çevremizdeki çocuk oyunlarının isimleri

Konu 'Türkçe 8. Sınıf' bölümünde masin tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. masin

    masin Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0

    :shy:
    kentimizdeki çevremizdeki çocuk oyunlarını yazar mısınız????

  2. masin

    masin Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2010
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    27
    Ödül Puanları:
    0
    saklambaç yakan top vb gibi oyunların adlarını yazabilir ve kısaca açıklamalarını yapabilirsiniz(isteğe bağlı)....
    yha aklınıza küçükken oynadığınız yada sokakta gördüğünüz küçük çocukların oynadığı oyunlar işte....
  3. PisLick..

    PisLick.. Üye

    Katılım:
    11 Kasım 2009
    Mesajlar:
    77
    Beğenileri:
    50
    Ödül Puanları:
    0
    Saklambaç

    Saklambaç en az 4 kişiyle
    oynanır.Oyuncular aralarında sayışarak veya parmak tutuşarak bir ebe bir tane
    duvara önünü dönerek sayar. Ebe en az 50 ye kadar dışından sayar. Bu sırada
    diğer oyuncularda ebe sayana kadar farklı veya aynı yerlere saklanırlar. Ebe
    dışından saymayı bitirince oldu diye bağırır ve gözünü açar. Ve diğer oyuncuları
    bulmaya çalışır.Diğer oyuncular ise ebe kalenin başından ayrıldığını görünce
    ebenin saydığı yere sobe diyerek ebeler.Ebeliyen kişiler ebe olmaz. Ondan sonra
    ebe diğerlerini bulmaya çalışır. Eğer ebe bir kişiyi görüpte onun adını yanlış
    söylerse diğer oyuncular saklandığı yerden çıkar ve çanakk çömlek patladı diye
    bağırırlar. Ve ebe olan kişi yeniden ebe olur. Bu oyunu oynarsanız eğer akşam
    oynamayı tercih edin...

    Köşe kapmaca

    Genellikle sokakta
    oynanır. Çünkü sokaklar, oyuncuların kendilerine köşe olarak tutmaları gereken
    bina kapıları, iki ağaç ya da pencere arası gibi yerler açısından daha
    zengindir. "Köşe Kapmaca" az sayıda kişiyle oynanır. Ebe diğer oyunculara göre
    ortada bir yerde durur. Oyuncular ebeye yakalanmadan, birbirleriyle köşeleri
    sürekli değiştirmeye çalışırlar. Bu değiştirme sırasında ebeye yakalanan oyuncu
    köşesini kaybeder ve kendisi ebe olur. Oyuncular, sözde yer değiştiriyormuş gibi
    hareket edip ebeyi yanıltabilir

    Gölge kovalamacası

    Gölge
    Kovalamacası'nı oynayabilmek için güneşli bir hava gerekir. Bu oyun, ebe olan
    oyuncunun öbür oyuncuların gölgelerine basma esasına dayanır. Bu oyunda, ebenin
    gölgeye basıp basamadığına karar verecek bir de hakem seçilir.Oyun bu şekilde
    devam eder.En son kalan kişi 1. seçilir.Bir el boyunca dokunulmazlık kazanır.

    Kaç kurtul

    Kaç Kurtul oyununda, ebe
    belirlendikten sonra oyuncular tek sıra halinde dizilirler. Sıranın başındaki
    oyuncu, karşıda duran ebe fark etmeden yerinden ayrılarak koşmaya başlar. Ebe
    onu gördüğü anda kovalar. Koşan oyuncu ebeye yakalanırsa kendisi ebe olur.
    Yakalanmadan öbür oyuncuların yanına dönerek onlardan birinin önünde durursa,
    sırasını savmış olur ve ebe olmaktan da kurtulur. Bundan sonra, önünde durduğu
    oyuncu koşmaya başlar. Ebe oyunculardan hiçbirini yakalayamazsa, oyun aynı
    ebeyle yeniden başlar.

    Tutsak almaca

    8-10 oyuncudan oluşan
    iki takımla oynanır. Takımlar, aralarında geniş bir alan bırakarak karşılıklı
    dizilirler. Oyunu başlatan takımdan bir oyuncu ileri fırlayınca, karşı takımdan
    bir oyuncu da ona doğru koşar. İlk oyuncu kendi takımına doğru kaçarken, rakip
    oyuncu onu kovalayıp yakalamaya çalışır. Bu oyunda ilk çıkışı yapan oyuncunun
    amacı, yakalanacakmış gibi davranıp, karşı takımın oyuncusunu kendi takımına
    yaklaştırmak ve tutsak almaktır. Her iki takım verdiği tutsakları kurtarmaya ve
    karşı takımdan tutsak almaya çalışır. Oyun, takımlardan birinin oyuncularının
    tümünün tutsak düşmesiyle son erer.

    Mendil kapmaca

    Mendil Kapmaca
    Oyununu, eşit sayıda oyuncudan oluşan iki takım arasında oynanır. Takımlar,
    aralarında 20-25 metre aralık bırakacak biçimde, karşılıklı birer sıra halinde
    dizilir. İki sıranın ortasındaki alanın tam orta yerine, yarım metre çapında bir
    daire çizilir ve ortasına mendil ya da başka bir nesne koyulur. Oyunu yöneten
    bir hakem ya da kaptan seçilir. Bu hakem dairenin ortasında durarak mendili de
    elinde tutabilir. Hakem "5'ler!" diye bağırınca, her iki takımdan beşinci
    oyuncular koşarak mendili kapıp kaçar. Mendili kapanı kovalayan öbür oyuncu onu
    yakalamaya çalışır. Mendili alan oyuncu yakalanmadan
    eski yerine dönebilirse, takımına bir sayı
    kazandırır. Yakalanıp mendili kaptırırsa, takımı bir sayı kaybeder. Mendili alan
    oyuncunun yakalanmadan yerine dönmesi üzerine, hakem yeniden her iki takıma
    seslenir ve oyun sürer. Oyunu, daha çok sayı alan takım kazanmış olur.

    Yağ satarım

    Yağ satarım oyununda önce
    bir ebe belirlenir. Oyuncular yüzleri birbirine dönük halka oluşturacak biçimde
    yere otururlar. Ebe bir mendilin ucunu düğümleyerek eline alır. Bunu arkasında
    saklayarak halkanın çevresinde dolaşmaya başlar. Bu sırada da oyuna adını veren
    şarkıyı söyler:


    Yağ satarım, bal satarım,
    Ustam öldü, ben satarım.
    Ustamın kürkü sarıdır.
    Satsam 15 liradır
    Zam-bak Zum-bak
    Dön arkana iyi bak


    Dolaşırken mendili belli etmeden oyunculardan birinin arkasına yere koyar.
    Arkasına mendil bırakılan oyuncu, bunun farkına vardığı anda mendili alarak
    ebeyi kovalamaya başlar. Ebe, yakalanmadan onun yerine oturursa, mendili alan
    çocuk ebe olur; yakalanırsa, oyun aynı
    ebeyle devam eder. Farklı bir biçime göre ise, ebeyi kovlayan oyuncu, ebe yerine
    oturuncaya değin mendilin bağlı topuz biçimindeki ucuyla arkasından vurarak onu
    cezalandırır. Elinde mendil bulunan oyuncunun ebeliğiyle oyun sürer.


    Topla oynanan oyunlar

    Yakan Top

    Yakan top oyunu en az 4
    kişiyle oynanır.Oyuncular ya sayışarak ya da eşleşerek iki eşit sayıda grup
    oluştururlar. Sonra yazı tura atarak ilk kim bir olacak onu belirtirler.ondan
    sonra birinci çıkan grup ortaya geçer.Ondan sonra diğer grup ortadaki grubu
    vurmaya çalışır.Eğer atılan top birine gelirse o kişi oyun dışına çıkar.Eğer top
    atılınca yukarıdan gelen topu havada tutunca 1 tane can almış oluyorsun.Eğer
    gruptaki herkes vurulursa diğer grup ortaya geçiyor.Ve bu seferde diğer grup
    onları vuruyor.

    İstop

    İstop'ta oyuncular bir daire
    oluşturur. Oyunu başlatmak için oyunculardan biri ebe olur. Ebe, oyunculardan
    birinin adını söyleyerek topu havaya atar. Top yere düşerken, adı söylenen
    oyuncu topu havada yakalarsa, başka birinin adını söyleyerek topu yeniden havaya
    atar. Topu havada tutamayan oyuncu, topu yerden eline aldığında "İstop!" diye
    bağırır. Kaçışan oyuncular "İstop" dendiği anda oldukları yerde durmak
    zorundadır. Bu durumda ebe, duran oyunculardan birini topla vurmaya çalışır.
    Vurulan oyuncu bir puan kaybeder ve ebe olur. Üç kere vurulan kişiye bir ad
    takılır.Ve oyuna o adı ile devam eder. Top atılırken gene aynı isim
    söylenir.Altı kez vurulan kişiye ise bir ceza verilir.Oyuncunun bir eşyası
    saklanır ve oyuncu o eşyayı ip uçları ile bulur.Oyuncu eşyaya yaklaşınca sıcak
    uzaklaşınca soguk denir.Ve böylece oyun devam eder. bu oyun oynanırken oyuncular
    arkasına bakamazlar sadece elleriyle yeri yoklayabilirler

    ====Top Yetiştirme==== Öğretmen öğrencileri iki gruba ayırır.Gruplar arka
    arkaya sıraya dizilir. Öğrenciler bacaklarını omuz genişliğinden biraz fazla
    açarak beklerler. Grupların başındaki öğrencilerde bir tane top vardır. Öğretmen
    başla deyince öndeki öğrenci topu bacak arasından arkadaki öğrenciye verir. Bu
    şekilde öğrenciler topu yere düşürmeden en arkadaki öğrenciye ulaştırır. Topu
    alan arkadaki öğrenci öne gelerek bacak arasından topu arkadaşına verir oyun bu
    şekilde devam eder. İlk baştaki öğrenciye top tekrar geldiğinde topu öğretmene
    getirir. Oyun bu şekilde biter.

    ====doğan ata__ Sınıf mevcudu iki grup oluşturacak şekilde ayrılır. Kura
    çekilir. Kurayı kazanan grup oyuna başlar. Topu alan takım kendi takım
    arkadaşlarıyla paslaşmaya başlar. Kendi aralarında paslaşırken yüksek sesle
    birer birer ona kadar bu paslaşmaya devam eder. Paslaşma devam ederken topun
    yere düşmesi, rakip takımın eline değmesi veya rakip takımın eline deyip yere
    düşmesi halinde saymaya sıfırdan başlanır. On pası tamamlayan takıma bir puan
    verilir. Topu puan alan takım oyuna sokar. Grup içinde paslaşırken rakibi de
    tutma, çekme ve itme olmayacaktır.

    Diğer açık hava
    oyunları

    Bilye oyunu

    En
    eski çocuk
    oyunlarından biridir. Bilye denen küçük, sert küre biçiminde toplarla oynanır.
    Roma İmparatoru Augustus Caesar'ın da çocukluğunda bilye oynadığı bilinmektedir.
    Eskiden yuvarlak çakıllar ya da meyve çekirdekleri bilye olarak kullanılırken,
    18. yüzyılda mermer bilyeler yapıldı. Bilye oyunlarının adı ve kuralları
    oynandığı ülkeye göre değişiklik gösterir. Türkiye'de renkli cam bilyelere
    "misket" denir. En çok oynanan bilye oyunları
    ise "tumba", "kuyu" ve "Üçgen"dir.

    Bilye oyunlarında ortak nokta, bilyeyi yuvarlayarak başka bir bilyeye
    çarptırmak ve onu kazanmaktır. Bilye, kıvrılan işaret parmağının içine oturtulur
    ve başparmakla itilerek atılır. "Kaptan Oyunu"nda, bilyeler yerde açılan belirli
    sayıda çukura önceden saptanmış bir sıraya göre sokulmaya çalışılır. Bunu
    başaran oyuncu, rakibinin bilyesine atış yapma hakkı kazanır.

    Seksek

    Seksek oyununda yere kare ve
    diktörtkenler çizilir kareler ve diktörtkenleri numaralandırılır not.. tebeşir
    ile çizilir çizgilere basan oyuncuoyun dışı olur

    İp atlama

    "İp Atlama" oyununu daha çok
    kızlar oynar. Tek başına oynanabildiği gibi, birkaç kişi bir araya gelerek de
    oynanır. Değişik ip atlama biçimleri vardır: Tek başına ip atlamak isteyen kişi
    boyuna uygun uzunca bir ip alır; bunu iki eliyle uçlarından tutar, döndükçe bir
    halka oluşturacak biçimde ipi çevirerek başının üzerinden ve zıplayarak
    ayaklarının altından geçirir. Birkaç çocuk
    bir araya gelmişse, iki çocuk uygun
    uzunlukta ve kalınlıkta bir ipin iki ucundan tutar. İp çevrilirken öbür çocuklar
    sırayla zıplayarak ip atlarlar. Bu sırada ipin düzgün çevrilmesi ve her
    çevrilişinde yere değdirilmesi gerekir. İp, atlayanın ayağına takılırsa oyuncu
    yanar. Bir başka biçimi ise, iki çocuğun yan yana ip atlamasıdır.

    Birdirbir

    "Birdirbir Oyunu"nda
    çocuklardan biri ellerini dizlerine koyarak eğilir ve öbür oyuncuların üstünden
    atlayacağı bir kambur oluşturur. Atlayan her çocuk
    biraz ötede aynı biçimde eğilerek durur ve öbürleri eğilmiş duran bütün
    oyuncuların üzerinden atlar. Bu biçimde oyun sürüp gider.

    Ev
    içi oyunları

    Nesi Var

    Ev içi oyunları çoğunlukla bir halka
    oluşturarak oynanır. "Nesi var?" oyununda bir kişi ebe seçildikten sonra,
    diğerleri birlikte bir nesne ya da kişi belirlerler. Ebe her çocuğa sırayla
    "Nesi var?" diye sorarak, aldığı dolaylı yanıtlarla belirlenmiş nesnenin ne
    olduğunu anlamaya çalışır. Bir bilgisayarın nesne olarak belirlendiğini
    varsayalım:

    - Nesi var?

    - Camı var.

    - Nesi var?

    - Yazısı var.

    Ebe kimin yanıtı üzerine tutulan nesneyi bilirse, o ebe olur ve oyun böyle
    devam eder. Ebenin daha önceden saptanan sayıda soru sormasına karşın nesneyi
    bilememesi durumunda, ebeliği sürer.

    "Körebe"

    oyunu, 10-12 çocukla oynanır. Önce ebe belirlenir ve ebenin gözleri bir bezle
    bağlanır. Oyun adını, ebenin gözlerinin bağlanmasından alır. Ebe ortada kalacak
    biçimde oyuncular bir halka oluştururlar.


    Türkü söyler döneriz
    Bil bakalım biz kimiz
    Elindeki değnekle
    Göster bizi körebe


    Sözlerini yinelerken halkayı bozmadan el çırparak ebenin çevresinde dönerler.
    Ebe bu sırada kollarını öne doğru uzatarak dokunduğu kişinin başını, yüzünü ve
    üstünü elleriyle yoklar. Kim olduğunu anlayabilirse adını söyler. Eğer tanırsa,
    dokunduğu oyuncu ebe olur. Tanıyamazsa, oyun aynı ebeyle sürer. Körebe evin
    içinde oynandığı gibi dışarıda da oynanır.

    Yüksük oyunu

    "Yüksük oyunu",

    küçük çocukların sevdiği bir oyundur. Ebe seçiminden sonra yüksük bir yere
    saklanır. Ebe yüksüğe yaklaşırsa, çocuklar hep bir ağızdan "sıcak", uzaklaşırsa
    da "soğuk" derler. Bu oyun, yüksüğün yerini belirtmek için el çırparak da
    oynanır. Ebe saklanan yüksüğe yaklaştıkça el çırpma kuvvetlenir, uzaklaştıkça
    yavaşlar.



    "Cicoz"

    da denen "Yüzük Oyunu"nda, yüzük uzun bir sicime geçirilir ve sicimin iki ucu
    birbirine bağlanır. Oyuncular bir halka oluşturarak otururlar, bir elleriyle ipi
    tutarken öbürüyle yüzüğü ebeye göstermeden birbirlerine geçirirler. Yüzük elden
    ele geçerken, "Al cicozu, ver cicozu, geldi cicoz, gitti cicoz. Haniya cicoz,
    işte cicoz. Kimde cicoz, bende cicoz" diye bir türkü tuttururlar. Ortada duran
    ebe yüzüğün kimin avucunda olduğunu tahmin etmeye çalışır; şüphelendiği oyuncuya
    elini açtırır. Yüzüğü bulursa ebeler değişir. Bulamazsa oyun sürer.

    "Bom Oyunu"nda, gene 8-10 ya da daha
    çok sayıda kişi oturarak bir halka oluşturur. Oyunculardan biri "Bir"den
    itibaren sırayla saymaya başlar. Sayarken oyuncunun, beş, on, on beş gibi beşin
    katlarının yerine "Bom" demesi gerekir. "Bom" demeyi unutarak sayı söyleyen
    oyuncu oyundan çıkar. Hiç yanlış yapmayarak sona kalan kişi oyunu kazanır. Oyunu
    biraz zorlaştırmak için üçün ya da yedinin katları da "Bom" olabilir.

    "Estepeta" denen oyunda da önce bir
    ebe seçilir. Ebe çocukların dalgın bir anını kollar ve "Estepeta!" diye bağırır.
    Ebeyi duyan çocuklar, oldukları yerde kalmak zorundadırlar. Ne kımıldayabilir,
    ne de konuşabilirler. Bu durum ebenin "Boz!" demesine kadar sürer. Ebe "Boz"
    demeden kımıldayan ya da konuşan olursa, bu kez o ebe olur. Bazı yörelerde bu
    oyuna "Tıp" denir.

    İğne-İplik Oyunu

    "İğne-İplik Oyunu", eşit sayıda
    oyuncudan oluşan iki grupla oynanır. Her gruba bir dikiş iğnesi ve iplik
    verilir. "Başla!" uyarısıyla birlikte, her iki grubun ilk oyuncuları ipliği
    iğneye geçirir. İkinciler çıkarır, üçüncüler geçirir, böylece sonuncu oyuncuya
    kadar oyun sürer. Önce bitiren grup oyunu kazanır.

    "Sözcük Bulma", çocuklar ile
    yetişkinlerin birlikte oynayabildiği bir oyundur. İki takım arasında oynanır.
    Sözcüğü seçen takımdan seçilen bir oyuncu, sözcüğü karşı takıma pantomimle
    anlatmaya çalışır. "Keçiboynuzu" gibi bileşik sözcükler bölünerek anlatılabilir.

    Sessiz Film

    "Sessiz Film" iki takım arasında
    oynanır ve oynanış biçimi açısından "Sözcük Bulma"ya benzer. Takımlardan birinin
    tuttuğu bir film ya da kitap adı, karşı takımın oyuncularından birine söylenir.
    Oyuncu bunu pantomimle takım arkadaşlarına anlatmaya çalışır. Örneğin, Bereketli
    Topraklar Üzerinde'yi anlatmaya başlarken, önce filmin adının üç sözcükten
    oluştuğunu anlatmak için parmaklarıyla üç işareti verir. Sonra da sözcükleri
    teker teker, oynayarak anlatır. Oyuncular filmin adını bulamazsa, sıra diğer
    takıma geçer.

    "Ateş, Toprak, Hava, Su", yumuşak bir
    top ya da düğüm atılmış bir mendilin oyuncudan oyuncuya atılmasıyla oynanır.
    Topu atan oyuncu "Ateş" derse, topu tutan oyuncu sessiz kalır. Eğer "Toprak"
    derse, atıcı 10'a kadar saymadan topu tutan oyuncunun bir kara hayvanı adı;
    "Hava" derse bir kuş adı; "Su" derse bir balık adı söylemesi gerekir. Oyuncu
    yanarsa cezalandırılır.

    "Yutturma Oyunu"nda oyuncular ikişer
    kişer eşleşirler. Eşlerin yan yana oturmalarında yarar vardır; çünkü o zaman
    daha az şaşırırlar. Eşlerden birisi oyunu başlatır: "Babamla çarşıdan gelirken
    yolda bir üzüm çöpü buldum, evirdim, çevirdim, sildim, süpürdüm, Sacide'nin
    ağzına tıktım!" der. Sacide'nin eşi, sözü alır, hemen "Yutturmam!" der. Oyunu
    yöneten çocuk, "Ya ne yaparsın?" diye
    sorar. "Eviririm, çeviririm, Onur'un ağzına sokarım," der. Onur'un eşi boş
    bulunur da onu savunmazsa, oyundan çıkarılır. "Ya ne yaparsın?" sorusu, "Senin
    ağzına tıkarım", diye de yanıtlanabilir. O zaman savunma işi, soruyu soranın
    eşine düşer.

    "Nuh'un Gemisi" eşit sayıda kız ve
    oğlan oyuncularla oynanır. Bu oyunda herkese gizlice bir hayvan adı takılır. Ama
    aynı hayvanın adı biri kız, öbürü oğlan olmak üzere iki oyuncuya birden
    verilir.Oyuncular adını taşıdıkları hayvanın sesini taklit ederek (hırlama,
    havlama, ötme, tıslama gibi) eşlerini bulurlar. Oyunun sonunda eşini
    bulamayanlar önceden saptanan bir cezayı yerine getirir.


    Müzikli oyunlar

    Müzikli oyunlar, müzik eşliğinde oynanır. Paketi Geçir oyunu, ödülle
    sonuçlanan bir oyundur. Ödül olarak belirlenen bir nesne kâğıtla birkaç kat
    sarılır. Oyuncular bir halka oluşturacak biçimde otururlar ve müzik çalarken
    paketi birbirlerine geçirirler. Müzik durduğu anda elinde paket kalan oyuncu onu
    açmaya başlar, ama müzik yeniden başlar başlamaz paketi diğerine geçirir.
    Paketin en son katını açan oyuncu oyunu kazanır ve ödülü alır.

    Müzikli Sandalyeler Oyununda, sandalyeler halka oluşturacak biçimde
    sırt sırta dizilir. Sandalyelerin sayısı oyuncuların sayısından her zaman bir
    ek******. Oyuncular müzik çalarken sandalyelerin çevresinde müziğin ritmine
    uyarak yürürler. Müzik durunca en yakın sandalyeye otururlar. Açıkta kalan
    oyundan çıkar ve her duruştan sonra da bir sandalye eksiltilir. Böylece sonunda
    bir sandalyenin çevresinde dönen iki oyuncu kalır. Sandalyeyi kapan kazanır.

    Küçük çocukların oynadığı Müzikle Zıplama Oyununda, oyuncular müzik
    çalarken zıplarlar. Müzik durduğunda yere oturup bağdaş kurarlar. Bağdaş kurmada
    sona kalan oyuncu oyundan çıkar.



    Bellek oyunları

    Teyzem Çarşıya Gitti oyununda ilk oyuncu "Teyzem çarşıya gitti ve...
    (A harfi ile başlayan bir nesne) aldı" der. İkinci oyuncu bu cümleyi
    tekrarlayıp, A harfi ile başlayan yeni bir nesnenin adını söyler. Oyuncuların
    "Teyzem çarşıya gitti ve bir ananas, bir atkı, bir ayakkabı, bir anahtar, ...
    aldı" gibi önceden söylenen nesneleri anımsaması ve her seferinde yeni bir nesne
    adı söylemesi gerekir. Sözcük bulamayan ya da geciken oyundan çıkar.

    Babam Çin'den Geldi oyununda, oyunu başlatan oyuncu Babam Çin'den
    geldi dedikten sonra, yanındaki "Ne getirdi?" diye sorar. Yanıt
    "Bisiklet"se, tüm oyuncular sözde pedal çevirmeye başlar. İkinci oyuncu da,
    "Babam Çin'den geldi" der ve "Ne getirdi?" sorusuna, örneğin "Yelpaze" yanıtı
    verdikten sonra, oyuncular pedal çevirmeyi sürdürürken, bir yandan da
    yelpazelenmeye başlar. Oyun bunun gibi, hareketle anlatılabilecek yanıtlarla
    sürer.

    Çağrışım
    Oyunları

    Oyununda oyunculardan biri aklına ilk gelen sözcüğü (örneğin, deniz) söyler.
    Sonraki oyuncu bu sözcüğün çağrıştırdığı bir başka sözcüğü söyler (örneğin,
    balık). Oyun bu şekilde birbirini çağrıştıran sözcüklerle sürer ve böylece bir
    sözcükler zinciri oluşur. İlgisiz sözcük söyleyen kişi oyun dışı kalır. Her
    oyuncu üçer sözcük söyledikten sonra oyun durur ve zincirin hiçbir halkasını
    atlamadan geriye doğru, yeniden "deniz" sözcüğüne ulaşmaya çalışılır.

    Bellek Oyununda, içinde 20 değişik nesne bulunan bir tepsi, herkese
    bir dakika süreyle gösterilir. Seçilen nesnelerin kolay akılda kalacak türden
    olmamasına dikkat edilir. Tepsi ortadan kaldırıldıktan sonra, her oyuncu aklında
    kalan nesnelerin adlarını yazar. Nesnelerin çoğunu hatırlayan kişi oyunu
    kazanır.

    Tadını Anlama oyununda, yarım düzine kadar bardak değişik içeceklerle
    doldurulur. Oyuncuların gözleri bağlanır ve yalnızca tadına bakarak
    bardaklardaki içeceklerin ne olduğunu anlamaları istenir.

    Ne Kokuyor? da buna benzer bir oyundur. Fincan tabaklarına adaçayı,
    nane, kekik, tütün gibi şeyler koyulur. Her tabağın üzeri bir bez parçasıyla
    örtülür. Oyuna katılanlar kokularından tabaktakilerin ne olduğunu anlamaya
    çalışır.

    Ses Algılamada, oyuncuların gözü bağlanır. Oyuncular, tahta bir yüzeye
    yüksekten bırakılan nesnelerin çıkardığı sesten ne olduğunu anlamaya çalışırlar.

    Kâğıt ve kalem
    oyunları

    "SOS", kâğıt kalemle oynanan en basit oyunlardan biridir. İki oyuncuyla
    oynanır. Kâğıda karşılıklı dört çizgi çizilir ve ilk oyuncu karelerden birine
    bir "artı", öbürü ise başka bir kareye bir "sıfır" koyar. Oyun böylece sürer ve
    oyuncular dikey, yatay ya da çapraz sırada üç artı ya da üç sıfır elde etmeye
    çalışırlar.

    Amiral Battı

    İki oyuncuyla oynanır.
    İki oyuncu da kağıtlarına iki büyük kare çizer. Bunları enine ve boyuna 10'ar
    çizgiyle 100 kareye bölerler. Küçük kareleri tanımlamak amacıyla, büyük
    karelerin üst tarafına A'dan başlayarak harfler, sol kenarın da 1'den 10'a kadar
    rakamlar yazılır. Büyük karelerden biri oyuncunun kendi savaş alanı, diğeri
    rakibinin savaş alanıdır. Her oyuncu kendi savaş alanının kareleri içine
    gemilerini yerleştirir: Bir adet Amiral (XXXX ile gösterilir), iki adet Kruvazör
    (XXX ile gösterilir), üç adet Muhrip (XX ile gösterilir) ve dört adet Denizaltı
    (X ile gösterilir). Oyunculardan biri, elindeki boş kareler üzerinden, önce bir
    rakam sonra da bir harf söyleyerek rakibinin gemilerinin karesini bulmaya
    çalışır (oyundaki ifadesiyle rakibinin bir karesine ateş eder). Bulduğunda
    (isabetli atışta) da gemiyi batırmış olur. Örneğin 6'nın C'si, 2'nin F'si,
    10'nun D'si gibi. Gemileri saldırıya uğrayan oyuncu da karşısındakine, "Amiral
    yara aldı", "Bir denizaltı battı" türünden bilgi verir. Üç atıştan sonra sıra
    öbür oyuncuya geçer. Oyunu, tüm gemileri önce kim batırırsa o kazanır.

    Kutu Kutu

    Kareli ya da düz bir kâğıda,
    düzenli aralıklarla soldan sağa ve yukarıdan aşağıya, hayali bir kare
    oluşturacak biçimde eşit sayıda noktalar koyulur. Örneğin, 10 x 10 bir kare
    oluşturacak gibi 100 adet nokta işaretlenir. Oyun iki kişiyle oynanır. Oyunu
    başlatan kişi, iki noktayı birleştiren bir çizgi çeker. Amaç çizgileri kareye
    tamamlayarak, en çok kutuyu elde etmektir. Son çizgiyi çizip kareyi tamamlayan
    oyuncu, karenin içine kendi işaretini koyar (örneğin, adının baş harfini).
    Rakipler birbirlerine kutu kaptırmamaya bakarlar. 100 karelik bir bir oyunda 51
    ve daha fazla kare alan oyunu kazanır.

    Tren Oyunu

    İki kişiyle oynanır. Oyuncular kendi kâğıtlarına birden dokuza kadar sırayla
    rakamlar yazarlar. Oyunu başlatan, tuttuğu bir sayıyı gizlice yazarak,
    arkadaşından bunu tahmin etmesini ister. Sözgelimi "5"i tutmuşsa ve arkadaşı
    bunu bilememişse, 5 rakamının üzerine bir çizgi çeker. Eğer bilirse çizgi
    çizemez. Oyun sırası karşı tarafa geçer. Bir rakam dört çizgi çizilerek kareyle
    çevrilince, o rakam "vagon" olur. Dokuz rakamın da çevresi kapatılınca tren
    kalkar. Treni kaldıran kişi oyunu kazanır.

    Telgraf Oyunu

    Oyunda önce bir sözcük seçilir ve her oyuncu, her biri seçilen sözcüğün
    harfleriyle başlayan sözcüklerden oluşan bir telgraf yazmak zorundadır. Örneğin
    "BOYACI" sözcüğü ile "Bütün Oyuncular Yarın Artık Cem'i Isırabilirler" gibi bir
    telgraf oluşturulabilir. Telgrafı yazmak için beş dakika süre verilir ve en
    komiğini yazan oyuncu ödüllendirilir. "Sözcük Uydurmaca" oyunu, bir sözcük
    seçimiyle başlar. Sonra belli bir süre içinde, seçilen bu sözcüğün harfleriyle
    olabildiğince çok yeni sözcük türetilir. En çok sözcük türeten oyuncu başarılı
    olur.

    Kim kiminle ne zaman nerede ne yapıyorlar? Kim kiminle ne zaman nerede ne
    yapıyorlar? Oyunu kâğıt ile oynanır. Kâğıda kim kiminle ne zaman nerede ne
    yapıyorlar? Yazılır. Kelimeleri ayırmak için çizgiler çizilir. Kaç kişi varsa o
    kadar kâğıt harcanır. Kimse birbirine göstermeden kim bölümünü doldurur(örneğin
    hasan) Sonra kim bölümü katlanır, kâğıtlar oyuncularla değiştirilir. Bu böyle
    devam eder. Bittiğinde kâğıtlar açılır. Hepsi okunur. Kelimeler birleştirilir.
    Ortaya garip veya komik cümleler çıkar.

    Sözcük
    oyunları

    "Gezginin Masalları Oyunu"nda ilk
    oyuncu yanındakine "Duyduğuma göre A....'ya geziye gidiyormuşsun. Orada ne
    yapacaksın?" diye sorar. Yanındaki oyuncunun, sözcükleri "A" harfiyle başlayan
    bir yanıt vermesi gerekir. Örneğin, "Anneme çiçek alacağım" gibi. Bundan sonra
    ikinci oyuncu, üçüncüye aynı soruyu "B" ile başlayan bir yer söyleyerek sorar ve
    oyun böylece sürer.

    "Ünlüler Oyunu"nda, oyunu yöneten bir
    harf söyler. Amaç, o harfle başlayan bilim adamı, devlet adamı, sanatçı, sporcu
    gibi ünlü kişilerin adlarını sıralamaktır. Örneğin "A" ile başlayan Atatürk,
    Aristo, Andersen, Arşimed gibi. En çok ad yazan oyunu kazanır.

    "Hece Oyunu"nda ilk oyuncu bir sözcük
    söyler. Yanındaki bu sözcüğün son hecesiyle başlayan yeni bir sözcük türetir.
    Örneğin "reklam"dan sonra "lamba". Bundan sonraki oyuncu "başak" dedikten sonra,
    yanındaki oyuncunun "şak" hecesiyle başlayan bir sözcük bulması gerekir.
    Bulamayan kişi oyundan çıkar. Sona kalan oyuncu oyunu kazanır.

    "Hortlak" oyununda her oyuncu, özel
    adlar dışında bir sözcük oluşturmak için sırayla alfabeden bir harf söyler. Ama
    sözcüğün kendisinde bitmesini engellemeye çalışır. İlk oyuncu "s", ikinci "i",
    üçüncü "n", dördüncü "e" diyebilir. Beşinci eğer "k" derse, sözcük tamamlanmış
    (sinek) olur ve beşinci oyuncu bir "can" kaybeder. Oyunda üç can kaybeden oyuncu
    "hortlak" olur. Üç harfli bir sözcük için ceza uygulanmaza.

    "Dedektif Oyunu"nda, bir şapkanın
    içine oyuncu sayısı kadar katlanmış kâğıtlar koyulur. İki kâğıttan birine
    "Katil", öbürüne de "Dedektif" yazılır. Bu ikisi dışında kâğıtların tümü boş
    bırakılır. Her oyuncu şapkanın içindeki kâğıtlardan birer tane çeker. Dedektifi
    çeken oyuncu kimliğini açıklar. Tüm ışıklar söndürülür ve oyuncular evin içine
    dağılırlar. Bir süre sonra "Katil" kendine bir kurban seçer ve ona sarılır.
    Kurban "Katil var!" diye bağırarak kendini yere atar. Katilden başka herkes
    olduğu yerde kalır. Katil yerini değiştirebilir. Bundan sonra ışıklar açılır ve
    dedektif sorguya başlar. Sorgu sırasında katil dışındaki oyuncular doğruyu
    söylemek zorundadır. Katil ise istediği kadar yalan söyleyebilir. Dedektifin
    katili bulabilmesi için iki hakkı vardır, bulamazsa katil serbest kalır.

    Masa oyunları ve taşlı
    oyunlar

    İki tür masa oyunu vardır: Taş hareketlerinin zar atmayla belirlendiği şans
    oyunları (bak. ZAR) ve taşların belli
    kurallara göre hareket ettirilmesiyle oynanan yetenek
    oyunları.

    En çok bilinen yetenek oyunları,
    satranç, dama ve dominodur . Yetenek oyunlarının çoğunda amaç, karşı oyuncunun
    taşlarını almak ya da taşları özel bir biçime göre düzenleyerek sayı
    kazanmaktır.





    "Dokuz Taş" iki kişi arasında oynanır.
    Her oyuncunun dokuz tane taşı bulunur. Bir kâğıda yukarıda görülen şekil
    çizildikten sonra, taşlarını sırayla bu şekil üzerine yerleştirirler. Yeni bir
    taş koyma ya da bir taşı hareket ettirme yoluyla, üç taşı aynı sıraya dizmeyi
    başaran oyuncu öbürünün bir taşını alır. Oyunculardan birinde iki taş kalınca
    oyun biter.



    "Dilmece" oyunu en çok dört kişi,
    kullanım sıklığına göre sayısal değeri belirlenmiş olan harflerle oynar. Çapraz
    bulmaca gibi karelere ayrılmış bir tablo üzerinde oynanır. Tabloda, çaprazlama
    yerleştirilmiş renkli karelerin de ayrı değerleri vardır. Oyuncular yedişer
    harfle oyuna başlarlar. Tablonun ortasında yer alan renkli kare başlangıç
    noktasıdır. Amaç soldan sağa ve yukarıdan aşağı anlamlı sözcükler yazmaktır.
    Yazdığı sözcüklerle en çok sayıyı toplayan oyunu kazanır.



    "Mikado" oyunuküçük çubuklarla (örneğin,
    kibrit çöpleriyle) oynanır. Düz bir yüzey üzerine atılan bu çubuklar, öbürlerini
    oynatmadan teker teker alınmaya çalışılır (alınırken çubuklardan birinden
    yararlanılabilir).

    == Cezalar == Bazı oyunların sonunda, gülmek ve eğlenmek amacıyla oyunu
    kaybeden kişilere cezalar verilir. Bu cezalar zamanla değişebilir ve yenileri
    ortaya çıkabilir. Belli başlı cezalar aşağıda sıralanmıştır:


    * Arkadaşlarının en güzelinin önünde diz çök, en akıllısının önünde eğil
    ve içlerinden en çok sevdiğini öp.

    * Yerde duran kabın içindeki sütü yalayarak iç.

    * Ayna ol: Cezalı arkadaşların önüne gidilir, onlar ne yaparsa taklit
    edilir.

    * Tek elinle bir paketi sarıp iple bağla.

    * Odanın bir köşesinde şarkı söyle, öteki köşesinde dans et, üçüncüsünde
    ağla ve dördüncüsünde gül.

    * Alfabeyi tersten oku.

    * Bir tekerleme söyle.

    * Bir elmanın kabuğunu hiç koparmadan soy.

    * Tek ayak durarak ayakkabını çıkar, giy.

    * Dört ayak yürü.

    * Kollarını kavuşturup yere boylu boyunca uzan ve kollarını açmadan ayağa
    kalk.

    * Amuda kalk.

    * Takla at.

    * Odadan iki bacaklı çık ve altı bacakla geri gel (bir sandalye ya da
    sehpa taşıyarak).

    * Öyle bir soru sor ki, tek cevabı "Evet" olsun.
    Rüzgar_ada ve masin bunu beğendi.
  4. 1907fb1907

    1907fb1907 Üye

    Katılım:
    6 Mart 2010
    Mesajlar:
    302
    Beğenileri:
    215
    Ödül Puanları:
    0
    ek olarak;
    * yakartop
    * istop
    * kukalı saklambaç
    * sek sek
    * yılan
    * köşe kapmaca
    * kovboyculuk (degmancılık)
    * ende tura
    * 9 aylık
    * japon kale
    Rüzgar_ada ve gamze xd bunu beğendi.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş