bataklık ve sulak ılıman iklim bölgelerinde yetişen böcek kapan bitki*leri incelediğimizde, özellikle böcekleri çekerek veya tutarak beslendiklerini görebiliriz. Böyle bitkilerde gözlenen bu hareketler bilinçli bir hareket olma*yıp basit turgor prensiplerine göre çalışmaktadır. Bunun yanısıra tüm iletim demetine sahip bitkiler, topraktan bazı mineral maddelerini yeterince alama*dıklarında büyüyemezler. Böcek kapan bitkiler (insektivorlar) gerekli mad*delerin çoğunu böceklerden temin ederler. Bu özel bitkiler sindirim enzimle*rini salgılayarak böcekteki mineral maddeleri çözerler ve besin gereksinim*lerini sağlarlar. Böcek kapan bitkiler hücre dışı sindirimi ve absorbsiyon ya*parlar ve bu beslenme yöntemleri ile aslan, köpek vs. gibi et yiyen (karnivor) hayvanlar katagorisine girerler. Karnivor bitkilerin her bir türü mineral mad-delerce fakir topraklarda yetişmek üzere bir değişim göstermişlerdir. Bu canlıların topraktan alamadığı ancak böcekten temin ettikleri en önemli madde azottur. Böcek kapan bitkiler bu tip beslenmenin yanı sıra fotosentez azottur. Böcek kapan bitkiler bu tip beslenmenin yanı sıra fotosentez yaparak da besinlerini temin ederler. Böcekkapan bitkilere Drosera, Dionea, Nepenthes ve Utricularia gibi bitkiler örnek verilebilir. Bitkilerin beslenmesi için gerekli olan elementler şunlardır:

    Karbon : Bu element karbonhidratların temel elementidir.
    Azot: Proteinlerin yapı taşıdır ve bitkilerin yaşamında çok önemlidir.
    Fosfor: Bazı katalitik olaylarda rol oynar.
    Magnezyum: Bu element krolofil yapımı için gereklidir ve katalizör olarak görev yapar.
    Demir: Solunum ve madde taşınımı olaylarında görev alır.
    Kalsiyum: Hücre çeperinde bulunması gereken bir maddedir.
    Potasyum: Büyüme ve hücre bölünmesi olaylarında iş görür ve kloro*fil yapımı ile karbonhidrat metabolizmasında rol oynar. Bu maddelerden herhangi birinin eksik olması veya bunlardan birkaç tanesinin yeterli alına*maması durumunda bitkilerin gelişmelerinde çeşitli anormallikler görülür.
    Bitkilerin az da olsa almak zorunda oldukları elementler vardır. Bun*lara mikro elementler denir. Klor, bor, manganez, bakır ve molibden bu elementlere örnektir. Bunlar bitkilerde esas olarak enzimatik reaksiyonlarda kök ve gövde gelişiminde, çiçeklenmede, hormon oluşumunda rol oynarlar.
    Gerek fotosentez gerekse kemosentez yapamayan bazı bitkiler kendi*lerine gerekli olan besin maddelerini bulundukları ortamdan hazır olarak alırlar. Canlıların bir çoğu bu yolla kendileri için çok gerekli olan elementleri sağlamış olurlar. Bu canlılara heterotrof canlılar denir. Heterotrof beslen*mede 3 değişik tip ayırt edilebilmektedir:

    1) Saprofitik Beslenme (Çürükçül Beslenme )
    Gıdalarını çürümekte olan organik yapılardan alırlar. Pek çok bakteri küf mantarı bu şekilde beslenir.

    2)Parazitik Beslenme (A***** Yaşama)

    Bazı klorofilsiz bitkiler besin maddelerini doğrudan doğruya canlı or*tamdan sağlar. Bu canlılar tam parazittir. Örneğin Cin saçı (Cuscuta) veya Canavar otu (Orobanche) gibi bitkiler klorofilleri olmadığından üzerinde yaşadığı bitkinin bütün besinini alır. Yarı parazit bitkiler ise klorofillidir ve fotosentez yapabilirler. Bunlar sadece su ve suda erimiş mineral maddeleri alırlar. Örneğin; Ökse otu (Viscum albüm) bitkisi.

    3) Simbiyoz Yaşam Nedir

    Bazı bitkiler ortamlarında kendileri için gerekli mineral ve besin mad*desi çok az olması ve bazı minerallerin bulunmaması nedeniyle simbiyoz (ortak) yaşarlar. Bu duruma en güzel örnek Likenlerdir. Birlikte karşılıklı ya*rarlanma söz konusu olduğu için bu duruma mutualizm de denir. Baklagil*lerin köklerinde bulunan ve havanın serbest azotunu alan özel bakteriler (Rhizobium) simbiyotik yaşamaya güzel bir örnektir.

    4) Ototrof (Kendi Besinini Kendi Yapan) Bitkiler

    Bitkiler canlılıklarını sürdürmek ve enerji sağlamak için besin yapmalı ve yapılan bu organik gıdaları yakarak kullanmaları gerekmektedir. Enerji sağlamak için kullanılacak organik bileşiklerin devamlı bulunması, bitki beslenmesi ve yaşamlarının sürekliliği için zorunludur. Bitkilerin dış ortam*dan aldıkları inorganik maddelerden kendileri için gerekli organik maddeleri yapmalarına asimilasyon (özümleme) denir. Bu yeteneğe sahip bitkilere ototrof bitkiler denir. Ototrof canlılar belli bir enerjiden yararlanarak hava*dan aldıkları karbondioksiti redüksiyona uğratarak kendileri için gerekli or*ganik maddeleri yaparlar. Enerji güneşten sağlanıyorsa bu olaya fotosensez denir. Buna karşılık prokaryot ve klorofilsiz bitkiler güneş enerjisi yerine ya*şadıkları ortamdan kendileri için besin temin ederler. Bu olaya ise kemosentez denir.
    beyzakmese bunu beğendi.
  3. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    canselim bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş