Cahit Külebi Şiirleri

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde nilüfer tarafından paylaşıldı.

  1. nilüfer

    nilüfer Üye

    Katılım:
    13 Mart 2008
    Mesajlar:
    448
    Beğenileri:
    399
    Ödül Puanları:
    16

    AÇIK
    Biz hep açık konuştuk.
    Gökyüzünden maviydi sözlerimiz.
    Sığ bataklarda değildik, kuşlar gibiydik,
    Uçarıydık. Gözlerimizde
    Şavkıyan parıltılar gibiydik.

    Biz iyiye iyi, güzele güzel dedik.
    Masallardan çekerdik mısraları, tülbent gibi.
    Yalnız, şiirlerde yalan söylemezdik,
    Umutlarımızda, hayallerimizde de yalancı değildik.

    Biz buğday tarlalarında buğday,
    Ağu yeşili bahçelerde ot,
    Trenlerde düdük sesiydik.
    Yıldızlara çobandık, değirmenlere su,
    Bozkırlara bulut gölgesiydik.

    Seller aktı gitti. Biz kaldık.
    Bulutlar uçtu gökyüzünden.
    Rüzgarlar darmadağın etti.
    Ne bahçesinden hayır var, ne güzünden.
    Akıl da bulutlar gibi çekip gitti.

    Nerden bilirdik, çalışmaktan
    Kocayacağını sevgililerin,
    Yaşamanın güzelliği kadar
    Hoyratlığını, bezginliğini...
    Biz kaldık, koyup gitti bahar,
    Her şeyi nerden bilirdik.
  2. nilüfer

    nilüfer Üye

    Katılım:
    13 Mart 2008
    Mesajlar:
    448
    Beğenileri:
    399
    Ödül Puanları:
    16
    AKŞAMLAR HEY AKŞAMLAR
    Kim esir değildir
    Kendi içerisinde?
    Akşamlar hey akşamlar!

    Doğmasaydım eğer
    O küçük şehirde
    Kim böyle boş gezer,
    Yüzer gibi olur,
    Bir koca nehirde?

    Yorgunluk hey yorgunluk!
    İnatçı yorgunluk!
    Dalgın bir yüz kadar
    Tozlu ayakkabılar.
    Yorgunluk hey yorgunluk!
  3. nilüfer

    nilüfer Üye

    Katılım:
    13 Mart 2008
    Mesajlar:
    448
    Beğenileri:
    399
    Ödül Puanları:
    16
    ALACAKARANLIKTA
    Akşam karanlıklarla sarmaş dolaş
    Sen de sarılmışsın yalnızlığına,
    Taksiler kurşun gibi gelir geçer
    Troleybüsler salına salına.

    Tek tük kadınlar aydınlatır caddeyi.
    Genç kızlar beyaz neonlar gibi.
    Ortancalar gül rengi ışık saçar,
    On beşine varmamışlar masmavi.

    Sen de yalnızlık saçarsın.
    İçmeye korkarsın, efkâr basar.
    Ağlayamazsın elâlem var.
    Şapkanı bile çıkaramazsın
    Saçlarını uçurur rüzgâr...

    Gittim deniz kıyısına oturdum.
    Akşam karanlıklarda sarmaş dolaş,
    Ben de denize akıyordum
    Irmaklar gibi yavaş, yavaş...






    ANLARSIN
    Bir gece habersiz bize gel
    Merdivenler gıcırdamasın
    Öyle yorgunum ki hiç sorma
    Sen halimden anlarsın
    Sabahlara kadar oturup konuşalım
    Kimse duymasın
    Mavi bir gökyüzümüz olsun
    Kanatlarımız dokunarak uçalım
    İnsanlardan buz gibi soğudum
    İşte yalnız sen varsın
    Öyle halsizim ki
  4. nilüfer

    nilüfer Üye

    Katılım:
    13 Mart 2008
    Mesajlar:
    448
    Beğenileri:
    399
    Ödül Puanları:
    16
    BİLİNMEYEN

    O ki bardağa dökülen seraptır
    (Bal yoğunluğundadır, sıcaktır, ışıktır)

    O ki sabah erken bir bahçedir
    (Çayır kokusudur, serinliktir, umuttur)

    O ki esen yeldir kar erirken
    (Çiğdemdir, ağaç çiçeğidir, okşayıştır)

    O ki içilen sudur kana kana
    (Özlemdir, doymayıştır, kardeştir)

    O ki bir yüce ırmaktır akar
    (Ürküntüdür, baş dönmesidir, gidiştir)

    O ki maviliği belirsiz denizdir
    (Buğulanmadır, düştür, sevmekte ölümdür)

    O ki bir ince kızdır ak tenli
    (Yaşamdır, umuttur, gözyaşıdır)


    BİR HALİN VAR ÖZLÜYORUM
    Bir halin var seviyorum
    Küçük ellerinden daha çok
    Bir halin var özlüyorum
    Sıcak dudaklarında yok

    Yıldızlı gözlerinde ayrı ufuk
    Bir halin var düşünüyorum
    Bir halin var gülüyorum
    Arsız burnunda çocuk

    Bir halin var özlüyorum​



    BİZİM DAĞLAR
    Ararat dağı anamın pişirdiği
    Çocukluğumda yediğim nişastadır.
    Yıldız dağı bir ekilmiş tarladır
    Mevsim mevsim yıldızların bittiği.

    Sultan dağında ak kuzular meleşir
    Uzun yayla'da pehlivanlar güleşir
    Bingöl dağı çiğdem çiğdem yeşerir
    Belli olur abı hayat içtiği.

    Kaz dağından beyaz bulutlar uçar
    Keşiş dağında Kerem'in yolu geçer
    Çamlıbel'de Köroğlu kalmaz naçar
    Kop dağında öküzlerin çektiği.
    Son düzenleyen: Moderatör: 4 Ağustos 2009
  5. nilüfer

    nilüfer Üye

    Katılım:
    13 Mart 2008
    Mesajlar:
    448
    Beğenileri:
    399
    Ödül Puanları:
    16
    CEBECİ KÖPRÜSÜ
    Cebeci köprüsünün üstü
    Karınca yuvasına benziyor.
    Hamallar, körler, topallar
    Oturmuş nasibini bekliyor.

    Cebeci köprüsü yüksek,
    Altından tren geçiyor.
    Ya benim aklımdan geçenler?
    Kimse bilmiyor.

    Şu dünya güzelim dünya
    Tıkır tıkır işliyor,
    İnsanlar insanlar insanlar
    Neden böyle çekişir durur?
    Aklım ermiyor.

    Cebeci köprüsünün korkulukları
    Kara boyalı.
    Daha böyle köprülerden geçersin çok
    Cahit Külebi!



    ÇİÇEKLE KONUŞMA
    Artık ne pencerem var seni koyacak
    Ne masam
    Sevgilim de yok bu şehirde
    Çiçek seni alıp ne yapsam​



    ÇÜRÜYEN OTLAR

    I

    Bilinmez hangi şehirde
    Yaşarsın aşktan habersiz,
    Küçük çakıl taşım, nasıl bulayım!
    Kaybolmuşsun bir kocaman nehirde.

    Bu kimin çocuğu, der, seni görenler.
    Benim çocuğum, diye, sesim gelir uzaktan.
    Bunca kötülüğü bağışlatır bakışın
    Yanakların kızarır ağlamaktan.

    Bir gün sokakta rastlasam, ellerini
    Alsam avuçlarıma okşasam.
    Sıcaklığını tanır da mısralarımdan
    Kız kardeşimsin sanırlar belki.

    Son orada, ben burada
    Birbirimizden habersiz
    Ayrı yaylalarda yeşeren otlar gibi
    Bekleye bekleye çürüyeceğiz.


    II

    Senin oturduğun şehirde
    Gökyüzü mavidir benimkinden,
    Çiçekler daha taze
    Kuşlar bile güzeldir birbirinden.

    Şarkılar daha neşeli, daha mahzun
    Akşamlar daha garipsi,
    Umut alabildiğine geniş,
    Umutsuzluksa denizler gibi;

    Trenler bile daha sevinçli
    Daha kederli gelir gider.
    Gençler bütün haşarı
    Yaşlılar büsbütün kederlidirler.

    Kadınların sütü daha gür, daha ak
    Çocukların iştahı, yerinde,
    Gemiciler bile daha sar****ur
    Doğup büyüdüğün şehirde.

    Garibim! Nazlım! Öksüzüm
    Hayal rüzgarlarıyla emzir beni de
    Uzak ya, kokunu duyuyorum
    Gül gibi açıldığın şehirde.
    Son düzenleyen: Moderatör: 4 Ağustos 2009
  6. nilüfer

    nilüfer Üye

    Katılım:
    13 Mart 2008
    Mesajlar:
    448
    Beğenileri:
    399
    Ödül Puanları:
    16
    DİŞİ
    İstanbul boğazından beyaz
    Gemiler geçer, su kesimi mavi
    İnsanı gecelerce uyutmaz
    Benim sevdiğim de, bu gemiler misali

    DOST..
    Bir gece habersiz bize gel
    Merdivenler gıcırdamasın
    Öyle yorgunum ki hiç sorma
    Sen halimden anlarsın
    Sabahlara kadar oturup konuşalım
    Kimse duymasın
    Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
    Dokunarak uçalım.

    insanlardan buz gibi soğudum,
    işte yalnız sen varsın
    Öyle halsizim ki hiç sorma
    Anlarsın.

    CAHİT ​
    DOSTLARA TÜRKÜ
    Dostlar bilin ki burda
    Bir fakir Cahit Külebi
    Garaja çekilmiş hurda
    Paslanmış kamyonlar gibi
    Bekler durur Ankarada.

    Ne kadın, ne aşk, ne kumar
    Ne çalışmak, akşamadek;
    Yüz vermez oldu sokaklar
    Bir bardak su, biraz ekmek,
    Yaşa yaşadığın kadar!

    Gel be dünyalık hevesim
    Sokul bir parça yanıma!
    Toplasalar çıkmaz sesim
    Bütün kızları başıma,
    Gelmez elimi süresim.

    Hasreti yeşerten, ufak
    Ufak esen mavi rüzgâr
    Nerde rüyalı ve uzak
    Bıldır gezdığım tarlalar!
    Dul bir kadın kadar sıcak!
  7. nilüfer

    nilüfer Üye

    Katılım:
    13 Mart 2008
    Mesajlar:
    448
    Beğenileri:
    399
    Ödül Puanları:
    16
    EVVEL ZAMAN
    Asardın okulu her sabah
    Sen de aşıktın bir zamanlar,
    Geceleri sokak sokak gezerdin
    Ellerin ceplerinde, yıldızları sayarak.

    İnsanın sevdası on beşinde
    Horoz şekerlerine güneşlere benzer,
    Gülerdi tramvaylarda küçük bir kız
    Bekareti beyaz dişlerinde.

    İçi kadın çamaşırı doluydu vitrinlerin,
    Allık pudra, frenk altını küpeler,
    O tarihte dükkanların önünde
    Dalıp giderdin.


    GEL SENİNLE RESİM YAPALIM
    Gel seninle resim yapalım
    Bir yüz çizelim ince,
    Küçük nezleli bir burun
    Ve gözler zeytin iriliğinde.

    Sonra bir gelincik, ince bir boyun,
    Soyulmuş bademden daha ak bir ten,
    Öyle bir yüz ki seher vakti
    Mutluluk estirsin güneş doğarken

    Ve saçları çizelim, bulutlar,
    Türküler, masallar gibi,
    Hepsinin üztüne sonra
    Kocaman bir insan yüreği.

    Öyle bir yürek ki sevgiyle
    Arkadaşlıkla, mutlulukla dolsun,
    İsterse ondan sonra
    Bütün şairler ölsün.​


    GÜNEŞLİ ÇAYIR
    Pınarlardan içiyorum seni
    İnce ve mavi bileklerinden,
    Kısrak memelerinin gürlüğünde
    Sabah bahçelerinin serinliğinden.

    Kaç yaşıma gelirsem geleyim
    **mem ben gencim uzun yıllar.
    Ayna gibi akan bir dere
    Ve dibinde beyaz çakıllar.

    Yaşamım böyle çağlar gider
    Cırcırböcekleri, ormanlar ötesinde,
    Sarı kokusuyla harmanların
    Ve düğenlerin ezip geçmesinde.

    Ayışığı uçuşsun gözlerinden,
    Teninden aklığı sabahların.
    Karanlık gecelerden çıktıkça
    Güneşli bir çayırsın sen.
  8. nilüfer

    nilüfer Üye

    Katılım:
    13 Mart 2008
    Mesajlar:
    448
    Beğenileri:
    399
    Ödül Puanları:
    16
    GÜNLER BANA BİR HİKAYE ANLATTI
    Geçen gün bir kadın gördüm,
    Kucağında bir çocuk vardı.
    Yüzü kehribar rengindeydi.
    Ne oldu sana bebek dedim
    Noldu da böyle zayıfladın?
    Çocuk yüzüme bakıp güldü.
    Geçen gün bir çocuk gördüm
    Yüzü kehribar rengindeydi.

    Geçen gün bir gelin gördüm
    Gelinin yüzü gül rengindeydi.
    Kocasının koluna asılarak gider.
    Ne oldu gelin sana dedim,
    Noldu da böyle güzelleştin?
    Gelin yüzüme bakıp güldü.
    Gözleri zeytin rengindeydi.

    Çok güvenme haline gelin dedim
    Bir gün gelir sen de anlarsın.
    Dünya dediğin şeker şerbet
    İçi başka dışı başkadır.
    Bir gün şu kadına dönersin,
    Dönersin de sonra ağlarsın.
    Çok güvenme haline gelin dedim.

    Geçen gün bir adam gördüm
    Bir şeyden korkar gibiydi.
    Kim korkuttu adam seni dedim
    Herif yüzüme bakıp güldü,
    Geçen gün bir adam gördüm.

    Dayanamıyorum onların haline
    Yüreğime oklar saplanıyor.
    İstiyorum ki kadınlar her zaman
    Vefalı, iyi, sıcak,
    Erkekler sağlam yapılı, çalışkan,
    Çocuklar tosun gibi,
    İstiyorum ki pırıl pırıl olsun
    Dünyamızın günleri.
    Ne çare evdeki hesap
    Çarşıdakine uymuyor
    İnsanlar bol bol laf ediyor ya
    Yine de işlerine
    Akıl fikir ermiyor.

    Bizim bir dünyamız var ki
    İstesek güzel olur,
    Denize gisek balık gibi
    Yumuşar kemiklerimiz,
    Güneşin altında otursak
    Isınır dinleniriz.
    Bizimdir rüzgarı, ağacı, meyvesi
    Bizimdir dostluğu, kardeşliği, sevdası.
    Ama biz insanoğulları
    Babadan mirasa konmuşuz
    Her gün bir taşını söker atarız
    Hele bir işimize elversin
    Tozu dumana katarız.
    Ama biz insanoğulları
    Babadan mirasa konmuşuz.



    GÜZ YORUMU
    Hava bugün de bulutlu
    Rüzgâr daha serin esecek.
    Bütün insanlar umutlu,
    Şairler mahzun gezecek.

    Yağmur yağacak ince,
    Muşambalı kızlar görülecek.
    Ağaçlara, çocuklara gelince
    Bir karış büyüyecek.

    Şairlerin ateşi, âşıkların
    Belki bin dereceye yükselecek.
    Cahil kızlar, küçük kediler,
    Çocuklar üşüyecek.

    Bu şiiri yazan, caddelerde
    Seninle başbaşa yürüyecek.
    Gelip geçenler, yağmur altında
    Bu adam tek başına ne geziyor, diyecek.
    Yapraklar yollara dökülecek. ​
  9. nilüfer

    nilüfer Üye

    Katılım:
    13 Mart 2008
    Mesajlar:
    448
    Beğenileri:
    399
    Ödül Puanları:
    16
    GÜZELLEME!!
    Evinizin önünde dolaşsam
    Seni bulamazdım,
    Sen gözlerinde bahçeler olan
    Şimdi evimdeki karım.
    Senin kadar güzel olsun çocuklarım

    Gökyüzü bugün ne kadar da çok
    Yıldızlarla dolu avuçların


    HARP İÇİNDE
    Babalar evlerine mahçup döndü her akşam
    Harp içinde.
    Anaların sütü kesildi,
    Çocuklar ağladı,
    Erkekler askere gitti.
    Kadınlar bir deri bir kemik.
    Harp içinde kızlar sarardı.

    Savaşanlardansa
    Ancak bir hatıra kaldı. ​



    HASRET....
    Şimdi tarlalarda güneş vardır.
    Karlar donmuştur otların uçlarında..
    Artık akşamları dinlenemem
    Başım avuçlarında.

    İçi korku dolu kış gecesi
    Hiç yatağın yok mu sıcak
    Dağları dolduran kır çiçeği
    Hangi rüzgarlar seni koklayacak!

    Saçlarımı kesip rüzgara ataçağım!
    Ta ki haber götürsün bir gün sana!
    İçimde bir şeytan var, diyor ki
    Aklına ne gelirse yapsana.

    Ben bu şiiri yazdım atlı talimde
    Bulunduğum sehir İstanbul'du
    Ağır ağır kar yağıyordu
    Atımın yelesi bulut renginde
  10. nilüfer

    nilüfer Üye

    Katılım:
    13 Mart 2008
    Mesajlar:
    448
    Beğenileri:
    399
    Ödül Puanları:
    16
    HİKAYE
    Senin dudakların pembe
    Ellerin beyaz,
    Al tut ellerimi bebek
    Tut biraz!

    Benim doğduğum köylerde
    Ceviz ağaçları yoktu,
    Ben bu yüzden serinliğe hasretim
    Okşa biraz!

    Benim doğduğum köylerde
    Buğday tarlaları yoktu,
    Dağıt saçlarını bebek
    Savur biraz!

    Benim doğduğum köyleri
    Akşamları eşkıyalar basardı.
    Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
    Konuş biraz!

    Benim doğduğum köylerde
    Kuzey rüzgârları eserdi,
    Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
    Öp biraz!

    Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
    Benim doğduğum köyler de güzeldi,
    Sen de anlat doğduğun yerleri,
    Anlat biraz!



    İSTANBUL
    Kamyonlar kavun taşır ve ben
    Boyuna onu düşünürdüm,
    Kamyonlar kavun taşır ve ben
    Boyuna onu düşünürdüm,
    Niksar'da evimizdeyken
    Küçük bir serçe kadar hürdüm.

    Sonra âlem değişiverdi
    Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    Sonra âlem değişiverdi
    Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    Mevsimler ne çabuk geçiverdi
    Unutmak, unutmak, unutmak.

    Anladım bu şehir başkadır
    Herkes beni aldattı gitti,
    Anladım bu şehir başkadır
    Herkes beni aldattı gitti,
    Yine kamyonlar kavun taşır

    Fakat içimde şarkı bitti.​


    İSTANBULDAKİ
    İstanbul'da bir sevdiğim vardı
    Keçi yavrusuna benzer,
    Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde
    Halden anlardı.

    Bütün Şehzadebaşı bilir hikayemizi,
    Gülhane parkı bilir, gemiler bilir,
    Gelip geçen bakardı.

    Yanakları güz elmasına benzer
    Soğuk havalarda.
    Ormanlar gibi bakışları;
    Çocuktu, aceleci, bir hali vardı.
    Bahar günleri geldi miydi
    Saçları uzardı.

    Adını bile unuttum
    Yüzünü de, gemileri de,
    Yalnız ara sıra aklıma geliyor
    Sabah akşam iş başında
    Ve asfalt caddelerde.

Sayfayı Paylaş