Cahit Sıtkı Tarancı Şiirleri

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde 2αн!_∂3 tarafından paylaşıldı.

  1. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36

    Bu bölümde Cahit Sıtkı Tarancı'nın şiirlerini bir araya toplamaya çalıştım forumda vardı ama ;
    toplu şekilde burada hepsi mevcut :)

    Konuyu sabitleyebilirseniz sevinirim :) ...




    --------




    KARASEVDA


    Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
    Ateşlere yandığının resmidir.
    Aşık dediğin, Mecnun misali kör;
    Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

    Dünya bir yana, o hayal bir yana;
    Bir meşaledir pervaneyim ona.
    Altında bir ömür dönedolana
    Ağladığım yer penceresi midir?

    Bir köşeye mahzun çekilen için,
    Yemekten içmekten kesilen için,
    Sensiz uykuyu haram bilen için,
    Ayrılık ölümün diğer ismidir
  2. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    OTUZBEŞ YAŞ ŞİİRİ

    OTUZBEŞ YAŞ ŞİİRİ


    Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
    Dante gibi ortasındayız ömrün.
    Delikanlı çağımızdaki cevher,
    Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
    Gözünün yaşına bakmadan gider.
    Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
    Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
    Ya gözler altındaki mor halkalar?
    Neden böyle düşman görünürsünüz,
    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
    Zamanla nasıl değişiyor insan!
    Hangi resmime baksam ben değilim.
    Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
    Bu güler yüzlü adam ben değilim;
    Yalandır kaygısız olduğum yalan.
    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
    Hatırası bile yabancı gelir.
    Hayata beraber başladığımız,
    Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
    Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
    Gökyüzünün başka rengi de varmış!
    Geç farkettim taşın sert olduğunu.
    Su insanı boğar, ateş yakarmış!
    Her doğan günün bir dert olduğunu,
    İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
    Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
    Her yıl biraz daha benimsediğim.
    Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
    Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
    Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
    Neylersin ölüm herkesin başında.
    Uyudun uyanamadın olacak.
    Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
    Bir namazlık saltanatın olacak,
    Taht misali o musalla taşında.
  3. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    TUTSAM ELLERİNDEN AĞLARSIN

    Tutsam ellerinden ağlarsın.
    Benek benek büyür karanlığım.
    Nokta nokta korkutur seni.
    Tutsam ellerinden ; ağlarsın

    Toprak kokar avuçlarım , kan kokar.
    Ben hoyrat gecelerde boy atmış fidan,
    Boz bulanık sularda yıkanmış , arınmışım.
    Geceleri çok yakınım yıldızlara,
    Işığa çıkınca bir karışım.

    Tutsam ellerinden ağlarsın.
    Doğduğum köyü bir bilsen.
    Gece gecemden büyük,
    Acısı acımdan derin.
    Tutsam ellerinden , üşür ellerin!
  4. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    desem ki

    DESEM Kİ


    Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
    Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
    Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
    Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
    Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
    Sende tattım yemişlerin cümlesini.
    Desem ki sen benim için,
    Hava kadar lazım,
    Ekmek kadar mübarek,
    Su gibi aziz bir şeysin;
    Nimettensin, nimettensin!
    Desem ki...
    İnan bana sevgilim inan,
    Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
    Ve soframda en eski şarap.
    Ben sende yaşıyorum,
    Sen bende hüküm sürmektesin.
    Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
    Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
    Günlerden sonra bir gün,
    Şayet sesimi farkedemezsen,
    Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
    Bil ki ölmüşüm.
    Fakat yine üzülme, müsterih ol;
    Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
    Ve neden sonra
    Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
    Hatırla ki mahşer günüdür
    Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
  5. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    sen yoksun ki

    SEN YOKSUN Kİ


    gün çingeneler gibi göçebeydi ufukta,
    çimenler üzerinde yuvarlandığımız gün,
    akarsulardı gittikçe kararan boşlukta;
    sularda yüzünden yayılan tatlı bir hüzün.

    göğe sessizce yükselen ay on dördündeydi;
    gece akasya dalında asılı gölgeydi,
    bahtiyar başlarımız aynı penceredeydi!

    hala o penceredeyim, lakin sular ölgün;
    sen yoksun ki, vefasız, sularda ay görünsün
  6. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    aşk !

    AŞK!


    Açınca baharın dişi gülleri
    Bir başka rüzgar eser bahçelerde
    Dinle çılgınca öten bülbülleri
    Sorma niçin düştüğünü bu derde

    De ki: -Aşktır şadeden gönülleri
    Perişan, berbat eden gönülleri
    Aşk söyletir en yanık türküleri
    Ay buluta girdiği gecelerde
  7. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    yalnızlık

    YALNIZLIK.....


    Geniş, siyah gölgesi hayatımı kaplayan,
    Tepemde kanat germiş bir kartaldır yalnızlık.
    Kalp çarpıntılarıyla günleri hesaplayan
    Bir benim, benim olan bir masaldır yalnızlık.

    Gördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü,
    Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı.
    Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü
    Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı.

    Bir ayna parçasından başka beni kim anlar,
    Bir mum gibi erirken bu bitmeyen düğünde?
    Bir kardeş tesellisi verir bana aynalar;
    Aynalar da olmasa işim ne yeryüzünde?
  8. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    GÜNEŞE AİT ÇOCUK

    GÜNEŞE AİT ÇOCUK


    Güneşin arkasında görünen çocuk,
    eliyle güneşi gösterir durur.
    camlar arkasında düşünen çocuk,
    hırsından camlara yumruk savurur.

    Camlar arkasında bekleyen çocuk,
    üç mevsim güneşin seyrine dalar;
    ve kışın güneşi özleyen çocuk,
    diliyle buğulu camları yalar.

    Güneşe kavuşabilmek için çocuk,
    gündüzün boş yere çırpınır durur.
    Nihayet, nihayet geceleyin çocuk,
    koynunda güneşle beraber uyur.
  9. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    GİDİYORUM

    GİDİYORUM


    Çölde bir yolcu gibi yalnızlığım içinde
    Kavrulup gidiyorum.
    Serseri bir rüzgar gibi hep ganimet peşinde
    Savrulup gidiyorum
    Serçe kadar pervasız, bir günden ötekine
    Atlayıp gidiyorum.
    Bütün kumaşlarını açtığım gibi yine
    Katlayıp gidiyorum.
    Bir kış güneşi gibi ben keyfimin esiri
    Görünüp gidiyorum.
    Ne belli yerim var, ne de sevdiğim biri
    Sürünüp gidiyorum.
  10. 2αн!_∂3

    2αн!_∂3 Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.350
    Beğenileri:
    454
    Ödül Puanları:
    36
    İLK AŞKLAR

    İLK AŞKLAR


    Felek ne kadar kahretse kalbimize,
    Zaman zaman hatırladığımız olur,
    Hangi dilber ilk aşkı tattırdı bize;
    Bir bahtiyarla yaşadığımız olur.
    Ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz!
    Balkonundan gül atan cömert sevgili!
    Aşkınla deli divane olduğumuz,
    Sarmaşığa tırmandığımızdan belli.
    Belki bugün bu yaşta tekrar olunmaz,
    İlk aşk gecesinin masum yeminleri,
    Fakat nerde ilk öpüşün verdiği haz?
    Saadet bilmiyorum o hazdan gayri.

Sayfayı Paylaş