Coğrafya Ders Notları

Konu 'Coğrafya Ders Notları' bölümünde Özel Üye Elif tarafından paylaşıldı.

  1. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0

    BÖLGELER COĞRAFYASI

    Türkiye’nin Coğrafi Konumu

    Türkiye’nin Coğrafi Konumu ve Özellikleri

    Türkiye Kuzey Yarım Küre’de, eski dünya karalarının birbirine en çok yaklaştıkları stratejik bir bölgede yer alır. Buna bağlı olarak matematiksel ve özel konumu ülkenin sosyal, politik ve ekonomik durumu üzerinde etkili olmaktadır.

    Türkiye’nin Matematiksel Konumu

    Türkiye 36° - 42° Kuzey enlemleri, 26°-45° Doğu boylamları arasında yer alır. Buna bağlı olarak;
    1. Türkiye dört mevsimin belirgin olarak yaşandığı ılıman kuşakta yer alır
    2. Güneş ışınları yıl içinde düz zeminlere dik gelmez. Bu nedenle yatay düzleme dik duran cisimlerin gölge boyları sıfır olmaz.
    3. Ülkenin doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık zaman farkı vardır.

    Türkiye’nin Özel Konumu

    Türkiye’nin eski dünya karaları olan Asya ve Avrupa kıtalarında toprakları bulunur. Üç tarafı denizlerle çevrili yarımada özelliği taşır. Ortalama yüksekliği fazla olup (1130 m), yükseklik batıdan doğuya doğru artar. Yakın jeolojik zamanda oluştuğundan kırıklı arazisi fazladır. Bu nedenle tektonik depremler sık görülür. Maden çeşitleri fazladır. Ortadoğu ve Asya petrollerine yakınlığı, boğazlara sahip olması jeopolitik önemini artırır.

    Türkiye’yi Çevreleyen Denizler

    Karadeniz

    Sularının Özellikleri

    Karadeniz, bol su taşıyan akarsularla beslendiğinden ve bol yağışlı bir bölgede bulunduğundan su seviyesi yüksektir.
    Bulunduğu enlem nedeniyle suların sıcaklığı Akdeniz sularına göre daha düşüktür
    Derinlerde kükürtlü hidrojen gazının bulunması, 200 m’nin altındaki derinliklerde deniz canlılarının yaşamını engeller.
    Tuzluluk oranı, %o 18’dir.

    Akıntılar

    Karadeniz’in su seviyesinin yüksek ve tuzluluk oranının düşük olması nedeniyle Karadeniz’den Marmara Denizi’ne doğru bir üst akıntı bulunmaktadır. Marmara Denizi’nden de Karadeniz’e doğru alt akıntı bulunur.

    Kıyı Tipi

    Karadeniz’in Anadolu kıyıları, dağlar kıyıya paralel uzandığından genellikle dik ve yüksek kıyılar şeklindedir. Boyuna kıyı tipi özelliğindedir. Bu nedenle, Anadolu kıyılarının gerçek uzunluğu ile kuş uçuşu uzunluğu arasındaki fark azdır.

    Marmara Denizi

    Sularının Özellikleri

    Marmara Denizi sularının özelliği bakımından, Akdeniz ile Karadeniz arasında bir geçiş özelliği gösterir. Karadeniz’den olan üst akıntı nedeniyle yüzeyde %o 23 tuzluluk oranı, Akdeniz’den olan alt akıntının etkisiyle derinlerde %o 36 civarındadır.

    Akıntılar

    Akdeniz’in tuzlu suları alt akıntı ile Karadeniz’in az tuzlu suları ise üst akıntı ile Marmara Denizi sularına karışır.

    Kıyı Tipi

    Marmara Denizi kıyılarında birden fazla kıyı tipi görülmektedir. Örneğin, İstanbul ve Çanakkale Boğazı kıyılarında ria kıyı tipi, İzmit-Yalova arasında enine kıyı tipi, kuzey kıyılarında limanlı kıyı tipi görülür.

    Ege Denizi

    Sularının Özellikleri

    Sularının özellikleri bakımından Akdeniz’e benzerlik gösterir. Tuzluluk oranı, Ege Denizi’nin kuzeyinde yaklaşık %o33, güneyinde ise yaklaşık %o 37 dir.

    Akıntılar

    Akdeniz’in tuzlu suları alt akıntı ile Ege Denizi sularına karışmaktadır. Karadeniz’den ise Ege Denizi’ne doğru üst akıntı bulunmaktadır.

    Kıyı Tipi

    Ege Denizi’nin Edremit – Kuşadası arası, dağlar kıyıya dik uzandığından enine kıyı tipindedir. Güneybatı Anadolu kıyıları ise (Bodrum, Marmaris, Datça) ria tipi kıyılardır.

    Akdeniz

    Sularının Özellikleri

    Akdeniz sularının sıcaklığı diğer denizlerimizden daha yüksektir.
    Bulunduğu enlem nedeniyle sıcaklık ve buharlaşma fazladır. Buna bağlı olarak, tuzluluk oranı %o 36 ilse %o 39 arasında değişir.

    Akıntılar

    Akdeniz’in çok tuzlu yoğun suları dip akıntı ile Marmara Denizi’ne ulaşır.

    Kıyı Tipi

    Akdeniz’in Anadolu Kıyıları genlikle boyuna kıyı özelliğindedir. Finike – Kaş arasında Dalmaçya kıyı tipi görülür.

    Türkiye’nin Sınırları ve Komşuları

    Türkiye’nin kara ve deniz sınırlarının toplam uzunluğu yaklaşık 11.000 km’dir. Burada Türkiye’nin kara sınırları ve komşuları incelenecektir.

    Sınırları

    Türkiye’nin kara sınırları yaklaşık 2753 km’dir. Irak ve İran sınırları doğal sınır özelliği taşımaktadır. Diğer sınırlarımız yer yer bazı engellerden geçseler bile büyük çoğunluğu politik sınır özelliğindedir. En uzun sınırımız 877 km’lik Suriye, en kısa sınırımız 18 km’lik Nahçıvan sınırıdır.

    Komşuları

    Asya ile Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan bir köprü özelliğindeki Türkiye, Asya’da Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan, İran, Irak, Suriye, Avrupa’da Yunanistan ve Bulgaristan ile sınır komşusudur.

    Türkiye’nin Coğrafi Bölgeleri

    Türkiye’nin bölgelerini incelerken öncelikle bazı kavramların bilinmesi gerekir. Bunlar coğrafi bölge, coğrafi bölüm ve yöredir.

    Coğrafi Bölge : Taşıdığı belirli Coğrafi özellikleri ile çevresinden ayrılan, kendi içinde benzerlik gösteren en geniş coğrafi birimdir. Coğrafi bölgelerin sınırları belirlenirken doğal koşullar, sosyal ve ekonomik özellikler temel alınır.

    Coğrafi Bölüm : Bir coğrafi bölge içinde doğal koşullar, sosyal ve ekonomik özellikler bakımından farklılık gösteren küçük birimlerdir.

    Yöre : Bölüm içerisinde farklı özelliklere sahip, bölümden daha küçük birimlerdir. Iğdır Yöresi, Göller Yöresi, Menteşe Yöresi gibi.

    Türkiye’nin Coğrafi Bölgeleri

    Ülkemiz 1941 yılında toplanan Birinci Coğrafya Kongresi’nde 7 coğrafi bölgeye ve 21 bölüme ayrılmıştır. Bunlar,

    1. Karadeniz Bölgesi
    2. Marmara Bölgesi
    3. Ege Bölgesi
    4. Akdeniz Bölgesi
    5. İç Anadolu Bölgesi
    6. Doğu Anadolu Bölgesi
    7. Güneydoğu Anadolu Bölgesi


    Karadeniz Bölgesi

    Bölge adını komşu olduğu Karadeniz’den almıştır. Bölgenin tümü doğal, ekonomik ve beşeri özellikler bakımından benzer özellikler gösterir. Ancak yer şekilleri, iklim, tarım, yerleşme ve ekonomik etkinliklere bağlı olarak 3 bölüme ayrılmıştır. Bunlar Batı, Orta ve Doğu Karadeniz’dir.

    Yer şekilleri

    Dağlar : Batı Karadeniz’de birbirine paralel 3 sıra halinde uzanan dağlar, Orta Karadeniz’de kıyıdan uzaklaşıp, tek sıra halinde uzanır. Ortalama yükselti azalmıştır. Doğu Karadeniz’de ise dağlar iki sıra halinde uzanır. Bölgenin en yüksek dağları bu bölümdedir. Dağ sıraları arasında batı-doğu yönlü uzanan çöküntü ovaları ile Çoruh-Kelkit, Gökırmak ve Devres vadiler yer alır.

    Ovalar : Bölgenin en geniş kıyı ovaları Çarşamba ve Bafra delta ovalarıdır. İç kesimlerde Suluova, Taşova, Turhal, Merzifon, Tosya, Boyabat gibi çöküntü ovaları yer alır. Bu çöküntü ovaları Türkiye’nin en aktif deprem bölgeleridir.

    Akarsular ve Göller

    Akarsular : Yenice, Bartın, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh bölgenin önemli akarsularıdır. Yatak eğimleri fazla, rejimleri düzensiz akarsulardır. Kar erimelerine bağlı olarak ilkbahar aylarında akım yüksektir.

    Göller : Bölgede buzul gölleri ve heyelan set gölleri fazladır. Özellikle Doğu Karadeniz Dağları’nda buzul etkisiyle oluşmuş buzul gölleri yaygındır. Sera (Uzungöl), Tortum, Borabay, Abant ve Yedigöller başlıca heyelan set gölleridir. Ayrıca bölgede çok sayıda baraj gölü bulunmaktadır.

    İklim

    Bölgenin kıyı şeridinde her mevsim yağışlı, yazları serin, kışları ılık geçen Karadeniz iklimi etkilidir. Bu iklimi etkileri Orta Karadeniz’de yer şekillerine bağlı olarak iç kesimlere kadar ulaşır. Batı ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde iklim karasallaşır, yağış miktarı azalır.

    Doğal Bitki Örtüsü

    İklim koşullarının orman yetişmesine uygun olduğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle denize dönük dağ yamaçlarında sık orman örtüsü görülür. Ormanlar deniz seviyesinden başlar ve 2200 metrelere kadar ulaşır.

    Nüfus ve Yerleşme

    Bölge, nüfus sayısı bakımından 3. sırada yer alır. Nüfusun büyük bölümü Doğu Karadeniz kıyıları , Orta Karadeniz’deki ovalar ve Batı Karadeniz’de Zonguldak Yöresi’nde toplanmıştır. Bölgede iklimin nemli olması ve tarımsal koşullar, kırsal nüfusun fazlalığına yol açmıştır. Arazinin engebeli olması, su kaynaklarının bolluğu dağınık yerleşmeyi yaygınlaştırmıştır. Konut tipi olarak ahşap evler yaygındır.

    İller

    Amasya, Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Çorum, Giresun, Gümüşhane, Karabük, Kastamonu, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Zonguldak.

    Ekonomik Özellikler

    Tarım

    Bölge ikliminin nemli olması, kıyıda yaz mevsiminin yağışlı geçmesi, buğday arpa gibi tahıl tarımını engellemiştir. Bol neme gereksinim duyan tarım ürünlerini yaygınlaştırmıştır. Tarım arazileri parçalı ve dar olup, genellikle eğimli arazilerdir. Bu durum tarımda makine kullanımını engellemiştir. Doğu Karadeniz kıyılarında bahçe tarımı yaygındır.

    Tarım Ürünleri

    Mısır : Kıyı kesiminde buğdayın yerini almıştır. Halkın temel besin maddesidir. Bölge mısır üretiminde 1. sırada yer alır. Ancak üretilen mısırın tümü bölge içinde tüketildiğinden ticari değeri yoktur.

    Tütün : Karadeniz Bölgesi, üretimde Ege Bölgesi’nden sonra 2. sırada yer alır. Bafra Ovası (Samsun) en yoğun ekim yapılan alandır. Ayrıca Tokat, Amasya, Düzce Ovası (Bolu) ve Rize Yöresi’nde yetiştirilir.

    Fındık : Kış ılıklığına gereksinim duyan fındık Karadeniz iklimine en uyumlu üründür. Türkiye üretiminin %84’ü Karadeniz Bölgesi tarafından karşılanır. Bütün Karadeniz kıyılarında, yer yer iç kesimlerde yetişmesine karşın, en yoğun olarak Ordu ve Giresun’da üretilir.

    Çay : Muson iklimine uyumlu bir tarım ürünüdür. Bol nem ve kış ılıklığına gereksinim duyar. Trabzon – Rize arasında Doğu Karadeniz kıyılarında, denize dönük yamaçlarda yetiştirilir. Ülke üretiminin tamamını Karadeniz Bölgesi karşılar.

    Pirinç : Bol suya gereksinim duyar. Akarsu vadi tabanlarında ekimi yapılır. Tosya, Boyabat, Çarşamba ovaları başlıca ekim alanlarıdır.

    Şekerpancarı : Bol yağışlı olan Doğu Karadeniz kıyıları dışında tüm bölgede yetişme koşulları vardır. Ekim alanları Kastamonu, Çorum, Tokat, Amasya illerinde geniştir.

    Keten-kenevir : Nemli iklim bitkisi olan keten Batı Karadeniz Bölümü’nde Kastamonu ve Sinop’ta yetiştirilir. Kenevir ise uyuşturucu özelliği nedeniyle devlet kontrolünde üretilir.

    Meyve : Amasya’da elma, Kastamonu’da erik, Rize’de turunçgiller, Orta Karadeniz’de üzüm, Batı Karadeniz’de kestane tarımı yaygındır.

    Hayvancılık

    Gür otlaklar ve nemli iklimi büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır
    Batı ve Orta Karadeniz iç kesimlerinde tiftik keçisi yetiştirilir.
    Balıkçılık önemli geçim kaynağıdır.
    Bolu Yöre’sinde arıcılık ve kümes hayvancılığı yaygındır.

    Ormancılık

    Ormanların geniş yer kaplaması, ormancılığı önemli bir geçim kaynağına dönüştürmüştür. Batı ve Doğu Karadeniz’de kereste, tomruk, parke ve kağıt fabrikaları bulunur.

    Madenler ve Enerji Kaynakları

    Madenler : Doğu Karadeniz’de Artvin ve Murgul (Göktaş), Batı Karadeniz’de, Kastamonu – Küre’de bakır çıkartılır. Bölgede çıkarılan bakır, Samsun bakır fabrikasında işlenir.

    Enerji Kaynakları : Zonguldak havzasında taşkömürü çıkartılır. Türkiye üretiminin tamamını burası karşılar. Demir-çelik endüstrisinde enerji kaynağı olarak kullanılır. Taşkömürü tozundan Çatalağzı termik santralinde elektrik üretilir. Bolu, Çorum, Amasya ve Havza’da linyit yatakları işletilmektedir.

    Enerji Üretim Tesisleri : Kızılırmak üzerinde Altınkaya, Yeşilırmak üzerinde Almus, Hasan ve Suat Uğurlu hidroelektrik santralleri kuruludur. Hopa’da petrolle çalışan termik santral yer alır.

    Endüstri

    Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :

    UYARI : Endüstri Batı Karadeniz Bölümü’nde gelişmiştir. Zonguldak Havzası Türkiye’nin ağır sanayi bölgesidir.

    Şeker : Kastamonu, Turhal (Tokat), Suluova (Amasya), Çorum, Çarşamba (Samsun)

    Çay : Rize ve çevresi

    Demir – çelik : Ereğli (Zonguldak) ve Karabük

    Kağıt : Çaycuma (Zonguldak), Taşköprü (Zonguldak), Aksu (Giresun)

    Kereste : Bolu, Düzce, Bartın, Ayancık

    Ulaşım

    Yer şekilleri nedeniyle Orta Karadeniz Bölümü dışında bölgede ulaşım zordur. Samsun ve Zonguldak dışında demiryolu ile ard bölgesine bağlı olan liman yoktur. Samsun ve Trabzon bölgenin gelişmiş liman kentleridir. Trabzon Limanı, Zigana ve Kop geçitleri ile bölge içine ve oradan da komşu ülkelere bağlanmıştır.

    Turizm

    Bölgede gerek tarihi kalıntılar gerekse doğal güzellikler turizm için önemli potansiyel oluşturmaktadır. Bölge iklimi deniz turizminin gelişmesini engellemiştir. Batı Karadeniz’de Amasya ve Sinop’ta deniz turizmi gelişmeye başlamıştır. Özellikle Kaçkar Dağları’ndaki buzul gölleri, değişik bitki türleri bölgenin deniz turizmindeki açığını kapatacak derecede ilgi görmektedir. Bolu Aladağlar ve Abant çevresi kış sporlarının yapıldığı önemli merkezlerdir.

    Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

    Karadeniz Bölgesi ekonomik gelişmişlik açısından 5. sırada yer alır. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyet türlerinin listesi verilmiştir.
    Çay
    Fındık
    Kenevir
    Pirinç
    Mısır
    Tütün
    Deniz ürünleri
    Taşkömürü
    Bakır

    Marmara Bölgesi

    Marmara Bölgesi, yer şekilleri ve sosyo-ekonomik özelliklerine göre dört bölüme ayrılmıştır. Bunlar, Yıldız Dağları Bölümü, Çatalca - Kocaeli Bölümü, Ergene Bölümü ve Güney Marmara Bölümüdür.

    Yer şekilleri

    Dağlar : Yer şekilleri bakımından sade görünümlü olan bölge, bölgeler arasında ortalama yüksekliği en az olandır. Samanlı, Yıldız, Koru, Ganos, ve Biga Dağları bölgedeki başlıca dağ sıralarıdır. En yüksek dağ kütlesi Uludağ’dır.

    Ovalar : Ergene, Adapazarı, Yenişehir, Karacabey, İnegöl ve Balıkesir bölgenin önemli ovalarıdır.

    Platolar : Bölgede aşınmış tepelikler, dalgalı araziler, geniş yer tutar. Çatalca, Kocaeli, Biga ve Gelibolu platoları yer alır.

    Akarsular ve Göller

    Akarsular : Ergene, Susurluk ve Sakarya bölgenin önemli akarsularıdır. Ayrıca Biga Yarımadası’nda (Çanakkale Boğazı çıkışında) denize dökülen Karamenderes ile Marmara Denizi’ne dökülen Kocabaş çayları bulunur.

    Göller : Bölgenin Güney Marmara Bölümü’nde tektonik oluşumlu, büyük tatlı su gölleri bulunur. Bunlar İznik Gölü, Ulubat Gölü, Manyas Gölü ve Sapanca Gölü’dür. Durusu (Terkos), Büyük Çekmece ve Küçük Çekmece gölleri ise kıyı set gölleridir. Ayrıca bölgede birçok baraj gölü de bulunmaktadır.

    İklim

    Bölge, Akdeniz iklimi, Karadeniz iklimi ve karasal iklim arasında geçiş alanıdır. Ergene Bölümü dışında, bölgede bozulmuş Akdeniz iklimi görülür. Karadeniz ikliminin ve enlemin etkisine bağlı olarak yaz kuraklığı Akdeniz Bölgesi’ne göre daha azdır. Kışın kar yağışı olağandır. Ergene Bölümü’nde ise karasal iklim özellikleri görülür. Bölgenin kış mevsiminde en soğuk bölümü burasıdır.

    UYARI : Marmara Bölgesi’nde çeşitli iklim tiplerinin görülmesi, bitki örtüsünün ve tarım ürünlerinin çeşitlenmesine yol açmıştır.

    Doğal Bitki Örtüsü

    Marmara kıyılarında 250-300 m yükseltiye kadar maki görülür. Karadeniz kıyıları ile Uludağ’da ormanlar yer alır. Yıldız Dağları Bölümü ise ormanların en geniş alan kapladığı yerdir. Orman bakımından 4. sırada yer alan bölgede iç kesimlere doğru gidildikçe antropojen bozkırlar görülür.

    Nüfus ve Yerleşme

    Marmara en kalabalık bölgedir ve nüfus yoğunluğu bakımından ilk sırada yer alır. Nüfuslanması, çok göç almasının bir sonucudur. Buna bağlı olarak kentleşme oranı en yüksek olan bölgedir. Çatalca – Kocaeli Bölümü ile Bursa Yöresi yoğun nüfuslanmıştır. Yıldız Dağları Bölümü, Biga ve Gelibolu Yarımadası bölgenin en tenha yerleridir.

    İller

    Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Edirne, İstanbul, Kırklareli, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ, Yalova

    Ekonomik Özellikler

    Tarım

    Bölgenin fazla engebeli olmaması nedeniyle, yüzölçümüne göre ekli-dikili arazinin en geniş alan kapladığı bölgedir. Tarımsal ürün çeşitliliğinin en fazla olduğu bölge olmasında yükselti azlığı ve çeşitli iklimlerin geçiş alanında bulunması etkili olmuştur. Modern tarım yöntemleri kullanıldığından, elde edilen verim yüksektir. Ancak tüketici nüfus fazlalığı nedeniyle tarım ürünleri bölge gereksinimini karşılayamaz.

    Tarım Ürünleri

    Buğday : Trakya’da Ergene Bölümü’nde yoğun olarak yetiştirilir. Bölge, üretimde İç Anadolu’dan sonar 2. sırada yer alır.

    Ayçiçeği : Tohumlarından yağ elde etmek için yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 80 ini bu bölge karşılar. Ergene ve Güney Marmara Bölümleri’nde ekimi yoğunlaşır.

    Şekerpancarı : Trakya, Güney Marmara ve Adapazarı ovalarında ekim yapılır.

    Tütün : Bölge, Türkiye üretiminde 3. sırayı alır. Bursa, Balıkesir, Adapazarı’nda ekimi yoğunlaşır.

    Mısır : Bölge, üretimde Karadeniz’den sonra 2. sırayı alır. Adapazarı ve Bursa önemli ekim alanlarıdır.

    Pirinç : Meriç ovalarında ekimi yoğunlaşır. Edirne bölge üretiminde ilk sırayı alır.

    Şerbetçi otu : Bira sanayinde tad ve koku verici olarak kullanılır. Bilecik Yöresi’nde ekimi yapılır.

    Zeytin : Güney Marmara Bölümü’nde Gemlik ve Mudanya Yöresi’nde üretimi yoğunlaşır. Bölge, üretimde Ege’den sonar 2. sırayı alır. İri kalitede sofralık zeytin yetiştirilir.

    Dut : Bölgede ipek böceği yetiştiriciliğine bağlı olarak dutçuluk önem taşır. Bursa, Balıkesir, Bilecik Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir.

    Meyve : Bursa Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir. Şeftali, kiraz, çilek, kestane ve üzüm başlıcalarıdır.

    Sebze : Bursa ve Adapazarı ovalarında yoğun olarak yetiştirilir. Domates, patates, sarımsak, soğan, patlıcan, kabak, biber başlıcalarıdır.

    Hayvancılık

    Makineli tarım nedeniyle otlak alanları daraldığından besi hayvancılığı ve mandıracılık gelişmiştir. Büyük kentler çevresinde kümes hayvancılığı yaygındır. Bursa Yöresi’nde ipek böcekçiliği önem taşır ve merinos koyunu yetiştirilir. Boğazlar ve Marmara’da balıkçılık yapılır.

    Ormancılık

    Yıldız Dağları’nın kuzeye bakan yamaçlarında, Samanlı Dağları üzerinde ve Uludağ çevresinde verimli ormanlar bulunur. Özellikle Karadeniz kıyılarındaki meşe ormanlarından yakacak odun üretiminde yararlanılır. Yıldız Dağları Bölümü’ndeki ormanlardan odun kömürü ve kereste üretimi yapılır. Güney Marmara Bölümü’ndeki ormanlar ise üretime en elverişli ormanlar arasındadır.

    Madenler ve Enerji Kaynakları

    Madenler

    Maden ve enerji üretiminde Marmara Bölgesi’nin Türkiye ekonomisine katkısı azdır. En önemli yer altı zenginliği Susurluk, Bigadiç ve Mustafa Kemal Paşa Havzasında çıkarılan bor mineralleridir.

    Enerji Kaynakları

    Trakya (Saray, Harmanlı), Çan ve Bilecik’te önemli bir enerji kaynağı olan linyit yatakları bulunmaktadır. Trakya Hamitabat ve Marmara Ereğlisi’nde doğal gaz çıkarılır.

    Enerji Üretim Tesisleri

    Enerji üretiminin en az, tüketiminin ise en çok olduğu bölgedir. Hamitabat’taki doğalgaz çevrim tirübünü ile Orhaneli’de linyitle çalışan termik santral başlıca üretim tesisleridir.

    Endüstri

    Başlıca endüstri tesisleri şunlardır :

    Şeker : Alpulu, Susurluk, Adapazarı

    Konserve : Bursa, Çanakkale

    Bitkisel Yağ : Trakya’da yoğunlaşır

    İçki-Sigara : Tekirdağ, İstanbul

    İlaç : İstanbul

    Dokuma : Bursa, İstanbul

    Seramik : İstanbul, Çanakkale, Bilecik

    Elektrikli Ev Eşyaları : İstanbul, İzmit

    Kağıt : İzmit, Balıkesir başlıcalarıdır.

    Cam : Kırklareli, İstanbul

    Petrol Rafinerisi : İzmit (İpraş)

    Petro – kimya : İzmit

    Otomotiv : Bursa, İstanbul, İzmit, Adapazarı

    Traktör – Vagon : Adapazarı

    Gemi Yapımı : İstanbul, Gölcük


    Ulaşım

    Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan en kısa kara ve demiryolları bu bölgeden geçer. Yer şekillerinin sade olması ve yükseltinin azlığı ulaşımı kolaylaştırmıştır. Yıldız Dağları Bölümü ile Biga Yöresi’nde arazinin engebeli olması nedeniyle ulaşım gelişmemiştir. İstanbul, kara, hava, deniz ve demiryolu ulaşımının kesiştiği noktada yer alır. Bursa ve Edirne de önemli yolların geçtiği diğer merkezlerdir. Bandırma, Kocaeli (İzmit) ve Tekirdağ ise diğer önemli liman kentleridir.

    Turizm

    Marmara Bölgesi doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi ve kültürel zenginliğiyle de turizmde önemli bir paya sahiptir. Türkiye turizm gelirinin % 50 sini bu bölge sağlamaktadır. İstanbul ve Bursa bölgenin iki önemli turizm merkezidir. Ayrıca Edirne, İznik, Çanakkale ve Gelibolu tarihi turizmin geliştiği yerlerdir. Özellikle Bursa ve Gönen çevresinde kaplıca turizmi gelişmiştir. Güney Marmara Bölümü’ndeki Kuş Cenneti ve Uludağ milli parkları da bölge turizmine önemli katkıda bulunmaktadır.

    Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri

    Marmara Bölgesi endüstri ve ticaret sektörünün yoğunlaştığı Türkiye’nin en gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyetlerin listesi verilmiştir.
    Ayçiçeği
    Sebze
    Zeytin
    Buğday
    Deniz Ürünleri
    İpek Böcekçiliği
    Endüstri ürünleri
    Turizm

    Ege Bölgesi

    Ege Bölgesi, yer şekilleri, iklim ve bunun etkisine bağlı olarak beşeri ve ekonomik yönden farklı olan iki bölüme ayrılmıştır. Bunlar Ege Bölümü ve İç Batı Anadolu Bölümüdür.

    Yer şekilleri

    Yer şekillerinin oluşmasında 3. zaman sonları ile 4. zaman başlarındaki tektonik hareketler belirleyici olmuştur.

    Dağlar : Bölgenin batısında, Ege Denizi’ne dik uzanan, doğu-batı yönlü dağlar ile bu dağlar arasındaki çöküntü ovaları yer alır. Kuzeyden güneye doğru sıralanan Kaz Dağı, Mardan Dağı, Yunt Dağı, Bozdağlar ve Aydın Dağları kırılma sonucu oluşan horstlardır. Manisa’nın Kula ilçesi yakınlarında genç volkan konileri yer alır.

    Ovalar : Doğu – batı yönlü uzanan dağ sıraları arasında yer alan Edremit, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları kırılma sonucu oluşan grabenlerdir. Ege Bölümü’nde yüksekliği 250 metreden daha az olan çöküntü ovaları yer alır ve iç kesimlere doğru uzanır. Bölgenin en güneyindeki Menteşe Yöresi’nde ise karstik ovalar yaygındır.

    Platolar : Bölgedeki platolar Ege grabenlerinin doğusunda, İç Batı Anadolu Bölümü’ndeki yüksek düzlüklerdir. Kıyı Ege ovalarının bittiği yerde, plato görünümündeki İç Batı Anadolu eşiği başlar. İç Batı Anadolu Platosu üzerinde yüksekliği 2000 metreden az olan Demirci, Eğrigöz, Şaphane, Murat, Emir ve Sandıklı Dağları yer alır.

    Akarsular ve Göller

    Akarsular : Bölgenin akarsuları Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes’tir. Hepsi Ege Denizi’ne dökülür. Akarsuların aşağı çığırlarında arazi eğimi azaldığı için menderesler, akarsu ağızlarında ise akarsularla aynı adları taşıyan irili-ufaklı delta ovaları oluşmuştur. Akarsuların yatak eğimi az olduğu için hidroelektrik potansiyelleri de azdır.

    Göller : Göl bakımından fakir olan Ege Bölgesi’nde Bafa (Çamiçi) ve Marmara gölleri yer alır. Bu göller alüvyal set gölleridir. Suları tatlıdır.

    İklim

    Kıyı kesimindeki Asıl Ege Bölümü’nde Akdeniz iklimi özellikleri görülür. Akdeniz ikliminin etkileri, çöküntü ovaları boyunca, kıyıdan yer yer 100-150 km kadar içerilere sokulur. Kıyı kesiminde kar yağışları ve don olayları çok ender görülür. Kışları oldukça ılımandır. Yaz mevsimi kıyı ovalarında oldukça sıcak ve kurak geçer. İç Batı Anadolu Bölümü’nde ise Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş özelliği görülür. Sıcaklık farkları artar. İç Batı Anadolu’da kış mevsimi kıyı kesime göre daha soğuktur. Kar yağışları ve don olayları görülür. Yaz mevsimi ise kıyı kesime göre daha sıcaktır. İç Batı Anadolu’da kıyı kesimine göre azalan yağışlar, ilkbahar mevsimine doğru kayar. Yaz kuraklığı kıyı kesimden daha azdır.

    Doğal Bitki Örtüsü

    Ege Bölümü’nde 500-600 metreler kadar makiler, daha yükseklerde iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar yer alır. İç Batı Anadolu Bölümü’nde çalılık ve ormanlarla, İç Anadolu’ya doğru bozkırlar göürülür.

    Nüfus ve Yerleşme

    Nüfus sayısı bakımından Marmara, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden sonra 4. sırayı alır. Bölgede doğum oranı düşüktür. Yüzölçümü küçük olduğundan, nüfus yoğunluğu bakımından Marmara Bölgesi’nden sonra 2. sırayı alır. Nüfusun dağılışı düzenli değildir. Kıyı kesimindeki ovalar sık nüfuslu, iç kesimler ise dağlık Menteşe Yöresi ise oldukça tenhadır. Ege Bölümü’nde kentleşme oranı yüksek, göçler nedeniyle nüfus artışı fazladır. Ayrıca bu bölümde yer alan Kuşadası, Bodrum, Marmaris gibi turizm merkezlerinde yaz mevsiminde turizm nedeniyle nüfus artar.

    İller

    Afyon, Aydın, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak

    Ekonomik Özellikler

    Tarım

    Kıyı kesimindeki Ege Bölümü’nde verimli tarım topraklarının bulunması ve Akdeniz ikliminin etkisi nedeniyle, ekonomik değeri yüksek olan ihraç ürünleri yetiştirilir. Bu bölümde tarımda makine kullanımı yaygındır. İntansif (modern) tarım yöntemleri uygulanır. Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla olan bu bölümde seracılık da yaygındır. İç Batı Anadolu Bölümü’nde iklimin karasallaşması ve sulamanın yaygın olmaması, tarımsal ürün çeşitliliğini azaltır. Kıyıda yetiştirilen ürünler bu bölümde yetiştirilemez.

    Tarım Ürünleri

    Asıl Ege Bölümü’nün Başlıca Tarım Ürünleri

    Tütün : Türkiye tütün üretiminin % 50’sini bu bölge karşılar. Tüm kıyı ovalarında ekimi yapılan ve yurt dışına ihraç edilen tütün en çok Bakırçay Ovası’nda yetiştirilir.

    Zeytin : Akdeniz ikliminin tanıtıcı kültür bitkisi olan zeytin en çok Ege Bölgesi’nde yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 48’ini Ege Bölgesi sağlar. Edremit – Ayvalık Yöresi başta olmak üzere tüm kıyı kesiminde ve yer yer 100 km içerilere kadar zeytin yetiştirilir.

    Üzüm : Türkiye’de üzüm üretiminin % 40’ını sağlayan bölge 1. sırada yer alır. Kurutularak ihraç edilen çekirdeksiz üzümün tamamını Ege Bölgesi üretir. Başta Gediz Ovası olmak üzere Büyük ve Küçük Menderes ovalarında yetiştirilir.

    İncir : Kış ılıklığı isteyen ve Akdeniz iklimine uyumlu olan incirin %82’si bu bölgede yetiştirilir. Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz ovalarında incir üretimi yoğunlaşır. Kurutularak yurt dışına ihraç edilen incirin en çok yetiştirildiği yer ise Aydın’dır.

    Pamuk : Akdeniz iklimine uyumlu olduğundan kıyı ovalarında ekimi yapılır. Büyük Menderes ve Gediz ovalarında üretimi yoğunlaşır. Türkiye üretiminin % 42’sini sağlayan Ege Bölgesi üretimde ilk sırayı alır.

    Turunçgiller : Akdeniz iklimine uyumlu olan ve kış ılıklığı isteyen turunçgil üretimi, İzmir’in güneyindeki kıyı ovalarında yapılrı. Türkiye üretiminin %10’unu sağlayan bölge, Akdeniz Bölgesi’nden sonra 2. sırayı alır.

    Pirinç : Çöküntü ovalarında ekimi yoğunlaşır.

    Sebze : Bölgenin sebze üretiminde önemli bir yeri vardır. Domates, biber, patlıcan, patates, salata, kereviz, pırasa, başlıcalarıdır.

    Meyve : Bölge kendine özgü meyve üretimi ile diğer bölgelerden ayrılır. İncir, turunçgil ve üzümün yanı sıra elma ve kiraz üretimi de önem taşır.

    İç Batı Anadolu Bölümü’nün Başlıca Tarım Ürünleri

    Haşhaş : Tohumundan yağ ve kozasından morfin yapımında kullanılan afyon sakızının elde edildiği bir bitkidir. Bu nedenle ekimi devlet kontrolünde yapılır. Türkiye üretiminin %90’ını Ege Bölgesi karşılar. Afyonkarahisar çevresinde ekimi yoğunlaşır.

    Tahıllar : Bölgede üretilen tahıl ülke üretiminin % 10’a yakın bölümünü karşılar. Tahıllardan buğday ve arpa, Afyon, Kütahya, Denizli ve Uşak’ta üretilir.

    Şekerpancarı : Önemli bir endüstri bitkisi olan şekerpancarı Afyon, Kütahya ve Denizli’de üretilir.

    Ayçiçeği : Denizel etkilerin sokulmadığı İç Batı Anadolu’da sulanabilen alanlarda yetişir.

    Baklagiller : Uşak, bölgede nohut üretiminin en fazla yapıldığı yerdir.

    Hayvancılık

    Bölgede hayvan otlatmaya elverişli alanlar pek fazla değildir. Otlaklar daha çok İç Batı Anadolu’da görülür. Bölgenin kıyı kesiminde besi hayvancılığı, İç Batı Anadolu Bölümü’nde dağlıç ve sakız ırkı, İç Batı Anadolu platolarında karaman ırkı koyun yetiştirilir. Özellikle maki alanlarında kıl keçisi yetiştiriciliği önem taşır. Menteşe Yöresi’nde arıcılık gelişmiştir. Kümes hayvancılığı son yıllarda gelişme göstermiştir. Ayrıca doğal balıkçılığın yanı sıra kültür balıkçılığı da yapılır.

    Ormancılık

    Türkiye ormanları’nın %19’u Ege Bölgesi’nde yer alır. Ormanlar Asıl Ege Bölümü’nde yoğunlaşır. Menteşe Yöresi, Aydın Dağları, Bozdağlar ve Kaz Dağı orman bakımından en zengin alanlardır. Menteşe Yöresi’nde sığla yağı üretimi yapılır. Günlük ağacı ve meyan kökü de bölgedeki diğer önemli orman ürünleridir.
    --*hülya*-- ve shewaa bunu beğendi.
  2. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    DÜNYA’NIN ŞEKLİ VE BOYUTLARI

    Dünya, Güneş Sistemi'nin 9 gezegeninden biridir ve Güneş'e olan uzaklığı bakımından 3. Sırada bulunur. Coğrafya'nın asıl konusunu oluşturan Dünya'yı incelemek için bazı kavramların bilinmesi gerekir:
    Eksen
    Kutup Noktası
    Ekvator
    Paralel
    Meridyen

    Dünya'nın Şekli :

    Dünyanın Şekli ve Boyutları :

    Dünya, Kutup Noktaları'nda basık, Ekvator'da şişkindir. Dünya'nın kendisine özgü bu şekline geoid denir. Geoide en yakın geometrik şekil elipsoiddir. Verilen boyutlar "Hayford Elipsoidi" ne aittir.

    Dünya'nın Boyutları

    Ekvator yarıçapı = 6.378,4 km
    Kutuplar yarıçapı = 6.356,9 km
    Ekvator çevresi = 40.076,6 km
    Kutuplar çevresi = 40.009,1 km
    Pratikte bu uzunluklar yaklaşık olarak alınmaktadır.

    Paralellerin Özellikleri :

    • Ekvator'a paralel uzanırlar
    • Çapları ve uzunlukları Ekvator'dan kutuplara doğru kısalır.
    • Ekvator'dan kutuplara doğru sayısız paralel çizilebilir. Ancak değerlendirme kolaylığı bakımından birer derece aralıklarla çizildikleri varsayılır.
    • Paralellerin 90 tanesi Kuzey Yarım Küre'de, 90 tanesi Güney Yarım Küre'de bulunur.
    • 60. paraleller Dünya'nın küreselliğinden dolayı Ekvator'un yarısı uzunluğundadır.
    • Birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık her yerde yaklaşık 111 km'dir.

    UYARI : Dünya'nın geoid şekli nedeniyle 2 paralel arasındaki uzaklık Ekvator'dan kutuplara doğru artar. Örneğin, Ekvator ile 10 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.596 m iken, 890-900 (kuzey-güney) enlemleri arasındaki uzaklık 110.700 m'dir. Ancak birbirini izleyen 2 paralel arasındaki uzaklık pratikte 111 km olarak kabul edilmiştir.

    Özel Paraleller

    Bazı paralellerin yerleri, güneş ışınlarının yere değme açısına bağlı olarak doğa tarafından belirlenmiştir. Bunlar :
    Ekvator
    Dönenceler
    Kutup Daireleri
    Kutup Noktaları

    Ekvatorun Özellikleri

    • En uzun paraleldir.
    • Güneşin önünden en hızlı geçen noktaların oluşturduğu paraleldir.
    • Dünya'nın eksen çevresindeki dönüş hızı Ekvator'da yaklaşık 1670 km/saat'tir.
    • Güneş ışınlarını 21 Mart ve 23 Eylül'de dik açıyla alır.
    • Yıl boyunca sıcak olduğundan termik alçak basınç kuşağıdır.
    • Yükseltici hava hareketleri görüldüğü için bol yağış alır.
    • Gece ve gündüz süreleri yıl boyunca birbirine eşit ve 12'şer saattir.

    Dönencelerin Özellikleri

    • Yerleri, yer ekseninin eğikliğine bağlı olarak belirlenen Dönenceler, 23027' Kuzey ve Güney paralelleridir.
    • Kuzey Yarım Küre'dekine Yengeç Dönencesi, Güney Yarım Küre'dekine Oğlak dönencesi denir.
    • Orta kuşak ile Tropikal kuşağı birbirinden ayırırlar.
    • Güneş ışınlarının düz zeminlere dik geldiği en son noktalardır.
    • 5. Yengeç Dönencesi 21 Haziran'da, Oğlak Dönencesi 21 Aralık'ta Güneş ışınlarını dik açı ile alır.

    Kutup Noktalarının Özellikleri

    • 90. Kuzey ve Güney paralelleridir.
    • Güneş ışınlarının düz zeminlere en dar açıyla geldiği yerlerdir.
    • Sürekli soğuk olduğundan kutuplar ve çevresinde yıl boyunca termik yüksek basınç kuşakları oluşur.
    • Aydınlanma çemberinin 21 mart ve 23 Eylül'de teğet geçtiği yerlerdir.
    • Bir yıl içinde 6 ay sürekli gündüz, 6 ay sürekli gece yaşanır.
    • Çizgisel hızın sıfır, yerçekiminin en fazla olduğu yerlerdir.

    Kutup Dairelerinin Özellikleri

    • Yerleri, yer ekseninin eğikliğine bağlı olarak belirlenen Kutup Daireleri, 66033' Kuzey ve Güney paralelleridir.
    • Kutup kuşağı ile Orta kuşağı birbirinden ayırırlar.
    • Aydınlanma çemberinin yıl içinde yer değiştirdiği ve 21 Haziran ile 21 Aralık'ta teğet geçtiği paralellerdir.
    • 21 Haziran'da Kuzey Kutup Dairesi'nde, 21 Aralık'ta Güney Kutup Dairesi'nde 24 saat gündüz yaşanır.


    Meridyenlerin Özellikleri

    • Bir kutuptan diğerine uzanan meridyenler de paraleller gibi sayısızdır. Ancak pratikte her 1 dereceden bir yay geçtiği varsayılarak, 360 tane oldukları kabul edilmiştir.
    • Birbirini izleyen 2 meridyen arasındaki uzaklık Ekvator üzerinde 111 km olarak kabul edilmiştir.
    • Başlangıç meridyeni olarak Londra yakınlarındaki Greenwich kabul edilmiştir.
    • Bir meridyenin, karşıt (anti) meridyeniyle arasında 180 meridyen fark vardır.

    UYARI : Meridyen yayları eşit uzunluktadır. Aralarındaki uzaklık Ekvator'dan kutuplara doğru azalır ve tüm meridyenle kutuplarda birleşir.

    Birbirini izleyen 2 meridyen arasındaki uzaklık; Ekvator üzerinde 111.322 m. (pratikte 111 km olarak kabul edilmiştir, 45. (Kuzey - Güney) paralellerinde 78.850 m, 90. (Kuzey - Güney) paralellerinde ise 0 m'dir.

    Dünyanın Şekline Bağlı Sonuçlar

    • Dünya'nın geoid şekli nedeniyle, yerçekimi Ekvator'dan kutuplara doğru artar. Dünya, geoid değil de küre şeklinde olsaydı, yerçekimi Dünya'nın her yerinde aynı olurdu.
    • Dünya'nın geoid şekli nedeniyle Ekvator diğer paralellerden ve meridyenlerden daha uzundur. Dünya küre şeklinde olsaydı, Ekvator çevresi (kutupları çevreleyen iki meridyenin uzunluğu) birbirine eşit olurdu.
    • Ekvator çevresi =40.077 km
    • Kutuplar çevresi=40.009 km
    • Dünya'nın küreselliği nedeniyle, ekseni çevresindeki dönüş hızı Ekvator'dan kutuplara doğru azalır. Ekvator üzerindeki noktalar saatte 1666,6 km yol katederken, Kutup Noktaları'nda alınan yol sıfır km olduğu için, eksen çevresindeki dönüş hızı 0 km/saat'tir.
    • Dünya'nın küreselliği nedeniyle Kutup Noktaları'nda birleşen meridyen yaylarının uzunluğu birbirine eşittir. Bir kutuptan diğerine uzanan bir meridyen yayının uzunluğu yaklaşık 20.005 km'dir.
    • Dünya'nın küreselliği nedeniyle meridyenler arası uzaklık, Ekvator'dan kutuplara doğru azalır ve meridyenler Kutup Noktaları'nda birleşirler.
    • Birbirini izleyen iki meridyen arası uzaklık Ekvator üzerinde 111.322 m iken (pratikte bu uzunluk 111 km kabul edilmiştir), 45. paraleller üzerinde 78.850 m, 90. paralellerde (Kutup Noktaları) 0 m'dir.
    • Dünya'nın küreselliği nedeniyle, paralellerin uzunluğu Ekvator'dan kutuplara doğru küçülür. Ekvator en uzun paraleldir. Kutuplarda ise paraleller nokta halini alır.
    • Dünya'nın küreselliği nedeniyle aydınlık ve karanlık yarıküreler oluşur. Böylece yeryüzünün bir yarısı gündüzken, diğer yarısında gece yaşanır.
    • Dünya'nın küreselliği nedeniyle 21 Mart ve 23 Eylül'de Ekvator'dan kutuplara doğru Güneş ışınlarının yere değme açısı daralır. Bu tarihlerde Ekvator Güneş ışınlarını dik açı ile alır. Bu nedenle yatay düzleme dik duran cisimlerin gölgesi oluşmaz. Kutuplara doğru güneş ışınlarının yere değme açısı daraldığı için cisimlerin gölge boyu uzar.
    • Dünya'nın küreselliği nedeniyle güneş ışınlarını yıl boyunca dik ve dike yakın açı ile alan Ekvator'un güneşten aldığı ısı enerjisi daha fazladır. Kutuplara doğru ışınların gelme açısının daralması nedeniyle alınan ısı enerjisi azalır.
    • Dünya'nın küreselliği nedeniyle yerden yükseldikçe görülebilen alan genişler.
    • Dünya'nın küreselliği nedeniyle termik basınç kuşakları oluşur.

    Termik Basınç Kuşakları

    Dünya'nın küreselliği nedeniyle ısınma ve soğumaya bağlı oluşan basınçlara termik basınç denir. Güneş ışınlarını, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla alan Ekvator fazla ısınır. Isınan hava genleşerek yükselir ve basınç düşer. Kutuplar, ışınları dar açı ile aldığından her zaman soğuktur.Soğuk hava ağır olduğu için yere çöker ve basınç yükselir.
    • Dünya'nın küreselliği nedeniyle, Kutup Yıldızı'nın görünüm açısı Kuzey Kutbu'ndan Ekvator'a doğru daralır. Bu nedenle 60. Kuzey paralelinde 60° açı ile görülen Kutup Yıldızı Güney Kutbu'nda görülmez.
    • Dünya'nın küreselliği nedeniyle hep aynı yönde hareketle başlangıç noktasına ulaşılır. 1519 yılında Macellan tarafından, hep batıya gidilerek çıkış noktasına varılabileceği düşüncesi ile İspanya'nın Cadiz Körfezi'ndeki Sancular Limanı'nda başlatılan ve aynı limanda 1522 yılında son bulan Dünya seyahati ile bu sonuca ulaşılmıştır.

    Dünya’nın Hareketleri

    Dünya’nın Günlük Hareketi (Eksen Çevresindeki Hareketi)

    Dünya, batıdan doğuya doğru ekseni çevresindeki dönüşünü 24 saatte tamamlar. Buna 1 Güneş günü denir. Dünya'nın ekseni çevresindeki hareketinin hızı, 2 farklı şekilde ifade edilir.

    Çizgisel Hız

    Dairesel hareket yapan Yerküre üzerindeki bir noktanın birim zamanda eksen üzerindeki yer değiştirme hızıdır. Çizgisel hız, dünyanın küreselliği nedeniyle Ekvator'da en fazladır, kutuplara doğru azalır.

    Açısal Hız

    Dairesel hareket yapan Dünya üzerindeki bir noktanın birim zamanda oluşturduğu dönüş açısıdır.
    Dünya, ekseni çevresindeki hareketi sırasında 4 dakikada 1 derecelik, 1 saatte 15 derecelik, 24 saatte 360 derecelik dönüş yapar.
    Açısal hız, dünya üzerindeki her noktada aynıdır.

    UYARI : Dünya kendi ekseni çevresinde,
    4 dakikada 10' lik,
    1 saatte 150' lik,
    24 saatte 360°'lik dönüş yapar.

    Günlük Hareketin Sonuçları

    Dünya'nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle,

    • Bir noktaya Güneş ışınlarının gelme açısı ve yatay düzleme dik duran cisimlerin gölge boyları günün saatlerine göre değişir.
    • Güneş ışınları öğle saatinde en büyük açıyla gelir ve en kısa gölgeler oluşur.
    • Gece ve gündüzler birbirini izler.
    • Günlük sıcaklık farkları oluşur.
    • Dünya'nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, rüzgarlar esme yönlerinden saparlar. Bu sapma, Kuzey Yarım Küre'de esme yönünün sağına, Güney Yarım Küre'de esme yönünün soluna doğrudur.
    • Dünya'nın ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, okyanus akıntıları yönlerinden sapar ve halkalar oluştururlar. Okyanus akıntılarını başlatan sürekli rüzgarlardır. Bu nedenle rüzgarların esme yönlerinden sapmasına bağlı olarak akıntılar da yönlerinden sapar.

    Dünyanın Yıllık Hareketi

    Dünya ekseni çevresinde hareket ederken aynı zamanda saat ibresinin tersi yönde, Güneş'in çevresinde de döner. Bu hareketini elips bir yörüngede 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 Güneş yılı denir. Dünya'nın yıllık hareketi sırasında, Güneş'in çevresinde çizdiği yörünge düzlemine ekliptik denir. Yörünge şeklinin elips olması nedeniyle Dünya yıllık hareket sırasında Günöte - Günberi konumuna gelir.

    Günöte (Aphel)

    Dünya'nın, Güneş'ten en çok uzaklaştığı, yörüngede en yavaş döndüğü gündür. Dünya Günöte konumuna 4 Temmuz'da gelir.

    Günberi (Perihel)

    Dünya'nın, Güneş'e en çok yaklaşıp, yörüngede en hızlı döndüğü gündür. Dünya Günberi konumuna 3 Ocak'ta gelir.

    Yörünge Şeklinin Sonuçları

    Dünya Güneş'in etrafında elips bir yörüngede döner. Yörünge şeklinin elips olması nedeniyle;
    • Dünya'nın yörüngedeki dönüş hızı, Güneş'e yaklaştıkça artar, Güneş'ten uzaklaştıkça azalır. Dolayısıyla sonbahar ekinosuna 2 gün gecikme ile 23 Eylül'de ulaşılır.
    • Her iki yarımkürede mevsim süreleri değişir.

    Mevsim Süreleri : Yörünge şekli tam daire biçiminde olsaydı, Dünya'nın yörüngedeki dönüş hızı değişmez, her iki yarım kürede mevsim süreleri eşit olurdu.
    Dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle Kuzey Yarım Küre'de ve Güney Yarım Küre'de aynı anda birbirine göre zıt mevsim yaşanır. Birinin yaz süresi diğerinin kış süresi olur. Dünya'nın yörüngedeki dönüş hızının Güneş'e yaklaştıkça artması, uzaklaştıkça azalması nedeniyle Kuzey Yarım Küre'de İlkbahar ve yaz süresi Güney yarım Küre'de sonbahar ve kış süresi daha uzundur.

    Eksen Eğikliği

    Dünya'nın yıllık hareketi sırasında oluşan yörünge düzlemi (ekliptik) ile Dünya'nın Ekvator düzlemi üst üste çakışmaz.
    Aralarında 23°27' lık bir açı bulunur.
    Yörünge düzlemi ile eksen arasında ise 66°33' lık bir açı oluşur. Buna Dünya'nın Eksen Eğikliği denir.

    Ekliptikünya'nın yörüngesinden geçtiği varsayılan düzleme Ekliptik veya Yörünge Düzlemi denir.

    UYARI : Dünya ekseniyle, yörünge düzlemi arasında 66°33'lık,
    Ekvator ile yörünge düzlemi arasında 23°27' lık açı bulunmaktadır.
    Bu açı daha küçük ya da daha büyük olsaydı, dönence ve kutup dairelerinin enlem dereceleri değişirdi.

    Eksen Eğikliğinin Sonuçları

     Dünya'nın Güneşe karşı konumu yıl içinde değişir.
    Dünya'nın Güneşe Karşı Konumları

    21 Mart - 23 Eylül Durumları (Ekinokslar)

    a) 21 Mart ve 23 Eylül'de Ekvator üzerindeki noktalar yerel saat 12.00'de Güneş ışınlarını dik açı ile alır.
    b) b) Ekvator'da yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00' de gölgesi oluşmaz.
    c) Aydınlanma çemberi, Kutup Noktalarından geçer.
    d) Dünya'nın her yerinde gündüz ve gece süresi birbirine eşittir.
    e) Aynı meridyen üzerinde yer alan tüm noktalarda Güneş, yerel saatle aynı anda doğar ve aynı anda batar.
    f) 21 Mart'tan sonra Kuzey Y.'de, 23 Eylül'den sonra da Güney Y.' de gündüzler gecelere göre daha uzun olmaya başlar.

    21 Haziran Durumu (Solstisi)

    a) Güneş ışınları dik açı ile yerel saat 12.00'de Yengeç Dönencesi'ne gelir.
    b) Yengeç Dönencesi'nde yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00'de gölgesi
    oluşmaz.
    c) Aydınlanma çemberi Kutup Dairelerine teğet geçer.
    d) Bir noktadan kuzeye doğru gidildiğinde gece süresi uzamaya başlar.
    e) Kuzey Yarım Küre'de yılın en uzun gündüzü, Güney Yarım Küre'de ise yılın en uzun gecesi
    yaşanır. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre'de gündüzler, Güney Yarım Küre'de ise geceler
    kısalmaya başlar.

    21 Aralık Durumu (Solstisi)

    a) Güneş ışınları dik açı ile yerel saat 12.00'de Oğlak dönencesi'ne gelir.
    b) Oğlak dönencesi'nde yatay düzleme dik duran cisimlerin yerel saat 12.00'de gölgesi oluşmaz.
    c) Aydınlanma çemberi Kutup Daireleri'ne teğet geçer.
    d) Bir noktadan kuzeye doğru gidildikçe gündüz süresi uzamaya başlar.
    e) Kuzey Yarım Küre'de yılın en uzun gecesi, Güney Yarım Küre'de ise yılın en uzun gündüzü
    yaşanır. Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre'de geceler, Güney Yarım Küre'de gündüzler
    kısalmaya başlar.

    UYARI : 21 Haziran'da Yengeç Dönencesi, 21 Aralık'ta Oğlak dönencesi, 21 Mart ve 23 Eylül'de Ekvator üzerindeki noktalarda, cisimlerin saat 12.00'da oluşan gölgesi tam dibe düşer. Ekinokslarda, 450 enlemlerinde oluşan gölge boyu cismin boyuna eşittir.

    UYARI : 21 Haziran'da,
    - Güney Kutup Dairesi ile Güney Kutbu arasındaki enlemlerde gece süresi 24 saatten fazladır.
    - Türkiye'de saat 12.00'de cisimlerin yıl içindeki en kısa gölgeleri oluşur.

    UYARI : 21 Aralık'ta;
    - Kuzey Kutup Dairesi ile Kuzey Kutbu arasındaki enlemlerde gece süresi 24 saatten fazladır.
    - Türkiye'de yerel saat 12.00'de cisimlerin yıl içindeki en uzun gölgeleri oluşur.

     Dünya'nın eksen eğikliğine bağlı olarak Dönenceler ve Kutup Daireleri'nin yerleri belirlenir.

    Dönenceler
    23°27' Kuzeye paralelleridir. Güneş ışınlarının düz zeminlere dik açı ile geldiği en son yerlerdir.
    Kutup Daireleri
    66°33' Kuzey ve Güney paralelleridir. Aydınlanma çemberinin yıl içinde yer değiştirdiği, 21 Haziran ve 21 Aralık tarihlerinde teğet geçtiği paralellerdir.

     Dünya'nın eksen eğikliğine bağlı olarak matematik iklim kuşakları oluşur.

    Matematik İklim Kuşakları

    Dünya'nın 23°27' lık eksen eğikliği dikkate alınarak belirlenmiştir. Dönenceler arasında kalan alan, güneş ışınlarının yıl içinde iki kez dik açı ile geldiği Tropikal Kuşak'tır. Dönenceler ile Kutup Daireleri arasında kalan alanlar, güneş ışınlarının yıl içinde gelme açısının en çok değiştiği, bu nedenle 4 mevsimin belirgin olarak yaşandığı Orta Kuşak, Kutup Daireleri ile Kutup Noktaları arasında kalan alanlar ise Kutup Kuşağıdır.

     Dünya'nın eğikliğine bağlı olarak mevsimler oluşur.

    Dünya'nın ekseni 23°27' eğik olduğu için Güneş ışınlarının yıl içinde gelme açısı ve buna bağlı
    olarak ısıtma miktarı değişir.
    21 Haziran'da Kuzey Yarım Küre'de yaz mevsimi,
    Güney Yarım Küre'de tam tersine kış mevsimi başlar.
    23 Eylül, Kuzey Yarım Küre'de sonbahar,
    Güney Yarım Küre'de ilkbahar mevsiminin başlangıcıdır.
    21 Aralık'ta Güney Yarım Küre'de yaz mevsimi, Kuzey Yarım Küre'de kış mevsimi başlar.
    21 Mart'ta Kuzey Yarım Küre'de ilkbahar, Güney Yarım Küre'de sonbahar mevsimi başlar.

     Dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle bir noktaya Güneş ışınlarının gelme açısı ve atmosferde tutulma miktarı yıl içinde değişir.

    Örnek : Güneş ışınları 21 Aralık'ta Oğlak Dönencesi'ne dik gelir. Bu tarihte ışınlar Ankara'ya yıl içindeki en dar açı (260) ile ulaşır. Işınların gelme açısının daralmasının yanı sıra, atmosferde en uzun yolu geçerek yeryüzüne ulaşmaları nedeniyle atmosfer tarafından tutulma oranı da en fazladır.
    21 Haziran'da ise ışınların Ankara'ya 73° ile ulaşmasına bağlı olarak atmosferde kat ettikleri yol ve atmosfer tarafından tutulma oranı en azdır.

     Eksen eğikliği nedeniyle Güneş'in ufuk düzleminde öğle vakti ulaştığı tepe noktasının yeri yıl içinde değişir.

     Dünya üzerinde aynı anda gece ve gündüz yaşayan alanları birbirinden ayıran sınıra aydınlanma çemberi denir. Dünya'nın eksen eğikliğine bağlı olarak aydınlanma çemberi Kutup noktaları ile Kutup Daireleri arasında yer değiştirir. Bu yer değiştirme soncunda gece ve gündüz süreleri değişir, aralarındaki fark Ekvator'dan kutuplara doğru artar. Bu fark 21 Haziran ve 21 Aralık'ta en fazla olur.

     Bir noktada Güneş'în doğuş ve batış saatleri yıl boyunca değişir. Güneş, yaz aylarında erken doğup geç batarken kış aylarında geç doğup erken batar.
    Örnek : 21 Haziran'da Güneş ışınları Yengeç Dönencesi'ne dik gelir. Aydınlanma çemberi Kutup Daireleri'ne teğet geçer. Bunun doğal sonucu olarak Kuzey Yarım Küre'de gündüzler gecelere göre uzundur.

    Eksen Eğikliği Olmasaydı

    Dünya'nın ekseni 23°27' eğik olmasaydı eksen ile yörünge düzlemi (ekliptik) arasındaki açı 90° olurdu.
    • Yerleri eksen eğikliğine bağlı olarak belirlenen Dönenceler, Kutup Daireleri ve Matematik İklim Kuşakları oluşmazdı.
    • Işınlar yıl boyunca Ekvator'a dik gelirdi.
    • Aydınlanma çemberi yıl boyunca Kutup Noktaları'ndan geçeceği için yeryüzünde gece ve gündüz süreleri sürekli 12 şer saat olurdu.
    • Dünya üzerindeki bir nokta Güneş ışınlarını yıl boyunca aynı açı ile alacağı için mevsimler oluşmazdı.

    Eksen Eğikliği Daha Fazla Olsaydı

    Dünya'nın ekseni 23°27' dan daha fazla eğik olsaydı, Dönenceler ve Kutup Daireleri'nin yerleri değişirdi.
    Buna bağlı olarak;
    • Tropikal kuşak ve Kutup kuşağı genişler, Orta kuşak daralırdı.
    • Orta kuşakta yazlar daha sıcak, kışlar daha soğuk geçerdi.
    • Aydınlanma çemberinin yer değiştirme alanı genişleyeceği için gece ve gündüz süreleri arasındaki fark daha da artardı.

    Eksen Eğikliği Daha Az Olsaydı

    Dünya'nın ekseni 23°27' dan daha aza eğik olsaydı, dönencelerin ve kutup dairelerinin yerleri değişirdi. Buna bağlı olarak;
    • Tropikal kuşak ve Kutup Kuşağı daralır, Orta Kuşak genişlerdi.
    • Orta Kuşak'ta yazlar daha serin, kışlar daha ılık geçerdi.
    • Aydınlanma çemberinin yer değiştirme alanı daralacağı için gece ve gündüz süreleri arasındaki fark daha da azalırdı.

    Coğrafi Konum

    Yeryüzündeki herhangi bir alanın bulunduğu yere, o alanın coğrafi konumu denir. Coğrafi konum, matematik konum ve özel konum olarak iki şekilde ifade edilir.

    Matematik Konum

    Dünya üzerinde bir nokta veya alanın yerinin belirlenmesi için, o noktanın Ekvator'a ve başlangıç meridyenine olan uzaklığının bilinmesi gerekir. Bunun için enlem ve boylam kavramlarından yararlanılır.
    Örnek : Türkiye 36° - 42° Kuzey enlemleri,
    26° - 45° Doğu boylamları arasında yer alır.

    Özel Konum

    Dünya üzerindeki bir yerin çevresine, denizlere, yer şekillerine, anayollara, geçitlere ve komşularına göre konumudur.
    Özel Konum;
    İklim koşullarını,
    Doğal bitki örtüsünü,
    Tarımsal etkinlikleri,
    Nüfus ve yerleşme biçimini,
    Ekonomik etkinlikleri,
    Ulaşım olanaklarını,
    Siyasal ve kültürel yapıyı etkiler.

    Enlem

    Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç paraleli olan Ekvator'a uzaklığının açısal değeridir.
    Q açısı, D noktasının Ekvator'a olan uzaklığının açı cinsinden değeridir ve D noktasının enlem derecesini verir.
    Örnek :
    Q açısının değeri 45 ise, D noktasının enlem derecesi 45° dir.

    Enlemin Etkileri

    Bir yerin enlemi,
    Güneş'in ufukta ulaşabileceği yükseklik
    Güneş ışınlarının yere değme açısı,
    Gölge boylarının yıl içindeki değişimi,
    Gece - gündüz sürelerindeki değişim,
    İklim koşulları, hakkında bilgi verir.
    İklim koşullarına bağlı olarak,
    Bitki örtüsü,
    Tarım ürünleri ve hayvan ürünleri,
    Akarsu rejimleri,
    Deniz sularının özelliği,
    Nüfus ve yerleşme özelliği
    Tarımın ve ormanların üst yükseklik sınırı,
    Kalıcı karların başlama yüksekliği hakkında bilgi edinilebilir.

    Boylam

    Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç meridyenine olan uzaklığının açısal değeridir.
    Q açısı, D noktasının başlangıç meridyenine olan uzaklığının açı cinsinden değeridir ve D noktasının boylam derecesini verir.
    Örnek : D noktasına ait Q açısının değeri 30 derece ise,
    D noktasının boylam derecesi 30° dir.

    Boylamın Etkileri

    Bir yerin boylamı ;
    Yerel saatler,
    Saat dilimleri,
    Aynı enlem üzerindeki noktalarda Güneşin doğuş ve batış saatleri hakkında bilgi verir.

    Yerel Saat : Bir noktada Güneş'in gökyüzündeki konumuna göre belirlenen saate yerel saat denir. Aynı boylam üzerindeki noktalarda yerel saat aynıdır. Herhangi bir meridyenin Güneşin tam karşısına geldiği an, meridyen üzerindeki tüm noktalarda yerel saat 12.00'dir.
    Güneş, doğudaki bir noktada batıdaki yerlere göre daha önce doğar ve daha önce batar; bu nedenle yerel saat doğudaki yerlerde daha ileridir.

    Yerel Saat Hesaplamalarında İzlenecek Yol

    • Meridyen farkı hesaplanır.
    • Meridyenler başlangıç boyl***** göre aynı yönde ise çıkarma, farklı yönde ise toplama işlemi yapılarak meridyen farkı bulunur.
    • Zaman farkı hesaplanır.
    • Birbirini izleyen iki meridyen arasındaki zaman farkı 4 dakikadır. Meridyen farkı ile 4 dakika çarpılarak zaman farkı bulunur.
    • Zaman farkı soruda verilen yerel saate eklenir veya çıkartılır.
    • Doğuda olan bir yerin yerel saati ileridir. Bu nedenle soruda verilen yerin yerel saati ileri ise zaman farkı çıkarılır, yerel saati geri ise zaman farkı eklenir.
    Örnek : 20. Doğu meridyeni üzerindeki A noktasında yerel saat 21.00 iken,
    B noktasının yerel saati kaçtır? Çözüm :
    Meridyenler başlangıç boyl***** göre aynı yönde oldukları için çıkarma işlemi yapılır.
    Meridyen farkı = 40 - 20 = 20 meridyen
    Zaman farkı = 4 * 20 = 80 dakika ise 80 / 60 = 1 saat 20 dakika
    B noktası A noktasına göre daha doğuda olduğu için yerel saati ileridir.
    B'nin yerel saati = 21.00 + 01.20 = 22.20 dir.

    Güneş'in Doğuş veya Batış Saatinin Bulunması

    Bir noktada Güneş'in doğuş veya batış saati verildiğinde, aynı paralel üzerinde bulunan başka bir noktada Güneş'in doğuş veya batış saatini bulmak için,
    • Aradaki zaman farkı bulunur.
    • Güneş doğudaki yerlerde daha erken doğup battığı için, Güneş'in doğuş ve batış saatinin sorulduğu nokta doğuda ise zaman farkı verilen saatten çıkarılır. Sorulan nokta batıda ise zaman farkı verilen saate eklenir.

    UYARI : Meridyenler, Greenwich'e (0°) göre farklı yönde ise, meridyen farkını bulmak için toplama işlemi yapılır.
    UYARI : 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde (ekinokslarda) bir yerdeki Güneş'in doğuş veya batış saati verilirse, bir başka yerdeki Güneş'in doğuş veya batış saati bulunabilir. Çünkü bu tarihlerde gece - gündüz süreleri eşit olduğu için Güneş doğduktan 12 saat sonra batar ve battıktan 12 saat sonra doğar.
    Saat Dilimleri
    Dünya 15 derecelik aralıklarla 24 saat dilimine ayrılmıştır. Her saat diliminin ortasından geçen meridyen o saat dilimini kullanan ülkelerin ortak saat ayar meridyenidir. Türkiye 2. Ve 3. Saat dilimlerinde yer alır.

    UYARI : Bir ülkede birden çok saat dilimi kullanılması için, ülkenin doğu - batı doğrultusunda en az 2 saat dilimini kapsayacak kadar geniş olması gerekir.
    --*hülya*-- bunu beğendi.
  3. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    HARİTA BİLGİSİ

    Harita, Plan, Kroki

    Dünya üzerindeki bir yerin kuşbakışı görünümü, kroki, plan ya da harita olarak düzleme aktarılır.

    Harita : Dünya'nın bütününün ya da bir bölümünün kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmış şekline harita denir.
    Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için;

    - Kuşbakışı görünüme göre çizilmesi,
    - Arazi üzerindeki uzunlukların belli bir oranda küçültülmesi gerekir.

    UYARI : Kuşbakışı görünüm temel alınarak yapılan çizimlerin harita özelliği taşıyabilmesi için küçültme oranının (ölçek) bulunması gerekir.

    Plan : Bir yerin kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmasıdır. Plan bir tür büyük ölçekli haritadır.

    Kroki : Bir yerin kuşbakışı görünümünün ölçeksiz olarak düzleme aktarılmasıdır.

    Haritalarda Bozulmalar

    Dünya'nın küreselliği harita çizimini güçleştirmektedir. Dünya'nın tümü ya da bir bölümü düzleme aktarırken şekillerde, alanlarda, uzunluk ve açılarda bozulmalar olur. Bu nedenle küresel yüzeyi düzleme aktarmak için çeşitli çizim yöntemleri geliştirilmiştir.
    Özellikle yeryüzü şekillerini gösteren haritalar tam olarak gerçeği yansıtmazlar. Engebesi fazla, geniş alanların gösterildiği haritalarda hata payı artar. Az engebeli, küçük alanların gösteriminde hata payı azalır.

    UYARI : Dünya'nın küreselliği harita çizimini zorlaştırır.

    - Engebeli ve geniş alanların gösterildiği haritalarda bozulmalar fazladır.
    - Engebesiz ve küçük alanların gösterildiği haritalarda bozulmalar azdır.

    Projeksiyon

    Dünya'nın küreselliği nedeniyle, haritalarda ortaya çıkan hataları en aza indirmek için çeşitli yöntemler kullanılır. Bunun için yerkürenin paralel ve meridyen ağının belirli kurallara göre düz bir kağıda geçirilmesi gerekir. Bu sisteme projeksiyon denir.

    Projeksiyon Sistemleri

    - Alan Koruyan Projeksiyon

    Alan koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, şekil, açı ve uzunluk oranları bozulur. Ancak, paralel daireleri ile meridyenler arasındaki alanlar bozulmadan, orantılı olarak düzleme geçirilir. Böylece gerçek alan korunmuş olur.

    - Açı Koruyan Projeksiyon

    Açı koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, meridyenler ile paraleller arasındaki 90°’lik açık iler kara ve denizlerin şekilleri korunur. Ancak, bunların alanları bozulur. Bu tip haritalarda kutup bölgelerine doğru gidildikçe, kara ve denizlerin alanı büyür.

    - Uzunluk Koruyan Projeksiyon

    Uzunluk koruyan projeksiyon ile çizilen haritalarda, merkezden çevreye doğru tüm yönlerdeki uzunlukların oranı korunur. Açı ve alan korunmaz.


    Harita Çizimi

    Bir bölgenin haritası çizilirken öncelikle;

    - Bölgenin enlem ve boylamının,
    - Haritanın kullanım amacının,
    - Haritanın küçültme oranının belirlenmesi gerekir.

    Harita yapımında kullanılacak çizim yöntemi, küçültme oranı ve harita işaretleri ise haritanın kullanım amacına göre belirlenir.

    Harita Elemanları

    Tüm haritalarda bulunması gereken 5 temel eleman vardır. Bunlar, enlem-boylam, ölçek, harita anahtarı (lejant), başlık ve çerçevedir.

    Enlem-boylam : Haritası yapılacak alanın öncelikle enlem ve boylamları belirlenir. Çünkü haritanın ölçeği, bu alanın genişliğine ve kullanım amacına göre belirlenir.

    Ölçek : Haritanın kullanım amacına göre belirlenmelidir.

    Harita Anahtarı (Lejant) : Haritada kullanılan özel işaretlerin ne anlama geldiğini gösteren bölümdür. Her haritanın kullanım amacına göre farklı işaretler kullanılır.

    Başlık : Haritanın kullanım amacını belirtmeli, haritayı tanıtmaya yeterli, açık ve kısa olmalıdır.

    Çerçeve : Tüm haritalarda, haritası yapılacak alanı sınırlayan bir iç çerçeve ve diğer harita elemanlarını sınırlayan dış çerçeve çizilmelidir.

    Harita Ölçeği

    Harita üzerinde belli iki nokta arasındaki uzunluğun, yeryüzündeki aynı noktalar arasındaki uzunluğa oranıdır.
    Diğer bir deyişle, gerçek uzunlukları harita üzerine aktarırken kullanılan küçültme oranıdır.
    Örneğin : Boğaz Köprüsü'nün gerçekte 1074 m olan iki ayağı arası uzaklık, ölçeği bilinmeyen bir haritada yaklaşık 0.5 cm gösterilmiştir. Haritanın ölçeğini bulmak için harita üzerindeki uzunluğu gerçek uzunluğa oranlarız.
    Buna göre haritanın ölçeği yaklaşık 1/200.000'dir.

    Ölçek = Harita Üzerindeki Uzunluk / Arazi Üzerindeki Uzunluk (Gerçek Uzunluk)

    Kesir Ölçek

    Haritalardaki küçültme oranını basit kesirle ifade eden ölçek türüdür.

    1 / 25.000 , 1 / 500.000, 1 / 1.000.000 birer kesir ölçektir.

    Kesir ölçekte, pay ile paydanın birimleri aynıdır. Uzunluk birimi olarak santimetre (cm) kullanılır.

    Örneğin : 1 / 1.000.000 ölçeğinde, arazi üzerindeki 1.000.000 cm (10 km)'lik uzunluk harita üzerinde 1 cm gösterilmiştir.

    Çizgi (grafik) Ölçek

    Haritalardaki küçültme oranını çizgi grafiği üzerinde gösteren ölçek türüdür.
    Kesir ölçeğe göre düzenlenir ve santimetre (cm)'nin üstündeki tüm uzunluk birimleri kullanılır.

    Kesir Ölçeği Çizgi Ölçeğe Çevirme

    Kesir ölçeği, çizgi ölçeğe çevirirken önce 1 cm'nin kaç km'yi gösterdiği bulunur.

    Örnek : 1 / 2.500.000 ölçeğinde 1 cm 25km'yi gösterdiğine göre çizgi ölçekte de 1 cm 25 km'yi göstermelidir.
    Bir doğru parçası çizilerek eşit aralıklara bölünür. Üzerine, 1 cm 25 km'yi gösterecek şekilde değerler yazılır.
    Sıfırın sol tarafındaki aralık 25 km'den daha kısa uzunlukların ölçülmesine yarayacak biçimde bölümlenir.

    Çizgi Ölçeği Kesir Ölçeğe Çevirme

    Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken önce ölçeğin uzunluğunun, toplam kaç km'yi gösterdiği bulunur. 1 cm'nin kaç km'yi gösterdiğini bulmak için orantı kurulur.

    Örneğin : Çizgi ölçeğin uzunluğu 5 cm'dir.

    5 cm 20 km gösterdiğine göre
    1 cm x km'yi gösterir.
    ----------------------------------------
    x = 20 / 5 = 4 km

    Bulunan değer cm'ye çevrilir.

    Buna göre kesir ölçek 1 / 400.000'dir.

    UYARI : Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken, grafiğin sonundaki uzunluk birimine dikkat etmemiz gerekir.

    Harita Türleri

    Harita yaşamın her alanında yardımcı araçlar olarak kullanılır.
    Bir kentin imar planının çıkarılması, karayolu, demiryolu ya da köprü yapımı için en uygun yerin belirlenmesi, arkeoloji, coğrafya gibi birçok alanda araştırma yapılması sırasında haritalardan yararlanılır. Haritalar konularına ve ölçeklerine göre ikiye ayrılır.

    Konularına Göre Haritalar

    Konularına göre haritalar, kullanım amaçlarına göre genel haritalar ve özel haritalar olarak ikiye ayrılır.

    Genel Haritalar

    Toplumun geniş kesimi tarafından kullanılabilen haritalardır.

    - Topoğrafya Haritaları

    İzohips (eş yükselti) eğrisi yöntemi ile yapılır. Araziyi ölçekleri oranında ayrıntıları ile gösterirler. Ölçekleri 1 / 20.000 ile 1 / 500.000 arasında değişir. 1 / 20.000'den büyük ölçekli olanlar kadastro işlerinde ve askeri amaçlarla kullanılır. Bu haritalardan ölçek, uzunluk alan ve eğim hesaplamada yararlanılır.

    - Fiziki Haritalar

    Fiziki haritalar, yeryüzünün kabartı ve çukurluklarını gösteren orta ya da büyük ölçekli haritalardır.
    Fiziki haritalar hazırlanırken eş yükselti ve eş derinlik eğrileri geniş aralıklarla geçirilir. Bu aralıklar çeşitli renklerle boyanır. Yükseltiler genellikle yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları ile, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.

    - Siyasi ve İdari Haritalar

    Yeryüzünde veya bir kıtada bulunan ülkeleri, bir ülkenin idari bölünüşünü, yerleşim merkezlerini gösteren haritalardır. Bu haritalardan uzunluk ve alan bulmada yararlanılır. Ancak yer şekilleri hakkında bilgi edinilemez.

    - Duvar ve Atlas Haritaları

    Eğitim ve öğretim amacına yönelik haritalardır. Ölçekleri 1 / 1.100.000'dan daha küçüktür. Dünya'nın tümünü, kıtaları veya ülkeleri gösterirler.

    Özel Haritalar

    Belirli bir konu için hazırlanmış haritalardır. Bu haritalardan bazıları şunlardır:

    - Araziden Yararlanma Haritaları

    Bir bölgede arazinin nasıl kullanıldığını gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla ekili-dikili alanların, çayır ve mera alanlarının, orman alanlarının, bölünüşü ile kayalık, bataklık gibi kullanılmayan alanlar hakkında bilgi edinilir. Tarımın türü ve tarım ürünleri de bu haritalarda gösterilir.

    - Ekonomi Haritaları

    Dünya'nın bütününün ya da bir bölümünün ekonomik özelliklerini gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla endüstri kuruluşlarının türü, sayısı, dağılışı, çalışanların sayısı hakkında bilgi edinilir.

    - Hidrografya Haritaları

    Bir bölgenin su potansiyeli (akarsular, göller, yeraltı suları, kaynaklar) hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla akarsuların drenaj tipi, akım miktarı, kanallar, göl sularının özellikleri, yeraltı sularının türü, kaynakların türü sayısı ve verimlilik derecesi hakkında bilgi edinilir.

    - İzoterm Haritaları

    Bir bölgede, eş sıcaklıktaki noktaları birleştiren eğriye izoterm denir.
    İzotermler yardımıyla çizilen izoterm haritalarından, bir bölgedeki sıcaklık dağılışı hakkında bilgi edinilir.
    Sıcaklık dağılışını daha iyi gösterebilmek için, bu haritalar sıcaklık basamaklarına uygun olarak renklendirilir. Sıcak yerler için kırmızının tonları soğuk yerler için mavinin tonları kullanılır.

    - Jeomorfoloji Haritaları

    Bir bölgedeki şekillenme süreci yani iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan yer şekilleri hakkında bilgi veren haritalardır.
    Bu haritalarda faylar, yamaçlar, vadi türleri, birikinti konileri, sekiler, ovalar ve daha bir çok yer şekli taranarak gösterilir. Yer şekillerinin kolay ayırt edilmesi amacıyla bu haritalar renklendirilir.

    - Nüfus Haritaları

    Dünya'nın bütününde ya da bir bölümündeki nüfusun dağılışı ve özellikleri hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalarda nüfus dağılışı noktalama ile gösterilir. Nüfus yoğunluğu haritaları ise renklendirilir.

    - Toprak Haritaları

    Bir bölgenin toprak özellikleri ve dağılışları hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalardan, yetiştirilecek ürünlerin belirlenmesi, buna bağlı olarak topraklardan daha iyi verim alınabilmesi gibi bir çok konuda yararlanılır.

    Ölçeklerine Göre Haritalar

    - Büyük Ölçekli Haritalar

    Ölçekleri 1 / 200.000'e kadar olan bu haritalarda :

    • Küçültme oranı azdır.
    • Ayrıntı fazladır.
    • Birim düzlemde gösterilen gerçek alan küçüktür.
    • Eşyükselti eğrileri arasındaki yükselti farkı azdır.
    Planlar ve topoğrafya haritaları bu gruba girer.

    - Orta Ölçekli Haritalar

    Ölçekleri 1 / 200.000 ile 1 / 1.000.000 arasında olan haritalardır.

    Ayrıntılar, büyük ölçekli haritalar göre daha azdır.

    - Küçük Ölçekli Haritalar

    Ölçekleri 1 / 1.000.000'dan daha küçük olan haritalarda;

    • Ayrıntı en azdır.
    • Küçültme oranı en fazladır.
    • Birim düzlemde gösterilen gerçek alan büyüktür.
    • Eşyükselti eğrileri arasındaki farkı fazladır.
    Duvar ve atlas haritaları bu gruba girer.

    Haritalarda Yer şekillerinin Gösterilmesi

    Haritalarda Kullanılan Çizim Yöntemleri

    Yeryüzü şekillerini harita üzerine aktarmak için kullanılan yöntemler;

    - Kabartma Yöntemi

    Kabartma yöntemi ile yapılan haritalarda, yükseltiler belli oranda küçültülür.
    Yer şekilleri kabartılarak gösterilir.

    - Gölgelendirme Yöntemi

    Gölgelendirme yönteminde, Güneş ışınlarının yer şekilleri üzerine 45 derece açı ile geldiği kabul edilerek arazi yapısı gösterilir. Bu yöntemde gölgelerin açık veya koyu oluşu arazinin eğimi hakkında bilgi verir.
    Gölgelerin koyulaştığı yerlerde eğim azalır. Yer şekilleri ayrıntılı bir şekilde gösterilemediği için günümüzde yardımcı bir yöntem olarak kullanılır.

    - Tarama Yöntemi

    Tarama yöntemi ile yapılan haritalarda, yer şekilleri kısa, kalın, sık ya da ince, uzun, seyrek çizgilerle taranmış olarak gösterilir.
    Eğim arttıkça taramaların boyları kısalır, sıklaşır ve kalınlığı artar. Eğimin az olduğu yerlerde ise taramalar uzar, seyrekleşir ve incelir. Taramanın yapılmadığı yerler ise düzlükleri göstermektedir.
    Tarama yöntemi ile harita yapımının zor olması, yükselti, eğim bulma gibi hesaplamaların yapılamaması gibi nedenlerden dolayı bu yöntem günümüzde kullanılmamaktadır.

    - Renklendirme Yöntemi

    Eşyükselti eğrileriyle birlikte kullanılan bu yöntemde yükselti ve derinlik basamakları renklerle gösterilir. Fiziki haritalarda yükseltiler genellikle, yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.

    UYARI : Fiziki haritalarda kullanılan renkler, yer şekillerini göstermez. Yükselti ve derinlik basamaklarını göstermek için kullanılır.

    - İzohips (Eş yükselti) Eğrisi Yöntemi

    Bu yöntemle yapılan haritalarda yer şekilleri izohipsler yardımıyla gösterilir.

    İzohips (Eş yükselti) Eğrisi

    Deniz seviyesinden aynı yükseklikteki noktaları birleştiren eğriye eş yükselti (izohips) eğrisi, aynı derinlikteki noktaları birleştiren eğriye eş derinlik (izobath) eğrisi denir.

    İzohips Aralığı (Eş Aralık)

    İzohipsler haritaların ölçeğine uygun olarak belirlenen yükselti aralıkları ile çizilir. Bu aralığa izohips aralığı ya da eş aralık denir.

    İzohipslerin Özellikleri

    • İzohipsler iç içe kapalı eğrilerdir.
    • Her izohips, kendisinden daha yüksek izohipslerin çevresini dolaşır.
    • Dik yamaçlarda izohipsler sık geçer
    • Eğimin azaldığı yerlerde izohipsler seyrek geçer
    • Doruk nokta ya da üçgen ile gösterilir.
    • Çevresine göre çukurda kalan yerler yani çanaklar, içe doğru çizilen oklarla gösterilir.

    UYARI : Kıyı çizgisinden 0 m eğrisi geçer. Her eğri, kendisinden daha yüksek izohipslerin çevresini dolaşır. İzohipslerin sıklaştığı yerlerde eğim artar.

    Haritalarda Yer şekillerinin Gösterilmesi

    Yer şekillerinin gösteriminde en çok kullanılan yöntem izohips yöntemidir.
    İzohips yöntemi ile yapılan haritalarda izohipslerin uzanışına göre, tepe, sırt, boyun, yamaç, vadi, delta gibi yer şekillerini harita üstünde tanımlamak mümkündür.

    Tepe : Bir doruk noktası ve onu çevreleyen yamaçlardan oluşmaktadır.

    Sırt : İki akarsu vadisini birbirinden ayıran ve birbirine ters yönde eğimli yüzeyleri birleştiren yeryüzü şeklidir. Sırtların üzeri düz olabileceği gibi keskin de olabilir.

    Boyun : Birbirine ters yönde açılmış iki akarsu vadisinin en yüksek, iki doruk arasındaki alanın en alçak yerine boyun denir. Buralara bel ya da geçit de denir.

    Yamaç : Yeryüzündeki eğimli yüzeylerdir.

    Vadi : Akarsuyun açtığı, sürekli inişi bulunan, uzun, doğal oluktur.

    Delta : Akarsuyun taşıdığı maddeleri denize ya da göle ulaştığı yerde biriktirmesi ile oluşan yeryüzü şeklidir.

    UYARI : İzohipslerin "V" şeklini aldığı yerlerde, açık taraf akarsu akış yönünü gösterir. Akarsuların delta oluşturdukları yerlerde, izohipsler deniz veya göl yüzeyine doğru çıkıntı yapar.
    İzohipsin "V" şeklini aldığı yerlerde yükselti "V" nin açık ucuna doğru artıyorsa sırt, sivri ucuna doğru artıyorsa vadi vardır.
    Boyun olabilmesi için, karşılıklı iki tepe arasında, birbirine ters yönde uzanan iki akarsu vadisinin bulunması gerekir.

    Profil Çıkartma

    Topoğrafya yüzeyinin düşey düzlemde yaptığı ara kesite topoğrafik profil denir.
    Haritalarda yeryüzü kuşbakışı olarak görüldüğü için profil, yer şekillerinin yandan görünüşü hakkında bilgi verir.
    Profil eş yükselti eğrisi yöntemi ile yapılan haritalardan yararlanarak çizilir.

    Harita Hesaplamaları

    Gerçek Uzunluğu Hesaplama

    Gerçek uzunluk, diğer bir deyişle arazi üzerindeki uzunluk,

    Gerçek Uzunluk = Ölçek (Payda) * Harita Uzunluğu

    formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

    Örnek : 1 / 850.000 ölçekli bir haritada A - B kentleri arası 8 cm ölçülmüştür. Buna göre iki kent arasındaki kuş uçuşu uzaklık kaç km'dir?

    Orantıyla Çözüm :

    Ölçeğe göre, arazi üzerindeki 850.000 cm haritada 1 cm gösterilmiştir.
    1 cm 850.000 cm'yi gösterdiğine göre
    8 cm x cm'yi gösterir.
    ----------------------------------------------------------------
    x = 8 * 850.000 / 1 = 6.800.000 cm

    cm'yi km'ye çevirmek için 5 basamak sola doğru gitmek gerekir.

    6.800.000 cm = 68 km'dir.

    Formülle Çözüm :

    Gerçek Uzunluk = Ölçek * Harita Uzunluğu
    Gerçek Uzunluk = 850.000 * 8
    Gerçek Uzunluk = 6.800.000 cm = 68 km'dir.

    Haritadaki Uzunluğu Hesaplama

    Harita üzerindeki uzunluk

    Harita Uzunluğu = Gerçek Uzunluk / Ölçek (payda)

    formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.


    Örnek : Arazi üzerindeki 180 km'lik uzunluk 1 / 900.000 ölçekli haritada kaç cm ile gösterilir?

    Orantıyla Çözüm :

    1 / 900.000 ölçeğinde,

    1 cm 9 km'yi gösteriyorsa
    x cm 180 km'yi gösterir.
    ----------------------------------
    x = 1* 180 / 9 = 20 cm'dir.

    Formülle Çözüm :

    Ölçeğe göre, arazi üzerindeki 900.00 cm haritada 1 cm gösterilmiştir.

    Harita Uzunluğu = Gerçek Uzunluk / Ölçek (payda)
    Harita Uzunluğu = 18.000.000 / 900.000
    Harita Uzunluğu = 20 cm'dir.

    Haritadaki Uzunlukların Karşılaştırılması

    İki harita uzunluğunun karşılaştırılması esasına dayanan sorular ters orantı kurularak ya da iki aşamalı olarak çözülür.

    Örnek : 1 / 750.000 ölçekli bir haritada A-B noktaları arasındaki uzaklık 12 cm ölçülmüştür. Aynı uzaklık
    1 / 1.500.00 ölçekli bir haritada kaç cm ile gösterilir.

    Çözüm l :

    1 / 750.000 ölçekli haritada 12 cm'lik uzaklık, 1 / 1.500.000 ölçekli haritada x cm gösterilir.

    Ölçekler arasında 750.000 / 1.500.000 oranı bulunduğuna göre harita uzunlukları arasında 12 / x oranı vardır.
    x = 750.00 * 12 / 1.500.000 = 6 cm'dir.

    Çözüm 2:

    1. haritadan yararlanarak gerçek uzaklığı bulalım

    1 cm 7.5 km'yi gösteriyorsa,
    12 cm x km'yi gösterir.
    -----------------------------------------------------
    x = 12 * 7.5 / 1 = 90 km'dir.

    2. haritadan yararlanarak haritadaki uzunluğu bulalım :

    15 km'yi 1 cm gösteriyorsa
    90 km'yi x cm gösterir
    ---------------------------------
    x = 90 * 1 / 15 = 6 cm'dir.

    İzdüşümsel Alanın Hesaplanması

    İzdüşümsel alan, yer şekillerinin izdüşümünün alınması ile hesaplanan alandır. Arazi üzerindeki gerçek alan hesaplamalarında ise yer şekilleri yüzölçümü dikkate alınır. Bu nedenle bir yerin izdüşümü alanı ile gerçek alanı arasındaki fark yardımıyla arazinin engebeliliği hakkında bilgi edinilebilir.
    İzdüşüm alanı ile gerçek alan arasındaki fark fazla ise, arazinin engebesi de fazladır.
    İzdüşümsel alan,

    İzdüşümsel Alan = Ölçek (Payda)2 * Haritadaki Alana

    formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.


    Örnek : 1 / 700.000 ölçekli bir haritada bir adanın kapladığı alan 15 cm2 olduğuna göre adanın izdüşümsel alanı kam km2 dir?

    Orantıyla Çözüm :

    Ölçeğe göre, 1 cm 700.000 cm'yi göstermektedir.

    1 cm2 49 * 1010 km2 yi gösterdiğine göre,
    15 cm2 x km2'yi gösterir.
    --------------------------------------------------------------
    x = 15 * 49 * 1010 = 735 * 1010 cm2 dir.
    cm2'yi km2'ye çevirmek gerekir. 735 * 10 cm2 = 735 km2'dir.

    Formülle Çözüm :

    İzdüşümsel Alan = (Ölçek Paydası)2 * Haritadaki Alan
    İzdüşümsel Alan = (700.000)2 * 15
    İzdüşümsel Alan = 49 * 1010 * 15 = 735 * 1010 cm2
    cm2'yi km2'ye çevirmek gerekir. 735 * 1010 cm2 = 735 km2'dir.

    Haritadaki Alanı Hesaplama

    Haritadaki alan,

    Haritadaki Alan = Gerçek Alan / Ölçek (Payda)2

    formülü ile ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

    Örnek : Gerçek alanı 590.4 km2 olan göl 1 / 1.200.000 ölçekli haritada kaç cm2 gösterilir.

    Orantıyla Çözüm :

    Ölçeğe göre ;

    1 cm 12 km'yi göstermektedir.

    1 cm2 144 km2'yi gösteriyorsa
    x cm2 590.4 km2'yi gösterir.
    --------------------------------------------------------
    x = 590.4 / 144 = 4.1 cm2 dir.

    Formülle Çözüm :

    Haritadaki Alan = Gerçek Alan / Ölçek2 (Payda)

    Haritadaki Alan = 590.4 / (12)2

    Haritadaki Alan = 590.4 / 144 = 4.1 cm2

    UYARI : Haritalardaki alan hesaplanırken ölçek paydasının karesi mutlaka alınmalıdır.

    Ölçek Hesaplama

    Harita ve arazi üzerindeki uzunlukların verildiği sorularda ölçek,

    Ölçek (Payda) = Harita Uzunluğu / Gerçek Uzunluk

    formülü ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

    Örnek : Arazi üzerindeki 84 km'lik uzunluk, ölçeği bilinmeyen haritada 7 cm gösterildiğine göre, haritanın ölçeği nedir?

    Orantıyla Çözüm :

    84 km cm'ye çevrilir.
    7 cm 8.400.000 cm'yi gösteriyorsa
    1 cm x cm'yi gösterir.
    -----------------------------------------------
    x = 1 * 8.400.000 / 7 = 1.200.000 cm'dir.
    Ölçek : 1 / 1.200.000'dir.

    Formülle Çözüm :

    Ölçek (Payda) = Harita Uzunluğu / Gerçek Uzunluk
    Ölçek (Payda) = 7 / 8.400.000
    Ölçek (Payda) = 1.200.000 cm
    Ölçek : 1 / 1.200.000'dir.

    Ölçek Hesaplama

    Harita ve arazi üzerindeki alanların verildiği sorularda ölçek

    Ölçek (Payda) = Haritadaki Alan / Gerçek Alan kesrinin karekökü

    formülü ya da doğru orantı kurularak hesaplanır.

    Örnek : Gerçek Alanı 4375 km2 olan bir göl, ölçeği bilinmeyen haritada 7 cm2 gösterildiğine göre haritanın ölçeği nedir?

    UYARI : Harita ve arazi üzerindeki alanların verildiği sorularda ölçeği hesaplarken kare kök almayı unutmayınız.

    Eğim Hesaplama :

    Eğim : Topoğrafya yüzeyinin yatay düzlemle yaptığı açıya eğim denir.

    Eğim,

    Eğim = Yükseklik (m) * 100 / Yatay Uzaklık

    formülü ile hesaplanır.

    Örnek : A - B arasındaki uzaklık 1 / 600.000 ölçekli haritada 4 cm gösterilmiştir. Aralarındaki yükselti farkı 1200 m. olduğuna göre, A ile B arasındaki eğim binde (%o) kaçtır?

    Çözüm A B arasındaki gerçek uzaklık;
    4 * 6 = 24 km olduğuna göre,

    Eğim = Yükseklik Farkı (m) / Yatay Uzaklık (m) * 1000

    Eğim = 1200 / 24.000 * 1000

    Eğim = %o 50'dir.

    UYARI : Eğim yüzde (%) olarak hesaplanırken 100 ile, binde (%o) olarak hesaplanırken 1000 ile çarpılır.
    --*hülya*-- bunu beğendi.
  4. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    İKLİM TİPLERİ

    Dünya’da İklim ve Doğal Bitki Örtüsü

    Dünya’da Görülen İklim Tipleri

    Bir yerde benzer sıcaklık, basınç, rüzgar, nemlilik ve yağış özelliklerinin uzun süre etkili olmasıyla iklim tipleri belirmektedir. İklimi oluşturan bu öğelerden birinin ya da ikisinin farklı olması, değişik iklim tiplerinin ortaya çıkmasına neden olur.
    Dünya’da görülen iklimler, sıcak kuşak iklimleri, ılıman kuşak iklimleri ve soğuk kuşak iklimleri olarak üöç ana bölümde toplanır.

    Sıcak Kuşak İklimleri

    Sıcak Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri

    • Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°C’nin üstündedir.
    • Sıcaklık farkları Ekvator’dan uzaklaşdıkça artar.
    • Soğuk mevsim yoktur.
    • Yağış özellikleri farklılık gösterir.

    Ekvatoral İklim

    Ekvatoral İklimin Özellikleri

    Yıllık sıcaklık ortalamasının 20°C’nin üstünde olduğu ekvatoral iklimde yıl boyunca yaz koşulları yaşanır.
    Güneş ışınları, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla geldiğinden yıllık sıcaklık farkı azdır.
    Yıl boyunca yükseltici hava hareketlerine bağlı olarak konveksiyonel yağış görülür.
    Yıllık yağış miktarı 2000 mm’nin üzerindedir. Her mevsimin yağışlı olduğu ekvatoral bölge akarsularının rejimleri düzenlidir ve yıl boyunca bol su taşır. Güneş ışınlarının dik geldiği Mart ve Eylül aylarında yağışlar artar. Bu nedenle ekinokslarda (21 Mart – 23 Eylül) akarsularda kabarma olur.

    Konveksiyonel Yağış : Isınan havanın yükselerek soğuması ile oluşan yağışlardır.

    UYARI : Ekvatoral iklimde yıllık sıcaklık farklarının az olması güneş ışınlarının yere değme açılarının az değişmesiyle, günlük sıcaklık farklarının az olması ise nem oranının yüksek olmasıyla ilgilidir.

    Ekvatoral İklimin Doğal Bitki Örtüsü

    Yıl boyunca sıcaklık ve nem koşulları elverişli olduğundan sürekli yeşil kalabilen yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan gür ormanlardır. Yağmur ormanları adı verilen bu ormanlardaki ağaçların boyu yağış miktarının fazla olması nedeniyle 40-60 m lere kadar çıkabilir. Ormanaltı floarası da çok zengindir.

    Ormanaltı Florası : Orman örtüsü altında loş ortamda yetişen, çoğunlukla ot ve sarmaşık türlerinin oluşturduğu bitki topluluğudur.

    Ekvatoral İklimin Görüldüğü Yerler

    10° Kuzey ve Güney enlemleri arasında,
    Güney Amerika’da Amazon Havzası’nda,
    Afrika’da Kongo Havzası’nda ve Gine Körfezi kıyılarında,
    Asya’da Endonezya Adaları’nda görülür.

    Yazları Yağışlı Tropikal İklim (Savan)

    Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C’nin üstündedir.
    Yazlar sıcak ve yağışlı, kışlar sıcak ve kurak geçer
    Güneş ışınlarının dik açıyla geldiği yaz aylarında konveksiyonel yağışlar görülür.
    Kış aylarında subtropikal yüksek basıncın (DYB) etkisinde kaldığından kış kuraklığı belirgindir.
    Yıllık yağış miktarı 1000 mm civarındadır.

    UYARI : Savan ikliminde günlük sıcaklık farkları, nemlilik nedeniyle yazın az, kışın fazladır.

    Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Doğal Bitki Örtüsü

    Yaz yağışlarıyla yeşeren, uzun boylu, gür ot topluluklarıdır. Bunlara savan adı verilir. Savanlar arasında yer yer kurakçıl ağaçlar görülür. Akarsu boylarında ise galeri ormanları görülür.

    Galeri Ormanları : Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50-100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.

    Yazları Yağışlı Tropikal İklimin (Savan İklimi) Görüldüğü Yerler

    10° enlemleri ile dönenceler arasında,
    Orta Amerika’da,
    Sahra Çölü ile Ekvatoral Afrika arasında,
    Güney Afrika’da,
    Güney Amerika’da,
    Kuzey Avustralya’da,
    Madagaskar’ın batısında görülür.

    Muson İklimi

    Muson İkliminin Özellikleri

    Kış sıcaklığı 10°C - 20°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık ortalaması 20°C nin üstündedir.
    Muson rüzgarlarının etkisiyle yazlar sıcak ve bol yağışlı geçer. Kışlar ise ılık ve kuraktır.
    Çoğunlukla 2000 – 5000 mm arasında değişen yıllık yağış miktarı bazı yerlerde 10000 mm’yi geçmektedir. Örneğin Hindistan’ın Çerapunçi kasabasında yıllık yağış miktarı 12000 mm’yi bulmaktadır.
    Yaz aylarında orografik yağışlar görülür.

    Orografik Yağışlar : Nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacına çarparak yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır.

    Muson İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Yağışın fazla olduğu yerlerde, kış aylarında yapraklarını döken yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar görülür. Bu ormanlara muson ormanları denir.

    Muson İkliminin Görüldüğü Yerler

    Güney, Doğu ve Güneydoğu Asya kıyılarında,
    Madagaskar’ın doğusunda,
    Avustralya’nın kuzeydoğusunda,
    Kuzey Amerika’nın güneydoğu kıyılarında görülür.

    Çöl İklimi

    Çöl İkliminin Özellikleri

    Günlük ve mevsimlik sıcaklık farklarının azla olması karakteristik özelliğidir.
    Yağışlar yok denecek kadar azdır.
    Sıcaklık farklarının fazla olması, kayaların fiziksel olarak parçalanıp ufalanmasına neden olur.
    Kimyasal çözülme yetersiz olduğundan toprak oluşumu zordur.

    Çöl İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Kuraklığa uyum sağlamış olan kurakçıl otlar ve çalılardan oluşur. Kuraklığa en iyi uyum sağlamış bitkiler, gövdesinde çok miktarda su biriktirebilen kaktüslerdir. Üzerlerindeki küçük dikenler, bitkinin ısı kaybını azaltmaktadır. Ayrıca yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde vahalar oluşmuştur.

    Vaha : Çöllerde suyun bulunduğu, bitkilerin yetişebildiği, insanların yerleşip barındığı yerdir. Vahalar akarsu boylarında, kuyuların açıldığı yerlerde, büyük su kaynakları yanında gelişmiştir.

    Çöl İkliminin Görüldüğü Yerler

    Asya Kıtası’nda; Arabistan, Gobi, Taklamakan Çöllerinde,
    Kuzey Amerika’da; Kaliforniya, Nevada, Kolorado, Meksika Çöllerinde,
    Afrika’da; Büyük sahra, Kalahari, Namibya Çölleri’nde,
    Avustralya’da; Büyük Kum Çölü’nde,
    Güney Amerika’da; Atakama Çölü’nde görülür.

    UYARI : Çöllerin en büyük bölümü Kuzey yarım Küre’dedir. Bu durum, karaların Kuzey Yarım Küre’de Güney Yarım Küre’den daha fazla olmasının sonucudur.

    Ilıman Kuşak İklimleri

    Ilıman Kuşak İklimlerinin Ortak Özellikleri

    Yıllık sıcaklık ortalamaları 20°C’nin altındadır.
    Sıcaklık farkları belirgindir.
    4 mevsim yaşanır.

    Akdeniz İklimi

    Akdeniz İkliminin Özellikleri

    Yazları sıcak ve kurak geçer.
    Yıllık ortalama sıcaklık 18°C - 20°C arasında değişir.
    Yazın genişleyen subtropikal antisiklon (DYB), Akdeniz iklim bölgesinde yaz kuraklığını belirginleştirir.
    Kışlar ılık ve yağışlıdır. Çünkü kış aylarında gezici alçak basınçlar cephesel yağışlara neden olur.
    Yıllık ortalama yağış miktarı 600-1000 mm arasında değişir ve yağış rejimi düzensizdir.
    Kar yağışı ve don olayı ender görülür.

    Don Olayı : Havanın açık ve durgun olduğu kış gecelerinde aşırı ısınma nedeniyle toprak donar. Don olayı tarımsal üretime büyük ölçüde zarar verir. Karasal bölgelerde don olayı sık görülür.

    Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Kısa, bodur ağaç ve çalılardır. Bu bitki örtüsüne maki adı verilir. Yaz kuraklığına uyum sağladığından yaprakları genellikle sert, tüylü, ince ve uzundur.
    Zeytin, defne, keçiboynuzu, mersin, lavanta, kekik ve zakkum maki bitki topluluğu içinde yer alır.

    Akdeniz İkliminin Görüldüğü Yerler

    Akdeniz çevresindeki ülkelerde,
    Güney Portekiz kıyılarında,
    Afrika’da Kap Bölgesi’nde,
    Güneybatı Avustralya kıyılarında,
    Orta Şili’de,
    Kuzey Amerika’da Kaliforniya yöresinde,
    Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Güney kıyılarında görülür.

    UYARI : Akdeniz iklimi genellikle 30°-40° enlemleri arasında görülür.

    Ilıman Kuşak Okyanus İklimi

    Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Özellikleri

    Orta Kuşak kıtalarının batı kıyılarında, batı rüzgarlarının ve sıcak su akıntılarının etkisiyle gelişen bir iklim tipidir.
    Yıllık ortalama sıcaklık 20°C’nin altındadır.
    Sıcaklık farkları belirgin değildir.
    Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
    Her mevsim yağışlıdır. Sonbahar ve kış yağışları daha belirgindir.
    Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
    Kış aylarında cephesel, yaz aylarında hem cephesel hem de yükselim yağışları görülür.

    UYARI : Okyanus ikliminin belirmesinde temel etken batı rüzgarları ve sıcak su akıntılarıdır.

    Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan karma ormanlardır.
    Yer yer çayırlar görülür.

    Ilıman Kuşak Okyanus İkliminin Görüldüğü Yerler

    Kuzey Amerika’nın batı ve güneydoğu kıyılarında,
    Güney Amerika’nın güneybatı kıyılarında,
    Batı Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyılarında,
    Yeni Zellanda’da,
    Afrika’nın güneyinde,
    Avustralya’nın doğusunda,
    Tasmanya’da görülür.

    Ilıman Kuşak Karasal İklim

    Ilıman Kuşak Karasal İklimin Özellikleri

    Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
    Günlük ve mevsimlik sıcaklık farkları belirgindir.
    En yağışlı mevsim ilkbahardır.
    Don olayı sık görülür.
    Sıcak çöllerin kenarlarında görülen karasal iklimde yaz mevsimi kısa sürer.

    UYARI : Ilıman karasal iklimde kış aylarındaki yağış azlığı, termik yüksek basıncın etkili olmasına bağlıdır. Yazın görülen yağışlar ise konveksiyoneldir.

    Ilıman Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

    İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile sararan kısa boylu otlardır. Bunlara step ya da bozkır denir. Steplere Kuzey Amerika’da preri, Güney Amerika’da pampa adı verilir. Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlar görülür.

    Ilıman Kuşak Karasal İkliminin Görüldüğü Yerler

    Kuzey ve Güney Amerika’nın iç kısımlarında,
    Anadolu’nun iç kısımlarında,
    Irak’ta,
    İran’da,
    Türkistan’da,
    Afrika’nın iç kısımlarında,
    Avustralya’nın iç kısımlarında görülür.

    Soğuk Kuşak İklimleri

    60° - 90° enlemleri arasında görülür.
    Sıcaklık yıl boyunca düşüktür.
    İklimin elverişsiz olması tarımı sınırlandırmaktadır.

    Soğuk Kuşak Karasal İklim

    Soğuk Kuşak Karasal İklimin Özellikleri

    Bu iklim iki alt bölüme ayrılır.

    Yazı ve Kışı Soğuk Karasal İklim

    Yıllık sıcaklık farkları belirgindir.
    Yazlar soğuk, yer yer serin ve kısa, kışlar ise çok soğuk, uzun ve karlı geçer. Kar uzun süre toprakta kalır.
    En yağışlı mevsim yazdır ve konveksiyonel yağış görülür.
    Sıcaklık ortalamalarının Ekvator’a doğru gidildikçe artmasına bağlı olarak bu iklim tipi değişir ve yazları sıcak karasal iklime geçilir.

    Yazları Sıcak Karasal İklim

    Kış sıcakları -10°C’nin altına inmez.
    Yaz sıcaklıkları 20°C nin üstüne çıkar.
    Yağış miktarı fazladır. İlkbahar ve yaz yağışları daha belirgindir.

    Soğuk Kuşak Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

    İğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Bu bitki örtüsüne tayga adı verilir.
    Yer yer çayırlar görülür.

    Soğuk Kuşak Karasal İklimin Görüldüğü Yerler

    Soğuk kuşağın yazları sıcak karasal iklimi,
    ABD’nin kuzeydoğusunda,
    Kanada’da,
    Kuzey Çin’de,
    Mançurya’da,
    Rusya’da,
    Orta Sibirya’da görülür.
    Soğuk kuşağın yazları da soğuk karasal iklimi,
    Asya, Avrupa ve Amerika kıtalarının kuzeyinde, tundra ikliminin altında bir kuşak halinde görülür.

    Tundra İklimi

    Tundra İkliminin Özellikleri

    • Yazlar çok kısa ve serin geçer. Yaz sıcaklığı 10°C’nin üstüne çıkmaz.
    • Yıllık yağış miktarı 250 mm civarındadır.
    • Kışlar çok soğuk ve uzun geçer.
    • Toprak kış aylarında donmuş haldedir.
    • Yaz aylarında toprağın üst kısımlarında çözülmeler görülür ve bataklıklar oluşur.

    Tundra İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Düşük sıcaklığa ve kuraklığa uyum sağlamış olan kısa boylu çalılar, otlar ve yosunlardır.
    Bu bitki örtüsüne tundra adı verilir.

    Tundra İkliminin Görüldüğü Yerler

    60°-70° enlemleri arasında,
    Asya’da,
    Avrupa’da,
    Kanada’nın kuzey kısımlarında,
    Güney Amerika’nın güney kısımlarında görülür.

    Kutup İklimi

    Kutup İkliminin Özellikleri

    Sıcaklık yıl boyunca 0°C’nin altındadır.
    Sıcaklığın düşük olması buharlaşmayı engellediği için yağış az ve kar biçimindedir.
    Sürekli donmuş halde olan toprak kar ve buz ile kaplıdır.

    Kutup İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Toprak , sürekli kar ve buz örtüsü ile kaplı olduğu için bitki örtüsünden söz edilemez.

    Kutup İkliminin Görüldüğü Yerler

    Kutuplar çevresinde,
    Grönland’da,
    Antartika’da görülür.

    Türkiye’de İklim ve Doğal Bitki Örtüsü

    Türkiye’de Görülen İklim Tipleri

    Türkiye, matematik ve özel konumu nedeniyle çeşitli iklim tiplerinin görüldüğü bir ülkedir. Türkiye’de, çevresindeki denizlerin, kara kütlelerinin, basınç merkezlerinin, enlemin ve yeryüzü şekillerinin etkisiyle 3 ana iklim tipi belirmiştir. Ana iklim tipleri arasında her iki iklim tipinin de özelliğini taşıyan geçiş iklimleri görülür.

    Karadeniz İklimi

    Karadeniz İkliminin Özellikleri

    Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesimlerinde görülür.
    Her mevsim yağışlıdır. En çok yağış sonbahar ile kış aylarında düşer.
    Türkiye’de görülen iklimler içinde yıllık yağış miktarı en fazla olandır.
    Yazlar serin ve yağışlı, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
    Yıllık sıcaklık farkı azdır.
    Bulutluluk oranı yüksek, güneşli gün sayısı azdır.
    Karadeniz iklimi yer şekillerinin farklılığı nedeniyle 3 alt tipe ayrılmıştır.

    UYARI : Karadeniz iklimi sıcaklık ve nem koşulları bakımından okyanusal iklime benzer. Bu iklim tipinde yağış miktarı dağların konumuna ve yükseltilerine bağlı olarak farklılık gösterir.

    Doğu Karadeniz Tipi

    Dağların kıyıdan hemen sonra yükselmesi, uzanış yönleri ve bunların yağış getiren rüzgarlara dönük olması gibi etkenlerden dolayı Türkiye’nin ve bölgenin en yağışlı bölümüdür.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C - 15°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 7°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C
    Yıllık yağış miktarı 1500-2500 mm

    Orta Karadeniz Tipi

    Bu bölümde dağlar kıyıdan uzaklaştığı ve yükseltileri azaldığı için yıllık yağış miktarı azalmıştır.
    Yıllık sıcaklık farkları azdır.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 14°C - 15°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 7°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 23°C
    Yıllık yağış miktarı : 700 – 900 mm

    Batı Karadeniz Tipi

    Yaz ve kış sıcaklıkları Orta ve Doğu Karadeniz tipine göre biraz daha düşüktür.
    Yıllık yağış miktarı, Orta Karadeniz’dekinden daha azdır.
    Kar yağışı ile don olayı Doğu ve Orta Karadeniz’e göre daha sık görülür.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 13°C - 14°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 21°C
    Yıllık yağış miktarı : 1000-1500 mm

    Karadeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Sıcaklık ve yağış koşulları gür ormanların ve ormanaltı florasının gelişmesini sağlamıştır. Ancak Orta Karadeniz Bölümü’nde yıllık yağış miktarının azalmasına bağlı olarak orman örtüsü zayıflar.

    Karadeniz Bölgesi Bitki Katları

    Geniş yapraklı ağaçlardan oluşan orman
    Geniş ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman
    İğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman
    Alpin çayırlar

    Akdeniz İklimi

    Akdeniz İkliminin Özellikleri

    Yazları sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.
    Kar yağışı ve don olayı ender görülür.
    En yağışlı mevsim kış, en kurak mevsim yazdır.
    Yaz kuraklığı belirgindir.
    Akdeniz iklimi sıcaklık ortalamaları farklı olduğu için 2 tipe ayrılır.

    UYARI : Akdeniz ikliminin etki alanı Akdeniz Bölgesi’nde Toros Dağları’nın varlığı nedeniyle dar, Ege Bölgesi’nde ise dağların kıyıya dik uzanması nedeniyle geniştir.

    Asıl Akdeniz Tipi

    Akdeniz ve Ege kıyılarında görülür.
    Dağların kıyıdan hemen sonra yükseldiği yerlerde yağış miktarı artar.
    Kış sıcaklığının en yüksek olduğu yerler Akdeniz kıyılarıdır.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 18°C - 19°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 8°C - 9°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 28°C - 30°C
    Yıllık yağış miktarı : 750 – 1000 mm

    Bozulmuş Akdeniz Tipi (Marmara Tipi)

    Gelibolu Yarımadası ile Güney Marmara kıyılarında daha yaygın olan bu iklim tipi, Trakya’nın büyük bir bölümünde de görülür.
    Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimi arasında geçiş özelliği gösterir.
    Enlem farkı nedeniyle sıcaklık ortalamaları Asıl Akdeniz tipine göre düşüktür.
    Kar yağışı ve don olayı Asıl Akdeniz tipine göre daha sık görülür.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C - 15°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 5°C - 6°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 24°C
    Yıllık yağış miktarı : 600 – 800 mm

    UYARI : Akdeniz İkliminin Marmara tipinde sıcaklıkların daha düşük olması, enlem farkı ve kuzeyden gelen rüzgarların etkisiyle açıklanır, Karadeniz ikliminin etkisiyle yaz yağışlarında artış görülür.

    Akdeniz İkliminin Doğal Bitki Örtüsü

    Kısa, bodur ağaç ve çalılardan oluşan makilerdir. Maki bütün yıl boyunca yeşil kalır.
    Makilerin yükselti sınırı enlemin etkisine bağlı olarak değişir.

    Akdeniz’de 700 – 800 m
    Ege’de 400 – 500 m
    Güney Marmara’da ise 250 – 300 m’dir.

    Karasal İklim

    Karasal İklimin Özellikleri

    Kuzey Anadolu ve Toros Dağları denizel etkilerin iç bölgelere girmesini zorlaştırdığı için iç kesimlerde iklim karasallaşmıştır.
    Yıllık yağış miktarı az, sıcaklık farkları belirgindir.
    Karasal iklim, enlem ve yükselti farkı nedeniyle 3 tipe ayrılır:

    UYARI : Karasal iklimde yaz kuraklığının görülmesi, Akdeniz yağış rejiminin etkili olduğunu gösterir.

    İç Anadolu Tipi

    İç Anadolu, İç Batı Anadolu, Göller Yöresi ve Ergene Havzası’nda görülür.
    Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
    En yağışlı mevsim ilkbahardır.

    Yıllık sıcaklık ortalaması : 10°C - 12°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 2°C - 4°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması : 25°C
    Yıllık yağış miktarı : 250 – 500 mm

    Güneydoğu Anadolu Tipi

    Türkiye’nin en sıcak iklim bölgesidir.
    Yazlar çok sıcak, kurak ve uzun, kışlar ılık, yer yer soğuk ve kısa geçer.
    Yaz kuraklığının en belirgin olduğu bölgedir.
    Bölgenin batısında kış yağışları, doğusunda ilkbahar yağışları belirgindir.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 15°C – 19°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : 1°C - 2°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :30°C den yüksek
    Yıllık yağış miktarı : 400 – 700 mm

    Doğu Anadolu Tipi (Yazın Yağışlı Tip)

    Bölgenin yüksek bölümlerinde karasal iklim özellikleri daha belirgindir.
    Kışlar çok soğuk, karlı ve uzun, yazlar serin, yağışlı ve kısa geçer.
    En yağışlı mevsimler, yaz ve ilkbahardır.
    Kar yağışı ve don olayı çok sık görülür.
    Yükseltinin etkisiyle kar yağışı diğer bölgelere göre erken başlar.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 3°C - 6°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -12°C’den düşük
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :21°C - 22°C
    Yıllık yağış miktarı : 400 – 600 mm

    Doğu Anadolu Tipi (Yazları Kurak Tip)

    Bölgenin Çukurda kalan alanlarında (Yukarı Fırat, Orta ve Yukarı Murat Bölümleri) kış sıcaklığı biraz daha yüksektir. Ancak İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu tipine göre kışlar sert geçer.
    İlkbahar yağışları belirgindir.
    Yazlar daha sıcak ve kurak geçer.
    Bu iklim tipi yükseltisi düşük çöküntü ovalarında ve akarsularca derin yarılmış vadi tabanlarında görülür.
    Yıllık sıcaklık ortalaması : 12°C – 12°C
    Ocak ayı sıcaklık ortalaması : -8°C
    Temmuz ayı sıcaklık ortalaması :25°C den yüksek
    Yıllık yağış miktarı : 300 – 500 mm

    Karasal İklimin Doğal Bitki Örtüsü

    İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile fazla boy atmadan sararan ve step (bozkır) adı verilen bitki örtüsü geniş yer kaplar. Step alanlarının bir bölümü antropojendir.
    Yüksek yerlerde yer yer iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar bulunur. Dağ doruklarına yakın yerlerde düşük sıcaklık nedeniyle dağ çayırları yer alır.

    Antropojen Step (Bozkır) : Ağaçların tahrip edildiği alanlarda gelişen steplere antropojen step (bozkır) adı verilir.

    İklimin İnsan ve Çevre Üzerindeki Etkileri

    İnsanların yaşantısını, ekonomik etkinliklerini belirleyen en önemli etken iklimdir.

    İklimin Doğal Bitki Örtüsüne Etkisi

    Bir bölgede ormanın bulunması, alt ve üst sınırının belirlenmesi doğrudan iklimin kontrolü altındadır. Ormanın yataydaki (enleme bağlı) ve dikeydeki (yükseltiye bağlı) üst sınırını sıcaklık belirler. Yağış ise orman örtüsünün alt sınırını belirleyen önemli bir iklim elemanıdır. Ayrıca yağış miktarı ormanın yoğunluğu üzerinde etkindir. Bir yerde bitki örtüsündeki çeşitlilik de iklim elemanlarına bağlıdır.

    İklimin Tarım Koşullarına Etkisi

    Bir bölgenin sıcaklık ve nem koşulları tarım ürünlerini, sulamaya duyulan gereksinimi etkilemektedir.Yaz kuraklığının belirgin olduğu bir yerde sulamaya duyulan gereksinim fazladır. Buna kuraklık sınırı denir.
    Tarımsal etkinlikleri sınırlandıran diğer bir etken de düşük sıcaklıktır.
    Sıcaklık kutuplara doğru ve yükseklere çıkıldıkça düşer. Belli bir yerden sonra tarımsal etkinlik sona erer. Ancak, bazı ürünler düşük sıcaklığa daha dayanıklı olduğundan tarım alanları kutuplara daha yakındır.

    UYARI : Tarımın yükselti sınırı, tropikal kuşakta 4000 m, Türkiye’de 2000 m civarındadır.

    İklimin Toprak Oluşumuna Etkisi

    Bir bölgedeki toprağın türü, oluşum süresi ve derinliği iklimle yakından ilişkilidir. Değişik iklim bölgelerindeki topraklar birbirinden farklıdır. Örneğin nemli bir bölgede yağışlar ve yüzey suları ile toprağın içindeki kireç ve mineraller yıkanır. Çöllerde ise yağış azlığı nedeniyle topraktaki yıkanma minimum düzeydedir.

    İklimin Kara ve Deniz Sularına Etkisi

    İklimin, karalardaki suların oluşumu ve özellikleri üzerinde önemli etkisi vardır. Akarsular, göller, yer altı suları ve kaynaklardan oluşan kara sularının fiziksel ve kimyasal özellikleri ile su potansiyelleri iklimle yakından ilişkilidir. İklim, akıntılar, denizlerin su sıcaklığı ve tuzluluk oranı üzerinde de etkilidir.

    İklimin Yer şekillerine Etkisi

    Bir bölgede etkili olan dış güçler (akarsular, buzullar, rüzgarlar) bölgenin iklim koşullarına bağlı olarak değişir.
    Örneğin Türkiye’de akarsuların oluşturduğu yer şekilleri yaygınken, İsveç, Norveç gibi soğuk enlemlerdeki ülkelerde buzul şekilleri yaygın olarak görülmektedir.

    İklimin Nüfus ve Yerleşmeler Üzerine Etkisi

    Yeryüzünde nüfusun dağılışı büyük ölçüde iklimin kontrolü altındadır. Nüfusun yatay dağılışı incelendiğinde, nüfusun yoğun olduğu ülkelerin Orta Kuşak’ta toplandığı görülür. Buna karşın sıcak ve kurak çöller ile kutuplarda nüfus yok denecek kadar azdır. Yerleşmelerin dikey dağılışı ise yükseltiye ve denize olan uzaklığa bağlıdır. Ayrıca nüfusa bağlı olarak yerleşmelerin yoğunluğu ve büyüklüğü de iklimle ilişkilidir.

    İklimin Konut Tiplerine Etkisi

    Bir yerin iklim koşulları ile konut tipleri ve yapı malzemesi arasında yakın bir ilişki vardır. Örneğin kar yağışının etkin olduğu yerlerde evler dik çatı yapılırken, sıcak ve kurak iklim koşullarının etkin olduğu yerlerde kalın duvarlı, küçük pencereli ve düz çatılı yapılır. Kent yerleşmelerinde ise yapılaşma, iklim koşullarından bağımsızdır.

    İklimin Turizme Etkisi

    Yıl boyunca sıcaklık koşullarının uygun olduğu kıyı bölgeleri deniz turizminin geliştiği yerlerdir. Örneğin Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde deniz turizmi çok gelişmiştir.
    Ayrıca yüksek dağlarda ve yüksek enlemlerdeki kar yağışına bağlı olarak yapılan kış turizmi de iklimin kontrolü altında gelişmiştir.

    UYARI : İklim özellikleri benzer bölgelerde;
    doğal bitki örtüsü,
    tarımsal etkinlikler,
    akarsu rejimleri,
    konut tipleri ve yapı malzemesi,
    turizm etkinlikleri,
    insanların gereksinimleri (giyim beslenme) benzer özellikler gösterir.
    --*hülya*-- bunu beğendi.
  5. Özel Üye Elif

    Özel Üye Elif Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2009
    Mesajlar:
    2.002
    Beğenileri:
    789
    Ödül Puanları:
    0
    TÜRKİYE ‘NİN YERŞEKİLLERİ VE OLUŞUMU


    Ülkemizin yer şekilleri de dünyadaki diğer yerler gibi İç ve Dış Kuvvetlerle oluşmuştur.
    İç Kuvvetler: Volkanizma, Depremler ve Tektonik Hareketlerdir. Bunlar yeryüzünü çok hızlı şekillendirirler ve büyük yer şekilleri oluştururlar. Bu kuvvetlerin sonucunda yer şekilleri yükselir, kıvrılır yada kırılır, yeni dağlar yada çukur alanlar oluşur v.s.
    Dış Kuvvetler: Akarsular, Buzullar, Rüzgarlar, Dalgalar gibi aşındırıcı güçlerdir. Bu güçler yavaş şekillendirme yaparlar. İç kuvvetler yeryüzüne engebe kazandırırken dış kuvvetler onları törpüleyip aşındırarak aşınan malzemeyi çukur alanlara doldururlar. Böylece yeryüzünü düzleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu aşındırma ve biriktirmenin son safhası ise dümdüz yeryüzü yani Peneplenler ’dir.
    İç ve Dış kuvvetlerin faaliyetleri günümüzde hala devam etmektedir. Oluşumu milyonlarca yıl öncesine dayanan ülkemizin oluşumunu jeolojik zaman çizelgesi içerisinde inceleyelim.
    1.ZAMAN: (4 milyar yıl öncesi) Türkiye ’nin arazisinde Tethys Denizi vardı. Daha sonra bu denizin tabanı yükselerek ülkemizin çekirdeğini oluşturmuştur. 1. Zamanda oluşmuş araziler sertleşmiş (Masif) haldedir. Bu yüzden esnemezler, kırılmazlar. Trakya ’da Yıldız Dağl. Ege’de Menteşe, İç Anadolu’da Kırşehir ve Doğuda Bitlis masif alanlardır. Bu zamanda gür olan bitki örtüsü kalıntıları bu günkü Taşkömürü yataklarını oluşturmuştur.
    2.ZAMAN: (360 Milyon yıl önce) Bu zamanda yerkabuğu hareketleri (Tektonizma) fazla olmamış. Ülkemizin su yüzüne çıkan masif alanları dış kuvvetlerce aşındırmalara maruz kalmıştır.
    3.ZAMAN: (160 Milyon yıl önce) Bu zaman da Alp- Himalaya kıvrım kuşağı ile ülkemizin arazisi de yükselmeye uğramış ve Anadolu Yarımadası genel görünümünü almıştır. Bunun sonucunda Toroslar ve K.Anadolu Dağ Kuşakları oluşmuştur. Volkanizma ve faylanma etkili olmuş, Volkan dağları oluşmuştur. Bu zamandan kalan bitki kalıntıları ise bu günkü Linyit Yataklarının oluşmasını sağlamıştır. Ayrıca Petrol, Tuz ve Bor Mineralleri de bu zamanda meydana gelmişlerdir.
    4.ZAMAN: (2 Milyon yıl öncesinden günümüze) Buzul Dönemi ve Buzul sonrası diye iki dönem yaşanmıştır. Ülkemiz son şeklini almıştır. (Delta ovaları ve Akarsu sistemi oluşmuş) Ege denizi ’nin olduğu Egeit karası çökerek Ege Denizi, bunu takiben İst. ve Ç.Kale Boğazları oluşmuştur. Bugün bu çökme Marmara, Karadeniz ve Akdeniz Havzalarında hala devam etmektedir.







    Türkiye’nin Yerşekillerinin Genel Özellikleri
    1) Ülkemiz yükseltisi fazla olan bir ülkedir.Ortalama 1132 m. İle Avrupa’nın en yüksek ülkesidir. (Asya;1000m. Avrupa;300m.)
    Bu durumun nedeni;
    • Alp-Himalaya Orojenezi sunucu oluşan genç bir arazi olması,
    • Epirojenik hareketlerle toptan yükselmiş olmasıdır.(Ancak yüksek olmasının yanı sıra iç kısımlarında birçok çöküntü ovası bulunmaktadır.Erzurum, Muş ovaları v.s.)
    2) Ülkenin dağlarının Doğu-Batı uzantılı olması, (Alp-Himalaya kuşağının arasında kaldığı için)
    3) Kuzey ve Güneyde uzanan sıradağlar Doğuda birleşirler buda Doğunun yükseltisini arttırmıştır,
    4) Kuzey ve Güneyde kıyıya paralel uzanan dağlar bu kıyıların girintisi çıkıntısı az sade bir özellik göstermesini sağlamıştır.
    5) Türkiye’de batıdan doğuya gidildikçe yükselti artar.

    Sonuç; Türkiye yükseltisi fazla ama yerşekilleri yönüyle çok çeşitlilik gösteren bir ülkedir. Bu da çok çeşitli iklim tiplerinin görülmesine, tarımsal ve doğal bitki örtüsü çeşitliliğinin artmasına neden olmuştur.
    TÜRKİYE’NİN DAĞLAR
    Türkiye’de dağlar çok geniş bir alan kaplar. Dağ; çevresine göre 500m. Ve daha yüksek kabarıklıklardır. Bazıları tek bulunurken bazıları da sıradağlar şeklindedir.Oluşumlarına göre dağlar ikiye ayrılır.1-Orojenik Hareketlerle Oluşan Dağlar:
    Orojenez dağ oluşumu demektir. Yan basınçla sıkışan yerkabuğu plakaları kıvrılarak yada kırılarak engebe kazanır ve sıradağlar oluşur. Ülkemizde orojenez iki şekilde görülür. A) Kıvrılma ile B) Kırılma ile
    a) Kıvrım Dağları: Orojenez sonucu esnek tabakalar kıvrılarak yükselir ve sıradağlar oluşturur. Ülkemizdeki dağlar Alp-Himalaya orojenezi sonucu oluşmuştur. Kuzey Anadolu ve Toros Dağları bu şekilde oluşmuştur.




    B Kıvrılma sonucu yüksekte kalan kubbemsi kısımlara Antiklinal, alçakta kalan çanaksı yapıya ise Senklinal denir. Bu oluşumda da bazen kırılmalar dolayısıyla senklinaller boyunca fay hatları oluşabilir. Ülkemizi K.Anadolu b) Kırık Dağları: Orojenez sonucu sert tabakalar kıvrılmaz kırılır. Böylece yükselen kısımlar (Horst) sıradağları oluştururken, Alçalan kısımlar Çöküntü ovalarını (Graben) oluştururlar. Horst ve Grabenler arasında ise kırıklar (Fay Hatları) bulunur. Bu yüzden buralar hem deprem alanlarıdır hem de kaplıca kaynaklarının sık görüldüğü yerlerdir. Ege bölgesinde kıyıya dik uzanan dağlar bu şekilde oluşmuşlardır.


    2- Volkanizma ile Oluşan Dağlar:
    Yerin derinliklerindeki mağmanın yerkabuğunun zayıf ve çatlak kısımlarından yer üstüne çıkmasıyla oluşan genelde tek dağlardan ibaret olan dağlardır.
    Not: Volkanik sahalar mineralce zengindir. O yüzden tarım arazileri de çok verimlidir. Ayrıca maden bakımından da zengin alanlardır.
    Türkiyedeki volkanik dağlar;
    Marmara Bölgesi : Uludağ
    G.Doğu Anadolu Bölgesi : Karacadağ
    Karadeniz Bölgesi : Köroğlu Dağları
    Akdeniz Bölgesi : Hassa Bölgesi (Hatay)Ege Bölgesi : Kula Tepeleri (En genç)
    Doğu Anadolu Bölgesi : Ağrı ,Tendürek, Nemrut, Süphan Dağları
    İç Anadolu Bölgesi : Erciyes, Melendiz, Hasandağ, Karadağ, Karacadağ.



    TÜRKİYEDEKİ DAĞLARIN DAĞILIŞI
    Kuzey Anadolu Dağları: Alp-Himalaya sisteminin kuzey kanadını oluşturur. Kocaeli Yarımadasından Gürcistan’a kadar uzanır. Bu uzanış boyunca dağlar Batı Karadeniz’de yükselir Orta Karadeniz’de 1000m. lere alçalır D.Karadeniz’de ise tekrar yükselerek 3000 m. nin üstüne çıkar.


    K.Anadolu Dağları kıyıya paralel uzanırlar. Bu yüzden bol yağış alan kıyı kesimde fındık, çay gibi mono kültür ürünler yetiştirilir. Ayrıca ormanlarında sık olmasını sağlar.
    Güney Anadolu Dağları: Alp sisteminin güney koludur. Toros Dağları da denir. Girit ve Rodos Adalarından başlar İran’a kadar uzanır. Bu dağlar özellikle Taşeli Yarımadası karstik arazilerden oluşmuştur. Bir sürü karstik şekle rastlanır.








    Batı Anadolu Dağları: Kırıklı yapıda olduklarından horstlar şeklinde oluşmuşlardır. Aralarında ise Grabenler yani çöküntü ovaları uzanır. Denize dik uzandıkları için;
    • İç kısımlara ulaşımı zorlaştırmazlar.
    • Kıyıların çok girintili çıkıntılı olmasını sağlamıştır.
    • İklimin iç kısımlara kadar girebilmesini sağlamış. Bu da tarımı olumlu etkilemiştir.


    Dağların Ekonomiye Etkileri
    Olumlu Etkileri
    • Kıyı kesimleri iç bölgelerden ayırarak kıyıların yağışlı iç kısımları karasal olmasını sağlamış Bu durum mevsim çeşitliliğine neden olmuştur. Bu durumda tarımsal ürün çeşitliliğine imkan sağlar.
    • K.A.D.’da gür ormanlar oluşmuştur.
    • Dağlar akarsuların su deposudur.
    • Yaban hayatının yaşama alanlarıdır.
    • Yer altı kaynaklarının temel depo alanlarıdır.
    • Avcılık,Dağ Sporları ve Kış Turizmine imkan sağlarlar.
    • Yaylacılık faaliyetleri ile hayvancılığı destekler.
    Olumsuz Etkileri
    • Ulaşımı zorlaştırır. Yol yapım maliyetlerini arttırır.
    • Heyelanların fazla olduğu yerlerde can ve mal kayıplarına neden olurlar.
    • Tarım ve Yerleşme alanlarının sınırlanmasına neden olur



    TÜRKİYE ‘NİN PLATOLARI
    Plato: Fiziki coğrafya terimidir. Yer şeklini ifade eder. Çevresine göre alçakta kalmış, akarsularca parçalanmış dalgalı ve eğimli geniş düzlüklerdir.
    Yayla: Beşeri ve Ekonomik coğrafya terimidir. Belli bir şekli olmayan geçici bir yerleşim ve ekonomik etkinlik alanıdır. G.D.Anadolu’da Hayvancılığa yönelik yapılırken Karadeniz ve Akdeniz yaylacılığı genellikle Sayfiye (Dinlenme) amaçlıdır.
    Ülkemizde platolar çok geniş alanlar kaplar çünkü 4.zamanda epirojenez ile yükselen ülkemiz daha sonra akarsularca aşındırılarak platoların yayılış alanı haline gelmiştir. Platoların yükseltisi de Batıdan Doğuya doğru artar.
    Ülkemizdeki Plato Çeşitleri
    Aşındırma Platoları: Daha önceden aşınımını tamamlamış ve düzleşmiş platoların tekrar yükselmesi ve akarsularca parçalanması ile oluşmuşlardır. KOCAELİ PLATOSU
    Tabaka Düzlüğü Platoları: Kalın ve sert arazilerin çevresinin aşınmasıyla yüksekte kalması sonucu oluşan geniş dalgalı düzlüklerdir. İç Anadolu’da CİHANBEYLİ, OBRUK v.s.
    Lav Platoları: Volkanizma sonucu yeryüzüne yayılan yüksek lav yığınlarının akarsularca parçalanmasıyla oluşurlar. D.Anadolu’da ERZURUM-KARS, NEVŞEHİR-ÜRGÜP ÇEVRESİ PLATOLARI gibi.
    Karstik Platolar: Kalkerli (Kireçtaşı) araziler üzerinde oluşurlar. Akdeniz çevresinde görülür. TAŞELİ PLATOSU gibi.
    TÜRKİYEDEKİ PLATOLARIN DAĞILIŞI
    İç Anadolu: Cihanbeyli, Obruk, Haymana, Uzunyayla ve Bozok Platoları.
    Marmara Bölgesi : Çatalca-Kocaeli Platoları
    G.Doğu Anadolu Bölgesi: Şanlıurfa, Gaziantep, Mardin Eşiği
    Akdeniz Bölgesi : Taşeli Platosu
    Ege Bölgesi : Yazılıkaya ve İç Batı Anadolu Platoları
    Doğu Anadolu Bölgesi : Erzurum-Kars, Ardahan Platoları
    Platoların Ekonomiye Etkileri
    • Yüksek platolar yaz aylarında hayvancılığa dayalı yaylacılık alanları olarak kullanılırlar.
    • Alçak platolar ise tarım alanlarıdır. Ancak kuru tarım yapılabilir. Az su isteyen Buğday, Şekerpancarı, Arpa v.s. ekimi yapılır.
    • Yüksek platolarda yerleşme seyrektir. Ülkemizin en tenha yerlerinden biri de Taşeli Platosu’dur.


    TÜRKİYE ‘NİN OVALARI
    Çevresine göre alçakta kalmış çoğu akarsuların biriktirmesiyle alüvyon dolgu alanı haline gelmiş geniş düzlüklerdir. Çevrelerine göre alçakta olmalarına karşın denizden yükseklikleri farklıdır. (Yüksekova 2000m., Adapazarı Ovası 17m. gibi)
    Oluşumlarına Göre Ovalar
    Tektonik Ovalar: Çöküntü ovaları da denir. Yerkabuğu hareketleri sonucu yükseltiler arasında çukurda kalan yada çöken sahaların zamanla alüvyonlarla dolmasıyla oluşmuşlardır. ERZURUM, ERZİNCAN,B. VE K. MENDERS OVALARI
    Delta Ovaları: Akarsuların taşıdığı malzemeyi denize döküldükleri sığ kıyılarda biriktirmesiyle oluşan kabaca üçgen şekilli ovalardır. BAFRA, ÇARŞAMBA OVALARI
    Gölyeri Ovaları: 3. Zamanda çok geniş alan kaplayan göllerin sularının çekilmesiyle ortaya çıkan geniş düzlüklerdir. TUZ GÖLÜ, AKŞEHİR GÖLÜ, EBER GÖLÜ
    Karstik Ovalar: Karstik arazilerde dolin ve uvalaların birleşip genişlemesiyle oluşmuş ovalardır. Akdeniz Bölgesinde örnekleri görülür. MUĞLA, ELMALI, KESTEL OVALARI
    Dağ Eteği Ovaları: Dağların eteğinde dağdan inen akarsuların biriktirdiği alüvyonlarla oluşmuş az eğimli düzlüklerdir. BURSA OVASI, NUR DAĞL. ETEKLERİ (İSKENDERUN)
    Bulundukları yere göre Ovalar
    A) İç Ovalar: D.Anadoludaki gibi dağların arasındaki tektonik çukurlarda oluşmuş ovalardır. Erzurum, Muş, Erzincan v.s. İç Anadoludaki gibi platolar arasına gömülmüş ovalardır. Konya , Aksaray ovaları gibi.
    Tektonik kökenli oldukları için fay hatları üzerindedirler ve deprem alanlarıdır. Dolayısıyla fay kaynakları ve kaplıcalar sıkça görülür. Bazı iç ovalar plato-ova arası bir geçiş şekline benzerler böyle şekillere HAVZA denir. Ergene havzası, Diyarbakır, Malatya Havzası gibi. Akdenizdeki bazı iç ovalarda karstik ova şeklindedir.






    Bölgelere Göre Önemli İç Ovalar;
    İç Anadolu: Konya, Kayseri, Ankara Ovaları
    Marmara Bölgesi : Ergene, Bursa, Adapazarı, Balıkesir Ovaları
    G.Doğu Anadolu Bölgesi: Diyarbakır, Antep Ovaları
    Akdeniz Bölgesi : Burdur, Amik, Isparta, Elmalı, Kestel (Karstik)
    Ege Bölgesi : Bergama, Torbalı, Ödemiş, Salihli, Manisa, Afyon Ovaları
    Doğu Anadolu Bölgesi : Erzurum, Malatya, Muş, Iğdır Ovaları
    B) Kıyı Ovaları: Akarsuların kıyılarda oluşturduğu delta ovaları ve diğer kıyı şeridi düzlüklerdir.
    Başlıca Delta Ovaları; ÇARŞAMBA (Yeşilırmak), BAFRA (Kızılırmak), SAKARYA (Sakarya), SİLİFKE (Göksu Irmağı) ÇUKUROVA (Seyhan, Ceyhan), DİKİLİ (Bakırçay), B. Ve K. MENDERES OVALARI
    Kıyı Şeridi Ovaları; Dalaman, Köyceğiz, Manavgat, Finike ....
    Ovaların Ekonomiye Etkileri
    • Tarımsal etkinlik sahalarıdır.
    • Hayvancılığa Katkısı vardır.
    • Ulaşıma elverişlidir.
    • Yerleşmeye uygun alanlardır.
    • Su kaynakları bakımından zengindirler. (Artezyen, kuyu, göl v.s.)
    Ovaların Sorunları
    • Sanayi kuruluşlarıyla dolmaktadırlar.
    • Tuğla, Kiremit v.s. yapımı için toprak ihtiyacı ovalardan karşılanmakta buda toprak kaybına yol açmaktadır.
    • Taban suyu yüksek yerler bataklığa dönüşmektedir.











    Türkiye'de Dalga ve Akıntıların Oluşturduğu Şekiller
    Dalga ve Akıntılar aşındırma ve biriktirme yoluyla şekillendirmeler yaparlar. Akıntılar ülkemiz kıyılarında pek etkili olmayıp daha ziyade dalgalar şekillendirme yaparlar.
    Falez (Yalıyar): Dalgaların kıyıya inen dik yamaçları dövmesiyle oluşan dik yamaçlı yada altı oyulmuş kıyılardır.

    Ülkemizde en çok Karadeniz kıyılarında Ordu-Sinop kıyılarında, Akdeniz’de Teke ve Taşeli Y.Adl.’da, Ege
    bölgesindeki dik yamaçlı kıyılarda yer yer falezlere rastlanır.
    Kumsal (Plaj): Dalgaların kıyıdan kopardığı malzemeler zamanla aşındırılarak ufalanır ve genişliği 50m. Civarlarında olan kum yığınlarını şeritler halinde kıyıya biriktirir. Bu oluşum falezli


    dik kıyılar dışındaki alçak yamaçlı sığ kıyılarda oluşur. Orta ve Batı karadenizde, Antalya-Mersin kıyı hattında ve Ege kıyılarında grabenlerin uzandığı kıyı bölümlerinde birçok plajlar oluşmuştur.
    Bu oluşum alanları deniz turizmi açısından önemli alanlardır.
    Kıyı Oku (Kordonu): Dalga ve akıntıların ufaladığı malzemeyi sığ olan koyların ağızlarında biriktirmesiyle denize doğru ilerleyen çıkıntılardır.
    Lagün (Deniz Kulağı): Koy ağzında gelişen kıyı oklarının koyun ağzını kapatıp denizden ayırması ve koyu bir göl haline getirmesiyle oluşur.
    B. ve K. Çekmece, Durusu, Ölüdeniz bu şekilde oluşmuş göllerdir.
    Tombolo: Kıyı yakınlarındaki bir adanın kıyı okunun gelişmesiyle anakaraya bağlanması sonucu oluşurlar. Böylece ada bir yarımadaya dönüşür.
    Karadeniz’de Sinop ve Marmara Denizi’ndeki Kapıdağ Yarımadaları birer Tombolodur.






















    TÜRKİYE’NİN AKARSULARI
    Genel Özellikler;
    • Akarsularımızın boyları kısadır. (Türkiye’nin bir yarımada olması ve dağların uzanış biçiminden dolayı)
    • Akış hızları (debileri) fazladır. (Dağların fazla olmasından dolayı)
    • Rejimleri (Mevsimlere göre akımı) düzensizdir. (Karadeniz bölgesi akarsuları hariç)
    • Ulaşım için elverişli değildirler. (h-Hızlı aktıkları ve düzensiz rejimli oldukları için)
    • Enerji üretimi için elverişlidirler.
    Başlıca Akarsularımız;
    Karadeniz’e Dökülenler : Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak, Çoruh
    Marmara’ya Dökülenler : Susurluk
    Ege’ye Dökülenler : Meriç, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes
    Akdeniz’e Dökülenler : Aksu, Göksu, Seyhan, Ceyhan, Asi
    Dışarıya Dökülenler: Fırat, Dicle  Basra Körfezi, Kura, Aras  Hazar Denizi, Çoruh (Gürcistan)  Karadeniz
    Dışarıdan Gelenler: Asi(Suriye)  Akdeniz , Meriç (Bulgaristan)  Ege
    Akarsu Havzalarımız;
    Akarsularımızın çoğunun havzası açıktır. Sularını denize ulaştıramayan Kapalı Havzalarımızda vardır. Bunlar;
    Konya Ovası, Tuz Gölü, Van Gölü, Akşehir-Eber gölleri ve Göller Yöresidir.
    Akarsularımızın Rejimleri
    Akarsu rejimi, akarsuyun yıl içinde gösterdiği akım grafiği ve akarsuyun beslenme şeklini ifade eder. Her mevsim birbirine yakın akım gösteren akarsuların rejimi DÜZENLİ REJİM, Kurak dönemlerdi olan ve suları azalan yada kuruyan akarsuların rejimine DÜZENSİZ REJİMLİ akarsular denir.

    Akarsular Yağmur, Kaynak, Kar ve Buzul sularıyla bazıları da Göl sularıyla beslenirler. Akarsu, bunlardan biriyle besleniyorsa SADE REJİMLİ, birkaçı ile besleniyorsa KARMA REJİMLİ akarsu denir.
    a) Yağmur Sularıyla Beslenenler: Genellikler yazın kururlar. Yağmurun fazla olduğu aylarda canlanırlar.
    • Ege, Akdeniz ve İç Anadolu akarsuları.
    b) Kar ve Buzul Sularıyla Beslenenler: Yüksek Dağlardan beslenirler. Karların eridiği yaz aylarında canlanırlar.
    • D.Karadeniz (bir Kısmı), D.Anadolu akarsuları
    c) Kaynak Suları ile Beslenenler: Genelde küçük akarsulardır. Akdeniz bölgesindeki Karstik sahalarda görülür.
    • Manavgat Çayı
    d) Gölden Çıkan Akarsular: Bazı göllerin yaışlı dönemlerde taşan fazla sularını boşaltırlar. (Gideğen-Gölayağı denir)
    • Beyşehir Gölü  Çarşamba Suyu  Konya Ovası, Eğirdir Gölü  Kovada Çayı  Kovada Gölü
    e) Karma Rejimli Akarsular: Uzun boylu akarsulardır, çok çeşitli beslenme kaynakları vardır.
    • Fırat, Dicle, Kızılırmak gibi.




    TÜRKİYEDE İKLİM ELEMANLARI
    1-SICAKLIK: En önemli iklim elemanıdır. Ekonomik faaliyetlere, yerleşme tiplerine v.s. gibi birçok alana etki eder. Türkiye’de yıllık ortalama sıcaklık dağılışına baktığımızda ;
    - En sıcak Yerler: YAZ  G.D.ANADOLU (Nedeni;nem farklılığı)
    KIŞ  AKDENİZ’dir.
    - En Soğuk Yerler: YAZ-KIŞ K.D.ANADOLU’dur. (Erzurum,Kars,Ağrı)
    - En fazla Sıcaklık Farkı: K.D.ANADOLU (30C)
    - En Az ise: D.KARADENİZ’dir. (15c)
    Ortalama Sıcaklık Dağılışı:
    - Kıyılar iç kesimlere göre daha sıcaktır. Kıyılarda sıcaklığın dağılışı enleme göre (güneyden kuzeye doğru azalır) paralellik gösterir.
    - İç kesimlerde ise sıcaklık yükseltiye göre (batıdan doğuya doru azalır) paralellik gösterir.
    Kış Sıcaklık Dağılışı: Kışın iç ve doğu kesimler kuzeyden gelen hava kütlelerinin etkisiyle çok soğur. Akdeniz bölgesi ise enlem faktörü sayesinde daha sıcaktır. Kuzey kıyılara gidildikçe bu sıcaklık azalır ama D.Karadeniz’de föhn rüzgarlarının etkisi ve Gürcistan’daki Kafkas dağlarının Sibirya’dan gelen soğuk havayı engellemesiyle kış sıcaklığı Marmara’dan daha yüksektir.



    Yaz Sıcaklık Dağılışı: Yazın Güneydoğu Anadolu enlemin etkisinin yanı sıra Afrika’dan gelen çöl rüzgarlarıyla kavrulur. Yüksekliğin etkisiyle Kuzeydoğu Anadolu yazın en serin yerdir. Kıyı kesimlerde de yazın nemlilik sayesinde aşırı sıcaklar olmaz.

    Türkiye’de Don Olayları ve Önemi: Don olayları da kıyıdan iç kesimlere ve batıdan doğuya gidildikçe artar. Bu olayı tarım yerleşme ve ulaşım gibi etkinlikleri çok etkiler. Özellikle mevsim normali dışındaki donlar ve dona alışkın olmayan Akdeniz bölgesi tarım ürünleri büyük zarar görür. Yollarda kazalara ve trenlerin raydan çıkmasına neden olur. Kışın görülen donlar bahar aylarındaki kadar zararlı olmaz. Çünkü karla kaplı tarım alanları dondan korunmuş olur.









    2-BASINÇ VE RÜZGARLAR
    Sıcaklıktan sonra iklimi etkileyen en önemli elemandır. Çünkü basınç rüzgarları oluşturur rüzgarlarda yağışın oluşmasına ve dağılmasına katkıda bulunur. Ayrıca estikleri yerlerin özelliklerini değişik bölgelere taşırlar. (Sıcak, Soğuk Nemli v.s.)
    Sıcaklıktan etkilenen basıncın ülkemizde mevsimlere göre dağılış durumu şekildeki gibi olur.Kara ve Denizlerin farklı ısınması sonucu ülkemizde iç kesimlerle kıyı kesimler arasında oluşan rüzgarlar çevredeki daha büyük basınç merkezlerinin etkisi artınca kendi etkileri kaybolur. Bu büyük basınç merkezleri ise SibiryaYB, Basra AB, İzlanda AB. Ve Asor YB.’dır.
    Bu basınç merkezleri dışında daha küçük sıcaklık farklarından oluşan daha küçük basınç alanları ve rüzgarlarda ülkemizin heryerinde görülür. Bu rüzgarlar çok zayıf eserler ve herhangi bir yağışa neden olamazlar. Bunlara Meltem Rüzgarları denir.



    Meltemler günlük sıcaklık farklarından doğan basınç farkları sonucu oluşurlar.









    NEM VE YAĞIŞLAR

    Atmosferdeki su buharına nem denir. Higrometre ile ölçülür. Gram (gr) olarak ifade edilir.
    Havadaki nem en çok buharlaşma ile ve kısmen de bitkilerdeki terleme ile kazanılır.
    Atmosferdeki nem 3 şekilde ifade edilir;
    1-Mutlak Nem: 1m³ havadaki nem miktarıdır. Sıcaklığın ve buharlaşmanın fazla olduğu ekvator kuşağında çok, kutuplarda ve dağ zirvelerinde azdır.
    2-Maksimum Nem: 1m³ havanın belli bir sıcaklıkta taşıyabileceği en fazla nem miktarına denir. Sıcaklık arttıkça max. Nem de artar.
    3-Bağıl (Nisbi) Nem: Mutlak nemin max. Neme oranıdır. Kısacası havanın neminin % olarak ifadesidir.

    Yoğunlaşma
    Su buharının soğumaya uğrayıp tekrar sıvı yada katı hale gelmesine yoğunlaşma denir. Bunu için havadaki nem doyma noktasına ulaşmalı yani bağıl nem %100 olmalıdır.Böylece doyma noktasını aşan nem yoğunlaşır ve yağış oluşur.
    Not: Yoğunlaşma için ilk şart SOĞUMA ’dır. Bunun için bir hava kütlesi;
    Soğuk bir hava kütlesiyle karşılaşırsa,
    Soğuk bir bölgeden geçerse
    Yükselmeye uğrarsa, sıcaklık azalır doyma noktasına ulaşır ve YAĞIŞ OLUŞUR.











    Yoğunlaşma Ürünleri
    Bulut: Havadaki soğuma sonucu küçük su taneciklerinin bir araya gelmesiyle oluşan kümelerdir.
    Sis : Yeryüzüne yakın yerde oluşan bulutlardır. Nemli havanın soğuk zeminle teması sonucu oluşur. Cephe alanlarında da yağışın yanında siste oluşur.
    Yağış ve Türleri
    Yağış: Atmosferdeki nemin yoğunlaşma ile sıvı yada katı hale gelip yeryüzüne düşmesidir. Plüviyometre ile ölçülür. Yağışın yıl içindeki dağılımına YAĞIŞ REJİMİ denir.

    Yağış oluşma biçimleri
    Yağışlar oluşumlarına göre 3’e ayrılır.
    1-Yamaç Yağışları (Orografik) : Nemli hava kütlelerinin karşılaştığı dağ yamaçları boyunca yükselip soğumaya uğramasıyla oluşurlar.Dünyada G.D. Asya’da ,O.Kuşak karalarının Batı kıyılarında, Ülkemize Karadeniz, Yıldız ve GB. Torosların denize bakan yamaçlarında bolca görülür.
    2- Konveksiyonel Yağışlar (Yükselim): Güneşli ve Rüzgarsız kara alanlarında ısınan havanın yükselip soğumasıyla oluşan yağışlardır. Dünyada en çok Ekvatoral Bölgede ülkemizde ise İç Anadolu’da rastlanır (Kırkikindi Yağışları).
    3- Cephesel Yağışlar (Frontal): Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşma alanlarında oluşan yağışlardır. Dünyada en çok 60 enlemlerinde görülür. Ülkemizde ise kış yağışları hep cephesel kökenlidir.





    Türkiye’de Yağış Çeşitleri ve Önemi
    YAĞMUR: İkiye ayrılır. Küçük taneli ve yavaş yağana ÇİSELİ, iri taneli ve hızlı yağana SAĞANAK yağış denir. Çiseli yağmur daha zararsızdır. Ancak sağanak yağışlarla toprak fazla yağışı hemen ememez ve sellere, dolayısıyla erozyona neden olur. Tarımsal alanların, hidroelektrik santrallerinin su ihtiyacı, kurak bölgelerin içme ve sulama suyu, meraların yeşerebilmesi (hayvancılık açısından) yağmurların etkisiyle olur. Buda insan hayatı için çok önemlidir.
    KAR: Kar aşırı yağmadıkça tarımsal ürünlere zarar vermez hatta onları dondan korur. Yavaş yavaş eriyerek erozyona sebep olmaz, toprağın su ihtiyacını karşılar yeraltı sularını besler. Ancak aşırı olanı ulaşımı etkiler. Karın yerde kalma süresi B ’dan D ’ya doğru artar.
    DOLU: Zararlı etkileri fazla olan bir yağış çeşididir. Yere düşünce çabuk erir ve sellere yol açar, tarım ürünlerine ve hatta eşyalara zarar verir.
    Bol Yağışlı Yerler (+1000 mm) Kurak Yerler (-500 mm)
    -D.Karadeniz
    -B.Karadeniz
    -G.D.ve Orta Toroslar
    -D. Ve İç Anadolu’daki yüksek yerler -Iğdır ovası
    -Konya Ovası
    -Tuz Gölü Çevresi
    -G.D.Anadolu’nun güneyi
    -D.Anadolu’daki çukur ovalar.
    SİS: Kara, Kıyı Yamaç(orografik) ve cephe sisleri gibi çeşitleri vardır. Görüş mesafesi 1 km’den az olduğunda meteorolojik anlamda o gün sisli gün sayılır. En fazla sisli gün sayısı İç Anadolu’dadır. Akdeniz kıyı kesiminde ise sis neredeyse hiç görülmez. Ulaşımı olumsuz etkiler.

    Türkiye’de Yağışın Dağılışı
    Türkiye’de genel olarak kıyı kesimler ve yüksek dağ yamaçları bol yağışlı denize kapalı iç kesimler ve çukur yerler az yağışlıdır.Buna göre;



    TÜRKİYEDEKİ BİTKİ TOPLULUKLARI

    Relikt (Kalıntı) Bitki: 4.Zamandaki buzul devrinde yaşayabilen iklimlerin ısınmasıyla günümüzde dağların yüksek kesimlerindeki soğuk alanlarda yaşamını sürdüren eski devre ait bitkilerdir.
    Endemik Bitki: Ancak sıcak iklimlerde yetişen ama ülkemizde Torosların güneye bakan sıcak yamaçlarında yetişme ortamı bulabilen bitkiler.
    Geniş Yapraklılar: Kayın,Kestane,Meşe, Dişbudak,Ihlamur, Kavak
    İğne Yapraklılar: Ladin, Köknar, Sarıçam, Karaçam, Kızılçam
    A – ORMANLAR
    1.Karadeniz Ormanları: Türkiye ormanlarının %25’idir. Nem ve Yağış fazla olduğundan çeşitlilik fazla ve bitki örtüsü gürdür. Bu ormanlar;
    • Doğudan Batıya
    • Alçaktan Yükseğe
    • Kuzeyden Güneye doğru yükselti ve yağışın değişmesine paralel olarak farklılaşır.
    2.Batı Anadolu Ormanları: Çanakkale Boğazı ile Ege Kıyılarını kapsar. Kuzeyde Karadeniz ormanlarındaki benzerlik güneye doğru Akdeniz ormanlarına dönüşür.
    2. Akdeniz Ormanları: Karedeniz ormanlarından farkı kuraklığa dayanıklı olmalarıdır. Kıyıda 1000 m.lere kadar çıkan Maki kuşağının sona erdiği yerde başlayan orman kuşağı Toros Dağları boyunca uzanır. Sadece kuraklığa dayanabilen iğne yapraklı orman kuşağı yer alır. Bu ormanlar Karadeniz ormanları kadar gür değildir.
    4. Doğu ve İç Anadolu Ormanları: İç kesimlerde sık olmamakla birlikte dağların yağış alan yüksek yerlerinde bulunurlar. Daha alçak yerlerde ise insanların tahribi sonucu yok edilmiş orman artıkları olan tek tük ağaçlar vardır. (Antropojen Bozkır)

    B – MAKİ
    Akdeniz iklimi etkisindeki kıyı bölgelerimizde insanların tahrip ettiği orman kuşağının yerinde oluşan bitki topluluğudur. Makiler çalı yada ağaççık olarak tanımlanır. Yüzlerce çeşidi vardır. (Tesbih, Sandal, Zakkum, ****ce Zeytin, Kocayemiş, Keçiboynuzu v.s. bazılarıdır. )
    Makiler tüm kıyılarımızda görülür. Ancak Güney kıyılarımızdan Kuzeye doğru yükselti basamakları ve çeşitleri değişir. (enlemin etkisi) Akdeniz’de 800-1000m lere Ege’de 500-600m lere Marmara’da ise 300m’ye kadar yetişebilirler. Karadeniz’de ise Yalancı Maki dediğimiz Garigler yer alır.
    C – BOZKIR
    İklim şartlarının ağaç yetişmesine uygun olmadığı yarı kurak yerlerdeki otsu, dikensi küçük çalı topluluklarıdır. İlkbahar aylarında
    yemyeşil olan bu ot toplulukları, yaz kuraklığı ile sapsarı kurak ve çorak çalı topluluğuna dönüşür.
    İç bölgelerimizdeki alçak (çukur) alanlarda yayılan bozkırlar yağışın arttığı dağ yamaçlarında yerlerini iğne yapraklı ormanlara bırakır. İç Anadolu’da bir çok yerde bu ormana geçiş kuşağı birden olmaz çünkü insanların tahribi sonucu eskiden orman olan alanlar tek tük ağaçlardan ibaret olan Antropojen Bozkırlara dönüşmüştür.
    Doğu Anadolu’da yüksek platolardaki bozkırlar kurak bir yaz yaşamadıkları için yazın yemyeşil kalırlar. Bu yüzden buralarda büyükbaş mera hayvancılığı yaygındır.

    D – DAĞ ÇAYIRLARI (Alpin Çayırları)

    Ormanların yetişemeyeceği kadar soğuk ve az nemli yükseltilerde görülen yazın yeşeren kışın kar altında kalan soğuğa dayanıklı ot topluluklarıdır
    Deathbug, idolegitim, Ignorance ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  6. ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє

    ∂єνιℓѕ α∂νσ¢αтє Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    1 Mart 2010
    Mesajlar:
    768
    Beğenileri:
    331
    Ödül Puanları:
    0

Sayfayı Paylaş