Boşaltım Sistemi Rahatsızlıkları Nelerdir?

Konu 'Fen Bilgisi 7. Sınıf' bölümünde elif_28 tarafından paylaşıldı.

  1. elif_28

    elif_28 Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2009
    Mesajlar:
    165
    Beğenileri:
    220
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar internette araştırdım ama net bir şekilde yoktu boşaltım sistemi
    rahatsızlıkları,belirtleri,tedavi ve önerileri şeklinde lazım yardımlarınız için sağolun
  2. arzu_asi

    arzu_asi Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    29 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.141
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    36
    BOŞALTIM SİSTEMİ RAHATSIZLIKLARI


    BOŞALTIM Bilindiği gibi tüm canlılar hareket ve çeşitli faaliyetleri sonucu birtakım yan ürünler denilen farklı ve hücre veya organizmada durması olumsuz etkiler yaratacak maddeler ve bileşikler meydana getirir. Bunların etkisi olmayacak bir yere atımı ise boşaltım sisteminin işlevidir. Deney konumuz olan böbreğin incelemesine geçmeden önce böbrek ve onun görevini yapan organel ve kısımları tanımalıyız. İlk başta boşaltım genel anlamıyla CO2 NH3 H2O azotlu diğer maddeler madensel tuzların atımıdır. Boşaltım sadece böbrekler ile değildir; rektum anüs burun ****kleri deri de görev alır. Direkt ve dolaylı (kan dolaşımı yardımıyla lenf sistemi yar. deniz suyu) boşaltım olarak ayrılabilir. Direkt atıma örnek olarak sudaki bir hücreli canlı hücre zarından boşaltımı gerçekleşir. Dolaylı atımda süzme ve atım işlemi ile görevli birer organ daha yer alır. Su suda yaşayan canlılar tarafından sadece idrarla atılırken karada yaşayan canlılarda solunum terleme idrarla atılır. CO2 solunum ile madensel tuzlar idrar ve terle atılır. Azotlu atıklarsa zehirli atıklardır; kimi canlılarca ayrıştırılarak atılırlar. Ürik asit > Alantoin > Alantoik asit > Üre > Amonyak Organizma sistemi yükseldikçe boşaltımda azotlu atıklar farklı şekilde atılırlar. İnsanda kuşlarda sürüngenlerde ikikanatlılardan başka böceklerde ürik asit olarak; ikiçenetli yumuşakçalarda ve kabuklularda amonyak olarak dışarı verilir. Evrimle birlikte enzimsel organların azalması organizmayı amonyağın kan içinde dolaşımına karşı gittikçe daha iyi korunmaya yöneltmiştir. Bütün bu konular arasında Diyaliz aleti bu işlevlerin yerine gelmediği insanlar için geliştirilmiş çağımızda yaygın bir cihaz olarak kullanılmaktadır. BİR HÜCRELİLERDE BOŞALTIM Özellikle difüzyon ozmos ve sonra kontraktil koful yoluyla boşaltım yapılır. Öglena ve terliksi hayvanda kontraktil koful boşaltımı yer alır. Bu koful hücre içine hücrenin yaşadığı su ortamından gelen fazla suyu atarak görev yapar. Yıldız şeklinde kanatları vardır. Etrafındaki suyu topladıktan bir süre sonra dolan koful kasılarak peliküladan dışarı atar ve eski boş haline tekrar döner. BİTKİLERDE BOŞALTIM Bitkilerde boşaltım yapraklar ve köklerde olur. Fakat bitkilerin yaşadığı ortama göre de değişiklik gösterir. Kara bitkilerinde stomalar fazla suyu atarlar bazı kara bitkileriyse bu terleme işini su savağı denilen yerden damlalar halinde minerallerle birlikte atarlar. CO2 stomalardan havaya bırakılır. Su bitkilerinde mantıksal olarak düşünürsek hiçbir su ve boşaltım sorunu yaşanmaz. Difüzyon ve ozmosla maddelerin atımı sağlanır. Bazı bitkilerse toprağa kökleriyle verdikleri maddelerle atımı gerçekleştirirler. Çöldeki bazı bitkiler çölün bol mineralleriyle oluşturdukları bileşiklerle yapraklarında hidrokarbon türevleri çıkarırlar. Bu hidrokarbon güneşte tepkimeye girerek bitkinin yanmasına neden olur fakat bundan önce tadının acı olduğunu anlayan otçul hayvan bitkiyi yemez. Bu boşaltım sistemi aynı zamanda savunma sistemidir. Bir diğer boşaltım şekli ise maddeleri dışarı atmadan organizmayı ondan ayırarak veya zararlı maddelere dönüşümü biriktirmedir. OMURGASIZLARDA BOŞALTIM Difüzyon ve ozmos da burada süngerler ve sölenterde geçerli bir boşaltım türüdür. Diğerlerinde ise özel olarak alev hücreleri malpigi ve nefridyumlar yer alır. Planarya difüzyon ve ozmosla boşaltımını yaparken özellikle alev hücrelerinden oluşan yapılar kullanırlar. Alev hücrelerinin her biri bir tüp içinde ve boşaltım kanalına bağlı olmakla geniş bir de uç kısımdan oluşur. Bu uç kısımda tüpe uzanan siller vardır. Atım amacıyla bu siller titreşirler. Dıştaki su içeri girerken içteki maddeler dışarı çıkar. Yer solucanı midye salyangoz vb. kabuklu hayvanların boşaltım organı nefridyumlar etrafında sillerle her halkada bir çift nefridyum yer alır. Huni gibi bulunan ucu halkadan halkaya bağlıdır. Huninin kanal olmasıyla kıvrımlardan sonra bir halka ile dışarı açılır. Kılcal damarlar kanalları çevrelemiştir. Böylece metabolizma artıkları ve her türlü iyonlar kanaldan kanala geçer. Glikoz ve suyun bir kısmının geri emilimini sağlanarak dışarı verilir. önemli husus ise CO2’nin difüzyonla atılmasıdır. Deri buna yardımcı olur. Böceklerde CO2 trake solunumu ile atılırken azotlu artıklar malpigi tüplerinin açık olan uçlarının sindirim kanalının son kısmına bağlı olmasıyla önce kana sonra kapalı olan malpigi tüplerine geçer. Sindirim kanalının sonunda biraz su emilimi gerçekleşir. Ürik asite bir dönüşüm geçirmiş olarak azotlu artıklar emilemeyen bir miktar su ile atılır. OMUGALILARDA BOŞALTIM Burada görev böbreklere düşer. Fakat canlının yapısına göre değişim görülür. Pronefroz balık ve kurbağa embriyon evreleri ve köpek balıklarının tüm evrelerinde görülür.  Pronefroz böbrek: Birimler nefridyumlardır; fakat sayıca çok fazladır. Nefridyumlardan akan artıklar kirpikli huni denilen pronefroz kanalına aktarılıp atılır. Bağırsağın son kısmına gelen atıklar kloak denilen açık yoldan atılır.  Mezonefroz böbrek: Pronefrozun gelişme sonucu ortaya çıkmıştır. Balık ve kurbağaların erginlerinde yer alır (Kuşların ve memelilerin embriyonları). Gelişme sonucu Bowman kapsülü işlem görür ve yine atıklar mezonefroz kanalı ile son bağırsağa açılır.  Metanefroz böbrek: Ergin kuş sürüngen memelilerin nefron birimleri vardır. İNSAN BOŞALTIM SİSTEMİ İnsanda boşaltım sistemi metanefroz böbrek idrar torbası idrar kanallarından oluşur. Boşaltım sistemi edilgin değildir; aksine inceden inceye düzenlenmiştir. Hemeostazi sağlanmasında esaslı etkilidir. Şekilsel olarak; böbrek kurumuş fasulye tohumu gibi ve morumsu bir rengi vardır. 140-160 gr ağırlığındadır. Omurganın iki yanında bel denilen bölgede bulunur ve üzerlerindeki çukur yerler birbirlerine doğru dönüklerdir. Böbreğe süzülecek kanı getiren böbrek atardamarı süzülen kanı kalbe veren böbrek toplardamarı bu çukur bölgeye gelir ve ayrılır. Böbreğin görevleri; 1. Vücutta dolaşımı zarar verecek maddeleri kandan ayırmak; 2. Zararı olmasa dahi yer tutan maddelerin ayırımını yapmak; 3. Kanın sıvı dengesini sağlamak; 4. Atardamar basıncının ayarlamak; 5. Fosfor-Kalsiyum dengesini korumak; 6. En önemli olansa alyuvar yapımında etkili içsalgı salgılamak. Yukarıda sayılan maddelerin yerine gelmesi ile bir kısım suyla atım idrar torbasında bir süre birikimden sonra olur. Böbrek üç kısımdan oluşmaktadır; 1. Kabuk (korteks); 2. Öz (medulla); 3. Havuzcuk (pelvis). Böbrek birimleri nefronlardır sayıları çok ve iki kısımdırlar. İletim kanalı ve böbrek atardamarından ayrılan glomerulus diye adlandırılan ağ gibi damarlar yumağıdır. İlk kısım tek sıralı epitel hücreleri ile çevrili bowman kapsülü denilen kıskaç biçimli ve süzülen maddeleri toplama kanalına ileten kanaldır. İkinci kısım ise glomerulustur ve diğer kılcallardan farklı olarak çift katlı epitel yapıdadırlar.(Bu nedenle hipertansiyona dayanıklıdır). Süzme için girdiği bowman kapsülü ve glomerulusun kendisi malpigi denilen bir birim meydana getirir.Glomerulus bowman kapsülünü ve ilerisini (kıvrımlı kanalcığı) dolaştıktan sonra böbrek atardamarına bağlanır. Bowman kapsülü önce kıvrımlarla proksimal tüpü sonra henle dirseğini oluşturur. En son tekrar kıvrımlar yaparak distal tüpü oluşturur. Henle kanalı özde tüpler ise kabukta yer alırlar. Nefronlar idrar kanalına doğru uzanırken bir piramit şeklini alırlar. Bunlara böbrek piramitleri denir. Kalbin böbreklere yolladığı kan miktarı toplam kanın %15-%35 arası bir değişim gösterir. Çünkü o an ki hal (çalışma dinlenme vs.) etki etmektedir. Süzülen maddeler havuzcuktan idrar kanalıyla mesaneye iletilir. Mesane normalde 250-300 ml sıvı alır. İçinde biriken üreye ve tuza karşı dayanıklıdır. Günde sağlıklı bir erkek 1500 ml idrar atar. İdrar yoğunluğu 1018-1022 arası değişir ve kokusu yeni ortaya atılan bir hipoteze göre kişiden kişiye farklılık gösterdiği söylenmektedir. Ayrıca toplum coğrafya beslenme ve yaşam tarzı etkili sebeplerdir. İdrar ilk çıktığında asidiktir. İçinde bulunan maddelerin değişimine göre birçok rahatsızlığın teşhisi ise idrarın diğer bir şekilde önemini artırır. Önlem açısından her gün idrarın rengindeki değişiklikler özellikle koyu renk alması sürekli kontrol edilmelidir. Nefronlar sadece süzme yapmaz aynı zamanda geri emilim denilen bir işlevi daha yerine getirir. Bu işlev atılan madde miktarını azaltma suretiyle tasarruf ve enerjiden kazanma amaçlıdır. Geri emilim olmasaydı şu an tükettiğimizin daha fazlasını harcayarak hem sindirim organlarımız aşırı yorulacak hem de ihtiyaçlarımızı daha zor karşılayacaktık. İNSANDA BÖBREKLERDE SÜZME Glomerulusta var olan yüksek basınçla kan plazması ve birçok yararlı ve zararlı madde nefron kanalına geçerek orada bazılarının geri emilimi gerçekleştikten sonra idrar kesesine gönderilmesidir. İNSANDA GERİ EMİLİM Glomerulus ile süzülen sıvı kanalda ilerlerken su ozmosla glikoz vitamin aminoasit Ca+ Na+ K+ difüzyonla etrafındaki kılcallara geçer. Buna geri emilim denir. Emilmeyen üre az bir miktar su ile idrar torbasına ilerler. Su tüm hücrelerimizde kesin kez bulunması gereken bir madde ise bunun emiliminin %80-%95 arası olması çok normaldir. Fakat bu hareket hipofiz bezinin yönetimi altındadır. ADH hormonu ile düzen sağlanır. Vücuttan çok tuz ve su eksildiğinde ağız kuruluğu halsizlik tansiyon düşüklüğü çarpıntı ve şok görülebilir. Tuz alınmaksızın bol su alınması halinde de su zehirlenmesi olarak adlandırılan adale kasılmaları çırpınmalar şuur kaybı ve koma ile ölüme kadar varabilen bir tablo görülebilir. Potasyumun kanda yüksek düzeylerde bulunması böbrek hastalığı ciddi yanıklar kanamalar gibi etkenlere bağlı olarak idrar miktarının azalması hallerinde görülebilir Kanın pH değerini ise yine böbrekler dengeler. Diğer organların bire bir kimyasal değerlerini ayarlamaya çalışmaktansa onlara gerekli maddeleri ulaştıran kanı kontrol etmek hem daha pratik hem de etkilidir. BOŞALTIM SİSTEMİ RAHATSIZLIKLARI Başta ihmal edilen terleme sonrası böbreklerin korunmaması yeterli su alınmaması gereksiz ve yanlış ilaç kullanımı sürekli aynı şekilde oturma gibi sebepler yanında bir çok patolojik sebepler yığını yer alır. Sigara bu sistemimizi de direkt ve olumsuz etkilemektedir. Sigaradan kana karışan maddelerin ayrışması için böbreklerin daha fazla çalışmakta savunmaya ayrılan süreyi kısaltmakta böbrekte kanda ve idrarda renk değişimi meydana getirmekte böbrek yetmezliği doğurmakta glomerulusta süzmenin azalması gibi tepkiler oluşur. 1. Böbrek düşüklüğü: Böbreğin anormal sarkıklığıdır. Yüzen böbrek diye bir çeşidi vardır. Böbrek normal şeklinde olmadığından tam kapasite çalışamaz. 2. Böbrek yetmezliği: Akut ve kronik olmak üzere iki çeşittir. Akut olan yetmezlik idrarın kendiliğinden çıkmasının tam ya da tama yakın durması ile belli olur. Genelde ya bir taş ile tıkalılık ya da kalbin az kan pompalamasıyla böbrekte hiçbir fiziki sorun yokken tam olarak süzme yapamamasından dolayı gerçekleşir. Geçici süreyle diyaliz makinesi kullanılabilir. Tam olarak söylenemez fakat iyileşme süresi 3-5 haftadır. Kronik olanındaysa böbrekler senelerce harap olmaktan sonrası hem kalsiyumun yeterli emilimi olmadığından kemik bozuklukları kalsiyum-fosfor metabolizması bozukluğu dış ve iç salgı yetersizliği alyuvar üretimi için eritropoyetin bireşimi azalımı ve hem de anemi takip eder. Tedavi böbrek nakli ve geçici süreyle diyaliz makinesi kullanılır. 3. Üremi: Tanımda şiddetli böbrek yetmezliğinin tüm belirtileridir. Tam anlamıyla sebebi bilinmeyip kaynağı üre olduğu sanılmaktadır. Aslen tek sebep üre değil kanda su ve elektrolit bozuklukları da yer alır. 4. Nefrit: Nefronların iltihaplanması şeklindeki hastalıktır. Genel nedeni boğaz enfeksiyonlarının tedavisi olmaması ile ilerleyen iltihaplanmanın böbrekte yerleşmesidir. Kısa sürede tedavi edilmezse böbreklerin tamamen durmasına neden olur. Böbreklerin bir süre dayanması tam tıbbi müdahale zamanını yaratır. 5. Böbrek veremi: Yine akciğer veremindeki gibi Koch basili ve onun neden olduğu tüberkül denilen lezyonlar böbrekte görülür. En sık görülen verem türlerindendir. Tedavi antibiyotiklerle sağlanır. Tam iyileşme elde edilir. 6. İdrar torbası iltihaplanması: Genelde bir virüsün veya bakterinin torbada etkinleşerek iltihaplanma yapmasıdır. Bunla birlikte tedaviye gidilmemesi sonucu etrafındaki yapıları da tehdit eder duruma gelir. Aynı zamanda boğazdaki bir iltihaplanma buraya kadar ilerleyebilir. Tedavi tamamen mümkündür. 7. Böbrek iltihaplanması: Mesane iltihap kapmadan önce de sonra da gelişebilir. Bu durum diğer böbrek rahatsızlıklarında sık görülen titreme üşüme ile tanınabilir. Enfeksiyon ilerlerse farklı bir hastalığa çevirebilir. Tedavisi tamamen mevcuttur. 8. Böbrek taşları: Halen araştırma ve tartışma konusu olan bu hastalığın sebebi bilinmemektedir. Kalsiyum ve azotlu kristalleşebilen bileşiklerin oluşturduğu katı çökelti sonucu çok sancılı ve idrarda kan kesin belirtileridir. Bu gibi bir durum için önceden küçük bazı önlemler alınabilir. Bol su alma hareketli olma fazla tuzlu yiyecekler yememeye özen göstermek gibi. Tedavi mümkün olmakla taş lazer ameliyat veya ilaç kullanımı ile düşürülebilir. Kalsiyumun kandaki düzeyinin gerektiğinden fazla olması hali genellikle paratiroid bezinin hastalıklarında görülmektedir. Hafif dereceli yükselmeler fazla bir belirti vermez. Bu hastalarda sık böbrek taşları görülür. Kalsiyum yükseldikçe kas güçsüzlüğü böbrek kireçlenmesi kemiklerde gereğinden fazla kireç toplanması gibi durumlar belirir İdrar yolları iltihabı idrar akıntısı ve tutamama idrar yolları yanması gibi rahatsızlıklar da yine sebebi bilinen fakat böbrekte oluşan bir hastalığı takiben gelebilen diğer vakalardır.
    Stayball bunu beğendi.
  3. elif_28

    elif_28 Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2009
    Mesajlar:
    165
    Beğenileri:
    220
    Ödül Puanları:
    0
    ama bu kadar uzun dememiştim ama yinde sağol biraz kısaltcam bunu :)
  4. arzu_asi

    arzu_asi Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    29 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.141
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    36
    Alm. Ausscheidungssystem (n), Fr. Appareil (m), excreteur, İng. Excretion. Kanın temizlenerek idrarın meydana gelmesinde, birikmesinde, iletilmesinde ve dışarı atılmasında vazife gören yapılar. İdrarın oluştuğu yer böbreklerdir. İdrarın hasıl olmasıyla vücudun diğer organlarında meydana gelen zararlı metabolizma artıkları da vücuttan su ile atılmaktadır. Bu şekilde dokuların iç düzeni korunmakta, vücudun tuz-su dengesi devam ettirebilmekte ve vücuttaki hidrojen iyonları konsantrasyonu sabit tutulmaktadır. İdrarın vücutta meydana gelmesi ve atılması iki safhada meydana gelmektedir. Önce, birinci idrar (Ultrafiltrat) meydana gelmekte, böbrekte nefronun borucukları boyunca, bunun büyük bir kısmı geri emilmekte, arta kalan kısım da dışarı atılmaktadır. Proteinler dışında, ultrafiltrattaki maddeler kan ile aynı konsantrasyonda bulunur. Daha sonra su, sodyum, amino asitler, şeker vb. maddeler böbrekteki borucuklar boyunca tekrar geri emilmektedir. Bu arada üre gibi maddelerin emilmesi sınırlı olmakta ve bir kısmı da borucuklar boyunca geçen idrara salınmaktadır. Günlük meydana gelen yaklaşık 120-150 litrelik ultrafiltrattan sadece bir litresi idrar olarak dışarı atılmaktadır. Bu atılan idrara, ikinci veya esas idrar denilir. Esas idrarda vücudumuzdan zaruri olarak atılması lazım gelen maddelerin konsantrasyonu, kandaki miktarlarına nazaran çok daha yüksek bulunmaktadır. Bu maddeler arasında üre, bazı ilaçlar, kreatinin vs. sayılabilir. Böylece ortaya çıkan idrar, böbrek havuzuna atılır. Buradan da idrar borusu vasıtasıyla mesaneye taşınır. İdrar borusunun üç yerinde bulunan darlıkları, böbrek taşlarının takılması ve ameliyat gerektirmesi bakımından önemlidir. Mesanede biriken idrar, mesaneyi belli dolgunluğa eriştirerek idrar yapma refleksi uyandırır ve idrar dışarı atılır. Mesaneden sonra gelen ve uretra denilen idrar atma borusu ile idrar yolları son bulur. Bu borucuk kadınlarda erkeklerden daha kısa olduğundan, idrar yolları ve böbrek rahatsızlıkları daha sık olmaktadır. Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

    bu daha kısası
    Stayball bunu beğendi.
  5. elif_28

    elif_28 Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2009
    Mesajlar:
    165
    Beğenileri:
    220
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler
  6. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0
    butonu kullanman yeterli olacaktır,;)
  7. elif_28

    elif_28 Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2009
    Mesajlar:
    165
    Beğenileri:
    220
    Ödül Puanları:
    0
    sümeyra abla birazcıkta sen yardım etsen
    ben hastalıkları dedim mesala böbrek yetmezliğği şeker hastalığı gibi ben ablanın yazdıklarını yazıyorumda biraz sen yardım etsen ne olcak:D
  8. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0
    Böbrek Yetmezliği
    Böbrek yetmezliği tanısı konulduğu zaman endişelenmeniz çok normaldir ama doğru bilgi almanızın, size gelecek ile ilgili büyük yararları vardır. Sosyal ve fiziksel ihtiyaçlarınıza göre renal ekibiniz ile birlikte size en uygun tedavi biçimini seçebilirsiniz. Renal ekip; doktorunuz, aileniz, diyaliz ünitesi hemşireleriniz, psikoloğunuz, yardımcı personel ve diyetisyenlerden oluşur.

    Bir kaç tedavi seçeneğiniz var,

    Renal ekibiniz her zaman yanınızda ve doğru karar vermenize yardımcı olacaktır.

    Yalnız değilsiniz...!


    Böbreklerimiz
    Böbreklerimiz, omurganın her iki yanında, karın boşluğu içerisinde ve bel bölgesinin biraz yukarısında yer alırlar. Normalde her insanda iki tane böbrek bulunur. Fakat sağlıklı tek bir böbrek de normal yaşam sürdürmeye yeterlidir. Böbrekler şekil olarak fasulyeye benzerler. Ağırlık ve yapı olarak çok küçük görünen bu organların vücudumuz için önemi çok büyüktür.

    Böbreklerimizin görevleri
    Metabolik ürünlerin vücuttan atılması
    Böbreklerimizin en önemli görevi vücudumuzdaki zararlı ve atık maddeleri ( üre, kreatinin, ürik asit gibi ) süzerek vücuttan idrar yolu ile atmaktır.
    Kan basıncının düzenlenmesi
    Böbreklerimiz çeşitli hormonlar salgılar. Bunların birinin adı RENİN dir. Bu hormon yardımı ile tansiyonumuz düzenlenir.
    Sıvı dengesini ve kandaki pH düzenlenmesini sağlar
    Vücudumuza gerekli olan bazı minerallerin, ( tuz, potasyum, fosfor, magnezyum vb ) suyun, glikozun ve proteinlerin dengede tutulmasını sağlarlar.
    Kan yapımını kontrol eder
    Böbreklerimiz salgıladığı bir hormon olan ERİTROPOETİN ile kemik iliğini uyararak kan yapımına yardımcı olurlar.
    Kemik yapımını kontrol eder
    Vücudumuza alınan D vit*****nin kullanılmasını sağlıyarak kandaki kalsiyum – fosfor seviyesini dengeler ve sağlıklı bir kemik yapısının olmasına katkıda bulunurlar.
    Böbrek yetmezliği
    Böbreğin normal işlevlerini yerine getirememesidir.
    İki türlü böbrek yetmezliği vardır.

    Akut böbrek yetmezliği
    Sağlıklı böbreğin çalışmasını engelleyen ani bir olay meydana gelmiştir.

    Bu olaylar;
    Tansiyonun ani bir şekilde düşmesi
    Kazalar, büyük kanamalar
    Böbrek enfeksiyonları
    Zehirlenmeler
    İlaçlardan kaynaklanan allerjik olaylar
    Geçirilen büyük ameliyatlar
    İdrar yollarında oluşabilecek tıkanmalar
    Büyük yanıklar
    Bu tür böbrek yetmezlikleri genellikle tamamen iyileşebilir, ancak müdahale edilmediğinde ölümcül olabilir veya hasta kronik böbrek yetmezliğine girebilir.

    Kronik böbrek yetmezliği
    Böbreklerin, görevlerini çeşitli nedenlerle ve geriye dönüşümsüz olarak yapamamasından dolayı, ortaya çıkan durumdur.
    Uzun bir zaman sürecinde gerçekleşir ve genellikle iyileşmez.

    Kronik böbrek yetmezliğinin nedenleri
    Yüksek tansiyon
    Sistemik hastalıklar ( şeker hastalığı, ailevi akdeniz ateşi vb.. )
    Böbrek kistleri
    Kanamalar
    Bazı ilaçlar
    Glomerülunefrit
    Veziko-Üretral reflü
    Bilinmeyen nedenler
    Kanda zararlı maddelerin birikmesi arttıkça;
    Halsizlik
    Bulantı, kusma
    İştahsızlık
    Vücutta su ve tuz birikmesi sonucu şişmeler ( ödem ) meydana gelir ve tansiyon yükselir
    Uyku hali, dalgınlık
    Kansızlık
    Ciltte renk değişikliği ve kaşıntı başlar
    Böbrek yetmezliği erken dönemde fark edilirse ilaç ve diyet tedavisi ile geciktirilebilir. Ancak, böbreklerimiz tamamen veya büyük ölçüde çalışamaz hale geldiğinde, sadece ilaçla ve diyetle tedavi mümkün olamamaktadır.
    Bu durumda başka tedavi seçenekleri gerekir.

    Bunlar;

    1. Böbrek nakli
    2. Diyaliz
    a. Periton diyalizi
    b. Hemodiyaliz

    Hangi tedavi benim için uygundur?
    Tedavi seçeneklerini doktorunuz ve hemşireniz ile konuşabilirsiniz. Aileniz ile beraber tedavi şekline karar verin.

    Böbrek transplantasyonu
    Yeni bir böbreğin, vücuda cerrahi operasyonla takılması demektir. Nakledilen böbrek normal böbrekten daha aşağıda bir seviyede yerleştirilir ve çalışmaya başlaması için bir kaç hafta geçmesi gerekebilir. Bu sure içerisinde diyaliz tedavisine devam edilebilir.

    Yeni transplantasyon yapılmış böbrek nasıl takip edilir?
    Her gün ilaçlarınızı düzenli olarak alınız. Doktorunuzla kararlaştırdığınız kontrollere düzenli olarak gidiniz. Diyetinizi takip ediniz. Doktorunuzun önerilerini uygulayınız. Transplantasyondan sonra özellikle ilk 3 ay sağlık problemlerinize dikkat ediniz. Kilo almamaya gayret ediniz.

    Transplantasyonun dezavantajları
    Bir verici için beklemek. Büyük bir operasyon geçirme riski. Yeni böbreğin vücut tarafından kabul görmemesi. Devamlı ilaç kullanma zorunluluğu ve kullanılan ilaçların yan etkileri. Vücudun savunma mekanizmasının zayıflaması. Vücut görünüşünde değişiklik olması.

    Transplantasyonun avantajları
    Nakil edilmiş böbrek sağlıklı böbrek gibi çalışır. Hasta kendini özgür ve sağlıklı hisseder. Az diyet kısıtlaması gerekir.

    DİYALİZ
    Diyaliz nedir?
    Diyaliz, vücuttaki fazla suyu ve atık maddeleri filter ederek vücuttan atılmasını sağlayan yöntemdir.

    2 çeşit diyaliz vardır;

    Hemodiyaliz
    Periton diyalizi

    Hemodiyaliz nedir?
    Böbreğin çalışmadığı hallerde, suni böbrek makinaları kullanarak vücuttaki fazla su ve atık maddelerin vücuttan atılma yöntemidir. Hemodiyaliz işleminde, iki iğne yardımı ile kan makinaya gider, bir filtreden geçer, temizlenir ve damara geri döner.

    Hemodiyalizin dezavantajları
    Hastaneye bağlı olmak
    Hastanenin progr***** uymak
    Makineye bağlı uzun sure kalmak
    Her tedavide damara iki iğne ile girmek
    Her tedaviden sonra kendini bitkin hissetmek
    Tedavi sırasında tansiyonda ani değişikliklerin olabilmesi
    Tedavi aralarında vücutta toksik maddelerin birikmesi
    Kısıtlı diyet ve sıvı alımı
    Vasküler girişin devamlı açık olması
    Periton diyalizi
    Periton, karın boşluğunda bulunan, karın duvarını ve organları saran bir zardır. Periton diyalizi, karın boşluğuna küçük bir ameliyat ile yerleştirilen, ince, yumuşak, silikondan yapılmış kalıcı bir tüp ( kateter ) aracılığı ile yapılır.

    Periton diyalizi 2 şekilde uygulanır;

    1. SAPD ( Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi )
    2. APD ( Aletli Periton Diyalizi )
    Stayball ve elif_28 bunu beğendi.
  9. sumeyra

    sumeyra Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.561
    Beğenileri:
    790
    Ödül Puanları:
    0
    Diyabet nedir Nasıl meydana gelir

    Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır ve kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glükozun(şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glükoz pankraeas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enrjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin verilen "kapılar" vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun "anahtar" varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glükoz "kapısının" açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin etkilediği reseptörlerin( hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı gelişmektedir.



    Diabet - Şeker Hastalığı

    Diabet, diğer adıyla şeker hastalığı, sık görülür ve ciddî sonuçlara yol açar.Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. İnsülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker normal değerlerin üstüne çıkar. Kanda şekerin çok artması, zehir etkisi yaratır ve vücudun tüm hücrelerini tahrip eder.

    Şeker ve İnsülin
    Vücut, sürekli olarak kanda bir miktar şekere (glukoza) ihtiyaç duyar. İnsülin kan dolaşımındaki glukozu hücrelere taşımakla görevlidir. İnsülin pankreas tarafından üretilen bir hormondur.
    Hücrelerdeki glukoz, günlük yaşamımızı devam ettirmeyi sağlayacak enerji kaynağıdır.



    Şeker Hastalığı (Diyabet) Belirtiler, belirtileri

    Sık sık idrara çıkma
    Aşırı susama
    Bulanık görme
    Halsizlik,bitkinlik
    Beklenmedik kilo kaybı
    Acıkma hissidir.
    Mide bulantısı
    Kusma
    Nefes kokusu
    Sık idrar yolu enfeksiyonu
    Adetten kesilme
    Kuru ve kaşıntılı deri
    Yaraların geç iyileşmesi
    Sık sık idrara çıkma (poliüri) hissi vardır.Çünkü kan şekeri yükseldiğinde böbrekler ememedikleri fazla şekeri atmak için çalışırlar.Genellikle kan glukozu 180 mg a ulaştığında idrarda glukoz atılmaya başlar (glikozüri). Uzun zamandır şeker hastası olanlarda bu seviye çok daha fazla yükselmeden idrarda glukoz çıkmayabilir.

    İdrarla atılan şeker beraberinde suyun da atılımını sağlar.Böylece oluşan sıvı kaybı ile aşırı susama (polidipsi) hissi oluşur.Bu belirti çoğu zaman hastalar tarafından sadece ağız kuruluğu olarak hissedilir.

    Bulanık görmede bu susuzluk periodları esnasında gözdeki glukoz ve su seviyelerindeki değişikliğe bağlıdır.

    Hücreler yakıt maddeleri olan glukozu yeterince alamadıkları için halsizlik ve bitkinlik oluşur. Bu kayıp yakıtı yerine koyabilmek için vücutta biriken yağlar yakılmaya başlar ve kilo kaybı ile birlikte aşırı acıkma hissi oluşur.Yağ hücreleri bozularak ketonlara dönüşür ve bu ketonlar idrarla atılır. (ketonüri)Kan şekeri yükselince deri enfeksiyonlarında artış olur.Şeker bakterilerin üremesi için uygun ortam oluşturur.

    Yüksek glukoz düzeyleri sinir harabiyetine sebep olarak geceleri ayak ağrıları ve kramplara sebep olabilir.

    İnatçı hiperglisemi uzun vadede kalp-damar hastalıkları, böbrek hastalıkları ve görme bozuklukları gibi diabet komplikasyonlarına da sebep olabilir.




    başka istediğin var mı?
    Stayball bunu beğendi.
  10. 'FirarPerest'

    'FirarPerest' Üye

    Katılım:
    30 Eylül 2009
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    1.646
    Ödül Puanları:
    0
    Şeker hastalığı: Glikoz bowman kapsülünden idrara geçip ,geri emilemezse olur.

    Albumin hastalığı: Böbrekteki idrar süzen kapsüllerin bozulmasından meydana gelir.

    Nefrit: Nefronların iltihaplanmasındandır.

    Sarılık: İdrarda safra boyalarının görülmesidir.Safra kana emilir kandaki safra boyaları idrara geçer ve idrarın rengi koyu kırmızıya dönüşür.Hastanın göz akı ve derisi de sarımsı olur.

    Böbrek taşları: İdrarda oksalat, ürat, fosfat eriyik halde bulunur.İdrar yollarında bir iltihap yara ,tıkanma olursa bunlar çökelerek böbrek taşlarını yapar.Böbrek taşları da böbrek kanamalarına ve şiddetli ağrılara sebep olur.Kanlı idrar çıkması görülür.

    Üremi: Böbreğin yeterince üre süzememesi, durumunda kandaki üre miktarının artması ile oluşur.

    Daha detaylı bilgi için :

    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...



    Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...

    Stayball bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş