Dengeli beslenme yolları ve sindirime yardımcı besinler

Konu 'Biyoloji 11. Sınıf' bölümünde nusreddin tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. nusreddin

    nusreddin Üye

    Katılım:
    14 Mart 2008
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    Arkadaşlar bu konu hakkında bilgisi ve araştrması olanlar yayınlayabilrimisiniz...
    Şimdiden teşekkür ederim.
  2. mahinur

    mahinur Üye

    Katılım:
    29 Ocak 2009
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Doymuş yağ (tere yağ, kuyruk yağı) oranı yüksek besinleri daha az tüketin.Yeterli miktarda doymamış yağ (ay çiçek, mısırözü, soya, fındık, zeytin yağı) almaya dikkat edin. Yarım yağlı süt, yağsız yoğurt tüketin.Yağlı kırmızı et yerine yağsız et, kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye gibi) balık ve tavuk tercih edin. Süt ve süt ürünleri de (yoğurt, peynir vb.) tüketilmeli fakat bunlarında az yağlı olmalarına dikkat edilmeli.Yemeklerinizi haşlama, fırında pişirme veya ızgarada pişirme yöntemleriyle pişirirseniz yemeğe eklenecek yağıda azaltmış olursunuz.

    Aşırı şekerli gıdalardan kaçınmalı ve hatta çay, kahve gibi içecekler şekersiz içilmeli veya şeker miktarı azaltılmalıdır.

    Gıdalardan aldığımız günlük tuz miktarı 6 gr.ı (bir tatlı kaşığı) geçmemelidir. Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız tuz miktarı dahildir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında ilişki bulunmaktadır. Yüksek tansiyonu olanlar doktorlarının tavsiyesine göre ya hiç tuz kullanmamalı yada miktarını azaltmalıdır.

    Güne kahvaltınızı yaparak başlayın. Gece boyu gıda alımı olmadığından beyninizin sabah kalkınca enerjiye ihtiyacı vardır. Daha sonra gıda alımınızı kahvaltıdan başlayarak gün içine yaymanız daha etkin kalori yakmanıza neden olur.Öğünlerinizi önceden belirleyiniz.Mümkünse yediklerinizi 3 ana öğün, 3ara öğüne bölün az ve sık beslenin.Bol su için, yiyecekleri iyice çiğneyin. Her yemek yediğinizde midenin 1/3’ünü boş bırakın. Tam olarak dolu mide sağlığımızın zaman içinde bozulmasına ,erken yaşlanmaya neden olur.Midenizi katı gıdalarla doldurmayın .Katı gıdalarla dolu mide içeriğinin gerekli öz suyu her tarafa dengeli ulaştırması güçleşir ve sindirim zorlaşır. Düzenli yemek yiyenler daha dengeli ve sağlıklı beslenmekte ve ideal kilolarını korumaktadırlar.

    Zihinsel faaliyetlerin gerektirdiği enerji kaynaklarının en önemlilerinden biride meyvelerdir. Beynin oksijen dışındaki tek enerjisi glikozdur. Glikoz meyvelerde hazır halde bulunur. Diğer gıdalarla alınan şeker midede yakılarak glikoza çevrilir. Bu nedenle meyveleri aç karnına yemeliyiz.Meyveler yemeklerden 30 dakika önce veya 3 saat sonra alınmalıdır.Mide doluyken alınan meyveler midede kalıp besin değeri kaybolup orada mayalanacağı için bütün sindirim sistemimizi yorar.

    Vücudumuzda dakikada 10 milyon hücre ölür ve bir o kadarı da yenilenir. Ortalama 100 günde (beyin ve sinir hücreleri hariç) bütün vücudumuz yenilenir.Düzensiz kötü beslenme yenileme sistemini aksatır. Cildiniz canlılığını, tazeliğini kaybeder ve en önemlisi hastalıklara açık olursunuz. Yorgunluk, çabuk yorulma, baş ağrısı olabilir. Düşünce ve hafıza sistemi bulanıklaşır.Bu nedenlerden dolayı düzenli ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmeli ve yemek için yaşamamalı sadece yaşamak için yemeli görüşünü benimsemeliyiz.

  3. sivaslı hicran

    sivaslı hicran Üye

    Katılım:
    27 Ocak 2009
    Mesajlar:
    397
    Beğenileri:
    46
    Ödül Puanları:
    0
    DENGELİ BESLENMENİN İNSAN HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

    A) Beslenmenin Tanımı:

    Büyüme, gelişme, onarım, sağlıklı yaşam ve beden faaliyetlerini devam ettirmek için, tüm besinlerden sistemli bir şekilde ihtiyaç kadar vücuda alınmasına ve kullanılmasına BESLENME denir.

    B) Beslenmenin Önemi:

    Çocuklar hızlı bir gelişim içindedirler. Bu sebepten dolayı hayatın her evresinde olduğu gibi beslenme, bu dönemde de önemlidir ancak gelişme evresinde olan bireyler olmalarından ötürü daha ayrıcalıklı bir öneme sahip olduğu söylenebilir.

    Beslenme, birey ile aile sağlığı açısından önemli olduğu kadar toplumunda fiziksel ve ruhsal sağlığı açısından da büyük önem taşır. Çünkü toplum bireylerden oluşmaktadır.

    Beslenme, daha doğumdan öncesine uzanan bir dönmede dahil edilmesi gereken bir öneme sahiptir. Doğum öncesinde iyi beslenmeyen bebeklerde sürekli (kronik) beslenme bozuklukları oluşabilmektedir. Bu çocuklarda bulaşıcı hastalıklara yakalanma daha kolay olabilmektedir. İyi beslenmeyen bebeklerde büyüme yavaş olmakta; zeka geriliği ve davranış bozukluğu görülebilmektedir.

    Beslenmesine dikkat etmeyen çocukların geçirdikleri hastalıklar ağır seyretmekte, boy gelişmesi ve ağırlıkta gerileme görülebilmektedir.

    Hayatın belirli dönemlerinde beslenmeye dikkat etmek yeterli değildir. Önemli olan hayat boyu iyi beslenmektir. Çünkü hayatın ilk dönemlerinde yetersiz ve dengesiz beslenmeni zararlarını daha sonraki yıllarda düzeltmek mümkün değildir.

    Beslenme konusunda daima dengeli olmak ruh ve beden sağlığı için çok önemlidir.

    Beslenmenin, daha doğrusu; dengeli beslenmenin insan hayatındaki önemine değindikten sonra isterseniz gelin beraberce dengeli beslenmenin ne olduğuna ve nasıl dengeli beslenebileceğimize bir bakalım.

    C) Dengeli Beslenmenin Tanımı:

    Büyüme, gelişme, sağlıklı ve verimli olarak uzun süre yaşamak için gerekli olan enerjiyi ve besin öğelerinin her birini yeterli miktarlarda sağlayacak olan besinlerin, besleyici değerlerini yitirmeden, sağlık bozucu duruma getirmeden en ekonomik şekilde almak ve vücutta kullanmaktır. Vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması durumu <<dengeli beslenme>> deyimi ile açıklanır.

    Bu besin öğeleri vücudun gereksinmesi düzeyinde alınmazsa yeterli enerji oluşamadığı; vücut dokuları yapılamadığından <<yetersiz beslenme>> durumu meydana gelir.

    İnsan yeterince yemesine karşın, uygun seçim yapamadığı ya da yanlış pişirme yöntemi uyguladığı için bu besin öğelerinin bazılarını alamayabilir. Bu durumda o besin öğesinin vücut çalışmasındaki işlevi yerine getirilmediğinden yine sağlık bozulmuş olur. Bu durumda da <<dengesiz beslenme>> meydana gelmiş olur.

    Yetersiz ve dengesiz beslenme durumlarında vücudun büyüme, gelişme ve normal çalışmasında aksaklıklar olacağından yeterli ve dengeli beslenme sağlığın temelidir demek hiçte yanlış bir söz olmaz.

    Dengeli beslenme besin ihtiyaçlarının belirlenmesi ve alınan besinlerin sağlayacağı enerji göz önünde bulundurularak sağlanabilir. Dengeli beslenme söz konusu olduğunda kişinin yaşam biçimi, zevkleri, yeme alışkanlıklarını da göz önünde bulundurmak gerekir.

    Nasıl dengeli beslenebileceğimize değinmeden önce besin gruplarına bir göz atmada, onları biraz tanımada fayda vardır.

    Besinler üç ana gruba ayrılırlar: Proteinler, yağlar ve karbonhidratlar.

    Proteinler (Yapıcı Besinler): Biyolojik denge için gerekli protein; demir ve kalsiyum bakımından zengin besinleri içerir. Bu tür besinler hücre yapımı ve yenilenmesinde büyük rol oynar. Proteinlerin ana görevi yeni doku yapma, dokuları tamir etmedir. Vücutta sayılamayacak kadar çok görevi vardır. Bunlarda en önemlileri; enerji sağlanmasına yardımcı olma, alınan besinlerin sindirilmesine yardımcı olma ve az önce yukarıda değindiklerimiz olarak sayabiliriz.

    Proteinler genel olarak; et, balık, sakatat, süt, peynir, yoğurt, yumurta, soya fasulyesi, kuru fasulye, fındık, fıstık, badem, ceviz, tahıl ve bazı sebzelerde bulunur.

    Karbonhidratlar (Alet Besinler): Karbonhidratlar hemen enerji sağlayarak vücudun zihin ve fizik çalışmaları için gerekli enerjiyi verirler. Karbonhidratların eksikliği bitkinliğe, sağlığın bozulmasına, zihin konsantrasyonunda azalmaya yol açar.

    Yağlar (Yakıt Besinler):

    Dengeli beslenmede bu üç grup besin vücudun ihtiyacı oranında sürekli ve dengeli bir biçimde tüketilmelidir. Şöyle ki: Normalde günlük besinin %20’si protein grubundan, %60’ı meyve sebzelerden, %10’u unlu maddelerden ve %5’i de yağlardan oluşmalıdır.
  4. sivaslı hicran

    sivaslı hicran Üye

    Katılım:
    27 Ocak 2009
    Mesajlar:
    397
    Beğenileri:
    46
    Ödül Puanları:
    0
    Besinler ve Sindirim Sistemi

    I. Besinler ve Özellikleri



    Beslenme sırasında vücuda alınan yiyecek ve içeceklere besin denir. Besin maddelerinin hücre ve vücutta kullanılmasına da beslenme denir. Tüm canlılar beslenme özelliğine sahiptir.

    Beslenmede kullanılan besin maddeleri yardımıyla; vücudun büyümesi, hücrelerin çoğalması, yaralanan yerlerin onarılması yaşamsal enerji üretilmesi, organların çalışması… gibi canlılık faaliyetleri gerçekleştirilir.

    Alınan besinin kaynağına göre de 2 çeşit beslenme gurubu bulunur.

    Bitkisel Beslenme : Üretici canlılar olan bitkilerin tüketilmesidir. Bitkilerin ürettiği meyve, sebze, yaprak, tohum… gibi besinler bu gruba girer.

    Hayvansal beslenme : Tüketici canlıların yenmesidir. Et, süt, yumurta, bal… gibi besinler bu gruba girer.



    Not : Su, madensel tuzlar, protein, yağ ve vitaminler hayvansal ve bitkisel besinlerde ortak olarak bulunabilirken şeker ve nişasta sadece bitkisel besinlerde bulunur.



    Besinlerin Gruplandırılması


    Enerji Verici Olanlar
    Yapıcı – Onarıcı Olanlar
    Düzenleyici Olanlar

    Karbonhidratlar
    Proteinler
    Vitaminler

    Yağlar
    Yağlar
    Su

    Proteinler
    Karbonhidratlar
    Madensel Tuzlar


    Su
    Proteinler


    Madensel Tuzlar





    a) Enerji verici besinlerin hücrede yakılma sırası



    I. Karbonhidratlar

    II. Yağlar

    III. Proteinler şeklindedir.



    b) Enerji verici besinlerin hücrede enerji oluşturma sırası



    I. Yağlar (9,5 KCal)

    II. Proteinler (4,3 KCal)

    III. Karbonhidratlar (4,2 KCal) şeklindedir.



    Besin Çeşitleri ve Görevleri


    Karbonhidratlar


    Karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden (C, H, O) oluşmuştur. İlk olarak fotosentez sonucunda üretilir. Karbonhidratların fazlası bitkilerde nişasta olarak depo edilirken, hayvanlarda, glikojen olarak depo edilir. Özel reaksiyonlarla yağ, protein ve vitaminlerin sentezinde kullanılabilir.

    Hücrelerde enerji üretmede şekerler öncelikle kullanılır. Bitkisel besinlerde bol miktarda bulunur. Fotosentez sonucu üretilen şekerler yapı ve kullanım yerlerine göre de çeşitleri oluşturulur.



    · Glikoz (C6H12O6)

    Karbonhidratların en küçük yapı taşıdır. Fotosentez ile bitkilerde üretilir. Çok sayıda glikoz özel bağlarla birleşerek nişastayı, selülozu ve glikojeni oluşturur. Kan sıvısında bulunan kan şekeri glikozdur.



    · Nişasta

    Çok sayıda glikozun özel bağlarla birleşmesinden oluşmuştur. Şekerin bitkilerdeki depo şeklidir. Nişasta, ayıracı olan iyot çözeltisi ile mavi renge boyanır.



    · Selüloz

    Yalnızca bitkilerde bulunur. Bitki hücresinin çeperini oluşturur. (Yapı maddesi) Hayvanlar tarafından sindirilemez. (Bazı kuş ve geviş getirenler hariç)



    · Glikojen

    Yalnızca hayvan hücrelerinde bulunur. Glikozun hayvanlar ve insanlardaki depo şeklidir. Karaciğer ve kas hücrelerinde bol miktarda bulunur.



    Yağlar
    Karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden (C, H, O) oluşmuştur. En küçük yapıtaşı yağ asidi ve gliseroldür. Yağlar, beyaz kağıt üzerine bıraktığı parlak leke ile tanınır.

    Vücudun ısı yalıtımını sağlar. Hücre zarının, hormon ve vitaminlerin yapısına katılır. Derinin esnek olmasını sağlar. Kış uykusuna yatan canlılarla göçen kuşlarda depolanmış enerji ham maddesi olarak kullanılır. Karın bölgesindeki iç organları darbelere karşı korur.



    Proteinler
    Karbon, hidrojen, oksijen ve azot elementlerinden yapılmıştır. En küçük yapıtaşı amino asitlerdir (aa). Amino asitler özel bağlarla birleşerek proteinleri meydana getirir.



    (C+H+O+N) → Amino Asitler → Protein



    Proteinler, ayıracı olan Nikrik asit (HNO3) ile sarı renge boyanır. Süt, et, yumurtada bol miktarda bulunur. Hücrelerin ve vücudun temel yapıtaşıdır. Enzimlerin yapısını oluştururlar. Hücre zarının, kasların, antikorun, vitamin ve hormonların yapısına katılırlar.



    Vitaminler
    Organların çalışma düzenini etkileyerek vücudun direncini artırırlar. Vücuttaki kimyasal olayları düzenlerler. Tüm tüketici canlılarca genellikle bitkilerden alınırlar. Bazı vitaminler (B ve K) insan bağırsağındaki mikroorganizmalar tarafından üretilir. Karaciğerde A, deride D vit***** üretilebilir. Vitaminler sindirilmeden kana karışır ve enerji verici olarak kullanılmazlar. A, D, E, K vitaminleri yağda eriyip vücutta depolanırken B, C vitaminleri suda eriyip vücutta depolanmaz. Eksikliğinde çeşitli hastalıklar görülür.



    A Vit***** eksikliğinde → Gece körlüğü

    B Vit***** eksikliğinde → Beriberi hastalığı

    C Vit***** eksikliğinde → Diş eti kanaması

    D Vit***** eksikliğinde → Raşitizm

    E Vit***** eksikliğinde → Kısırlık

    K Vit***** eksikliğinde → Kanın pıhtılaşmaması hastalıkları oluşur.



    Mineraller
    Yeryüzünde, maden şeklinde bolca bulunurlar. Canlılarca tabiattan hazır olarak alınır. Sindirilmeden kana karışırlar. Kemiklerin, dişlerin oluşmasında, kasların kasılmasında, sinirlerde uyartıların iletilmesinde, enzimlerin çalışmasında… görev yapar.



    Su
    Vücutta en fazla ihtiyaç duyulan besindir. Vücuttaki kimyasal olaylar ancak sulu ortamda gerçekleşir. Su iyi çözücü olduğundan besinlerin sindiriminde, emiliminde, taşınmasında ve boşaltımında kullanılır. Sıcak ve soğuk kanlı canlılarda vücut sıcaklığının yayılmasında kullanılır.



    II. Sindirim Organları



    Büyük yapılı organik besinlerin, su ve sindirici enzimler etkisi ile kendilerini oluşturan en küçük yapı taşlarına ayrılması olayına sindirim denir. Bu olayı gerçekleştiren sisteme de sindirim denir. Sindirim bir çeşit hidroliz (parçalanma) olayıdır.



    Enzim : Canlılardaki kimyasal reaksiyonlara girerek reaksiyonları hızlandıran ve daha kısa sürede gerçekleşmesini sağlayan canlılık yapılarıdır. (Biyolojik katalizör) Proteinden yapılmış olup tekrar tekrar kullanılabilirler.



    Sindirime Uğrayacak Besinler ;



    Büyük yapılı, hücre zarından geçemeyen karbonhidratlar, yağlar, proteinlerdir.

    A. Sindirim Çeşitleri




    Yapılma Şekline Göre Sindirim Çeşitleri
    a) Fiziksel Sindirim : Büyük yapılı besin maddelerinin enzim kullanılmadan bazı organlar tarafından küçük parçalara ayrılması olayıdır.

    Örnek : Katı besinlerin dişler etkisiyle öğütülmesi… gibi.



    b) Kimyasal Sindirim : Besin maddelerinin enzim kullanılarak yapıtaşlarına kadar parçalanması olayıdır.

    Örnek : Proteinlerin mide ve ince bağırsakta aminoasitlere kadar parçalanması… gibi.




    Gerçekleştiği Yere Göre Sindirim Çeşitleri
    a) Hücre içi sindirimi : Hücre içerisine alınan büyük moleküllü besinlerin lizozom enzimleri ile sindirilmesine denir. Örnek olarak amipin beslenmesi gibi.

    b) Hücre dışı sindirim : Besinlerin hücre dışında ve organlar içerisinde enzimlerle sindirilmesi olayıdır. Sindirilen besinler daha sonra porlardan hücre içine emilir. Örneğin ince bağırsaktaki sindirim gibi.



    B. İnsanda Sindirim Sistemi



    İnsanda sindirim sistemi kanallı bir özellik taşır. Ağızda başlar ve anüste biter.



    Ağız
    Dil, diş ve tükürük bezlerinden oluşur. ağza alınan besinler tükürük bezinden salınan tükürükle yumuşatılır ve dişlerle çiğnenerek küçük parçalara ayrılır. Böylece besinlerin yüzeyi artırılır. Bu olay besinlerin enzimler tarafından parçalanmasını kolaylaştırır. Tükürük bezlerinden karbonhidratların sindirimi için amilaz (pityalin) enzimi salgılanır. Dil ile, çiğnenen besin yutağa itilir.

    Dişler : Çiğneme olayı ile besinlerin parçalanması ve öğütülmesi işlemini yaparlar. Büyük yapılı besinleri fiziksel olarak sindirip yutabilmesine olanak sağlarlar. Dişler, boyuna kesit alındığında dıştan içe doğru 3 tabakadan oluşur.

    Mine tabakası : Dişin taş kısmı olup beyaz renkli yeridir. % 98 oranında kalsiyum ve fosfor minerallerinden oluşur ve dişin en sert kısmıdır.

    Fildişi tabakası : Dişin kemik kısmı olup dişi çene kemiğine bağlar.

    Diş özü tabakası : Kan damarlarının, sinirlerin bulunduğu yerdir. Dişin beslenmesini ve büyümesini sağlar.



    Yutak
    Soluk borusu ile yemek borusunu birbirinden ayırır. Besinleri, ağızdan yemek borusuna iletir. Kaslı bir yapıya sahip olup yutkunmayı sağlar. Dışarıdan alınan solunum havasını da nefes borusuna gönderir.



    Yemek Borusu
    Sindirim borusunun yutakla mide arasındaki kısmıdır. Burada kimyasal sindirim yapılmaz. Yutulan besinlerin mideye taşınması sağlanır.



    Mide
    Karın boşluğunun sol üst kısmında bulunur. Yenen besinlerin bir süre depolanmasını ve parçalanmasını sağlar. Mide, özsuyu ve tuz asidi (HCl) salgılar. Tuz asidi proteinlerin sindirimini yapan pepsin enzimini aktif (çalışır) hale geçirir. Pepsin enzimi de proteinleri parçalar.

    Mide duvarında güçlü düz kaslar bulunur. Bu kasların kasılması ile besinler su ile karıştırılıp bulamaç haline (kimus) getirilir. Ayrıca midedeki tuz asidi (HCl) besinlerle mideye ulaşan ******ları öldürür.



    İnce Bağırsak
    Tüm besin çeşitlerinin kimyasal sindiriminin asıl yapıldığı ve tamamlandığı yerdir. Mideden sonraki ilk kısmına oniki parmak bağırsağı denir. İç yüzeyinde emilimi sağlayan çok sayıda villüs (Tümür) bulunur. Villüsler sindirilen besinlerin emilmesini sağlar.

    Karaciğer ve pankreas organları özel kanallarla ince bağırsağa sindirici sıvı gönderirler. İnce bağırsak ile kalın bağırsak arasında kör bağırsak bulunur. Kör bağırsak, üzerindeki apandis ve lenf bezleri etkisiyle kalın bağırsaktan ince bağırsağa, çürükçül mikroorganizmaların ulaşmalarını önler.



    Kalın Bağırsak
    Sindirim artıklarının depolanıp zaman zaman dışarı atılmasını sağlayan bölümüdür. İhtiyaç halinde su ve minerallerin emilmesi sağlanır.



    Anüs
    Sindirim borusunun son kısmı olup sindirilemeyen artıkların dışarıya atılmasını sağlar.



    Sindirime Yardımcı Organlar
    a) Karaciğer : Ürettiği safra tuzları, ve sıvısı oniki parmak bağırsağına geçerek yağların sindirimini kolaylaştırır.

    Kan şekerini ayarlamaya yardımcı olur. Glikoz ve vitamin depo eder. Zehirli maddeleri etkisiz hale getirir.

    b) Pankreas : Hem iç hem de dış salgı yapan bir organdır. Protein, yağ ve karbonhidratların sindirimi için enzim salgılar. Salgılarını özel bir kanal ile onikiparmak bağırsağına döker.

    İnsülin ve glukagon hormonu salgılar. Bu hormonlar yardımıyla kan şekerinin dengesini ayarlar ve kan şekerinin seviyesini sabit tutar.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş