biyolojik zenginlikle ve önemi

Konu 'Biyoloji 10. Sınıf' bölümünde merve4646 tarafından paylaşıldı.

  1. merve4646

    merve4646 Üye

    Katılım:
    17 Ekim 2009
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar bana türküyenin biyolojik zenginlikler ve önemi hakkında bilgi lazım yardım ederseniz sevinirim :confused:
  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Buyur Canım..

    TÜRKİYENİN BİYOLOJİK ZENGİNLİKLERİ
    Gün****k yaşamımızda kullandığımız kültür bitkilerinin ve evcil hayvanların yabanî akrabalarının önemli bri kısmının orjininin Türkiye olduğu az bilinen bir husustur. Doğa meraklıları, biyologlar, ziraatçiler, ormancılar, veterinerler, farmakologlar tarafından bilinen bu özellik, son yıllarda çevre bilimlerinin genel kültür hayatımızda daha fazla yer etmesiyle birlikte giderek daha çok tanınmaya başladı. Kirazın, vişnenin, kayısının, bademin, incirin ve daha nicelerinin anavatanı Türkiye. Öyle ki bu bitkilerin bilimsel isimlerinden batanlarının Türkiye olduğu kolayca anlaşılmakta. Örneğin incirin bilimsel adı Ficus Carica dır; yani, Latince’den Türkçe’ye çevirecek olursak bu meyvanın adı Karyalı İncir dir. Anımsanacağı gibi Karya, Güney Ege’de hüküm sürmüş antik bir krallığın ismi. Başkent Ankara’nın adı da çeşitli bitki ve hayvanların Latince isimlerinde geçmekte. Ayrıca, kirazın anavatanı olarak Giresun kabul edilmekte ve bu durum Latince isminde de belli olmaktadır: Prunus Cerasus. Evcil koyunun yabanisi yine Anadolu’ya ait bir türdür. Yaban koyunu veya ceren adıyla bilinen bu hayvanın Latince ismi Ovis Ammon Anatolica’dır. BR Kültüre edilen bitkilerin, evcilleştirilen hayvanların anayurdu olmasının yanında, Türkiye yabani bitkiler yönünden de çok zengindir. Ağaç, ağaçcık, çalı, çiçekli ve çiçeksiz otsu bitkiler olmak üzere Türkiye’de dokuz bini aşkın bitki türü bulunmaktadır. Bunların üçte biri endemiktir, yani dünyada doğal olarak sadece Türkiye’de bulunmaktadır. Yabanî hayvanlar yönünden Türkiye daha da zengin. Omurgalı ve omurgasız hayvan türü sayısı yüzbinin üzerindedir. Bu sayılar Rusya dışında Türkiye’nin bütün komşularından çok daha zengin olduğunu ortaya koymaktadır. Biyolojik çeşitlilik yönünden Türkiye’nin zenginliği bir rastlantı değil. Bilindiği gibi Anadolu yarımadasının yabancı dillerdeki bir adı da Küçük Asya (Asia Minor / Klein A***n). Bu isim Anadolu’nun fiziksel yapısı itibariyle bir kıtanın özelliğini kendi ölçeğinde göstermesinden kaynaklanmakta. Gerçekten de yedi ayrı coğrafi bölge içinde birbirinden çok değişik karakterdeki fiziksel yapı olağanüstü çeşitliliğe yol açmakta, farklı ekolojik özellikler sergilemekte. Ülkenin kuzeydoğusunda iki metrenin üzerindeki yağışın geliştirdiği ılıman kuşak yağmur ormanları boy gösterirken, orta kesimlerde yüzlerce metrekarelik tuzlu göller ve çevresinde çorak alanlar bulunmakta. Türkiye’nin dünya üzerindeki coğrafi konumu da biyolojik çeşitliliğin zenginleşmesine neden olmuş. Asya ve Avrupa arasında doğal bir köprü konumunda olan Türkiye, Afrika’nın kuzeyine çok yakın olduğundan, kuşların göç yollarının önemli bir bölümü Anadolu’dan geçmektedir. Keza İstanbul ve Çanakkale Boğazları Karadeniz, Marmara ve Ege arasındaki balık ve diğer göçmen deniz canlılarının hareketine imkân vermektedir. Buzul devrinde Anadolu’nun ılıman iklimde kalmış olması soğuktan kaçan birçok canlı türünün buraya sığınmasına neden olmuş. Daha sonra bu toprakları benimseyen canlı türleri biyolojik zenginliğin artmasına yol açmışlar. Karalarda görülen büyük fiziksel farklılıklar ve buna bağlı olarak gelişen çok çeşitli ekolojik yapı, Türkiye’yi üç yandan çeviren denizlerde de görülmektedir. Derinlikleri, renkleri, ısıları farklı olan denizlerin tuzluluk oranları da büyük değişiklikler göstermekte, Karadeniz’de binde 18 olan tuzluluk Marmara’da -*binde 23’e, Ege’de binde 32’ye, Akdeniz’de binde 38’e ulaşmakta. Denizlerinin tuzluluk oranı bu kadar büyük değişiklikler gösteren başka bir ülke yoktur. Ekolojik yapıdaki bu değişiklik de zenginliği artıran bir etken olmaktadır. Ve belki de hepsinden önemlisi, bilim adamları tarafından yerküre üzerinde belirlenen dokuz gen merkezinden ikisi Türkiye üzerinde bulunmaktadır. Gen teknolojisinin inanılmaz gelişmeler kaydettiği günümüzde, bu denli zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olmak gerçekten büyük bir şans. Ancak bu varlıkların yok olmaması için doğayı koruma çalışmalarına katılmak ve desteklemek, herkes için çağdaşlığın gereği sayılmalı. ANADOLUNUN BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİ ANADOLUDA DOĞAL HAYAT BİTKİLER CENNETİ TÜRKİYE TÜRKİYE DE KAPLUMBAĞALAR TÜRKİYE DE AKDENİZ FOKLARI ANADOLUNUN BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİ Avrupa ile Asya arasında, üç tarafı,nitelikleri birbirinden oldukça farklı olan denizlerle çevrili, üç kıta arasında köprü görevi yapan, 779.000 km2 lif bu yarımada, tomografik özellikleri nedeniyle, kısa mesafelerde değişik iklim kuşaklarını bünyesinde bulundurmaktadır. Anadolunun tomografik yapısı çok farklı olduğu ve özellikle çok kısa mesafelerde ekolojik faktörleri çok büyük ölçülerde değiştiği için, bulundurduğu canlılar,evrimsel olarak zengin bir şekilde çeşitlenmeye uğramış tür ve alt türler cennetini meydana getirmiştir. Anadolu Jeolojik dönemlerde (yaklaşık 300 milyon yıl önce) tropikal iklim özelliği göstermiş, daha sonra subtropikal iklim özelliği göstermiş (yaklaşık 70 milyon yıl önce) olup, bunun devamında da şimdiki iklim özellikleri oluşmaya başlamıştır (yaklaşık 30 milyon yıl önce). Bugün kuzeyde; yağışlı, nemli ve ılıman iklim, doğuda kışları soğuk ve kurak bir çeşit Sibirya tipi iklim, güneydoğu kesiminde sıcak ve kurak bir çeşit çöl iklimi, iç kısımda yazları yağışsız, kurak ve sıcak, kışları ise karlı ve soğuk bir iklim; batıda ve güneybatıda yazları sıcak ve kurak, kışları yağmurlu Akdeniz iklimi hakimdir. Tüm bu bölgelerin kapsadığı alanların içerisinde, deniz düzeyinden yükseklik ve alçaklığa bağlı olarak iklim farklılıkları görülmektedir. Ör; Doğuda Iğdır ovası bir çeşit Akdeniz iklimi özelliği gösterirken, hemen yanı başında bulunan ünlü Ağrı dağı ve platosu bir çeşit Sibirya iklimine sahiptir. Anadolu, birçok canlının geçmişte ve bugün yayılışını önleyen, zoocoğrafik açıdan büyük önemi olan, dağ silsilelerinden oluşmuş birçok bari yere sahiptir. Bu bari yerler sadece Türkiyedeki canlıların çeşitlenmesini sağlamamış, kıtalar arasında da biyolojik bileşim bakımından önemli farkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Anadolunun flora ve fauna bakımından tür zenginliği de bu nedene dayanmaktadır. Birçok canlı grubunun evrimsel olarak farklılaşması bu bari yerlerin etkisiyle gerçekleşmiştir. Özellikle buzul dönemlerinde ve buzul sonrası dönemlerde, bu bari yerler, geçişleri büyük ölçüde önlediği için, populasyon farklılaşmalarına ya da yayılışların sınırlanmasına neden olmuştur. Türkiye diğer biyolojik çeşitliliklerinin yanı sıra omurgazıslar bakımından da bir cennettir.

  3. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Başka Bir Kaynak

    Türkiye’deki Biyolojik Zenginliğin Önemi Ve Korunması




    Türkiye, biyolojik zenginlik bakımından son derece önemli bir ülkedir. Çünkü Anadolu’daki bitki türünün sayısı hemen hemen Avrupa kıt’asındaki tür sayısına eşittir. Hayvan türlerinin sayısı ise Avrupa kıt’asındaki tür sayısından çok daha fazladır. Alt türler de dikkatle alındığında bu biyolojik zenginliğin çok daha büyük boyutlarda olduğu görülür. Ayrıca Anadolu; birçok bitki ve hayvan türünün ana vatan olarak bilinmektedir. Örneğin; badem, kayısı, buğday, nohut, mercimek, incir, lale, çiğdem vb. bitkilerin ana vatanı Anadolu topraklarıdır. Günümüzde ıslah edilmiş türlerin birçoğunun yabani şeklini, hala Anadolu’da bulmak mümkündür. Yine tarla bitkilerinin 1/3’ünün Anadolu kökenli olduğu söylenebilir. Ancak, “nasıl olsa Türkiye biyolojik kaynakları bakımından zengin bir ülkedir, bir şey olmaz” diyerek bu zenginliğe zarar verilmemelidir. Aksine biyolojik zenginliğin korunması için son derece duyarlı olmak gerekir. Çünkü Türkiye’de artık gözle görülebilir bir doğa yıkımı yaşanmaktadır. Bilgisizce ve sorumsuzca step alanlar tarla yapılmakta, ormanlar yakılmakta, ağaçlar kesilmekte, orman içeri yerleşime açılmakta, deniz kıyıları betonlaştırılmakta, göller ve akarsular çeşitli atıkların boşaltılmasıyla hızla kirletilmektedir. Ayrıca, Türkiye’de hızlı bir erozyon olayı da yaşanmaktadır.

    Bir ülkenin tüm bitki ve hayvan türleri hem o ülkenin hem de dünyanın biyolojik zenginliklerinden sayılır. Yurdumuzda hayvancılık, balıkçılık, ormancılık, eczacılık ve sanayi açısından önem taşıyan pek çok tür vardır. Yalnızca yakın çevrede bulunan türler değil yabani türler de önemlidir. Çünkü elde edilmek istenen özellikler dikkate alınarak bu canlılar arasında gen aktarımı yapılabilmektedir. Yeryüzünde mısır, pirinç, buğday gibi besin olarak yetiştirilen tür sayısı giderek azalmaktadır. Yabani türlerden yetiştirilen türlere istenilen özellikleri taşıyan genler aktarılarak ürün miktarı ve kalitesi artırılabilmektedir. Sığır, koyun, keçi ve kümes hayvanları önemli besin kaynağını oluşturur. Bitkilerden üretilen antibiyotikler, ağrıkesiciler, kalp ve kanser ilaçları, hormonlar tıp ve eczacılık açısından önemli bir yer kapmaktadır. Çeşitli bitkilerden elde edilen zamklar, nişastalar, alkol ve reçineler kimya sanayiinin başlıca maddelerindendir. Bunun yanında biyolojik zenginlikler, oluşturdukları doğal güzellikle turizm açısından da önem taşır. Bunlardan başka bütün canlıların doğada ekolojik görevleri vardır. Canlılar birbirleriyle etkileşim içerisinde bulunarak yaşanılan ortamı sağlıklı tutarlar. Örneğin; hayvanların solunum sonucu verdiği karbon dioksit bitkiler tarafından besin üretiminde kullanılır. Bir canlı diğer bir canlının besinini oluşturur. Böylece doğada madde birikimi ve bir canlı türünün aşırı çoğalması engellenmiş olur.

    Yaşamımız için gerekli olan canlılardan ancak sağlıklı bir doğaya sahip olduğumuz sürece yararlanabiliriz. Varlığımız yalnızca ekonomik değerleri olanları değil tüm canlıları korumamıza bağlıdır. Biyolojik zenginliğin korunması için yapılacak işler genel hatlarıyla şöyle özetlenebilir:

    -Canlı türlerinin yaşama alanları koruma altına alınmalı ve bu yönde gerekli yasalar hemen çıkarılmalıdır.

    -Halk bu konularda bilinçlendirilmeli, olaylara karşı duyarlı hale getirilmelidir.

    -Bilimsel araştırmalarla, Türkiye’nin biyolojik zenginliği ayrıntılarıyla saptanmalı, her tür için alınacak önlemler belirlenerek bunlar etkili şekilde uygulanmalıdır.

    -Türkiye’deki erozyonu önlemek için gerekli önlemler alınmalıdır.

    -Av yasaklarına uyulup uyulmadığı etkin bir şekilde denetlenmelidir.

    merve4646 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş