Denİzİn dİbİndekİ hayal

Konu 'Sizin Yazınız' bölümünde ϡ ɳ UЯ! ƴ Έ ϡ tarafından paylaşıldı.

  1. ϡ ɳ UЯ! ƴ Έ ϡ

    ϡ ɳ UЯ! ƴ Έ ϡ Üye

    Katılım:
    1 Mart 2010
    Mesajlar:
    23
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0

    Güneş, insanlar ve toprak uyurken, Dolunayın yansıttığı ışık denize bir ayna gibi vuruyordu.
    Sahil kenarında lal rengindeki kum, binlerce dantel kenarlı deniz kabuğuna sahiplik yapıyordu. Fırfırlı eteklere benzeyen kurşuni renkteki deniz kabukları tırtırlı kenarlarını denizin dalgalarıyla birlikte yıkıyordu. İleriden martıların sesleri geliyordu usulca…
    Hasan’ da böyle bir gecenin verdiği huzurla kayığını hazırlıyordu. Hasan’ın iki ipi vardı. Biri ağır bir taşa,öteki ise bir sepete bağlıydı. Usulca kayığı iterek denize açıldı.
    Sabah olmak üzereydi. Denizin dibi yavaş yavaş görünmeye başlamıştı. Biraz daha ilerlerse inci bulmak için daha uygun bir ortam hazırlayacaktı. Artık güneş pırıl pırıl parlıyor, denizin dibi tabak gibi görünüyordu. Ufalanmış midye kabukları ile inci midyeleri kuma saplanmış duruyordu. Daha bu midye yatağında neler yoktu neler; kenarlarını otlara iliştirmiş ufacık midyeler,bunların üzerinde dolaşan yengeçler…
    Ara sıra bu midyelerden birinin etleri arasına ufacık bir kum sıkışır,orasını tahriş eder hayvan da bir madde salıverir bu ufacık kum tanesini pürüzsüz bir tabakayla kat kat örterdi. Kum tanesini bazen su tazyiki midyenin etleri arasından alır, bazen de kum tanesi midye yok oluncaya kadar etleri arasında gömülür, gömülü kaldıkça da büyür, gelişir, güzelleşir. Yüzyıllardan beri inci meraklıları bu kıymetli kum tanelerini ararlar. İşte Hasan da bu inci avcılarından biridir.
    Hasan pantolonunu ve penyesini çıkardı; ayakkabısıyla beraber kayığın dibine yerleştirdi. Denizin görüntüsü adeta mavi bir çarşaf gibiydi. Hasan sepetini bir eline, taşı öteki eline aldı. Ayaklarını denize uzatarak, denizin dibine doğru kayıverdi. Suyun üst yüzeyinde kabarcıklar belirdi. Sonunda su duruldu. Suyu bulandırmamak için çok ihtiyatlı hareket etmesi gerekiyordu. Hasan’ın üzerindeki su tabak gibi parlıyor, Hasan kayığın dibini görebiliyordu. Ayağını taşa bağlı ipe geçirdi. Midyeleri saplandıkları yerlerden küme halinde toplayıp sepete yerleştiriyordu. Suyun altında uzun süre kalabildiği için en seçkin, en büyük midyeleri toplamaya çalışıyordu. İleride midyenin birinin parladığını gördü. Heyecanla o yöne doğru gitmeye başladı. Midye kabuğunu kapattığı için artık ışığı göremiyordu. Acaba bu sadece bir ışık oyunumuydu. Midyeyi yerinden kopartarak sepetin dibine yerleştirdi. Onu en son açmak istiyordu. Taşlı ipten ayağına çekti, suyun üzerine fırladı. Güneş, siyah saçlarına vuruyordu. Kayığı dengede tutarak içeri atladı. Heyecanlı olduğu besbelliydi.
    Hasan ağır ağır itina göstererek kısa ve kuvvetli çakısını açtı. Midye sepetine baktı ve teker teker midyeleri açmaya başladı. Açtığı her midyeyi denize tekrar atıyordu. Sıra son midyeye geldi. Hasan büyük bir itina ile bıçağını kabuğun kenarından geçirdi. Midyenin gerginleştiğini hissedince bıçağın ucunu ileri geri oynatarak midyenin gerginleşen kaslarını gevşetti. Kabuk ortadan ikiye ayrılınca dudak biçiminde olan midyenin etleri gerildi ve daha sonra gevşedi. Hasan etleri kaldırdı. İşte tam oradaydı. Büyük ve ay kadar korkusuz inci… Gümüşten alevler saçarken Hasan da incinin parlayan yüzüne bakarak bir sürü hayaller kuruyordu şimdiden…
    Rabişş** ve berna_66 bunu beğendi.
  2. berna_66

    berna_66 Üye

    Katılım:
    1 Eylül 2008
    Mesajlar:
    326
    Beğenileri:
    63
    Ödül Puanları:
    29
    tebrikler devamını dilerim ;)
  3. ϡ ɳ UЯ! ƴ Έ ϡ

    ϡ ɳ UЯ! ƴ Έ ϡ Üye

    Katılım:
    1 Mart 2010
    Mesajlar:
    23
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    0

    teşekkür ederim :eek:

Sayfayı Paylaş