Charles Darwin

Konu 'Bilim Adamları' bölümünde EsrarLı_GözLer tarafından paylaşıldı.

  1. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36

    Charles Darwin
    ________________________________________


    Lamarck gibi türlerin değiştiğini kabul eden bir başka bilim adamı da Darwin'dir. Charles Darwin (1809-1882) Gallapagos Adaları'nda evcil hayvanlar özellikle güvercinler üzerinde yapmış olduğu araştırmaların sonuçlarını Türlerin Kökeni adlı eserinde sunmuştur.

    Evrim teorisi olarak adlandırılan bu teoriye göre koşulların değişmesine bağlı olarak canlı ya hemen değişir ya da uzun zaman içinde değişim gösterir. Eğer canlı değişmezse yaşam şansını kaybeder. ‚ünkü yaşam ilkesi ekonomidir; her şeyin belli bir işlevi vardır ve o işlevi en iyi şekilde yapmak zorundadır; ona uymayan canlı kaybolur.

    Eğer yaşam şartları değişmişse canlının da buna bağlı olarak değişmesi gerekir; aksi taktirde mevcut fakat işe yaramayan bazı kısımlarını ya da organlarını beslemek ve kendi gücünü korumak için kullanacağı besinini gereksiz yere sarfetmek zorunda kalır.

    Bu durumda yaşam savaşında başarılı olma şansını zorlar hatta kaybedebilir. Bundan dolayıdır aynı görevi yapan organın sayısı fazlaysa bunlar değişime uğrar ya da uzun süre değişmemiş organlar ve nisbeten az gelişmiş basit canlılar aynı şekilde değişime geçirirler.

    Canlı değişime konu olduğunda kollar gibi benzer organları birlikte değişir. Genellikle canlıdaki küçük gruplar örneğin çeşitler türlere ve türler cinslere (genus) göre daha kolay değişmek-tedir.

    Canlıda iki güç vardır: Doğa koşullarına uymak için en faydalı ve gerekli organları tutup diğerlerini atması yani doğal eleme ve ataya geri dönme isteği. Genellikle bu güçlerden birincisi hakim olur ve canlı doğa koşullarına göre değişir ancak zaman zaman canlıda geriye dönüşler görülebilir. Bu geriye dönüşler bazen 20 nesil sonra bile görülebilmektedir.

    Darwin'in canlıda değişimin ne kadar sürede oluştuğu gibi evrim teorisiyle açıklayamadığı bazı sorular da vardı. Darwin bu soruya kesin bir yanıt vermez; ona göre bu çok uzun bir zaman kesitini kapsayabilir.

    Evrim teorisi zamanında ve daha sonra büyük tepkilere yol açmıştır. Bazı bilim adamları onu desteklerken bazıları da şiddetle karşı çıkmıştır. Gerek karşı çıkanlar gerekse destekleyenler teorinin lehinde ve aleyhinde ****ller toplarken biyolojinin gelişmesine de katkıda bulunmuşlar özellikle embriyoloji jeoloji paleoantropoloji ve karşılaştırmalı anatomi konularındaki çalışmalardan ****llerle görüşlerini desteklemişlerdir.

    Darwin'e karşı olan bilim adamları canlının değişmediğini türlerin sabit olduğunu kabul etmişlerdir. Onlara göre değişme söz konusu olamaz; çünkü canlı yeni koşullara uymaya çalışırken bunu başaramaz ve yok olur.

    Örneğin iklim değişip de ortalık bataklığa dönüştüğünde canlı uyum sağlayamadan bataklıkta yok olup gider. Bunlar sönmüş türleri meydana getirir. Bunların en güzel ****llerini fosiller bize sağlamaktadır.
  2. EsrarLı_GözLer

    EsrarLı_GözLer Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.954
    Beğenileri:
    397
    Ödül Puanları:
    36
    Charles Darwin (Charles Darwin Kimdir? - Charles Darwin Hakkında)

    Charles Darwin (Charles Darwin Kimdir? - Charles Darwin Hakkında)



    (1809 -1882) Düşünce tarihinde pek az bilim adamı Darwin ölçüsünde tepki çekmiştir. Evrim kuramını içine sindiremeyenler onu hiç bir zaman bağışlamamışlardır. Yaşadığı dönemde "Maymunla akrabalık bağın annen tarafından mı baban tarafından mı?" diye alaya alınmıştı. Günümüzde ise daha ileri giden onu bir "şarlatan" dahası bir "şeytan" diye karalamak isteyen çevreler vardır.

    Bir bilim ad***** gösterilen bu tepkinin nedeni neydi? Darwin kimdir ne yapmıştı?

    Darwin küçük yaşında iken de horlanmıştı hem de babası tarafından: "Seni anlaşılan ava çıkma köpeklerle eğlenme ve fare yakalama dışında hiç bir şey ilgilendirmiyor. Geleceğin kendin ve ailen için yüz karası olacaktır!"

    Geleceğinin yüz karası olacağı söylenen çocuk biyolojinin anıt yapıtı Türlerin Kökeni'nin yazarı tüm çağların sayılı bilim adamlarından biri olur.

    Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Charles Darwin sekiz yaşına geldiğinde annesini yitirir. Çocuğunun iyi yetişmesi yolunda hiç bir şey esirgemeyen babası başarılı ve saygın bir hekimdi. Dedesi Erasmus Darwin evrim konusuyla ilgilenen tanınmış bir doğa bilginiydi.

    Entellektüel bir çevrede büyüyen Charles okulda parlak bir öğrenci değildi. Öğretmenleri arasında ona "*****" gözüyle bakanlar bile vardı. Oysa bu bakış yüzeysel bir izlenimi yansıtmaktaydı; sıkıntı Charles'ın okul programıyla bağdaşmayan kendine özgü ilgilerinden kaynaklanıyordu. Hayvanlara özellikle böceklere derin bir ilgisi vardı. Daha küçük yaşında onu saran bu ilgi ilerde belirginlik kazanan üstün gözlemleme yeteneğinin itici gücüydü.

    Üniversitede ilk iki yılını alan tıp öğrenimi başarısız geçer. Dönemin tartışma konuları arasında onu yalnızca canlıların kökeni sorunu ilgilendirmekteydi. Ama babası umudunu tümüyle yitirmek istemiyordu; hekim olmak istemeyen oğlunu hiç değilse din adamı olmaya ikna eder.

    Edinburg'dan Cambridge Üniversitesine geçen ****kanlı burada da teoloji öğreniminin yanı sıra böcek toplama etkinliğini sürdürür; oluşturduğu zengin koleksiyonla bilim çevrelerinin beğenisini kazanır. Bu arada botanik ve jeoloji derslerini de izlemekten geri kalmaz.

    Yirmi iki yaşında üniversiteyi bitirir ama kilisede görev almaya yönelik değildir. Bir rastlantı aradığı olanak kapısını ona açar. Güney Amerika kıyılarından başlayarak uzun süreli bir araştırma gezisine çıkmaya hazırlanan kraliyet gemisi Beagle'e doğa araştırmacısı aranmaktaydı. Botanik profesörünün tavsiyesi üzerine Darwin'e masraflarını kendisinin karşılaması koşuluyla bu görev verilir. Ancak genç bilim adamının babasının desteğini sağlaması kolay olmaz.

    1831'de başlayan geziye Darwin beş yıl süren yoğun ve çetin bir uğraşla dünyanın henüz bilinmeyen pek çok kıyı ve adalarında türlere ilişkin fosil ve örnekler toplar; gözlemsel bilgiler edinir notlar alır. Doğa onun için tükenmez bir laboratuvardı. Özellikle Gallapagus adalarındaki dev kaplumbağalar ile kuşlar üzerindeki gözlemleri değişik çevre koşullarında türlerin nasıl oluştuğu konusunda ona önemli ipuçları sağlamıştı. Kimi türlerin çevreyle uyum kurarak sürdürdüğü kimi türlerin ise değişen koşullarda uyumsuzluğa düşerek yok olduğu izlenimi kaçınılmazdı.

    Ülkesine döndüğünde Darwin'in yapması gereken şey topladığı bilgileri işlemek evrim olgusuna kanıtlara dayalı açıklık getirmekti. Ne var ki bu kolay olmayacaktı. Bir kez toplanan gözlem verilerinin düzenlenmesi bile yıllar alacak bir işti. Sonra evrim konusu dikenli bir sorundu; yerleşik önyargılara ters düşmek kolayca göze alınamazdı.

    Darwin incelemelerinden türlerin sabit olmadığını uzun süreli de olsa çevre koşullarına göre değiştiğini öğrenmişti. Ama "evrim" denen bu değişimin düzeneği neydi? Bu soruya yanıt arayışı içinde olan Darwin'e 1838'de okuduğu bir kitap ışık tutar. Thomas Malthus'un yazdığı Nüfus Üzerine Deneme adlı bu kitap ilginç bir aaa ortaya koyuyordu: canlılar için yaşam bir var olma ya da yok olma savaşımıdır; çünkü hemen her çevrede nüfus artışı beslenme olanaklarını kat kat aşmaktadır. Bu savaşımda güçlüler karşısında zayıf kalanlar yok olup gider; çevresiyle uyumsuzluğa düşenler elenirken uyum kuranlar çoğalır.

    19. yüzyılın acımasız kapitalizminin "laissez faire et laissez passer" (bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler) sloganında da yansıyan bu düşünce Darwin'in yirmi yıl sonra açıkladığı evrim kuramının özünü oluşturur: doğal seleksiyon evrimin itici gücü ilerlemenin dayandığı düzenekti.

    Evrim düşüncesi insanın kendi varlık kökenini bilme merakım da içermektedir. İlkel topluluklarda bile kendini açığa vuran bu merakın özellikle mitoloji ve dinlerin oluşumundaki rolü yadsınamaz. Ancak bilim öncesi açıklamalar masalımsı birer öğreti niteliğindedir. Her şey gibi insan da Tanrısal gücün ürünüdür. Gelişmiş dinlerde bile evrim düşüncesi yer almamıştır.

    Evrimden ilk söz edenler M.Ö. 6. yüzyılda yaşayan İyonya'lı filozoflar olmuştur. Thales tüm nesneler gibi canlıların da sudan oluştuğu savındaydı. Daha çarpıcı görüşü onu izleyen Anaximander'de bulmaktayız: "Canlıların kaynağı denizdir. Başlangıçta balık olan atalarımızdan bugünkü formumuza evrimleşerek ulaştık." Gene o dönemin bir başka filozofu Herakleitus canlıların gelişmesinde aralarındaki çatışmanın rolüne değinir. Bunlardan ikiyüz yıl sonra gelen antik çağın ünlü filozofu Aristoteles'te evrim düşüncesi daha belirgindir. Onun görüşünde aşağıdaki ilginç noktaları bulmaktayız:

    (1) Canlıların en ilkel düzeyde kendiliğinden oluştuğu
    (2) Organizmaların basitten daha karmaşık formlara doğru geliştiği
    (3) Canlıda organların ihtiyaca göre oluştuğu.

    Ancak ortaçağ teolojisinde bu tür düşüncelere yer yoktu. Gerçek kutsal kitaplarda açıklanmıştı. Evrim düşüncesi bir *****lıktı.

    Evrime bilimsel yaklaşım Aydınlık Çağı'nın sağladığı göreceli özgür düşünme ortamını bekler. Bu alanda ilk adımı Fransız doğa bilimcisi Buffon'un attığı söylenebilir. Buffon canlıların sınıflanmasına ilişkin Aristoteles sistemini düzeltme ve geliştirme amacıyla çalışmaya koyulur. İlgilendiği konuların başında evrim geliyordu. Fosil ve diğer kanıtlara dayanarak canlı türlerin evrimle oluştuğu görüşüne ulaşmıştı. Ama kilisenin sert tepkisiyle karşılaşınca Buffon "Kutsal kitapta bildirilenlere ters düşen sözlerimi geri alıyorum" diyerek sessizliğe gömülür.

    Ünlü isveç botanikçisi Linnaeus'un modern sınıflama yöntemine ilişkin çalışması evrim düşüncesine destek sağlayan başka bir girişimdir. Darwin'in dedesi Erasmus Darwin de Buffon gibi canlıların yaşam dönemlerinde edindikleri beceri veya özelliklerin yeni kuşaklara geçmesiyle evrimleştiği görüşündeydi.

    Bu görüşü geliştiren Fransız doğa bilgini Lamarck ise evrim konusunda oldukça tutarlı ilk kuramı oluşturur. Kısaca "canlıların yaşam dönemlerinde kazandıkları özelliklerin ya da uğradıkları değişikliklerin (bunlar çevre koşullarının etkisinde ortaya çıkabileceği gibi organların kullanış veya kullanışsızlık nedeniylede olabilir) kalıtsal yoldan yeni kuşaklara geçtiği" diye özetleyebileceğimiz bu kuram sağduyuya yatkın görünmesine karşın bilim dünyasında beklenen ilgiyi bulmaz.

    Kuramın olgusal içerik yönünden yetersizliği bir yana bilinen kimi gözlemsel verilere ters düşmesi benimsenmesine olanak vermiyordu. Açıklama gücünü bugün de koruyan daha kapsamlı ve tutarlı evrim kuramını Darwin'e borçluyuz. 1859'da yayımlanan Türlerin Kökeni adlı yapıtta ortaya konan bu kuramın benimsenmesine ortam hazırdı. Kısa sürede bir kaç yeni basım yapan kitap insanlığın dünya anlayışında eşine pek rastlanmayan köklü bir devrime kapı açmaktaydı.

    Dönemin seçkin bilginlerinden T. H. Huxley'in şu sözlerinin çağdaşı pek çok bilim adamının duygularını dile getirdiği söylenebilir: Biz türlerin oluşumuna ilişkin doğruluğu olgusal olarak yoklanabilir bir açıklama arayışı içindeydik. Aradığımızı Türlerin Kökeni'nde bulduk. Kutsal kitabın masalımsı açıklaması geçerli olamazdı. Bilimsel görünen diğer açıklamaları da yeterli bulamıyorduk. Darwin kuramı her yönüyle bilimsel yeterlikte idi.

    Kuramın dayandığı iki temel nokta vardır:

    (1) Canlı dünyada yeni türlerin oluşumuna yol açan sürekli ama yavaş giden değişim;

    (2) "Doğal seleksiyon" dediğimiz evrim sürecini işler kılan düzenek.

    Birinci nokta türlerin sabitliği varsayımını içeren yerleşik öğretiye ters düşmekteydi. İkinci nokta evrimin tüm ereksel görünümüne karşın salt mekanik terimlerle açıklanabileceğini göstermekteydi.

    Darwin kuramının özünü oluşturan doğal seleksiyon başlangıçtan günümüze değin değişik eleştirilere uğramıştır. Bu nedenle ilkenin öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekir. Darwin'in evrim kuramı gözlenebilir üç olgu ve iki ilke içerir.

    İlk olgu üreme biçimleri ne olursa olsun canlıların geometrik diziyle çoğalma eğilimidir.

    İkinci olgu bu eğilime karşın türlerde nüfusun aşağı yukarı sabit kaldığıdır. Bu iki olgudan Darwin 'yaşam savaşımı' ilkesine ulaşır.

    Üçüncü olgu canlıların (bir türü hatta bir aileyi oluşturan bireylerin bile) az ya da çok belirgin farklılıklar sergilemesidir. Yaşam savaşımı ilkesiyle birleşen bu olgu Darwin'i temel ilkesi olan doğal seleksiyon düşüncesine götürür. Belli bir çevrede farklı özellikler taşıyan bireyler arasında yaşam savaşımı varsa doğal koşullara uyum bakımından özellikleri üstünlük sağlayan bireylerin (veya türlerin) egemenlik kurması diğerlerinin elenmesi kaçınılmazdır.

    Evrim sürecinin dayandığı bu düzeneğe tüm eleştiri ve uğraşlara karşın daha geçerli diyebileceğimiz bir alternatif bulunamamıştır. Ayrıntılarında kimi değişikliklere uğramakla birlikte kuramın sürgit Darwinci kalmayacağını gösteren herhangi bir belirti yoktur ortada!

    Newton yerçekimi ilkesiyle devinim yasalarının yersel ya da göksel tüm nesneler için geçerli genellemeler olduğunu göstermişti. Darwin de yaşam savaşımı doğal seleksiyon çevreye uyum gibi bir kaç ilke içeren kuramıyla evrim olgusuna bilimsel açıklama getirdi; insanın ottan çiçeğe amipten maymuna uzanan canlı dünyanın bir parçası olduğunu gösterdi.
  3. * Tufan

    * Tufan Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2010
    Mesajlar:
    380
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    0
    [​IMG]
    Charles Darwin 1809’da Birminhan’da hali vakti yerinde bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 16 yaşında tıp eğitimi görmesi için Eidinburgh Üniversitesi’ne gönderildi. Ancak bu konu ilgisini çekmediği için babası ona rahip olmasını ve bu amaçla Cambridge Üniversitesi’de öğrenim görmesini önerdi. Bununla birlikte Charles’i en çok ilgilendiren konu doğa tarihiydi. Cambridge’de öğretim görevlisi olan Joseph S. Henslow’la tanıştı ve daha sonra da dost oldu. Darwin, Henslow’un sayesinde Güney Amerika kıyılarına yapılan resmi keşif gezisine katılma imkanı buldu. Yine bu dönemde Darwin’in doğa bilim görüşlerini etkileyen bir başka şey de Alexander von Humboldt’un kitaplarıdır. Humboldt’un kitapları ona kendi deyimiyle “doğabiliminin soylu yapısına bir katkıda bulunmak” isteğini uyandırdı. Darwin, bu bağlamda 27 Aralık’ta başlayacak ve 5 yıl sürecek bir deniz yolculuğuna çıktı.

    Charles Darwin, yolculuk dönüşü zooloji ve jeoloji konusundaki incelemelerini ve yolculuk günlüğünü yayınladı. Bütün bunlar onun kamuoyunda ün kazanmasını sağladı.

    TÜRLERİN KÖKENİ

    Darwin nihayet bu geziler ve araştırmalardan sonra temel eseri olan Türlerin Kökeni’ni yayınladı. (1843). Bu eserin yazarken Darwin özellikle Thomas Malthus’un Toplumun Gelecekteki Gelişmesine Etkileri Açısından Nüfus Üzerine Bir Deneme eserinden etkilenmişti. Malthus’a göre, bir insan veya hayvan topluluğu, bütün bireyleri yetişkin yaşa gelir ve ürerse çok büyük bir hızla iki katına çıkabilir. Buradan hareketle de Darwin meşhur Doğal Ayıklama tezini geliştiri. Teze göre; “hayvan topluluklarının az çok kararlı bir nüfusu korumalarını, çok sayıda bireyin üreme yaşına gelmeden ölmesine bağlıdır. Ancak kendilerini yaşam koşullarına iyi uyarlayanlar üreyecek yaşa gelebilmektedir. Her şey sanki yaşam zorlukları üremeye yatkın bireyler arasında bir ayıklama yapıyormuş gibi gerçekleşmektedir.


    Bu ve bunun gibi bir çok iddia içeren kitap o dönemde bir çok kişinin tepkisini çekmişti. Özellikle dini ve felsefi eleştiriler yapıldı. Tartışmanın en can alıcı bölümlerinden biri, İngiliz Bilimsel İlerleme Derneği’nin 30 Haziran 1860’ta Oxford’da toplanan yıllık oturumunda meydana geldi. Anglikan
    Piskoposu Samuel Wilberforce bu toplantıda Darwin’in tezine çok sert eleştiriler getirdi.

    Bir çok bilim adamı türlerin evrimini kabul etmekle birlikte doğal ayıklama tezine karşı çıktılar. Felsefi karşı çıkışlar ise Darwin’in bu tezinin ırkçılığa varabilecek sonuçlar doğuracağı yönündeydi.

    Charles Darwin’in mücadele dolu hayatı 1882’de sona erdi. Geliştirdiği kuramlar halen günümüzde tartışılmaktadır.​
  4. ArminOnly

    ArminOnly Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    23 Nisan 2010
    Mesajlar:
    79
    Beğenileri:
    78
    Ödül Puanları:
    18
    bu adami dogru duzgun anlayan kimse gormedim bu ulkede. takmislar kuranda soyle diyor kuranda boyle diyor. konuya uzun uzun cevap verecektim ama dedim simdi elimi yormaya degmez.

    darwin amcanin onunde saygiyla egiliyorum.

Sayfayı Paylaş