Candan Ünal

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde by_firar tarafından paylaşıldı.

  1. by_firar

    by_firar Üye

    Katılım:
    22 Kasım 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    19

    İçinde Sevgi Olmayan Hayatlar!


    İçinde Sevgi Olmayan Hayatlar!
    Kime üzülürsün en çok? Fakire, hastaya, *****a, düşküne, şanssıza? Ben, yaşamı çok pahalıya gelenlere üzülürüm!




    İçinde Sevgi Olmayan Hayatlar!
    İçinde aşk olmayan yaşam pahalıdır. Yaşamak, karşılığında mutlak bedellerin ödendiği bir serüvendir. Satın aldığımız bir mal gibi, hayatın da karşılı...ğında belli bir ödeme yaparız.

    Elinizde tutuğunuz yaşamın ne kadar işlevsel olduğu sorusu gündeme gelmelidir. Şu an, dün, yarın, hepsinin toplamında ortaya çıkan ömrünüz, gerçekten ödediğiniz fiyata değdi mi?

    Hayat sizin için, sonunda bol sıfırı olan bir çekle alınmış pahalı bir yattır. Sürekli limanda bağlı duran, içine girip konforunu yaşayamadığınız, hiç denize açılamadığınız bir yatın varlığının size ne katkısı olur? İçinde sevgi olmayan bir ömür, aynı demirlenmiş o yat gibidir.

    Sevmeyi hiç öğrenememiş kalplar, pahalı bir ömür sürerler. Dünyevi tutkuların ortasında yok olup giderler. Hep daha fazlasına göz diken ego, sevgi durağına uğramayı akıl edemez. Etse de, o duraktan gerçek bir kalbe binemez.

    Birini sevmek, kendimiz için yapılması gereken bir eylemdir. Onun hak etmesiyle, karşılık vermesiyle, doğru veya yanlış kişi olmasıyla ilgili sorunlar, ilişkinin problemleridir. Aşkı bağlamaz!

    İnsan, en azından bir kere şöyle dolu dolu aşık olmalıdır. İçinde mantık olmayan, saçma bir yolda sürüklenmelidir. Aşk ateşiyle kavrulup, kendini yakmalıdır. Acı çekmelidir. Göğsünü gere gere aşık olduğunu bağırabilmelidir.

    Özlemek nasıl bir duygu öğrenmelidir. Kalbinin hızla çarptığını, nefes alışlarının sıklaştığını, kendinden daha fazla birini düşünmenin ne demek olduğunu bilmelidir.

    Feda etmek, vermek, beklemek, hasret çekmek, sevginin getirisidir. Bunların ağır olduğunu mu düşünüyorsunuz? Aşk, hepsine değen bir duygudur! Sonunu, önünü, ardını düşünmeden mutlu olmak, ancak içi sevgiyle dolup taşan birisi tarafından gerçekleştirilebilir.

    Ben en çok, hiç sevmemişlere üzülürüm. Sevgiyle tanışmamış bir yüreğin acemiliğini ve kabalığını hemen fark edersiniz. Kalbi ıslah olmayanın, yaşamı nesneldir. Onun istekleri sadece dünya zevklerini kapsayabilir. İçine sevgi olmayan yaşam pahalıdır. Neye bedel ödediğinize dikkat edin!

    Aşk Yolculuğu

    Yeni bir defterim var,
    Üzerinde midye kabukları olan
    Bir dosttan hediye.
    Uzun zaman bekledi balkon camında
    Ne yazılacağı belli olmadan.
    Bekledim hep sayfaları kirletilmeye
    Karalanmaya değecek neyse,
    O gelsin diye..
    Sonra bir şaka yaptı Tanrı, evren
    Sen geldin.
    Günlerce dokunmadım sayfalarına,
    Ya değilsen, ya boşuna kirlenirse.
    Hatta sana yazdığım ilk şiiri
    -ki bu ikincisidir-
    Onu bile geçirmedim.
    Dün akşam,
    Göğsümün arasında verdiğin çiçek,
    Yüreğimde garip bir hüzünle hem de,
    Dönünce eve
    Defterime yazdım,
    Çiçeğimi bile yapıştırdım.
    Sonra anladım ki
    Ya gençliğime döndü kalbim, beynim
    17 yaşındaki gibi atıyor;
    Ya da bu aşk yeni bir sayfaya bakıyor.
    Söz verdim ya önce kendime sonra sana,
    Dönmek yok, bu aşk korkulardan doğacak;
    Tırnaklarını geçirmek gibi hayata,
    Kardelenler gibi,
    En tiz yerinde notanın bağırmak gibi.
    Zor olacak biliyorum,
    Tüm kalleşliğinden sıyrılıp anılarımızın,
    O sessiz çığlıkları atacağız.
    Kim kolay olacak dedi ki!
    Ya, sen ve ben kalacağız geçmişte,
    Bir acı kahve yanında anılan;
    Ya da biz olacağız gelecekte,
    Aşkın mührü yerine kullanılan!

    Bu gece biraz!


    Bu gece gönlüme yağmur yağıyor

    Korkularımla yüzleştim bu gece.

    Hayallerimle kavga ettim,

    Umutlarıma kızdım biraz

    Ve nefret ettim kalbimden,

    Böyle deli sevdiği için seni.

    Yokluğundan mıdır nedir bilmem

    Biraz yalnızım bu gece.

    Saatler mi zor geçiyor,

    Ben mi çok kaldım dünya da

    Ya da çok şey mi bekledim hayattan bilinmez ama

    Biraz üzgünüm bu gece.

    Ağlayasım yok, gözlerim dolu.

    İçim suskun, dudağımda adın.

    Kırgın mıyım sana nedir bilmem,

    Biraz canım sıkkın bu gece.

    Kapıyı çalsan koşup açarım da

    Gelmesen daha mı iyi olur ne,

    Ben mi bıktım yanlış aşklardan

    Aşkın kendi mi yanlıştır bilinmez ama

    Biraz yorgunum bu gece.

    Kadere küfrü boş verdim,

    Yukarıyla zaten aramız açık,

    O, verdiklerini çok buluyor, ben az;

    Anlaşamadık gitti bu gece.

    Ben bu gece biraz üzgün,

    Biraz mahzun, biraz ağlıyasayım.

    Başım mı okşanmak ister,

    Gönlüm mü şımarmak ister,

    Tenim mi seni ister bilmem ama

    Çok kalmaz,

    Buralardan giderim bu gece.

    Ben En Çok Yüreksizleri Tanırım!

    Ben en iyi yüreksizleri tanırım çünkü en çok onlarla karşılaştım. Kaybetmiş insanları uzaktan görsem tanırım çünkü onların kokusuna aşinayım
    Kalleşliği hovardalık, insan kullanmayı iş bitiricilik, terbiyesizliği özgüven sananları tanırım. Tüm kötülüklerin başladığı yerde, yani kalpte, yeni tohum ekecek yeri yoksa insanın; ondan köy kasaba olmayacağına inanırım.

    Benim de yüreksizliklerim olmuştur elbette! Şimdi kendimi kayırmayayım. Yürüdüğüm hayat yolu, beni bu kaybedenlerle karşılaştırdığında, yaşamın gerçeklerini öğrendim. İlk başlarda ben de belki kendimi kaybetmişimdir ama çabuk toparladım.

    Vicdanımın, aklımın ve yüreğimin sesi aynı şeyi söylemiyorsa, yapmamayı öğrendim. Ağzımdan çıkan lafın ardında olmayı, onurumu satmadan gurur yapmamayı becerdim.

    Erdemden saydım dik durmayı ama gerekirse gül ağacı gibi eğilmeyi de kendime öğrettim. Kadınlığımı koruyarak adam gibi mücadele etmektir düsturum. Egomu törpüleyebildiğim kadar büyüyeceğimi gördüm.

    Ne kadar darbe alsam da, aşktan vazgeçmedim. Korkakların, kaybedenlerin, acıya dayanamayanların işidir kaçmak; her vurgunda yere yıkılıp orada kalmak! Düştükçe kalktım inadına, inadına yeniden sevdim.

    Ben en iyi yüreksizleri tanırım çünkü onlarla sınadı Yaradan beni. Hep onları çıkardı karşıma, yolumu değiştirecek miyim diye! Özümden de, sözümden de dönmedim!

    Kadınlığımı masalara meze etmeden, üç kuruşa tenezzül etmeden, yalnızlığıma sarınarak bilendim. Bir kılıç kadar keskin olabilirdim çünkü çok dost kurşunu yedim ama kalbimi kirletmedim.

    Aşık da oldum, acı da çektim, ayrıldım da, ihaneti de yaşadım, küfür de ettim, kavgaya da girdim, gözyaşı da döktüm, bekleyip sabır da ettim. Bir kadının zarafetine sahiptim, onu içime gömdüm. Erkek gibi durdum yaşamın hamleleri karşısında, sonra bir baktım, bütün yüreksizlerden daha adamdım!Yolun yarısına geldiğimde biraz durup sakinledim. Neden bu kadar koşturduğumu düşündüm.

    Temizledim ne varsa etrafımda, kirlileri ve geçmişin ağır yüklerini dışarı attım. Kendime sığındım yalnızlığımda, inançlarıma tutundum. Birileri gitmiş, birileri gelmiş, o adam kötüymüş, bu kadın iyiymiş, ilgilenmedim. Önce insan olmayı kavramak istedim ve ne kadar değiştiğimizi.

    Dışarıda adam kalmadı diyen kadınlar ve dışarıda kadın kalmadı diyen adamlar gibi, kendime hiç bakmadan konuşmamak için, yeniden aşka yürüdüm. Orda ezdim kalbimi, orada yeniden ve yeniden acı çektim. Bir daha inandım sevginin gücüne ve artık kaybetmeyeceğime eminim.

    Ben en iyi yüreksizleri tanırım çünkü en çok onlarla karşılaştım. Veya onların sayısı o kadar fazlaydı ki, mutlaka birazına çarpmak zorunda kaldım…

Sayfayı Paylaş