***Çanakkale***

Konu 'Memleket Fotoğrafları' bölümünde ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє tarafından paylaşıldı.

  1. ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє

    ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    1 Mart 2010
    Mesajlar:
    768
    Beğenileri:
    331
    Ödül Puanları:
    0

    Çanakkale , sahip olduğu tarihi , turistik ve kültürel zenginlikleri ile yerli ve yabancı turistlerin daima gözdesi olmuş bir ilimizdir. Çanakkale savaşlarının cereyan ettiği Gelibolu Yarımadası , tarihi milli park alanında bulunan Türk anıt ve Şehitlikleri ile yabancı Anit ve mezarlıkları , özellikle 18 Mart ve 25 Nisan tarihleri arasında yoğun olarak yerli ve yabancı turist akınına uğramaktadır. Troya , Alexandra-Troias , Assos gibi nice eski uygarlık merkezlerinin beşiği olan ilimiz, yerli ve yabancı ziyaretçilerin tarihin derinliklerine götürmektedir. Uygarlık tarihinin en eski sanatlarından biri olan seramikçilik ve halıcılık , Çanakale Folkronun otantikliğini kaybetmeden en belirgin özelliklerini günümüze kadar taşımışlardır. Çanakkale adının , burada yapılan çanak çömlekten geldiği kabul edilmektedir. Eski adı Kale-i Sultaniye olan Çanakkale'nin 17 yy. sonlarında ipek yelken bezi ve çanak-çömlek imalatıyla ün yaptığı belirtilmektedir. Çevresi esaiz doğa güzellikleri ve denizlerle çevrili olan ilimiz , sağlık turizmine de çok sayıda kaplıca ile hizmet vermektedir. Egitim ve ögretim hizmetleri yönünden yüksek düzeyde olan ilimiz M.Akif Ersoy ve Nedime Hanım Halk Kütüphanesi ile , Güzel Sanatlar Galerisi , M.Akif Tiyatro Salonu , Arkeoloji müzesi , Namık Kemal Tiyatro Salonu ve 500. Yıl Açık Hava Tiyatrosu ile Çanakkale Halkının kültürel gereksinimlerini büyül ölçüde karşılamaktadır. Her yıl geleneksel hale gelen Troia Festivali ile Kültürlerarası Troia şenlikleri ilimizin tanıtımına büyük katkı sağlamaktadır.

    İdari Durum ve Nüfus: Merkez ilçe dışında ikisi ada olmak üzere 11 ilçesi , 34 belediyesi, 568 köyü bulunmaktadir. 1997 Nüfus Sayımına göre ilin toplam nüfusu 448.815 'tir. Yıllık nüfus artış hızı binde 5.29, nüfus yoğunluğu 46' dır. İlçeleri; Ayvacık, Bayramiç, Biga, Bozcaada, Çan, Eceabat, Ezine, Gelibolu, Gökçeada, Lapseki ve Yenice'dir...

    İklim: Çanakkale İlinde, Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin geçiş iklimi hüküm sürmektedir. Yağışlar genellikle bahar ve kış aylarında olmaktadır.
    Turizm sezonunda , iklim mutedil olup , deniz suyu sıcaklığı Temmuz ve Ağustos aylarında maksimum seviyeye çıkmaktadır. Günlük hava sıcaklıkları ise sezonda maksimum 35 ve minumum 25 derece olup , gece uzun yıllar ortalaması olarak en düşük sıcaklık 10 derece olmuştur.
    Yıl boyunca , Çanakkale İlinde hakim rüzgar kuzeyli rüzgar olup , güneyli rüzgar en etkilisidir.

    Sosyal ve Kültürel Yapı: Çanakkale ili eğitim ve ögretim hizmetleri bakımından oldukça iyi düzeydedir.İlk ve orta öğrenimde okullaşma oranı ve başarı oranları yüksektir. Okuryazarlık oranı % 85 civarındadır.

    Yükseköğrenimde Çanakkale Onsekiz Mart üniversitesi bünyesinde 9 adet fakülte , 2 adet yüksekokul, 11 meslekyüksekokul ile ilin sosyo-kültürel gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

    İl genelinde bir Özel Hastane, bir SSK Hastanesi olmak üzere 9 adet Hastane , 4 sağlik merkezi , 55 sağlik ocağı, 192 sağlik evi ile sağlik hizmeti verilmektedir. İl haberleşme imkanları yönünden iyi durumdadır.Tüm yerleşim birimleri telefon irtibatlıdır. Tarih boyunca önemli kültürlere sahne olan ilde halkın sosyo-kültürel faaliyetlere ilgisi büyüktür.

    Tarihi ve Coğrafi Yapı: Çanakkale Türkiye'nin kuzeybatısında Avrupa ve Asya kıtalarını birbirinden ayıran ve kendi adını taşıyan Boğaz'ın iki yakasında kurulmuştur.Eski çağlarda HELLESPONTOS ve DARDANEL olarak anılan Çanakkale M.Ö. 3000 yılından beri yerleşim alanı niteliğini korumuştur.Ege ve Marmara Bölgesinde toprakları bulunan ilin yüzölçümü 9737 kilometrekare , kıyı uzunlukları 671 kilometredir. Konumu gereği Akdeniz ve Karadeniz iklimi arasında geçiş iklimi gösterir , doğu ve güneydoğu yönünde Balıkesir, batıda Ege Denizi, kuzeybatıda Edirne İli, kuzeyde Tekirdağ İli ile Marmara Denizi tarafından çevrelenmistir.

    Ekonomik yapı: İlimizde tarımsal üretim yapılan arazinin toprak varlığına oranı % 5'dir. Hububat , ayçiçeği , zeytin , sebze , meyve üretimi ile hayvancılık. İlimizin en önemli gelir kaynaklarını teşkil etmektedir. Zeytincilik , Ege bölgesinin devamı niteliğindedir. Bakla üretimi , iç bakla ihracatında önemli rol oynamaktadır. Ayçiçeğinde verim , Türkiye ortalamalarının üzerindedir. Meyve üretimi , elma , şeftali ve kiraza yönelmiştir. Bölgemiz , şarap ve kanyak üretimine çok elverişli üzümlerin yetişmesine uygun toprak ve iklim koşullarına sahiptir. Üretim miktarı yılda 10.000 ton civarındadır.
    Çanakkale ve çevresi , iklim değişmelerine bağlı olarak önemli bir balık mecrası olan Karadeniz'den Marmara ve Akdeniz'e , yumurtlama mevsimini müteakiben ters yönde cereyan eden balık göç yollarını kapsamaktadır. Bölgede balık üretimi takriben 5.925.907 kg/yıl'dır. Ayrıca önemli miktarda sazan, alabalık , yılan balığı ve bıyıklıdan oluşan takriben 56 ton su balığı da üretilmektedir.

    Kültür ve Turizm durumu:Çanakkale ili tarihi eserleri , doğal güzellikleri ile önemli bir kültür turizm potansiyeline sahiptir.

    Çanakkale savaşlarının en kanlı muharebelerinin cereyan ettiği , çok sayıda şehitlik , anit ve mezarlıkların bulunduğu Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı ,Troya , Assos gibi eski uygarlik merkezlerinin beşiği olan ilimiz iı ve dış turizmde önemli bir yer almaktadır.


    Tarihi Yerler


    [​IMG]Alexandreia-Troas: Büyük İskender'in komutanlarından Antigonos tarafından Antigoneia adı ile M.Ö. 310 yilinda kurulmuştur.
    Kent M.Ö. 4. yüzyıl sonlarına doğru Lysimakhos tarfından çevre şehir halklarının bu kente getirilmesi sonucu genişletildi ve bu tarihten sonra Alexandreia-Troas olarak anılmaya başlandı.Antik kentte bulunan büyük yapı kalıntılarından tiyatro, saray, mabed, agora, hamam ve nekropol alanları ile şehrin batısındaki liman ve şehri çevreleyen surlar bugün gezilebilmektedir.
    Bir zelzele sonucu yıkılan Alexandreia-Troas antik kentinde henüz arkeolojik kazı yapılmamıştır. Antik Venedik şehrinin sütunlarının yapıldığı önemli bir merkezin kazılar sonucu aydınlığa çıkası dileğimizdir. Bugün bile Antik Venedik kenti için yapılan sütunları taş ocağında görmek mümkün...

    [​IMG]Assos:Çanakkale İli'nde bulunan yüzlerce antik yerleşme merkezlerinden birisi ama şu anda en önemlilerindendir. Assos (Behramkale)'un tarihi M.Ö. 2000 yıllarına kadar dayanmaktadır. M.Ö. 1000 yıllarında Tespos (Midilli) adasından gelenler tarafından Aiol kolonisince kurulduğu bilinmektedir.
    M.Ö. VI Yüzyılda Lidyalıların ve Perslerin egemenliğine giren Assos, M.Ö.V. Yüzyılda birçok Batı Anadolu kenti gibi Attik Delos (Deniz Birliği)'a üye olmuştur. Büyük İskender'in Asya Seferi ile Makedonya hakimiyetine giren kent, İskender'in ölümünden sonra sırayla; Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu ve Bizans hakimiyetinde kalmış ve I. Murat döneminde Osmanlı toprakları içerisinde yerini almıştır.235 metre yüksekliğindeki Andezit taşlardan oluşan tepe üzerinde kurulan Assos Antik Kenti; Çin seddi kadar özenle yapılmış, yer yer yüksekliği 20 metreye ulaşan 8 kule il 12 değişik kapının yer aldığı yaklaşık 3200 metrelik surlarla çevrelenmiştir. Athena Tapınağı, Gymnasium, Agora, Hamam ve Tiyatro'nun bulunduğu şehir ile Antik Liman, Mendirek ve Antrepo benzeri yapilardan oluşan Assos'da 1881-1883 yılları arasında ilk bilimsel kazılar J.T. Clarke ve F. Bacon'dan oluşan Amerikan heyeti tarafından yapılmıştır. Bu kazılarda çıkan eserlerin bir kısmı Louvre ve Boston Müzelerine götürülmüş olup, yurdumuzda kalanlarında bir kısmı İstanbul Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.İlk kazıdan itibaren uzun yıllar kendi kaderine terk edilen Assos, 1980 yılında Restoratör Prof. Dr. Ümit SERDAROĞLU'nun gayretleri ile yeniden bilimsel kazı çalışmalarına sahne olmuştur. Bugün, kazılar Sayın SERDAROĞLU'nun başkanlığındaki bir kazı heyeti tarafından ciddiyetle yürütülmektedir.
    [​IMG]Hikaye bu ya; Assos Kralı Hermias'in kız kardeşi Pythias'in güzelliği dillere destandır... Pythias'i görenler O'nu bir daha akıllarından çıkaramamaktadırlar... Ünlü düşünür Aristo, Hermias'in okul arkadaşıdır. Hermias, Aristo'yu Assos'a davet eder, bu davete icabet eden Aristo da, yemekte Pythias'i görür görmez aşık olur ve yemekten içmekten kesilir, bunun üzerine Hermios, Assos'da bir okul açtığı takdirde kız kardeşini Aristo'ya vereceğini vaadeder ve hikaye mutlu sonla biter, Aristo ile Pythias evlenir ve Felsefe Okulu kurulur. M.Ö. 348-345 yılları arasında Aristo burada Erdem'e Övgü isimli eserini hazırlar.Bugün yöre de, gerek konaklama kapasitesinde ve gerekse ziyaretçi kapasitesinde gözle görülür bir artış olmaktadır.

    [​IMG]Çimenlik Kalesi: 1452 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Boğazın en dar yerinde olup, karşısında bulunan Kilitbahir Kalesi ile Boğazı hakimiyet altında tutmasından dolayı büyük bir stratejik öneme haiz olan kalenin burçlarının 1551 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamir ettirildiğini Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinden öğreniyoruz. (Seyahatname İstanbul 1315 ve 303) Çimenlik Kalesi, dış surlar ve iç kale olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dış surlar, 5 m, kalınlığında, 100x15x m. ebadında olup, dikdörtgen şeklindedir. Kapıdan girişte, 15.5 metre yüksekliğinde, yumak biçiminde bir kulesi, bunun yanında 5x12 m. boyutlarında bir camisi vardır. Avluda aynı tarihlerde bir hamam yapılmıştır. İç kalesi 29x44 m. boyutlarıyla ve 22 m. yüksekliğiyle kitlevi görünümdedir. İç kalenin duvarlarının kalınlığı 7 m. civarındadır. Taş bir merdivenle kaleye girilir. Kale dört katlıdır. İkinci katta, 5 m. çapında kubbeli 10 oda vardır. Kale dışında 25 cm. çaplı uzun menzilli iki adet sahra topu vardır. Tarihinde daima büyük denizciler yetiştirmiı Türk Milleti'nin mümtaz denizcilerinden birisi olan Piri Reis'in ünlü kitabı Kitabi-i Bahriye'sini yazdığı bu kale bir zamanlar Kale-i Sultaniye olarak anılmıştır.Bugün halka açık müze olarak kullanılmaktadır.

    [​IMG]Kilitbahir Kalesi: Deniz kilidi anl***** gelen Kilitbahir Kalesi, boğazların kontrolü ve İstanbul'un emniyeti için Fatih Sultan Mehmet Tarafından 1452 yılında yaptırılmıştır.Daha sonraları ihtiyaca göre genişletilmiş, kule ve tabyalarla takviye edilmiştir. 1551 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından da onarılan kalenin ortasında yonca yaprağı şeklinde bir iç kale ve yedi katlı kulesi vardır. İç kalenin etrafında çevre surları, sonradan ilave edilen Sarikule, Mecidiye ve Namazgah tabyaları yer almaktadır. Kilitbahir kalesinin çevresi bir taraftan deniz, diğer taraftan geniş ve derin hendeklerle korunmaktadır. Kale, ilk olarak 18 Mart 1915 Deniz Zaferi'nin 68. yıldönümünde ışıklandırılmış olup, o tarihten itibaren sürekli olarak ışıklandırılmaktadır.


    TRUVA

    Mitolojiye göre Deniz Tanrıçası Thetis cok alımlı ve çok güzel bir Tanrıçadır. Kronos'un oğlu, Gök Tanrıçası Hera'nin kardeşi ve kocası, Tanrıların Babası ve Krali Zeus ile Deniz Tanrisi Poseidon bile Thetis ile evlenmeyi çok istemektedirler. Masal bu ya kahinler Thetis´in doğuracağı erkek çocuğun babasından daha güçlü ve akıllı olacağını söylemişlerdir. İşte bu sebebtendir ki Tanrıların Kralı Zeus ve Deniz Tanrısı Poseidon , O'nu, Aikos'un oğlu Teselya Krali Peleus ile evlendirmeye karar verirler... Olympos'daki şölenlere benzer bir şölen kurulur Pelion (Teselya) Dağında. Bütün Tanrılar ve Tanrıçalar eğlenmekte ve şarkılar söylemektedir... Ancak, Nifak Tanrıçası Erins unutulmuştur bu görkemli şölene davet edilmeye... Davet edilmediğine çok kızan ve şölen yerine gizlice gelen Erins, üzerinde " TANRIÇALARIN EN GÜZELİNE " yazılı bir altın elmayı şölen masasının üzerine geldiği gibi gizlice bırakır... Bir anda şölene katılanlar arasında huzursuzluk başlamıştır... Erins, adıyla mütenasip bir olayı başlatmış ve nifat tohumlarını saçmıştır.Işte o nifak tohumlarıdır ki, yıllarca sürecek meşhur Troya Savaşları'nın başlamasına sebeb olmuştur mitolojiye göre...

    Şölendeki huzursuzluğun had dereceye ulaştığını gören " Göklerde Gürleyen ", "Bulutları Devşiren", "Şimsekler Savuran", ve de başının bir ismari ile Olympos Dağı'nı titreten Tanrıların Kralı Zeus, olaya müdahale etmek ihtiyacını duyar ve Gök Tanrıçası Hera, Zeka Tanrıçası Athena ve Aşk Tanrıçası Afrodit arasından bu seçimin yapılmasına ve seçimi de Olympos Dağı'nın en uzakbır bölümünde oturan, gene kahinlere göre büyüdüğünde ülkesinin başına büyük bir felaket açacağı bilinen, kurban edilmek üzere bir çobana teslim edilen, ancak çobanın merhametiyle ölümden kurtulan bir ölümlü yapacaktır... Tanrıların Babası Zeus böyle istemektedir... Bu ölümlü de, Troya Kralı Priamos'us oğlu Paris'tir. Ida (kaz) Dağı'nda herşeyden habersiz sürülerini otlatmakta olan Paris'in karşısına çıkan bu üç Tanrıça O'na içlerinden hangisinin en güzel olduğunu sorarlar... Elmayı Paris'e teslim ederler. Paris için gerçekten zor bir seçimdir bu.. Çünkü üç Tanrıça da cok güzeldir... Paris kararsızlık içerisinde iken Tanrıçalar O'nu etkilemek için belki de tarihin ilk rüşvetini teklif ederler... Gök Tanrıçasi Hera, Paris'e kendisini seçtigi tadirde Asya'nın en güçlü Krallığını vaadeder.. Zeka Tanrıçası Athena ise O'nu dünyanın en bilge kişisi yapacağını.. Ama Aşk Tanrıçası Afrodit'in teklifi Paris için hepsinden daha cazibelidir... Afrodit O'na dünyanın en güzel kadınını vaadeder... Ve Paris, dünyanin en güzel kadınına sahip olabilme uğuruna tercihi Aşk Tanrıçası Afrodit için kullanarak, biraz evvel kendisine üc Tanrica tarafçndan teslim edilen Altin Elmayi Afrodit'e verir...Hera ve Athena, Paris'in kendilerini seçmediğine çok kızmışlardır ve Paris'in yanından ayrılırken Ondan bunun intikamını çok acı şekilde alacaklarına yemin ederler...Günler geçer aradan, önce Paris asil ailesinin yanına döner ve günlerden bir gün bir vesile ile evine gittiği Sparta Kralı Menelaos'un genç ve güzel karısı Helena (Güzel Helen)'ya aşık olur ve Aşk Tanrıçası Afrodit'in yardımı ile onu Troya'ya kaçırır...Bunun üzerine Menelaos'un kardeşi Agamemnon ordusu ile birlikte Troya'ya saldırır...Ve işte Meşhur Troya Savaşları başlamıstır artık...Nifak Tanrıçası Erins'in Pelion Dağında saçtığı nifak tohumları yeşermiş ve Aka'lılarla Troya'lılara karşı karşıya getirmiştir. Tarihin en kanlı savaşları cereyan etmeğe başlamıştır artık...

    Yıllarca süren savaşlar sonucunda Akha'lılar, Troyalıları bir savaş hilesi yapmadan yenmenin mümkün olamayacağını düşünürler. Bunun üzerine içersine Akha'lı kahraman savaşçıların saklandığı bir Tahta At'ı, Troya'nın surlarının dibine bırakarak geri çekilirler...Akha'lıların kaçtığına kanaat getiren Troya'lılar Tahta At'ı içeri alarak eğlenmeye başlarlar...Şölen sarhoşluğu içerisinde bulunan Troya'lı nöbetçiler, Tahta At'ın içersinden çıkan Akha'lı savaşçılar tarafından öldürülür ve Troya'nın kapıları Akha savaşçılarına açılır...Sonuçta Troya Akha'lılarca işgal edilmiş Troya Kralı Priamos ve oğlu Paris, Thetis'in torunu Neoptelamos tarafından öldürülmüştür...Hera ve Athena ettikleri yemini tutmuı Paris'ten öçlerini almişlardir...Menelaos da karısı Helena'ya yeniden kavuşmuştur. Ünlü Ozan Homeros'un Destanlarına konu aldığı meşhur Troya Savaşlarının ceryan ettiğı topraklar, artık bugün ne bir mitolojinin yaşandığı ne de akıl almaz entrikaların çevrildiği topraklardır. Çanakkale'ye 30 kilometre mesafede bulunan bu topraklarda M.Ö. 3000 yılından bu yana geçmişini anılarını gözlerimizin önüne seren bir uygarlık kalıntısı bulunmaktadır.
  2. "melike"

    "melike" Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2009
    Mesajlar:
    310
    Beğenileri:
    77
    Ödül Puanları:
    0
    truvanın resmini de koysaydın keşke..
  3. ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє

    ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    1 Mart 2010
    Mesajlar:
    768
    Beğenileri:
    331
    Ödül Puanları:
    0
    [​IMG]



    [​IMG]
    [​IMG]Aşağıdaki resim küçültülmüştür. Buraya tıklayarak büyütebilirsiniz. Resmin orijinal boyutları 801x593 ve 40KB.[​IMG]
    [​IMG]Aşağıdaki resim küçültülmüştür. Buraya tıklayarak büyütebilirsiniz. Resmin orijinal boyutları 892x584 ve 48KB.
  4. ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє

    ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    1 Mart 2010
    Mesajlar:
    768
    Beğenileri:
    331
    Ödül Puanları:
    0
    koyuyodum da fazla resİm almadi Şİmdİ koydum
  • "melike"

    "melike" Üye

    Katılım:
    29 Aralık 2009
    Mesajlar:
    310
    Beğenileri:
    77
    Ödül Puanları:
    0
  • ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє

    ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    1 Mart 2010
    Mesajlar:
    768
    Beğenileri:
    331
    Ödül Puanları:
    0
  • ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє

    ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    1 Mart 2010
    Mesajlar:
    768
    Beğenileri:
    331
    Ödül Puanları:
    0
  • Sayfayı Paylaş