Ders Kitabı 4.Ünite Hazırlık Soruları

Konu 'Sosyal Bilgiler 8. Sınıf' bölümünde Emir88 tarafından paylaşıldı.

  1. Emir88

    Emir88 Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2010
    Mesajlar:
    28
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    0

    Arkadaşlar Ders Kitabı 85. sayfadaki Hazırlık Soruları

    Hazırlık Soruları:
    1. Gençliğe Hitabe'de Atatürk, Türk gençliğine nasıl mesaj vermektedir?
    2. Cumhuriyetin ilk yıllarını eğitim açısından değerlendiriniz.
    3. Bir millet için dil ve tarih neden önemlidir?
    4. Çağdaşlaşma yolunda yapılan inkılaplar hangileridir?
    5. Bir toplumun modernleşmesinde sanat ve sporun önemi ne olabilir?
    6. Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasal yapısı hangi inkılaplarla düzenlenmiştir?
    7. Toplumlar için yenileşme ve çağdaşlaşma nedne gereklidir?
    8. Türk inkılabı hangi alanlarda gerçekleştirilmiştir?

    Yardımcı olursanız sevinirim.
  2. dmL.

    dmL. Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2010
    Mesajlar:
    24
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    0
    hadı ya lutfen !!
  3. *.Sinnlos Ein Sturm.*

    *.Sinnlos Ein Sturm.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    16 Nisan 2010
    Mesajlar:
    905
    Beğenileri:
    6.732
    Ödül Puanları:
    0
    Dilin Millet Hayatındaki Yeri ve Önemi
    Bir milleti ayakta tutan, onun varlığını ve devamını sağlayan, millî şuuru besleyen, bir millete mensup olma hazzını veren ve bireylerini birbirine yaklaştırarak onlar arasında birlik yaratan unsur olarak dilin, millet hayatındaki yeri çok önemlidir. Öyle ki milletin varlığı, dilin varlığıyla mümkündür.

    İnsanın geçmişini öğrenmesinde, gününü yaşamasında, geleceğine yön vermesinde, kişiliğini kazanmasında, aynı dili konuşan diğer insanlarla iletişim kurmasında ve kendisini ifade etmesinde dilin çok önemli bir araç olduğu muhakkaktır. Bu bakımdan dil bir anlamda bireye hizmet eder. Ancak, insan tabiatı gereği toplu hâlde yaşamaya ihtiyaç duyar. Çevresinde kendiyle aynı değerleri paylaşan insanların bulunmasını ister. Bu ortak değerlerin oluşturulmasında, paylaşılmasında, nesilden nesile aktarılmasında, milletin varlığını devam ettirmesinde dil, çok önemli bir görevi yerine getirir. Çünkü millet olmanın birinci şartı, aynı dili konuşmaktır.



    Dil, milletin ortak kültürüyle yol alarak varlığını devam ettirir. Milleti oluşturan bireyler arasında birleştirici bir rol üstlenen dil, aynı zamanda ortak şuurun, millî şuurun ortaya çıkmasına hizmet eder. Millî birliği ve beraberliği sağlar. Dilin bu özelliği Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetini kuran; Türk halkı, Türk milletidir. Türk milleti demek, Türk dili demektir. Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti, geçirdiği nihayetsiz felâketler içinde ahlâkının, an’anelerinin, hatıralarının, menfaatlerinin, kısacası, bugün kendi milliyetini yapan her şeyinin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” sözlerinde veciz ifadesini bulmuştur.



    Millî varlığın korunmasıyla dilin korunması arasında çok sıkı bir ilgi vardır. Dilini unutmayan fakat bağımsızlığını kaybeden bir toplum milliyetini koruyor demektir. Bu toplum, bağımsızlığını kazanıp bir devlet kurarak, bir millet olarak yeniden tarih sahnesine çıkabilir. Sovyet Rusya’nın dağılmasıyla Türklerin ve diğer milletlerin bağımsız birer devlet olarak yeniden tarih sahnesine çıkmaları bunun en yeni örneğidir. Tarihte bunun başka pek çok örneği vardır. Ancak dilini kaybeden milletlerin tarih sahnesinden silindikleri de bilinmektedir.



    Bir milletin dili bozulursa kültüründe sıkıntılar ortaya çıkar. Düşünce, sanat ve edebiyat alanlarında çöküntü başlar. Dil asıl işlevini (insanlar arasında anlaşma aracı olma) yerine getiremez. Kitleler birbirlerini anlayamaz hâle gelir ve yavaş yavaş kopmalar başlar. Bu gerçek, tecrübeyle sabit olduğu için bir milleti içten yıkma yönteminde işe önce dilden başlanır.Yeni neslin kültürel değerleri öğrenmemesi ve bireylerin, kuşakların birbiriyle sağlıklı iletişim kurmalarını engellemek için ne gerekiyorsa yapılır. Bu yüzden dil üzerinde oynanan oyunlara karşı her zaman uyanık olmak gerekir. Adres bulmada kolaylık olsun gibi bir bahaneyle meselâ; Yunus Emre Caddesi’ni 4. Cadde şeklinde değiştirmek bile kültür bakımından son derece yanlıştır. Çünkü, cadde adını rakamla ifade ettiğiniz zaman bu tabelayı okuyan kimsenin buradan caddenin numarası dışında öğrenebileceği bir şey yoktur. Fakat Yunus Emre adının yaşatılması hâlinde en azından yetişen nesil Yunus Emre’nin kim olduğunu, bu caddeye neden bu ismin verildiğini merak edecektir, öğrenmek isteyecektir ve sonuçta kendi kültüründen birşeyler bulacaktır.



    Bir milletin ruhu, karakteri, anlayışı... çoğunlukla sanatkârların ortaya koydukları eserlere yansıdığından bu yönüyle de dil, sosyal yapının ve kültürün aynası durumundadır. Dolayısıyla bu eserlerin dikkatle incelenmesi o milletin karakteri hakkında sağlam ipuçları verecektir. Gelişmiş ülkelerin kendi kültürlerini ve başka kültürleri öğrenmek için araştırmalar yaptırmalarını, bunlar için bütçelerinden önemli paylar ayırmalarını yabana atmamak lâzımdır. Her milletin kendine göre birtakım kültür özellikleri olduğu gibi milletlerin zayıf ve güçlü olduğu yönler de vardır. Kültür araştırmalarıyla bunların tespiti mümkündür. İzlenecek politikaların belirlenmesine bu araştırmalardan elde edilen veriler ışık tutmaktadır. Sömürgeci ülkeler günümüzde stratejik araştırma enstitüleri adı altında dünyanın dört bir tarafında yaptıkları araştırmalarda o ülkenin veya bölgenin etnik yapısını, özellikle de yerel dilleri gündeme getirmektedirler. Tarihte ve günümüzde bunun pek çok örneğini görmek mümkündür.Özetlemek gerekirse dil, milletin manevî gücünün aynasıdır. Bir milletin kültürel değerlerini oluşturan ve o milleti ayakta tutan; edebiyatı, sanatı, bilim ve tekniği, dünya görüşü, ahlâk anlayışı, müziği... geçmişten günümüze ancak dil sayesinde aktarılmaktadır. Dolayısıyla dilin korunmasıyla millî varlığın korunmasını aynı seviyede algılamak gerekir.
    ata45ata, Emir88, R@B!SHE ve diğer 4 kişi bunu beğendi.
  4. *.Sinnlos Ein Sturm.*

    *.Sinnlos Ein Sturm.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    16 Nisan 2010
    Mesajlar:
    905
    Beğenileri:
    6.732
    Ödül Puanları:
    0
    EY TÜRK GENÇLİĞİ! :Atatürk Türk Gençliğine yüksek, içten bir edayla sesleniyor. Atatürk Türk gençlerine ‘Türk’ ifadesiyle seslenerek, gençlere kimliklerini, mensup oldukları ulusun kökenini, tarihini, kültürünü hatırlatıyor.

    BİRİNCİ GÖREVİN; TÜRK BAĞIMSIZLIĞINI, TÜRK CUMHURİYETİNİ, EBEDİYEN
    KORUMAK VE SAVUNMAKTIR. : Atatürk Türk gençliğine seslenmeye devam ediyor. Atatürk Türk gençliğinin öncelikli görevinin Türk Milletinin bağımsızlığının Türk devletinin yönetim biçiminin korunulması ve savunulması olduğunu vurguluyor, hatırlatıyor. Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığı kaybedilirse ve yönetim biçimi değişirse geriye korunulması gereken bir mevzi doğal olarak kalmaz. Öyleyse Türk gençliğinin hayatlarındaki önem sırasına göre öncelikli ilk görevleri Atatürk’ün vurguladığı gibi bağımsızlığımızın iç ve dış düşmanlara karşı, Cumhuriyet rejiminin iç ve dış düşmanlara karşı korunulması ve savunulmasıdır.

    VARLIĞININ VE GELECEĞİNİN BİRİCİK TEMELİ BUDUR. : Bu cümlede bundan önceki cümlede vurgulanan konu başka bir ifade ile tekrar hatırlatılıyor. Özgür ve bağımsız yaşayabilmemizin Türk kimliği ile bu topraklardan varlığımızı sürdürebilmemizin tek yolu Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının savunulması ve yönetim biçiminin korunulması şartıdır.

    BU TEMEL, SENİN, EN KIYMETLİ HAZİNENDİR. : Türk Milletinin var olabilmesinin temeli Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının savunulması ve Devletimizin yönetim biçiminin korunulmasıdır. Türk kimliğiyle bu topraklarda özgür ve bağımsız olarak yaşayabilmemizin temeli Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bağımsızlığının savunulması ve yönetim biçiminin korunulmasıdır. Öyleyse en değerli hazinemiz bağımsızlığımız ve Cumhuriyet tarzı yönetim biçimimizdir. Bu hazineyi kaybedersek her şeyimizi onurumuzu, şerefimizi, hayatımızı da kaybederiz. Yakın coğrafyamıza baktığımız zaman Bosna’da, Çeçenistan’da, Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da yaşanılan emperyalist düşman işgalleri,
    işgallerin işgal edilen ülkelerin halkları üzerinde ne gibi etkiler doğurduğunu yakinen görebiliriz. O ülkelerin halkları işgaller yüzünden onurlarını, şereflerini, hayatlarını kaybetmişlerdir.

    GELECEKTE BİLE, SENİ, BU HAZİNEDEN, MAHRUM ETMEK İSTEYECEK, İÇ VE DIŞ DÜŞMANLARIN OLACAKTIR. : Bu cümlede yukarıdaki paragraflarda vurgulanan hazineden tekrar söz ediliyor. Gelecekte bile bu hazineden bizi mahrum etmek isteyecek iç ve dış düşmanların var olacağını hatırlatırken anlatılmak istenen şey Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinin 20 Ekim 1927’de Atatürk tarafından yazılmış olduğunu hatırlarsak o tarihte kurtuluş savaşı kazanılmış 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edilmiş 24 Temmuz 1923’de Lozan Barış anlaşması imzalanmış Türkiye cumhuriyetinin varlığı bağımsızlığı barış anlaşmasıyla düşman ülkeler tarafından tescil edilmiş yönetim biçimiz TBMM tarafından kabul edilip ilan edilmiş olmasına rağmen ileride bile yurt içinde ve yurt dışında Türkiye Cumhuriyetinin Bağımsızlığını ortadan kaldırmak yönetim biçimini değiştirmek isteyecek odakların, şahısların, devletlerin var olacağı hatırlatılıyor, vurgulanıyor.

    BİR GÜN, BAĞIMSIZLIK VE CUMHURİYETİ SAVUNMAK ZORUNDA KALIRSAN, GÖREVE ATILMAK İÇİN, İÇİNDE BULUNACAĞIN DURUMUN OLANAKLARINI VE KOŞULLARINI DÜŞÜNMEYECEKSİN! : Atatürk bu cümlede Türk Gençliğine seslenmeye devam ediyor. Her koşulda her halde Türk Gençliğinin görevi Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığını savunmak, Türkiye Cumhuriyetinin Yönetim biçimini korumaktır. İleride bir gün Türk Gençliği bağımsızlığımızı ve yönetim biçimimizi korumak ve savunmak zorunda kalırsa göreve başlamak için Türk Gençliği, içinde bulunduğu ülke şartları ve kendi öznel koşullara bakmaksızın, düşünmeksizin, korkmadan göreve atılmalıdır. Açılamaya çalıştığımız cümlenin anlamı budur.

    BU OLANAKLAR VE KOŞULLAR, HİÇ MÜSAİT OLMAYAN BİR DURUMDA KENDİNİ GÖSTEREBİLİR. : Bu cümle üstte açıklamaya çalıştığımız cümlenin devamı niteliğindedir. Yakın anlam bağları vardır. Türk Gençliği Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığı ve yönetim biçimine yönelebilecek tehditlerde yapması gereken şey mazeretlere sığınmadan içinde bulunulan koşullara ve imkânlara bakmaksızın bu koşul ve imkânlar çok sınırlı dahi olsa vatanı korumak ve rejimi savunmak için derhal harekete geçmesi gerekir. Atatürk Türk gençliğine bu konuyu bu cümlede önemle hatırlatıyor ve anlatıyor.

    BAĞIMSIZLIK VE CUMHURİYETİNİ YIKMAK İSTEYECEK DÜŞMANLAR, DÜNYA TARİHİNDE BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ BİR GALİBİYETİN SAHİBİ OLABİLİRLER. : Bu cümlede Atatürk Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak isteyecek, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin rejimini kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmek isteyecek iç ve dış düşmanlardan söz ediyor. İç ve dış düşmanların dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir şekilde iş birliği yaparak hedeflerine ulaşabilecekleri, bu tehlikenin her zaman var olduğu hatırlatılıyor, anlatılıyor. Tekrar vurgulayalım, bu cümlede Kurtuluş Savaşı kazanılmasına rağmen Lozan anlaşması imzalanmasına rağmen cumhuriyet ilan edilmesine rağmen bir yeniden işgal tehlikesinin gelecekte de var olacağı önemle vurgulanıyor.

    ZORLA VE ALDATICI DÜZENLERLE AZİZ VATANIN, BÜTÜN STRATEJİK SİYASİ KURUMLARI TESLİM ALINMIŞ, BÜTÜN STRATEJİK EKONOMİK İŞLETMELERİ ELE GEÇİRİLMİŞ, BÜTÜN ORDULARI TERHİS EDİLİP DAĞITILMIŞ VE YURDUN HER KÖŞESİ TAMAMEN İŞGAL EDİLMİŞ OLABİLİR. : Bu cümlede Atatürk Türkiye Cumhuriyetini işgal etmek isteyecek düşmanların hangi yöntemleri kullanacaklarını ayrıntısıyla anlatıyor.Düşman ülkelerin zor kullanarak, baskı kurarak, hileli yöntemler izleyerek hedeflerine ulaşabilecekleri hatırlatılıyor, anlatılıyor.Düşman ülkeler hedeflerine ulaşabilmek için önce stratejik siyasi kurumları teslim alacaklar, zapt edecekler daha sonra stratejik ekonomik kuruluşları ele geçirecekler yani düşman yabancı sermaye kamu iktisadi teşebbüslerimizi, önemli şirketlerimizi önemli ekonomik varlıklarımızı ele geçirecek -ki ekonomik bağımsızlığını kaybeden bir ülkenin varlığı,birliği ve güvenliği tehlikeye girer.- ve en sonunda bağımsızlığımızın güvencesi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin koruyucusu, kollayıcısı olan Türk Silahlı Kuvvetlerini terhis edip dağıtacaklar ve bu şekilde düşman ülkeler ve içerdeki hainler hedeflerine ulaşacaklardır, düşman ülkeler böyle bir yol izleyeceklerdir. Atatürk düşman ülkelerin izleyebilecekleri işgal stratejisinin nasıl olabileceğini bu cümlede ayrıntısıyla anlatıyor. Son olarak bu cümle için belirtmek istediğim bir diğer şeyde orijinal gençliğe hitabe metnin de yer alan ‘Tersane’ kelimesinin ekonomik işletmeler manasına geldiğidir. Makalenin sonunda ‘Tersane’ kelimesinin anlamı ‘Atatürk’ün Gençliğe hitabesindeki tersane kelimesinin anlamı’ bölümünde ayrıntısıyla verilmiştir. Orijinal Gençliğe Hitabedeki ‘Tersane’ asla gemi yapılan tersane anl***** gelemez, çünkü düşman yabancı sermayenin gemi yapılan tersaneleri ele geçirmesi ile ulusal güvenliğin tehlikeye girmesi arasında mantıklı bir bağ kurulamaz.1950’den sonra başlayıp özellikle 1980 yılından sonra ve 3 Kasım 2002’den sonraki hükümet döneminde yaygınlaşan özelleştirmeler, yabancı sermaye girişleri ve stratejik ekonomik kuruluşların çok ucuza ve tehlikeli bir şekilde yabancı sermayeye verilmesi Atatürk’ün Gençliğe Hitabesindeki uyarının hiç dikkate alınmadığını ve anlaşılamadığını kanıtlar niteliktedir. Korkarım ki belki 3 Kasım 2002’den sonraki hükümet 2002’den sonraki hükümet ve geçmişteki kimi hükümetler de Gençliğe Hitabede vurgulanan gaflet ve dalalet ve hatta ihanet içindeki iktidar sahipleridir. Belki 3 Kasım 2002’den sonraki hükümet döneminde ve geçmişteki kimi hükümetlerdeki kimi isimler şahsi çıkarları için batılı ülkelerle gizli gizli iş birliği bile yapmaktaktadırlar, yapmışlardır. Bütün bu durumlar Atatürk’ün ne kadar ileri görüşlü bir insan olduğunun kanıtıdır. Hatırlatmakta yarar vardır ki ekonomik bağımsızlığını kaybeden ülkeler siyasi ve askeri bağımsızlıklarını da kaybederler. Birçok gelişmiş batılı ülkede ekonomi % 51 ya da bu orana yakın devlet ağırlıklıdır, yani gelişmiş batılı ülkeler devletçidirler. Hal böyleyken Atatürk’ün ‘Devletçilik’ ilkesinden neden vazgeçildiği ve uygulanmadığı anlaşılır şey değildir.

    BÜTÜN BU KOŞULLARDAN DAHA ACIKLI VE KORKUNÇ OLMAK ÜZERE, ÜLKEDE, İKTİDARA SAHİP OLAN HÜKÜMET VE DEVLET ADAMLARI GAFLET VE SAPKINLIK VE HATTA İHANET İÇİNDE OLABİLİRLER. :Atatürk bu cümlede ülkemizin kendisinden sonra ya da kendisi zamanında içine düşebileceği durumu özetlemeye devam ediyor. Atatürk ‘iktidara sahip olan hükümet ve devlet adamları gaflet ve sapkınlık içinde olabilirler’ derken yönetici sınıfın yeteneksiz, yönetme görevi için ehil olmayan şahıslar olabileceklerini kastediyor. Düşman ülkelerin hedeflerine ulaşırken diğer yandan içerdeki hainlerin düşmanlarla yukarıdaki paragraflarda anlattığımız sahnelerden daha dramatik bir şekilde iş birliği yapabileceği anlatılıyor, vurgulanıyor.

    HATTA BU İKTİDAR SAHİPLERİ KİŞİSEL ÇIKARLARINI, İŞGALCİLERİN SİYASİ AMAÇLARIYLA BİRLEŞTİREREK DÜŞMANLA İŞBİRLİĞİ YAPABİLİRLER. : Bu cümlede bir önceki cümlede anlatılan korkunç durumdan daha korkunç bir durumun daha gerçekleşebileceği anlatılıyor, vurgulanıyor. İçerideki ihanet içinde olan iktidara sahip devlet ve hükümet adamlarının kişisel çıkarları için işgalci düşman ülkelerle işbirlikçilik yapabilecekleri önemle vurgulanıyor, Türk Gençliği bir kez daha bu cümlede uyarılıyor, Türk Gençliğinin uyanık olması salık veriliyor.

    MİLLET, YOKSULLUK VE Ç-A-LINTI İÇİNDE EZİK VE BİTKİN DÜŞMÜŞ OLABİLİR. : Bu cümlede Atatürk Ülkemizin işgal edilmesi halinde halkımızın içine düşebileceği ekonomik, sosyal durum özetleniyor. Ancak yoksulluk ve sıkıntı içinde bir ülke işgale uğrayabilir. Atatürk olası bir işgal durumunda ya da öncesinde halkın içine düşebileceği ekonomik ve sosyal durumu ince bir ifade tarzıyla anlatıyor. Halkın içine düşebileceği ekonomik ve sosyal durumu yoksul, sıkıntı içinde, ezik, bitkin kelimeleri çok iyi bir şekilde anlatıyor.

    EY TÜRK GELECEĞİNİN EVLADI! :Atatürk Gençliğe Hitabenin başında Türk Gençliğine ‘Ey Türk Gençliği’ diye sesleniyordu. Bu cümlede de yine çok yerinde bir ifade tarzı ile sesleniyor. Gençlerin, Türk gençliğinin Türk Milletinin geleceğinin umudu olduğu Atatürk tarafından ifade ediliyor.

    İŞTE, BU DURUM VE KOŞULLAR İÇİNDE BİLE GÖREVİN, TÜRK BAĞIMSIZLIĞINI VE CUMHURİYETİNİ KURTARMAKTIR! : Atatürk Türk Gençliğine vasiyetine son verirken Türk gençliğine görevini bir kez daha hatırlatıyor. ‘İşte’ ifadesiyle yazısına son vermeye başlıyor. Bütün Gençliğe Hitabe boyunca anlatılan korkunç şartlara rağmen Türk
    Gençliğinin görevinin Türkiye Cumhuriyeti bağımsızlığının ve rejiminin korunması, kurtarılması olduğunu bir kez daha anlatılıyor vurgulanıyor.

    MUHTAÇ OLDUĞUN GÜÇ, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA BULUNMAKTADIR! : Atatürk bu cümlede yine Türk gençliğine seslenmeye devam ediyor. Bütün Gençliğe Hitabe boyunca anlatılan tüm olumsuz koşul ve durumlarda dahi Türk Gençliğinin görevi vatanı kurtarmaktır. Türk Gençliğinin bir işgal durumunda ihtiyaç duyacağı güç ‘Damarlarındaki Asil kanda mevcuttur.’ ‘Asil kan’ ifadesiyle anlatılmak istenen şey Türk Milletinin şeref ve başarı dolu tarihidir. Yoksa, değilse Atatürk ırkçılık yapıyor olamaz. Atatürk birçok ifadesinde ırkçılığı reddettiğini belirtmiştir. Atatürk’ün Eylemlerinden ve açıklamalarından bunu açık bir şekilde anlayabiliriz.
    Aşağıdaki ‘Atatürk’ün Gençliğe hitabesindeki kelimelerin anlamı’ bölümünde
    Atatürk’ün Gençliğe hitabesindeki ‘tersane’ kelimesinin anlamı ayrıntılı olarak verilmiştir.
    ata45ata, Emir88, R@B!SHE ve diğer 4 kişi bunu beğendi.
  5. *.Sinnlos Ein Sturm.*

    *.Sinnlos Ein Sturm.* Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    16 Nisan 2010
    Mesajlar:
    905
    Beğenileri:
    6.732
    Ödül Puanları:
    0
    Türkiye'de Çağdaşlaşma Çabaları :



    Osmanlı Devleti 1299'da kuruluşundan , XVI.yy. ortalarına kadar üç kıtaya yayılmış güçlü bir imparatorluk durumuna gelmişti. Ancak bu güçlü durumunu XVI.yy.sonlarından itibaren sürdüremedi.

    Ortaçağ'da XV. yy.a kadar silik bir görüntü veren Avrupa'da bu yüzyılda önemli buluşlar oldu. Pusula, Barut, Matbaa Avrupa'da

    büyük değişiklik ve gelişmelere yol açtı ;

    Pusula'nın kullanılmaya başlaması ile coğrafi keşiflere çıkan Avrupa' ya bol altın ve gümüş kaynaklarının akması ve sömürgecilik Avrupa' yı zenginleştirdi.

    Barut' un ateşli silahlarda kullanılması , Avrupa' nın siyasi yapısını değiştirerek, küçük devletçiklerin ( Feodalite) yıkılarak yerine güçlü krallıkların kurulmasını sağladı.

    Matbaa' nın kullanılması kültürel yapının gelişmesini sağladı.

    Zenginleşen Avrupa çeşitli alanlara yatırım yaparak kendisini geliştirmeye başladı. Rönesans hareketleriyle aydınlanma dönemine giren Avrupa

    Reform hareketleriyle, Kilise'nin devlet ve toplum üzerindeki olumsuz etkilerini kırdı. Serbest düşünce ortamının gelişmesi ve ilimdeki başarılar, teknik alandaki gelişmeleri sağladı ve Avrupa Sanayi Devrimine girerek siyasi, sosyal, ekonomik yapısında çok önemli ve büyük değişiklikler meydana getirdi.

    Büyüklüğünün gücüne ve gururuna kapılan Osmanlı Devleti bu gelişmeleri izleme ihtiyacı duymadı. XVI. yy. sonlarından itibaren,

    idari, askeri, mali, ilmi, toplumsal alanlarda duraklama dönemine girdi. Duraklama nedenlerini düzeltemeyen devlet gerileme ve dağılma süreçlerini yaşamak zorunda kaldı. Fransız İhtilali sonucu dünyaya hızla yayılan milliyetçilik akımı Osmanlı Devletinin parçalanmasını hızlandırdı.Avrupa'daki köklü değişme ve gelişmelerin farkına varamayan Osmanlı Devleti askeri, idari, ekonomik, toplumsal bozulmaları düzeltebilmek için , 17. ve 18. yy.larda ıslahat çalışmaları yaptı. 19.yy.da Tanzimat ve Islahat fermanlarını, yüzyılın sonlarına doğru I.Meşrutiyet ve 20.yy. başlarında ikinci meşrutiyeti ilan etti ise de yapılan çalışmalar köklü değişiklik ve gelişmeler sağlayamadı. Sonuçta çökmek zorunda kaldı.

    Atatürk, içinde yaşadığı Osmanlı Devletini ve Avrupa' nın yapısını gerçekçi bir şekilde değerlendirebilmişti. I.Dünya savaşı sonucunda Osmanlı Devletini bölmek ve paylaşmak isteyen Avrupa' nın gelişmiş ve emperyalist devletlerine karşı kurtuluş mücadelesine girişti. Kurtuluş Savaşı sonucunda imzalanan Lozan Barış Antlaşması ( 24 Temmuz 1923 ) Türkiye' ye bağımsızlığını ve coğrafyasını kazandırmıştı. Ancak bu coğrafyanın kalıcı olması ve yeni Türk devletinin, Osmanlı Devletinin düştüğü duruma düşmemesi için gerekli köklü yapısal değişiklik ve yenileşmeleri gerçekleştirmek gerekiyordu.



    Atatürk Döneminde Çağdaşlaşma Hareketleri :

    Kurtuluş savaşının kazanılmasıyla işin bitmediğini bilen ve bağımsızlığın korunup sürdürülebilmesi için çağdaşlaşmak gerektiğinin bilincinde olan Atatürk için mücadelenin başka yönü başlıyordu.Atatürk " İstiklal-i Tam " a ulaşmak istiyordu. Atatürk şu sözleri ile neler yapılması gerektiğini açıklamaktadır :

    " İstiklal-i Tam denildiği zaman bittabi siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültür, vb. her konuda İstiklal-i Tam ve Serbest-i Tam demektir.Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklalden mahrumiyet, millet ve memleketin manayı hakikisiyle bütün istiklalinden mahrumiyeti demektir. "

    " Memleket behemehal asri, medeni ve müreffeh olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır."

    Siyasal Yapıda : TBMM 'nin açılmasıyla millet egemenliğine dayalı yeni bir devlet kurulmuştu. Yüzlerce yıl yönetilmeye, yönlendirilmeye alıştırılmış Türk Halkı egemenlik hakkını elde etmiştir. Devlet rejimi olarak Cumhuriyet belirlenmiş, egemenlik kayıtsız-şartsız millete verilmiştir.Devlet yapısındaki dinsel etkiler giderilmeye çalışılmış, yapay olarak kullanılan Halifelik'e son verilmiştir.

    Demokraside : Çok Partili yaşama geçiş denemeleri yapılmıştır.

    Hukuksal Alanda : Devletin hukuksal yapısı laikleştirildi. Saltanat, Halifelik, Şer'i ye Vekilliği vekilliği kaldırıldı. Tevhid-i Tefrisat Kanunu kabul edildi, Tekke ve Zaviyeler kapatıldı. Anayasa' ya laiklik hükmü kondu. Türk Medeni Kanunu kabul edildi.

    Eğitim ve Kültür Alanında : Tevhid-i Tedrisat Kanununun kabulü ile eğitim ve öğretim kurumları devlet denetimine alındı. Eğitimde fırsat eşitliği sağlandı. Çağın ihtiyaçlarına cevap verebilme özelliğini kaybeden medreseler kapatıldı. Yeni Türk Harfleri kabul edildi. Millileşme , çağdaşlaşma, okullaşma çabaları arttı. Türk Dili ve Türk Tarihinin geliştirilmesi için kurumlar oluşturuldu. Milli kültürü geliştirerek , yaygınlaştırma çabaları.

    Toplumsal Yaşamda : Tekke, Zaviye, Türbelerin kapatılması. Kıyafette değişiklik, Soyadı Kanununun kabulü. Takvim, saat, ölçülerde değişiklik.

    Ekonomik Alanda : Milli Ekonomi ilkesinin kabul edilerek, ülkenin yeraltı ve yer üstü kaynaklarının , güçlü devletlerin boyunduruğu altına girmeden değerlendirilmesi çabaları. Tarım, Sanayi, Madencilik, Bayındırlık,Ulaştırma, Sağlık ve Tıp alanında.

    Askeri Alanda : Türk ordusu ve Milli Savunmanın güçlendirilmesi için yapılan çalışmalar.



    Atatürk, döneminde yapılan köklü değişiklik ve yenilik hareketlerini " Biz büyük bir İnkılap yaptık. Memleketi bir çağdan alıp, yeni bir çağa *****rdük " şeklinde açıklamaktadır.



    Atatürkçü Düşüncede Çağdaşlaşma Özellikleri :



    " Türklerin asırlardan beri takip ettiği hareket, devamlı bir istikameti muhafaza etti. Biz daima Şark'tan (Doğudan ) Garb'a

    ( Batıya) yürüdük "

    Evet, Atatürk, Osmanlı siyasal, sosyal, hukuksal, kültürel, estetik hayat biçimi ve kurumlarını değiştirirken batıya yönelmiştir. Çünkü bunlar belirli bir uygarlığın ürünüdür. Atatürk'ün deyişiyle ülkeler çeşitlidir fakat uygarlık birdir. Bu uygarlık ise batı'da vardır.

    Atatürk'ün batılılaşmaktan amacı çağdaşlaşmaktır. Batıyı taklit etmek değildir. Körü körüne batılılaşma değildir.Kurtuluş mücadelesini verdiği batıya yönelmesinin temelinde çağdaş uygarlık düzeyi vardır. Batı'ya rağmen batılılaşma amacında taklitçilikten uzak Muasır Medeniyet içinde kendi değerleri ve kurumları ile çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış bir Türkiye vardır.

    Batı uygarlığının temelinde yatan düşünce özgürlüğüdür. Bu duruma Türkiye'nin de ulaşması batı uygarlık seviyesine Türkiye'yi de ulaştıracaktır. Atatürk bilim zihniyetinin, inkılapların temelinde yatan esas olması yanında onların korunması ve geliştirilmesi için de

    " Dünya'da her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve Fennin dışında mürşit aramak gaflettir,cehalettir, delalettir " sözleriyle çağdaşlaşmada izlenecek yolu göstermektedir.

    Çağdaşlaşırken, milletin, devletin kimliğini, özbenliğini kaybetmemesi önemle dikkat edilecek bir noktadır. Günümüz dünyasında sıcak savaşların sayısı azalırken, asıl savaş alanı ekonomik ve kültürel alanlarda olmaktadır.

    Atatürkçü çağdaşlaşma anlayışında milli ve manevi değerler korunup geliştirilirken, çağla bütünleşmek esastır.

    " Biz Garb ( Batı ) medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz, onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz "



    " Her ulusun kendine özgü geleneği, kendine göre ulusal özellikleri vardır. Hiçbir Ulus, ne kendini benzettiği ulusun aynı olabilir, ne kendi ulusal bütünlüğünde kalabilir, bunun sonucu hiç kuşkusuz düş kırıklığıdır "



    "Dünya'nın bize saygı göstermesini istiyorsak, önce bizim kendi benliğimize, ulusal varlığımıza, bu saygıyı duyguda, düşüncede, açıkça bütün davranış ve tutumumuzda göstermemiz gerekir. Bilelim ki ulusal benliğini bulamayan uluslar başka uluslara av olurlar "



    " Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk Milliyetçisiyiz. Cumhuriyet'in dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun bireyleri ne denli Türk kültürüyle yoğrulursa, o topluluğa dayanan Cumhuriyet'te güçlü olur. "

    sözlerinden anlaşılabileceği gibi, Atatürk'ün çağdaşlaşma çabasında taklitçilik yoktur.



    Atatürkçülük, gerçeklere dayanan,evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünüdür. Bu içeriği ile yeniliğe açık, dinamik özelliği ve bütünlüğü olan birbirini tamamlayan bir düşünce sistemidir. Bağımsız milli devleti,

    milli egemenliği, kişi özgürlüğünü ve her çağda çağdaş olmayı amaçlar ve akla ve bilime dayanır. Atatürk'ün çağdaşlaşma anlayışı özelliklerinden biri de çağdaşlaşmanın sürekli olmasıdır. Çağdaşlaşmanın sürekliliği konusunda da şunları söylemektedir:

    " Efendiler, uygarlık yolunda başarılı olmak yenileşmeye bağlıdır. Toplumsal yaşamda, ekonomik yaşamda, bilim ve teknik alanda başarılı olmak için tek ilerleme ve yükselme yolu budur. Yaşam ve geçime egemen olan kuralların zaman ile değişmesi, ilerlemesi ve yenileşmesi zorunludur. Uygarlığın buluşları, teknik harikaları, dünyayı değişmeden değişmeye uğrattığı bir dönemde yüzyıllık köhne düşüncelerle, mazi severlikle varlığı koruyup, sürdürmek olasılığı yoktur. "



    " Efendiler bugüne değin elde ettiğimiz başarılar bize ancak ilerleme ve uygarlığa doğru bir yol açmıştır. Yoksa ilerlemede ve uygarlıkta hedefe ulaştırmış değildir. Bize ve torunlarımıza düşen görev bu yol üzerinde hiç şaşkınlaşmadan yürümektir. "



    "Uygarlık öyle güçlü bir ateştir ki ona yabancı olanları yakar, mahveder "



    " Uygar olmayan kimseler, uygar olanların ayakları altında kalmakla karşı karşıyadır."



    " Uygarlık yolunda yürümek ve başarılı olmak, yaşamak için baş koşuldur "
    ata45ata, Emir88, R@B!SHE ve diğer 5 kişi bunu beğendi.
  6. dennuz

    dennuz Üye

    Katılım:
    24 Aralık 2010
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ya nasıl konu açyoruz

    :dil2::dil2::dil2:
  7. tatlı kelebek

    tatlı kelebek Üye

    Katılım:
    21 Nisan 2010
    Mesajlar:
    74
    Beğenileri:
    52
    Ödül Puanları:
    0
    Off Çok Uzun Bunlar .
    Kısa Olarak Yok Mu ?
    buhar
  8. gamze1997

    gamze1997 Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    62
    Beğenileri:
    29
    Ödül Puanları:
    0
    Bune yha soru sorduk :
    Hazırlık Soruları:
    1. Gençliğe Hitabe'de Atatürk, Türk gençliğine nasıl mesaj vermektedir?
    2. Cumhuriyetin ilk yıllarını eğitim açısından değerlendiriniz.
    3. Bir millet için dil ve tarih neden önemlidir?
    4. Çağdaşlaşma yolunda yapılan inkılaplar hangileridir?
    5. Bir toplumun modernleşmesinde sanat ve sporun önemi ne olabilir?
    6. Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasal yapısı hangi inkılaplarla düzenlenmiştir?
    7. Toplumlar için yenileşme ve çağdaşlaşma nedne gereklidir?
    8. Türk inkılabı hangi alanlarda gerçekleştirilmiştir?

    Yardımcı olursanız sevinirim.
    R@B!SHE bunu beğendi.
  9. gulsah_111

    gulsah_111 Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2011
    Mesajlar:
    1
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    İnkılap Tarihi Dersi 4. Ünite Hazırlık Soruları:
    1)Atatürk Gençliğe Hitabe'de Türk milletinin gençlerine, ülkeyi kanlarının son damlasına kadar korumaları gerektiğini ve günün birinde ülkenin kötü bir duruma düşebileceğini belirtir.

    2)‘‘Eğitimdir ki, ulusu ya özgür, bağımsız, ünlü ve yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da onu tutsaklığa ve yoksullğa sürükler’’ sözüyle zaten eğitime vurgu yapmış hatta Kurtuluş Savaşı sırasında bile Maarif Kongresi'ni toplatmış olan Atatürk Cumhuriyet'in ilk yıllarında da eğitime büyük önem vermiştir.

    3)Bir milleti ayakta tutan, onun varlığını ve devamını sağlayan, millî şuuru besleyen, bir millete mensup olma hazzını veren ve bireylerini birbirine yaklaştırarak onlar arasında birlik yaratan unsur olarak dilin ve tarihin millet hayatındaki yeri çok önemlidir. Öyle ki milletin varlığı, dilin ve tarihin varlığıyla mümkündür.

    4)Siyasal Alanda Yapılanlar
    Saltanatın Kaldırılması (l Kasım 1922)
    Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923)
    Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
    Hukuk Alanında İnkılap Hareketleri :
    Tevhidi Tedrisat Kanunu
    Harf inkılabı (Yeni Türk Harflerinin Kabulü, l Kasım 1928)
    Tarih ve Dil Alanındaki Gelişmeler
    Güzel Sanatlarda Gelişme
    Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması
    Kıyafette Değişiklik (25 Kasım 1925)
    Şapka Kanunu (25 Kasım 1925)
    Soyadı Kanununun Kabulü (21 Haziran 1934)
    Takvimde Değişiklik (26 Aralık 1925)
    Türk Kadın Haklarındaki Gelişmeler:
    Siyasi haklar olarak kadınlara;

    1930'do belediye seçimlerine katılma,
    1933'te muhtarlık seçimlerine katılma,
    1934'te Anayasada yapılan bir değişiklikle milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

    Ekonomi Alanındaki Atılımlar
    izmir iktisat Kongresi
    1923 yılında İzmir'de toplanan İzmir iktisat Kongresi, ekonominin devlet hayatındaki önemini belirterek milli egemenliğin ekonomik egemenlikle pekiştirilmesi zorunluluğunu ortaya koymuştur.

    5)Kültür bir milletin geçmişi ile geleceği arasında köprüdür.
    Sanat ancak düşünce özgürlüğünün olduğu bir ortamda gelişebilir.Sanatçının duygularını yansıtmakta özgür olmadığı bir ortamda eser üretemeyeceğinin farkında olan Atatürk, her zaman sanatın ve sanatçının yanında olmuştur.
    Spor da bir ülke için sanat kadar önemlidir, insanı zinde tutar ve ülkenin modernleşmesi sanatın yanında spora da bağlıdır.

    6)ANKARA'NIN BAŞKENT OLMASI*ÇOK PARTİLİ REJİM DENEMELERİ*CUMHURİYETİN İLANI*HALİFELİĞİN KALDIRILMASI*TÜRKİYE'NİN YENİDEN İDARİ TEŞKİLÂTLANMASI* SALTANATIN KALDIRILMASI*KURULAN SİYASİ PARTİLER*TAKRİR-İ SÜKUN KANUNU

    7)Her toplum için çağdaşlaşma gereklidir çünkü toplumlar zaman ilerdedikçe gelişir ve değişir.Tüm toplumlar aynı oranda gelişmeli ve birbirleri ile aynı refah düzeyinde yaşamalıdırlar.

    8)Siyasi-Hukuk-Eğitim ve Kültür-Sosyal-Ekonomik-Sağlık.




    Bir teşekkür yeter.
    fatma1356, mess~ ve Emir88 bunu beğendi.
  10. Emir88

    Emir88 Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2010
    Mesajlar:
    28
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    Buhar moderatörümüze de gulsah_111 üyemize de teşekkürler.

    Herkese iyi forumlar...

Sayfayı Paylaş