biyolojik çeşitlilik ile ilgili sorular

Konu 'Biyoloji 9. Sınıf' bölümünde derinnnn tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. derinnnn

    derinnnn Üye

    Katılım:
    7 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    51
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar lütfen bana biyolojik çeşitlilik ile ilgili bilgiler ve kazık gibi sorular verin:confused:
  2. may queen

    may queen Guest

    Biyolojik Çeşitlilik ve Türkiye’de Durum

    Biyolojik Çeşitlilik Nedir

    Biyolojik çeşitlilik, canlıların farklılığını ve değişkenliğini, içinde bu*lundukları karmaşık ekolojik yapılarla, birbirleriyle ve çevreleriyle karşı*lıklı etkileşimlerini ifade etmektedir. "Biyolojik çeşitlilik" kavramı ilk kez Elliot Norse ve arkadaşları tarafından ortaya atılmış olup, çeşitlilik üç aşamada tanımlanmıştır; genetik çeşitlilik, tür çeşitliliği ve ekosistem çe*şitliliği.

    "Genetik Çeşitlilik" bir tür içindeki çeşitliliği ifade etmektedir. Belli bir tür, populasyon, varyete, alt-tür ya da ırk içindeki gen farklılığıyla öl*çülür. Bu tür farklılıklar, örneğin, evcil hayvanlar ve tarımsal ürünlerin üretilmesini ve yaban hayatında değişen koşullara uyum sağlamasını sağlar.

    "Tür Çeşitliliği" belli bir bölgedeki, alandaki ya da tüm dünyadaki türlerin farklılığını ifade eder. Tür çeşitliliği, genellikle belli coğrafi sınır*lar içindeki türlerin toplam sayısı kapsamında ölçülür.

    "Ekosistem Çeşitliliği" bir ekolojik birim olarak karşılıklı etkileşim içinde olan organizmalar topluluğu ile fiziksel çevrelerinin oluşturduğu bütünle ilgilidir. Ekosistem; kendisini topluluk düzeyinden ayıran, ken*dileri cansız olan fakat canlı topluluklarının oluşumunu, yapısını ve kar*şılıklı etkileşimlerini etkileyen yangın, iklim ve besin döngüsü gibi fak*törleri de içerir.

    Biyolojik Çeşitliliğin Önemi

    insanoğlunun günümüzde ve gelecekte biyolojik çeşitliliğe olan ge*reksinimi kaçınılmazdır. Çünkü insanlar barınma, giyinme, ilaç ve bes*lenme gibi çeşitli kullanım amaçları olan bitkiler ve bu bitkilerden bes*lenen hayvanlar sayesinde yaşamlarını sürdürmektedir. İnsanoğlunun parçası olduğu ve varlığını sürdürebilmesi için temel desteği sağlayan ekosistemlerle uyumlu ve denge içinde, yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve geliştirilmesi için yani sürdürülebilir kalkınma için, biyolojik çeşitlili*ğin de sürdürülebilir kullanımının sağlanması gereklidir.

    Dünya yüzeyinin sadece %3'ünü oluşturan tarım alanları erozyon, yoğun kentleşme ve endüstrileşme, tuzlaşma gibi giderek artan problem*lere paralel olarak hızla azalmakta olduğundan dünya tarımı ve dolayı*sıyla insanların beslenmesi çok ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Ayrıca, dünyada bir çok bitkisel madde yapay olarak elde edilmiş (sentetik lif, sentetik kauçuk vb.) olmasına karşın, dünyadaki insanların üçte biri*nin beslenmesi için gerekli olan çeltik, buğday, mısır ve patates gibi bit*kisel besin maddeleri sentetik olarak elde edilememiştir. Bununla birlikte gün geçtikçe nüfus ve gelir artışına bağlı olarak besin tüketimi talebinin de artacağı kaçınılmaz olmasına rağmen, günümüzde nüfus artışına kar*şılık besin üretimi artışı yetersiz kalmaktadır. Bu sebeplerden dolayı, in*sanların besin gereksinimlerini karşılamak ve hızla gelişen endüstriye ham madde sağlamak amacıyla tarımsal üretimin de arttırılması gerek*mektedir.

    Klasik ve modern ıslah yöntemleri kullanılarak, yeni çeşitlerin gelişti*rilmesiyle tarımsal üretimin arttırılması çalışmaları hızla devam etmek*tedir. Bu amaçla geliştirilen yeni çeşitlerin özelliklerinin iyileştirilmesi için kullanılan yegane kaynağın "gen kaynakları" olduğu göz önünde bu*lundurulmalıdır. Bugünkü şartlara göre ıslah edilen yeni çeşitlerin gene*tik kapasiteleri oldukça sınırlıdır. Gelecekte değişen biyotik ve abiyotik koşullara karşı yeni çeşitlerin geliştirilmesinde kullanılacak olan ve ol*dukça geniş genetik çeşitliliğe sahip gen depolarının yabani veya ilkel çeşitler olarak da adlandırılan gen kaynakları olduğu kesinlikle unutul*mamalıdır. Bu yüzden, günümüzde insanlığın en önemli görevlerinden birisi de madenler, ormanlar, yeraltı ve yerüstü su kaynakları, enerji kaynakları gibi doğal kaynakların yanı sıra, stratejik ve ekonomik önemi olan biyolojik çeşitliliğin korunmasıdır.

    Günümüzde insanlığın ortak sorunlarından birisi de biyolojik çeşitli*liğin korunmasıdır. Biyolojik çeşitlilik, sadece doğal kaynakların bozul*masından değil, sosyal ve ekonomik şartlar neticesinde belirli insan faa*liyetleri yüzünden gün geçtikçe daha fazla oranda tahrip ve hatta yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

    Biyolojik çeşitlilik insanlığın refahına büyük katkıda bulunmaktadır. Gelecekte karşılaşılabilecek olağanüstü durumlara karşı bir güvence o-lan biyolojik çeşitlilik, insanlığın sahip olduğu fakat önemini tam olarak kavrayamadığı, stratejik öneme sahip bir varlıktır. Bu stratejik kaynakla*rın herhangi bir parçasının yok olması bütün dünya milletleri için yok*sullaşmaya yol açacaktır. Bu nedenle biyolojik çeşitlilik, dünya mirasının istisnai öneme sahip bir parçasıdır.

    Yeryüzünün yeri doldurulamaz bir parçası olan; bilim, kültür ve eko*nomik açıdan giderek değerleri artan canlı türleri özellikle ticaret ve kaçakçılık nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu yüzden, hü*kümetler geleceğe ait değerlerden olan biyolojik çeşitliliğin muhafazası konusuna ulusal programlarda yer vermek ve ek mali kaynak ayırarak biyoloji çeşitliliğe yönelik tehditleri bertaraf etmek zorundadırlar. Ayrı*ca, kolluk kuvvetleri, gümrük ve ilgili birimlerde görevli şahıslar bu ko*nuda gerekli tedbirleri alabilecek şekilde yetiştirilmelidir.

    Biyolojik çeşitliliği ve dolayısıyla insanlığın geleceğini tahrip eden in*sanoğlu için belki de en acı olanı, çevreyi güzelleştirmek, orman alanları yaratmak, çevre dostu olmak adına genetik çeşitlilik ve ekolojik çeşitliliği içeren biyolojik zenginliklerin yok edilmesidir. Biyolojik çeşitlilik açısın*dan önem taşıyan alanlarda arazide dikkate bile almadığımız bir ot, o alana diktiğimiz binlerce fidandan çok daha değerlidir. O halde biyolojik çeşitliliğin korunması için önem arz eden alanların koruma altına alın*ması tahribi önlediği gibi insanlığın geleceğini de muhafaza altına ala*caktır.
  3. may queen

    may queen Guest

    konuyu buldum ama sorular sana kalmış...
  4. Yusuf742

    Yusuf742 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    11 Şubat 2009
    Mesajlar:
    157
    Beğenileri:
    73
    Ödül Puanları:
    0
    konu adında kısaltmalar ve uzaltmalar yasaktır ve sen yapmışsın.
  5. derinnnn

    derinnnn Üye

    Katılım:
    7 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    51
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    yusuf kime diorsun senn
  6. may queen

    may queen Guest

    bişe değil ama teşekkür butonuna basarsan sevinirim...
  7. may queen

    may queen Guest

    bu arada derin yusuf haklı kısaltma kullanma lütfen...
  8. darkangels94

    darkangels94 Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2009
    Mesajlar:
    151
    Beğenileri:
    57
    Ödül Puanları:
    0
    1-Biyolojik çeşitliliğe etki eden faktörler nelerdir??
    2-Türkiye'nin dünya ülkeleri arasında,biyolojik çeşitlilik açısından yeri nedir?
    3-Ülkemiz ne bakımlardan zengin bir çeşitliliğe sahiptir?
    4-Endemik türler nedir?
    5-Gen merkezi nedir?

    Bunları bulabildim..Umarım işine yarar..
  9. may queen

    may queen Üye

    Katılım:
    18 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    745
    Beğenileri:
    73
    Ödül Puanları:
    0
    Türkiye’nin Biyolojik Çeşitliliği
    Birbirine koşut uzanan Kuzey Anadolu Dağları ve güneyde Toros Dağları ile biçimlenmiş, engebeli ve yüksek bir ülke olan Türkiye’nin toplam yüzölçümü 779.452 km2’dir. Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi ve Akdeniz’le üç tarafından çevrilidir ve kıyılarının toplam uzunluğu, adalar dışında, 8.333 km’dir. İç sular ülke alanının % 1,6’sım kapsar, 200 doğal gölün alanı 906.000 hektar (ha), baraj göllerinin yüzey alanı ise 380.000 ha’dır. Bu göllerden en büyüğü, 374.000 ha’lık alanıyla Van Gölüdür; onu 128.000 ha ile Tuz Gölü izler. Türkiye’nin en uzun ırmakları, üçü de Karadeniz’e dökülen Kızılırmak, Yeşilırmak ve Sakarya’dır.

    Türkiye iklimi bölgesel açıdan farklılıklar gösterir. Ülkenin güney ve batısındaki kıyılarda yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz iklimine karşılık, Karadeniz kıyıları her mevsim yağışlı ve serindir. Ülkenin yaklaşık % 40’ını oluşturan iç ve güneydoğu bölgeleri yarı-kurak özellik gösterir.

    Biyolojik çeşitlilik bakımından Avrupa ve Ortadoğu’nun en zengin ülkelerinden olan Türkiye, bu açıdan Avrupa kıtasında dokuzuncu sıradadır. Ülkenin 7 coğrafi bölgesinin her biri ayrı iklim, flora ve fauna özellikleri gösterir. Türkiye’de, her biri kendi endemik türlerine ve kendi doğal ekosistemlerine sahip birkaç farklı ekolojik bölge bulunmaktadır: Yaşlı kolşik ormanlarıyla Kuzeydoğu Anadolu kolşik florası; Orta Anadolu’nun step tipi otlakları; dünyanın var olan en geniş yayılımlı servi (Cupressus sempervirens) ve sedir (Cedrus libani) ormanlarıyla Akdeniz bölgesi.

    Türkiye, 120 memeli, 400’ü aşkın kuş türü, 130 kadar sürüngen, 400’e varan balık türüyle, tür çeşitliliği açısından çok zengindir. Öte yandan, Türkiye sulak alanlar açısından da zengin bir ülkedir. Soyu tehlikede olan tepeli pelikan (Pelecanus crispus), başta Manyas (Kuş) Gölü olmak üzere, Gediz ve Büyük Menderes deltalarında üremektedir. Bir başka tür ise, bazı yıllar dünya popülasyonunun yaklaşık % 70′i ülkemizdeki sulak alanlarda, özellikle de Burdur Gölü’nde kışlayan dikkuyruk ördektir (Oxyura leucocephala). Büyük flamingoların (Phoenicopterus ruber) Batı Palearktik bölgedeki en önemli kuluçka alanlarından biri Tuz Gölü’dür ve burada 5-6 bin yuvadan oluşan iki kuluçka kolonisi bulunmaktadır. Öte yandan, bu türleri ve yaşam ortamlarını barındıran orman, step, sulak alan, kıyı-deniz ve dağ ekosistemleri vardır.
  10. may queen

    may queen Üye

    Katılım:
    18 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    745
    Beğenileri:
    73
    Ödül Puanları:
    0
    Sürdürülebilir Kalkınma ve Biyolojik Çeşitlilik
    Sürdürülebilir kalkınma, insanın, parçası olduğu ve varlığını sürdürebilmesi için temel desteği sağlayan ekosistemlerle uyumlu ve denge içinde yaşam kalitesinin yükseltilmesini ve geliştirilmesini içerir. Bu anlamda, ekonomik olarak yapılabilirlik, sosyal eşitlik ve çevresel sürdürülebilirlik, sürdürülebilir kalkınmanın temel bileşenleridir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilir kullanımı konusunda özgün politikalar geliştirilebilmesi için, öncelikli olarak ülkenin arazi kullanım politikalarında köktenci bir iyileştirme ve ulusal tarım, hayvancılık, istihdam ve sağlık politikalarında ciddi bir değişim gerekmektedir. Bu bütünsel yaklaşım aynı zamanda, yoksullukla mücadele ve gıda temininde dışa bağımlı olma tehlikesi önlenerek, gıda güvenliğinin güvence altına alınması için de gereklidir. Bu doğrultuda, soyu tehlikedeki ve endemik türler ile ekosistem ve yaşam ortamlarının korunmasının yanı sıra, tarım, hayvancılık ve su ürünleri ile ilaç sanayisinde üretim ve tüketim biçimlerinin sürdürülebilirlik anlayışına göre yeniden biçimlendirilmesi bir zorunluluktur.

    Biyolojik çeşitlilikte, tür koruma ile sürdürülebilir kalkınma ilişkisi önemlidir. Özellikle soyu tehlikedeki türlerden ekonomik öneme sahip olanların, ender oldukları için, fiyatları da yüksektir. Bu türlerin bulunduğu ortamlarda yaşayan insanların yoksul olması durumunda, kısa sürede yüksek kazanç sağlamaya yönelik yaklaşımlar, uzun dönemde sürdürülebilir yöntemlerle ulaşılacak kalkınma olanaklarını da ortadan kaldırmaktadır. Bu bağlamda, özellikle tarım, hayvancılık ve su ürünlerinde, yerli türlerin ve geleneksel üretim biçimlerinin korunmasına, geliştirilmesine ve özellikle gen kaynaklarının kullanımında bölgeler arası eşitlik ve kuşaklar arası adalet anlayışının gözetilmesi önem taşımaktadır.

    Koruma alanları ilan edilmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilirliği için tek başına yeterli değildir. Biyolojik çeşitliliğin yoğun olduğu ve duyarlı bölgeler için, ulusal kalkınma politikalarının tümleşik bir parçası olarak benimsenmiş özel planlama modelleri gerekmektedir. Deneyimler, koruma alanlarında, duyarlı bölgeleri de kapsayan korunacak ve kullanılacak alanların derecelendirilerek ayrılması, kullanım alanlarında doğrudan o bölgede yaşayanlar için alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve bu süreçlerin katılımcı bir biçimde yaşama geçirilmesinin çok önemli olduğunu göstermektedir.

    Biyolojik çeşitlilik ile toplumsal cinsiyet etkileşimini dikkate alan yaklaşımlara da gereksinim duyulmaktadır. Çevre sorunlarının kadın ve çocukları daha fazla etkilediği bilinmektedir. Benzer bir biçimde, kadınların tarımsal biyolojik çeşitliliğini korunmasındaki rolleri de göz ardı edilmemelidir. Tarımda daha çok kadınların istihdam edildiği bölgelerde, yerli türlerin ve geleneksel üretim biçimlerinin desteklenmesinde en önemli aktörlerin kadınlar olduğu dikkate alınmalıdır.

    Ormanlar kişilere, topluluklara ve çeşitli sektörlere ekonomik yarar sağladığı gibi, iklim değişikliğinden su üretimine, erozyonun önlenmesinden sağlıklı yaşam ve ekosistemlere kadar uzanan çok önemli kamusal yararların da kaynağıdır (Konukçu, 2002). Salt ekonomik büyümeyi hedefleyen kalkınma politikaları, ormanların, değeri/fiyatı doğru olarak belirlenmemiş bir biçimde kullanımına yol açmaktadır. Sürdürülebilir ormancılık politikasının temel hedeflerinden biri de, kamusal yarar göz ardı edilmeksizin, kullanıcılarının refah düzeyinin ülkenin refahı ile eşgüdüm içinde yükseltilmesi olarak tanımlanabilir. Orman köylülerinin yoksulluğunun orman dışına çıkarılan arazilerle kalıcı olarak giderilemeyeceği gerçeğinden hareketle, orman ürünlerinden sürdürülebilir yöntemlerle ve bilinçli olarak yararlanmanın sağlanması ve aracı mekanizmalarıyla (kişi ya da gruplar) özendirici önlemlerde düzenlemeler yapılması gerekmektedir.

    Öte yandan, biyolojik çeşitliliğin doğru fiyatlandırılması, etkin koruma, sürdürülebilir işletme ile doğru seçilmiş geliştirme yöntemleri ve kullanıcıların bilinçlenmesinin sağlanması, sınırlı ve yenilenemez biyolojik kaynakların optimal kullanımı ve sürekliliği için gereklidir.

    Günümüzde geniş bir kabul gören yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması politikalarının, biyolojik çeşitliliği de içerecek biçimde genişletilmesi gerekmektedir. Çevresel güvenliği sağlamak için, insanın da bir parçası olduğu biyolojik çeşitliliğin yaşam kalitesini de korumak ve sürdürülebilirliğini sağlamak zorunludur.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş