Cümle Anlami (bol örnekli)

Konu 'Dil ve Anlatım Ders Notları' bölümünde karamelek tarafından paylaşıldı.

  1. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.692
    Beğenileri:
    458
    Ödül Puanları:
    36

    1.CÜMLENİN TAŞIDIĞI DUYGULAR

    a.Hayıflanma:Acınmak,üzülmek,yerinmek ya da kaçırılan bir fırsattan dolayı esef etmek demektir.

    ÖR:”Keşke annemin değerini o hayatta iken bilseydim.”
    “Nasıl geçti habersiz
    O güzelim yıllarım.”


    Aşağıdaki dizelerin hangisinde “hayıflanma, üzülme” söz konusudur?

    A)Kınalanmış gibi dağlar,dereler
    Ne güzel güz,ne güzel eylül olur.
    B)Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır.
    Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor.
    C)Yaz göç ediyor,ne yazık,yine güz
    Mor dağlarda güneş doğmadan henüz
    D)Kuşlar gelecek damların üstünden
    Kuşlar konacak dağlara
    E)Lale,sümbüller içinde hüma kuşları ötüyor
    Avcılar yolu tutmuşlar erken erken


    Çözüm:

    C seçeneğindeki dizelerde bir üzülme, yerinme kendi kendini esef etme “keşke şöyle olsaydı” anlamı vardır. Bu da bir “hayıflanma” “üzülme” dir.


    Cevap:C



    b.Çaresizlik:Elden bir şey gelmemesi, çaresiz olma durumudur.

    ÖR:”Çileli doğmuşum zaten ezelden
    Hasrete alıştım ne gelir elden.”
    “Zulüm diken gibi bürümüş kenti
    Boynu bükük kalmış mor menekşem.”



    (I)Şiirle ilişkim yoktu başlarda,hikaye düşünüyordum; ancak ilk yazdıklarımı gönderecek yer bulamıyordum .(II)Dergi diye bir “Fikirler” vardı,bir ”Varlık” bir de “Yeditepe” ;o dergileri de ünlüler kapatmışlardı çoktan. (III)Ayda bir kez çıkan topu topu üç dergiden hangisi adsız sansız bir hikayeci adayının hikayesini sayfalarını açardı;hiçbiri elbet.(IV)O dönemin ünlüleri kendilerinden sonra gelen kuşağı da sevmiyorlardı zaten.(V)Biz buna inanıyor, kızıyor,Orhan Veli,Melih Cevdet,Oktay Rifat üçgeninin başkaldırı örneğini tazelemek için fırsat kolluyorduk.

    Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde “ümitsizlik,çaresizlik içinde bulunduğu” anlamı vardır?

    A)1 B)2 C)3 D)4 E)5

    Cevap:C

    c.Yakınma:İçinde bulunulan durumdan memnun olmamak,şikayetçi olmaktır.

    ÖR:”Bir de sözüme kulak verse.”
    “Oysa günümüzde artık masalın sadece adı kaldı.”
    “Bu çocuklar dur durak bilmiyor.”

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “yakınma” söz konusudur?

    A)Onu olduğu gibi kabul etmesini söyledim.
    B)Bir de aldığı gibi getirmesini öğrense.
    C)O geldiği gibi gitmesini biliyor.
    D)Konuştuğu gibi yazmak için özen gösteriyor.
    E)Çalışmayı sevdiği gibi eğlenmeyi de seviyor.
    (1988-ÖSS)

    ÇÖZÜM:

    “Yakınma” şikayetçi olma,dert yanma anlamlarına gelir.B’de “Aldığı getirmesini de öğrense” sözünden kişinin aldığını geri getirmemesinden yakınıldığı anlaşılıyor.Diğer seçenekler birer haber cümleleridir.Bir duygu aktarmıyor.



    Cevap:B

    d.Sitem:Sevilen,güvenilen bir kimseye karşı,yaptığı hareketin ya da söylediği sözün,üzüntü uyandırdığını öfkelenmeden belirtmektir.

    ÖR:”Sen de mi Bürütüs?”
    “Güvendiğim dağlara kar yağmış.”
    “Bir ibadet gibi beklerim burada
    Selam vermeden geçer sevgili.”

    e.Takdir Etme:Bir kimseyi yaptığı bir işten dolayı övmek.

    ÖR:”Bu yazarımız yıllarca bıkmadan usan- madan çalıştı.”
    “Tablo dediğin böyle olur.”
    “Bu türkü bundan daha iyi yorumlana- mazdı.”

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “takdir etme, beğenme” söz konusudur?

    A) Sanatçı,son oyununda kişilerin çoğunu,çıkarını gözeten,kurnaz insanlar arasından seçmiş.
    B) O,tiyatroya ve sinemaya ilgi duyan,bu alanlarda kimi çalışmaları bulunan,kendi halinde,sıradan bir yazardır.
    C) Bu yazar, sorunlara çözümleyici ve iyimser bir tavırla yaklaşan,değişik görüşlere açık bir insandır.
    D) Bu yazarın oyunları,kimi çevrede olumlu,kimi çevrelerde de olumsuz eleştirilere konu olmuştur.
    E) Yazar,bu yapıtında toplumsal sorunları yansıtmayı amaçladığını söylüyor

    (ÖSS-1991)

    ÇÖZÜM:

    A ‘ da nesnel bir yargı söz konusudur,herhangi bir duygu işlenmemiş. B’ de “ kendi halinde, sıradan sözleri beğenmeden çok, önemsememe anlamı içeriyor. D’ de yazar başkalarının düşüncesini söylemiş ancak kendinin ne düşündüğü belli değil. E’ de yazarın amacı söylenmiş ancak hakkında bir görüş dile getirilmemiş. C’ de ise “çözümleyici, iyimser, değişik görüşlere açık” sözleri bir beğeniyi anlatmaktadır.


    Cevap C

    f.Umut:İçinde bulunulan olumsuz duruma karşın gelecekte bazı şeylerin düzeleceğine inanmak.

    ÖR:”Varsın zulüm bütün dünyayı sarsın
    Varsın sevinçler başka bahara kalsın.”
    Sanma bu tekerlek kalır tümsekte
    Yarın elbet bizim elbet bizimdir
    Gün doğmuş,gün batmış ebet bizimdir.

    g.Yaşama Dileği:Neşe,sevinç,hayattan keyif alma.

    ÖR:”Bugün hava güzel
    İçim içime sığmıyor.”
    “Ne güzel dönüyor çemberim
    Hiç bitmese horoz şekerim.”

    h.Karamsarlık:Hayata ya da içinde bulu- nulan duruma kötümser olarak bakmaktır.

    ÖR:”Şaşırdım kaldım nasıl atsam adım
    Gün kasvet,gece kasvet”
    “Ne göz yaşı avutur gönülleri
    Ne bir müjde güldürür bu yüzleri”







    2.CÜMLELERDE YAKIN ANLAMLILIK

    Anlam yönünden bir yakınlığı bulunan aynı ifadelerin aynı anlamların bulunduğu cümlelerdir.

    Aşağıdaki öncül cümlelerdeki anlamları diğer cümlelerde arayalım:

    a.”İstikbalin sanat tarihinde bu devrin adı Ahmet Haşim devridir.”
    I.Ahmet Haşim’den gelecek kuşaklar övgüyle söz edeceklerdir.
    II.Ahmet Haşim gelecekte daha iyi anlaşılacaktır.
    III.Ahmet Haşim sanatçı kimliğiyle yaşadığı devre damgasını vurmuştur.
    III.cümle öncüldeki cümleye yakın anlamlıdır.

    b.”İçinde iyi bir yanı olmayan kitap kadar kötü kitap yoktur.”
    I.Kitaplarda yararlı bilgiler de zararlı bilgiler de olabilir.
    II.İyi yanı ağır basan kitaplar daha faydalıdır.
    III.En kötü kitap içinde iyilikten eser olmayan kitaptır.
    III.cümle öncüldeki cümleye yakın anlamlıdır.

    c.”Kuralların istisnası vardır;ancak istisnaların kuralı yoktur.”
    I.Kurallar istisna kabul etmeyecek kadar kesindir.
    II.Kurallara uymayan örnekler her za- man olabilir ama kurallara uymayan örnek- lere bir kural konulamaz.
    III. İstisnaların kuralı,kuraların istisna- sıdır.
    II.cümle öncüldeki cümleye yakın an- lamlıdır.

    Başımdan geçen kimi olayların öyküsünü yazarken,o olayları yeniden,hem de zamanında ayrımına varamadığım yönleriyle yaşamanın,küçümsenir bir mutluluk olmadığını söylemeliğim.

    Bu cümle aşağıdakilerden hangisiyle aynı anlamdadır?

    A)Öykülerimi oluşturmak için,yaşadığım olayları bir süre sonra hatırlamak zorunda olduğumu hiç unutmam.
    B)Başımdan geçen olayları yapıtlarımda anlatırken onlara yeni bir görünüm kazandırmaya çalışırım.
    C)Kimi olayların incelikleriyle yansıtılmasının,yazarlığa özgü bir nitelik olduğunu düşüyorum.
    D)Yaşadığım kimi olayları sonradan öyküye dönüştürürken onların fark etmediğim yanlarını tekrar yaşamak bana mutluluk veriyor.
    E)Kimi olayları yaşarken duyduğum üzüntüleri,sonradan onları yazarken mutluluğa dönüştürürüm.

    ÇÖZÜM:

    Sorudaki örnek cümlede yazarın kimi olayların öyküsünü yazarken yaşamadığı duyguları yazdıktan sonra duyduğunu ifade etmiştir.D seçeneğindeki cümlede de aynı anlamın olduğu görülmektedir.

    Cevap:D

    “Ne yaşanan her olay öyküye dönüştürülebiliyor ne de öyküye özgü kurallar,her zaman gerçeği aynen anlatmaya uygun düşüyor.”

    Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye en yakın anlamdadır?

    A)Öyküde ne yaşanmış olaylar anlatılabilir ne de gerçekler yansıtılabilir.
    B)Her olayı öyküleştirmek doğru olmaz;her öykünün kendine özgü bir yapısı vardır.
    C)Yaşanmamış olaylardan öykü çıkaramaz;yaşanmamış olaylar da öykünün sınırlarını aşar
    D)Yaşanan olaylar çok etkileyicidir;olaylar öyküleştirilirken canlılığını ve etkileyiciliğini yitirir.
    E)Baştan geçen her olaydan öykü çıkarılamaz;öykünün yapısı olup biteni olduğu gibi yansıtmaya izin vermez.

    ÇÖZÜM:

    Sorudaki cümlede her olayın öyküye dö- nüşemeyeceği öykünün her zaman gerçeği olduğu gibi anlatamayacağı anlamı vardır.E seçeneğindeki cümle bu cümleyle aynı anlamı içermektedir.

    Cevap:E

    ”Tiyatro bir odak noktasıdır; dünyada, tarihte, insanda her ne varsa oraya yansıyabilir; ama sanatın sihirli değneği altında.”
    Aşağıdaki yargıların hangisi bu cümlede söylenmek istenene en yakındır?
    A) Sanat eseri, hayatı olduğu gibi yansıtmalı, eğlendirmeli ve her sosyal tabakaya seslendirmelidir.
    B) Sanatta gerçek, basit bir kopyadan ibaret olmamalı, yazarın kafasından geçip onun görüşüyle bize sunulmalıdır.
    C) Sanatçı öncü olmak, halkın yürüdüğü yolun ilerisini bir projektör gibi aydınlatmak zorundadır.
    D) Sanatçı bir gözlemci ve deneyimcidir; olayları ve kişileri gözlemlediği gibi verir.
    E) Sanatçı, toplumdaki işlevini, sanat kaygısını her şeyin üstünde tutmakla gerçekleştirebilir.
    (1984-ÖSS)

    ÇÖZÜM:

    “Sihirli değnek” sözü cümlenin anahtar sözüdür. Nasıl sihirli değnek dokunduğu her şeyi değiştirirse sanat da dış dünyayı değiştirerek tiyatroya yansıtır. Buna göre A, B ve C seçenekleri gerçeğin değişmemesini savunduğundan cümleyle çelişir. E ‘de gerçeklerden ve sanatçının onu değiştirmesinden hiç söz edilmemiş. Gerçeğim kopya olmadığını söyleyen B doğru cevaptır.

    I.Yalnız biçime önem veren sanatçı,nasıl konuşulacağını bilen ama söyleyecek sözü olmayan konuşmacıya benzer.
    II.Zaman içinde,yapıtlarını biçim ve içeriğinde hiç değişiklik yapmamış pek çok sanatçı vardır.
    III.Bu sanatçımızın,eski biçimlerle günümüz içeriğini yansıtmaya çalışması,yeni bir yöntem değildir.
    IV.Sanatçının yapıtlarında biçimle içerik,bir kağıdın iki yüzü gibi birbirinden ayrılmaz.
    Bu cümlelerden,savunulan düşünce bakımında birbirine en yakın olanlar hangileridir?
    A)I ve II B)I ve III C)I ve IV
    D)II ve III E)II ve IV
    (1988-ÖSS)

    ÇÖZÜM:

    Numaralanmış cümlelere baktığımızda I. cümlede yalnız biçime önem vermenin yanlış olduğu, II. cümlede kendini yenilemeyen sanatçıların da olduğu, III. cümlede eski biçimlerle günümüz konularının anlatıldığı, IV. cümlede biçimle içeriğin ayrılmaz bir bütün olduğu anlatılmıştır. Görüldüğü gibi I. ve IV. cümlelerde birbirine yakın düşünceler savunulmuştur.

    Cevap C

    ” (I) Bana göre şiir; özünü halk kültüründen almalı. (II) Halk kültürü tükenmez bir hazinedir. (III) Halk ne söyleyecekse doğrudan söyler. (IV) Dolambaçlı yollara sapmaz. (V) Halkımız acı sözlerden tatlı sözler üretir. (VI) Çirkinliklerden güzellik yaratır.”

    Parçada, anlamca birbirine en yakın olan iki cümle hangisidir?

    A) I,II B) II,III C) III,IV D) IV,V E) V,VI


    (1985-ÖSS)

    ÇÖZÜM:

    Cümlelerin anlamlarını incelediğimizde III. ve IV. Cümlelerin aynı anlama geldiği görülür. Dolambaçlı yollara sapmamak, doğrudan söylemek demektir.
    Cevap C

    Kadınlar zayıftır ama analar güçlüdür.
    Aşağıdakilerden hangisi,bu cümleye en yakın anlamdadır?

    A)Analık kadına güç verir.
    B)Her kadın güçlü bir anadır.
    C)Ananın gücü kadınlığından gelir.
    D)Analık,kadınların güçlü duygusudur.
    E)Analık,güçlülüğün ilk koşuludur.

    (1986-ÖSS)

    ÇÖZÜM:

    Genel yargı kadınların zayıf olduğudur. Ancak anaların güçlü olduğu söylenmiş. Ana da kadın olduğuna göre güçlü olmasının tek nedeni ana olmasıdır. Öyleyse ana olmak kadını güçlü kılıyor. Buna göre A ve D seçeneklerinin cümleye yakın olduğu görülüyor. Ancak analık duygusu kadınlarda ana olmadan önce de vardır. Dolayısıyla burada ana olunca güç kazanmak vurgulandığından en yakın anlam A da verilmektedir.

    Cevap: A

    İnsanlarda, kurallara uyma alışkanlığıyla sorumluluk duygusunun yerleşmiş olması arasında sıkı bir ilişki vardır.
    Aşağıdakilerden hangisi anlam bakımından bu cümleye en yakındır?

    A)Büyük sorumluluklar yüklenmiş kişiler kurallara uymak zorundadır.
    B)Sorumluluğunu bilen insanlar kurallara uyarlar.
    C)Bazı kurallar insanları sorumluluklarını yerine getirmeye zorlar.
    D)Sorumluluktan kaçınmayan kişiler herkesi kurallara uymaya zorlarlar.
    E)Kurallara uyan kişiler, sorumluluk almaktan hoşlanırlar.
    (1992-ÖSS)

    ÇÖZÜM:

    Cümlede sorumluluk duygusu gelişmiş insanların kurallara uyduğu söylenmek istenmiştir. Bu anlam B’ de verilenle özetlenebilir. Zorluktan değil alışkanlıktan söz edildiğinden A ve C; başkalarını zorlamaktan söz edilmediğinde. D, sorumluluk almaktan değil, duygudan söz edildiğinden E cümlenin anlamına uymaz.

    Cevap: B

    Burada sözünü etmediğim filmlerin yeterince iyi olmadığı sanılmasın.
    Aşağıdakilerden hangisi anlam bakımından bu cümleye en yakındır?
    A)Burada sözünü ettiğim kötü filmlerin iyi yanları da var.
    B) Burada sözünü ettiklerimin dışında da iyi filmler var.
    C) İyi olmayan filmlerden de burada söz edebilirim.
    D)Burada sözünü ettiğim filmler iyi film diye seçilenlerdir.
    E)Burada sözünü ettiğim filmler arasında kötü filmlerde yer alıyor.
    (1994-ÖSS)

    ÇÖZÜM:

    Cümle olumsuzlukların fazla olmasından, karışık gibi geliyor.Ancak olumsuzlukları olumluya çevirerek gidersek cümlenin anlamı daha net çıkar. Cümlede sözünü etmediği filmlerin de güzel olabileceğini söylemiş. A, C, D ve E ‘ de sözünü ettiği filmlerin özellikleri anlatılmış. B’ de ise sözünü ettiklerinin dışında iyi filmlerin olduğu söylenmiş.

    Cevap B





    3.CÜMLEDE KAVRAMLAR

    a.Öznellik(subjektif):Kişiden kişiye göre değişen,beğeni,taktir ya da yergi içeren kanıtlanabilirlik özelliği olmayan ifadelerdir.Sanatsal ifadeler,yorumlar, beğeni,benzetme ve eleştirilerin hepsi özneldir.
    ÖR:”Ressam bu tablosunu özenerek yapmış.”
    “Güneşin doğuşu da batışı da muhteşemdir.”
    “Gülmek ona çok yakışıyor.”

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öznel bir değerlendirme söz konusudur?


    A) Romanda anlatılanlar Kurtuluş Savaşı yıllarında geçiyor.
    B) Öyküdeki kişilerin dördü kadın, üçü erkektir.
    C) Romanın sonunda kahramanların hepsi ölüyor.
    D) Kitaptaki ilk öykünün konusu köy yaşamıdır.
    E) Öykülerin anlatımında bir kuruluk, bir tek düzelik görülüyor.

    (1991-ÖSS)

    ÇÖZÜM:

    Öznel bir değerlendirmede yazar kendi duygularını, kişisel görüşlerini ve yorumlarını söyler. A, B, C, D seçeneklerinde bir yoruma bağlı olmayan kanıtlanabilir yargılar vardır. E’ de ise “ kuruluk, tekdüzelik” sözü yoruma bağlıdır. Bu da öznellik demektir.

    Cevap: E

    b.Nesnellik(objektif):Bilimsel veri ya da istatisliklere dayanan ölçülebilir,kanıtlana- bilir ifadelerdir.Nesnel cümlelerde eleştiri beğeni,yorum gibi duyguların ve sezgilerin karıştığı ifadeler bulunmaz.
    ÖR:”Ressam bu tabloda sarı renklere ağır- lık vermiş.”
    “Y.Kemal ”Ok” şiirinde hece ölçüsünü kullanmıştır.”
    “Kitap birbirinden bağımsız dört bö- lümden oluşuyor.”

    Aşağıdaki cümlelerden hangisinin anlatımı nesnel bir nitelik taşımaktadır?

    A) Tiyatro,sinemaya göre daha eğlencelidir.
    B) Deniz kenarında yaşamaya doyum olmaz.
    C) Güneşin batışını izlemek insana mutluluk verir.
    D) Kentlere göç edenlerin sayısı yıldan yıla artmaktadır.
    E) Resim sergileri önemli bir sanat etkinliğidir.
    (1988-ÖSS)

    ÇÖZÜM:

    Nesnel anlatım, yazarın yorumunu katmadığı, kanıtlanabilir bilgi içeren yargılarda bulunur. Buna göre A’ da “daha eğlendirici”, B’ de “doyum olmaz”, C’ de “güneşin batışının mutluluk vermesi”, E’ de “önemli sanat etkinliği” sözleri, söyleyenin yorumuna bağlı ifadelerdir. Ancak D’ de söylenen “kentlere göçün her gün arttığı”, yoruma bağlı olmayan kanıtlanabilecek bilgidir; dolayısıyla nesneldir.

    Cevap: D

    c.Eleştiri:Bir edebiyat veya sanat eserini çeşitli yönleriyle inceleyip açıklamak,anla- şılmasını sağlamak için yapılan değerlen- dirmelerdir.Eleştiriler kişisel beğeni ifade ettiği için öznel yargılardır.Eleştiri(kritik) olumlu yada olumsuz olabilir.
    ÖR:”Kelimenin tam anlamıyla o bir şiir ustası.”
    “Neresinden tutsan elinde kalıyor bu kitap.”
    “Atatürk çok güzel konuşan,etkileyici bir hatipti.”

    ÖRNEK:

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem beğenme hem de olumsuz bir eleştiri söz konusudur?
    A)Sözcük seçimindeki özensizlik,çevirmenin,metnin aslına bağlı kalmaktaki titizline gölge düşürüyor.
    B)Öyküleriyle Türk edebiyatında seçkin bir yer alan sanatçının bu yapıtları,yabancı dillere çevrilmiştir.
    C)Sanatçının ilk şiir kitabını sevinç ve heyecanla okurken çocukluk günlerimi düşünüyorum.
    D)Sanatçı,günlüklerinde zaman zaman başka kişilerin konuşmalarına yer vermiştir.
    E)Kitapta,eski eğitim düzenimizin olumsuz yönleri,karşılaştırmalı bir yöntemle anlatılıyor.

    ÇÖZÜM:

    “titizlik” sözü beğenmeyi “özensizlik” sözcüğü olumsuz eleştiriyi ifade etmektedir.B ve C seçeneklerindeki cümlelerde sadece “beğenme” söz konusuyken D ve E seçeneklerindeki yalnızca bilgi verilmiş olup öznel duygulara yer verilme- miştir.

    Cevap:A

    NOT.1:Her değerlendirme bir eleştirinin sonucudur.Eleştiri her konuda yapılabildiği halde ”değerlendirme” genellikle bir esere yönelik olarak yapılan olumlu ya da olumsuz nitelik taşıyan eleştirilerdir.

    Değerlendirmeler nesnel ya da öznel olabilir

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ”değerlendirme” söz konusudur?

    A)Kimi sanatçılar duygularını dile getirmek için,kimileri de kusursuz eserler yaratmak için yazarlar.
    B)Romancı,gerçekleri düş gücüyle yeniden biçimlendiren kişidir.
    C)Bir eserin değerinin konusundan çok üslubuna bağlı olduğunu her zaman söylerim.
    D)Bu romandaki kişilerin birbiriyle ilişkisi üzerine bir çok inceleme yapılmıştır.
    E)Bu eserde konu gerçek yaşamdan alınmış,kişiler karakterlerine uygun biçimde konuşturulmuştur.

    ÇÖZÜM:

    E seçeneğinde,bir eserin konusu ve eserin kahramanları,karakterleri hakkında nesnel bir değerlendirme söz konusudur.Değerlendirmenin bir eser hakkında olması gerektiği unutulmama- lıdır.

    Cevap:E

    NOT.2:

    Başkalarından aktarılan görüşler nesneldir.

    NOT.3:

    Benzetmeler,kişileştirmeler ve
    duygusal anlatımların hepsinde öznellik vardır.

    d.Yorum:I.Bir yapıtı ya da sanat eserini belli bir görüşe göre açıklamak- tır.Bu açıklamalarda yorum yapan kişinin beğenileri ön plandadır. Beğenmeme de olabilir.Dolayısıyla “yorumlar” kişinin özel yargılarıdır; kanıtlanabilir özellik taşımazlar.

    (I)Genç adamın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme ve hafif bir kırmızılık vardı.(II)Bu kırmızılık,herkesin payını dağıtan balıkçını elinde tek balık kalıncaya kadar sürdü. (III) Balıkçının, son balığı da kendisine vermediğini görünce rengi uçtu;gözleri büyüdü.(IV) Yüzündeki gülümseme giderek azaldı ve yok oldu.(V) O an,genç adamın, öfkesini ve acısını kendi içinde saklayan biri olduğunu anladım.

    Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde ”yorumlama” ya yer verilmiştir?

    A)I B)II C)III D)IV E)V

    (1989-ÖSS)

    (I)Çeviri bir metinden yola çıkan yazar,oyunu yeniden,oldukça güzel bir biçimde oluşturmuş. (II)Metin,yerel motiflerde yalınlaşırken evrenselliğini de yitirmemiş.(III)Ayrıca oyunu dokusunda yer alan dostluk,fedakarlık,bağlılık gibi duygular,inandırıcı ve dengeli bir biçimde verilmiştir.(IV)Öte yandan tipler üzerinde yeterince durulmamış;bunlar soluk birer görüntü olarak kalmış.(V)Oyunda, anlatılanların geçtiği yer ve zaman da belirtilmemiştir.

    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde yazar bir “yorum” yapmamıştır?

    A)1 B)2 C)3 D)4 E)5

    ÇÖZÜM:

    Yorum yazarın bir olay ya da durum karşısındaki beğenilerini beğenmemesi düşünceleridir. I.cümlede “oldukça güzel” bir biçim;II.cümlede evrenselliği yitirmemek;III.cümlede inandırıcı ve dengeli bir biçim;IV.cümlede soluk birer görüntü ifadeleri yazarın konu hakkındaki yorumlarının belirtisidir.V.cümlede ise bilgi verilmiştir herhangi bir yorum konusu değildir.

    Cevap:E

    ÖR:”Ne var ki diğer şiirleri,ilk şiirlerindeki tadı vermiyor.”
    “Halk şiirlerinden gelen söyleyiş güzelliği onun bütün dizelerini böylesine alımlı kılmıştır.”
    “Bu resimde insanlar soluk birer görüntü olmadan öteye geçememişler.”

    II.Gizli ya da tam olarak bilinemeyen bir şeyden “sezgi”ye dayalı olarak çeşitli anlamlar çıkarmak da “yorum”dur.

    ÖR:”Bakışlarında kahramanlıktan kıvılcımlar vardır.”
    “Gözlerinde,gelecek günlerin parıltısı vardı.”

    NOT.4:Yorumlar kişisel yargılardır yani özneldir.Her öznel cümleye yorum cümlesi diyemeyiz ancak her yorum öznel olmak zorundadır.”En sevdiğim renk kırmızıdır.” cümlesi öznel olmakla birlikte yorum içermemektedir.

    “En canlı renk kırmızıdır.”cümlesi ise yorum içeren öznel bir ifadedir.

    e.Karşıtlık:Birbirine zıt iki durumun,ola- yın,aynı cümlede bulunmasıdır.Karşıtlıkla olumsuzluk karıştırılmamalıdır.Ağlamak Gülmek karşıtlıktır ancak ağlamak-ağlamamak;gülmek-gülmemek iki eylemin olumsuzudur.
    ÖR:”Serhan iyi bir arkadaş ama kötü bir sırdaştır.”
    “Keloğlan,çelimsiz,bakımsız,sıska bir insan olmasına rağmen elinden bir hayli büyük işler gelir.”
    Hakimin yüzündeki sert ifade küçük kızla konuşurken yerini gülümsemeye bırakmıştı.

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aynı varlığın karşıt durumları birlikte verilmiştir?

    A)Gün doğarken yola çıkmış,öğleden sonra köye varmıştık.
    B)Adamın yüzündeki yumuşak ifade bizimle konuşurken birdenbire sertleşmişti.
    C)Hastanın kansız yüzü bir hafta öncesine göre daha da sararmıştı.
    D)Bu dev gibi adam bugüne değin o minicik çocuğun her dediğini yapmıştı.
    E)Yolculardaki bezginlik yolun sonuna doğru acıya dönüşmüştü.

    (ÖSS-1983)

    ÇÖZÜM:

    Aynı varlığın birbiriyle zıt yönlerinin verilmesi gerekiyor.A’ da karşıt durum yok. C’ de bir durumun gittikçe ilerlemesinden söz edilmiş. D’ de karşıt durum var ancak farklı varlıkların durumunda karşıtlık görülüyor. E’ de de bir durumun gittikçe ilerlediğini görüyoruz. B’ de ise, adamın yüzü yumuşak iken aniden sertleşiyor.
    Cevap:B

    NOT.5:

    Karşıtlık iki zıt olayın bir cümlede olma durumudur.Bu zıtlık bazen zıt anlamlı sözcüklerle sağlanabilir ancak karşıtlık için ille de zıt anlamlı sözcüklerin olması gerekmez.

    f.Karşılaştırma:En az iki eser,varlık,kişi ya da kavramın benzer veya farklı yönleri- nin birbiriyle kıyaslanmasıdır.Karşılaştırma bildiren cümleler bir varlığın başka bir varlıktan herhangi bir yönden daha iyi, daha kötü ya da onunla aynı düzeyde oldu- ğunu belirtir.
    ÖR:”Sinema da tiyatro gibi görmekle ilgilidir.”
    “Onun romanlarında,öykülerinde de dil ön plandadır.”
    “Beyazın adı var esmerin tadı var.”

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir “karşılaştırma” söz konusu değildir?

    A) O,hemen her konuda bildiğini tam bilir.
    B) Öğretmen,sınıfın en çok konuşanını öne oturttu.
    C) O,sanatçılar arasında eşi az bulunur bir insandı.
    D) Çocukların en beceriklisini bulup getirmişti.
    E) Ona aldığım kalem daha çok benim işime yaradı.

    (ÖSS-1989)

    ÇÖZÜM:
    Karşılaştırma,iki kavram ya da iki durum arasında yapılır.Bunlar benzerlik ya da farklılık özellikleri verilerek karşılaştırılır.B’de “en çok konuşan” derken diğer konuşanlarla,C’de “sanatçılar arasında” derken sanatçılar birbirleriyle,D’de “en beceriklisi” derken diğer beceriklilerle,E’de “daha çok benim işime yaradı” derken işe yaraması yönüyle bir karşılaştırma vardır.A’da ise başka bir kişiyle ilgili bir özellik yok.

    Cevap:A

    h.Varsayım:Geçici olarak kabul edilmiş görüş ya da önermedir.

    ÖR:”Tut ki Ankaralı değilim,ne çıkar bundan?”
    “Bu sözleri sana hiç söylemediğimi farzet.”
    “Diyelim ki dediklerini yapmadım bana ne yapabilirsin?”

Sayfayı Paylaş