Cümlede Anlam (bol örnekli) [Konu Anlatımı]

Konu 'Türkçe Ders Notları' bölümünde Murat AKSOY tarafından paylaşıldı.

  1. Murat AKSOY

    Murat AKSOY Türkçe Sevdalısı Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    49.558
    Beğenileri:
    886
    Ödül Puanları:
    38

    CÜMLEDE ANLAM
    A-) ANLAM ÖZELLİKLERİNE GÖRE CÜMLELER:

    1- ÖZNEL ANLATIM:
    Doğruluğu ya da yanlışlığı, kişiden kişiye değişebilen düşüncelerin anlatıldığı yargılara “öznel yargı” , bu yargıların kullanıldığı anlatıma da “öznel anlatım” denir.
    Yazar son eserinde çok güzel tasvirler yapmış. Bu cümlede yazarın yaptığı tasvirler çok güzel olarak değerlendirilmiş. Fakat bu güzellik kişiden kişiye değişebileceği için özneldir. Yani bana göre güzeldir; ama bir başka kişiye göre güzel olmayabilir. İşte bu anlatıma “öznel anlatım” denir.
    Öznel anlatımda verilen ifadenin ispatı olmaz; çünkü kişiden kişiye değişen bir yargı olduğundan herkesçe kabul edilen bir doğru yoktur.

    ÖRNEK:
    (I) Arkadaşlarımla kitap okuma yarışması yaptık. (II) Ben bir haftada tam üç kitap okudum. (III) En son okuduğum bir polisiye romandı. (IV) Bütün arkadaşlarıma tavsiye ettiğim roman oldukça sürükleyiciydi.

    Yukarıdaki parçada numaralandırılmış cümlelerden hangisi öznel bir yargı bildirmektedir?
    A) IV. B) III. C) II. D) I.

    ÇÖZÜM:
    I. Cümlede kitap okuma yarışması yapıldığı ispatlanır ve yargı kişiden kişiye değişmez.
    II. Cümlede bir kişinin bir haftada üç kitap okuduğu ispatlanabilir ve bu yargı da kişiden kişiye değişmez.
    III. Cümlede de okunanın polisiye roman olup olmadığı ispatlanabilir ve bu yargı da kişiden kişiye değişmez.
    IV. Cümlede romanın oldukça sürükleyici olması kişiden kişiye değişebilir. Bu roman A şahsına sürükleyici gelebilir; ama başka bir kişiye sıkıcı gelebilir. Bu nedenle bu cümlede öznel bir yargı vardır.
    Doğru seçenek A seçeneğidir.


    2- NESNEL ANLATIM:
    Doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişmeyen, deney ve gözleme dayanan tarafsız yargılara “nesnel yargı” denir, bu yargıların kullanıldığı anlatıma da “nesnel anlatım” denir.
    Nesnel anlatımda bu güzeldir, bu başarılıdır, bu iyidir, bu kötüdür diye kişisel beğeniler yoktur.

    Kısacası bir ifadenin doğru ya da yanlış olduğu kişiden kişiye değişmiyorsa o anlatım nesnel anlatımdır. Ayrıca doğruluğu ya da yanlışlığı deney ya da gözlemle ispatlanabilir.

    “Bütün seyirciler onu ayakta alkışladılar.” Bu cümlede bütün seyircilerin izledikleri kişiyi ayakta alkışladıkları gözlem sonucu ispatlanabilir ve bu yargı herkesçe kabul edilir. O halde bu yargı nesnel bir yargıdır. Bu anlatım da nesnel bir anlatımdır.

    Ya da “Bu gün hava çok sıcak.” Cümlesinde havanın sıcak olup olmadığı derece ile ölçülerek ispatlanır ve bu yargı herkesçe aynıdır. Yani herkes havanın sıcak olduğunu kabul eder. İşte böyle yargılara “nesnel yargı”, böyle anlatımlara da “nesnel anlatım” denir.
    Öznel anlatımda deney ve gözlemle ispat söz konusu değildir. İfadenin doğruluğu kişiden kişiye değişir. Oysa nesnel anlatımda ifadenin doğruluğu deney ve gözlemle ispatlanarak doğruluk kişiden kişiye değişmez.

    Örnek:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nesnel bir anlatım söz konusudur.
    A) Yazar, ustaca tasvirlerle akıcılığı sağlamış.
    B) Yazar, kıvrak cümleler kurarak esere tat katmış.
    C) Yazar, eserde Kurtuluş Savaşı yıllarındaki acıları anlatıyor.
    D) Yazar, son eseriyle okuyucusuna yeni ufuklar açmış.

    ÇÖZÜM:
    A seçeneğinde, “ustaca tasvirlerle akıcılığın sağlandığı” öznel bir ifadedir. Çünkü tasvirlerin ustalıkla yapıldığı ya da akıcılığın sağlanıp sağlanmadığı kişiden kişiye değişir. Bu eserdeki tasvirleri ben beğenebilirim, ama belki siz hiç beğenmezsiniz. Ayrıca bunu deney ve gözlemle de ispatlayamayız. Bu nedenle öznel anlatım söz konusudur.
    B seçeneğinde kurulan cümlelerin kıvrak olup olmadığı ve bu cümlelerin esere tat verip vermediği kişiden kişiye değişir. Deney ve gözlemle de ispatlanamaz. Bu nedenle bu ifade de özneldir.
    C seçeneğinde anlatılanların Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşanıp yaşanmadığı eserden örnekler vererek ispatlanır ve bu da herkesçe kabul edilebilir. O halde burada nesnel anlatım söz konusudur. Doğru seçenek C seçeneğidir.
    D seçeneğinde yazarın son eseriyle okuyucusuna yeni ufuklar açtığı kişiden kişiye değişebilecek bir yargı olduğundan ve ispatlanamayacağından öznel bir anlatıma sahiptir.

    3-) KOŞULA (ŞARTA) BAĞLILIK:
    Bir eylemin gerçekleşmesi, daha önceden başka bir eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlı ise burada koşula (şarta) bağlılık söz konusudur. Örneğin;
    Yağmur yağmazsa pikniğe gideceğiz. Cümlesinde pikniğe gitme eylemi yağmurun yağıp yağmayacağına bağlı olduğu için burada koşula bağlılık vardır.
    Bu tip cümlelerde genellikle iki yargı vardır ve bunlardan ilkinde –se, -sa şart eki bulunur. (Yağmur yağmazsa)
    Ayrıca bu tip cümle anlamlarında ikinci yargıya “hangi şartla” sorusunu sorduğumuzda cevap alabiliyorsak koşula (şarta) bağlılık söz konusudur.
    Yağmur yağmazsa pikniğe gideceğiz. Hangi şartla pikniğe gideceğiz? (Yağmurun yağmaması şartı ile)

    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleşmesi şarta bağlıdır?
    A) Zamanında geleceğim diyorsun ama geç kalıyorsun.
    B) Çalışıyorsun ama bu tempoyla zamanında bitiremezsin.
    C) Günlerdir aradı ama bir türlü izine rastlamadı.
    D) Sinemaya giderim ama sen de gelirsen.



    ÇÖZÜM:
    A seçeneğinde hangi şartla geç kalıyorsun? Sorusuna cevap almayız. Yani geç kalmasının bir şartı yok. –se, -sa eki de yok.
    B seçeneğinde hangi şartla bitiremezsin? Sorusuna cevap yok. Bitirememesinin bir şartı yok. –se, -sa eki de yok.
    C seçeneğinde hangi şartla izine rastlamadı diye sorduğumuzda cevap alamadığımız için şarta bağlılık yoktur. Ayrıca –se, -sa eki de yok.
    D seçeneğinde hangi şartla sinemaya gidecekmiş? “Sen de gelirsen” cevap aldığımız için burada şarta bağlılık vardır. Ayrıca “sen de gelirsen” de –se, -sa var.

    4-) NEDEN- SONUÇ İLİŞKİSİ:
    İkinci yargıya yani asıl yargıya sorduğumuz “niçin” sorusuna cevap alabiliyorsak neden- sonuç ilişkisi vardır.
    Bu cümlelerde yargılardan biri diğerinin gerçekleşmesine neden olmaktadır. Bir eylemin hangi gerekçe ile yapıldığını belirten cümlelerdir.
    Havalar soğuduğu için kalın giyindik. Cümlesinde kalın giyinilmesinin nedeni havaların soğumasıdır. Bu cümlede ikinci yani asıl yargıya niçin sorusunu soralım: Niçin kalın giyindik? Havalar soğuduğu için. Cevap alabiliyoruz. O halde nede- sonuç ilişkisi vardır.
    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde neden- sonuç ilişkisi vardır?
    A) Öğretmeniniz gelmezse erken gidebilirsiniz.
    B) Akşamdan saati kurmadan yatmayın.
    C) Siz büyüklerinize saygı gösterirseniz küçükleriniz de size saygı gösterir.
    D) Planlı ve disiplinli çalıştığından dolayı sınavı kazandı.

    ÇÖZÜM:
    A seçeneğinde koşula bağlılık vardır. Erken gidebilmenizin şartı öğretmeninizin gelmemesi.
    B seçeneğinde herhangi bir neden sonuç ya da koşula bağlılık yoktur.
    C seçeneğinde koşula bağlılık vardır. Küçüklerin de size saygı göstermesi sizin büyüklerinize saygı göstermenizdir. Ayrıca –se, -sa eki de vardır.
    D seçeneğinde neden-sonuç ilişkisi vardır.

    5-) ATASÖZLERİ:
    Söyleyeni belli olmayan dilden dile nesilden nesile geçen ve böylece günümüze kadar ulaşan, atalarımızın hayat tecrübelerini anlatan, bizlere öğüt veren milletin ortak malı olarak kabul edilen sözlere atasözü denir.
    Atasözlerinin başlıca özellikleri:
    1- Atasözleri halkın ortak malıdır, söyleyenleri belli değildir.
    2- Kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin sırası değiştirilemez. Bir sözcüğün yerine de başka sözcük konulamaz.
    3- Kısa ve özlü sözlerdir. Atalarımızın hayat tecrübelerini anlatarak bizlere öğüt veren sözlerdir.
    4- Atasözlerini oluşturan sözcükler genellikle gerçek anlamlarından uzaklaşarak mecaz anlamda kullanılırlar.
    Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez. Burada asıl anlatılmak istenen büyük bir faydanın ya da menfaatin geleceği yerden küçük bir şey sakınılmaz. Çünkü onun kat kat fazlası gelecektir.
    İşleyen demir pas tutmaz. Burada da çalışmanın önemi anlatılmaktadır. Eğer çalışılırsa çalışan kişiye hiçbir olumsuzluk yakıştırılmayacağı ifade edilmektedir.
    5- Bazı atasözlerini oluşturan sözcükler de gerçek anlamları ile kullanılmıştır.
    Dost ile ye iç alışveriş etme. Buradaki sözcükler gerçek anlamları ile kullanılmıştır. Burada dostun olan kişiyle birlikte ye iç ama maddi konulara girme. Çünkü işin içine maddiyat girince ortada dostluk falan kalmaz anlamındadır.
    Son pişmanlık fayda vermez. Bir işin yanlış olduğunu bildiğimiz halde yapmaya devam edersek sonunda pişman da olsak bu bir şey ifade etmez. Çünkü artık olan olmuştur.
    6- Atasözleri öğüt verir, nasihat eder.
    7- Yargı bildirirler. (Yargı= bilgi)

    ÖRNEK:
    Aşağıdakilerden hangisi “Güneş balçıkla sıvanmaz.” Atasözünün anl***** uygundur?
    A) Yarının neler getireceği bilinmez.
    B) Her söz her yerde söylenmez.
    C) Yapılan iyilik, hiçbir zaman unutulmaz.
    D) Herkesin bildiği gerçekler kimseden saklanamaz.

    ÇÖZÜM:
    “Güneş balçıkla sıvanmaz.” Atasözü ile herkesin bildiği gerçekler saklanamaz anlamındadır.

    6-) ÖZDEYİŞLER (VECİZELER):
    Genellikle ünlü kişilerin, devlet adamlarının ve sanatçıların söylemiş oldukları kısa; ama özlü sözlere “özdeyiş (vecize)” denir. Burada asıl olan az sözle çok şey anlatmaktır.
    Atasözünden ve deyimden farkı söyleyeni bellinin belli olmasıdır.
    “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”
    Atatürk
    “Güzel gören güzel düşünür; güzel düşünen hayatında lezzet alır.”
    Mevlana
    “Kalem kılıçtan keskindir.”
    Napolyon

    ÖRNEK:
    Aşağıdakilerden hangisi özdeyiştir?
    A) Sakla samanı gelir zamanı.
    B) Dost yüze düşman ayağa bakar.
    C) Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.
    D) Evdeki hesap çarşıya uymaz.





    ÇÖZÜM:
    Burada A, B ve D seçeneklerinde atasözü vardır ve bunların söyleyeni belli değildir. Oysaki C seçeneğinde Hz. Ali’ye ait bir söz vardır. Söyleyeni belli olduğu için bu özdeyiştir ve doğru seçenek C seçeneğidir.

    7-) DEYİMLER:
    Bir durumu ifade etmek için benzer sözlerle çağrışım yapan kalıplaşmış ifadelere deyim denir.
    Deyimlerin başlıca özellikleri şunlardır;
    a- Deyimler en az iki kelimeden oluşurlar.
    Kafa tutmak, göze girmek, dil dökmek, burnundan solumak, gözleri dolmak...
    Yangına körükle gitmek, başını kaşıyacak vakti olmamak, saç başa girmek, dereyi görmeden paçaları sıvamak....
    b- Deyimleri oluşturan sözcükler çoğu zaman gerçek anlamlarından uzaklaşırlar ve mecaz anlam taşırlar.
    Çalışkanlığı ile bütün öğretmenlerinin gözüne girdi.
    Bu cümlede çalışkanlı ve başarısı ile bütün öğretmenlerinin dikkatini çekerek onların sevgisini kazandı anlamında “göze girmek” deyimi kullanılmıştır. Gerçek anlamı ile düşündüğümüzde öğrencinin öğretmenlerinin gözünden içeri girmesi söz konusu değildir.
    c- Deyimler kişilere göre çekimlenebilir ve tek olarak söylendiklerinde mastar olarak yani sonuna –mek, -mak getirilerek söylenirler.
    Göze batmak
    Yarmazlığı ile herkesin gözüne batmaya başladı.
    d- Atasözleri gibi kalıplaşmış ifadelerdir.
    e- Söyleyenleri belli değildir.
    f- Atasözleri gibi nasihat edip öğüt verme yoktur.
    g- Yargı yani bilgi vermezler.

    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde telaşlanmak anlamında bir deyim kullanılmıştır?
    A) İçeride konuşulanlara şöyle bir kulak kabarttım.
    B) Günlerdir gözümüz yollarda kaldı.
    C) Çok sinsi biri saman altından su yürütüyor.
    D) Onun buraya geldiğini duyunca etekleri zil çaldı.

    ÇÖZÜM:
    A seçeneğinde konuşulanları gizlice dinlemek, B seçeneğinde çok beklemek, merak etmek, C seçeneğinde uyanık olmak anlamı vardır.
    Seçeneğinde ise kendisinden çekinilen bir kişinin geleceği söylenince telaşlanmak anlamı vardır. Dolayısıyla cevap D seçeneğidir.

    :cool: TANIMLAMA, TANIM CÜMLELERİ:
    Bir şeyin ne olduğunu anlatan cümleler tanım cümlesidir. Bu cümlelerde tanım yapılır.
    Sıfat, ismin önüne gelerek onu niteleyen ya da belirten sözcüktür.
    Cümlesinde sıfat nedir? Sorusuna cevap alabiliyorsak bu cümle tanım cümlesidir.
    Roman, başarılı tasvirlerle yazılmalıdır.
    Bu cümlede roman nedir? Sorusuna cevap alamadığımız için bu cümle bir tanım cümlesi değildir.
    Demek ki tanım cümlelerinde “anlatılan nedir? Sorusuna cevap alabiliyorsak bu cümle tanım cümlesidir.
    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tanımlama yapılmıştır?
    A) Okul eğitim yanında öğretim de vermelidir.
    B) Müzik, seslerin ahenkli uyumudur.
    C) Başarılı bir öğrenci olmak için çok çalışmalıyız.
    D) Düzgün cümleler kurmak çok kitap okumakla mümkün olur.


    ÇÖZÜM:
    A seçeneğinde okul nedir sorusuna cevap alamıyoruz.
    B seçeneğinde başarılı bir öğrenci nedir? Sorusuna cevap alamıyoruz.
    D seçeneğinde düzgün cümle nedir sorusuna cevap alamıyoruz.
    Oysaki B seçeneğinde müzik nedir sorusuna seslerin ahenkli bir uyumudur şeklinde cevap alabiliyoruz. O halde B seçeneğinde müziğin tanımı yapılmıştır ve bu cümle bir tanım cümlesidir.

    9-) ÖN YARGI (PEŞİN HÜKÜM):

    Yargı: bir konu ya da olay hakkında bu böyledir, şu şöyledir şeklinde kesin ifadeler kullanmaktır. Örneğin; “O, bizimle gelmeyecek.” Cümlesinde anlatılan kişinin gelip gelmeyeceği konusunda kesin bir ifade var. Oysaki “Ağlamak, ağlamak, ağlamak...” burada kesin bir ifade yoktur dolayısıyla bir yargı da söz konusu değildir.
    Bir olay ya da kişi hakkında daha önceden edindiğimiz izlenimler sonucunda olumlu veya olumsuz bir takım düşüncelere sahip olmak ön yargı yani peşin hükümdür.
    Kısaca ön yargı sonuçla ilgili olarak önceden, olayın ne olduğu anlaşılmadan olayla ya da kişiyle ilgili karar vermektir.
    Bu konu daha çok paragraf sorularıyla birlikte sorulmaktadır.

    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ön yargı (peşin hüküm) vardır?
    A) Meteorolojiden alınan bilgiye göre sıcaklıklar azalacakmış.
    B) O adam çalışarak, didinerek bu günlere geldi.
    C) Ali ne kadar çalışırsa çalışsın asla başarılı olamaz.
    D) O size yardım etmeyeceğini mi söyledi?

    ÇÖZÜM:
    A, B ve D seçeneklerinde olayın sonucu kesinleşmeden şu şöyledir, ya da bu böyledir şeklinde bir ifade yoktur.
    Fakat C seçeneğinde Ali ne kadar çalışırsa çalışsın asla başarılı olamaz şeklinde daha Alinin çalışması gerçekleşmeden onun başarılı olup olmayacağı konusunda bir yargıya varılmıştır. Burada Ali’nin başarılı olabileceğine hiç ihtimal verilmemekte ve olaya ön yargılı yaklaşılmaktadır. Bu seçenekte olayın sonucu hakkında önceden karar verilmiştir.

    10-) ÖNERİ:
    Bir konuda bir eksikliğin giderilmesi ya da mükemmelliğin sağlanması için teklif getirmeye “öneri” denir.


    ÖRNEK:
    (I) Yazmış olduğunuz kompozisyon plan bakımından kusursuz. (II) Yazınızın başlığı konuyla ilgili ve dikkat çekici. (III) Bundan sonraki kompozisyonlarınızın gelişme bölümünde daha somut örnekler verirseniz çok başarılı olacaksınız.(IV) Sonuç bölümünün kısalığı ve anlatımının yoğunluğu yazınıza ayrı bir tat katmış.
    Yukarıda numaralandırılmış cümlelerden hangisinde bir öneri söz konusudur?
    A) III B) IV C) I D) II

    ÇÖZÜM:
    I., II. Ve IV: cümlelerde eserin değerlendirilmesi söz konusudur. Eserle ilgili iyi- kötü diye eleştiri yapılmıştır.
    Fakat III. Cümlede kompozisyonun gelişme bölümünde somut örnekler verilirse daha başarılı olunabileceği ifade edilerek burada kompozisyonu yazan kişiye bundan sonraki yazılarında somut örnekler verirse daha mükemmel olacağı şeklinde bir öneride bulunulmuştur. Bu nedenle cevap III. Cümle yani A seçeneğidir.

    12-) KARŞILAŞTIRMA:
    Aralarında anlam ilgisi bulunan iki kavramı bezerlik ya da zıtlık yönünden kıyaslamaya karşılaştırma denir.
    Bu elbise sana daha çok yakıştı.cümlesinde bu elbise diye belirtilen elbisenin denenmiş olan diğer elbiselerden daha fazla yakıştığı belirtilerek elbiseler karşılaştırılmıştır.
    Karşılaştırma yapılan cümlelerde genellikle “daha, çok, en” gibi ifadeler kullanılır.
    Konu tekrarından çok soru çözerek çalışmalısınız. Bu cümlede ders çalışırken konu tekrarı ile soru çözme karşılaştırılmış ve soru çözme konu tekrarından üstün tutulmuştur.

    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir karşılaştırma yapılmıştır?
    A) Geç kaldığını öğrenince çok üzüldü.
    B) Resim konusunda arkadaşlarından daha yetenekliydi.
    C) Güzelim ağaç birkaç yıl içinde kuruyup gitti.
    D) Ali Bey daha henüz gelmediler.
    ÇÖZÜM:
    B seçeneğinde resim yeteneği konusunda bir kişi diğer arkadaşlarıyla karşılaştırılmış ve onlardan daha iyi olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle doğru seçenek B seçeneğidir.

    13-) KARŞILIKLI YAPMA ANLAMI İFADE EDEN CÜMLELER:
    Bu tür cümlelerde eylemin iki yada daha fazla kişi tarafından yapılıp yapılmadığına ve işteş çatılı yani –ş eki alan bir fiil olup olmadığına bakılır.
    Örneğin; “Onunla daha geçen hafta ben de kavga etmişti.” Bu cümlede geçen kavga etmek eylemi bir kişi tarafından yapılamayacak bir iştir. Bir kişinin kavga edebilmesi için mutlaka karşısında bir kişi olmalıdır.
    Askerdeki abimle sık sık mektuplaşıyoruz. Cümlesinde mektuplaşma eylemi için en az iki kişinin olması şarttır. Böylece karşılıklı yapma anlamı ortaya çıkmaktadır.





    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir işi karşılıklı yapma söz konusudur?
    A) Onunla hiç konuşmadım.
    B) Buradan gideli tam iki yıl oldu.
    C) Sizi daha önce gördüğümü hatırlamıyorum.
    D) Konuyu babamla uzun uzun görüştüm.

    ÇÖZÜM:
    A seçeneğinde konuşma eyleminin gerçekleşmediği belirtiliyor, dolayısıyla bir birliktelik anlamı da yok. B seçeneğinde gitme eylemi tek bir kişi tarafından yapılmış, C seçeneğinde görme eylemi hem gerçekleşmemiş hem de tek bir kişinin görüp görmemesi söz konusu.
    D seçeneğinde görüşme eylemi baba ile evlat arasında oluyor ve eylem iki kişi tarafından gerçekleştiriliyor. Doğru seçenek D seçeneğidir.

    14-) İSTEK ANLAMI İFADE EDEN CÜMLELER:
    Bu tür cümleler dilek kiplerinde istek kipiyle çekimlenen cümlelerdir.
    İstek kipinin eki –e, -a dır.
    Haydi artık sofraya oturalım.
    Bir de cümle anlamından çıkan istek vardır.
    Herkes düzenli kitap okusa ne güzel olurdu.
    Benimle evlenir misiniz?

    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde istek anlamı vardır?
    A) Bu işleri yarına kadar bitirmeliyim.
    B) Oturduğunuz yeri temiz tutun.
    C) Gelirsem onunla mutlaka konuşacağım.
    D) Birazcık da benimle ilgilenseniz.

    ÇÖZÜM:
    A seçeneğinde –meli, -malı gereklilik kipi kullanılmıştır. B seçeneğinde II. Tekil şahıs emir kipi kullanılmıştır. C seçeneğinde istek değil de gelecekte olacak bir durum ifade ediliyor ve bu da bir şarta bağlanmış.
    D seçeneğinde ilgilenseniz denilerek karşıdaki kişiden bir istekte bulunuluyor. Doğru seçenek D seçeneğidir.

    15-) EŞİTLİK ANLAMI İFADE EDEN SÖZCÜKLER:
    Bu tür cümleler ya küçültme eki olan –ce, -ca ile ya da cümlenin genelinden çıkarılabilecek bir anlam ile ifade edilir.
    Yaşça hepiniz aynısınız.
    Galatasaray ile Fenerbahçe dün berabere kaldılar.

    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eşitlik anlamı vardır?
    A) Sınava hazırlıksız girince sonuncu oldular.
    B) İçinizde en zekiniz kim?
    C) Başarılı olan öğrencilerden neyiniz eksik?
    D) Böyle giderse hepiniz de sınıfta kalacaksınız.

    ÇÖZÜM:
    A seçeneğinde bir karşılaştırma, sıralama anlamı var.
    B seçeneğinde da aynı şekilde karşılaştırma anlamı var.
    C seçeneğinde eşitlik anlamı var. Çünkü burada asıl anlatılmak istenen başarılı öğrencilerle eşit olunduğu, onlardan bir eksiklerinin olmadığıdır. Doğru seçenek C seçeneğidir.
    D seçeneğinde de geleceğe ait olumsuz bir yargı var.
    16-) BEĞENME ANLAMI İFADE EDEN CÜMLELER:

    Bu tür cümlelerde cümlenin genelinden çıkarılan olumlu bir yargı ile hoşlanma, beğenme anlamı vardır.
    Yaptığı resim çok güzel olmuş. Şeklinde beğeniyi ifade edebilecek “güzel, iyi, hoş” gibi ifadeler kullanılır.
    Ellerinize sağlık yemek çok güzel olmuş.

    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde beğenme anlamı vardır?
    A-) Senin gibi bir arkadaşım olduğu için çok şanslıyım.
    B-) Bu paçavralara bir de para mı verdin.
    C-) Aradığımı bir türlü bulamadım.
    D-) Yeni açılan markete gitmeyi düşünüyorum.

    ÇÖZÜM:
    B seçeneğinde beğenmenin tersine beğenmeme anlamı vardır.
    C seçeneğinde aranılan şeyin bulunamadığı, yani henüz bir beğeninin gerçekleşmediği ifade ediliyor.
    D seçeneğinde sadece istek anlamı var, marketin iyiliği ya da kötülüğü hakkında bir yorum yapılmadığı için henüz beğeni söz konusu değildir.
    A seçeneğinde arkadaşın beğenilmesi söz konusu çünkü böyle bir arkadaşa sahip olmak şans olarak değerlendirilmiş.

    17-) SİTEM:
    Sitem üzülme, kızma demektir. Bu tür cümlelerde yapılan eylemden dolayı bir kızma, üzülme anlamı vardır. Örneğin; “Soğuksu’ya geliyorsun da bize uğramadan gidiyorsun.” Burada kendisine uğramadan giden kişiye bu durum karşısında kırıldığı anlamı vardır ki bu da sitemdir.

    ÖRNEK:
    A-) O size yardım edemeyeceğini söyledi.
    B-) Çay içiyorsunuz da bana haber vermiyorsunuz.
    C-) Meğer yarın gelecekmiş.
    D-) Size bunu kim söyledi.

    ÇÖZÜM:
    A seçeneğinde olumsuz bir yargının haber verilmesi var; ama bir sitem yok
    C seçeneğinde şaşırma beklenmezlik anlamı var.
    D seçeneğinde soru anlamı var.
    B seçeneğinde çay için kişilerin çağırmamasından dolayı bir kızma, kırgınlık var. Doğru seçenek B seçeneğidir.


    1:cool: İHTİMAL- OLASILIK ANLAMI İFADE EDEN CÜMLELER:
    Bu tür cümlelerde yargının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda bir kesinlik yoktur. Bu cümlelerde yargının gerçekleşeceği ya da gerçekleşmeyeceği konusunda tahmin vardır.

    Hava bulutlu, yağmur yağabilir.
    Bu cümlede yağmurun yağması konusunda havanın da bulutlu olması düşünülerek yağabileceği tahmin edilmiştir. Ama asla kesinlik yoktur. Buradan hareketle ihtimal- olasılık anlamı ifade eden cümlelerde kesinlik yoktur diyebiliriz.


    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ihtimal-olasılık vardır?
    A) Dayımlar yarın sabah yola çıkacaklarmış.
    B) Bu dönem teşekkür alacağım.
    C) Telefonu açmadığına göre uyuyor galiba.
    D) Zaten ona gelmemesini ben söylemiştim.

    ÇÖZÜM:
    A, B ve D seçeneklerinde yargının gerçekleşip gerçekleşmediği kesindir. Oysaki C seçeneğinde yargının gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olmayıp “galiba” sözcüğü ile bir tahmin etme söz konusu olduğu için doğru seçenek C seçeneğidir.

    19-) ABARTMA ANLAMI İFADE EDEN CÜMLELER:
    Abartmanın diğer adı da mübalağadır. Bu tür cümlelerde bir şeyin olduğundan fazla gösterilmesi durumu vardır.
    Dünyalar kadar işim var yarın gelebilirim ancak.
    Bu cümlede işin fazla olması durumu abartılarak “dünyalar kadar” ifadesi ile işin fazlalığı anlatılmıştır. Bu da abartmadır.



    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde abartı vardır?
    A) Arkadaşım çok güçlüydü.
    B) Ulaşımda, ses hızını aşan teknolojiler geliştirildi.
    C) Bir fıkra anlattı ki güle güle öldük.
    D) Deniz sabah saatlerinde çarşaf gibiydi.

    ÇÖZÜM:
    A, B ve D seçeneklerinde olan durumun olduğu gibi anlatıldığını görüyoruz. Fakat C seçeneğinde “çok gülmek” anlamında “güle güle öldük” deyimi kullanılmıştır. Gerçekte gülmekten ölen yoktur. Fakat abartma yapılarak fıkranın çok komik olduğu anlatılmıştır.

    DİĞER ANLAM İLGİLERİ İÇEREN YARGILAR VE CÜMLELER:
    Biz öylelerini çok gördük. (Küçümseme)
    Beyefendi sınavı kazanabilecekmiş. (Küçümseme)
    Tam içeri girerken güleceği tuttu. (Beklenmezlik)
    Karşıma birden o çıkmasın mı? (Beklenmezlik)

    YORUM CÜMLELERİ:
    Yorum cümleleri özneldir. Yorum, bir olayın veya durumun bir görüşe göre değerlendirilmesidir.
    Kısaca yorum cümlelerinde bir durum hakkında kişisel görüş belirtilir.

    Romanın giriş bölümünde çok güzel bir bahar tasviri yapılmış.
    Bu cümlede bahar tasviri hakkında kişisel yorum yapılarak çok güzel olmuş denilerek yorum yapılmıştır.




    ÖRNEK:
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yorum söz konusudur?
    A) İlkbahar insanların gönlünü ferahlatır.
    B) Ülkemizde dört mevsim de yaşanır.
    C) Karadeniz Bölgesi çok yağış alır.
    D) Kışın kar ve soğuktan bir kurtulabilsek.

    ÇÖZÜM:
    Bu sorunun A seçeneğinde ilkbaharın insanı ferahlatması bir yorumdur, öznel bir ifadedir. Çünkü kimileri için ilkbahar insanı ferahlatır; kimileri için bir şey ifade etmez. Bu nedenle doğru seçenek A seçeneğidir.
    B, C ve D seçeneklerinde olan bir durum kişisel görüş katılmadan anlatılmıştır.

    ÜSLUP:

    Bir yazarın ya da şairin eserindeki olayları anlatış tarzıdır. Bu tarz hem kelimeleri seçişi hem de dili kullanış biçimiyle ilgilidir. Her sanatçının kendine has bir üslubu vardır.
    “Sanatçı eserinde kısa ve yalın cümleler kullanmış.”
    Bu cümlede geçen “kısa ve yalın cümleler” ifadesi yazarın dili kullanış biçimi ve anlatım tarzı ile ilgili olduğu için yazarın üslubudur.


    ÖRNEK:
    “Sanatçı, kelime seçiminde büyük bir titizlik göstermelidir.”
    Bu cümlede sanatçının hangi özelliği üzerinde durulmuştur?
    A) Özgünlüğü B) Evrenselliği
    C) Üslubu D) Öznelliği

    ÇÖZÜM:
    Bu cümlede yazarın kelime seçiminde titizlik göstermesi üslupla ilgili bir ifadedir. Çünkü üslup kelime seçimi ve dili kullanma biçimidir. Bu nedenle doğru seçenek C seçeneğidir.

    DEĞERLENDİRME:

    Her hangi bir durumun iyi ya da kötü yanlarının ortaya konulmasıdır. Öznel bir yargı söz konusudur.
    “Yazar, ilk romanında okuyucuya ulaşmış; ama ikinci romanında okuyucusundan uzaklaşmıştır.”

    ÖRNEK:
    Aşağıdakilerden hangisinde söyleyenin yorumu da vardır?
    A) Lirik şiir, heyecanları anlatan duygusal şiiridir.
    B) Ahmet Haşim, gezi türünde de eserler vermiştir.
    C) Şiir ve nesir alanında eserler vermiş olan Ahmet Haşim, şiirde çok başarılıdır.
    D) Ahmet Haşim “Bize Göre” adlı eserinde fıkra, deneme ve sohbetlerini toplamıştır.

    ÇÖZÜM:
    Yazarın kendi duygu ve düşüncelerini kattığı, yani olayı kendi düşüncesine göre değerlendirdiği seçenek C seçeneğidir. Aynı zamanda C seçeneğinin öznel olması da bizi cevaba götüren bir unsurdur.


    AYNI YA DA YAKIN ANLAMLI CÜMLELER:
    Bu tip sorularda bize verilen cümle ile anlam bakımından aynı ifadeyi değişik bir şekilde nasıl anlatabiliriz sorusunun yanıtını da almış oluyoruz.
    Örneğin;
    “Yüreğim ağzıma geldi.” Cümlesi ile “çok korktum.” Cümlesi aynı anlamdadır. İkisi de korkmayı ifade eder.
    ÖRNEK:
    “Dünyada hiçbir yer Türkiye kadar güzel değildir.” Cümlesinin anlamca tam karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Dünyanın pek az yeri Türkiye kadar güzeldir.
    B) Dünyada Türkiye kadar güzel bir yer yoktur.
    C) Türkiye kadar güzel bir yer, dünyada çok azdır.
    D) Türkiye’nin pek çok yeri, dünyadan güzeldir.

    ÇÖZÜM:
    yukarıdaki seçeneklerin A ve C şıklarında Türkiye’miz kadar güzel yerler olduğu, D seçeneğinde ise Türkiye’nin pek çok yerinin güzel olduğu anlatılmaktadır. Fakat B seçeneğinde Dünyada hiçbir yerin Türkiye kadar güzel olmadığı anlatılmıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.

    CÜMLE OLUŞTURMA:
    A) Karışık Olarak Verilen Sözcüklerden Anlamlı Bir Cümle Oluşturma:

    Bu tip soruları çözerken önce yüklemi bularak cümlemizin sonuna yazmalıyız. Daha sonra özne olabilecek sözcüğü ve ardından anlamlı olacak şekilde diğer öğeleri sırasına uygun olarak yazmalıyız.

    Örneğin;
    İnsanlar- kötü- yönelirler- alışkanlıklara- zamanlarını- değerlendirmeyen.
    Bu sözcüklerden anlamlı bir cümle oluşturmak istediğimizde önce fiil cümlesi ise çekimli fiil olan; isim cümlesi ise ek eylem almış sözcüğü yani yüklem olabilecek sözcüğü buluruz. Bu da “yönelirler” sözcüğüdür. Bunu sona yazarız.
    Daha sonra özne olabilecek sözcüğü araştırırız. “Kim yönelir? Zamanlarını değerlendirmeyen insanlar” özneyi de yerine yerleştiririz. Burada da olduğu gibi tamlamaları asla ayırmamalıyız.
    Geriye kalanlar “kötü alışkanlıklara” bunu da uygun olan yere yazdığımızda: “Zamanlarını değerlendirmeyen insanlar kötü alışkanlıklara yönelirler.” Şeklinde anlamlı bir cümle karşımıza çıkar.

    ÖRNEK:
    I. sevmeyen
    II. hiç
    III. kendini
    IV. sevemez
    V. kimseyi

    Yukarıdaki sözcüklerle kurallı ve anlamlı bir cümle oluşturduğumuzda sıralama nasıl olur?
    A) III-I-II-V-IV B) II-I-III-IV-V
    C) II-V-IV-III-I D) I-II-V-IV-III




    ÇÖZÜM:
    Planımızı uygularsak yani önce yüklemi, sonra özneyi ve diğer öğeleri bularak yerlerine koyarsak; “Kendini sevmeyen hiç kimseyi sevemez.” Cümlesini bulmuş oluruz. Doğru seçenek A seçeneğidir.





    B) EKSİK CÜMLELERİN TAMAMLANMASI:

    Bu konuyla ilgili sorularda, boş bırakılan yerlerin cümlenin anlamı ve yapısına göre uygun kelimelerle tamamlanması istenir.
    Bu tip sorularda yapacağımız ilk şey, seçeneklerdeki sözcüklerin, cümledeki boşlukları en anlamlı ve kurallı bir şekilde tamamlamasına dikkat etmektir. Bunun için de cümlede boş bırakılan yerlere söz dizimi kuralına uygunluk gösteren sözcükler konulmalıdır. Kelimelerin çekim durumlarına, tamlamaları parçalamamaya, kelimelerin anlam özelliğine dikkat edilmelidir ki cümle en anlamlı ve kurallı bir yapı kazansın.

    ÖRNEK:
    “Sevmekten korkmayın, sevdikçe dünyanız........... yalnızlık nedir.................”
    Bu cümlede boş bırakılan yerlere, aşağıdaki sözcüklerden hangisi getirildiğinde anlamlı bir cümle oluşur?
    A) renklenecek- bilmeyeceksiniz
    B) güzelleşecek- öğreneceksiniz
    C) değişecek- anlayacaksınız
    D) büyüyecek- göreceksiniz

    ÇÖZÜM:
    Verilenlerden anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturmak istersek cümlenin mantıksal yapısına uygun olarak doğru seçenek A seçeneğidir.



    NOT:

    CÜMLEDE ANLAM KONUSU İLE İLGİLİ SORULARI HİÇ YANLIŞSIZ VE EKSİKSİZ YAPMAK İSTİYORSANIZ MUTLAKA VE MUTLAKA DÜZENLİ KİTAP OKUMALISINIZ.
  2. мoʀαoʀ

    мoʀαoʀ Üye

    Katılım:
    28 Ekim 2008
    Mesajlar:
    990
    Beğenileri:
    634
    Ödül Puanları:
    94
    güzelmiş sağol

Sayfayı Paylaş