Çocuklarınızla Konuşun(çok güzel bir yazı..)

Konu 'Fıkra-Komik Yazılar' bölümünde *ocean* tarafından paylaşıldı.

  1. *ocean*

    *ocean* Üye

    Katılım:
    7 Kasım 2007
    Mesajlar:
    26
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    1

    Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar
    susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim
    tarzıydı.

    Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben
    bütün gün evde sıkılır, onun
    gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer
    girmez boynuna atılır onunla
    oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da,
    hadi odana git, derdi.
    Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir
    araya gelirdikbabamla.

    Onlar annemle konuşurken ben araya girer,
    sesimi duyuramayınca da bağırırdım. B abam sinirlenir,
    'Bütün gün insanlara
    kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı
    ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün
    gün zaten seninle uğraştım, bir
    çift laf da mı konuşturtmayacaksı n
    babanla?' diye çıkışır, beni odama
    gönderirdi.

    Çaresiz bir şekilde
    boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol
    alırdım. Babam arkamdan,
    'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip,
    hâlâ ne istiyor anlamadım.'
    diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de
    bir odam olmasaydı, keşke bizim
    de evimiz bir odalı olsaydı da hep
    birlikte otursaydık' derdim içimden; ama
    yüksek sesle söylemeye cesaret
    edemezdim.

    Yemekten sonra babam
    kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon
    seyrederdi. Beni yanına
    çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli
    birşey varsa beni adeta
    yerimden bile kıpırdat mazdı. Azıcık hareket edip
    koşup oynamaya çalışsam oda
    hapsim yeniden başlardı.

    Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi
    anlaşıyoruz. Bu defa susarak
    yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım.
    Önce resim yaparak başladım işe.

    Babam çizdiğim resimleri çok
    beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.'
    diyordu. Babam bazen göz ucuyla
    bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam
    afallıyordu. Ama bana kızarak beni
    artık odama göndermiyordu. 'Son
    günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye
    komşulara anlatıyordu annem
    halimi.

    Resimlerim arttıkça ortalık
    dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye
    odama kapattığında işe nereden
    başlayacağımı bilemiyordum.

    Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama
    odamı toparlamayı
    beceremiyordum. Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı
    yasaklayacağım.
    ' dedi bir gün.

    Susuyor olmamı usluluk olarak
    değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden
    alırsa ben ne
    yapacaktım?

    Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince
    uygun zamanı kolladım.

    Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi.
    Babam oturur oturmaz
    çizdiğim resmi getirdim.

    Babam baktı. Hım, dedi
    'Çok güzel olmuş. Bu adam benim herhalde.' dedi.

    Ben 'Hayır o adam değil,
    bu çocuk sensin.'dedim.

    O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu
    küçük kız da arkadaşın.'dedi.

    Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu
    küçük adam sensin, bu küçük kız da

    annem.' dedim.

    Babam benimle
    uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' dedi.

    Heyecanla
    başladım anlatmaya.

    Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz
    yaşlanıp
    küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek,

    komşumuz Ahmet amca ile
    Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten
    geldiğimde yorgun olacağım.
    Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde

    kafam şişmiş olacağından
    sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler
    paylaşmak istediğinizde 'Hadi
    odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.'
    diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her
    şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları
    da var, daha ne istiyorlar'
    diye.

    Annemle babamın gözleri fal taşı gibi
    açılmıştı.

    Duyduklarına inanamıyorlardı ..

    Bana sarılıp beni öyle
    içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar
    konuşsam hiç bıkmadan
    dinleyecekler gibiydi.


    Farkında' Olmalı İnsan... Kendisinin,
    Hayatın Olayla rın, Gidişatın Farkında
    Olmalı.

    Ömür
    Dediğin Üç Gündür,

    Dün Geldi Geçti

    Yarın
    Meçhuldür,

    O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,

    O Da
    Bugündür.
  2. buse_buse

    buse_buse Üye

    Katılım:
    23 Mart 2008
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    1
    çok güzel olmuş emeğine sağlık Ömür
    Dediğin Üç Gündür,

    Dün Geldi Geçti

    Yarın
    Meçhuldür,

    O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,

    O Da
    Bugündür.
    bu söze zaten (bitiyorum) bayılıyorum

Sayfayı Paylaş