Cemo-kemalbilbaşar

Konu 'Kitap Özetleri' bölümünde $eda tarafından paylaşıldı.

  1. $eda

    $eda Üye

    Katılım:
    10 Aralık 2007
    Mesajlar:
    111
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    16

    Eser Hakkında:

    Bu eser, Kemal Bilbaşar‘ın üçüncü romanı olan Cemo konusunu Doğu Anadolu bölgesindeki hayattan almaktadır. Yer yer destan havası hissedilen roman, bir kitle hikâyesini anlatmak*tadır. Doğu Anadolu’daki ağalık sistemi, etnik gruplar, siyasi gelişmeler ve kadın erkek ilişkileri yerel bir üslupla ortaya konmuştur. Romanda halk dili romanın akıcılığını ve gerçek*çiliğini artırması bakımından önemli bir yer tutar.

    Cemo Kahramanları (Kişileri):

    Cemo: Doğu Anadolu’da yaşayan bir Zaza kızıdır. An*nesi küçükken öldüğü için babası yetiştirmiştir. Yabani şartlar ve doğa içinde babasının verdiği eğitim onun çelik gibi kuv*vetli ve cesur olmasını sağlamıştır. Aynı zamanda çok güzel bir kızdır.
    Cano: Cemo’nun babasıdır. Şeyh Sait isyanını bastırma*da etkin bir ro! oynayan, cesur, kuvvetli, sözü geçen bir köy*lüdür.
    Kevi: Bir bey kızıdır. Cano’nun karısı olur. Fakat İkinci çocuğunu dünyaya getirirken ölür.
    Memo: Cemo’nun kocasıdır. Çancılık yapan bir halk âşığıdır. Çok cesur, güçlü bir kişidir.
    Sorikoğlu: Şeyh Sait’in yandaşlarından birinin oğludur. Kötü, ahlaksız, zengin ağaları temsil eder.

    Cemo Özeti:

    Değirmenci Cano, bulunduğu yerin beyinin en iyi çalı-şanlarındandır. Bey, ona çok güvenmekte, özel işlerini ona yaptırmaktadır. Bey, bir başka beyin kızı Kevi’ye gönül ver*miştir. Fakat Kevi’yi babası daha zengin bir başka beye sat*mıştır. Birkaç gün sonra Kevi gelin gidecektir. Cano’nun beyi bunu kabul edemez ve yardımcısı Cano’yu gelinin götürüle*ceği gün gelini kaçırıp kendisine getirmekle görevlendirir. Ca*no, günü gelince Kevi’yi kaçırır. Fakat dağda ona âşık olur. Kevi de ona karşılık verince üç sene Kevi’nin babası olan beyden ve Cano’nun beyinden kaçarak yaşamaya çalışırlar. Bu arada bir de kızları olur: Cemo. Üç sene geçtikten sonra beyler peşlerini bırakır. Kendi dertlerine düşmüşlerdir. Sarı saçlı, mavi gözlü paşa (Atatürk) ağalık sistemine son vermiş, bu yüzden bey ve ağalar menfaatleri için yol aramaya başlamışlardır.
    Cano, Şeyh Mahmut adındaki beyin yanına sığınır. Ka*rısını onlara emanet eder. Karısı Kevi ikinci çocuğuna hami*ledir. Cano’nun askere gitmesi gerekmektedir. Nitekim askere gider. Parlak bir askerlik sürecinden sonra Şeyh Mahmut’un yanına döner. Bir miktar parası da vardır artık. Hayaller ku*rar. Fakat evine geldiğinde kötü bir sürpriz onu beklemekte*dir. Karısı ikinci çocuklarını doğurmak için uzaklaşmış, ondan bir daha haber alınamamıştır. **düğü kesinleşmiştir. Cano âdeta yıkılır. Kızı Cemo’yıı alarak değirmene gider. Değir*menciliğe başlar. Tüm sevgisini ona verir. Onu iyi yetiştirmek için çırpınır. Cemo, çelik gibi kuvvetli, çok güzel bir kız hâline gelir. Etraftaki tüm zenginler onu istemektedir. Fakat Cano, kızının gönlünü yapacak kişiye kızını verecektir. Gözü parada değildir. Bu arada, Sorikoğlu da Cemo’ya musallat olur, onu almak ister. Kızını Sorikoğlu’na vermek istemez. Bir süre son*ra Şeyh Mehmut’un şehirde avukat olan oğlu köyü başka bir ağaya satmaya karar verir. Sorikoğlu köye talip olur. Cano bunu hiç istememektedir. Sorikoğlu her kötülüğü yapacaktır çünkü.
    Bir gün, Sorikoğlu, Cemo’yu kaçırmaya çalışır. Cemo di*renir, Sorikoğlu kaçıramaz. Cano, kızına çok iyi dövüş öğret*miştir. Karar verir. Karlar yağmaya başladığında dövüşte ba*şarılı olan kişiye kızını verecektir. Köyün ****kanlıları o günü bekler.
    Memo, ailesi Şeyh Sait tarafından öldürülmüş biridir. Da*yısı onu yetiştirmiş ve çancılık sanatını öğretmiştir. Memo, bir gün şah kızı olan Senem’i görür. Aşık olur. Şahtan ister. Fakat bey olmadığı için şah onu kovar ve bir de tutuklattırır. Aske*re alınır. Diyarbakır’a askerliği çıkar. Senem’i göremeyeceği için çok üzgündür. Memo, önceleri Zaza olduğunu sanan bir komutandan sürekli dayak yer. Daha sonra bir başka komu*tan gelir ve ona çok yakınlık gösterir. Askerden döndüğünde Senem’in evlendiğini duyar, dünyası yıkılır. Yengesi sürekli onu evlendirmeye çalışır. Memo hiçbir kıza yüz vermez.
    Memo, bir iş sırasında Cemo ile karşılaşır. Bu yabani kıza hayran kalır. Babasından ister. İlk defa Cemo da razı olunca Cano büyük bir mutlulukla kızını verir. Memo, karısını alarak dayısının evine götürür. Yengesi kendi istediği kızları almadığı için çok kızar ve evi terk eder. Cemo, bu yaşayışa çok zor alışır. Ev İşi hiç bilmemektedir. Köydeki kadınlarla da sürekli kavga eder. Bu arada Cano’nun başı sıkışmıştır. Onun kaldığı yerleri Sorikoğlu en sonunda satın almıştır. Köyün ağası ola*caktır. Kızını vermediği için de Cano’ya eziyet edecektir. Ca*no, damadından yardım ister. Memo, köyde etrafına bir grup toplar. Komutanı sayesinde devlet onlara tapulu arsalar verir. Bu grupla oraya göç ederler. Arsaları birlikte işleyerek hiçbir ağaya vergi vermeyeceklerdir. Önce her şey yolunda gider. Fakat Sorikoğlu onlara yapmadığını bırakmaz.
    Bir gün, Memo, karısı hamile olduğundan çan satmaya gider. Yolda ona Sorikoğlu pusu kurdurmuştur. Kurtulur; fa*kat herkes onun öldüğünü sanmaktadır. Bu arada eski sevdi*ği Senem’Ie karşılaşır. Onu kuma olarak alır ve onun oy*mağının beyi olur. Fakat aklı Cemo’dadır. Bir süre sonra köyüne geri döner. Köyde her şey darmadağın olmuş, devle*tin verdiği araziler Sorikoğlu tarafından yakılmıştır. Pek çok köylü öldürülmüştür. Herkes çok zor durumdadır. Sorikoğlu Cemo’yu da kaçırmak isterken onun hamile olduğunu öğren*miş ve karnına vurmuştur. Cemo hastanededir. Memo hasta*neye koşar. Fakat karısının çocuğunu kaybettiğini ve kayma*kam vekiline götürüldüğünü öğrenir. Bu işin altında Sorikoğ-lu’nun olduğunu düşünür. Köye gider ve Sorikoğlu’nun kay*makam vekili ile evinde şölen hazırladığını, Cemo’yu da oy*natacağını duyar. Sorikoğlu’nun evini basar ve Cemo’yu kur*tarır. Ağayı (Sorikoğlu) da öldürür ve evi yakar. Sonra kayın*pederi Cano, karısı Cemo ile bey olduğu Dersim’e doğru yo*la çıkarlar

    KEMAL BİLBAŞAR

    1910'da Çanakkale'de doğdu. 21 Ocak 1983'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. 1929'da Edirne Öğretmen Okulu'nu, 1935'te Gazi Eğitim Enstitüsü Tarih Bölümü'nü bitirdi. 1937-1961 arasında İzmir Karataş Ortaokulu'nda tarih öğretmenliği yaptı. İlk öyküsü Cahit Tanyol ile birlikte 1939-1940 arasında çıkardığı "Aramak" dergisinde yayınlandı. Önceleri Batı Anadolu'daki küçük kent ve kasaba insanlarının ilişkilerini, yaşamlarını ele alıyordu. Tek parti döneminin sorunları, eşraf, tüccar, memur arasındaki catışmalar bu ilk öykülerinin ana temasını oluşturdu. 2'nci Dünya Savaşı'nın ardından çok partili sisteme geçildiği yıllarda demokratik ortamın yarattığı çelişkiler üzerinde durdu. 1960'tan sonra roman yazmaya ağırlık verdi. Ekonomik ve teknolojik gelişmelerden payını alamayan, çağa ayak uyduramayan köylülerin sorunlarını işledi. Doğu Anadolu'daki feodal toplum yapısına ışık tuttu. 18'inci Yüzyıl sonlarında Osmanlılar'la birlikte Ruslara karşı mücadele eden Abhaz ve Adige çerkezlerinin sert yaşam koşullarını geleneksel renklerini ortaya çıkararak anlattı.



    ESERLERİ

    ÖYKÜ:
    Anadolu'dan Hikayeler (1939)
    Cevizli Bahçe (1841)
    Pembe Kurt (1953)
    Üç Buutlu Hikayeler (1956)
    Irgatların Öfkesi (1971)

    ROMAN:
    Denizin Çağırışı (1943)
    Ay Tutulduğu Gece (1961)
    Cemo (1966)
    Memo (1970)
    Yeşil Gölge (1970)
    Yonca Kız (çocuk romanı, 1971)
    Başka Olur Ağaların Düğünü (1972)
    Kölelik Dönemeci (1977)
    Bedoş (1980)
    Zühre Ninem (1981)

    ÖDÜLLERİ:

    1967 Türk Dil Kurumu Roman Ödülü Cemo ile
    1969 May Roman Ödülü Yeşil Gölge ile
    Son düzenleyen: Moderatör: 27 Şubat 2009

Sayfayı Paylaş