cumhuriyet dönemi türk edebiyatının oluşumu?

Konu 'Edebiyat 12.Sınıf' bölümünde bak tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. bak

    bak Üye

    Katılım:
    6 Ekim 2008
    Mesajlar:
    13
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0

    cumhuriyet dönemi türk edebiyatının oluşumu?
    cumhuriyet dönemi gezi yazısı, deneme,makale,hatıra(anı),fıkra türlerinin özelliklerini ve bu türlerin yazarlarının kimler olduğunu cevaplayabilirmisiniz?

  2. dlc

    dlc Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2010
    Mesajlar:
    36
    Beğenileri:
    30
    Ödül Puanları:
    0
    Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının Oluşumu

    Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı , Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan (1923 ) günümüze kadar sürüp gelen edebî çalışmaları kapsayan bir dönemdir .Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı , önceki dönemlerin edebiyatları gibi Batıya yönelmiş , yeni edebiyat akımlarından etkilenmiştir. Bu dönem edebî yönden oldukça hareketlidir. Örneğin bu dönemdeki edebiyatçı ve eser sayısı diğer dönemlere göre daha fazladır . Teknik bakımdan kusursuz eserlerin meydana getirildiği bu dönemde , özellikle günlük ve deneme türleri gelişme göstermiştir .

    Cumhuriyet dönemi edebiyatını oluşturan siyasî , sosyal , ekonomik ve kültürel şartlar :

    1. Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin İlanı
    2. Atatürk İlke ve İnkılapları

    Cumhuriyetçilik - Halkçılık - Laiklik - Devrimcilik - Milliyetçilik - Devletçilik

    1 Kasım 1922

    Saltanatın kaldırılması.

    29 Ekim 1923

    Cumhuriyetin ilanı.

    3 Mart 1924

    Halifeliğin kaldırılması.

    3 Mart 1924

    Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilmesi.

    8 Nisan 1924

    Şeriye Mahkemelerini kaldıran yeni Mahkemeler Teşkilatı Kanunu'nun kabulü.

    25 Kasım 1925

    Şapka Devrimi'ne ilişkin kanun TBMM'de kabul edildi.

    30 Kasım 1925

    Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılmasına Dair Kanun.

    26 Aralık 1925

    Uluslararası Takvim ve Saat Hakkındaki Kanunların kabulü.

    17 Şubat 1926

    Türk Medeni Kanunu'nun kabulü.

    1 Kasım 1928

    Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun.

    1 Nisan 1931

    Ölçüler Kanunu.

    26 Kasım 1934

    Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun.

    3 Aralık 1934

    Bazı Kıyafetlerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun.

    21 Haziran 1934

    Soyadı Kanunu kabul edilmesi.

    5 Aralık 1934

    Kadınlara milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının tanınması.
    esra_34 bunu beğendi.
  3. dlc

    dlc Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2010
    Mesajlar:
    36
    Beğenileri:
    30
    Ödül Puanları:
    0
    Türk Edebiyatı’nda Anı Türü
    (Tarihi Gelişimi ve Temsilcileri)



    ‘Anı’nın eski karşılığı ‘hatıra’dır. Edebî bir tür olarak anı, bir kişinin aklının erdiği dönemden itibaren görüp yaşadığı, kendisi ve toplum için önemli gördüğü olayları ve durumları belli bir sistem içinde yazıya döktüğü, genellikle, otobiyografik metinlere denir. Otobiyografi, kişinin yalnızca kendisiyle ilgili bilgileri verirken anı, hem bireysel hem de sosyal anlamda bilgi içerir. Günlük tutan yazar, sıcağı sıcağına o günün olay, yaşantı ve düşüncelerini aktarırken; anı yazarı, tarih olmuş eski zamanların olaylarını belleğe ya da belgelere dayalı olarak ortaya koyar. Bu bakımdan anı metinleri yalnızca hatırlanabilen, unutulmayan, kaydedilebilen olayları içerdiği için tarihi aynen aksettirmekten uzaktır, büsbütün objektif olması beklenemez. Toplumların sosyal hayatlarında anı aktarmak önemli bir gelenektir. Özellikle yaşlı insanlar kendilerinden daha genç kimselere daha önce görüp geçirdiklerini, yaşadıkları ilginç olayları anlatırlar.

    Anı yazma geleneği, Tanzimat döneminde, kimi devlet adamlarında batıdaki meslektaşlarına olan özentiden başlamış ve giderek günümüze kadar gelmiştir.
  4. esra_34

    esra_34 Üye

    Katılım:
    19 Kasım 2010
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    :shy:DENEME
    Yazarın herhangi bir konu üzerinde kesin yargı ve sonuçlara varmadan görüşlerini serbestçe anlattığı yazıalra denir. Deneme yazarı ispatlamaya çalışmaz. Sadece söylemekle yetinir. Başka insanları, başka sorunları anlatırken bile aslında hep kendinden hareket eder. Bu nedenle deneme öznel bir nitelik taşır.
    Ölüm, yaşama sevinci, arkadaşlık gibi insanı ilgilendiren her konuda yazılabilen bir tür olan denemede yazar sıcak ve içten bir anlatımı tercih eder. Deneme yazarının herhangi bir konuda uzman olması gerekmemekle birlikte deneyim ve birikimlerle zenginleşmiş bir düşünce dünyasına sahip olmayı gerektirir. İlk deneme yazarı. Montagine’dir.
    Bizde iste Nurullah Ataç başarılı bir deneme yazarıdır.
    MAKALE
    Bilimsel, siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı ve yorumlayıcı niteliği olan gazete ve dergi yazılarına makale denir. Makaleler herhangi bir konuda bilgi vermek, bir gönüşüsavunmak amacıyla yazılır. Makalelerde kanıtlama amacı ve bilimsel bakış açısı vardır. Makalelerin mümkün olduğunca açık ve yalın bir dille yazılması gerekir. Söz oyunlarına ve mecazlara başvurulması makalelerin ciddiyetini ve kanıtlama gücünü azaltır. Makale yazarıörneklendirme,karşılaştırma, kanıt gösterme, sayısal verilerden yararlanma, tanımlama gibi yöntemlerden yararlanır.
    Edebiyatımızda ilk makale Şinasi tarafından yazılmış olup bu makale Tercuman-ı Ahval Gazetesi’nde yayımlanmıştır. Mukaddime.
    NAMIK KEMAL, PEYAMİ SAFA, FALİH RIFKI ATAY, HÜSEYİN CAHİT bu alanda eserler vermişlerdir.
    GEZİ YAZISI
    Gezilip görülen yerlerde ilginç bulunan yanların sıcak bir dille anlatıldığı yazılardır. Yazar anlattığı yeri okuyucunun hayal gücünde canlandırması için betimlemelere ve açıklamalara sıkça başvurur. Böylelikle okuyucu o yerin doğal güzelliklerini, tarihi ve kültürel özelliklerini, orada yaşayanların gelenek ve göreneklerini anlar. Eskiden gezi yazılarına Seyahatname denirdi. Dünya Edebiyatı’nın en önemli gezi yazıları arasında 13.yyda Marco Polo’nun Uzakdoğu İzlenimlerini içeren Seyahatnamesi ile 13yy da İbn-i Batuta’nın İslam Dünyası Gezilerini anlatan eseri önemlidir.
    Evliya Çelebi -> Seyahatname
    Ahmet Haşim -> Frankfurt Seyahatnamesi
    Reşat Nuri Güntekin -> Anadolu Notları
    ANI (HATIRA)
    Bir kişinin kendi başından geçen olayları merkeze alarak geçmişte yaşanan olaylarla ilgili tanıklıklarını anlattığı yazılara hatıra adı verilir. Anılar kişilerin belli bir zaman dilimine ait gözlem ve izlenimlerinin kağıda yansımış şeklidir. Anılar yaşanmakta olanları değil, yaşanmış olanları yansıtır. Türk Edebiyatı’nda Anı türünün ilk örneği
    Babürşah -> Babürname
    Ahmet Rasim -> Gezilerim, Falaka
    Halit Ziya Uşaklıgil -> Kırk Yıl, Saray ve Ötesi
    Falih Rıfkı Atay -> Çankaya ve Zeytin Dağı
    Yakup K. K. -> Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, Zoraki Diplomat
    FIKRA
    Gazete ve dergilerde yayımlanan güncel, siyasal ve toplumsal sorunları ele alan yazılardır. Fıkralarda siyasal ve toplumsal olaylar ele alınırken belgelere ve kanıtlara aşırı şekilde yer verilmez. Makaleler gibi iddialı ve ispatlayıcı yönü fazla yoktur. Fıkra yazarı geniş halk kitlelerine seslendiği için yazısı anlaşılır olmalıdır. Sade bir dil kullanmalıdır. Fıkranın en önemli özelliği günü birlik yazılmasıdır.
  5. Rüzgar

    Rüzgar Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.042
    Beğenileri:
    878
    Ödül Puanları:
    113
    Cumhuriyetin ilanından sonra edebiyatımız, çağdaş anlayışlar doğrultusunda gelişmesini başarıyla sürdürmüştür. Cumhuriyetin ilk yıllarında ‘Beş Hececiler’ olarak adlandırılan şairler topluluğu, en parlak dönemlerini yaşamaktaydı. Yine bu yıllarda Kurtuluş Savaşı’nın etkisiyle edebiyatta genel olarak Anadolu’ya bir yönelim başlar.

    Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı, Divan edebiyatının terk edilmesinden sonra teşekkül eden Tanzimat, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati ve Millî Edebiyat adlarıyla anılan edebiyat tarzları vasıtasıyla oluşturulan zemin üzerine kurulmuştur. Cumhuriyet devri edebiyatının ilk dönem eserleri değişen siyasî, sosyal ve kültürel çerçevenin etkilerini taşır. Dildeki sadeleşme hareketi artık yerleşmiştir. Aruz bırakılarak hece kullanılmıştır. Şiirde ve düz yazıda toplumun her kesiminden gelen sanatçılar sayesinde konular oldukça genişletilmiştir. Buna bağlı olarak mekânlar da çeşitlilik kazanmıştır. Anadolu’ya daha çok yer verilmiştir. Roman ve hikâyelerde toplum sorunları, gözleme dayanan bir gerçeklikle anlatılmıştır. Kurtuluş Savaşı ve bu dönemdeki toplum hayatı da konu edilmiştir. Tiyatro eserlerinde de millî konular işlenmiştir.

    1) Yazı diliyle konuşma dili arasındaki fark ortadan kalkmış dildeki sadeleşme çama.arı aralıksız olarak sürmüştür.

    2) Edebiyatımız bu dönemde toplumcu bir karakter kazanmış gerçekçi bir anlayış güdülmüştür.

    3) Aruz ölçüsünün yerini hece ölçüsü almış, şiirlerde de günlük konuşma dili kullanılmıştır. Yine bu dönemde şiirin biçimce daha da serbestleşmesi sağlanmıştır.

    4) Şiir, roman, hikaye ve tiyatro gibi türlerde önemli gelişmeler olmuştur.

    5) Cumhuriyetin kuruluşuyla 1940 (İkinci Dünya Savaşı) yılları arasında eser veren şair ve yazarlar genellikle daha önceki Milli Edebiyat akımının etkisinde tam anlamıyla ‘yerli’ ve ‘halka doğru’ ; veya Batı’nın, özellikle Fransız edebiyatının etkisinde kişisel yollarında yürümüşlerdir.

    6) Cumhuriyet edebiyatının temelinde İstiklal Savaşı ve AtaTürk devrimleri vardır. Şiirler, romanlar, hikayeler bu iki konu ile doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantılır.Milli duygu ve heyecan geliştirmeye yönelik bu çabalar Milli edebiyatın bir devamı niteliğindedir.

    7) Milli edebiyatla başlayan halka inme, Anadolu’yu tanıma çabası bu dönemin edebiyatında ana ilkelerden olmuş, Türk halkının her kesimi edebiyata girmiştir. Artık edebiyat İstanbul’un sınırlarını tamamen aşmıştır.

    8) Yeni kurulan devlet ile yapılan bazı devrimleri halka tanıtmak ve benimsetmek görevi Cumhuriyet dönemi sanatçılarına düşmüştü. Sanatçı, siyaset ile halk arasında bir köptü olmuş, devrimleri yorumlamış, açıklamış ve savunmuştur.

    9) Yeni dil ve eski dil tartışmaları Cumhuriyet ile noktalanmış, siyasi güç, olayı tekeline almış ve Türk Dil Kurumu’nu kurarak dilde geri dönülmez bir yenileşmeye yoluna gidilmiştir.Ancak bazen çok aşırıya gidilerek halkın anlayamadığı kelimeler dile konularak Türkçe yabancı bir dil haline gelmiştir.

    10) Cumhuriyat’tan önce sadece sempati duyulan Türk Halk sanatları ve folklörü ön plana alınmış, öncekilerin küçümsediği Karacaoğlan’ın, Yunus’untarzı örnek alınmıştır. Artık harf benzerliği de kurulan Batı edebiyatı daha yakından takip edilmiştir.Türk edebiyatı, batı edebiyatının yeniliklerini, akımlarını uygulamaya başlamıştır.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş