Çevreci ATATÜRK..Atatürk'ün Çevre İçin YaptıkLarı..

Konu 'Atatürk'ün Hayatı' bölümünde S. Moderatör Uğur tarafından paylaşıldı.

  1. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36

    Atatürk’ü ağlarken tarih çok ender tespit etmiştir. 25 yıllık
    araştırmacıyım, 7 tespitim oldu. İlki Çanakkale’de topçu atışımız başladığı
    sırada döktüğü gözyaşıdır, bir diğeri ise hepimizin bildiği bir hikaye ama
    ben yine de anlatacağım. O günün Ankara´sı kurak, çorak bir köy. Çankaya’dan
    meclise gelirken yol üzerinde sadece ama sadece bir tek iğde ağacı varmış.
    Atatürk, o iğde ağacının önünden her geçişlerinde arabasını durdururmuş, inermiş
    ve o iğde ağacına selam verirmiş. “Aman paşam ne yapıyorsunuz böyle?”
    demişler, “Eee, o yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin, soluduğum havanın
    bir neferi. En az diğer neferler kadar bunun da selama hakkı var.” demiş.Yani;”Niye şaşırıyorsunuz?” der gibiymiş. Ve bir gün yanında bulunan
    arkadaşına; “İşte bu benim...” derken bir de bakıyor, ağaç yok ortada hemen
    iniyor; “Ne yaptınız bu ağaca?” diyor. “Paşam” diyorlar; “Yolu genişletme
    için mecburduk kestik o ağacı”. “Yahu diyor bir de bana soraydınız, bu ağacıı
    kurtaracak bir yolu mutlaka bulurdum” diyor. Daha fazla dayanamıyor,
    arabasına biniyor, şoförünün ve arkadaşının gözü önünde hüngür hüngür
    ağlamaya bşlıyor. Bir tek iğde ağacı için mi dersiniz? Hayır. Ağaç çok zor
    şartlarda kurtardığı bu topraklarda yetişen bir canlıdır ve lideri olduğu
    için de bu toprakların da o iğde ağacının da sorumluluğu Mustafa Kemal’in
    omuzlarındaydı da onun için...

    Galiba şimdi anlatacağım inanılmaz projeyi de o gün düşünmeye başlamıştı.
    Hani “Bir daha böyle bir şeyle karşılaşabilirsem nasıl müdahale
    edebilirim...” diye. Bildiğimiz doğa katliamı yani en kolay yaptığımız
    katliam. Yıl 1930, Atatürk Yalova köşküne doğru çıkmakta. Bir de bakar bir
    bahçıvan koca bir çınar ağacını kesmek üzeredir. “Yahu” der “Sen haytında
    hiç böyle bir ağaç yetişdirdinmi ki? Kesmeye muktedir görüyorsun kendini ve
    niye?” der. Bahçıvan der ki; “Paşam, çınar ağacının kökleri köşkün temelini
    kaldırdı, yaprakları da köşkün pencerelerine müdahale ediyor. Ya köşkü
    kaybedeceğiz, ya ağacı keseceğiz. Onun için de kusura bakmayın ama biz ağacı
    kesiyoruz”. Bir an düşünür ve; “Hayır gerekirse köşkü ağaçtan
    uzaklaştırırız” der. Derler ki bu gün Mustafa Kemal bir hoş. Ne demek köşkü
    ağaçtan uzaklaştırmak? Mühendis değil, mimar değil, ziraatçı değil ama ne
    yapar biliyor musunuz? İstanbul’da köprü altındaki tramvay raylarını
    Yalova’ya taşıtır. Köşkü olduğu gibi tutarak kendisi de kazma
    kürek temelini kazarak ve köşkün altına tramvay raylarını döşeyerek köşkü
    ağaçtan, 4 metre 80 santim kenara çekerek hala Cumhuriyetimiz gibi ayakta
    durmakta olan çınar ağacının kurtuluşunu temin eder.

    Dünya çevre lafını ne zaman etmeye başladı? 1980 den sonra. Ama Mustafa
    Kemal 1980´den önce, 1930 yılında dünyaya somut bir çevre dersi vermektedir.
    5 Mart 1996’da “Atatürk ve Türk Kadını” konulu tiyatrolu konferansımı 25
    gençle sunuyorum. 25 gençle birlikte prova yaptık,yorulduk, oturduk,
    televizyonu açtık. İkinci haber olarak 6 dakika müddetle ve 5 kere görüntü
    tekrarlanmak üzere önemli bir haber verildi. Haberi aynen aktarıyorum, diyor
    du ki; “Amerika’da eski bir ünlü bir müzikhol hiç yıkılmadan dünyada ilk kez
    uygulanan bir yöntemle, raylar üzerinde iki metre kenara çekilerek yerine
    yeni bir binanın yapıldı”. Dünyada ilk kez lafı da beş kere edildi.
    gençlerden biri kalktı ve ne dedi biliyor musunuz? “Ya öğretmenim biz tarihe
    pek bir daldık. Bakın el alem neler yapıyor? Teknik, medeniyet biraz da
    onlara baksak” deyince arşivimde 1930’da Atatürk’ün bu işi yaparken çekilmiş
    resimleri, raylar üzerindeki çekilen resimleri gösterdim ve dedim ki “Şu
    anda ne söyleyeceksiniz bana?” Bir genç kalktı ve; “Ya öğretmenim suç bizde
    mi? Biz bu konuyu ilk defa sizden duyuyoruz, sizden görüyoruz bu resimleri”
    dedi. Ama o haberi bugün milyonlarca Türk genci izledi ve oturdular 25 genç,
    bu haberi veren televizyona bir faks çektiler. Faktsa aynen şu yazıyordu;
    “İkinci haber olarak 6 dakika müddetle ama beş kez şu resimleri göstermek
    suretiyle bu mesajı verin. Bu gün 1996, Amerika raylar üzerinde bir binayı iki metre çekiyor,
    yerine yeni bir bina yapıyor, 1930’da ise Atatürk, binayı 4 metre 8 santim
    çekiyor, sadece bir ağaç kurtarmak için”
    Yıl 1996 idi. Yıl 2005...
    Hiçbir televizyonda bunu izlediniz mi? İzlemediniz...

    Hadi gelin Söğütözü’ne gi****m, hani şu Ankara yakınlarındaki, o zaman için
    80 tane söğüt ağacının olduğu yere. Söğütözü’ne Atatürk hep dinlenmek için
    gelirmiş. Bir geldiğinde galiba düşündüğünü sesli olarak aktarmış; “Ah !
    burda bir kulübem olsaydı keşke”... “Paşam, istediğin bir kulübe olsun hemen
    yaparız şuraya” demişler. “Buradaki ağaçlara ne olacak peki” diye sormuş.
    “Paşam burdakiler söğüt ağacı; gönülsüz ağaçtır. Sökeriz başka bir yere
    dikeriz, mutlaka tutar” demişler. Bir an durur ve; “Bir tek şartla kabul
    ederim, Burda yetecek kadar söğüt ağacını kendi ellerimle sökeceğim, kendi
    ellerimle dikeceğim, önce tuttuklarını göreceğim, sonra kulübe yapımına izin
    vereceğim” der. Yani bu, bugün betonu yeşile tercih eden zihniyete bence en
    güzel örnek teşkil eder. Ne yapar biliyor musunuz? Türkiye Cumhuriyetinin
    Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk makamını Çankaya’dan Söğütözü’ne
    hasırlar üzerine taşıtır. Kabullerini orda yapar, imzalarını orda atar,
    çadırda kalır ama söğüt ağacını söker, kendi elleriyle diker, tuttuklarını
    görür, ondan sonra bugün çok küçücük ama verdiği mesaj olağanüstü büyük olan
    bu Söğütözü’ndeki küçük Atatürk kulübesinin yapılmasına izin verir... 25
    yıllık araştırmacıyım. Benim elimde 130 belge var bizzat çevre hareketine
    bedenen katıldığına dair. Sadece bende 130 belge var, daha kim bilir kaç
    belge var...

Sayfayı Paylaş