Cumhuriyet Dönemi TÜRK Edebiyatı (HEpSi)

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) tarafından paylaşıldı.

  1. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36

    1940 YILINA KADAR TÜRK EDEBİYATI ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI (1923-1938)


    * Bu dönem, ülkemizde tüm kurumlarda köklü değişikliklerin olduğu, ulusalcı, uygarlıkçı bir dönemdir.

    * Teokratik devlet biçiminden, demokratik devlet biçimine yöneliş, laiklik, hukuk alanındaki değişiklikler, Latin alfabesine geçiş, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun kurulması, kalkınma ve eğitim seferberliği. ülkenin değişmekte olan yüzünü göstermektedir. Bu durum edebiyatta da yüzünü göstermiş, bir doku değişikliğine yol açmıştır.

    * Dilin özleşmesi hızlanmıştır. TDK’nın kurulmasıyla bilimsel nitelik kazanmıştır.

    * Cumhuriyet Dönemine kadar yazar ve şairlerimiz büyük kentlerde yaşayan varlıklı kişilerdi. Bu dönemde özellikle de Köy Enstitülerinin kurulmasıyla toplumun her kesiminden yazarlar yetişmeye başladı. Böylece köylüyü ve halkı anlatan; halka yönelmiş bir edebiyat oluşturulmuştur. MEMLEKET EDEBIYATI geleneği oluşmuştur.

    * Gerçekçi ve gözlemci anlatım dikkati çeker. Duygusal yapaylıktan uzak, süs ve özentiden uzaklaşılır. Gerçekler çıplak bir dille çarpıtılmadan anlatmıştır.

    * Tiyatro alanında önemli gelişmeler olmuştur.

    * Dönemin ilk belirgin örneklerini Yakup Kadri Karaosmanoğlu vermiştir: Yaban(toplumdaki aksaklıkları işleyen eleştirel tavır), Kiralık Konak(üç ayrı kuşağı anlatmıştır), Hüküm Gecesi, Bir Sürgün, Nur Baba

    * Açlık ve savaşlardan sonra toplum Reşat Nuri'nin duygusal aşk romanı Çalıkuşu ile sarsıldı. Kendisine yeni hedefler belirledi.

    * Peyami Safa psikolojik çözümleme yolu ile Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Bir Tereddüdün Romanı, Matmazel Noralya'nın Koltuğu adlı eserleriyle karşımıza çıkar. Fatih Harbiye Romanında ise Doğu-Batı çelişkisi anlatılır.

    * Mithat Cemal Kuntay "Üç Istanbul" ile tarihsel roman örneğini vermiştir.

    * Gerçekçilik, 1930'da Sabahattin Ali ile Türkiye' ye yerleşti. (Kuyucaklı Yusuf)

    * S.Ali aile, kişi, olay, tarih, çevre, sorun, düşünce ve duyguları ekonomik altyapıya ve onun biçimlendirici etkisine bağlayarak öyküyü ve romanı olgunlaştırmıştır.

    * Tanzimat’tan sonra ortaya çıkan alafrangalığa özenen gençlik ile eski nesil çatışmaları eserlerde konu oldu. Eski değerlerle- batılı anlayış çatıştı.

    * Halk kültürüne önem verildi. Folklor çalışmalarına hız verildi.

    Memleketci siirin öncüleri:

    § Ömer Bedreddin Uşaklı

    § Ahmet Kutsi Tecer

    § Ali Mümtaz Arolat

    Vatanın kutsallığı- kahramanlık temalarını işleven şairler: ·

    § Necmettin Halil Onan

    § Halit Fahri Ozansoy

    § Behçet Kemal Çağlar

    § Orhan Şaik Gökyay

    Diğer önemli Sairler:

    § Necip Fazıl Kısakürek

    § Ziya Osman Saba

    § Ahmet Hamdi Tanpınar

    § Nazım Hikmet

    1940 ŞİİRİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ:

    Ø Genellikle dörtlük nazım birimi kullanılmıştır.

    Ø Kafiye örgüsünde çapraz ve sarma kafiyelerde kullanıldı.

    Ø Hece ölçüsü kullanıldı. Bunun yanında serbest nazım iyice benimsenmiştir.

    Ø Serbest nazım giderek artan şekilde kullanıldı.

    Ø Şiirler sade, anlaşılır, açık bir dille yazıldı.
  2. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    Beş hececiler

    BEŞ HECECİLER




    Temsilcileri:

    • Faruk Nafiz Çamlıbel
    • Yusuf Ziya Ortaç
    • Orhan Seyfi Orhon
    • Halit Fahri Ozansoy
    • Enis Behiç Koryürek

    “Aruz sizin olsun hece bizimdir
    Halkın söylediği Türkçe Bizimdir
    Leyl sizin, şeb sizin, hece bizimdir.
    Değildir bir mana üç ada muhtaç.
    ZİYA GÖKALP
    * Ziya Gökalp’in yukarıdaki sanat adlı şiirini kendilerine ilke benimsenmiş görünürler.
    * Birinci Dünya Savaşı yıllarında devrin yöneticileri tarafından ulusal coşkuyu yaratacak şiirler yazmaları için teşvik edilmiştir.
    * Mili edebiyat ilkesine bağlıdır.
    * Anadolu halkının hayatını, sanat anlayışını, kültürünü eserlerinde tema olarak seçtiler.
    * Kahramanlık şiirleri yazdılar.
    * Halk şiirinin nazım biçimlerini benimsediler.
    * Yalın, sade, süssüz bir anlatımı benimsediler. Halk dilini yönelişleri yer yer basmakalıp söyleyişlere yol açtı.
    * Halkın beğenilerini ve kültürünü eserlerinde tema olarak seçtiler.
    * Divan edebiyatı anlayışının kırılmasına yol açtılar.
    Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
  3. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    Yedi meşaleciler

    YEDİ MEŞALECİLER




    Temsilcileri:


    - Sabri Esat Siyavuşgil
    - Ziya Osman Saba
    - Yaşar Nabi Nayır
    - Muammer Lütfü
    - Vasfi Mahir Kocatürk
    - Cevdet Kudret
    - Kenan Hulisi Koray

    * Milli edebiyat şairlerinin, özellikle de Beş Hececilerin gerçekçilik ve içtencilikten uzak şiirine tepki olarak, şiirde içtenliği savunan yedi genç şairin oluşturduğu topluluğa “Yedi Meşaleciler” denir.
    * Canlılık, samimiyet ve daima yenilik… gibi ilkelerle yola çıktılar.
    * 1928 yılında çıkardıkları Yedi Meşale dergisinde şiirlerini ve şiir üstüne düşüncelerini yayımlamışlardır.
    * Hece ölçüsünü kullandılar.
    * Batı edebiyatını özellikle Fransız edebiyatını kendilerine örnek alıp izleyeceklerini söylemelerine rağmen Beş Hececilerin izinden gitmişlerdir.
    * Fransız sembolistlerden etkilendiler.
  4. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    1940 sonrası türk edebiyatı - son dönem türk edebiyatı

    1940 SONRASI TÜRK EDEBİYATI - SON DÖNEM TÜRK EDEBİYATI

    * 1929 ekonomik bunalımı birçok ülkede ekonomik bunalıma neden oldu. 1940’lı yıllara gelinene kadar dünya ülkeleri çok güç günler yaşadı. Derken 2. Dünya Savaşı başladı. Sanatçılar savaş karşıtı yapıtlar verdiler. Bu zorlu günler, yoksul Türkiye’yi de vurdu. Sanatçılar yoksulluğu, ezilmişliği, barışı, birdenbire zenginleşenleri, yoksul ile zengin arasında yükselen ekonomik ve sosyal uçurumu anlattılar yapıtlarında. Köy ve köylü, Adana’daki pamuk tarlaları, gün****kçi işçiler, varoşlarda oluşan yoksulluk, fabrikalar, fabrika işçileri, memurlar, devlet yönetiminde görülen aksaklıklar…son dönem edebiyatçılarının en çok işledikleri konular oldu.
    Bu arada Cumhuriyet’in temel ilkeleri doğrusunda da yapıtlar verilmeye devam edildi.
    *1941 yılında tercüme bürosu kuruldu. Bu sayede çok sayıda Doğu ve Batı klasiği dilimize çevrildi. Böylece dünya edebiyatı daha yakından takip edilebildi. Bu durum da etkileşimleri güçlendirdi. Artık Türk edebiyatı da dünya edebiyatının rüzgarına kapılabilmektedir. Çok yönlü olarak gelişebilmektedir. Konular uçsuzlaşmaktadır.
    *Bu dönemde dil, köyde köylünün dili, kasabada kasaba dili, İstanbul’da İstanbul dili yapıtların dili oldu.
    * Deneme ve eleştiri türü gelişti. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç….önemli adlardır.
  5. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    1940 sonrası türk edebiyatı

    1940 SONRASI TÜRK EDEBİYATI Bu dönemde farklı şiir anlayışlarının çıkmasının nedeni dönemin kültürel ve sosyal yapısındaki hareketliliktendir.
    1940 sonrası Türk edebiyatında Behçet Necatigil, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel İlhan Berk gibi şairler, önce Birinci yeniye eğilim gösterdikleri halde sonra kendilerine özgü söyleyişleriyle yenilikleri sürdürdüler.
    Ahmet Muhip Dıranas ve Fazıl Hüsnü Dağlarca ise daha özgün söyleyişlerle yeniliklere katkıda bulundular. Özellikler Dağlarca hiçbir akıma bağlı kalmadan Anadolu insanının tarihsel ya da güncel gerçeklerine ilişkin duyarlılığı dile getirmiştir.
    1)GARİP AKIMI (1941)
    2)HİSARCILAR: Adını 1950’de Mehmet Çınarlı’nın çıkardığı HİSAR dergisinden almıştır. Şahsiyetler bu dergi etrafında toplandılar. Birinci Yeni’nin şiirde geleneksel öğeleri yok sayan düşünce ve uygulamaları dışında oluşturuldu. Geleneksel ve bireyci çizgidedirler. Bir anlamda memleket edebiyatının devamıdır. Hisarcılara göre: batının taklidi ile yetinilmemeli her alanda yozlaşma ile mücadele edilmelidir. Sanatın gerçek şartı olan değişimin geleneklerin reddi olarak algılanmasına karşı çıkılmalıdır. Sanat herhangi bir siyasi görüş ve ideolojinin propaganda aleti haline sokulmamalıdır. Dilde ifade gücünü azaltan ve anlatımı sınırlayan öztürkçe akımına karşı durularak, dilde aşırılıklara gidilmemeli, konuşulan Türkçe tercih edilmelidir.İLHAN GEÇER, MEHMET ÇINARLI, MUNİS FAİK OZANSOY,, MUSTAFA NECATİ KARAER, GÜLTEKİN SAMANOĞLU, COŞKUN ERTEPINAR, ORHAN SEYFİ ORHON, HALİDE NUSRET ZORLUTUNA, AHMET MUHİP DIRANAS, ARİF NİHAT ASYA, CAHİT KÜLEBİ,ZİYA OSMAN SABA, FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA,BEKİR SITKI ERDOĞAN, ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN, YAVUZ BÜLENT BAKİLER,BAHATTİN KARAKOÇ,ABDÜRRAHİM KARAKOÇ, NÜZHET ERMAN…
    3)MAVİCİLER:
    * Atilla İlhan’ın 1952–1956 yıllarında çıkardığı derginin adı olan “MAVİ” nin etrafında toplanan ORHAN DURU, FERİT EDGÜ gibi sanatçıları oluşturduğu guruptur. Bu sanatçılar, Garip Akımı'na ve Orhan Veli’ye karşı çıkmış, şairane bir sanat anlayışının temsilcisi olmuşlar.
    *Daha sonra Mavi dergisi Özdemir Nutku’nun yönetimine geçti ve Atilla İlhan’ın savunduğu toplumsal geçekçiliğin (sosyal realizm) sözcüsü oldu. Dergi Nisan 1956’da çıkan 36. sayıdan sonra (son mavi) kapatıldı.
    * Garip akımına tepki olarak çıkmıştır.
    * Şiirin basit olamayacağını zengin benzetmeli, içli, derin olması gerektiğini savunmuşlardır.
    *Bireyin duygusal dünyasını yansıtırlar.
    *Divan şiirinin biçim özelliklerinden ve imgelerinden yararlanırlar.
    * Şiire yeni bir ses düzeni, taşkın, coşkulu bir anlatım ve kendine özgü duyarlılık getirmişlerdir.

    Garip hareketine karşı çıkanlardan biri de Attila İlhan'dır. Mavi dergisinde "Sosyal Realizmin Münasebetleri yahut Başlangıç" adlı yazısında Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet'i "bom stiller" diye nitelemiştir. Aynı derginin yazarlarından Ahmet Oktay "Orhan Veli'nin Yeri" adlı yazısında "Orhan Veli eksik bir öncü ve eksik bir şairdi" hükmüyle, Garip akımının sığlığını anlatmıştı. Daha sonraları Mavi dergisindeki bu yazılardan hareketle bir yeni akım sayılmak istenmişse de, bu görüş rağbet bulmamıştır. Onlar Birinci Yeni hareketine karşı çıktıkları için bir bakıma İkinci Yeni 'nin öncüleri olarak değerlendirilmişlere de Attila İlhan, buna da karşı çıkmış ve İkinci Yeni "yi "yozlukla" itham etmiştir.
    İmlâ kurallarını bütünüyle reddetmiş veya kendisine has bir imlâ tarzı geliştirmiş olan Attila İlhan (Büyük harf kullanmaz ama özel isimleri ek almaları halinde (') ile ayırır), dil konusunda çok keyfidir. Günlük dilde artık kullanılmayan çok eski kelimeleri, Fransızca veya Almanca kelimelerle beraber kullanır. Bunlar, hem yazarın dikkati çekme çabasını, orijinal olma merakını, hem de karmakarışık bir dünyada yaşadığımızı okuyucuya hissettirme gayretini gösterir. Sinema tekniğini kullanan Attila İlhan adeta kamerasını kalabalıklar üzerinde gezdirir, zaman zaman belirli noktalarda uzunca durur. Renkli, ıslak, ürperiş ve korku dolu bu şiirlerde bazen büyük bir ferahlık bazen da melankoli gizlidir. 1940–1950 arası Türk edebiyatında yepyeni bir kıpırdanma ve şahsiyetlerin belirmesi dönemidir. Atillâ İlhan da 1946 yılında "CHP Şiir Yarışmasında ikinciliği kazanmış ve birbirlerinden farklı üç şair, bu yarışmada ilk üç dereceyi paylaşmıştır (Cahit Sıtkı Tarancı, Atilla İlhan ve Fazıl Hüsnü Dağlarca).

    4)İKİNCİ YENİCİLER: (1955–1965) ortak nitelikleriyle beliren bir akım değildir. Yeniyi deneyen, dünya görüşü, yetişme şekilleri ve beslenme kaynakları bakımından birbirinden çok farklı olan şairlerin eserlerinde sonradan tespit edilen benzerliklere dayanılarak bu ad verilmiştir. Bu adı onlara MUZAFFER İLHAN ERDOST vermiştir.
    * 1950’lerde “Garip” akımına tepki olarak çıkmıştır.
    * Şiirin düşürüldüğü basitliğe son vermek amacıyla ortaya çıkmıştır. (imgeci şiiri savunurlar bu yüzden ilk okunduğunda şiir pek anlaşılmaz.)
    *CEMAL SÜREYYA, İLHAN BERK, EDİP CANSEVER, TURGUT UYAR, ECE AYHAN, ÜLKÜ TAMER, SEZAİ KARAKOÇ bu akımın öncüleridir.
    * Sözcüklerin anlamı değil söylenişi önemlidir.
    * Her şey insanla başlar insanla biter.
    * Şiirin kendine göre bir dili olmalı. ( dili, şiirin baş tacı edinen bir harekettir.)
    * Şiir diğer edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılmalı.
    * Önemli olan kelimelerin anlamları değil, şairin ona yüklediği anlamlardır.( yorum ve izlenim şiirleri yazarlar.)
    * Dadaizm ve sürrealizm bu akıma da etki etmiştir.( insanın bilinçaltı dünyasını aktarmaya çalışmışlardır.)
    * İçsel bireyci şiir anlayışı vardır.( anlamsızlığın anlamı ve anlamsızlığa kadar özgür olmak şiir anlayışlarının amaçlarından biridir. Anlatım kapalı ve soyut olmalı)
    *Nesnenin genel görüntü dünyasını değiştirme dileğiyle soyutlamaya gider ve gerçek üstü bir tablo gibi eşyalar arası sınırları kaldırarak biçimsel farklılıkları aşmayı denerler.
    * Şiir, için şiir anlayışı hâkimdir.
    *Şairler anlamı karartan ve gizleyen bir tavır takınırlar. Sözcüklerin gün****k kullanımlarıyla yiten anlamı yerine, çağrışımlarla derinleşen ve çoğalan değerine önem verirler.
    * Günlük konuşma dilini dışlarlar.
    * Halkın yaşam alanlarından ve kültürel yaratımlarından uzaklaşmak isteyen ikinci yeniciler halk şiirine ve foklorüne kapılarını kapatırlar. ( Süleyman Efendi tiplemesine son verirler.)
    *Konu, öykü ve olay, şiirin bünyesinden silinmek istenir bu yüzden bu akımın şiiri daha çok betimleyici metinlerden oluşur.
    *Nükte, şaşırtmaca ve tekerlemelerden kaçınırlar.
    *Daha çok aydın kesimin ve elit tabakanın zevkine hitap ederler.
    *Şiiri musiki ve resimle ilişkiye sokarlar.
    * Bu akımın temsilcileri, siyaset dışı kalmaya özen gösterirler.
    * Biçim ustalığı akımın en önemli özelliğidir.
    * Büyük ve küçük harfleri kullanmada titizlik göstermemişler; noktalama işaretlerini kullanmamışlardır.

    5) TOPLUMSAL GERÇEKÇİLER: Anadolu gerçeklerini yansıttılar. ŞİİRDE: CAHİT KÜLEBİ, CEYHUN ATUF KANSU; DÜZ YAZIDA: AZİZ NESİN, RIFAT ILGAZ, İLHAN TARUS, ÖMER FARUK TOPRAK, MUZAFFER BUYRUKÇU
  6. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    Hisar grubu (1950)

    HİSAR GRUBU (1950)




    • Mehmet Çınarlı
    • İlhan Geçer
    • Munis Faik Ozansoy
    • Yahya Benekay
    • Gültekin Samanoğlu
    • Talat Sait Halman

    * 1940 sonrasında GARİP şiirine ilk tepki 1950 yılında çıkmaya başlayan HİSAR dergisi etrafında toplanan bir grup şair tarafından ortaya konmuştur.
    * Onlara göre başka ulusları taklit ederek ulusal bir sanat oluşturulamaz.
    * Yeni bir sanat oluşturmak için mutlaka eskisini reddetmek gerekmez.
    * Yenilik eskisinin içinden doğmalıdır.
    * Sanat ideolojinin baskısı altında olmamalı, belli bir dünya görüşünün propagandasını yapmamalıdır.
    * Şiirde öztürkçeci ve tasfiyeci olmamalıdır.
    * Hisar şairlerini memleketçi şiirin takipçisi görebiliriz. Geleneği reddeden Garip Akımına ve ideolojik şiire yönelen Nazım Hikmet’e karşı çıkmışlardır.

  7. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    MAVİCİLER ( 1952- 1956 )




    Temsilcileri:

    • Attila İLHAN
    • Özdemir Nutku
    • Yılmaz Gruda
    • Ahmet Oktay
    • Demirtaş Ceyhun
    • Demir Özlü
    • Ece Ayhan
    • Tahsin Yücel

    * 1952- 1956 YILLARI ARASINDA ÜNLÜ ŞAİR Attila İlhan’ın önderliğinde toplumcu gerçekçi sanatçıların MAVİ adlı dergide yazmaya başlamalarıyla oluşan bir edebiyat akımıdır.
    * Garipçilerin sanat anlayışına karşı çıktılar.
    * Bu hareketi destekleyen şairlere MAVİCİLER denmiştir.
  8. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    GARİP AKIMI ( 1. YENİ EDEBİYATI)




    Temsilcileri:

    • Orhan Veli Kanık
    • Melih Cevdet Anday
    • Oktay Rifat Horozcu

    Garipçiler, şiirlerini; Garip adlı kitapta yayımlamışlardır. Bu kitabın önsözünde şiir hakkındaki düşüncelerini yayımlamışlardır. Böylece şiire yeni bir bakış açısı getirmişler ve şiirin etrafındaki duvarları yıkmıştır.


    Garip Akımının şiir anlayışı:
    * **çüyü ve uyağı önemsemeden serbestçe yazmak,
    * Şairanelikten uzak durmak, süslü sanatlı söyleyişleri benimsememek,
    * Şiiri gerçek yaşama, sokağa çıkarmak,
    * Yapmacıksız bir söyleyişle günlük yaşamın içinde halktan insanları yakalamak,
    * Her sıradan insanları ve en basit konuları şiire konu edinebilmek,
    * Halk deyişlerinden yararlanıp, halkın dilini kullanmak,
    * Toplumda görülen aksaklıkları, yer yer toplumsal yergilere başvurmak
  9. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    İKİNCİ YENİ AKIMI: 1950-1955






    • Cemal Süreyya
    • İlhan Berk
    • Edip Cansever
    • Ece Ayhan
    • Turgut Uyar
    • Sezai Karakoç
    • Ülkü Tamer

    * Yeni’ye tepki olarak ortaya çıkmışlardır.
    * İnsanın bilinçaltına inerler,
    * Doğayı, insanı ve gözlemlediklerini kendilerine özgü bir anlayışla verirler.
    * GARİPÇİLERDEN OkTAY RİFAT ve MELİH CEVDET de daha sonra II. Yeni’ye katılmışlardır.
    İlkeleri:
    * Şiirde öykücü anlatım yolu terk edilmelidir,
    * Anlatım kapalı ve soyut olmalıdır,
    * Söyleyiş anlamdan daha önemlidir,
    * Şiir konuşma dilinden uzak, özgün, mantık dokusundan arındırılmış olmalıdır,
    * Şiir toplumsal sorunlara çözüm bulma aracı olmalıdır.
    * Şiirin amacı toplumu eğitmek değildir,
    * Şiirde ahenk; ölçü ve uyak ile değil musiki ve anlatım zenginliğiyle sağlanmalıdır.
  10. (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯)

    (¯`•вєуαz мєℓєк•´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    5 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.270
    Beğenileri:
    310
    Ödül Puanları:
    36
    Cumhuriyet Dönemi Tiyatrosu
    Cumhuriyetin ilânından günümüze kadar geçen döneme Cumhuriyet dönemi tiyatrosu diyoruz. Bu dönemde, Türk tiyatrosu, oyuncusunu, yazarını yetiştirir. Ankara'da da Devlet Konservatuvarının kurulmasıyla tiyatro, Anadolu'ya da açılır. Ancak günümüzde de bu açılımın yeterli olduğu söylenemez. Muhsin Ertuğrul, Cumhuriyet döneminde de olumlu çabalarıyla tiyatronun her aşamasının öncüsü olmuştur.

    Millî Edebiyat dönemi tiyatro yazarlarından bir kısmı, Cumhuriyetin ilk yıllarında da eser vermeyi sürdürürler.

    Cumhuriyet dönemi ve günümüz tiyatro eserlerinin oluşumuna baktığımızda, her oyunu bir etiketle belirleyip bunların yalnızca "o" olduğunu söylemek zordur. Trajik bir gelişim içinde gülünç olanı da görebiliyoruz. Modern trajedinin kahramanları artık krallar, prensler değil; günlük yaşam içinde pek göze batmayan sıradan insanlardır. Komedinin kahramanları arasında, krallarla soytarılar yan yana olabiliyor. Ayrıca dram türünün kapsamı da oldukça genişlemiştir.

    Bugün oyun yazarı, -türlerin tarihsel özünü korumakla birlikte- alışılagelmiş türlerin, yalnızca birinin içinde yer almayan oyunlar yazabiliyor.

    Cumhuriyet döneminde Faruk Nafiz Çamlıbel; Canavar, Akın, Özyurt, Kahraman gibi oyunlarıyla ilgi görür. Reşat Nuri Güntekin, Cumhuriyet sonrasında Hülleci, Tanrı Dağı Ziyafeti, Balıkesir Muhasebecisi adlı oyunlarını yazar.

    Cumhuriyet döneminin diğer tiyatro yazarları ise; Ahmet Kutsi Tecer, Cevat Fehmi Başkut, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Kurşunlu, Orhan Kemal, Oktay Rıfat, Haldun Taner, Aziz Nesin, Melih Cevdet Anday, Tarık Buğra, Necati Cumalı, Orhan Asena, Yaşar Kemal, Cahit Atay, Refik Erduran, Turgut Özakman, Güngör Dilmen, Turan Oflazoğlu, Vasıf Öngören ve Başar Sabuncu gibi isimlerdir.

    Özetleyecek olursak; Cumhuriyet dönemi tiyatromuzda her açıdan gelişmeler olmuştur. Bugün üniversitelerimizde de tiyatro kürsüleri (bölümleri) kurulmuştur. Başarılı çalışmalar yapılmaktadır.

Sayfayı Paylaş