Buda Kimyacıdan

Konu 'Fıkra-Komik Yazılar' bölümünde P!NqUeEn <3 <3 tarafından paylaşıldı.

  1. P!NqUeEn <3 <3

    P!NqUeEn <3 <3 Üye

    Katılım:
    29 Mart 2010
    Mesajlar:
    747
    Beğenileri:
    168
    Ödül Puanları:
    0

    Ey benim demir gibi sert, cıva gibi ağır başlı, azot gibi yakıcı, flor gibi çekici, sevgi konusunda soy gaz kadar kararlı ve metaller gibi işlenip şekil alabilen ve bir o kadar da incelebilen sevgilim, çatal karam, göz bebeğim, nikel krozem…



    Her şeyim.



    Bu mektubu özlemin ve sevginle basit enerji seviyesine uyandığım gecede yazıyorum. Şu anda senden başka hiçbir şey düşünemeyen kararsız ara ürünüm. Yazdığım bu mektup, temel düzeye dönerken yaptığım ışımanın bir yansımasıdır.



    Sabit kütlesi ve eylemsizliği olan, hatta uzayda belli bir yer kaplayan sevgilim, nasılsın? İyi misin? Hava basıncı nasıl oralarda üşüyor musun? Beni sorarsan normal şartlar altında sayılırım. Basınç bir atmosfer civarında etraf bir laboratuar kadar kuru ve zemin futbol oynamaya müsait.



    Seni özlüyorum. Seni öğrencisini sözlüye kaldırmak için sabırsızlanan öğretmenin sabırsızlığıyla bekliyorum. Geçenki mektubunda yakında geleciğini söylemiştin. Aradan geçen süre dt ve aramızdaki mesafeye dl dersek, geleceğin zamanı

    Dt =dl*h/V formülüne göre bulacağımı söylediler, şu an bunu çözmekle meşgulüm.

    Hâlâ çözemedim.



    Kırmızı turnusolü maviye çeviren bazik sevgilim! Derslerin nasıl? Benimkiler çok iyi. Fakat maddi durum dersler kadar iyi değil. Cebimdeki paranın limiti sıfıra yaklaşıyor. Züğürtlükten denklem bile kuramıyorum. Şöyle derişik derişik aside hasret kaldım. Anlayacağım reaksiyonlarım çıkmazda. Yukarı tükürsen sakal, aşağı tükürsen bıyık, yere tükürsen ayıp.



    Seni her geçen gün artan ivmeyle seviyorum. Sevgimin sayısal büyüklüğü karşısında avagadro halt etmiş.



    En büyük arzum, sevgimizin limitinin sonsuza gitmesi!



    Ey güldüğü zaman masum öğrencilere, kızdığı zaman hocaya, sakinleştiği zaman nikel kompleksine, şarkı söylerken çalar saate, ders çalışırken ineğe, bağırdığı zaman hitlere canı sıkılınca bitlere, uyuduğu zaman papatyaya, uyandığı zaman kediye, çok yediğinde Demirel’e az yediğinde İnönü’ye, konuşurken Çiller’e, maç yaparken Möller’e, koştuğu zaman ata, yüzdüğü zaman yata, deneylerde asetata ve cümlelerde ismin önüne gelen sıfata benzeyen benim çok fonksiyonlu sevgilim.



    Ey eğik başlı, tükenmez kalem kaşlı, elma yanaklı, armut burunlu, altın dişli, geniş iç hacimli,saçları boya, gözleri kara, memleketi Ankara olan sevgilim, şunu unutmamalısın ki ben seni hep sevdim ve seveceğim. Sevgi konusunda sana karşı hep ekzotermiğim. İkimiz bir tuzun bazıyla asidiyiz. Hoşça kal. Büyüklerin protonlarından, küçüklerin nötronlarından öperim.

Sayfayı Paylaş