Cografya 2 dÖnem 2. Yazili sorulari

Konu 'Coğrafya 10. Sınıf' bölümünde nasa tarafından paylaşıldı.

  1. nasa

    nasa Üye

    Katılım:
    30 Ekim 2009
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    1.cernozyom topraklarin Özellİklerİ ve nerede gÖrÜlÜr
    2.heyelan set gÖllerİ bukundugu yerler
    3.gÖcÜn cekİcİ nedenlerİ4
    4sİnop dogal lİman olmasina ragmen neden gelİŞmemİŞtİr
    5ekonomİk fonksİyonlarina gÖre sehİrler
    nufus artiŞinin olumsuz sonuÇlari
    karadenİzde neden tturİzm geleİmemİŞtrİ
    27xxx bunu beğendi.
  2. Desert Rain.*

    Desert Rain.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.421
    Beğenileri:
    2.918
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkürler...
  3. afrodittt

    afrodittt Üye

    Katılım:
    14 Nisan 2010
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    cevaplar

    1)
    Çernezyom Kara toprak olarak da bilinir. Dünyanın en verimli yerli toprağıdır.Tarım için çok elverişlidirler. Orta kuşakta yarı nemli bölgelerde dağ çayırlarının altında görülür. Ülkemizde Erzurum-Kars platosunda yaygındır. Karadenizin kuzeyinde, Romanya, Arjantin, Kanada ve A.B.D'de rastlanır.

    2)
    Heyelan Set Gölleri: Heyelan sonucu bir akarsuyun önünün kapanmasıyla oluşur. Tortum, Sera, Abant, Zinav ve Sülük gölleri ile Yedigöller bu tür göllerdendir.

    3)

    Göçlerin nedenlerine bakacak olursak;sosyal bir olgu olan göçler kendiliğinden meydana gelmemiş,sebepsiz yere olmamıştır. Göçleri meydana getiren birtakım sosyal,ekonomik,coğrafi ve dini sebepler vardır. Yine göçlerin yapılmasıyla birlikte meydana çeşitli sorunlarda yok değildir.
    Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan günümüze kadar göçler sebepleri bakımından iki ayrı bölümde incelenebilir. Daha gelenekçi yapıya sahip kültürün etkisiyle meydana gelen sebeplerle 1950-1980 arası yapılan göçler ve 1980-2000 yılları arasında yapılan göçler.

    Fakat Türkiye’de meydana gelen göçlerin sebepleri ve sonuçlarını açıklamadan önce 1927 ile 1950 ve 1955 ile 2000 yılları arasında kırsal ve kentsel nüfus oranlarını belirtmek ve bu doğrultuda bilgilenmek sebep ve sonuçlar açısından daha iyi olacaktır.
    Yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’nde 1950’ye kadar kırsal nüfus oranlarının hayli yüksek olduğu görülmektedir. Bu dönemde Türkiye ekonomik özellikleri dikkate alındığında bir tarım ülkesidir.(Erkan,2002)
    ‘Bilindiği gibi kentlerdeki doğal nüfus artışı kırsal alandan daha düşüktür. Bunun altında yatan temel neden 1980’li yıllardan sonra Türkiye’deki köyden kente hızlı bir göçün yaşanmakta oluşudur.’ (Erkan , 2002 : 86)

    Göçlerin sebeplerine genel olarak bakınca,itici ve çekici faktörler olarak iç göçlerin sebeplerini ikiye ayırabiliriz. Köylerde meydana gelen olumsuz etkenler itici faktörleri, şehirlerin sunmuş olduğu imkanlar ise iç göçler için çekici faktörleridir.
    1980’lere kadar Türkiye’de iç göçlere köylü ve toprak-ağa-devlet ilişkileri,kan davaları,istimlak,kız kaçırma,suç,doğal afetler,dinsel baskılar,yoksul köylüler ve kentlerin çekiciliği gibi faktörler sebep olmuştur.( Doğan , 1980)
    Değişen şartlarla birlikte kan davaları iç göçlerin yapılmasını etkileyen sebeplerden biri olmaktan çıkmış fakat yerini terör olayları nedeniyle yapılan göçlere bırakmıştır.
    1980 sonrası Türkiye’de iç göçlerin hızlanmasında etkili olan faktörler çeşitlilik gösterir.
    ‘Türkiye’de iç göçler genelde kırdan kente doğrudur. Bunda kırsal alanda eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği,kentlerde iş imkanlarının fazlalılığı etkendir.’( Meral , 2002 : 601)
    Kırsal alanlarda hızlı nüfus artışı iç göçlerin en önemli sebeplerinden birisidir. Hızlı nüfus artışının sebep olduğu fazla sayıdaki mirasçıların paylaşmalarıyla tarım alanlarının daralması,artan nüfusla birlikte kırsal alanlarda bulunan iş olanaklarının nüfusa yeterli gelmemesi iç göçlerin önemli nedenlerindendir. İklimin gösterdiği değişiklikler ve yer şekillerinin de olumsuz etkisiyle insanlar göç etmeye mecbur kalmışlardır.
    Öte yandan gelişen teknolojiyle birlikte tarımda makineleşmenin artması ve iş gücüne duyulan ihtiyacın azalması insanları göç etmek zorunda bırakmıştır.
    Kentlerde;sanayileşmeden dolayı iş imkanlarının fazla olması,eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygın olması,hayat standartlarının yüksek olması ve yeni iş olanakları elde etme amacı gibi çekici faktörler iç göçlerin diğer sebepleridir.
    İtici ve çekici faktörlerin etkisiyle yapılan iç göçlerin beraberinde getirdiği insanların kısa sürede barınma ihtiyaçlarını karşılamak için yaptıkları gecekonduların sebep olduğu düzensiz kentleşme en önemli sorunlardan biridir. Göçlerle birlikte artan nüfusun barınma ihtiyacı giderilememiş ve kentlerde konut sıkıntısı yaşanmıştır. Kentlerde artan nüfusun sorunları giderilmeye çalışılmış,nüfusun istihdamı hedeflenmiş,kırsal kesim yine ihmal edilerek yatırımlarda dengesizlik olmuştur. Kırsal kesimde nüfus sürekli azalmış,kentlerde ise sürekli artmıştır. Bununla birlikte nüfusun dağılışında dengesizlik olmuştur.
    Kentlerin kuruluş yıllarında şehirin dışına yapılan sanayi tesisleri,nüfusun artması ve paralelinde artan konutlarla birlikte kentlerin içinde kalmış,sonuçta yüksek düzeyde çevre kirliliğine neden olmuş,iyi bir planlama yapılamaması yüzünden alt yapı yetersizliği sorunu olmuştur.
    Aşırı kentleşmenin etkisiyle artan nüfusun istihdamı zorlaşmış,insanların eğitim ve sağlık hizmetleri tam anlamıyla giderilememiştir. Yine aşırı nüfusun etkisiyle toplu taşımada sorunlar ortaya çıkmıştır.
    Yukarıda sınıflamasını yaptığımız iç ve dış göçler sebep ve sonuç itibariyle bazı noktalarda birbirinden ayrılır. Dış göçler, iç göçlere göre, sebepleri ve etkileriyle çok geniş coğrafyaları çok daha büyük bir biçimde etkiler.
    Meydana gelen büyük çapta tabi afetler insanları dış göçe zorlayan önemli bir nedendir. Ülkeler arasında meydana gelen savaşların yıkıcı etkisinden kurtulmak için insanlar dışarı göç etmek zorunda kalmışlardır. Yine savaşların sonunda devletlerin kendi aralarında yaptığı anlaşmalarla nüfus değişimi(mübadele) yapmışlar ve insanlar kitleler halinde göç etmişlerdir.
    Toplumlar arasında,bulundukları etnik grubun farklılıkları sorun olmuş,anlaşmazlıklar çıkmış ve bu insanlar göçe zorlanmıştır. Yaşadığı yerin ekonomik olarak yaşamını devam ettirmeye yeterli olmaması dış göçün sebepleri arasındadır.
    Yine devletler arasında yapılan anlaşmalarla birlikte yapılan sınır değişiklikleri önemli bir dış göç nedenidir.
    ‘İç göçleri önlemek için,kırsal alanda eğitim ve sağlık gibi hizmetler iyileştirilmeli,besi ve tarım hayvancılığı geliştirilmeli,kırsal alanda küçük sanayi kolları geliştirilmelidir.’ ( Meral, 2002 : 601)
    İç göçlerin sebepleri dikkate alınarak köye dönüş yasaları desteklenmeli,bu yönde yapılan ve uygulanan projeler desteklenmelidir. Kırsal kesimde yaşayan insanların güvenlik sorunları giderilmelidir. Aşırı nüfus artışının önüne geçilerek iyi bir aile planlaması yapılmalı,halkın eğitim seviyesi yükseltilerek sağlık hizmetleri iyileştirilmelidir. Halkın kentleşmesinin önüne geçilerek toplumun kültür yapısı zedelenmemelidir.
    Kırsal kesimdeki halkın istihdamıyla yapılacak yatırımlarla ve izlenecek ekonomik politikalarla köyden kente yapılan göçlerin önüne geçilmiş olacak,kırsal kesimdeki halkın refah düzeyi yükselip,kentlerde meydana gelen olumsuzlukların önüne geçilmiş olacaktır

    4)
    Doğal güzelliklere sahip olduğu halde değil doğal liman özelliğine sahip olduğu halde gelişmemiştir.Çünkü kıyıya paralel uzanan Kuzey Anadolu Dağları kıyı ile iç kesimler arasında ulaşımı güçleştirdiğinden iç kesimlerle bağlantısı zayıftır ve hinterlandı dardır.Bu yüzden gelişmemiştir.

    5)
    SEHİRLER


    ŞEHİRLER:Şehir yerleşmeleri görünümleri, sosyal yapıları, nüfusları, fonksiyonları vb. özellikleriyle kır yerleşmelerinden ayrılır. Esas alınan bazı kriterler şunlardır:1. Nüfus miktarı2. Nüfus yoğunluğu3. Yaşam biçimi4. Merkezi ve idarî fonksiyonBir yerin şehir sayılması için kesin bir ölçü yoktur. Bununla birlikte şehir yerleşmelerinde nüfusun ve nüfus yoğunluğunun kır yerleşmelerine göre daha fazla olduğu, yaşam biçiminin farklılaştığı ve merkezî özelilğin ortaya çıktığı söylenebilir.

    Ayrıca yerleşmenin genel görünüşü (binalar, caddeler, çarşılar) farklılık gösterir. İnsan yaşamını kolaylaştıran mal ve hizmetler (eğitim, sağlık, banka, ticari eşya vb.) bulunur. Şehir, "başta ticaret, sanayi, yönetim ve eğitim olmak üzere çeşitli görevleri bir arada toplayan, yaşam biçimi bu görevlere göre şekillenen, çevresine etkileri bakımından merkezi özellik gösteren büyük yerleşim birimidir."ŞEHİRLERİN SINIFLANDIRILMASI1. Nüfuslarına Göre: Uluslararası düzeyde ortak bir ölçü olmamakla birlikte genelde nüfuslarına göre şehirler şu şekilde gruplandırılmaktadır
    Küçük şehir: Nüfusu 10.000-100.000 arasında olanlar* Orta şehir: Nüfusu 100.000-500.000 arasında olanlar* Büyük şehir: Nüfusu 500.000-1.000.000 arasında olanlar* Çok büyük şehir (metropol): 1.000.000'dan çok olanlar2. Fonksiyonlarına Göre: Şehir fonksiyonu denilince ona merkezi özellik kazandıran, gelişmesinde etkili olan sosyo-ekonomik özellikleri anlaşılır. Şehirsel fonksiyonlar genel olarak üç ana grupta toplanır:* Ekonomik fonksiyonlar: Örnek: Tarım şehirleri, sanayi şehirleri, ticaret şehirleri* Kültürel fonksiyonlar: Örnek: Üniversite şehirleri*

    İdari fonksiyonlar: Örnek: BaşkentlerTarım Şehirleri: Ekonomisi tarıma dayalı olan şehirlerdir. Çevre köylerin alışveriş yerleri, pazarları niteliğindedirler. Tarım yanında köylerde gerekli olan birtakım basit âletlerin yapılması ve satılması başlıca geçim kaynaklarıdır.
    Tarıma dayalı birtakım sanayi tesisleri de (değirmen, yağhane, çırçır fabrikası vb.) bulunur. Nüfusları genelde azdır.Ticaret Şehirleri: Ekonomisi büyük ölçüde ticarî faaliyetlere dayalı olan şehirlerdir. Bildiğiniz gibi ticaret, ucuz mal alıp pahalıya satarak aradaki farktan para kazanma faaliyetidir. Dolayısıyla ticaretin olabilmesi için öncelikle fazla miktarda mal üretimi yanında kolay ulaşım ve merkezî bir konum şarttır.Liman Şehirleri: Liman denilince kıyıda doğal olarak ya da mendirek ve dalgakıranlarla fırtınalara karşı korunmuş yer anlaşılır.

    Bir limanın ya da liman şehrinin ortaya çıkması ve gelişmesi genelde aşağıdaki şartlara bağlıdır.

    1. Art ülkesinin (hinkerland) genişliğine,Hinterland: Bir limanı ticarî etkinliği bakımından besleyen, ona çeşitli ulaşım yollarıyla bağlı bölgeye denir.

    2. Art ülkesinin iyi bir ulaşım ağına sahip olmasına,

    3. Art ülkesindeki tarım alanlarının genişliğine, ürün çeşidine ekonomik gelişmeyi sağlayacak kaynakların (örneğin madenler) varlığına

    4. Coğrafi konumuna yani uğrak yeri olup olmamasına,

    5. Limanın iş hacmine yani gemileri barındırma kapasitesine
    Sanayi Şehirleri: Sanayi denilince her çeşit hammadde ya da yarı işlenmiş maddeleri işleyip doğrudan kullanılır hale getirme etkinliği anlaşılır. Sanayi şehri ise, ekonomik yaşamı büyük ölçüde çeşitli sanayi kuruluşlarının etkinliğine dayanan şehir demektir.

    Sanayi şehirleri madencilik şehirleri ve imalât şehirleri olmak üzere ikiye ayrılır:

    a. Madencilik Şehirleri: Çeşitli madenlerin çıkarılması ve onların işlenme faaliyetleriyle geçinenlerin çoğunluğu oluşturduğu şehirlerdir. Zonguldak, Batman, Garzan, Raman, Soma, Maden, Murgul, Tavşanlı gibi.

    b. İmalât Şehirleri: Bunlara asıl sanayi şehirleri de denilmektedir. Genellikle ham ya da yarı işlenmiş çeşitli maddeleri işleyen kuruluşlara sahiptir.Ülkemizde imalât sanayiinin en önemli fonksiyon olduğu 60'tan fazla yerleşim yeri vardır. Özellikle büyük şehirlerimizin hemen hepsinde sanayi fonksiyonu hâkim durumdadır.Bu şehirlerimiz:* Marmara Bölgesi (İstanbul, İzmit, Adapazarı, Edirne, Lüleburgaz, Çorlu, Bursa, Susurluk, Balıkesir)* Ege Bölgesi (İzmir, Uşak, Denizli, Manisa)* Orta ve Batı Karadeniz bölgeleri (Samsun, Karabük, Ereğli, Turhal)* Güneyde Adana ve çevresi (Adana, İskenderun, Gaziantep, Mersin)* İç Anadolu (Ankara, Eskişehir, Konya ve Kayseri)Sanayi şehirlerinin gelişmesi, ortaya çıkması raslantı değildir. Bunda etkili olan faktörler:* Ulaşım (önemli ticaret yolları üzerinde yer alma)*

    Yer altı kaynakları (değerli madenlere sahip olma)* Hammadde (tütün, pamuk, zeytin vb. önemli hammadde kaynakları üretme)* Enerji ve su kaynaklarının varlığı* İşgücünün kolay sağlanmasıÜniversite Şehirleri: Üniversite şehirleri yüksek öğrenim merkezlerinin, çeşitli fakültelerin toplandığı yerlerdir. Buralarda kültürel faaliyetler ön plâna çıkar.Başkentler: Bir devletin hkümet ve parlamentosunun yerleştiği, devlet başkanının oturduğu siyasî ve idarî merkeze başkent denir.

    6)
    NÜFUS ARTIŞI
    Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki fark nüfus artışını gösterir. Bir ülkede doğum oranı fazla, ölüm oranı az ise nüfus artışı meydana gelir. Ölüm oranı doğum oranından fazla olursa, nüfusta azalma meydana gelir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı fazla, gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı azdır.
    Nüfus artış hızı ile kalkınma hızı arasında bir ilişki bulunmaktadır.
    Buna göre;
    • Nüfus artış hızı kalkınma hızından yüksek ise, ülkenin gelişimi yavaşlar veya geriler.
    • Nüfus artış hızı kalkınma hızından düşük ise, ülkenin gelişimi artar.
    Nüfus artışının olumlu sonuçları olduğu gibi, olumsuz sonuçları da olabilmektedir.
    a. Nüfus artışının olumlu sonuçları
    • Üretim artar.
    • Vergi gelirleri artar.
    • Mal ve hizmetlere talep artar.
    • Yeni endüstri dalları doğar.
    • İşçi ücretleri ucuzlar.
    • İhracatta rekabet kolaylaşır.
    b. Nüfus artışının olumsuz sonuçları
    • İşsizlik artar.
    • Kalkınma hızı düşer.
    • Kişi başına düşen milli gelir azalır.
    • Tasarruflar azalır.
    • Tüketim artar.
    • İç ve dış göçler artar.
    • İnsanların temel ihtiyaçlarının karşılanması zorlaşır.
    • İhracat azalır.
    • Demoğrafik (nüfusa bağlı) yatırımlar artar.
    • Çevre kirlenmesi artar.
    • Belediye hizmetleri zorlaşır.

    7)
    Yağışlı bir bölge olduğundan

Sayfayı Paylaş